Cumartesi, Mart 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çok Sevilen Çocuk Tatminsiz Bir Yetişkine mi Dönüşür?

“Çocukken çok sevildim” cümlesi kulağı her zaman bir avantaj gibi gelir. Sanki sevgi ne kadar fazlaysa insan o kadar sağlıklı olur gibi düşünürüz. Oysa bazı zamanlarda partnerimizden yoğun bir sevgi beklentisi, aşırı ilgi ve sürekli takdir edilme arzusuyla ilişkilerde görünmez bir çatışma ortaya çıkabilir.

Ailesi tarafından fazlasıyla sevilen bir çocuk düşünelim; yaptığı her eylem övgülerle karşılanıyor, en küçük başarısı bile evde bir kutlama havası oluşturuyor, her duygusu büyümüş olduğu aile içinde merkez alınıyor evde ilgi eksik değil hatta belki de gerektiğinden daha fazla var baktığımızda bu çocuk sevildiğini fazlasıyla hissederek büyüyor ve buna alışıyor. Ancak buradaki kritik soru şu bu kadar fazla dozdaki sevgi gerçekten sağlıklı mı?

İçsel İlişki Şemaları ve Sevgi Standartı

Psikolojiye bize şunu anlatıyor; çocuk erken yaşta gördüğü sevgi tarzını normal olarak kodlar ve buna göre bakım verenle içsel ilişki şeması geliştirir eğer sevgi yoğun ve sürekli merkezde olma haliyle gelişmişse çocuk bilinç dışında sevgi böyle bir şeydir standardı oluşturabiliyor. Çocuklukta bu bir sorun gibi gözükmese de yetişkinlikte romantik ilişkilerle yavaş yavaş bu durumun bir sorun haline geldiğini görebiliriz.

Yetişkinlikte romantik ilişkiye giren bu birey partnerinden gelen sevgiyi farkında olmadan çocukluk standartıyla karşılaştırır partneri onu çok seviyor ilgi gösteriyor ve takdir ediyor olabilir ancak bu ilgi ve sevgi evdeki o zirve seviyesinde değildir. Takdir edinme daha ölçülü sevgi daha dozunda ve ilgi paylaşılmıştır. İşte kişi tam da bu noktada tatminsizlik hissetmeye başlayabilir.

Beni yeterince sevmiyor…Bana yeterince değer vermiyor…Benim için gerektiğinde daha az çabalıyor. Oysa durum çoğu zaman farklıdır sorun sevginin ya da ilginin azlığı değil bireyin kendi içindeki sevgi çıtasının aşırı yüksek olmasıdır. Bu durum ilişkilerde sürekli onay arayışı ya da değersizleştirme gibi farklı çatışmalara yol açabilir.

Onay Arayışı ve Değersizleştirme Eğilimi

Onay arayışına baktığımızda birey partnerinden sık sık sevgi ve ilgi gösterisi bekler. Bunlar bazen mesaj hediye sözlü takdir fiziksel temas olabilir bu ihtiyaç karşılanmadığı zaman kaygı artar. Bunun sebebi bireyin çocukken sevginin sürekli ve yüksek yoğunlukta olması gerektiğini öğrenmesidir.

Değersizleştirme eğilimine baktığımızda partner ne yaparsa yapsın bireye yeterli gelmeyebilir çünkü birey bilinç dışında kıyaslamaya devam eder. Evde ailem bana daha çok ilgi gösteriyordu gibi düşünebilir. Bu kıyas çoğu zaman fark edilmez kişi sadece partnerinden gelen davranışları içime sinmiyor olarak değerlendirir.

Burada önemli bir nokta daha var ailesi tarafından aşırı idealize edilen çocuk genellikle özel ve üstten olduğunu öğrenir bu öğrenme sağlıklı bir öz saygıya dönüşebileceği gibi kırılgan bir üstünlük kompleksine de dönüşebilir. Eğer çocuk sadece övülmüş ama sınırları tanımamışsa yetişkinlikte eşit bir ilişki kurmak zorlaşabilir çünkü romantik ilişki merkezde tek başına olmayı değil paylaşımı gerektirir.

Sağlıklı Benlik Gelişimi ve Hayal Kırıklığı

Psikolojiye göre çocuğun sağlıklı bir benlik geliştirmesi için hem takdir edilmeye hem de hayal kırıklığı yaşaması gerekmektedir. Küçük ve tolere edilebilir hayal kırıkları benliğin dayanıklılığını arttırır. Eğer çocuk sürekli takdir edilmiş ve nadiren sınanmışsa yetişkinlikte en küçük ilgi azalması bile bireyde yoğun bir kırılma yaratarak ilişkilerde çatışmaya yol açabilir.

İlişki çatışmaları genellikle şu döngüle ilerler; kişi daha fazla ilgi ister partner baskı hisseder ve biraz geri çekilir kişi bunu saygısızlık olarak algılar ve daha fazla ilgi talep eder. Sonuç olarak iki tarafta yorulur ve birbirinden uzaklaşır. Buradaki temel mesele sevgi kapasitesi değil sevgi algısının yanlış olmasıdır. Çünkü romantik sevgi bireyin çocukken bakım verenle yaşadığı sevginin devamı değildir. Evdeki ebeveyn-çocuk ilişkisinde çocuk merkezdedir. Oysa yetişkin ilişkisinde 2 ayrı merkez vardır.

Gerçek Tatmin ve Sevgi Tanımını Değiştirmek

Aileden çok sevgi görmüş olmak kötü bir durum değildir. Hatta çoğu durumda güvenli bağlanma temelini oluşturur ancak sevgi gerçekçi sınırlarla sınırlanmamışsa kişi dış dünyadaki sevgiyi yetersiz olarak değerlendirebilir. Buradaki kişinin kendine sorması gereken soru şudur: sevilmek mi istiyorum yoksa çocukluğumdaki gibi ilgi görmek mi?

Bu soruya verilen cevap ilişkideki çatışmaların seyrini değiştirebilir çünkü gerçek tatmin karşı tarafın performansını arttırması ile değil sevgi tanımının esnetilmesi, hatta belki değiştirilmesi ile mümkün olur. Ve belki de büyümek sevginin çocuklukta alıştığımız haline değil gerçekte var olan haline kalbimizi açabilmektir…

İrem Nur AK
İrem Nur AK
İrem Nur Ak, Atlas Üniversitesi Psikoloji Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi olup, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü birinci sınıf öğrencisidir. Klinik psikoloji, adli psikoloji ve gelişim psikolojisi alanlarına ilgi duymaktadır. Atlas Üniversitesi bünyesinde akran danışmanlığı eğitimini tamamlamış ve hâlen aynı üniversitede aktif olarak akran danışmanlığı yapmaktadır. Yazılarında, günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeyen duygu, düşünce ve davranış örüntülerini psikolojik bir bakış açısıyla ele alarak toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar