<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Zülal Alperen &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/zulalalperen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 15:49:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Zülal Alperen &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ANNEDEN ÇOCUĞA ŞİDDET VE TRAVMA ÖYKÜSÜ</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/anneden-cocuga-siddet-ve-travma-oykusu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=anneden-cocuga-siddet-ve-travma-oykusu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/anneden-cocuga-siddet-ve-travma-oykusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zülal Alperen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 21:35:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile ve Ebeveyn Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[nesilden nesile travma aktarımı]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=34578</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluğunda şiddete maruz kalan bireylerin ileride yaşadığı sorunlar, tüm yaşamlarını etkilemekte ve fiziksel ile psikopatolojik kalıcı travmalara yol açmaktadır. Bu kalıcı travmatik izler, bireylerin ilerleyen yaşamlarında kendilerine, çevrelerine ve ebeveyn olduklarında kendi yaşadıkları travmaları başkalarına da yansıttıkları gerçeğini gözler önüne sermektedir. Özellikle kadınların küçük yaşta aile içinde uğradıkları şiddeti kabullenmeleri ve sindirmeleri oldukça zordur. Çünkü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğunda şiddete maruz kalan bireylerin ileride yaşadığı sorunlar, tüm yaşamlarını etkilemekte ve <strong>fiziksel</strong> ile <strong>psikopatolojik</strong> kalıcı travmalara yol açmaktadır. Bu kalıcı travmatik izler, bireylerin ilerleyen yaşamlarında kendilerine, çevrelerine ve ebeveyn olduklarında kendi yaşadıkları travmaları başkalarına da yansıttıkları gerçeğini gözler önüne sermektedir. Özellikle kadınların küçük yaşta aile içinde uğradıkları şiddeti kabullenmeleri ve sindirmeleri oldukça zordur. Çünkü annelerin, çocuklarına karşı özel bir tutum ve davranış sergilemeleri gerekmektedir. Annelik, yalnızca mecburi ve zaruri bakım vermek değil, aynı zamanda ilgi, sevgi ve şefkatle çocuğu kucaklamaktır.</p>
<p>Bu ilgi yoğunluğunu yaşayamayan ve hatta kendi çocukluğunda şiddet gören bir annenin, çocuğuna aynı deneyimleri yaşatması kaçınılmaz bir döngü oluşturur. İletişim eksikliği, kopukluk, çocukla etkileşime girmemek ve yalnızca beslenme ile barınma ihtiyaçları dışında konuşmamak, anneden çocuğa geçen şiddetin başka bir boyutunu temsil etmektedir. Çocukluğunda şiddet görmüş bireyler, ileriki yaşamlarında kendilerine ve çevrelerine verdikleri zararlarla birlikte bu zararların yarattığı başlıca problemlerle karşılaşmaktadırlar. Özellikle kadınlar, <strong>psikolojik</strong>, ekonomik, fiziksel ve sözel gibi birçok türde şiddete maruz kalarak psikolojik zarar görmektedirler.</p>
<p>Çocuk yetiştirme ve ebeveynlik açısından kadınların erkeğe göre çocuğuna vereceği bakım daha fazla önem taşımaktadır. Annenin çocukla olan iletişimi, diyalogu, ilgisi ve en önemlisi çocuğa karşı tutumu, çocuğun da anneyle birlikte yaşadığı psikolojik ve fiziksel zararları gözler önüne sermektedir. Anne-baba eğitimi programlarının, davranım bozukluğu olan ve yüksek düzeyde yıkıcı davranışlar sergileyen çocuklarda etkili olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır (Çağdaş, Seçer, 2004). Çocuk istismarı ve ihmali; çocukların anne-babaları veya onlara bakmakla yükümlü kişiler tarafından sağlıklarına zarar veren, duygusal, zihinsel ya da sosyal gelişimlerini engelleyen tutum ve davranışlara maruz bırakılması olarak tanımlanmaktadır (Güler ve ark., 2002).</p>
<p>Ülkemizde, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu&#8217;nun yaptığı bir çalışmada çocukların %46&#8217;sının, Türkiye genelinde yapılan bir araştırmaya göre ise %45&#8217;inin ihmal veya istismara uğradığı belirlenmiştir. Tanınması en kolay olan istismar türü, fiziksel istismardır ve bu durum, çocuğun kaza dışı fiziksel olarak zedelenmesinin yanı sıra duygusal olarak da yıpranmasına neden olmaktadır (Güler ve ark., 2002). Bu bağlamda &#8220;Nesiller Arası Travma Aktarımı&#8221; kavramı önem kazanmaktadır. Anne, bilinçsiz bir şekilde yaşadığı travmayı ve öğrenilmiş ilişki kalıplarını nesiller arası taşır; bu aktarım hem duygusal hem de davranışsal düzeyde gerçekleşebilir.</p>
<p>Sık görülen aktarım türlerine örnek vermek gerekirse; bağlanma sorunları, kendilik algısı ve travma belirtileri gözlemlenebilir. Çocuk, ebeveyn ilişkisi içinde güvensizlik yaşadığında, travma nedeniyle bazen aşırı koruyucu, bazen de duygusal olarak uzak olabilir. &#8216;Değersizim&#8217;, &#8216;sevgi acı içerir&#8217;, &#8216;susmak gerekebilir&#8217; gibi inançlar geliştirebilir. Uyku sorunları, içe kapanma, saldırganlık, dikkat problemleri ve okul zorlukları gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, bu tür sonuçlar kaçınılmaz değildir.</p>
<p>Şiddetin sona ermesi için; güvenli bir yetişkin ilişkisi, terapi ve sosyal destek ile bu döngü kırılabilir. Travma yaşayan ebeveynler için de aynı süreç geçerlidir; ebeveyn iyileşme sürecine girdiğinde, çocuğun da etkilenmesi önemli ölçüde azalır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/anneden-cocuga-siddet-ve-travma-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran Zorbalığı</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/akran-zorbaligi-2/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=akran-zorbaligi-2</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/akran-zorbaligi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zülal Alperen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 22:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gelişim Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=28241</guid>

					<description><![CDATA[Akran zorbalığı son zamanlarda çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını tehdit eden en yaygın okul temelli ve psikolojik sorunlardan biridir. Fiziksel saldırganlıktan, sosyal dışlamaya kadar uzanan bu davranışlar yalnızca mağdur olan değil, tanık olan ve zorbalık yapan üzerinde de olumsuz ve kalıcı etkiler bırakabilmektedir. Bu yüzden akran zorbalığı bireysel bir problem değil, psikososyal olarak ele alınması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Akran zorbalığı son zamanlarda çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını tehdit eden en yaygın okul temelli ve psikolojik sorunlardan biridir. Fiziksel saldırganlıktan, sosyal dışlamaya kadar uzanan bu davranışlar yalnızca mağdur olan değil, tanık olan ve zorbalık yapan üzerinde de olumsuz ve kalıcı etkiler bırakabilmektedir. Bu yüzden akran zorbalığı bireysel bir problem değil, <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="374">psikososyal</b> olarak ele alınması gereken toplumsal ve psikolojik bir olgudur.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Akran Zorbalığının Tanımı</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Bir çocuğun ya da gencin, yaşıtları tarafından kasıtlı ve tekrar eden şekilde zarar görmesi durumu olarak tanımlanmaktadır. Literatürde zorbalık davranışlarının farklı biçimleri olduğu ifade edilmektedir. Bunlar; fiziksel zorbalık (vurma, itme, eşyaya zarar verme), sözel zorbalık (hakaret etme, lakap takma, alay etme), sosyal dışlama (görmezden gelme, gruptan dışlama) ve siber zorbalık (sosyal medya ya da dijital oyunlar yoluyla aşağılama ve tehdit etme) şeklinde sınıflandırılmaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Akran Zorbalığının Etkileri ve Önemi</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Kaygı ve depresyona yol açabilir, özgüveni zedeler, okul başarısını düşürür, uzun vadede psikolojik izler bırakabilir. Bu yüzden öğrencilere yaklaşımımız ve desteğimiz çok önemlidir. Güvendiği bir yetişkinle iletişimde olmaları (öğretmen, rehberlikçi, ebeveyn) yalnız kalma duygusunu azaltır. Eğer zorbalıkla karşı karşıya kaldıklarında, sosyal mecra üzerinden ise mutlaka ekran görüntüsü ve mesajları saklamaları yönünde bildiride bulunulmalı. “Bunu istemiyorum” cümlesi empoze edilmeli ve güvenliyse net ve sakin bir dil olarak işe yarayabilir. Akran zorbalığında en sık görülen yaş aralığı ise 8-14 yaş en yaygın dönem/10-12 yaş zirve yaptığı dönem olarak karşımıza çıkıyor. Bu yaşlarda ortaya çıkmasının temel sebebi ise çocukların sosyal hiyerarşiyi yeni yeni kurması ve duygusal kontrolün tam gelişmemiş olması denilebilir. Önemli bir püf noktası ise, psikolojik desteğin önemi yani zorbalık, “çocuğun kötülüğü” değil çoğu zaman öğrenilmiş ve desteklenmemiş davranışların sonucudur. Bu yüzden cezadan çok güvenli sınırlar koymak, duygularımızı tanımak, <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="1059">empati</b> geliştirmek önemlidir. Meydana gelen zorbalık davranışları, sistematik bir yaklaşımdan uzak olarak bireysel anlamda çözüme ulaştırılmaya çalışılmaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Bireylerde Psikolojik Tahribat</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Akran zorbalığı bireylerin psikolojik sağlığı üzerinde oldukça ciddi ve uzun süreli etkiler bırakabilir. Zorbalığa maruz kalan kişiler zamanla kendilerini değersiz, yalnız ve çaresiz hissedebilirler. Sürekli alay edilmek, dışlanmak veya tehdit edilmek bireyin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek yoğun kaygı ve stres yaşamalarına neden olur. Bu süreçte bazı bireylerde Depresyon gelişebilir ve kişi günlük yaşam aktivitelerine karşı ilgisini kaybedebilir. Ayrıca özellikle uzun süre devam eden zorbalık durumlarında Travma Sonrası Stres Bozukluğu gibi daha ciddi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Zorbalık yaşayan bireylerde özgüven kaybı da sık görülen bir durumdur. Kişi zamanla kendine olan inancını yitirir ve sosyal ortamlardan uzaklaşmaya başlar. Arkadaşlık kurmakta zorlanabilir, insanlara güvenmekte güçlük çekebilir ve yalnız kalmayı tercih edebilir. Bu durum bireyin sosyal gelişimini olumsuz etkiler. Uzun vadede ise bu psikolojik tahribat, bireyin eğitim hayatını, kariyer planlarını ve genel yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Eğitim ve Üretkenlik Kaybı</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Akran zorbalığı yalnızca bireyin psikolojisini değil, aynı zamanda eğitim hayatını da olumsuz yönde etkiler. Zorbalığa maruz kalan öğrenciler okula gitmekten korkabilir veya okul ortamında kendilerini güvende hissetmeyebilirler. Bu nedenle bazı öğrenciler okula gitmek istemeyebilir, devamsızlık yapmaya başlayabilir ya da derslere odaklanmakta zorlanabilir. Sürekli