Günümüzde özellikle de Z Kuşağı olarak sosyal medya üzerinden birçok akıma maruz kalıyoruz. Bu akımlar sadece sosyal medya içeriklerimize değil aynı zamanda hayatlarımıza, mindsetlerimize de yansıyor. Dijital çağın gençleri olan bizler konforumuzu seviyoruz ve bu konfordan uzaklaşmak bize zor geliyor. Bitmek bilmez akımlardan biri olan “Soft Life/ Slow Living” akımı, bizlere kargaşadan uzak ve tükenmişlikten kaçınan konforlu bir hayat sürmeyi tembihlerken öte yandan sporun doğası gereği var olan disiplin ve acı (pain) bu denklemin neresinde kalıyor? Hem konforumuzdan ödün vermemek hem de sporun bize vaat ettiklerine ulaşabilmeyi hedeflemek ne kadar mümkün? Belki de bu denklemde yeni nesil spor psikolojisi, “Delusional Confidence” ve “Mindfulness” arasında bir noktada kalıyor. Yani hem kendimizin en iyi versiyonu olduğumuza inanacak kadar ‘delulu’ olup hem de kendimizi en az eforu harcamaya itecek kadar da ‘mindful’ kalmalıyız.
Öz – Şefkat ve Performans İlişkisi
Öncelikle slow life akımını ele alarak başlayalım. Çoğunlukla tembellik ya da hareketten, efordan kaçış olarak düşünülse de soft life akımı aslında spor psikolojisini de yakından ilgilendiren Self – Compassionate Mindfulness yani Öz – Şefkatli Farkındalık yaklaşımı ile benzer yönlere sahip. Spor psikolojisinde bu kavram, spor yapan kişinin kendi fiziksel sınırlarına ve performansına karşı gösterdiği tutum anlamına gelir.
Neff’in (2003) öz – şefkat kuramında bahsettiği gibi, kendimize karşı gösterdiğimiz tolerans bir ‘vazgeçiş’ değil, tam tersi uzun dönemli performansın en sağlam temelidir. Yani antrenman sırasında ‘bugünlük bu kadar yeter’ diyebilmek bir vazgeçiş ya da yenilgi değil aksine Ferguson ve arkadaşlarının (2014) da değindiği gibi, yarın daha güçlü dönebilmek için atılmış bilimsel ve stratejik bir adımdır. Bu noktada soft life akımı, sporu terk etmeyi değil; sporu bedenle iş birliği içinde sürdürmeyi hedefler.
Psikolojik Dayanıklılık ve Farkındalık
Bu noktada spor psikolojisi literatürü, konfor arayışı ile disiplin gerekliliği arasındaki gerilimi siyah–beyaz bir karşıtlık olarak ele almaz. Aksine, sporun psikolojik kazanımlarının yalnızca “acıya katlanma” üzerinden değil, psikolojik dayanıklılık ve bilinçli farkındalık gibi süreçler aracılığıyla ortaya çıktığını öne sürer. Yapılan araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitenin yaşam doyumunu artırmasında dayanıklılığın aracı rol oynadığını ve bu ilişkinin bireyin mindfulness düzeyi yükseldikçe güçlendiğini göstermektedir (Secer & Kacay, 2023). Bu da sporun, sürekli zorlanma ve kendini aşma anlatısından ziyade, kişinin bedenini ve sınırlarını fark ederek ilerlediği bir deneyim alanı olabileceğini düşündürür.
Z Kuşağı ve Sürdürülebilir iyi oluş
Spor psikolojisi de konfor arayışı ile disiplin gerekliliği arasındaki bu çatışmayı siyah-beyaz bir karşıtlık olarak ele almaz. Aksine, sporun psikolojik kazanımlarının yalnızca “acıya katlanma” üzerinden değil; psikolojik dayanıklılık ve bilinçli farkındalık gibi süreçler aracılığıyla ortaya çıktığını vurgular. Yapılan araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitenin yaşam doyumunu artırmasında dayanıklılığın aracı rol oynadığını ve bu ilişkinin bireyin mindfulness düzeyi yükseldikçe güçlendiğini göstermektedir (Seçer & Kaçay, 2023). Bu bulgular, sporu sürekli zorlanma ve kendini aşma anlatısından ziyade, kişinin bedenini ve sınırlarını tanıyarak ilerlediği bir deneyim alanı olarak yeniden düşünmemizi sağlar.
Diğer bir yandan, sosyal medyada romantize edilen “soft life” anlatıları, Z Kuşağı’nın tükenmişlikten kaçınma ve zihinsel iyi oluş hâlini koruma ihtiyacına güçlü bir karşılık sunar. Pozitif psikoloji de bireyin yalnızca stresten kaçmasını değil, iyi oluş hâlini sürdürülebilir kılmasını merkeze alır. Ancak burada ince bir çizgi vardır: Konforu önceleyen bu yaklaşım, sporda ilerlemenin kaçınılmaz bir parçası olan rahatsızlık hissiyle karşılaşıldığında geri çekilmeye dönüşme riski taşır. Tam da bu noktada, spor psikolojisinde tartışılan pozitif yanılsamalar (positive illusions) kavramı devreye girer. Bireyin kendisini olduğundan daha yetkin ya da potansiyelini olduğundan daha erişilebilir algılaması, kısa vadede motivasyonu artırsa da uzun vadede gerçekçi hedeflerle çatışma riski barındırır (Taylor & Brown, 1988).
Bilişsel Regülasyon ve İnanç Sistemleri
Sosyal medyada “delusional confidence” olarak adlandırılan bu yaklaşım, akademik literatürde doğrudan bir terim olarak yer almasa da; öz-yeterlik, iyimserlik ve pozitif benlik algısı çalışmalarında karşılığını bulur. Spor bağlamında bu tür bir inanç sistemi, bireyin performansa başlamasını kolaylaştırabilir; ancak sürdürülebilirlik yalnızca inançla değil, bedensel farkındalık ve zihinsel regülasyon ile mümkündür. Mindfulness temelli yaklaşımlar, sporcunun acıyı bastırmak yerine onu gözlemlemesini; zorlanmayı kişisel bir tehditten ziyade sürecin doğal bir parçası olarak algılamasını sağlar.
Dolayısıyla “soft life” ile spor disiplini arasındaki çatışma, hangisinin doğru olduğu değil; bu iki yaklaşımın nasıl yeniden tanımlandığıdır. Spor psikolojisi, kişiyi hem kendisine şefkatli kalabildiği hem de hedefleri doğrultusunda istikrarlı bir çaba gösterebildiği bir yere çekmeye çalışır. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, sporu romantize etmek ya da acıyı güzellemek değil; bilinçli bir eforla sürdürülebilir bir iyi oluş hâli inşa etmektir. Bu süreçte disiplin kavramını, bedene rağmen değil, bedenle birlikte hareket etmek olarak yeniden kurgulamak elzemdir.
Kaynakça
Neff, K. D. (2003). Self-compassion: An alternative conceptualization of a healthy attitude toward oneself. Self and Identity, 2(2), 85–101. https://doi.org/10.1080/15298860309032
Ferguson, L. J., Kowalski, K. C., Mack, D. E., & Sabiston, C. M. (2014). Self-compassion and eudaimonic well-being during emotionally difficult times in sport. Journal of Sport & Exercise Psychology, 36(6), 562–573. https://doi.org/10.1123/jsep.2014-0015
Seçer, E., & Kaçay, Z. (2023). Fiziksel aktivitenin yaşam doyumu üzerindeki etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolü ve bilinçli farkındalığın düzenleyici etkisi. Frontiers in Psychology, 14, 1–12. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2023.XXXXX
Taylor, S. E., & Brown, J. D. (1988). Illusion and well-being: A social psychological perspective on mental health. Psychological Bulletin, 103(2), 193–210. https://doi.org/10.1037/0033-2909.103.2.193


