Hiç özellikle stresli, kaygılı veya üzgün hissettiğiniz anlarda yeme davranışlarınızda kontrol kaybı hissettiğiniz oldu mu? Özellikle olumsuz duygularınız hakimken kontrol kaybı yaşamış olmanız daha olağandır. Aç değilken bile yemek yeme isteğiniz ortaya çıkabilir. Bu durum literatürde duygusal yeme olarak adlandırılır. Ancak, duygusal yemeyi tek başına bir rahatsızlık olarak adlandıramayız. Hatta duygusal yeme çoğu insanın yaşayabileceği bir durum olarak görülür. Kişi, duygularını bastırmak veya hafifletmek adına yeme davranışı sergileyebilir. Bu durumda kişi karnını doyurmak için değil, duygularını regüle etmeye çalıştığı için yemek yeme davranışı gösterir.
Şimdi gelelim duygusal yemenin tanımına: Duygusal yeme hiçbir açlık hissi olmadan yani fiziki bir belirti göstermeden sadece duygu yükü dolayısıyla ortaya çıkan bir durumdur. Duygusal açlıkla başa çıkmak fizyolojik açlıkla başa çıkmaktan çok daha meşakkatli görünür çünkü bazen kişi yaşadığı açlığın duygularından kaynaklı olduğunu bile fark edemeyebilir. Kişi duygusal bağlamda yeme atakları yaşayabilir. Duygusal yeme bilinenin aksine sadece yaşanan olumsuz duygulardan kaynaklanmaz. Fakat yeme ataklarının genellikle yoğun öfke ve mutsuzluk sebebiyle ortaya çıktığı belirtilir. Öncesinde de söylediğim gibi duygusal yeme tek başına bir rahatsızlık veya bozukluk değildir, fakat bu yeme davranışı süreklilik gösterirse veya tıkınırcasına yeme davranışına (binge eating) dönüşürse ‘Duygusal Yeme Bozukluğu’ olarak adlandırılmaya başlanabilir.
Duygusal yeme, Bulimia Nervoza gibi bir yeme bozukluğu ile birçok kez anılmıştır. Aynı zamanda Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu ile de ilişkili olabileceği açıkça gözlenmiştir. Duygusal yeme (emotional eating) olumsuz duygulardan da olumlu duygulardan da kaynaklanabilir. Öfke, stres, kaygı gibi duygular duygusal yemeye yol açan olumsuz duygulara örnek gösterilebilirken; keyif ve mutluluk gibi duygular da duygusal yemeye yol açan olumlu duygulara örnektir. Bireylerin keyifli ve mutlu hissettiklerinde tatlı ve şekerli yiyeceklere yöneldikleri gözlemlenmiştir, bu yönelimdeki amaç yemeğin hazzına varabilmek olarak saptanmıştır.
Öfkeli hissedilen zamanlarda ise bireylerin dürtüsel yeme davranışı sergilediği gözlemlenmiştir. Sağlıksız gıda ve atıştırmalıkların tercih edilmesi kişinin kendisini yoğun duygulardan uzaklaştırmaya çalışması şeklinde belirtilmiştir (Wallis ve Hetherington, 2009). Kısa süreli duygu düzenleme sürecini ve stresi azaltması yönünde etkili besinler olarak yağlı ve karbonhidrat tüketildiği de yapılan araştırmalarda görülmüştür (Bozan, 2009). Yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinler dolayısıyla obez bireylerin duygusal yeme davranışını sık yaşadığı düşünülebilir. Fakat duygusal yeme sadece obez bireylerde görülmez, aksine normal kilolu, diyet yapan veya kilo alma endişesi taşıyan bireylerde de görülebilir.
Bu sebeple duygusal yeme davranışını tek bir açıdan değerlendirmek doğru olmayacaktır. Çünkü duygusal yeme, farklı yaş aralıklarını, cinsiyetleri, duygusal, sosyal ve psikolojik boyutları da kapsar. Bu boyutlardan inceleyecek olursak duygusal yeme için bazı risk gruplarından bahsedebiliriz. Ergenlik ve çocukluk dönemindeki bireyler, obez bireyler ve psikolojik sorunları olan bireyler risk gruplarında gösterilebilir. Ergenlik döneminde duygusal yeme, ergen bireyleri yaşanan stres ve kaygı dolayısıyla olumsuz duygulara elverişli hale getirdiğinden dolayı daha sık görülür. Yetişkinlere ve çocuklara göre dış görünüş kaygısı duygusal yeme veya yeme bozukluğu davranışlarının ortaya çıkmasında önemli bir faktör olarak belirtilir. Çünkü ergenler görünüş kaygısını daha fazla yaşama eğilimindendir. Aynı zamanda depresyon ve anksiyete de iştah artışı veya iştah kesintisiyle kendini gösterebilir. Bu psikolojik belirtilerle birlikte görülen yeme bozuklukları, bireylerin psikososyal uyumunu bozmakta ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşlere yol açmaktadır.
Sonuç olarak duygusal yeme, genellikle olumsuz duygulara tepki olarak aşırı yeme davranışı göstermek şeklinde tanımlanır. Olumsuz fiziksel ve psikolojik sonuçlar ortaya çıkaracağı da gözlenmiştir. Ayrıca duygusal yeme davranışına yol açan belli duygular olduğunu da söylemek mümkündür. Bu duygular öfke, kaygı, stres, mutsuzluk ve mutluluk olarak sıralanabilir. Stresin, öfkenin ve mutluluk duygusunun yiyecek seçimini de farklı şekilde etkilediğini belirttik. Yani duygularımızın beslenme alışkanlığımızı doğrudan etkilediğini söylemek yanlış olmaz. Duygularımızı regüle etmenin, kontrol edebilmenin önemini bu yazımızda fark edebiliriz. Duygularımız hayat akışımız için önemli faktörlerdir ve beslenme alışkanlıklarımıza kadar yansımasından bunu anlamamız gerekir. Duygusal yeme davranışının fiziki ve psikolojik olarak bizi olumsuz etkileyebildiğini unutmayın ve duygusal yeme davranışlarınıza farklı açılardan bakmayı aklınızdan çıkarmayın.
Kaynakça
-
Bozan, N. (2009). Hollanda Yeme Davranışı (DEBQ) Anketinin Türk Üniversite Öğrencilerinde Geçerlilik ve Güvenirliğinin Sınanması (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Başkent Üniversitesi, Ankara.
-
Mcatamney, K., Mantzios, M., Egan, H., & Wallis, D. J. (2021). Emotional eating during COVID-19 in the United Kingdom: exploring the roles of alexithymia and emotion dysregulation. Appetite, 161, 105120.
-
Okonishnikova, E., Bryukhin, A., & Lineva, T. (2018). Dysmorphophobic disorders in patients with eating disorders. Psychiatria Danubina, 30(Suppl. 1), 47-47.
-
Wallis, D. J. ve Hetherington, M. M. (2009). Emotions and Eating. Self-reported and Experimentally Induced Changes in Food Intake Under Stress. Appetite, 52(2), 355- 362.


