İnsan ilişkilerinin en kırılgan ama bir o kadar da birleştirici noktası vardır: anlaşılmak. Çoğu zaman bunun adını koymayız; ama içimizin bir yerinde hep aynı beklenti taşırız: “Biri beni gerçekten görsün. Ne demek istediğimi, ne hissettiğimi anlasın.”
Bu ihtiyaç öyle temel ki, bazen bir ilişkide kriz yaratır, bazen bir ailede sessiz duvarlar örer, bazen de bir dostlukta derin bağ kurulmasının anahtarı olur. İnsanlar olarak yalnızca var olmakla yetinmeyiz; anlaşılmak, duygusal dünyamızın güvenliğini sağlar. Araştırmalar, kişinin kendini anlaşılmış hissettiği ilişkilerde stresinin daha düşük, duygusal düzenleme becerisinin daha güçlü ve benlik algısının daha sağlam olduğunu gösteriyor.
Peki, anlaşılmak bu kadar önemliyken neden çoğu zaman en basit konuşmalarda bile birbirimize ulaşamıyoruz?
Konuşuyoruz Ama Gerçekten Temas Kuramıyoruz
Modern dünyada iletişim hızlı, ama çoğu zaman yüzeysel. Mesajlar, sesli notlar, kısa cevaplar, yorgun zihinler… Her şey konuşmayı artırıyor ama anlamayı azaltıyor. İnsanlar birbirine cevap veriyor, fakat çoğu zaman söylediklerinin duygusal arka planına temas etmiyor.
Düşünün; bir arkadaşınız size zor bir gün geçirdiğini anlatıyor. Siz “Ah, tamam” diyerek cevap veriyorsunuz. Kelime olarak bir tepki vermiş oluyorsunuz, ama o kişi hâlâ yalnız hissediyor. Çünkü anlaşılmak, sadece kelimelerle değil, duygunun hissedildiğini bilmekle ilgilidir.
Bunu kendi deneyimimle şöyle özetleyebilirim:
“Ben anlatırken karşımdaki kişi beni dinliyor gibi bakıyor ama aslında o sırada ne diyeceğini düşünüyormuş gibi hissediyorum.”
Bu cümle çoğumuzun deneyimidir. Karşımızdaki gerçekten bizi dinlediğinde, bunun enerjisi farklıdır. Sadece kelimeler değil, ton, yüz ifadesi, duraklamalar hatta sessizlik bile “Seni duyuyorum” der.
Anlaşılmak, Güvende Hissetmek Demek
Kendimizi anlaşılmış hissettiğimizde beynimiz ve bedenimiz de buna tepki verir. İnsanlar anlaşılmadığında gerilir; çünkü beynimiz bunu bir tehdit olarak algılar. “İfade ettim ama ulaşamadım.” Bu, en eski duygularımızdan birini tetikler: yalnızlık.
Anlaşılmak, kim olduğumuzu ve hissettiklerimizi onaylayan bir deneyimdir. Hepimizin içinde bir soru vardır: “Ben olduğum hâlimle yeterli miyim?” Birisi bizi gerçekten anladığında, bu soruya verilen en güçlü cevap gelir:
“Evet, seni duyuyorum ve olduğun hâl iyi.”
Bu basit cümle, yalnızlık duygusunu hafifletir, kendine güveni artırır ve duygusal bağlarımızı güçlendirir. Anlaşılmak, sadece zihinsel veya duygusal bir ihtiyaç değil; bir anlamda ruhsal bir beslenme biçimidir.
Anlaşılmamak: Sessiz Bir Yaralanma
Anlaşılmadığımızda öfke, kırgınlık ve uzaklaşma hissi doğar. Çünkü çabamız boşa çıkmış gibi hissederiz. Birçok ilişkide kavgaların, tartışmaların veya sessiz duvarların altında aslında tek bir duygu yatar:
“Beni anlamıyorsun.”
Bu cümle, öfkenin değil, hayal kırıklığının sesidir. Yetişkin görünür, ama içte yaralanmış bir taraf konuşuyordur. İlginç olan şu ki: Çoğu zaman insanlar kasıtlı olarak anlamaz değildir; sadece empati eksikliği vardır. İki taraf da aynı anda,
“Ben neden anlaşılmıyorum?”
diye düşünebilir.
Özellikle aile ilişkilerinde veya uzun süreli dostluklarda bu durum daha sık yaşanır. Düşünün, bir kardeşiniz size bir şey anlatıyor ve siz farkında olmadan kendi hayatınızın telaşına dalıyorsunuz. Karşınızdaki kişi, sizin dikkatinizi çekmeden hislerini paylaşamaz, çünkü anlaşılmak hissetmez. İşte bu tür küçük eksiklikler zamanla sessiz duvarlara dönüşür.
Anlaşılmak Nasıl Mümkün Olur?
Anlaşılmak bir lütuf değildir; öğrenilebilir bir beceridir. Bunun için üç temel adım yeterli olabilir:
1. Anlamak İçin Dinlemek
Konuşanı sözlerini kesmeden, açıklama yapma ihtiyacı duymadan, çözüm sunmadan dinlemek…
Sadece dinlemek. Bu, anlaşılmakın temel adımıdır.
2. Duyguyu Yakalamak
“Bunu söylediğinde kırılmış gibisin.”
“Ses tonundan yorgun olduğunu anlıyorum.”
Bu tür yansıtıcı cümleler, kişinin kendi duygusunu fark etmesini ve anlaşılmış hissetmesini sağlar.
3. Meraktan İlerlemek, Varsayımda Bulunmamak
“Bunu böyle hissetmene sebep olan neydi?”
“Senin açından nasıl görünüyor?”
Bu sorular, iletişimi derinleştirir ve karşımızdaki kişiye saygı duyduğumuzu gösterir.
Bazen anlaşılmak için en etkili yöntem, sessizce yanımızda olmasını hissettirmektir. Bir gülümseme, bir dokunuş veya sadece sessizce dinlemek, kelimelerin ötesinde bir bağlantı yaratabilir.
Hatta küçük hikâyeler bile anlaşılmakın gücünü gösterebilir. Mesela bir arkadaşım bana şöyle demişti:
“Anneme hissettiklerimi anlatamadım, o da beni anlamadı. Ama bir gün sadece sessizce yanımda oturdu ve bana bakıp ‘Buradayım’ dedi. İşte o an kendimi anlaşıldığımı hissettim.”
Bu örnek, anlaşılmakın her zaman kelimelerle olmayabileceğini, bazen sadece var olmanın yeterli olduğunu gösteriyor.
Anlaşılmak Hepimizin Hakkı
Anlaşılmak bir lüks değil, insan olmanın temel bir parçasıdır. Sadece kelimeleri duymak değil; karşımızdaki kişinin hislerine, düşüncelerine ve deneyimlerine alan açmakla mümkündür. Her insan duyulmak ister; her kalbin en derin arzusu temas etmektir.
Bazı cümleler, bir ömrün yalnızlığını iyileştirebilir. Bazı bakışlar, ruhumuzda yıllardır hissettiğimiz boşluğu doldurabilir. Anlaşılmak, küçük ama derin bir mucizedir; hem veren hem alan için bir bağ ve rahatlama kaynağıdır.
Unutmayalım: İnsan olarak ihtiyacımız olan sadece konuşmak değil, anlaşılmaktır. Ve birini gerçekten anlamak, hayatın en basit ama en etkili armağanlarından biridir.
Hayatın karmaşasında bazen bir durup dinlemek, karşımızdaki kişinin gözlerinin içine bakmak veya sessizce yanında olmak, kelimelerden daha fazla şey ifade eder. Çünkü anlaşılmak, bir anın derinliğiyle hissedilir; kelimelerle değil.
Kaynakça
Beck, J. S. (2021). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond (3rd ed.). Guilford Press.
Cozolino, L. (2014). The neuroscience of human relationships: Attachment and the developing social brain. W.W. Norton.
Gottman, J., & Silver, N. (2015). The seven principles for making marriage work. Harmony Books.
Porges, S. W. (2011). The polyvagal theory: Neurophysiological foundations of emotions, attachment, communication, and self-regulation. W.W. Norton.
Rogers, C. R. (1995). On becoming a person: A therapist’s view of psychotherapy. Houghton Mifflin.


