Perşembe, Şubat 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ekran Karşısında Büyüyen Öfke: Albert Bandura’nın Gözünden Dijital Ergenlik

Günümüz dijital dünyasında ergenlik dönemi; kimlik arayışı, duygusal dalgalanmalar ve sosyal kabul ihtiyacının yoğun olarak yaşandığı bir süreçtir. Sosyal medya platformları, çevrimiçi oyunlar, filmler, diziler ve influencer kültürü ergenlerin sosyal ortamlarda kurdukları ilişki biçimlerini ve davranışlarını etkilemektedir. Ergenler, medyada gördükleri bazı saldırgan davranışları model alarak bu davranışları günlük hayatlarına ve sosyal ilişkilerine yansıtmaktadırlar. Albert Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramına göre davranışlar çevre, kişi ve davranışların etkileşimiyle birlikte model alarak öğrenilir. Bu bağlamda bu yazı, dijital ortamların ergen davranışları üzerindeki etkisini tartışmakta ve saldırgan davranışları Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı çerçevesinde ele almaktadır.

Ergenlik Dönemi Nedir?

Ergenlik dönemi bedensel, duygusal, bilişsel ve sosyal değişimlerin yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Kızlar için yaklaşık 13—18, erkekler için ise 12—21 yaş aralığını kapsar. Hızlı boy ve kilo artışı, hormonal değişimler, cinsel olgunlaşma, beden algısında hassasiyet, dış görünüşe önem verme, duygusal dalgalanmalar, ait olma ve değer görme ihtiyacı, bağımsızlık ihtiyacı ve model alma bu dönemin bazı temel özellikleridir.

Dijitalleşme İle Birlikte Ergenlik Dönemi

  1. yüzyılda teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmenin artmasıyla birlikte ergenlik dönemi, önceki kuşaklardan farklı olarak yaşanmaktadır. Sosyal medya kullanımı özellikle ergenler arasında oldukça artmıştır. Ergenler artık sadece okulda ve aile içinde değil çevrimiçi platformlarda sosyalleşmektedirler. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2021 yılında çocuklarda internet kullanımı %82,7 iken 2024 yılında ise %91,3 olmuştur. Yaş gruplarına göre incelendiğinde ise 6—10 yaş grubu sosyal medya kullanım oranı %30,6 iken 11—15 yaş grubu için ise bu oran %54,4’tür. Çocukların en fazla kullandığı sosyal medya platformu ise %96,3 ile YouTube olmuştur. Bunu sırasıyla %41,5 ile Instagram, %26,2 ile TikTok, %21,4 ile Snapchat izlemiştir. Bu veriler sosyal medya kullanımının ergenlik döneminde çok sık olduğunu göstermektedir.

Ergenlik çağında sosyal medyada sürekli çevrimiçi olma hali, internet ortamında anonim kalabilme, çevrimiçi ortamlarda diğer insanlarla tanışma, kendisine ait bir profil oluşturma, fotoğraf veya video paylaşma ve yeni arkadaşlar bulma gibi faaliyetler sıklıkla yapılmaktadır. Statü göstergesi haline gelen beğeniler, yorumlar, takipçi sayıları, izlenme sayıları ergenlerin kendilik algısını ve dünyaya bakış açısını doğrudan etkilemekte; bu durum sürekli karşılaştırmayı teşvik ederek kıskançlık, yetersizlik, dışlanmışlık ve zorbalık davranışlarını arttırabilmektedir. Bu koşullar ve hızlı dijitalleşme ile birlikte ergenlik dönemi daha hızlı, daha rekabetçi ve daha gerilimli bir deneyime dönüşmekte ve bu durum da öfke ve saldırganlığın ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Sosyal Öğrenme Kuramı Nedir?

Albert Bandura’nın geliştirmiş olduğu Sosyal Öğrenme Kuramı, öğrenmenin sosyal bağlamda, gözlem ve taklit yoluyla gerçekleşen bir süreç olduğu temeline dayanmaktadır. Bu kuram, öğrenmenin pasif bir süreç olmadığını vurgular. Kuramın merkezinde model alma ve taklit vardır. Birey, kendisi için anlamlı, hoş ve çekici bulduğu kişilerin davranışlarını izler ve bu davranışları model alır. Burada modelin güçlü, popüler ve statü sahibi olması, öğrenmenin etkisini arttırır. Bandura’nın “dolaylı pekiştirme” kavramı da burada önemlidir. Birey, davranışı bizzat yapmasa bile başkasının bu davranış sonucunda ödül aldığını gördüğünde öğrenme gerçekleşir.

Sosyal Öğrenme Kuramı, saldırganlığın öğrenilme biçimini açıklamak açısından da önemlidir. Bunun en iyi örneği Bandura’nın 1961’de gerçekleştirmiş olduğu “Bobo Doll” deneyidir. Bu deney, saldırgan davranışların öğrenilme biçimini incelemek amacıyla yapılmıştır. Deneyde okul öncesi (3—6 yaş) grubundaki çocuklar farklı koşullara ayrılmıştır. Bir grup çocuk, yetişkin bir modelin Bobo adlı şişme bir oyuncağa vurduğunu, tekmelediğini, bağırdığını ve fiziksel olarak saldırgan davranışlar sergilediğini gözlemlemiştir. Diğer bir grup çocuk ise yetişkin modelin oyuncakla sakin ve nazik bir şekilde oynadığını gözlemlemişlerdir. Daha sonra çocuklar, Bobo bebeğin bulunduğu bir odaya tek tek alınmıştır. Saldırgan modeli izleyen çocukların, oyuncağa karşı benzer biçimde vurma, tekmeleme ve bağırma gibi davranışlar sergilediği gözlemlenirken; saldırgan olmayan modeli izleyen çocukların oyuncakla daha sakin ve nazik bir biçimde oynadıkları gözlemlenmiştir. Bu deneyin sonucu bize saldırgan davranışların model alma ve taklit yoluyla gözlemlenerek öğrenilebileceğini göstermiştir.

Sosyal Öğrenme Kuramı ve Dijital Ergenlik İlişkisi

Sosyal Öğrenme Kuramına göre öğrenme model alma ve taklit yoluyla gerçekleşir. Günümüzde ergenler için bu model, büyük ölçüde dijital ortamlarda yer almaktadır. Sosyal medyada öne çıkan influencer kültürü, dizi ve filmlerdeki karakterler, çevrimiçi oyunlardaki figürler, zaman zaman popüler hale gelen videolar vb. ergenlerin davranışlarını şekillendiren önemli öğrenme kaynakları haline gelmişlerdir. Bandura’nın “dolaylı pekiştirme” kavramı burada da önem kazanır. Ergen, saldırgan davranışı gerçekleştirmese bile, başkasının bu davranışla popüler olduğunu, ödüllendirildiğini ve takdir edildiğini gördüğünde aynı davranışı öğrenir ve içselleştirir. Bu süreç, dijital ortamları yalnızca eğlence alanı değil, aynı zamanda güçlü bir davranış öğreticisi haline getirmektedir.

Sonuç

Dijital içerikler, doğru kullanıldığında eğitici ve destekleyici olabilir ancak kontrolsüz kullanıldığında bu dijital içerikler ve çevrimiçi platformlar saldırganlığı meşrulaştıran ve modelleyen bir öğrenme alanına dönüşebilir. Bu nedenle ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi, dijital okuryazarlık eğitimleri ve duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi kritik bir öneme sahiptir.

ayşe kalkan
ayşe kalkan
Ayşe Kalkan, Başkent Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Klinik Psikoloji alanında uzmanlaşmayı hedeflemekte olup Yeme Bozuklukları, Kişilik Bozuklukları ve Sosyal Psikoloji alanına ilgi duymaktadır. Akademik gelişimini desteklemek amacıyla lisans eğitimine devam ederken Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Evlilik ve Çift Terapisi gibi çeşitli eğitimlere katılmış; hâlen çeşitli seminerlere ve gönüllü staj programlarına katılmaya devam etmektedir. Kendini mesleki alanda geliştirmeyi, uzmanlaşmayı ve 20 yaşında başladığı bu yolculukta psikoloji alanında yazacağı yazılarla geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar