İş bulma çabası sonuçsuz kalan yeni mezunlar ve işini kaybeden deneyimli profesyoneller için işsizlik, bir duygusal kriz halidir. Bir mesleğe sahip olmak, bireyin yaşamındaki en temel maddi ve ruhsal dayanaklardan biridir. Bu dayanağın kaybı veya erişilemez oluşu; bireyde yalnızca finansal zorluklar değil, aynı zamanda çaresizlik ve yoğun gelecek kaygısı gibi yıkıcı duygusal sonuçlar doğurmaktadır (Aytaç ve Keser, 2002).
İşsizlik, yaşamın her evresinde sarsıcı bir deneyim olsa da profesyonel yolculuğun henüz başında bu durumla karşılaşmak, birey üzerinde çok daha derin ve kalıcı izler bırakabilmektedir. Güncel akademik çalışmalar, kariyerin erken dönemlerindeki işsizliğin sadece bir gelir kaybı olmadığını; aynı zamanda bireyin zihinsel ve fiziksel sağlığını, aile içi dinamikleri ve özsaygısını tehdit eden çok boyutlu bir kriz olduğunu doğrulamaktadır.
Genç Mezunların Görünmez Yükü: Gelecek Anksiyetesi
Vogel (2015) bu durumu daha geniş bir perspektifle ele alarak; genç işsizliğinin toplumsal istikrar üzerindeki risklerine, artan mali yüklere ve ekonomilerin uzun vadeli büyüme potansiyelini zayıflatan sosyal maliyetlere dikkat çekmektedir. Genç bireylerde iş bulma sürecinin tıkanması, sadece geçici bir karamsarlık değil, köklü bir ümitsizlik halini tetikleyebilmektedir.
Koçak ve Çepni’nin (2017) vurguladığı üzere, bu kronik belirsizlik hali bireyin uzun vadeli ideallerinden sapmasına ve panik etkisiyle stratejik olmayan, kısa vadeli ve hatalı kariyer hamleleri yapmasına neden olmaktadır. Bu durum, potansiyelinin altındaki işlere razı olma veya mesleki kimliğiyle örtüşmeyen yollara sapma riskini beraberinde getirir. Psikolojik düzlemde kaygı; bireyin yaklaşan bir tehdit algısı karşısında hissettiği yoğun tedirginlik ve endişe halidir. Bu duygu durumu ‘işsizlik kaygısı’ formuna büründüğünde, kişiyi eylemsizliğe iten ve depresif süreçlere zemin hazırlayan; karamsarlık, çaresizlik ve yaşama karşı yabancılaşma gibi yıkıcı hisleri beraberinde getirir.
Psikolojik Bir Maraton: Saygınlık ve umut Kaybı
Dursun ve Aytaç’ın (2009) belirttiği üzere, bu süreç zamanla bireyin toplumsal ve kişisel saygınlık algısını zedeler. Özellikle üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar için iş gücü piyasasına dair olumsuz beklentiler; bir ‘gelecek anksiyetesi’ yaratarak gençleri ağır bir umutsuzluk sarmalına ve ileri düzeyde psikolojik bunalımlara sürükleme riski taşımaktadır (Tekin, 2015). Kariyer yolculuğunda işini kaybeden deneyimli bir birey için süreç, genellikle bir ‘şok’ evresiyle başlasa da eldeki ekonomik güvenceler (işsizlik sigortası vb.) bu sarsıntıyı bir nebze yumuşatabilir. Ancak iş arama süreci bir maratona dönüştüğünde, bireyin savunma mekanizmaları zayıflamaya başlar.
Kurt (2006) bu tehlikeli döngüye dikkat çekerek; bireyin önce beklentilerini düşürüp piyasa koşullarının altındaki tekliflere dahi razı olduğunu, buna rağmen olumlu sonuç alamadığında ise derin bir hayal kırıklığına sürüklendiğini vurgular. Finansal yetersizliklerin psikolojik baskıyla birleşmesi, kişiyi kendi değerini sorgulamaya iter; özsaygısını yitiren birey, ‘iş arama motivasyonunu’ tamamen kaybederek sosyal hayattan kopabilir. Bu ruhsal erozyonun son evresi, bireyin iş bulma ihtimaline dair umudunu yitirmesiyle birlikte, ağır depresif tablolara ve hatta yaşamsal risk taşıyan düşüncelere (intihar eğilimi gibi) kadar uzanabilen ciddi bir psikolojik yıkımı beraberinde getirir.
