Salı, Şubat 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Belirsizliğe Tahammül: Kontrol İhtiyacının Psikodinamiği

Belirsizlikle karşılaşmak insan psikolojisi için nötr bir deneyim değildir. Kontrol duygusunun zayıfladığı her an, zihinde kaygıyı tetikleyen bir boşluk oluşur. Bu boşluk kimi zaman plan yaparak, kimi zaman ayrıntılara tutunarak, kimi zaman da her ihtimali önceden hesaplamaya çalışarak doldurulur. Kontrol ihtiyacı tam da bu boşlukta şekillenir. Ancak bu ihtiyaç her zaman düzen sevgisi ya da disiplinle açıklanamaz. Çoğu zaman kökeninde, belirsizliğin yarattığı güvensizlik duygusuyla baş etme çabası vardır.

Gündelik yaşamda bunun çok tanıdık örnekleri vardır. Bir mesajın geç gelmesiyle zihnin hızla en kötü senaryoya kayması… İş yerinde “konuşmamız lazım” denildiğinde bedenin bir anda gerilmesi… Sağlık kontrolünden sonra sonuçlar açıklanana kadar internetten semptom araştırmak… Çocuğun okuldan geç çıkmasıyla panik hissetmek… Uçuş sırasında en ufak türbülansta kontrol kaybı korkusunun yükselmesi… Bu örneklerin ortak noktası, olayın kendisinden çok, “ne olacağını bilmeme” halidir.

Kontrolün Duygusal Düzenleme Aracı Olarak İşlevi

Kontrol ihtiyacı çoğu zaman “Ben sadece hazırlıklı olmak istiyorum” ya da “Netlik benim için önemli” cümleleriyle ifade edilir. Fakat psikolojik düzeyde kontrol, çoğu zaman duygusal düzenleme aracıdır. Belirsizlik, savunmasızlık hissini tetiklediğinde zihin hızla devreye girer. Olası riskler hesaplanır, senaryolar yazılır, alternatif planlar hazırlanır. Bu süreç kısa vadede rahatlatıcıdır; kişi kendini aktif ve güçlü hisseder. Ancak uzun vadede bu strateji, belirsizliğe toleransı azaltabilir.

Psikodinamik Bakış ve Bağlanma Deneyimleri

Psikodinamik literatür kontrol ihtiyacını erken dönem bağlanma deneyimleriyle ilişkilendirir. Çocuklukta bakım verenin tutarsız ya da öngörülemez olması, çocuğun dünyayı güvenli bir yer olarak algılamasını zorlaştırabilir. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk için belirsizlik, yalnızca bilinmezlik değil; aynı zamanda korunmama anlamına gelebilir. Bu durumda zihinsel kontrol, duygusal güvenliğin yerini alan bir stratejiye dönüşebilir (Fonagy et al., 2002).

Benlik Algısı ve Kontrollü Olma Kimliği

Kontrol ihtiyacı yalnızca ilişkilerde değil, benlik algısında da kendini gösterir. Bazı bireyler için “kontrollü olmak”, güçlü olmakla eşdeğerdir. Duygularını kontrol edebilen, planlarını aksatmayan, krizleri yönetebilen kişi olmak bir kimlik haline gelir. Ancak bu kimlik çoğu zaman kırılgandır. Kontrol kaybı yalnızca bir durum değil, benliğe yönelik bir tehdit gibi algılanabilir.

İlişkilerde Belirsizliğe Tahammül ve Güven Arayışı

İlişkilerde kontrol ihtiyacının yansımaları daha görünürdür. Partnerin ne hissettiğini sürekli bilmek istemek, ilişkiye dair netlik talep etmek, geleceğe dair planları sık sık konuşmak… Bunlar yüzeyde bağlılık arayışı gibi görünse de çoğu zaman belirsizliğe tahammül edememe haliyle bağlantılıdır. “Bilmek istiyorum” cümlesinin altında sıklıkla “Kaybetmeye dayanabilir miyim?” sorusu vardır. Kontrol arttıkça karşı tarafın alanı daralabilir ve paradoksal biçimde ilişkiyi zayıflatabilir.

Ebeveynlikte Kontrol ve Koruma İçgüdüsü

Ebeveynlikte de benzer bir dinamik gözlenir. Çocuğun her adımını kontrol etmeye çalışan, hata yapmasına izin vermekte zorlanan ebeveynler çoğu zaman “Onu korumak istiyorum” der. Ancak aşırı kontrol, çocuğun belirsizlikle baş etme kapasitesini geliştirmesini zorlaştırabilir. Belirsizliğe tahammül öğrenilen bir beceridir; sürekli kontrol edilen bir ortamda bu öğrenme alanı daralır.

Modern Yaşam ve Dijital Öngörülebilirlik Beklentisi

Modern yaşam da kontrol ihtiyacını besleyen güçlü bir zemin sunar. Sürekli ölçülen performans, anlık geri bildirim kültürü ve hızla değişen gündem, belirsizliği daha tehditkar hale getirebilir. Sosyal medya algoritmaları dahi bize öngörülebilirlik sunar; neyi beğendiğimizi bilir ve benzer içerikler gösterir. Bu alışkanlık, gerçek yaşamda da öngörülebilirlik beklentisini artırabilir. Oysa hayat algoritmik değildir; gecikmeler, sürprizler ve plan dışı gelişmeler kaçınılmazdır.

Duygusal Esneklik ve Katı Kontrol Arasındaki Fark

Kültürel olarak da kontrol çoğu zaman erdemle ilişkilendirilir. “Kontrollü olmak”, “soğukkanlı olmak”, “duygularını belli etmemek” güçlü kişilik özellikleri gibi sunulur. Ancak duygusal esneklik ile katı kontrol arasındaki fark çoğu zaman gözden kaçar. Katı kontrol, dışarıdan sağlam görünen fakat küçük bir çatlakta yoğun kaygı yaratan bir duvar gibidir. Esneklik ise kontrolün tamamen kaybolduğu değil, gerektiğinde gevşeyebildiği bir denge halidir.

Belirsizlikle kurduğumuz ilişki aslında kendimizle kurduğumuz ilişkinin de bir yansımasıdır. İç dünyasında yoğun eleştirel bir ses taşıyan bireyler için belirsizlik daha tehditkar olabilir; çünkü olası bir hata yalnızca dışsal bir sonuç değil, içsel bir yargılanma anlamına gelir. Bu durumda kontrol, dış dünyayı düzenleme çabasından çok, “yanlış yaparsam değerim azalır” inancını yönetme girişimine dönüşür.

Belirsizliğin Fizyolojik Yansımaları ve Beden

Belirsizlik karşısında beden de aktif rol oynar. Kalp atışının hızlanması, kasların gerilmesi, mide sıkışması gibi fizyolojik tepkiler kontrol ihtiyacını artırabilir. Çünkü beden alarm verdiğinde zihin bu alarmı anlamlandırmaya çalışır. Beden regüle edilmeden yalnızca düşünce düzeyinde kontrolü bırakmaya çalışmak çoğu zaman yetersiz kalır. Kaygının bedensel boyutu psikoterapide önemli bir çalışma alanıdır (van der Kolk, 2014).

Obsesif Döngü ve Geçici Rahatlama

Kontrol ihtiyacı obsesif eğilimlerle de kesişebilir. Sürekli kontrol etme, tekrar tekrar emin olma, hata yapma korkusu gibi davranışlar kaygıyı azaltma amacı taşır. Ancak bu davranışlar kaygıyı geçici olarak düşürse de uzun vadede kontrol etme döngüsünü güçlendirir. Zihin “kontrol ettim ve rahatladım” deneyimini öğrenir; böylece her belirsizlikte yeniden kontrol arayışına girer.

Kimlik Unsuru Olarak Kontrol ve Değişim Zorluğu

Bazı bireyler için kontrol yalnızca bir davranış biçimi değil, aynı zamanda bir kimlik unsurudur. “Ben planlıyımdır”, “Ben her şeyi düşünürüm”, “Ben riske girmem” gibi ifadeler zamanla kişinin kendini tanımlama biçimine dönüşebilir. Bu durumda kontrolü gevşetmek yalnızca bir alışkanlığı değiştirmek değil, benlik algısında esneme yaratmak anlamına gelir. Kontrol azaldığında ortaya çıkan boşluk, bazen kaygıdan çok kimlik belirsizliği yaratır. Kişi, kontrol etmeden de değerli, yeterli ve güvende olabileceğini deneyimlemedikçe bu esneme zorlayıcı olabilir.

Sonuç: Belirsizlikle Kalabilme Kapasitesi

Sonuç olarak kontrol ihtiyacı çoğu zaman güç arayışından değil, korunma arayışından doğar. Belirsizlik, insan zihni için tehdit edici olabilir; ancak bu tehditle kalabilme kapasitesi geliştirilebilir. Psikolojik olgunluk, her şeyi kontrol edebildiğimiz yerde değil; kontrol edemediğimiz halde kendimizi kaybetmediğimiz yerde başlar. Belki de mesele hayatı kontrol etmek değil, kontrol edemediğimiz yerde kendimizi taşıyabilmeyi öğrenmektir.

Kaynakça 

  • Fonagy, P., Gergely, G., Jurist, E. L., & Target, M. (2002). Affect regulation, mentalization, and the development of the self. Other Press.

  • van der Kolk, B. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.

Cansu Kasap
Cansu Kasap
Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimimi İstanbul Rumeli Üniversitesi’nde, Psikoloji lisans eğitimimi ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde tamamladım. Moodist Hastanesi ve çeşitli özel danışmanlık merkezlerinde klinik gözlem ve süpervizyon deneyimleri kazandım. Psikodinamik Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi ekollerinde çalışıyor; daha çok ilişki sorunları, yeme bozuklukları, duygusal regülasyon, anksiyete bozuklukları ve depresyon alanlarında danışanlarıma destek oluyorum. Sosyal medya hesabımda yaptığım paylaşımlarda, psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği sade bir dille aktarmayı önemsiyor ve psikolojik desteğin herkes için ulaşılabilir olmasını destekliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar