Çarşamba, Şubat 4, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sürüden Ayrılmak: Uyum, Sapma ve Hayatta Kalma Arasındaki ince Çizgi

Werner Herzog’un (2007) “Encounters at the End of the World” belgeselinde karşımıza çıkan o sahneyi hatırlıyor musun? Diğer tüm penguenler biyolojik ihtiyaçlarının sesini dinleyerek; yemeğe ve hayata doğru düşünmeden ilerlerken, içlerinden bir tanesi aniden durur, arkasına bakar ve sonra onların zıttı bir yöne doğru yürümeye başlar. Yürüdüğü uçsuz bucaksız dağlarda, açlıkla ve yalnızlıkla sınanacak olmasına ve hatta onu bekleyen muhtemel sonu bilmesine rağmen geri adım atmaz.

Peki, neden? Sürüye uyumun güvenli hissiyatı yerine, yalnız ve sessiz bir ölümü seçmek bir patoloji işareti midir? Yoksa sosyal uyumun tüm varlığımızı prangalayan baskısından kaçış mıdır?

Sosyal Kanıtın Hipnotik Gücü

İnsan psikolojisi, penguenlerden çok da farklı değildir. Solomon Asch’in (1956) uyum deneylerini hatırlayalım. Sırf gruptaki diğer herkes yanlış çizgiyi seçtiği için, kendi gözlerinin gördüğü gerçeği inkar edip yanlışa “doğru” diyen deneklerin oranı %75’ti. (McLeod, 2023). İlkel atalarımız için sürüden sapmak, toplumdan dışlanmak, vahşi doğada pençesiz kalmak yani ölmek demekti. Bugün bu korku, modern dünyamızın içerisinde; dijital mahalle baskısında veya herkesten “farklı” görünme kaygısında yaşıyor.

Ancak sürünün tersine yürüyen o penguen bize başka bir şey fısıldıyor: Sürü her zaman ışığa mı yürür? Eğer tüm kalabalık bir karanlığa doğru koşturuyorsa, rotasını tersine çeviren o canlı bir sapma örneği midir yoksa gerçeğin tek tanığı mı?

Uyumun Konforu vs. Birey Olmanın Bedeli

Yaşamda anlam arayan insan bazen en büyük anlam kaybına kalabalıkların içindeyken uğrar. Sürü bize hazır bir kimlik vaadeder. Bize neyi sevip neyi sevmeyeceğimizi söyler, hangi yöne yürüyeceğimizi o seçer; ama karşılığında özgünlüğümüzün o biricik, karakteristik köşelerini törpüler. “Sürüden ayrılanı kurt kapar” sözüyle doğduğumuzdan beri içimize ilmek ilmek işlenen bir zihniyette, o penguen yalnızca trajik bir sonun mağduru değil; cesaretle yoğrulmuş adımlarla özgürlüğe yürüyen bir sürüden ayrılma örneğidir.

Ruhsal açıdan baktığımızda bazen “normal” sayılanın içinde eriyip gitmek, kendi hapishanemizi inşa etmektir. Herkesin aynı yolu yürüdüğü, aynı kelimelerle konuştuğu, aynı hayallerin ipini tuttuğu bir düzende, kendi iç sesine kulak verip “hayır” diyebilmek büyük bir savunma mekanizmasıdır. Belki o penguenin rotasındaki değişim biyolojik bir hataydı; ama insan ruhunda bu, bir diriliş örneğidir. Kişi herkesçe kabul gören ve basmakalıp ilerleyen doğruların zıddında, kendi içsesini dinleyerek yaşamayı seçtiğinde; kafesin kapısı aralanır.

Hayatta Kalmak ve Yaşamak Arasındaki Fark

Nefes alıp vermek, hayatta kalmaktır; ama yaşamak, o nefese bir mana katabilme sanatıdır. Sürüdeki diğerleri hayatta kalmaya odaklanmıştır; biyolojik ihtiyaçlarına kulak vermek ve onları doyurmak isterler. Oysa dağlara doğru yürüyen penguen, biyolojik ihtiyaçlarının sesini feda etmiştir.

Hızlı ve modern hayatımızda bizler de her gün bu döngünün içerisindeyiz. Kariyer hırsları, tüketim arzusu, sosyal onay ihtiyacı, vitrinlik kusuruz yaşamlar.. Hepsi bizi denize doğru, sürünün gittiği yöne çağırıyor. Ancak bazen, o yöne gitmeye arzusu olmayan o “yabancı” yanımız diriliyor. Herkesin alkışladığı bir boşluğu alkışlamadığımızda ya da sadece sessiz kalmayı seçtiğimizde, biz de o penguen gibi dağlara bakıyoruz. Kimimiz cesaretle o yolu adımlıyoruz, kimimiz korkularımıza mağlup oluyoruz.

Sapmanın Psikolojik Cesareti

Peki, sürünün dışına çıkmak her zaman felaketle mi sonuçlanır? Tarih, sürüden ayrılıp kendi yolunu çizen “sapmış” dâhilerle doludur. Eğer herkes denize doğru yürüseydi, yeni kıtalar keşfedilmez, yeni fikirler türemezdi. Ancak bu yolculuğun bir bedeli vardır: Yalnızlık.

O penguenin trajedisi, sadece ölecek olması değildir; bu yolculukta tamamen yalnız olmasıdır. Psikolojik dayanıklılık tam da bu noktada devreye girer. Sürüden ayrılma cesareti gösteren kişi, toplumun dışlama kırbacına ve kendi içindeki “acaba hata mı yapıyorum?” şüphesine karşı durmak zorundadır.

Sonuç: Kendi Dağına Yürümek

Belki de o penguen yolunu şaşırmamıştı. Belki de sürünün içinde hissettiği o derin yabancılaşma, Antarktika’nın soğuk dağlarında bulacağı ölümden daha ağır geliyordu.

Şimdi sana şunu sormak istiyorum: Sen de sürüyle birlikte denize doğru mu yürüyorsun, yoksa gözün çoktan uzaktaki o dağlara mı daldı?

KAYNAKÇA

Herzog, W. (2007). Encounters at the End of the World. Creative Differences; Discovery Films. McLeod, S. (2023). Solomon Asch conformity line experiment study. Simply Psychology. https://www.simplypsychology.org/asch-conformity.html

Gamze Güney
Gamze Güney
Gamze Güney, Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Aktif olarak gönüllülük faaliyetlerinde yer almakta ve mesleki gelişimine katkı sağlamak amacıyla farklı sahalarda staj deneyimleri kazanmaktadır. Klinik psikolojiye duyduğu ilginin yanı sıra, psikolojide alternatif yöntemler ve çocuk odaklı terapi yaklaşımlarını yakından takip etmektedir. “Yazmak, benim için ruh doygunluğuma sebep” diyen Güney, akademik gelişimini sürdürürken psikolojiyi geniş bir bakış açısıyla ele almayı ve yazıları aracılığıyla alana katkı sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar