<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Zeynep Alkan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/zeynepalkan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Jan 2026 18:26:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Zeynep Alkan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ölümü̇n Sessi̇z Çığlığı: Anoreksi̇ya Nervoza</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/olumu%cc%87n-sessi%cc%87z-cigligi-anoreksi%cc%87ya-nervoza/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olumu%25cc%2587n-sessi%25cc%2587z-cigligi-anoreksi%25cc%2587ya-nervoza</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/olumu%cc%87n-sessi%cc%87z-cigligi-anoreksi%cc%87ya-nervoza/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 21:20:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=22390</guid>

					<description><![CDATA[Anoreksiya nervoza, bireyin beden algısında bozulma, yoğun kilo alma korkusu ve ciddi düzeyde kilo kaybıyla karakterize edilen, psikiyatrik kökenli bir yeme bozukluğudur. Sadece beslenme davranışlarını değil aynı zamanda bireyin düşünce yapısını, duygularını, sosyal ilişkilerini ve fiziksel sağlığını derinden etkileyen ciddi bir ruhsal hastalıktır. Anoreksiya nervoza, tüm psikiyatrik bozukluklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip hastalıklardan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Anoreksiya nervoza, bireyin beden algısında bozulma, yoğun kilo alma korkusu ve ciddi düzeyde kilo kaybıyla karakterize edilen, psikiyatrik kökenli bir yeme bozukluğudur. Sadece beslenme davranışlarını değil aynı zamanda bireyin düşünce yapısını, duygularını, sosyal ilişkilerini ve fiziksel sağlığını derinden etkileyen ciddi bir ruhsal hastalıktır. Anoreksiya nervoza, tüm psikiyatrik bozukluklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p data-path-to-node="3">Bu bozukluk genellikle ergenlik döneminde kendini göstermeye başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Ancak her yaşta, her cinsiyette ve her sosyoekonomik düzeyde ortaya çıkabilir. Anoreksiya nervozanın gelişiminde biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Tanım ve Tanı Kri̇terleri̇</b></h2>
<p data-path-to-node="5">DSM-5’e göre anoreksiya nervoza tanısı koyulabilmesi için üç temel ölçüt bulunmaktadır. Bunlar; yaş, cinsiyet ve fiziksel gelişime göre beklenen minimum vücut ağırlığının belirgin şekilde altında olma, kilo almaya yönelik yoğun korku veya kilo almayı engelleyici davranışlar sergileme ve beden ağırlığı ya da biçiminin algılanmasında bozulmadır. Birey, ciddi kilo kaybına rağmen kendisini kilolu hissedebilir veya düşük kilosunun ciddiyetini inkâr edebilir. Çok zayıf olmasına rağmen kendini hala güzel ve mutlu hissetmeyebilir ve o kilo veriş hiçbir zaman yeterli gelmez.</p>
<p data-path-to-node="6">Anoreksiya nervozanın iki alt tipi vardır: Bunlardan ilki kısıtlayıcı tip diğeri ise tıkınırcasına yeme/çıkarma tipi. Kısıtlayıcı tipte birey, aşırı diyet yapma ve yoğun egzersizle kilo kaybederken; diğer tipte kusma, laksatif kullanımı veya tıkınırcasına yeme atakları görülebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Anoreksi̇ya Nervozaya Neden Olan Etmenler</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Anoreksiya nervozanın tek bir nedeni yoktur. <b data-path-to-node="8" data-index-in-node="45">Genetik yatkınlık</b> önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ailede yeme bozukluğu, depresyon ya da anksiyete öyküsü bulunan bireylerde risk daha yüksektir. Bunun yanında mükemmeliyetçilik, düşük benlik saygısı, kontrol ihtiyacı, duyguları ifade etmekte zorlanma gibi psikolojik özellikler hastalığın gelişimine zemin hazırlayabilir.</p>
<p data-path-to-node="9">Sosyokültürel faktörler de önemli bir rol oynar. Zayıflığın idealize edildiildiği medya içerikleri, sosyal medya filtreleri, beden üzerinden yapılan eleştiriler ve kilo odaklı güzellik algıları özellikle genç bireyler üzerinde baskı oluşturabilir. Ergenlik döneminde okul arkadaşları tarafından zorbalanmaya maruz kalan bireylerde de görülme olasılığı oldukça yükseliş gösterir. Bazı meslek gruplarında (dansçılar, mankenler, sporcular) anoreksiya nervoza riski daha yüksek olabilmektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Anoreksi̇ya Nervoza Beli̇rti̇leri̇ Nelerdi̇r?</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Anoreksiya nervozanın belirtileri hem psikolojik hem de fiziksel düzeyde ortaya çıkar.</p>
<p data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Psikolojik belirtiler arasında:</b></p>
<ul data-path-to-node="13">
<li>
<p data-path-to-node="13,0,0">Kilo alma korkusu</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,1,0">Zayıf olunmasına rağmen kendini aşırı kilolu hissetme</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,2,0">Yemekle ilgili sürekli zihinsel meşguliyet</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,3,0">Beden algısında bozulma</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,4,0">Sosyal geri çekilme, içe kapanıklık</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,5,0">Her zaman depresif hissetme</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,6,0">Yorgunluk hissi</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,7,0">Odaklanamama sorunu</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Fiziksel belirtiler:</b></p>
<ul data-path-to-node="15">
<li>
<p data-path-to-node="15,0,0">Ciddi kilo kaybı</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,1,0">Saç dökülmesi</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,2,0">Düzensiz adet dönemleri</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,3,0">Kırılgan tırnaklar</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,4,0">Cilt kuruluğu</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,5,0">Sürekli üşüme hali</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,6,0">Düşük tansiyon</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,7,0">Kalp ritminde yavaşlama ve düzensizlik</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="15,8,0">İlerleyen vakalarda organ yetmezliği görülebilir.</p>
</li>
</ul>
<h2 data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">Anoreksi̇ya Nervoza Beli̇rti̇leri̇yle Ortaya Çıkabi̇lecek Kompli̇kasyonlar Nelerdi̇r?</b></h2>
<ul data-path-to-node="17">
<li>
<p data-path-to-node="17,0,0">Kalpte ritim bozuklukları</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,1,0">Sindirim sisteminde bozukluk</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,2,0">Sürekli uyku hali</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,3,0">Sürekli olarak kusma veya kusma için zorlama</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,4,0">Kan değerlerinin bozulması</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,5,0">Hayati risk</p>
</li>
</ul>
<h2 data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Anoreksi̇ya Nervoza’nın Tedavi̇si̇ Mümkün Mü?</b></h2>
<p data-path-to-node="19">Anoreksiya nervozanın tedavisi <b data-path-to-node="19" data-index-in-node="31">multidisipliner yaklaşım</b> gerektirir. Tedavi sürecinde psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve gerektiğinde dahiliye uzmanlarının birlikte çalışması önemli ve gereklidir. Tedavinin temel hedefleri; sağlıklı kilo kazanımının sağlanması, yeme davranışlarının düzenlenmesi ve altta yatan psikolojik sorunlerin ele alınmasıdır ve sonrasında ise bunlara birer birer çözüm yolları üretilmesidir.</p>
<p data-path-to-node="20">Psikoterapi, özellikle <b data-path-to-node="20" data-index-in-node="23">bilişsel davranışçı terapi</b>, anoreksiya nervoza tedavisinde etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Ergen bireylerde aile temelli terapi önemli bir yer tutar. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi, eşlik eden depresyon, anksiyete ya da obsesif belirtiler için destekleyici olarak kullanılabilir. Bazı vakalarda hastane yatışı gerekebilir. Özellikle hayati riskin bulunduğu durumlarda, tıbbi stabilizasyon önceliklidir.</p>
<h2 data-path-to-node="21"><b data-path-to-node="21" data-index-in-node="0">Sonuç Olarak</b></h2>
<p data-path-to-node="22">Anoreksiya nervoza, yalnızca “zayıflama isteği” ile açıklanamayacak kadar karmaşık ve ciddi bir ruhsal bozukluktur. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın seyrini önemli ölçüde iyileştirebilir. Toplumda yeme bozukluklarına dair farkındalığın artması, beden çeşitliliğinin kabul edilmesi ve psikolojik destek hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi, anoreksiya nervozayla mücadelede kritik öneme sahiptir.</p>
<p data-path-to-node="23">Bu hastalıkla mücadele eden bireylerin suçlanmadan, yargılanmadan, anlayışla desteklenmesi; iyileşme sürecinin en temel yapı taşlarından biridir. Bireye farkındalık kazandırarak bu zorlu süreci aşması sağlanırken yanında olduğunu bildiği ailesi, arkadaşlarının süreci daha da kolaylaştıracağı açık bir şekilde bellidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/olumu%cc%87n-sessi%cc%87z-cigligi-anoreksi%cc%87ya-nervoza/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgi Sınavı Değil Psikolojik Sınav: Sınav Sürecinde Kaygı ve Stres Bozukluğu</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/bilgi-sinavi-degil-psikolojik-sinav-sinav-surecinde-kaygi-ve-stres-bozuklugu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bilgi-sinavi-degil-psikolojik-sinav-sinav-surecinde-kaygi-ve-stres-bozuklugu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/bilgi-sinavi-degil-psikolojik-sinav-sinav-surecinde-kaygi-ve-stres-bozuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 22:46:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=20032</guid>

					<description><![CDATA[Sınav süreci birçok bireyin geleceğini açtığı kapı olarak adlandırdığı bir zaman dilimidir. Bundan dolayı kişi için sınavların taşıdığı anlam çok baskı oluşturup stres verici olabilir. Başarı beklentisi, aile baskısı, zaman yönetimi sıkıntısı, çevreden gelen stres gibi birçok faktör özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde sınav kaygısı ve stres bozukluklarıyla karşı karşıya kalınmasına zemin hazırlayabilir. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="488" data-end="1027">Sınav süreci birçok bireyin geleceğini açtığı kapı olarak adlandırdığı bir zaman dilimidir. Bundan dolayı kişi için sınavların taşıdığı anlam çok baskı oluşturup stres verici olabilir. Başarı beklentisi, aile baskısı, zaman yönetimi sıkıntısı, çevreden gelen stres gibi birçok faktör özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde sınav kaygısı ve stres bozukluklarıyla karşı karşıya kalınmasına zemin hazırlayabilir. Bu durum genellikle doğal bir tepki olsa da bazı kişilerde yoğunlaşarak gündelik hayatı etkileyen bir hâle dönüşebilir.</p>
<p data-start="1029" data-end="1590"><strong data-start="1029" data-end="1046">Sınav kaygısı</strong>, kişinin sınava girmeden önce, sınav anında ve sonrasında hissettiği fiziksel ve duygusal gerginlik hâlidir. Bu kaygı düzeyi belirli bir seviyeye gelene kadar motive edici olabilirken yoğunlaşıp ilerlediğinde kişinin performansını ciddi ölçüde kötü etkiler. <strong data-start="1305" data-end="1314">Stres</strong> bozukluğu ise, sınav gibi zorlu bir süreç sebebiyle sinir sisteminin fazlaca uyarılmasından dolayı kişinin düşünce sistemini, duygularını ve davranışlarını negatif yönde etkileyen bir durumdur. Bu iki kavram birbiriyle yakından ilişkilidir ve genellikle birlikte gözlemlenir.</p>
<h2 data-start="1592" data-end="1650"><strong data-start="1595" data-end="1650">Kaygıyı Artıran Etkenler ve Ortaya Çıkan Belirtiler</strong></h2>
<p data-start="1652" data-end="2235">Sınav sürecindeki stres ve kaygının başlıca nedenlerinden biri yüksek beklenti içinde olmaktır. Bireyin kendini mükemmeliyetçiliğe zorlaması, “Ya başaramazsam? O zaman ne yapacağım?” düşüncesiyle beraber kaygıyı da tetikler. Bir diğer önemli etken ise aile baskısıdır. Ailelerinin çocuklarını düşünerek kurdukları “Bu sınav senin tüm hayatını belirleyecek.” gibi cümleler öğrencinin zihninde büyük bir tehdit ve sorumluluk yaratabilir. Bununla beraber yanlış çalışma yöntemleri, zaman yönetimi kontrolsüzlüğü, uyku düzensizliği ve yetersiz özgüven de kaygının çoğalmasına sebep olur.</p>
<p data-start="2237" data-end="2881">Bu süreçte yaşanan kaygı ve stres hem zihinsel hem de fiziksel olarak kendini gösterdiği birçok belirti vardır. En yaygın belirtiler arasında kalp çarpıntısı, nefes darlığı, mide bulantısı, dikkat dağınıklığı, uykusuzluk, unutkanlık, huzursuzluk bulunur. Bazı bireylerde panik bozukluğunun getirdiği panik atak benzeri yoğun kaygı bozukluklarıyla karşı karşıya kalabiliriz. Zihinsel belirtiler ise çoğunlukla “Bildiğim her şeyi unuttum.”, “Yapamayacağım.”, “Zamanım yetmeyecek, yetiştiremeyeceğim.” gibi olumsuz iç konuşmalardır. Birey bu tür konuşmalarla kendine olan inancını, motivasyonunu kaybederek kısır bir döngünün içinde bulur kendini.</p>
<h2 data-start="2883" data-end="2930"><strong data-start="2886" data-end="2930">Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Stratejileri</strong></h2>
<p data-start="2932" data-end="3471">Sınav sürecinde karşılaşılan kaygı ve stresle başa çıkabilmek için hem psikolojik hem de fiziksel stratejiler vardır. İlk adım, bireyin duygularını fark etmesi ve yaşadığı kaygı ve stresli durum hâlinin yaygın ve anlaşılabilir olduğunu bilmesi ve kabul etmesidir. Sonrasında ise doğru çalışma yöntemleri geliştirerek çalışmalarını sürdürmesi gerekir. Verimli ders çalışma tekniklerinin kullanılması, düzenli aralar vererek çalışılması, planlı bir ilerleyiş sağlanması ve kontrol hissini artırarak kaygı düzeyini en aza indirmek hedeflenir.</p>
<p data-start="3473" data-end="4093">Bunlarla beraber nefes egzersizleri, meditasyon, çok yorucu olmayan egzersizler, doğada yürüyüşler, sinir sistemi üzerinde oldukça olumlu etkisi olan aktivitelerdir. Bedenin ve zihnin rahatlamasını ve dinginleşmesini sağlar. Bunlar dışında kaliteli uyku, düzenli ve dengeli beslenme, ekran kullanımını sınırlandırmak da stres seviyesini düşürmekte etkili olan diğer etmenlerdir. Gerektiğinde arkadaşlarla dışarıda plan yapmak, kitap okumak, dizi izlemek; en önemlisi bir birey olduğunu unutmadan o süreci devam ettirmek gerekir. Birey kendi öz bakımını sürdürmeli ve kendisine eziyet edercesine asosyalleşmemesi gerekir.</p>
<p data-start="4095" data-end="4769">Duygusal destek almak da çok önemli olan diğer bir etmendir. Bireyin ailesi, öğretmenleri, arkadaşlarıyla duygularını paylaşması yükünün hafiflemesinde etkilidir. Bu süreçte ebeveynlerin üstüne düşen görevlerden bazıları ise çocuğunun elinden geleni yapmaya çalıştığını görmeleri ve gücünden fazlasını ona zorlayarak yaptırmamaları gerektiğidir. Ona iyilik yapmak isterken hayatını hiç istemediği ve mutsuz olacağı bir zaman dilimine itmemeleri gerektiğidir. Öğrenciye her zaman onun yanında olduğunu hissettirmeleri ve bu sürecin geçici bir süreç olduğunu, başarılı veya daha az başarılı bir durumda da onun her zaman yanında olacaklarını belirtmeli ve hissettirmelidirler.</p>
<p data-start="4771" data-end="4896">Gerektiğinde bir psikologdan profesyonel destek almak, hem kaygıyı tanımayı hem de başa çıkmayı öğrenmede önemli etki sağlar.</p>
<h2 data-start="4898" data-end="4935"><strong data-start="4901" data-end="4935">Sonuç: Kaygıyı Yönetmek Mümkün</strong></h2>
<p data-start="4937" data-end="5356">Sonuç olarak, sınav sürecinde yaşanan kaygı ve stres bozukluğu, birçok kişinin o süreçte yaşadığı doğal bir durumdur. Bu duyguların kontrol edilebildiği sağlıklı yöntemler geliştirmek ve sürecin bir tehdit değil geçici bir durum olduğunu hatırlamak ve bilmek gerekir. İyi bir çalışma planı, sağlıklı alışkanlıklar ve doğru bir destekle sınav kaygısı yönetilebilir ve kişi hedefine çok daha güçlü bir şekilde ulaşabilir.</p>
<p data-start="5358" data-end="5400"><strong data-start="5358" data-end="5400">Kaygı sizi değil, siz kaygıyı yönetin.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/bilgi-sinavi-degil-psikolojik-sinav-sinav-surecinde-kaygi-ve-stres-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki Yangın: Yas Süreci</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/icimizdeki-yangin-yas-sureci/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=icimizdeki-yangin-yas-sureci</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/icimizdeki-yangin-yas-sureci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 22:03:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=17973</guid>

					<description><![CDATA[Bir birey doğup büyümesinden ölüme kadar birçok insan grubuyla tanışır ve hayatını onlar sayesinde şekillendirir. Aileyle başlayan bu küçük insan kalabalığı daha sonra okul arkadaşlarıyla, dışarıdan edinilen farklı sosyal çevrelerle büyüyerek gelişir. En yalnız insan bile hayatının şekillenmesini diğer insanlarla yaşadığı tecrübelere, şahit olduğu olaylara borçludur. Bir bakış, bir selam, sohbet etmek, birlikte vakit geçirmek, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="72" data-end="669">Bir birey doğup büyümesinden ölüme kadar birçok insan grubuyla tanışır ve hayatını onlar sayesinde şekillendirir. Aileyle başlayan bu küçük insan kalabalığı daha sonra okul arkadaşlarıyla, dışarıdan edinilen farklı sosyal çevrelerle büyüyerek gelişir. En yalnız insan bile hayatının şekillenmesini diğer insanlarla yaşadığı tecrübelere, şahit olduğu olaylara borçludur. Bir bakış, bir selam, sohbet etmek, birlikte vakit geçirmek, dertleşmek, kavga etmek, rakip görmek… Her insan bir başkasına ya bir şey öğretir ya da kendi bir şey öğrenir. İyi veya kötü herkes birbirinin hayatında yer edinir.</p>
<p data-start="671" data-end="1237">Her insan bir gün hayatına dokunmuş olan bir insanın yok oluşuyla tanışır. Bu kaybı öğrendiği andan kabullenme anına kadar geçen zamana da <strong data-start="810" data-end="824">yas süreci</strong> denir. <strong data-start="832" data-end="839">Yas</strong>, insan yaşamının kaçınılmaz bir parçasıdır. Her kayıp — bir insanın, bir ilişkinin, bir dönemin — bireyin içinde bir boşluk yaratır. Bu boşlukla başa çıkma süreci ise yalnızca üzüntü değil; <strong data-start="1030" data-end="1091">inkar, öfke, suçluluk, çaresizlik ve zamanla kabullenmeyi</strong> de içinde barındıran derin, duygusal bir yolculuktur. Yas süreci; kaybedilenin kişinin hayatındaki yerini yeniden tanımlamaya çalıştığı zamandır.</p>
<h2 data-start="1244" data-end="1278"><strong data-start="1247" data-end="1278">Kübler-Ross’un Yas Evreleri</strong></h2>
<p data-start="1280" data-end="1406">Psikiyatrist <strong data-start="1293" data-end="1318">Elisabeth Kübler-Ross</strong>, yasın beş evresinden söz eder:<br data-start="1350" data-end="1353" /><strong data-start="1353" data-end="1404">İnkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme.</strong></p>
<p data-start="1408" data-end="1868">Bu evreler her bireyde farklı sürelerde ve zamanlarda yaşanabilir. Kimi birey önce öfkeyle başlar, kimi bireyse uzun süre inkar evresinde kalır. Bazı insanlar kendi içine kapanmayı ve herkesten, her şeyden kendini soyutlamayı seçerken; bazı insanlar dimdik durmayı ve hayatına kaldığı yerden devam etmeyi seçer. Bazıları yaşadığını kabullenmemeyi, bazıları bu durumu doğrudan yok saymayı tercih eder. Bazı bireylerse bu evrelerin bazılarını hiç deneyimlemez.</p>
<p data-start="1870" data-end="2082">Yas evrensel bir yaşam tecrübesi olsa da yaşanma biçimi <strong data-start="1926" data-end="1951">bütünüyle kişiseldir.</strong><br data-start="1951" data-end="1954" />Yaşanılan kayıp karşısında hissedilen; <strong data-start="1993" data-end="2070">bağın derinliği, kişilik yapısı, önceki yaşanılanlar ve çevresel destekle</strong> şekillenir.</p>
<h2 data-start="2089" data-end="2115"><strong data-start="2092" data-end="2115">Yasın Anlam Arayışı</strong></h2>
<p data-start="2117" data-end="2301">Yas süreci yalnızca acı çekmek demek değildir. Aynı zamanda bireyin bir <strong data-start="2189" data-end="2204">anlam bulma</strong>, yaşadığını <strong data-start="2217" data-end="2234">anlamlandırma</strong> sürecidir.<br data-start="2245" data-end="2248" />Kaybın ardından zihni meşgul eden başlıca soru ise:</p>
<p data-start="2304" data-end="2335">“Şimdi nasıl devam edeceğim?”</p>
<p data-start="2337" data-end="2683">Zamanla birey, kayıpla birlikte yaşadığı derin boşluğa rağmen, hayatını yeniden kurmayı, yaşamını devam ettirebilmeyi ve <strong data-start="2458" data-end="2509">anıların can yakmadan var olmasına izin vermeyi</strong> öğrenir. Bu süreçte duyguları bastırmak, yok saymak yerine <strong data-start="2569" data-end="2618">yaşamaya, hissetmeye, konuşmaya ve paylaşmaya</strong> çalışmak kişide <strong data-start="2635" data-end="2666">iyileştirici ve hafifletici</strong> bir etki sağlar.</p>
<h2 data-start="2690" data-end="2744"><strong data-start="2693" data-end="2744">Toplumsal Söylemler ve Yasın Yanlış Anlaşılması</strong></h2>
<p data-start="2746" data-end="2964">Sosyal çevrede en sık duyulan “<strong data-start="2777" data-end="2802">Artık toparlamalısın.</strong>” veya “<strong data-start="2810" data-end="2839">Zaman her şeyi unutturur.</strong>” gibi cümleler, kişinin kendini daha kötü hissetmesine ve yaşadığı yas sürecinin içinde daha da kaybolmasına yol açabilir.</p>
<p data-start="2966" data-end="3117">Yas, <strong data-start="2971" data-end="3028">zamana bırakılarak geçiştirilecek bir süreç değildir.</strong><br data-start="3028" data-end="3031" />Yaşanarak, hissedilerek dönüştürülebilecek ve üstesinden gelinebilecek bir süreçtir.</p>
<p data-start="3119" data-end="3377">Bastırılan duygular ilerleyen zamanlarda <strong data-start="3160" data-end="3173">depresyon</strong>, <strong data-start="3175" data-end="3184">kaygı</strong> veya <strong data-start="3190" data-end="3215">fiziksel belirtilerle</strong> yeniden yüzeye çıkabilir.<br data-start="3241" data-end="3244" />Bu sebeple, yas sürecinde olan bir bireye en sağlıklı destek, onun duygularına karışmak değil, yanında <strong data-start="3347" data-end="3377">sessizce var olabilmektir.</strong></p>
<h2 data-start="3384" data-end="3424"><strong data-start="3387" data-end="3424">Komplike Yas ve Psikolojik Destek</strong></h2>
<p data-start="3426" data-end="3714">Bazı bireylerde yas süreci uzun sürebilir ve “<strong data-start="3472" data-end="3488">komplike yas</strong>” denilen ağır bir durum ortaya çıkabilir. Bu durumda <strong data-start="3542" data-end="3569">psikolojik destek almak</strong>, duyguların işlenmesi, yaşamın yeniden anlamlandırılması ve hayatın devam ettiğine dair farkındalık kazandırılması açısından büyük önem taşır.</p>
<p data-start="3716" data-end="3919">Psikolojik destek, yalnızca kaybın acısını değil, o ikili ilişkide <strong data-start="3783" data-end="3811">yaşanamamış duyguları da</strong> açığa çıkarır.<br data-start="3826" data-end="3829" />Unutulmamalıdır ki yas, bir son değil; <strong data-start="3868" data-end="3883">bir dönüşüm</strong>, hayatın yeniden şekillenmesidir.</p>
<p data-start="3921" data-end="4117">Kaybın ardından yaşanan <strong data-start="3945" data-end="3960">dinmez ateş</strong>, zamanla yerini alışılmış bir <strong data-start="3991" data-end="4008">içsel dengeye</strong> bırakır.<br data-start="4017" data-end="4020" />Kayıp, hayatımızdan gidenin yokluğunu değil, <strong data-start="4065" data-end="4098">onunla geçirilen güzel anları</strong> hatırlatmalıdır.</p>
<p data-start="4119" data-end="4314">Yas tutmak, insan olduğumuzun, <strong data-start="4150" data-end="4181">sevebildiğimizin kanıtıdır.</strong><br data-start="4181" data-end="4184" />Bir insan, bağ kurduğu her şeyle duygusal bir bağ hisseder.<br data-start="4243" data-end="4246" />Yas süreci acının değil, <strong data-start="4271" data-end="4314">insan olduğumuzun derin bir ifadesidir.</strong></p>
