Sevdiğimiz birini kaybetmek insan deneyiminin kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu olduğunda, beyin oldukça zor bir şey yapmak zorunda kalır: beklentilerini güncellemek. Beynimiz, kaybettiğimiz kişinin geri döneceği varsayımını yeniden düzenlemelidir. Yas tutmak, bir daha asla göremeyeceğimiz gerçeğine uyum sağlamanın yavaş ve acı verici sürecidir.
Çoğu kişi zamanla bu yeni bilgiye uyum sağlayabilir. Kişinin duygusal acısı hafifler, kaybedilen kişiye dair anılar günlük yaşama entegre olur ve artık kişi için bunaltıcı olmaktan çıkar. Ancak bazıları için yas çözülmez; aksine, takılı kalır. İşte burada Uzamış Yas Bozukluğu ya da diğer adıyla karmaşık yas devreye girer.
Karmaşık Yas Nedir?
Karmaşık yas, psikopatoloji açısından farklı bir durum olarak kendini gösterir. Uyum süresini aşan sürekli ve yoğun bir yas haliyle tanımlanan karmaşık yasta, kişi, kaybını hatırlatan uyaranlardan uzaklaşmakta zorlanır (O’Connor & Arizmendi, 2014).
Araştırmalar, karmaşık yasın majör depresyon ya da travma sonrası stres bozukluğundan farklı bir bozukluk olduğunu göstermiştir (Simon ve ark., 2007; Prigerson ve ark., 2009). DSM-5-TR’de (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı, Metin Revizyonu) bu durum, Uzamış Yas Bozukluğu (UYB) olarak resmen tanınmaktadır.
DSM-5-TR’ye göre UYB’nin belirtileri; sürekli ölen kişiyi özleme, duygusal uyuşma, kimlik duygusunda bozulma, geleceği hayal etmede güçlük ve hayatın anlamını yitirme hissidir. Bu belirtiler, normal yas, travma sonrası stres bozukluğu ve majör depresif bozukluktan (MDB) farklıdır; çünkü her biri benzer yas kaynaklı sıkıntılar içerse de farklı nörobiyolojik belirtiler sergiler (Bryant, 2018). Nörobiyolojik araştırmalar, karmaşık yasın beyin yapıları üzerinde kendine özgü etkileri olduğunu giderek daha net bir biçimde ortaya koymaktadır.
Uyb Beyni Nasıl Etkiler?
Nörobilim, UYB’nin beynin bağlanma ve duygu düzenleme sistemlerinde bir işlev bozukluğuyla ilişkili olduğunu göstermektedir. En dikkat çekici bulgulardan biri, genellikle ödül ve arzu ile ilişkilendirilen nucleus accumbens bölgesinde gözlenmiştir. Karmaşık yas yaşayan kişiler, kaybettikleri kişiyi hatırlatan fotoğraflar veya nesneler gördüklerinde bu bölge tıpkı bağımlılıklarda olduğu gibi yüksek düzeyde etkinleşir (O’Connor ve ark., 2008). Beyin, kaybı kabullenmek yerine hâlâ o kişiye dair bir “özlem” ya da “istek” sinyali üretmeye devam eder.
Bununla birlikte, duygusal düzenlemeden sorumlu ön singulat korteks ve prefrontal korteks gibi bölgelerin etkinliği azalır ya da verimsizleşir (Silva ve ark., 2014). Bu durum, kişinin yasla ilgili düşünce ve duygulardan uzaklaşmasını zorlaştırır.
Amigdala, duygusal önem ve tehdit işleme merkezidir; UYB’de genellikle aşırı aktif hale gelir, bu da üzüntü, kaygı ve sıkıntı duygularını artırır (O’Connor ve ark., 2008). Hippokampus ise hatıraların zaman ve bağlama göre düzenlenmesini sağlar; ancak karmaşık yasta bu bölgede düşük aktivite görülebilir (Grimm ve ark., 2009). Bu durum, kaybın geçmişte kalmış bir olay gibi değil, sürekli yeniden yaşanıyormuş gibi hissedilmesine neden olur.
Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, karmaşık yasın neden bu kadar yıkıcı hissettirdiğini daha iyi anlayabiliriz. Beyin, kaybedilen kişiyi hâlâ mevcut biriymiş gibi işlemeye devam eder.
Stres, Hormonlar ve Beden
UYB’nin etkileri yalnızca beyinde kalmaz. Bu durum, bedenin stres sistemi olan hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) eksenini sürekli olarak harekete geçirir ve kortizol düzeylerinin kronik olarak yüksek kalmasına yol açar. Normal yas sürecinde kortizol zamanla azalma eğilimindedir, ancak karmaşık yasta bu düşüş gerçekleşmez (Mason & Duffy, 2019). Devamlılık gösteren yüksek kortizol seviyesi ise hafıza sorunları, uyku bozukluğu, bağışıklık zayıflığı ve kalp-damar sistemi üzerindeki yük artışıyla ilişkilidir (Saavedra Pérez ve ark., 2017).
Bağlanmayla ilgili nörokimyada da bozulmalar görülür. Bağ kurma ve sevgiyle ilişkilendirilen hormon olan oksitosin karmaşık yas sürecinde yüksek kalabilir (Bui ve ark., 2019). Bu durum, kişinin kaybedilen kişiye olan duygusal bağını sürdürmesine neden olur ve ayrılığın kabullenilmesini zorlaştırır. Beyin, yatışmak yerine, “bağlanma sistemini” yeniden etkinleştirmeye devam eder.
Uzamış Yas Bozukluğu için ne Yapılabilir?
UYB için etkili tedaviler, beynin yeniden güvenlik duygusunu ve ayrılığı öğrenmesine yardımcı olmayı hedefler. Farkındalık temelli terapiler, beynin “varsayılan mod ağı” (default mode network) üzerindeki aşırı aktiviteyi azaltarak tekrarlayan düşünce döngülerini hafifletebilir (Huang ve ark., 2021; Chou ve ark., 2023). Grup terapisi ve yas destek topluluklarının da kortizol düzeylerinin düşmesinde yardımcı olduğu görülmüştür (Buckley ve ark., 2012). Bu bulgular sosyal bağların yas sürecinde koruyucu önemini göstermektedir.
Araştırmacılar ayrıca stres hormonlarını ve bağlanma sistemlerini doğrudan hedefleyen yeni tedavi yöntemlerini incelemektedir. Henüz tek bir çözüm olmasa da nörobilim bize önemli bir gerçeği işaret etmektedir: Karmaşık yas, irade eksikliğinin sonucu değildir. Bu süreç, beynin öğrenme sistemlerinin takılı kaldığı bir durumdur — ve doğru destekle bu sistemler yeniden harekete geçirilebilir.


