Kaygı, Kaçınma ve Konfor Alanı Üzerine
İnsanların yaşam boyunca kendileri için belirledikleri konfor alanları bulunmaktadır. Bu alanlar bazen rahatlayıp derin bir nefes almak için; bazılarımız için ise kaçabileceğimiz, güvende hissettiğimiz güvenli limanlardan oluşur.
Kaygı
Kendimizce belirlediğimiz tehlikeler karşısında hissettiğimiz yoğun endişe, korku ve huzursuzluk hislerini yaşatan duygusal tepkilerdir. Kaygılı hissettiğimizde fiziksel, duygusal ve davranışsal olarak belirtiler gösterebiliriz.
Fiziksel Belirtiler
Kalbin hızlı atması, nefes alamama hissi, ellerin veya vücudun titremesi, kendini kasmaktan ve stresten oluşabilecek baş ağrıları, mide bulantısı ve kusma görülebilir.
Duygusal Belirtiler
Çaresizlik, huzursuzluk, kötü bir şey olacak hissi ve korku.
Davranışsal Belirtiler
Kaygılı hissettiğimiz anlarda bu durumdan kaçınmak isteriz. Bazen bu kaçınma; sosyal izolasyon, madde kullanımı veya bağımlılık şeklinde de kendini gösterebilmektedir.
Korku ve Kaygı Hislerini Neden Yabancılaştırırız?
Kaygı ve korku gibi olumsuz hisler rahatsız edici ve kötü hisler olarak adlandırıldığından, bu hisler geldiğinde onları vücuttan uzaklaştırmak isteriz. Bunun için elimizden geleni yapar ve kaçınma davranışları gösteririz. Vücut, bu hisler geldiğinde bunların atılması gereken kötü şeyler olduğunu düşünür ve bu hisleri andıran belirtiler ortaya çıktığında vücudumuzda bir panik hissi yayılır.
Halbuki bunların da birer duygu olduğunu anlamak, anda kalabilmek, duyguyu yaşayıp ona şans vermek; “vücutta bir tehlike var, bir şeyler yanlış” duygusunu oldukça azaltabilir. Korku ve kaygı hislerini tanımaya fırsat vermediğimiz ve onları negatif, kötü duygular olarak adlandırdığımız için bu duygulara yabancılaşırız. Diğer duygular gibi bu hisleri de vücudumuzda hissettiğimizde, onları yok etmeye çalışmak yerine sakince karşılayıp hissetmemize izin vermek sizce de bazı şeyleri değiştirebilir mi?
Kısır Döngü ve Sınırlanmak
Kaygı kaynağından kaçınma şeklimiz oldukça önemlidir. Bu durum, sonradan oluşabilecek rahatsızlıkların veya bağımlılıkların ilk adımı olabilir. Daha basit anlatmak gerekirse: İlk başta kaygımız oluşur. Bu kaygıdan kaçınmak isteriz ve bir yöntem buluruz; bu, uyumak, yemek yemek ya da sizi rahatlatan koltuğunuza çekilmek olabilir. Bu şekilde kısa süreli bir rahatlama yaşarız. Beyin bu rahatlamanın ardından şunu öğrenir: “Bu kaçınma yöntemi işe yaradı, bunu kullanayım.” Bu sayede vücut sürekli kaçınmaya başlar ve konfor alanı giderek daralır.
Bir diğer örnek olarak: Kişi topluluk önünde bulunmaktan kaygılanıyor olabilir. Bu durumdan ve huzursuzluk hissinden uzaklaşmak için metrobüse binmekten veya sunum yapmaktan kaçınır. Bu kaçınma kişiye büyük bir rahatlama sağlar. Beyin bu rahatlamayı ödül gibi öğrenir ve tekrar edebildiği kadar tekrar eder.
Bu tür durumlar deneyim alanlarını, hatta konfor alanlarını oldukça daraltır. Konfor alanları, kaçınmak zorunda kalınmayan son yerler olarak giderek azalır. Böylece kişi kendini fazlasıyla izole ederek kaygının azalmasını sağlamaya çalışır. Konfor alanı artık ev olur. Oradan çıkmak istemez. Uzun süre bu konfor alanında kaldıkça dışarı çıkmak ve insanların içinde olmak eskisine kıyasla çok daha zor gelir. Kişi konfor alanını oldukça daraltmıştır.
Bunun gibi durumlar, uzun vadede kaygının artmasına ve pekişmeyle birlikte anksiyete bozuklukları evrilebilme ihtimalini artırır. Konfor alanı azaldıkça kişinin kaygı eşiği daha da yükselir. Kaygı, konfor alanımızı tehdit eder hale gelirken; konfor alanımız ise bizi koruyan bir kalkan olur. Süreç ilerledikçe konfor alanımız bizi ve hayatımızı kontrol eder hale gelir. İçinde bulunduğumuz süreç boyunca, artık konfor alanında bile huzursuz hissetsek dahi bu alandan çıkmaktan kaçınır ve direnir hale geliriz. Bu alandan çıkmamız oldukça zor olabilir; çünkü değişim, konfor alanımızdan çıkmayı gerektirir. Bu değişimi bir risk olarak algılarız. (Schaub, 2022).
Fakat ne kadar dirensek, risk olarak görsek de konfor alanımızın sınırları değişime açık ve esnektir. Unutmayın rahat hissettiğimiz yerler her zaman doğru yerler değildir. Ve bunu değiştirmek bizim elimizdedir.
Sonuç
Kaygımızı duygusal, düşüncesel ve davranışsal olarak hissederiz. Kaygı ve korku hislerini tanımaya çalışmamak onları diğer duygular gibi kabullenememek ve vücuttan hızlıca uzaklaştırmaya çalışmak vücudumuzun bu gibi duyguları tehdit olarak algılamasına neden olur. Bir şekilde kaygıdan kaçınmak için bir yöntem bulur ve huzursuzluk hissinden uzaklaşmaya çalışırız. Bu bize kısa süreli bir rahatlama sağlar; fakat bir süre sonra bu durum beynimiz için bir ödül haline gelir ve tekrarlanır.
Bazen bu tür kaçınma yöntemleri konfor alanlarımızı daraltabilir. Kaygılı anlarımızda konfor alanımız olarak belirlediğimiz yerlere çekilebiliriz. Zamanla, konfor alanımızda rahatsız hissetsek bile artık bu alandan çıkmak istemeyiz ya da çıkamayız. Çünkü bu durum bir değişim gerektirir. Değişim ise konfor alanından çıkmak demektir ve bunu bir risk olarak görürüz. Fakat konfor alanının sınırları esnektir ve onları değiştirebiliriz.
Kaynakça
Schaub, F. (2022). Korku ve kaygı çözümleri (7. b.). Olimpos Yayınları.