İşsizlik, bireyi sadece finansal bir dar boğaza değil, sosyal bağlarından koparan derin bir izolasyona da sürükler. Çalışma hayatının sunduğu rutinin kaybıyla birlikte kişi, düzensizliğin yarattığı bir boşluğa düşerek tüm yaşamını sadece “iş bulma” gayesine indirger. Bu daralmış varoluş biçimi, zamanla fiziksel sağlığın bozulmasına ve yaşama sevincinin yerini kronik bir psikolojik yorgunluğa bırakmasına neden olur (Bayrak, 2020).
Küresel Bir Perspektif: Sosyo-Ekonomik Kalkan
İşsizliğin yarattığı psikolojik tahribat, sadece bireysel dayanıklılıkla değil, aynı zamanda ülkenin sosyo-ekonomik iklimiyle de doğrudan ilişkilidir. Rathmann ve arkadaşlarının (2016) 31 farklı ülkede gençlerin ruh sağlığını izlediği kapsamlı araştırma, bu gerçeği çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda; gelişmiş ekonomilerde genç işsizliğinin hem daha düşük seyrettiği hem de bireyler üzerindeki psikolojik baskısının daha sınırlı olduğu görülmüştür.
Buna karşın, sosyo-ekonomik düzeyin düşük olduğu ülkelerde işsizlik kıskacındaki gençlerin, haftalık periyotlarla yapılan testlerde çok daha yüksek düzeyde ruhsal sağlık sorunları yaşadığı saptanmıştır. Bu veriler, toplumsal refah düzeyinin ve sosyal devlet politikalarının, işsizlik kaygısına karşı kritik bir ‘koruyucu kalkan’ görevi gördüğünü belgelemektedir.
Sonuç: Bireysel Mücadeleden Toplumsal Sorumluluğa
Tüm bu veriler ışığında görülmektedir ki; işsizlik kaygısı yalnızca bireyin omuzlarına yüklenmiş kişisel bir başarısızlık değil, sistemik ve psikososyal bir olgudur. İşsizliğin yarattığı duygusal tahribat; bireyin özsaygısını, sosyal kimliğini ve yaşama sevincini doğrudan hedef almaktadır. Bu krizle başa çıkabilmek, sadece bireysel dayanıklılığı (resilience) artırmakla değil; aynı zamanda toplumsal destek ağlarının güçlendirilmesi ve işsizliğin yarattığı “anlam boşluğunu” dolduracak sosyal politikaların üretilmesiyle mümkündür.
Sonuç olarak, bir insanın mesleği onun sadece geçim kaynağı değil, topluma tutunduğu en güçlü bağlardan biridir. Bu bağın kopması durumunda ortaya çıkan kaygıyı yönetmek, hem bireysel bir ruh sağlığı mücadelesi hem de toplumsal bir sorumluluktur. Genç kuşakların ve deneyimli profesyonellerin bu belirsizlik sarmalından en az hasarla çıkabilmesi, ancak psikolojik desteğin ve ekonomik güvencelerin erişilebilir kılındığı bir iklimde mümkün olacaktır.
Kaynakça
-
Aytaç, S., & Keser, A. (2002). İşsizliğin çalışan birey üzerindeki etkisi: İşsizlik kaygısı. İş, Güç: Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, 4(2).
-
Bayrak, Y. (2020). Türkiye’de genç işsizliği ve yükseköğretim öğrencileri arasında işsizlik kaygısı: Bir alan araştırması örneği [Yüksek lisans tezi]. Bursa Uludağ Üniversitesi.
-
Dursun, S., & Aytaç, S. (2009). Üniversite öğrencileri arasında işsizlik kaygısı. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 28(1), 71-84.
-
Koçak, O., & Çepni, S. (2017). Üniversite öğrencilerinin çalışma hayatına dair beklentilerinin değerlendirilmesi: Yalova Üniversitesi öğrencileri örneği. Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi E-Dergi, 6(1), 241-265.
-
Kurt, Ş. (2006). İşsizliğin psiko-sosyal sonuçları ve Türkiye üzerinde muhtemel etkileri. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, (51), 357-379.
-
Rathmann, K., Pförtner, T. K., Hurrelman, K., Osorio, A. M., Bosakova, L., Elgar, F. J., & Richter, M. (2016). The great recession, youth unemployment and inequalities in psychological health complaints in adolescents: A multilevel study in 31 countries. International Journal of Public Health, 61(7), 809-819.
-
Tekin, A. N. (2015). Üniversite öğrencilerinde işsizlik kaygısı: Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir araştırma [Yayınlanmamış yüksek lisans tezi]. Süleyman Demirel Üniversitesi.
-
Vogel, P. (2015). Generation jobless?. St. Martin’s Press.


