Şema Kimyası ve Tanıdık Gelen İlişkilerin Psikolojisi
Bazılarımız tüm ilişkilerimizde kendimizi sürekli tekrarlayan döngüler içinde buluyoruz. Bu döngüler yaşanırken ‘Neden hep aynı tip insanları seçiyorum, seviyorum?’, ‘Tüm ilişkilerim güzel bir şekilde başlayıp, niye kötü şekilde sonuçlanıyor?’, ‘Neden ilişkilerim bana ya annemi ya da babamı hatırlatıyor’ sorularının arasında kalıyoruz. Birbirlerinden tamamen farklı karakterler, farklı ortamlar arasında başlayan ilişkiler benzer sonlara ve benzer hayal kırıklarına dönebilir.
Psikoloji literatüründe bu soruları ve döngülerin hepsini açıklayan kavram şema kimyasıdır. Şema kimyası bizlerin çocukluk dönemlerinde gelişen duygusal kalıpların yetişkinlikte kurduğumuz ilişki seçimlerimizde etkisi olan bir kavram olarak açıklanabilir. Kısaca çocukluktan gelen düşüncelerimizde belirlenen olumsuz şemaları destekleyecek kişilere bilinçdışı bir şekilde çekildiğimiz durumdur. Yani bazen birine duyduğumuz yoğun çekim, onun bize iyi gelmesinden ya da iyi olmasından değil, içimizdeki eski duygularımızı tanıdık hissettirmesinden dolayı olabilir. Kısacası çoğu zaman bilinçli olarak sağlıklı ve mutlu ilişkilere değil, geçmişten gelen duyguları canlandıran kişilere çekilmiş oluruz.
Şema Kimyası Nedir?
Şema Terapi kuramı bireylerin erken ve çocukluk dönemlerindeki yaşantılarından kendilerinin, diğer insanların ve ilişkileri hakkında belirlenmiş inançlar ve düşünceler geliştirdiğini ifade eder. Bu inançların hepsi “şema” olarak ifade edilir. Çocukluk döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlarımız, yetişkinlik döneminde ilişkilerimizi etkilediği gibi zihinlerimizde kalıcı bir yer edinebilir.
Örneğin; Çocukluk dönemi boyunca ihmal edilmiş bir çocuk varsa, ilişkilerinde terk edilme ve bağlanma korkusu yaşadığı gibi, sürekli eleştirilen bir çocuk ise yetişkinlik döneminde kendini yetersiz hissedebilir. Yetişkinlik dönemine geldiklerinde de benzer duygularını tetikleyen kişilere çekim veya ilgi duyup daha hassas olabilirler.
Neden Tanıdık Duygularımızı Canlandıran İnsanlara Çekiliriz?
İnsan zihni çoğu zaman doğası gereği hep tanıdık olanı güvenli algılama eğilimindedir. Her zaman bu tanıdık duygular sağlıklı deneyimlerden gelir diyemeyiz. Yaşadığımız iyi veya kötü deneyimler, çocukluk döneminde gördüğümüz, edindiğimiz tüm duygular aslında yetişkinlikteki tüm seçimlerimizi etkiler. Yetişkinlik döneminde kurduğumuz romantik ilişkilerin çoğunun pusula yönü bize çocuklukta öğrendiğimiz ilişki dinamiklerini gösterir. Bu sebeple bazılarımız ulaşılması çok zor olan kişilere, bazılarımız duygusal olarak mesafeli kişilere bazılarımız ise hassas ya da kontrolcü bireylere beklenmedik çekimler hisseder.
Tanıdık Yara mı Aşk mı?
Romantik tüm ilişkiler en başta yoğun çekimden kaynaklandığı için ismine aşk deriz. Fakat bazı durumlarda hissettiğimiz yoğun çekim, aslında şemaların oluşturduğu bir duygusal yoğunluktan kaynaklanıyor olabilir. Örneğin klinik boyutta vaka gözlemlerimizde başkalarının duygusal yüklerini üstlenmeye çalışan ve kendini diğer tüm çevresindeki insanların iyi olma durumlarından sorumlu hisseden bir birey, yetişkinlik döneminde sorunlar yaşayan ve bağımlılık eğilimleri gösteren bir partnere yoğun çekim duyduğunu dile getiriyor. Bu ilişki dinamiğini yorumladığımızda kişi sürekli kurtarıcı rolünü üstlenerek kendi iç düşüncelerini yeniden kuruyor. Kişinin romantik ilişkisindeki partner ise bu rolü hem besleyerek hem o rolden beslenerek ilişkinin süresini uzatarak katkıda bulunuyor. Bu tür ikili ilişkilerde birbirlerine uygun olmalarından değil, her iki tarafın kendi duyguları ve inançlarıyla sürdürebileceği bir ilişki zeminin bulunmasından kaynaklanır. Yani duyduğumuz çekimin sebebi çoğu zaman uyum değil tanıdık bir duygusal yere dokunması oluyor. Aslında tüm anlatmak istediğimiz kendi yorumumla ilişkilerimizin tümünde aynı senaryolardan farklı diziler çıkartmaya çalıştığımızdır.
Şema Kimyasının Farkındalığı Neden Önemlidir?
Şema kimyasında önemli olan bir diğer nokta da var. Bazılarımız kendimize iyi gelen ilişkilerde bulunduğumuzda beklediğimiz, istediğimiz yoğun çekimleri karşımızdakine hissetmeyebiliriz. Çünkü bu ilişkiler geçmişimizdeki tanıdık kalıplarımızı ve şemalarımızı tetiklemez. Bu sebeple sağlıklı ve dengeli olması gereken ilişkilerin içinde bulunduğumuzda daha isteksiz ve bütünleşememiş gibi hissederiz. Aslında yaşadığımız bu durum çoğu zaman ilişkilerimizdeki partnerimizle aramızdaki duygusal güvenliğin bir sonucu oluyor.
Şema kimyamızı fark etmek, sebeplerini anlamak bizlerin ilişkilerimize daha perspektif bir açıdan değerlendirmemize yardımcı olur. Kendimizi sürekli tekrar eden aynı ilişki döngülerinde veya sürekli aynı sonuçla sonlanan ilişkilerde buluyorsak kendimize şunları sormamız gerekir:
-
Bu ilişki bana çocukluğumda tanıdık olan hangi duyguları hatırlatıyor?
-
Çekildiğim kişiler veya kişilerin özellikleri geçmiş deneyimlerimden gelen bir durum mu yoksa bunları geçmişte edindiğim kalıplardan dolayı mı çekiliyorum?
-
Bu ilişki bana iyi geliyor mu? Olmam gereken yerde sağlıklı ve dengeli bir ilişkide miyim?
Bu soruları cevaplayıp farkındalığa ulaştığımızda geçmişten gelen izleri hem bugüne taşımamaya başlarız hem de geçmişin otomatik olarak tekrar edilmesini önlemiş oluruz.
Sonuç
Aşk sandığımız çoğu duygu ve bu duygulardan oluşan yoğun çekimler, zihnimizin tanıdık bir senaryoyu tekrar canlandırma isteği olarak yorumlanabilir. Bu nedenle ilişkilerde hissedilen çekimleri anlamak ve değerlendirmek, yalnızca partnerlerimizi anlamak değildir. Aynı zamanda geçmişimizi ve duygusal isteklerimizi anlayıp ilişkilerden ne istediğimizi ve beklediğimizi anlamayı gerektirir.