<p data-start="4318" data-end="4403">“Konuşmayan kederden daha büyük bir keder yoktur.”<br data-start="4368" data-end="4371" />— <em data-start="4375" data-end="4403">Henry Wadsworth Longfellow</em></p>
<h2 data-start="4410" data-end="4455"><strong data-start="4413" data-end="4455">Yas Sürecinde Görülebilecek Belirtiler</strong></h2>
<p data-start="4457" data-end="4919"><strong data-start="4457" data-end="4481">Duygusal belirtiler:</strong> Üzüntü, öfke, özlem, çaresizlik, ağlama krizleri.<br data-start="4531" data-end="4534" /><strong data-start="4534" data-end="4558">Fiziksel belirtiler:</strong> İştah değişiklikleri, yorgunluk, halsizlik, mide bulantısı, çok yemek yeme veya hiç yemek yememe, sürekli uyuma isteği veya uyuyamama.<br data-start="4693" data-end="4696" /><strong data-start="4696" data-end="4720">Bilişsel belirtiler:</strong> Konsantrasyon güçlüğü, karar vermede zorluk, sürekli dalıp gitme.<br data-start="4786" data-end="4789" /><strong data-start="4789" data-end="4816">Davranışsal belirtiler:</strong> Sosyal izolasyon, önceki aktivitelere ilgisizlik, insanlara güvensizlik, çok fazla enerji patlaması.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/icimizdeki-yangin-yas-sureci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZOR BİR İŞE BAŞLAMANIN EN BÜYÜK DÜŞMANI: ZEİGARNİK ETKİSİ</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/zor-bir-ise-baslamanin-en-buyuk-dusmani-zeigarnik-etkisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=zor-bir-ise-baslamanin-en-buyuk-dusmani-zeigarnik-etkisi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/zor-bir-ise-baslamanin-en-buyuk-dusmani-zeigarnik-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 08:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=9312</guid>

					<description><![CDATA[Okumaya başlarken:Bu yazı daha öncesinde Boğaziçi Enstitüsü tarafından verilmiş olan eğitimden elde edinilen bilgi birikimlerine dayanılarak yazılmıştır. Zeigarnik Etkisi Zor işlerinizi yaparken en önemli sorununuz nedir hiç düşündünüz mü? Elbette birçok sebebi vardır ama başında gelen problem başlayamamanızdır. Çünkü başlayamadığınız bir işi bitiremezsiniz. Önemli işleriniz olduğunda kusursuz bir şekilde yapmak istersiniz fakat ne kadar kusursuz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="465" data-end="625"><em><strong data-start="465" data-end="487">Okumaya başlarken:</strong></em><br data-start="487" data-end="490" /><em>Bu yazı daha öncesinde Boğaziçi Enstitüsü tarafından verilmiş olan eğitimden elde edinilen bilgi birikimlerine dayanılarak yazılmıştır.</em></p>
<h3 data-start="627" data-end="647"><strong data-start="627" data-end="647">Zeigarnik Etkisi</strong></h3>
<p data-start="649" data-end="1227">Zor işlerinizi yaparken en önemli sorununuz nedir hiç düşündünüz mü? Elbette birçok sebebi vardır ama başında gelen problem başlayamamanızdır. Çünkü başlayamadığınız bir işi bitiremezsiniz. Önemli işleriniz olduğunda kusursuz bir şekilde yapmak istersiniz fakat ne kadar kusursuz olmasını isterseniz, başlamakta da bir o kadar zorlanırsınız. Sonrasında ise en büyük probleminiz o çok önemli dediğiniz işe başlayamamak olur. İşte buna <strong data-start="1083" data-end="1103">Zeigarnik Etkisi</strong> diyoruz. Şimdi sizlere bu durumun sebeplerinden ve nasıl ortadan kaldırabileceğimizden bahsedeceğim. Hazırsanız başlayalım.</p>
<p data-start="1229" data-end="2075">Bir işe başlamadan önce o işi düşünmeye başladığınızda beyniniz otomatik olarak o işin en zor kısmına ya da o işin zorluğuna odaklanır. Bu durum da o işe başlayamamanıza sebep olur. İşe başlamak yerine gereksiz birçok işle uğraşmayı tercih edersiniz. Sosyal medyada gezinmek, müzik dinlemek, uzun süredir başlamak istediğiniz diziye başlamak, evin temizliğini yapmak gibi… O işten uzakta olan her konuya daha da yakın ve hevesli olursunuz fakat bu zor işe başlamak için kendinizi hazır hissetmez veya motivasyon kaybı yaşadığınıza kanaat getirirsiniz. Bu işe başlamayı beklerken günler, aylar geçer gider ve motivasyonunuzun ve kendinizin hazır olduğu an hiçbir zaman gelmez. Kendinizin hazır olduğu ve motivasyonunuzun tam olduğu anı beklemeye kalkarsanız, o an hiçbir zaman gelmeyecektir. Başlamak, bitirmenin yarısı değil; çok daha fazlasıdır.</p>
<h3 data-start="2077" data-end="2104"><strong data-start="2077" data-end="2104">Zeigarnik Etkisi Tanımı</strong></h3>
<p data-start="2106" data-end="2834"><strong data-start="2106" data-end="2126">Zeigarnik Etkisi</strong>, Litvanya kökenli Sovyet psikoloğu ve psikiyatristi Bluma Vulfovna Zeigarnik tarafından bulunmuştur. Zeigarnik etkisine göre, yarım kalan işlerinizi tamamladığınız işlerinize göre daha net hatırlarsınız. Bir kitabın veya dizinin bölümünü heyecanla bitirdiğinizde hemen diğer bölüme geçmek istersiniz veya kaldığınız kısmı çok daha net hatırlarsınız. Zeigarnik etkisine göre bir işe başladığınızda onu bitirene kadar bir rahatsızlık duyarsınız. Motivasyonunuzu yüksek tutmayı başarırsınız ve o işi bitirdiğinizde geriye dönüp baktığınızda aslında gözünüzde büyüttüğünüz kadar da zor olmadığını görürsünüz. Bu etkiyi anlamak, zihinsel engellerle başa çıkmak ve <strong data-start="2786" data-end="2800">verimlilik</strong> kazanmak adına oldukça önemlidir.</p>
<h3 data-start="2836" data-end="2890"><strong data-start="2836" data-end="2890">Kendimizi Bir İşe Başlamaya Nasıl İkna Edebiliriz?</strong></h3>
<p data-start="2892" data-end="3136"><strong data-start="2892" data-end="2917">1 &#8211; Beş Saniye Kuralı</strong><br data-start="2917" data-end="2920" />Beşten başlayıp geriye doğru saydıktan sonra 0’a geldiğinizde yapmanız gereken iş için ilk adımı atın. İstediğiniz sayı aralığını kullanabilirsiniz. Bu teknik, zihinsel geçiş süresini kısaltarak <strong data-start="3115" data-end="3128">odaklanma</strong> sağlar.</p>
<p data-start="3138" data-end="3479"><strong data-start="3138" data-end="3161">2 &#8211; İlk Adım Kuralı</strong><br data-start="3161" data-end="3164" />Size en yakın gelen ve yapmak istediğiniz adımı seçip işe o adımdan başlayın. Bu durum hem motivasyonunuzu hem de hevesinizi artıracak, kendinize olan özgüveninizi yerine getirecektir. Beyniniz böylece diğer adımları tamamlamak için harekete geçecektir. Geriye kalan adımlar ise daha kolay bir şekilde tamamlanacak.</p>
<p data-start="3481" data-end="4036"><strong data-start="3481" data-end="3515">3 &#8211; Deadline Belirleme Yöntemi</strong><br data-start="3515" data-end="3518" />Yapacağınız işi ekip arkadaşlarınıza sunacağınız bir gün belirleyin. Bu sahte deadline tarihiniz motivasyonunuzu artıracak ve işi o tarihe kadar bitirmek zorunda hissedeceksiniz. Aldığınız bu sorumluluk ile de o işi bitirmek için elinizden geleni yapacaksınız. Bu durumda önemli nokta bu sahte deadline tarihinizi asla ertelememeniz olacaktır. “Ya yetiştiremezsek?” diye düşünebilirsiniz fakat emin olun, yetiştireceksiniz. Beyniniz böyle durumlarda o işi yetiştirmek için organize olacak ve çözüm yolları üretecektir.</p>
<h2 data-start="4038" data-end="4054"><strong data-start="4038" data-end="4054">Sonuç Olarak</strong></h2>
<p data-start="4056" data-end="4379">Beyninizin işleyişi sizin elinizdedir. Bir şeyi yapmak ve başarmak istediğinizde kendinizi buna hazır etmeli ve işe koyulmalısınız. Zihninizdeki engelleri aşmalı, gözünüzde ve aklınızda büyüyen, içinden çıkılamaz bir durum gibi görünen her şeyin aslında ne kadar da basit ve küçük olduğunu kendinize kanıtlamış olacaksınız.</p>
<p data-start="4381" data-end="4471">Nietzsche’nin de dediği gibi:<br data-start="4410" data-end="4413" /><strong data-start="4413" data-end="4471">“Başarmak mı istiyorsun? O zaman kendi önünden çekil!”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/zor-bir-ise-baslamanin-en-buyuk-dusmani-zeigarnik-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