stres ve kaygı altında olmak öğrencinin dikkatini ve motivasyonunu azaltır. Bu durum zamanla öğrencinin ders başarısının düşmesine neden olur. Öğrenci derslere katılmak istemeyebilir, sınıf içinde kendini ifade etmekten kaçınabilir ve akademik performansı giderek gerileyebilir. Bazı durumlarda ise zorbalık o kadar yoğun hâle gelebilir ki öğrenci okulu tamamen bırakma noktasına gelebilir. Eğitim hayatında yaşanan bu olumsuzluklar sadece bireyi değil, toplumun geleceğini de etkiler. Çünkü eğitimini yarıda bırakan veya potansiyelini tam olarak kullanamayan bireylerin sayısı arttıkça toplumda nitelikli insan gücü azalabilir. Bu da uzun vadede toplumun gelişimini, üretkenliğini ve ekonomik ilerlemesini olumsuz yönde etkileyebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Okul Temelli Yaklaşımlar ve Literatür Bulguları</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Celal Bayar Üniversitesi Öğr. Gör. Remzi YILDIRIM (2012) çalışmasında; davranış ortaya çıkmadan önce önleme çabaları görülmemektedir. Yaşanan olumsuzluklar, o an için çözüldüyse, takibi yapılmamakta, kurban ile ilgili sonradan ortaya çıkabilecek olumsuzluklar göz ardı edilmektedir. Sorun, henüz gelişim çağında olan birçok öğrenci için oldukça büyük bir tehdit kaynağı oluşturmaktadır. “Akran zorbalığı” ancak çok belirgin durumlarda fark edilip, önlenmeye çalışılmaktadır. Bununla birlikte okullarda dikkatten kaçan, sadece mağdurun gördüğü, gelecek için kayıplara yol açabilecek pek çok olumsuzluk da yaşanmaktadır. Bu nedenle başta okul yöneticileri olmak üzere tüm eğitim çalışanlarının ve velilerin konu ile ilgili gerekli önlemi anlamalarını sağlayıcı çalışmalar yapılmalı, öğrencilere yönelik daha fazla demokrasi, duygudaşlık ve <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="838">hoşgörü</b> eğitimine yer verilmelidir. (Yıldırım 2012: 48)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/akran-zorbaligi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEPREMZEDE BİR PSİKOLOG OLARAK TRAVMA VE YASIN ÜZERİMİZDEKİ ETKİSİ</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/depremzede-bir-psikolog-olarak-travma-ve-yasin-uzerimizdeki-etkisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=depremzede-bir-psikolog-olarak-travma-ve-yasin-uzerimizdeki-etkisi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/depremzede-bir-psikolog-olarak-travma-ve-yasin-uzerimizdeki-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zülal Alperen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 09:53:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=8775</guid>

					<description><![CDATA[Öncelikle travmanın anlaşılır en net tanımı ile başlayalım:Travma: Kişinin fiziksel veya psikolojik bütünlüğünü tehdit eden, ani, yoğun ve başa çıkması zor bir olay ya da durumdur. Travmalar bireyin ruhsal, bedensel ve duygusal dengesi üzerinde derin etkiler bırakabilir. Travmanın 3 farklı türü bulunmaktadır özetlersek: Fiziksel Travma: Kazalar (düşme, trafik kazası vs.), yaralanmalar, doğal afetler (deprem, yangın) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="465" data-end="751">Öncelikle <strong data-start="475" data-end="485">travma</strong>nın anlaşılır en net tanımı ile başlayalım:<br data-start="528" data-end="531" /><strong data-start="531" data-end="541">Travma</strong>: Kişinin fiziksel veya psikolojik bütünlüğünü tehdit eden, ani, yoğun ve başa çıkması zor bir olay ya da durumdur. <strong data-start="657" data-end="667">Travma</strong>lar bireyin ruhsal, bedensel ve duygusal dengesi üzerinde derin etkiler bırakabilir.</p>
<p data-start="753" data-end="806"><strong data-start="753" data-end="763">Travma</strong>nın 3 farklı türü bulunmaktadır özetlersek:</p>
<ol data-start="808" data-end="1253">
<li data-start="808" data-end="996">
<p data-start="811" data-end="996"><strong data-start="811" data-end="830">Fiziksel Travma</strong>: Kazalar (düşme, trafik kazası vs.), yaralanmalar, doğal afetler (<strong data-start="897" data-end="907">deprem</strong>, yangın) (Biz bu makalede en çok fiziksel <strong data-start="950" data-end="960">travma</strong> olan <strong data-start="966" data-end="976">deprem</strong>den bahsedeceğiz).</p>
</li>
<li data-start="997" data-end="1120">
<p data-start="1000" data-end="1120"><strong data-start="1000" data-end="1021">Psikolojik Travma</strong>: Taciz (fiziksel, cinsel, duygusal), aile içi şiddet, savaş, göç, ölüm, ihmal ya da terk edilme.</p>
</li>
<li data-start="1121" data-end="1253">
<p data-start="1124" data-end="1253"><strong data-start="1124" data-end="1141">Kronik Travma</strong>: Uzun süreli stres ve baskı (çocuklukta sürekli eleştirilmek, zorbalığa uğramak), süreğen istismar veya şiddet.</p>
</li>
</ol>
<h2 data-start="1255" data-end="1288"><strong>Travma Sonrası Belirtiler:</strong></h2>
<ul data-start="1290" data-end="1527">
<li data-start="1290" data-end="1371">
<p data-start="1292" data-end="1371">Kabuslar, flashback dediğimiz (olayı tekrar tekrar yaşıyormuş gibi hissetmek)</p>
</li>
<li data-start="1372" data-end="1411">
<p data-start="1374" data-end="1411">Aşırı tetikte olmak (hipervijilans)</p>
</li>
<li data-start="1412" data-end="1438">
<p data-start="1414" data-end="1438">Donukluk, hissizleşmek</p>
</li>
<li data-start="1439" data-end="1457">
<p data-start="1441" data-end="1457">Kolay irkilmek</p>
</li>
<li data-start="1458" data-end="1476">
<p data-start="1460" data-end="1476">Uyku sorunları</p>
</li>
<li data-start="1477" data-end="1495">
<p data-start="1479" data-end="1495">Sosyal çekilme</p>
</li>
<li data-start="1496" data-end="1527">
<p data-start="1498" data-end="1527">Aşırı öfke, suçluluk, utanç</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="1529" data-end="1546"><strong>Yas nedir?</strong></h2>
<p data-start="1548" data-end="1843">Bir kaybın ardından yaşanan doğal ve evrensel bir duygusal tepkidir. En yaygın olarak bir insanın ölümünden sonra görülse de, <strong data-start="1674" data-end="1681">yas</strong> sadece ölümle sınırlı değildir. <strong data-start="1714" data-end="1721">Yas</strong> duygusunun tetiklenmesi; bir ilişkinin bitmesi, iş kaybı, göç, ya da bir hayalin yıkılması gibi durumlar etkili olabilir.</p>
<h3 data-start="1845" data-end="1877"><strong>Peki Yas Ne Kadar Sürer?</strong></h3>
<p data-start="1879" data-end="2116"><strong data-start="1879" data-end="1886">Yas</strong>ın süresi kişiden kişiye değişebilir. Akut <strong data-start="1929" data-end="1936">yas</strong> genelde birkaç ay içinde hafiflemeye başlar fakat sevilen birini kaybetmenin etkisi yıllar sürebilir. Önemli olan, zamanla duyguların daha taşınabilir, aşılabilir hâle gelmesidir.</p>
<h2 data-start="2118" data-end="2150"><strong>Deprem ve Kolektif Travma</strong></h2>
<p data-start="2152" data-end="2480">Kahramanmaraş <strong data-start="2166" data-end="2180">depremleri</strong>nin ardından; yalnızca binalar değil, binlerce insanın iç dünyası da derinden sarsıldı. Bu ölçekte bir afet, yalnızca fiziksel bir yıkım değil; bireylerin psikolojik sınırlarını zorlayan, temel güven duygusunu sarsan ve yaşamın anlamına dair derin sorular ortaya çıkaran kolektif bir <strong data-start="2464" data-end="2474">travma</strong>dır.</p>
<p data-start="2482" data-end="2865"><strong data-start="2482" data-end="2492">Deprem</strong>i bizzat yaşayan bir birey, ilk anlarda genellikle zihinsel bir uyuşma yaşar. Beyin, hayatta kalmaya odaklanır ve olağanüstü durumun gerçekliğini hemen kavrayamayabilir. Bu nedenle kişi olay anını parça parça hatırlayabilir, bazı ayrıntılar bulanık ya da tamamen silinmiş olabilir. İnkar ve donakalma hali, <strong data-start="2799" data-end="2809">travma</strong>nın sinir sistemi üzerindeki doğrudan etkilerindendir.</p>
<p data-start="2867" data-end="3149"><strong data-start="2867" data-end="2877">Deprem</strong>, bireyin en temel psikolojik ihtiyacı olan “güvende olma” hissini kökten sarsar. Artık “ev” dediğimiz yer güvenli değildir. Bu durum, geceleri uyuyamama, sürekli tetikte olma (hipervijilans), ani seslerde irkilme gibi <strong data-start="3096" data-end="3106">travma</strong> sonrası belirtilerle kendini gösterebilir.</p>
<h2 data-start="3151" data-end="3184"><strong>Yas, Kayıp ve Kimlik Krizi</strong></h2>
<p data-start="3186" data-end="3495"><strong data-start="3186" data-end="3199">Depremler</strong> yalnızca sevdiklerin kaybına değil; evin, mahallenin, çocukluk anılarının ve aidiyet hissinin de kaybına neden olabilir. Bu da çok boyutlu bir <strong data-start="3343" data-end="3350">yas</strong> sürecini başlatır. Kimi zaman kişi, yalnızca bir yakınını değil, kendisinin bir parçası olan geçmişini ve kimliğini de yitirmiş gibi hisseder.</p>
<p data-start="3497" data-end="3921"><strong data-start="3497" data-end="3507">Deprem</strong> sonrası aylar geçse de, bireylerde <strong data-start="3543" data-end="3553">travma</strong> sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon, anksiyete bozuklukları, panik atak gibi durumlar gelişebilir. Tüm bu ağır yükün içinde, <strong data-start="3685" data-end="3695">travma</strong>nın dönüştürücü bir gücü de vardır. İnsanlar çoğu zaman en büyük acıların ardından dayanışmayı, yardımlaşmayı ve yeniden ayağa kalkmayı öğrenir. Bu süreç sancılıdır ama ruhun iyileşmeye yönelen doğal eğiliminin bir parçasıdır.</p>
<h2 data-start="3923" data-end="3972"><strong>Bir Psikolog Olarak Depremi Bizzat Yaşamak</strong></h2>
<p data-start="3974" data-end="4193">Profesyonel kimlikle insanlara destek olmaya alışık birinin, bir anda kendi hayatı altüst olmuş biri hâline gelmesidir. Bir yandan “yardım eden” olma rolü vardır, diğer yandan “yardıma muhtaç” bir benlik ortaya çıkar.</p>
<p data-start="4195" data-end="4519">Bu yüzden, psikolog olarak yetememek duygusu sarsıcı olabilir. Bir süre zihnimizden şu sorular da geçerdi; “Ben psikoloğum, peki şimdi ne yapmalıyım?” Halbuki o an bende herkes gibi ayakta kalmaya çalışan biriydim… Bu tür durumlar, “Dışarıdan güçlü ama içeriden yaralı” olma hali, biz psikologların yaşadığı sık durumlardır.</p>
<h2 data-start="4521" data-end="4531"><strong>Son Söz</strong></h2>
<p data-start="4533" data-end="4688">İyileşmek her zaman mümkün ve gerçektir. Fakat bu, kişinin kendi hikâyesini anlamasına, duygularını kabul etmesine ve gerekirse destek almasına bağlıdır.</p>
<p data-start="4690" data-end="4808">Her <strong data-start="4694" data-end="4704">deprem</strong>de yeniden yıkılan değil, her seferinde yeniden kurulan insanlar olarak kalabilmek, en derin gücümüzdür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/depremzede-bir-psikolog-olarak-travma-ve-yasin-uzerimizdeki-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
