<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Yunus Emre Koçhan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/yunusemrekochan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Mar 2026 13:20:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Yunus Emre Koçhan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bağlanma Stilleri: Çocukluktaki Odanız, Bugün Kimi Seveceğinizi Nasıl Belirliyor?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/baglanma-stilleri-cocukluktaki-odaniz-bugun-kimi-seveceginizi-nasil-belirliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=baglanma-stilleri-cocukluktaki-odaniz-bugun-kimi-seveceginizi-nasil-belirliyor</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/baglanma-stilleri-cocukluktaki-odaniz-bugun-kimi-seveceginizi-nasil-belirliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yunus Emre Koçhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 23:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=28030</guid>

					<description><![CDATA[Birine aşık olduğunuzda, sadece o anki yetişkin halinizle mi masaya oturuyorsunuz? Yoksa o masada, otuz yıl önce annesinin elini bırakmak istemeyen o küçük çocuk da mı oturuyor? Romantik ilişkilerimizde seçtiğimiz kişiler ve onlara verdiğimiz tepkiler genellikle çocukluk odamızın görünmez mimarisiyle şekilleniyor. Psikoloji literatüründe Bağlanma Kuramı olarak bilinen bu kavram, hayatımızın ilk yıllarında bakım verenimizle (genellikle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Birine aşık olduğunuzda, sadece o anki yetişkin halinizle mi masaya oturuyorsunuz? Yoksa o masada, otuz yıl önce annesinin elini bırakmak istemeyen o küçük çocuk da mı oturuyor? Romantik ilişkilerimizde seçtiğimiz kişiler ve onlara verdiğimiz tepkiler genellikle çocukluk odamızın görünmez mimarisiyle şekilleniyor.</p>
<p data-path-to-node="2">Psikoloji literatüründe <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="24">Bağlanma Kuramı</b> olarak bilinen bu kavram, hayatımızın ilk yıllarında bakım verenimizle (genellikle anneyle) kurduğumuz bağın, beynimizdeki sevgi haritasını nasıl çizdiğini anlatır. Bu harita, yetişkinlikte kime güveneceğimizi, kime aşık olacağımızı ve bir tartışma anında nasıl tepki vereceğimizi belirleyen gizli bir navigasyon sistemidir.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Dört Duvar, Dört Farklı Sevme Biçimi</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Çocukluk odanızda nasıl bir sevgi iklimi vardı? İhtiyaçlarınız anında duyuluyor muydu, yoksa sevgi ancak siz uslu durduğunuzda mı geliyordu?</p>
<p data-path-to-node="5">Güvenli Bağlananlar odasında ağladığında birinin geleceğini bilen çocuklardır. Yetişkinlikte, partnerlerine güvenmekten korkmazlar. Yakınlık kurmak onlar için doğaldır; ne terk edilme ne de yutulma korkusuyla boğuşurlar.</p>
<p data-path-to-node="6">Kaygılı Bağlananlar sevginin bir var bir yok olduğu evlerde büyürler. Bu yüzden sürekli &#8220;Seni seviyorum&#8221; teyidine ihtiyaç duyarlar. Onlar için aşk, sürekli bir tetikte olma halidir. Gidiyor mu? Beni hala seviyor mu?</p>
<p data-path-to-node="7">Kaçıngan Bağlananlar duygularını gösterdiğinde reddedilen veya kendi başının çaresine bak denilen çocuklardır. Yetişkinlikte partnerleri yakınlaşmak istediğinde nefessiz kalmış gibi geri çekilirler. Onlar için yakınlık, özgürlüğe bir tehdittir.</p>
<p data-path-to-node="8">Dağınık Bağlananlar bakım verenin hem korku kaynağı hem de teselli kaynağı olduğu kaotik ortamlarda büyürler. Hem çok yakınlaşmak isterler hem de en küçük yakınlıkta derin bir korku hissederler.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Neden Yanlış Kişiyi Seçiyoruz?</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Bağlanma kuramının en çarpıcı yanı, zihnimizin aşina olduğu acıyı, bilmediği mutluluğa tercih etmesidir. Eğer çocukluk odanızda sevgi mesafeli ve ulaşılmaz ise, yetişkinlikte sizi duygusal olarak ihmal eden, soğuk ve ulaşılmaz kişilere çekilmeniz bir tesadüf değildir. Zihniniz, o tanıdık yarayı onarmak için odayı yeniden kurmaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Geçmişin Hayaletlerini Terapi Odasında Ağırlamak</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Terapi koltuğunda oturan yetişkinlerin çoğu, aslında çocukluk odalarındaki o çözülememiş çatışmaları anlatırlar. Danışanlarım genellikle neden hep kaçıngan partnerleri buluyorum diye sorarlar. Daha sonra görürüz ki, danışanın içindeki kaygılı çocuk, bilinçaltında kendisine mesafeli duran partneri ikna ederek çocukluktaki o reddedilme yarasını iyileştirmeye çalışmaktadır.</p>
<p data-path-to-node="13">Klinik pratikte bağ kurma biçimlerimizi değiştirmek, bir yabancı dili öğrenmek gibidir. İlk başta çok zor gelir, ana dilimize (eski bağlanma stilimize) dönmek isteriz. Ancak farkındalıkla birlikte, güvenli bağlanma yetisini sonradan da kazanabiliriz. Buna literatürde <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="268">Kazanılmış Güvenli Bağlanma</b> diyoruz. Bu süreç, kişinin önce kendi içindeki o çocuğa, bakım verenin vermediği şefkati vermesiyle başlar.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Haritayı Yeniden Çizmek</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Çocukluk odanızın dekorasyonu sizin suçunuz değildi, ancak yetişkinlik hayatınızın mimarı olmak sizin sorumluluğunuzdadır. Geçmişin hayaletleri, biz onları tanıyana kadar kararlarımızı yönetmeye devam eder. Fakat bağlanma stilimizi fark ettiğimiz an, o görünmez ipler gevşemeye başlar.</p>
<p data-path-to-node="16">Başkalarını nasıl sevdiğimiz, aslında kendimizi nasıl sevmeyi öğrendiğimizin bir yansımasıdır. Eski haritalar bizi yanlış uçurumlara sürükleyebilir, ancak her an yeni bir rota çizme şansımız vardır. Gerçek iyileşme, artık bize zarar veren o tanıdık acıyı seçmeyi bırakıp, huzur veren o yabancı güvenliğe adım attığımızda başlar.</p>
<p data-path-to-node="17">Kendi odanızı bugün yeniden dekore etmeye ne dersiniz? Bu sefer korkuyla değil, <b data-path-to-node="17" data-index-in-node="80">öz-şefkat</b> ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/baglanma-stilleri-cocukluktaki-odaniz-bugun-kimi-seveceginizi-nasil-belirliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Persona’nın Arkasındaki Görünmez Dev: Gölge Benlik ile Tanışmak</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/personanin-arkasindaki-gorunmez-dev-golge-benlik-ile-tanismak/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=personanin-arkasindaki-gorunmez-dev-golge-benlik-ile-tanismak</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/personanin-arkasindaki-gorunmez-dev-golge-benlik-ile-tanismak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yunus Emre Koçhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 23:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=25194</guid>

					<description><![CDATA[Toplum içine çıktığımızda takındığımız o nazik, profesyonel ve uyumlu maskenin ardında ne gizli? Neden bazen hiç yapmam dediğimiz bir şeyi yaparken buluyoruz kendimizi? Ya da neden bazı insanların belirli özellikleri bizi ölesiye rahatsız ediyor? Cevap, ruhumuzun en karanlık ve tozlu köşesinde saklanan gölgemizde yatıyor. Ünlü psikiyatr Carl Jung’a göre her birey, bir &#8220;Gölge&#8221; taşır. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Toplum içine çıktığımızda takındığımız o nazik, profesyonel ve uyumlu maskenin ardında ne gizli? Neden bazen hiç yapmam dediğimiz bir şeyi yaparken buluyoruz kendimizi? Ya da neden bazı insanların belirli özellikleri bizi ölesiye rahatsız ediyor? Cevap, ruhumuzun en karanlık ve tozlu köşesinde saklanan gölgemizde yatıyor.</p>
<p data-path-to-node="2">Ünlü psikiyatr <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="15">Carl Jung</b>’a göre her birey, bir &#8220;Gölge&#8221; taşır. Bu gölge; toplum tarafından onaylanmayan, çocuklukta ayıp veya yanlış denilerek reddedilen tüm duyguların, arzuların ve dürtülerin toplandığı bir bilinçaltı deposudur. Biz onları görmezden gelsek de onlar oradadır ve biz fark etmediğimiz sürece hayatımızı perde arkasından yönetmeye devam ederler.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Aynadaki Yabancı: Projeksiyon (Yansıtma)</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Gölge benliğimizle olan ilişkimizin en somut dışavurumu yansıtma mekanizmasıdır. Bir insanda sizi aşırı derecede rahatsız eden, tahammül edemediğiniz o özellik, aslında kendi içinizde bastırdığınız ve kabul etmek istemediğiniz bir parçanızın yansıması olabilir.</p>
<p data-path-to-node="6">Örneğin; başkalarının bencilliğine aşırı tepki gösteren bir kişi, aslında kendi içindeki sağlıklı bencillik ihtiyacını tamamen bastırmış ve bu duyguyu kendine yasaklamış olabilir. Gölge, biz onu tanıyana kadar dış dünyayı bir ayna gibi kullanarak bize kendini hatırlatır.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Bastırılanın Dönüşü: Patlamalar ve Sabotaj</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Gölgeyi sadece kötü bir yer olarak görmek hatadır. Gölge, aynı zamanda yaratıcılığın, tutkunun ve hayati enerjinin de merkezidir. Ancak onu sürekli bastırmak, bir düdüklü tencerenin kapağını zorla kapalı tutmaya benzer. Hiç beklenmedik bir anda gelen öfke patlamaları, panik ataklar veya kendi başarımızı sabote ettiğimiz o anlar, aslında gölgenin &#8220;Buradayım ve beni görmen gerekiyor!&#8221; diyen çığlıklarıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Terapi Odasındaki Sessiz Ortak</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Danışanlarımın seansa sadece kendilerini değil, aynı zamanda yıllarca reddettikleri gölgelerini de getirdiklerini gözlemlerim. Çoğu zaman kişi terapiye, “Neden hep aynı tip insanları hayatıma çekiyorum? veya neden anlamsız bir mutsuzluk içindeyim?” sorusuyla gelir. Oysa asıl mesele, dışarıdaki insanlar değil, içerideki o istenmeyen misafirdir.</p>
<p data-path-to-node="13">Klinik pratikte gölge, genellikle bir direnç olarak karşımıza çıkar. Danışan, kendisiyle ilgili idealize ettiği o iyi insan imajına o kadar sıkı sarılır ki, içindeki öfkeyi veya kıskançlığı kabul etmek yerine onu bedenine hapseder. Bu durum psikosomatik ağrılar, uyku bozuklukları veya kronik yorgunluk olarak tezahür eder.</p>
<p data-path-to-node="14">Terapi sürecinde gölge ile çalışmak, bir nevi karanlıkta el yordamıyla ilerlemek gibidir. Danışan kendi gölgesini tanıdıkça, yani &#8220;Evet, ben de bazen bencil olabilirim&#8221; veya &#8220;Benim de içimde büyük bir hırs var&#8221; diyebildiğinde, o muazzam gerginlik çözülmeye başlar. Bu bir pes etme değil, bir <b data-path-to-node="14" data-index-in-node="292">bütünleşme</b> sürecidir. Gölgemizi kabul ettiğimizde, o artık bizi yöneten gizli bir el olmaktan çıkar ve kişiliğimizi besleyen bir enerji kaynağına dönüşür.</p>
<p data-path-to-node="15">Unutulmamalıdır ki; sadece aydınlık taraflarını seven bir insan, aslında kendisinin yarısını reddediyor demektir. Ruhsal sağlık, mükemmel olmak değil, bütün olabilmektir.</p>
<h2 data-path-to-node="17"><b data-path-to-node="17" data-index-in-node="0">Kusursuzluğun Değil, Bütünlüğün Peşinde</b></h2>
<p data-path-to-node="18">Gölgemizle yüzleşmek, karanlık bir kuyuya inmek gibi görünebilir; ancak o kuyunun dibinde sadece korkularımız değil, kullanılmamış potansiyelimiz de yatar. Jung&#8217;un ısrarla vurguladığı gibi; mükemmellik insanı sevilir kılmaz, bütünlük kılar.</p>
<p data-path-to-node="19">Kendimizden sakladığımız parçalarla barışmadığımız sürece, hayatı yarım bir akciğerle nefes almaya çalışır gibi yaşarız. Maskeler ağırdır ve onları taşımak ruhu yorar. Belki de gerçek özgürlük, o ağır maskeyi yere bırakıp, tüm kırıkları, hataları ve karanlık yanlarıyla ben buyum diyebilme cesaretini gösterdiğimiz o sessiz andır.</p>
<p data-path-to-node="20">Işığın olduğu her yerde gölge kaçınılmazdır ve insan, ancak gölgesini kucakladığında gerçekten tam olur. <b data-path-to-node="20" data-index-in-node="105">Farkındalık</b> ve <b data-path-to-node="20" data-index-in-node="120">kabullenme</b> ile bu <b data-path-to-node="20" data-index-in-node="138">bilinçdışı</b> süreçleri yönetmek mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/personanin-arkasindaki-gorunmez-dev-golge-benlik-ile-tanismak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
