<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Yeşim Canver Arıman &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/yesimcanverariman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 10:42:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Yeşim Canver Arıman &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Seçimlerimizin Sorumluluğunu Alabilmek</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/secimlerimizin-sorumlulugunu-alabilmek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=secimlerimizin-sorumlulugunu-alabilmek</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/secimlerimizin-sorumlulugunu-alabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeşim Canver Arıman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 22:05:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=24619</guid>

					<description><![CDATA[Varoluşsal kaygılar bağlamında insanoğlunun anlamsız dünyayı anlamlı hale getirme çabasının içerisinde irade ve kendi yaşamının sorumluluğunu almak vardır; çünkü başkasının gözüyle kendini görmek aslında başkalarının uzantısı olarak varolmaktır. Hayatta ne istediğine dair seçim yapıp seçiminin sorumluluğunu alabilmek, başkaları üzerinden kendini tanımlamamak sonuçları ne olursa olsun çok kıymetlidir. Çünkü asıl o zaman kendini gerçekleştirme yolunda adımlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Varoluşsal kaygılar bağlamında insanoğlunun anlamsız dünyayı anlamlı hale getirme çabasının içerisinde irade ve kendi yaşamının sorumluluğunu almak vardır; çünkü başkasının gözüyle kendini görmek aslında başkalarının uzantısı olarak varolmaktır. Hayatta ne istediğine dair seçim yapıp seçiminin sorumluluğunu alabilmek, başkaları üzerinden kendini tanımlamamak sonuçları ne olursa olsun çok kıymetlidir. Çünkü asıl o zaman <b data-path-to-node="1" data-index-in-node="423">kendini gerçekleştirme</b> yolunda adımlar atmış olabilirsin. Bu noktada sorumluluklu özgürlük önemli bir kavram olarak ele alınabilir. Özgürlük bizi sorumlu kılar; çünkü annem ya da babam böyle yaptı o yüzden böyle oldu ya da benzeri şekilde dış etkenlere atıflarla hayatı devam ettirmek anlamsızdır. İnsan; hayata yüklediği anlam üzerinden ne kadar işe yaradığını hissederse; bir canlıya destek verebilmek, üretmek, kendine bir şeyler katabilmek gibi, ancak o zaman daha doygun bir ruha dönüşebilmek mümkündür.</p>
<h2 data-path-to-node="2"><b data-path-to-node="2" data-index-in-node="0">Konfor Bazen Konforsuzluk Getirebilir</b></h2>
<p data-path-to-node="3">Konfor alanından çıkılmadan bir gelişimin söz konusu olması genelde pek mümkün değildir. Karar vermenin de önemli, belirleyici bir eylem olması, beraberinde alınan kararlarla beraber bazen yalnızlığın da gelmesi, tek başına kalma korkusunu tetikleyebilir. Yine de asıl olan şudur ki; insanı, özgür iradesi ile aldığı en kötü (göreceli) karar bile, en iyi kölelikten daha çok besleyecek ve geliştirecektir. Varoluşsal anlam irdelendiği zaman, sonu ne zaman geleceği belli olmayan bir yolculuk olduğu bellidir; genelde yapabileceğin şey etki alanını en verimli şekilde kullanmaya çalışmaktır. Varoluşsal olarak kaygılar aslında hayat boyu devam edecektir, zaten devam etmemesi ya da etmediğini sanmak bir illüzyondur. İnsanın her daim kendini ortaya koyabilme arzusu, yaşam sevinci ya da yaşamdaki olaylara karşı kaygısı onu canlı tutan şeydir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Kontrol Arzusu</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Heidegger’in fırlatılmışlık kavramı bağlamında bizler üstünde kontrol sahibi olmadığımız bir dünyaya doğmuşuzdur ve belki de bu bağlamda, yaptığımız seçimlerde yaşanan kontrol hissi de insanı tatmin eden şeydir. Bazen de birçok şeyin kontrolümüz dışında olduğunu fark ederiz ve bunlarla yüzleşmek gereken anlar çok yaralayıcı olabilir. Varoluşçu filozoflara göre; ne zaman öleceğimizi bilmeyiz; bilinen şey zamanın kısıtlı olmasıdır ve bu gerçeğin bizde kaygı yaratıyor olmasıdır. Bu bağlamda insan ilerde yapmak istediklerini yapamama kaygısıyla da çok istediği bir eylemde bulunabilme cesareti gösterdiğinde hayat daha anlamlı bir hale dönüşebilir. Bazen bir şeylere yetişememe endişesi, bilinç dışında yoğun yaşanıyor olabilir; fakat alınan sorumluluklarla varoluşa anlam kazandırma hali; kaygıyla başa çıkmaya ve anlam arayışına çok yardımcı olabilir. Bu sebeple de anlam arayışı olan insanların kendi <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="906">gerçekliğiyle</b> daha çok yüzleşme cesareti olduğu görülebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Varoluşsal Anlam Yolculuğu</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Varoluşçu bakış açısı çerçevesi; Hegel’in zamanın diyalektiği şeması kapsamında, şimdiki zaman deneyiminin hem geçmişin anlamını hem de gelecek zaman deneyimini etkilediği ve bu üç zamanın da kendi içindeki etkileşimine dayanmıştır. Bu bağlamda her zamanın kendi içinde bir döngü olduğu gerçeğiyle tek bir zamana odaklanmanın anlamsız olduğunu fark etmek mümkün olabilir. Aslında geçmişi nasıl değerlendirdiğimiz ve nasıl bir gelecek yarattığımızın da sorumluluğunu almamız gerektiği önemli bir gerçekliktir. Bu düşünceyi benimsemek insana güç verir ve gerçekten çoğu zaman iyi hissettirir. Çünkü meseleyi ‘’şimdi’’ yani kontrol edilebilir bir noktaya çeker. Bu noktada; ‘’Verdiğim her karar aslında geçmişe bakış açımı da etkiledi, geleceğimde de mutlaka fark yaratacaktır.’’ Hegelci zaman diyalektiğine ait olan sözün felsefi anlamı; ‘’Karar’’ mekanizmasının şimdi bize ait olması, ‘’geçmişi’’ bu verilen karar sonrası yeniden anlamlandırabilme imkanımız olması ve ‘’gelecek’’ için de alacağımız bu kararın imkanlarını temsil eder. Sartre ise: ‘’Seçim yapmamanın da bir seçim olduğunu ama bu hayatı aktif değil, pasif yaşamayı seçtiğiniz anlamına gelir’’ der. Bazen de insanlar için bazı noktalarda seçim yapmayıp pasif kalmak da çok işlevsel olabilir. Çünkü seçim ve sorumluluk endişeyi de getirebilir. Kendin için çok zor olan bir karar verirsin, sonuçlarını çok başka hayal edersin, seçimin seni bambaşka bir yere götürebilir; fakat burada yaşadığın endişenin varlığı ve belki de hayal kırıklığın hayatına çok fazla anlam katacaktır. Oradaki öğretiyi alabilmek, hayatını anlamlı hale getiren şeylerden biridir. Bu yüzden de her şeye rağmen <b data-path-to-node="7" data-index-in-node="1645">aktif</b> bir yaşam sürmek, sonuçları ne olursa olsun insanı çok daha besleyici ve anlamlı bir yöne çevirir. İnsan kendi gözlem noktasını derinlemesine kavrayabilirse, yönelimselliklerini ve dünyadaki eylem ve tepkilerini çok daha iyi anlamış olur. Varoluş amacın her ne ise; insanlara iyi gelebilmek, daha çok şey üretmek gibi; kişinin anlam yüklediği her şey olabilir, bununla beraber aslında tepkiler ve eylemler de daha çok anlam kazanacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/secimlerimizin-sorumlulugunu-alabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişim Fikri Nasıl Hissettiriyor?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/degisim-fikri-nasil-hissettiriyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=degisim-fikri-nasil-hissettiriyor</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/degisim-fikri-nasil-hissettiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeşim Canver Arıman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 23:19:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=19970</guid>

					<description><![CDATA[Değişmek; kaçınılmaz olmakla beraber bazılarımızın oldukça direndiği bir eylem olabilir. Değişim, bir grup açısından iyi, hoş olmayan, söylenilen veya yapılan eylemin arkasında durulmayan bir hâl olarak algılanırken; başka bir taraftan konfor alanından çıkabilmek, gelişim hâli olarak algılanabilmektedir. Gerçek şudur ki; değişim, farkındalık sahibi bir insanın kendine verdiği değer ve gelişim çabasının göstergesidir. Değişim önce merakla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="459" data-end="891"><strong data-start="459" data-end="471">Değişmek</strong>; kaçınılmaz olmakla beraber bazılarımızın oldukça direndiği bir eylem olabilir. Değişim, bir grup açısından iyi, hoş olmayan, söylenilen veya yapılan eylemin arkasında durulmayan bir hâl olarak algılanırken; başka bir taraftan konfor alanından çıkabilmek, gelişim hâli olarak algılanabilmektedir. Gerçek şudur ki; <strong data-start="786" data-end="797">değişim</strong>, <strong data-start="799" data-end="814">farkındalık</strong> sahibi bir insanın kendine verdiği değer ve gelişim çabasının göstergesidir.</p>
<p data-start="893" data-end="1275">Değişim önce merakla başlar; kendine dair olan merak çok kıymetlidir. Kendine zarar veren durumları belirlemek, bununla ilgili okumalar yapmak, terapiye başlamak ve bu durumun nasıl evrilmesini istediğini netleştirmek süreç için çok verimli olacaktır. Değişim, kolay bir süreç değildir; fakat istemediğimiz davranışlarımızı, kendimizde memnun olmadığımız durumları değiştirebiliriz.</p>
<p data-start="1277" data-end="1550">Mizaç dediğimiz doğuştan gelen özelliklerden ziyade zamanla öğrendiğimiz, işimize yaramayan hatta bazen bize zarar veren davranışları değiştirmek mümkündür. Değişebilmenin; edindiğimiz sağlıksız baş etme yollarını ve bunun yaşam zorluklarını hafifleten bir işlevi vardır.</p>
<p data-start="1552" data-end="1875">Örneğin; küsme davranışın varsa ve her zorlandığın iletişim anında küsüp bağlantıyı kesme odaklı bir yapıdaysan, bakış açını değiştirebilir; orada sorunu konuşabilir, iletişim kurmayı seçmeye başlayabilirsin. Bu bir <strong data-start="1768" data-end="1782">değişimdir</strong> ve artık işlevsel olarak hayat içerisinde işe yarar sağlıklı iletişim yolunu seçmiş olursun.</p>
<h1 data-start="1882" data-end="1920"><strong data-start="1884" data-end="1920">Değişim Her Zaman Gelişim midir?</strong></h1>
<p data-start="1922" data-end="2154">Değişime olan inanç aslında özünde umut içermekle beraber, insanın işlevsel olmayan sonradan öğrenmiş olduğu, yetişkin hayatında kendisine zarar veren özelliklerin özüne dönmesini, yani daha işlevsel bir hâle gelmesini sağlayabilir.</p>
<p data-start="2156" data-end="2378">Bazen de değişimi kendin için değil, ilişkine zarar verdiğini düşündüğün kişiler için de göstermen gerekebilir. Bu kendinden çok fazla verme hâli ya da başka biri için yaşamak gibi bir yerden algılanmak durumunda değildir.</p>
<p data-start="2380" data-end="2757">Senin de farkında olduğun, aslında sana da bireysel olarak zarar veren bir duygu hâlin, düşüncen, dolayısıyla da davranışın olabilir. Belki sen bununla yaşamaya alışkınsındır ve senin için bir şekilde hayatın akışı budur; fakat bu duygu ve davranışının sonucu olarak etrafında değer verdiğin insanlara, kendine dolayısıyla da ilişkiye dair zarar verici durumlar yaşayabilirsin.</p>
<p data-start="2759" data-end="2884">Bu noktada sen mevcut hâlinle yaşamayı sürdürebilsen de etrafında değer verdiğin insanlara kulak verebilmek de kıymetlidir.</p>
<p data-start="2886" data-end="3031">“<strong data-start="2887" data-end="2916">Ben böyleyim, bu değişmez</strong>” gibi söylemlerde bulunmak, duvar örmek, esnekliğe kapalı olmak insanı daha fazla sıkışmış duygulara hapsedebilir.</p>
<p data-start="3033" data-end="3225">“<strong data-start="3034" data-end="3055">İnsan değişir mi?</strong>” sorusuna “hayır insan değişmez, değişmemeli” gibi uç ve sert söylemler mutsuzluk kaynağı olabilir. Esnek olabilmek, duygusal bağlamda insana iyi gelen bir mekanizmadır.</p>
<p data-start="3227" data-end="3527">İlk adım olarak kendinde neyi değiştirmek istediğine emin olmakla ya da değer verdiğin insanların sende neyden rahatsız olduğunu belirlemekle başlayabilirsin. Bu durum senin de mantığına uyuyorsa, hedefin ve neyi değiştirmek istediğin artık belirlenmiştir ve değişmek için büyük bir adım atmışsındır.</p>
<h1 data-start="3534" data-end="3576"><strong data-start="3536" data-end="3576">Değişim Aşamaları Nasıl Gerçekleşir?</strong></h1>
<p data-start="3578" data-end="3792">Prochaska ve DiClemente’nin <strong data-start="3606" data-end="3632">Aşamalı Değişim Modeli</strong>’nde ilk aşama olarak henüz hazır olmama hâli ile beraber birey, hayatındaki mevcut durumun bir sorun olduğunu fark etmemekte, yani bir nevi inkâr sürecindedir.</p>
<p data-start="3794" data-end="4045">Kişi kendi iç sesinde “Benim problemim yok, bu çok normal bir durum, herkes böyle yapıyor.” gibi bir döngü içindedir. Değişim için yeterli motivasyon yoktur ve ruh sağlığının vazgeçilmez olan duygu–düşünce–davranış üçlüsü arasındaki bağlantı zayıftır.</p>
<p data-start="4047" data-end="4372">İkinci aşamada düşünme ve <strong data-start="4073" data-end="4088">farkındalık</strong> artmaktadır. Birey artık iç dünyasında “Böyle olmamalı, bir şeyler ters gidiyor.” sesini daha çok duymaya başlar. Ambivalans hâkimdir; yani iki duygu aynı anda mevcuttur. Birey hem değişim ister hem de değişimden kaçınma hâlindedir. Bu aşama bazen aylar, yıllar kadar uzun sürebilir.</p>
<p data-start="4374" data-end="4529">Terapi içerisinde de hem değişim isteyen hem de değişimden kaçınan hallere alan açılıp iki durumda da yaşanan duyguların açığa çıkması önemli bir noktadır.</p>
<p data-start="4531" data-end="4799">Üçüncü aşama <strong data-start="4544" data-end="4567">hazırlık aşamasıdır</strong>; artık kişinin “Değişmek istiyorum.” dediği ve bunun için küçük adımlar belirlemeye çalıştığı noktadır. Bireyin iç sesinde artık:<br data-start="4697" data-end="4700" />“Bunu denesem nasıl olur acaba?”,<br data-start="4733" data-end="4736" />“Sanırım yavaş yavaş başlayabilirim.”<br data-start="4773" data-end="4776" />gibi sesler hâkim olur.</p>
<p data-start="4801" data-end="5053">Dördüncü aşamada birey artık <strong data-start="4830" data-end="4842">uygulama</strong> evresine geçmektedir. Bu nokta biraz sancılı olabilir. Birey bir şeyleri yapabildiğini ama zorlandığını ifade etmeye başlayabilir. Duyguların arttığı bu aşama aslında iyileşmenin bir işareti olarak görülebilir.</p>
<p data-start="5055" data-end="5145">Gerilemelerin olduğu noktada <strong data-start="5084" data-end="5111">psikolojik dayanıklılık</strong> ve terapötik süreç çok önemlidir.</p>
<p data-start="5147" data-end="5411">Beşinci aşama olarak yeni edinilen davranış artık yaşamın doğal bir parçası olmuştur. Birey zorlandığı anları ifade ederken geri dönmek istemediğinin de farkındadır. Birey artık:<br data-start="5325" data-end="5328" />“Arada zorlanıyorum ama bu şekilde yaşamak daha iyi geliyor.”<br data-start="5389" data-end="5392" />iç sesine sahiptir.</p>
<p data-start="5413" data-end="5679">Altıncı aşama ise bir ihtimal olarak <strong data-start="5450" data-end="5479">geri dönüşün yaşanmasıdır</strong>. Bu da sürecin doğal bir parçasıdır. Bu geri dönüş hâli bir başarısızlık değil; kendini daha iyi anlamak, nelerin seni zorladığını daha iyi tespit edebilmek, içgörüyü geliştirmek adına bir fırsattır.</p>
<h3 data-start="5686" data-end="5703"><strong data-start="5690" data-end="5701">Kaynak:</strong></h3>
<p data-start="5704" data-end="5813"><a class="decorated-link cursor-pointer" target="_new" rel="noopener" data-start="5704" data-end="5813">https://www-ncbi-nlm-nih-gov.translate.goog/books/NBK556005/?_x_tr_sl=en&amp;_x_tr_tl=tr&amp;_x_tr_hl=tr&amp;_x_tr_pto=tc</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/degisim-fikri-nasil-hissettiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağlamaya İhtiyacım Var</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/aglamaya-ihtiyacim-var/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=aglamaya-ihtiyacim-var</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/aglamaya-ihtiyacim-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeşim Canver Arıman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 12:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=15619</guid>

					<description><![CDATA[Birçoğumuz bebeklik döneminden başlayarak yıllar içerisinde duygularımızı bastırmayı o kadar iyi bir şekilde öğrendik ki, artık duygularımızı dışa vurabilme ihtiyacımızın farkında olsak bile hangi duyguyu hissettiğimize dair bedenimizle bağlantı kurabilmek için ekstra çaba sarf etmemiz gerekebiliyor. Aslında doğuştan var olan beden ile ilişkide olma halimiz, sonradan tekrar sahip olmaya çalışacağımızdan habersiz şekilde ebeveynler tarafından törpüleniyor.Örneğin; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="460" data-end="763">Birçoğumuz bebeklik döneminden başlayarak yıllar içerisinde duygularımızı bastırmayı o kadar iyi bir şekilde öğrendik ki, artık duygularımızı dışa vurabilme ihtiyacımızın farkında olsak bile hangi duyguyu hissettiğimize dair bedenimizle bağlantı kurabilmek için ekstra çaba sarf etmemiz gerekebiliyor.</p>
<p data-start="765" data-end="1076">Aslında doğuştan var olan beden ile ilişkide olma halimiz, sonradan tekrar sahip olmaya çalışacağımızdan habersiz şekilde ebeveynler tarafından törpüleniyor.<br data-start="922" data-end="925" />Örneğin; bebeklik döneminde düşüyorsun, canın acıyor, ağlıyorsun; hemen dikkatin başka yöne çevriliyor ya da eline bir yiyecek tutuşturuluyor. Neden?</p>
<p data-start="1078" data-end="1466">Burası da ebeveynlerinin kendi duygularına alan açabilme kapasitesi olmakla beraber, senin sinir sistemine acı duyma halini yaşamaman gerektiği gibi bir bilgi girilmesine, dolayısıyla da bu hissi bastırmana sebep olabiliyor.<br data-start="1302" data-end="1305" />Ebeveynin de benzer bir bebeklik dönemi geçirdiyse ve bu konuda farkındalık sahibi olup kendisiyle çalışmadıysa bu durum tam bir kısır döngü içine girebiliyor.</p>
<h2 data-start="1473" data-end="1522"><strong data-start="1476" data-end="1522">Duygularına Yeterli Alan Açabiliyor Musun?</strong></h2>
<p data-start="1524" data-end="1792"><strong data-start="1524" data-end="1548">Duygusal farkındalık</strong>, duygularına alan açabilmekle yakından ilişkilidir.<br data-start="1600" data-end="1603" />Duygularına alan açabilmek, farkında olabilmekle çok ilişkili olan somatik bozukluklar; yani bedensel belirtilerin öne çıktığı, kronik ağrılar gibi kendini gösteren ruhsal bozukluklardır.</p>
<p data-start="1794" data-end="2010">Biz duygularımızı bastırdıkça, söyleyemediklerimizi, öfkemizi içimizde biriktirdikçe, <strong data-start="1880" data-end="1890">ağlama</strong>yı zayıflık ve güçsüzlükle ilişkilendirdikçe duygularımız kendine çıkış yolu bulur ve bu bedenimizde kendini gösterir.</p>
<p data-start="2012" data-end="2319">Bu fizyolojik sebepler dışında kalan bir kronik boyun ağrısı da olabilir, göğüs ağrısı, sıkışması da olabilir ya da benzer birçok şey.<br data-start="2146" data-end="2149" />Öfken kabul görmemişse bu bastırılmış bir duygu olur ve yaşamda üzüntü olarak ortaya çıkabilir; savunma mekanizması olarak da <strong data-start="2275" data-end="2285">ağlama</strong> halini ön plana çıkarabilirsin.</p>
<p data-start="2321" data-end="2523">Fakat bu noktadaki duygunun aslı, üzgün olmak değil, yoğun bir öfkedir.<br data-start="2392" data-end="2395" />Dışarı akıtamadığın — çünkü kabul görmeyen — öfken, kendini üzgün ve mutsuz olmaya, yoğun bir duygusallığa devretmiş olabilir.</p>
<p data-start="2525" data-end="2796">Duygu olarak öfke örneği üzerinden devam ettiğimizde; öfke duyduğunu fark etmen, bunu kabul edebilmen, sırf dinamikleri bozmamak adına karşı tarafı haklı çıkarma çabasına girmeden, ilk etapta sadece kendini anlıyor olman, kendine şefkat gösterebilmen büyük bir adımdır.</p>
<p data-start="2798" data-end="2922">Öfkeni boşaltman, yüzleşmen her zaman şart değildir; bir uzman desteğiyle kendi içinde de bu ruh halini çözümleyebilirsin.</p>
<h2 data-start="2929" data-end="2982"><strong data-start="2932" data-end="2982">Duygusal İhtiyaçlarımı Nasıl Karşılayabilirim?</strong></h2>
<p data-start="2984" data-end="3246">Hissettiğimiz duyguların farkında olduğumuz noktada, yakın ilişkide olduğumuz bir kişi veya sosyal çevremizden bu ihtiyacın karşılanmasını bekleyebiliyoruz.<br data-start="3140" data-end="3143" />Fakat karşımızdaki kişinin de kendi şartlarını ve ihtiyaçlarını ne kadar giderebildiği muamma oluyor.</p>
<p data-start="3248" data-end="3545">Bazı sebeplerden dolayı bu ihtiyaçlarımız, yakın ilişkide olduğumuz kişiler tarafından karşılanması mümkün olamayabiliyor.<br data-start="3370" data-end="3373" />İhtiyacının giderilmesini talep eden taraf da karşısındakini suçlayıp uzaklık tercih edebiliyor.<br data-start="3469" data-end="3472" />Dolayısıyla yalnızlık ve değersizlik duygusu daha ön plana çıkabiliyor.</p>
<p data-start="3547" data-end="3925">Bu noktada da verimli bir psikoterapi süreciyle beraber yine kendi ihtiyaçlarını fark etmen çok kıymetli olabilir.<br data-start="3661" data-end="3664" />Olduğunuz gibi kabul gördüğünüz bir ortamda, kendi seçimlerinizi, duygularınızı özgürce ifade edebildiğiniz bir terapötik süreç içerisinde daha özgür hissedecek ve seçimlerinizin sorumluluğunu almanın sizi ne kadar olumlu bir noktaya götürdüğünü göreceksiniz.</p>
<p data-start="3927" data-end="4347">Olduğunuz gibi kabul görmek illa ki klasik bildiğimiz bir şekilde de gerçekleşmiyor olabilir.<br data-start="4020" data-end="4023" />Işığınızdan rahatsız olunması, başarılarınızın görülmemesi ya da sizin sadece onlar daha iyi hissetsin diye potansiyelinizin altında kalmaya ihtiyaç duyma haliniz…<br data-start="4186" data-end="4189" />Bunların çoğu başkalarıyla ilgili gibi görünen ama gerçekte yine kendi içinizde duygularınızla yüzleşmeniz ve onlara alan açmanızla ilgili olan durumlardır.</p>
<p data-start="4349" data-end="4605">En basit haliyle kabul görme çabası, mutlu hissetmek zorunda olduğumuz düşüncesi hepimize işlemiş bir algıdır;<br data-start="4459" data-end="4462" />fakat gerçeklik noktasında mutluluk ve mutsuzluk ikisi de duygudur ve bizim insan olarak iki duygu halinde de bulunmamız o kadar doğaldır ki.</p>
<h2 data-start="4612" data-end="4676"><strong data-start="4615" data-end="4676">Gerçek Duygulara Alan Açmak ve Bedenle Yeniden Bağ Kurmak</strong></h2>
<p data-start="4678" data-end="5029">İçimize işlemiş olan toplum sesi “mutlu olman lazım, o kadar şeye sahipsin, nasıl mutsuz olabilirsin?, çok güldük çok ağlayacağız” gibi inançlardan sıyrılmak ve gerçek duygularını keşfedip onlara kucak açabilmek, hissettiğin duyguları yaşayabilmek, içinden geçmek; sonunda o mutsuzluğun da biteceğini ve mutluluğun geleceğini bilmek çok kıymetlidir.</p>
<p data-start="5031" data-end="5200">Hayatın tam da ikisini hatta daha birçok duyguyu barındırdığını bilmek, hepsini yaşamak için kendinize izin vermek ve bunun sorumluluğunu almak özgürleştirici bir hâl.</p>
<p data-start="5202" data-end="5465">Kendi duygularınızın farkında olmak, buradaki ihtiyaçları kendiniz giderebiliyor olmak dolayısıyla kendinize gerçek anlamda yetebiliyor olmak en başta size iyi gelecek; böyle hissettiğiniz bir noktada başka bir kişinin ihtiyacına bile karşılık verebileceksiniz.</p>
<p data-start="5467" data-end="5766"><strong data-start="5467" data-end="5489">Beden farkındalığı</strong>, öğrenmeye çok açık ve zaten bebeklik döneminden tanıdık bir şeydir; fakat zihin bu ilişki kurma halini tekrar en baştan öğreneceği için emek ister.<br data-start="5638" data-end="5641" />Bu noktada somatik deneyimleme uygulayıcı bir terapistle yola çıkmak, duygularınıza alan açabilmek için fayda sağlayabilir.</p>
<p data-start="5768" data-end="5938">Dolayısıyla da <strong data-start="5783" data-end="5807">duygusal farkındalık</strong> ve <strong data-start="5811" data-end="5833">beden farkındalığı</strong> ile kendi ruh halinizi ve ilişkilerinizi düzenlemede daha sağlıklı ve emniyetli bir yol alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/aglamaya-ihtiyacim-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun İlişkide Tutku ve Güven Birlikte Mümkün mü?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/uzun-iliskide-tutku-ve-guven-birlikte-mumkun-mu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzun-iliskide-tutku-ve-guven-birlikte-mumkun-mu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/uzun-iliskide-tutku-ve-guven-birlikte-mumkun-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeşim Canver Arıman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 09:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=13139</guid>

					<description><![CDATA[Romantik ilişkilerimize çoğu zaman tutkuyla ve dolayısıyla büyük bir heyecanla başlarız. İlişki ilerledikçe işler değişebilir, tahammül kapasitelerimiz azalabilir. Çünkü değişen varlıklarız ve zaman işledikçe ilişki içerisinde başta hissettiğimiz uyumu yakalamakta zorlanabiliriz. Ya da ‘’aşkın gözü kör etme’’ olgusundan dolayı uyum dediğimiz hallerin aslında bir perde niteliğinde olduğunu kavrarız. Zaman ilerler, perde kalkar ve o zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="57" data-end="464">Romantik ilişkilerimize çoğu zaman <strong data-start="92" data-end="101">tutku</strong>yla ve dolayısıyla büyük bir heyecanla başlarız. İlişki ilerledikçe işler değişebilir, tahammül kapasitelerimiz azalabilir. Çünkü değişen varlıklarız ve zaman işledikçe ilişki içerisinde başta hissettiğimiz uyumu yakalamakta zorlanabiliriz. Ya da ‘’aşkın gözü kör etme’’ olgusundan dolayı uyum dediğimiz hallerin aslında bir perde niteliğinde olduğunu kavrarız.</p>
<p data-start="466" data-end="843">Zaman ilerler, perde kalkar ve o zaman ortaya çıkan halleri kabul etmekte zorluk yaşamaya başlayabiliriz. Artık elimizde belki de çok konfor içeren bir <strong data-start="618" data-end="627">güven</strong> duygusu vardır; ama heyecan yoktur. İşte tam da bu noktada hem konforumuzu koruyup hem de tekrar o eski heyecanı yakalayabilir miyiz? Bu yazının senin hayatına bir farkındalık sağlamasını dileyerek başlayabiliriz.</p>
<h3 data-start="850" data-end="884"><strong data-start="854" data-end="884">Aşık Olma Halinin Evreleri</strong></h3>
<p data-start="885" data-end="1108">İlişkinin ilk dönemlerinde, dopamin ve oksitosin gibi ‘mutluluk’ halinin sağlayıcısı olan hormonlarımız çok yüksek seviyelere ulaşabilir, bu durum da bazı zamanlar mantık çerçevesinde düşünme kapasitemizi zorlaştırabilir.</p>
<p data-start="1110" data-end="1421">Bağ kurmamızı kolaylaştıran bu hormon mekanizması, haliyle birbirimize yakınlaşmamızı sağlar. Doğal ve evrimsel olan da zaten bu süreçte duygu yoğunluğu yaşamamızdır. Aşık olma halinin insan davranışları üzerinde olan etkilerine baktığımızda ilk dönem evrelerinde mantığımızın devre dışı olması çok olağandır.</p>
<p data-start="1423" data-end="1779">Yani bu aşık olma hali çok mantık işi değil deriz ya, gerçekten de değildir. Mesela ilişkinin başında karşındaki ‘’akşam nereye gidelim, ne yemek istersin?’’ gibi bir soru sorduğunda; ne kadar kibar, nazik, beni önemsiyor diye düşünürken iki sene sonrasında aynı soru için ‘’sürekli her şeyi bana soruyor’’ diyerek şikayet edebilme aşamasına geçebiliriz.</p>
<p data-start="1781" data-end="1974">Bu değişimin sebebi; hem hormonlarımızın kendine gelme halidir, hem de hayatta ne istediğimizi daha iyi bildiğimiz bir yere evriliyor olmamızdır, yani çok doğal olarak ‘’değişme’’ halimizdir.</p>
<p data-start="1976" data-end="2360">Biz insanoğlu olarak ilişkilerde <strong data-start="2009" data-end="2018">güven</strong>de hissetmek isterken, diğer bir yandan belirli bir çerçevenin içerisinde yaşamak istemeyebiliriz. Önünü görebildiğimiz, belli bir çerçeve içinde yaşadığımız ilişkinin sıkıcı gelmesi haline tahammül etmekte çok zorlanabiliriz; çünkü <strong data-start="2251" data-end="2260">tutku</strong>, heyecan, arzu duymak gibi hisleri ilişkide ilk günkü kalp atışları hiç bitmeden yaşamak isteriz.</p>
<p data-start="2362" data-end="2487">Tam emin olduğumuz bir ilişkide rahat ve konforlu hissederken, yabancı ve tanıdık olmayan hallerde ise heyecan duyabiliriz.</p>
<h3 data-start="2494" data-end="2551"><strong data-start="2498" data-end="2551">İlişkide Konfor ve Heyecan Birlikte Nasıl Mümkün?</strong></h3>
<p data-start="2552" data-end="2644">İlişkide konfor ve heyecan; arzu duyarak, istek duyarak mümkündür. Peki nasıl isteyeceğiz?</p>
<p data-start="2646" data-end="2905">Tüm mesele de burada. Cesaret edeceğiz. Bir kişiyi bir ömür tanıyamayacağımızı, bir kişinin keşfedilmemiş yanları olduğunu bileceğiz. Sahiplenmeyeceğiz, hem hayatımızda hem de her an başka bir alanda olmayı tercih edebilir olduğunu kabul ederek yaşayacağız.</p>
<p data-start="2907" data-end="3176">Bu kaygılı ve güvensiz bir yerden olmayacak, bu tam olarak gerçek bir yerden hayatın kendisinin bu olduğunu bilerek böyle yaşayacağız. Bizim güven arayan tarafımız ile başka birisini ‘’kontrol altında ve sabit tutma’’ hallerini özdeşleştirdiğimiz noktayı yöneteceğiz.</p>
<p data-start="3178" data-end="3470">İlişkide karşımızdakine alan tanıdıkça da burada ‘’gerçek’’ bir güven ve ona eşlik eden <strong data-start="3266" data-end="3275">tutku</strong>nun tekrar geleceğini göreceğiz. En değerli ve sürdürülebilir olan sistemin bu olduğunu savunurken diğer bir yandan uygulanabilir formüllerin de bazı dinamiklerde işe yaradığını söyleyebilirim.</p>
<p data-start="3472" data-end="3689">Burada tutarlı ve sürdürülebilir bir aktivite seçiyor olmak ilişki dinamiğine yarar sağlayacaktır. İlk olarak merak duygusunun her zaman aktif olması, birbirine olan keşif halinin bitmemesi çok kıymetli taraflardır.</p>
<p data-start="3691" data-end="4097">Bu noktayı hemen tüketmemek bireylerin kendi gelişimlerini de sürdürüyor olmasıyla ilişkilidir. Bizim kendi içsel değişim ve gelişim sürecimiz aslında ilişki bazında ilişkinin de gelişimine katkı sağlayacaktır. Kendimizi geliştirme halimiz; arzuna ve mevcut farkındalığına göre bir terapiyle kendini keşfetme süreci de olabilir, her gün kendine yönelik yazdığın bir günlük ve istekler rutini de olabilir.</p>
<p data-start="4099" data-end="4405">Bu süreç hem bizi tatmin ederken hem de ilişkiyi daha iyi bir ilişki olma haline teşvik edecektir. Ortak hobiler edinmek çok klasik bir öneri olsa da bununla birlikte ilişkide rutin dışına çıkıyor olmak her iki tarafa da heyecan verici gelecek ve ilişkiye dair motivasyonumuzu arttırmamızı sağlayacaktır.</p>
<p data-start="4407" data-end="4620">Mesela ayda bir sürpriz bir randevu gecesi ya da birlikte yeni bir aktivite denemek hem ikinize heyecan verecek hem de birbirinizin belki de hala hiç keşfetmediği yanlarını fark etmeye başlamanızı sağlayacaktır.</p>
<h3 data-start="4627" data-end="4640"><strong data-start="4631" data-end="4640">Sonuç</strong></h3>
<p data-start="4641" data-end="4936"><strong data-start="4641" data-end="4650">Güven</strong> ve <strong data-start="4654" data-end="4663">tutku</strong>nun bir arada mümkün olduğu; fakat bunun cesaret ve arzu duyarak mümkün olabileceğinin önemini vurgularken; kendini geliştirmenin, keşfetmenin ve hayatında birçok sıfat edinebilmenin öncelikle kendine olan, hayata olan heyecanın için çok kıymetli olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p data-start="4938" data-end="5297">Aslında burada en önemli detayın kendi konforun ve güvene olan ihtiyacından dolayı karşındaki kişiyi kontrol altında tutma çabasında olmaman ve özgür bırakabilmen, kendi alanı olmasına kucak açmanın ve kendine de birçok alan edinebilmenin, bu iki sıfatı (güven ve tutku) bir arada bulundurmanın asıl formülü olduğunu çok gerçekçi bir yerden açıklayabilirim.</p>
<p data-start="5299" data-end="5669">Bununla beraber heyecanı taze tutmak için sıradanlıktan uzaklaşıp birlikte yeni şeyler denemek ve bunu haftada ya da ayda bir farklılaştırarak rutine bindirmek ilişkinde güvene ek olarak tutkuyu da ayakta tutan bir dinamik olacaktır; çünkü iyi bir ilişkin olsa dahil hiçbir emek harcamazsan ilişki sistemi kendiliğinden kötüye gider. Ok hep tersine çalışma halindedir.</p>
<p data-start="5671" data-end="6028" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Devam etmek istiyorsan çaba, emek sürmelidir. Son bir not olarak şunu söylemek isterim; bir metafor olarak insanları artı ve eksileriyle bir paket olarak görebiliriz. Hiçkimse mükemmel değildir. Paketler totalde baktığımızda çoğunlukla birbirine denk düşebiliyorsa kaybetmemek en kıymetlisidir; çünkü gerçek bağlar paylaşımla ve yaşanmışlıkla kurulabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/uzun-iliskide-tutku-ve-guven-birlikte-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
