Perşembe, Şubat 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Blade Runner Evreninde İnsan Olmak: Sinema, Psikoloji ve Varoluşun Distopik Temsili

Blade Runner film serisi genel anlatımı itibari ile Heideggerci bir yaklaşım benimsemiştir. Heidegger’in gelişen teknolojiye karşı düşüncesi literatür taramalarında çerçeveleme, tehlike, saldırı, meydan okuma ve görevlendirme kademeleriyle eşleştirilmiştir. Heidegger teknolojiyle beraber varlık ve zaman kavramları üzerine de felsefi yeni metotlar ortaya koymuştur. Heidegger’e göre varlık ve zaman birbirinden ayrı tanımlanan, Tanrı ile eşdeğer tutulmaması gereken kavramlardır. Cyberpunk evrenini konu alan tüm cyber filmlerde özellikle mekân ve yaratıcı kavramı felsefi açık bir yorumla senaryoya yazılmıştır. Blade Runner film özelinde replikantların insana ait hissetme, düşünme, sorgulama, farkındalık gibi bilinç düzeyindeki davranışları metafiziksel alanda insan ve replikant arasında kimlik, gerçeklik, algı, etik, ölüm ve varoluş kaygılarını ortaya çıkarmaktadır.

Dasein ve Replikant Bilinci

Filmde yaratıcı karakter ile replikantlar ve insan ırkı arasında varlığın özünü içeren derin bir sorgulama yapılmaktadır. Zaman zaman bu gruplar arasındaki diyaloglar varlığın anlamının ne olduğunu derinden sorgulamaya yönelik yapılmaktadır. Filmdeki Tyrell şirketinin “insandan daha insan” robotlar oluşturuyor oluşu varlığın ne olduğunu sorgulatan bir nüanstır. Heidegger varlığın ne olduğu sorusunu incelemekten ziyade varlığın anlamının ne olduğuna odaklanılması gerektiği kanısında yoğun çalışmalar yürütmüştür. Bu çalışmaları sonucu varlığın anlamını Dasein denilen kavramla eşleştirmiştir. Dasein kavramı, direkt olarak insan varlığını somut olarak tanımlamaktadır. Bu kavrama göre insan özünü yaşadığı evrende hayattayken yenilenerek inşa eder (Çüçen,2006).

Fütürizm ve Cyberpunk Estetiği

Mekân nesne uyumu, insanların bir gün yapay zekâ kontrolüne geçeceği algısı filmi aynı zamanda fütüristik bir yapıya sokmaktadır. Fütürizm, günümüz dünyasında sanat alanında ve birçok disiplinler arası alanda teknolojinin gelişmesiyle paralel olarak kendini geliştirerek gelecek hakkında esnek bir tutumla teknoloji ile insanlığı birleştiren bir akımdır. Geçmişten izler taşıyan sokaklar, gelecekten haber veren yeni yerleşim alanları, anı anlatan bitkiler, ocak üstünde dumanı tüten yemek, giysilerin marjinalliği, cinsiyet çeşitliliğinin fazla olması, kentsel yapıların mimarisi, havanın sürekli kapalı olması ağırlıklı olarak kirli bir duman altında görüşün kısıtlılığı, teknolojinin yapay zekâ ile dijital evrim atlaması fütürizmin yansımalarının bir parçasıdır. Cyberpunk distopyasında her şeyin başı kontrol ve uyumdan geçmektedir. Kontrol edilemeyen, uyum sağlayamayan Blade Runner filminde metaforlaştırıldığı haliyle “emekliye ayırmak” adı altında öldürülmektedir.

Jung ve Kolektif Bilinçdışı

Yaşam ve ölüm kavramları insanı hayatta tutan iki büyük korku ve kaygı nesnesidir. Jung, gelişen toplumlarda anlatılan hikayelerin antropomorfik düzeyde kaldığını ötesinde mitlerin ışığında düşlerden ilham alan hikayelerin artık olmadığını böylelikle insanların da sıradanlaştığını savunmaktadır. Jung’a göre analitik bakış açısıyla hikayeler mitlerden kaynak alarak ruhun katmanları arasında gezinebilmelidir. Kolektif bilinçdışının kapısını aralayarak insanın korku ve kaygılarına atıfta bulunmalıdır. Jung’a göre arketipler bilinçdışında harekete geçerek inanç dediğimiz kavramı ve farklı dinlerde toplumların bir araya gelerek dayanışmasını sağlamaktadır. Cyberpunk distopyasında da oluşturulan sisteme karşı bir olma dayanışma ve inanç ortaya çıkmaktadır. Gerçekleştirilen ritüeller inandıkları sistem uğruna yapılan davranış kalıplarından oluşmaktadır. Replikantların emekli olmaktan korkma duygusu özünde ölümden korkmayı ele almaktadır. Yapay zekanın replikant olarak doğumu ise varoluşsal sancının somutlaştırılmış halidir. Jung, literatürde Tanrı’nın yalnızca ruh ile hissedilebileceğini Tanrı’ya inanmadığını ancak bildiğini öne sürmektedir. Filmde Tyrell şirketinde yeniden yaratılan bir replikantın ruhunun olup olmadığı yönündeki tartışma sahnesi replikantın yaratıcıya karşı gelmesi ruh kavramının öneminin altını çizmiştir.

Officer K ve Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

İlk filmde Rick Deckard’ın insan mı Android mi olduğu yanılgısı çok fazla anlatılmıştı bunun aksine devam filminde Officer K, replikant olduğunu göstererek filme başlıyor. K’nın özellikle anılar üzerine yoğunlaşarak insana ait bazı özellikler taşıdığını düşünmesi ve bu anıları sorgulayarak bir yolculuğa çıkması onun yaralı bir kahraman arketipi olduğunu anlatmaktadır. İnsan ve değerler konusu ikinci filmde K karakteri ile derinlemesine sorgulanmıştır. Değerler, sosyal iletişim halinde olduğumuz kişiler arasında süreklilik arz eden durum içinde kültürel değişkenlik gösterebilen tutum nedenleridir denilebilir. İnsanı davranışlarıyla beraber bir bütün olarak ele almak, insanın çevresiyle olan iletişimi dahilinde ihtiyaçlarının bulunması ve bu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik kişisel bir aktarımın yaşanmasını sağlamaktadır. Bu ihtiyaçlar Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi adını verdiği piramitle ele alınmaktadır.

Maslow insanların ihtiyaçlarını en temelden ele alarak sistemleştirmiştir. Maslow’a göre bir insanın en temel ihtiyacı fizyolojik; barınma, nefes alma, cinsellik, yemek, su, uyku, boşaltım ve sağlıktır. İkinci ihtiyacı güvenlik; beden, iş, ahlak, aile, sağlık, mülkiyet güvenliğidir. Üçüncü ihtiyaç sevgi; arkadaş, aile, cinsellikte mahremiyet, özel hayattır. Dördüncü ihtiyaç saygınlık; özgüven, başarı, başkalarına saygı duymak ve başkaları tarafından saygı duyulmaktır. Beşinci ihtiyaç kendini gerçekleştirme; hakikat kabulü, erdemli insan olmak, problemleri etik ahlak çerçevesinde insani boyutlarda çözümlemek. İhtiyaçların karşılanması ya da karşılanamaması değerlerin ortaya çıkışını belirlemektedir. Bireyin biricikliğinden genellenerek topluma mal olan değerler tutumu vardır. İnsani evrensel değerler: A) Sevgi B) Hakikat C) İç huzur D) Doğru davranış E) Şiddetten kaçınma (Kulaksızoğlu, Dilmaç: 2000) Evrensel insani değerleri beş madde içinde değerlendirdiğimizde her madde için insanın inanç sisteminde bir yapının oluştuğunu söyleyebilmek yanlış olmaz.

  • Eşitlik: Herkes aynı hak ve özgürlüklere sahiptir inancı.

  • Adalet: Ahlaki, yasal ilke ve doğruluğa sahip olma inancı.

  • Özgecilik: Başkalarının sağlık ve iyilik durumuyla ilgilenme halidir.

  • Gerçekçilik: Gerçeğe, dürüstlüğe akılca mantıkla bağlı kalarak doğruyu araştırma hali.

  • Özgürlük: Şahsi davranış seçme yeteneğidir.

Bu inanç kalıpları insanın doğasında bulunan, yetiştiği kültürün içinde büyürken gelişen karakter ile bağlantılı davranış örüntülerinin nedenlerini oluşturmaktadır. Cyberpunk distopyasında etik, ahlak ve erdem değerleri kapitalist teknolojik savaşların ortasında yok sayılarak sadece fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarının sağlanması karşılığında yaşamını idame ettiren replikalardan ibarettir. Distopyada özellikle yaşanılan aşklar, kahramanı ikili çelişkide bırakan seçimler, beden dokunulmazlığı, yaşam ve ölüm arasında karar verme gibi olgularda replikaların insani etik, ahlak ve erdem değerleriyle çatıştığı görülmektedir.

Teknoloji ile dünyanın girdiği büyük savaş aslında ruhu yok etme üzerine kurulu bir oyundan mı ibaret?

Klinik Psikolog Gözde SİLİSTİRELİ

Kaynakça

  • Çüçen, A. (2006). Heidegger ve Felsefe. FLSF Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, (1): 7-24.

  • Kulaksızoğlu, A., & Dilmaç, B. (2013). İnsani Değerler Eğitimi Programı. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 12(12), 199- 208

Gözde Silistireli
Gözde Silistireli
Üsküdar Üniversitesi Psikoloji ve İletişim Fakültesi’nden çift anadal programı ile mezun oldum; ardından aynı üniversitede Klinik Psikoloji ve Adli Psikoloji yüksek lisanslarını tamamladım. Akademik ve klinik çalışmalarımı travma, suç davranışı, mağdur psikolojisi, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, anksiyete ve kişilik bozuklukları alanlarında sürdürmekteyim. Türk Psikologlar Derneği Travma Saha Ekibi’nde gönüllü psikolog olarak aktif görev almaktayım. MMPI, Rorschach ve nöropsikolojik testlerin uygulama ve raporlama süreçlerinde de deneyim sahibiyim. Psikoloji ile iletişim bilimini bir araya getirerek sinema ve psikanaliz ekseninde film okumaları ve karakter analizleri yapmaktayım. Adli ve klinik psikoloji perspektifinden insan davranışının, travmanın ve bilinçdışı süreçlerin sinema ve toplumsal yaşamdaki yansımalarını ele alan yazılar kaleme almaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar