<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Sıla Cantimur &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/silacantimur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 11:59:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Sıla Cantimur &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Psikolojide Karanlık Üçlü/Dark Triad: Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopati</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/psikolojide-karanlik-uclu-dark-triad-narsisizm-makyavelizm-ve-psikopati/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=psikolojide-karanlik-uclu-dark-triad-narsisizm-makyavelizm-ve-psikopati</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/psikolojide-karanlik-uclu-dark-triad-narsisizm-makyavelizm-ve-psikopati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sıla Cantimur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 22:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=29118</guid>

					<description><![CDATA[İnsan ilişkileri çoğu zaman güven, empati ve karşılıklı anlayış üzerine kurulu olarak düşünülür. Ancak psikoloji üzerine yapılan araştırmalarda, bazı kişiliklerin bu varsayımların dışında işlediği görülmektedir. Bazı bireyler için sosyal ilişkiler, duygusal bağ kurmaktan çok stratejik bir alan haline gelebilir; başkalarının duyguları ise çoğu zaman bir amaç doğrultusunda kullanılabilecek araçlar olarak görülür. Manipülasyon, güç elde etme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">İnsan ilişkileri çoğu zaman güven, empati ve karşılıklı anlayış üzerine kurulu olarak düşünülür. Ancak psikoloji üzerine yapılan araştırmalarda, bazı kişiliklerin bu varsayımların dışında işlediği görülmektedir. Bazı bireyler için sosyal ilişkiler, duygusal bağ kurmaktan çok stratejik bir alan haline gelebilir; başkalarının duyguları ise çoğu zaman bir amaç doğrultusunda kullanılabilecek araçlar olarak görülür. Manipülasyon, güç elde etme isteği ve empati eksikliğiyle karakterize edilen bu özellikler, psikoloji literatüründe ‘Karanlık Üçlü’ olarak adlandırılan bir kişilik yapılanmasından ele alınır. Narsisizm, makyavelizm ve psikopatolojiyi kapsayan bu kavram, bireylerin sosyal dünyada nasıl güç kazandıklarını, başkaları üzerinde nasıl etkide bulunduklarını ve ilişkilerini nasıl yönlendirdiklerini anlamak için önemli bir çerçeve sunar. Bu makalede, Karanlık Üçlü olarak tanımlanan bu kişilik özellikleri psikolojik araştırmalar ışığında ele alınacak ve bu özelliklerin bireyler arası ilişkilerde nasıl ortaya çıktığı incelenecektir.</p>
<p data-path-to-node="3">Narsisizm, kişinin kendisine yönelik abartılı bir hayranlık duyması ve sürekli olarak takdir edilme ihtiyacı hissetmesiyle karakterize edilir. Bu kişilerin grandiyöz hezeyanları (büyüklük sanrıları) vardır. Narsistik eğilimleri yüksek olan bireyler kendilerini özel, önemli ve diğer insanlardan daha üstün görme eğiliminde olabilirler. Bu kişiler genellikle dışardan bakıldığında özgüvenli, karizmatik ve etkileyici görünebilirler. Ancak çoğu zaman bu güçlü dış görünüşün arkasında çoğu zaman kırılgan bir benlik algısı bulunur. Eleştiriye karşı hassas olmaları, sürekli onay ve ilgi aramaları bu yapının belirgin özellikleri arasındadır.</p>
<p data-path-to-node="4">Makyavelizm ise adını siyaset düşünürü Niccolò Machiavelli’nin güç ve strateji üzerine olan fikirlerinden alır. Psikolojide makyavelist kişilik özelliği, bireyin hedeflerine ulaşmak için <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="187">manipülasyon</b>, stratejik düşünme ve hesapçı davranışları kullanma eğilimiyle ilişkilendirilir. Makyavelist eğilimleri yüksek olan kişiler genellikle duygusal olarak mesafeli, pragmatik ve sonuç odaklı bir yaklaşım sergileyebilirler. Bu kişiler için genellikle, bir hedef uğruna her yolun mübah olduğu ve ahlak kurallarının esnek ve kırılgan olduğu söylenebilir. Ancak burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: makyavelizm psikolojide bir psikiyatrik tanı ya da klinik bir bozukluk olarak kabul edilmez. Daha çok kişilik ile ilgili araştırmalarda incelenen bir kişilik özelliği veya eğilimi olarak değerlendirilir. Bu nedenle bir kişinin makyavelist özellikler göstermesi, onun beraberinde mutlaka psikiyatrik bir tanıya sahip olacağı anlamına gelmez.</p>
<p data-path-to-node="5">Psikopati ise Karanlık Üçlü’nün en dikkat çekici bileşenlerinden biridir. Psikopatik özellikler; <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="97">empati eksikliği</b>, dürtüsellik, sorumluluk almada zorluk ve başkalarının duygularına karşı duyarsızlık gibi özelliklerle ilişkilendirilir. Bu kişilik özelliklerine sahip bireyler çoğu zaman risk almaya daha yatkın olabilir ve davranışlarının başkaları üzerindeki etkilerini yeterince dikkate almayabilirler. Bununla beraber psikoloji literatüründe psikopatik özelliklerin toplum içinde farklı düzeylerde ve farklı biçimlerde ortaya çıkabileceği de sıklıkla vurgulanmaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">İş, Sosyal İlişkiler ve Romantik İlişkilerde Karanlık Üçlü</b></h2>
<p data-path-to-node="7">İş yaşamında, Karanlık Üçlü özellikleri bazen ilginç bir şekilde avantaj sağlayabilir. Özellikle makyavelist bireyler stratejik düşünme, uzun vadeli plan yapma ve sosyal durumları kendi lehlerine çevirebilme konusunda başarılı olabilirler. Narsistik bireyler liderlik pozisyonlarına yönelme ve görünür olma eğilimindeyken, psikopatik özellikler taşıyan bireyler risk almaya ve baskı altında karar vermeye daha yatkın olabilirler. Bununla beraber bu özellikler aynı zamanda manipülasyon, etik ihlaller ve kişiler arası çatışmalarla da ilişkilendirilmektedir (Jonason &amp; Webster, 2010).</p>
<p data-path-to-node="8">Romantik ilişkilerde, Karanlık Üçlü özelliklerinin farklı dinamikler oluşturduğu görülmektedir. Narsistik bireyler genellikle başlangıçta çekici ve karizmatik bir izlenim bırakabilirken, zamanla ilişki içinde gerilim yaratabilecek hamlelerde bulunabilir. Makyavelist bireyler ilişkileri daha stratejik bir bakış açısıyla değerlendirebilir ve duygusal yakınlıktan ziyade kontrol ve çıkar odaklı davranabilir. Psikopatik özellikler ise empati eksikliği ve dürtüsellik nedeniyle ilişkilerde istikrarsızlığa yol açabilir (Paulhus &amp; Williams, 2002).</p>
<p data-path-to-node="9">Sosyal ilişkilerde bu üç özelliğin ortak noktası, bireyin başkalarıyla kurduğu ilişkilerde araçsallaştırıcı bir yaklaşım sergileme eğilimidir. Ancak aralarında bazı önemli farklılıklar da bulunur. Narsisizm daha çok onay ve hayranlık ihtiyacı ile ilişkilidir. Makyavelizm planlı manipülasyon ve stratejik davranışlarla, psikopati ise dürtüsellik ve empati eksikliğiyle karakterize edilir.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Dark Triad ve Beş Faktör Modeli (O.C.E.A.N)</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Beş Faktör Modeli, insan kişiliğini Açıklık, Sorumluluk, Dışadönüklük, Uyumluluk ve Duygusal Denge (Nevrotiklik) olmak üzere beş temel boyutta (OCEAN) inceleyen, dünyada en yaygın kabul gören bilimsel modeldir. Bireyin davranış eğilimlerini, sosyal ilişkilerini ve iş motivasyonunu anlamaya yardımcı olur.</p>
<p data-path-to-node="12">Karanlık Üçlü özellikleri, kişiliğin yaygın olarak kullanılan Beş Faktör Modeli ile de ilişkilendirilmiştir. Narsistler ve psikopatik özellikleri olanlar genellikle yeni fikirlere açık ve dışa dönüktürler. Makyavelistler ve psikopatik özellikleri olanlar düşük vicdanlılık düzeyine sahiptirler. Her üç kişilik tipi de uyumluluk konusunda düşük puan alır. Ve psikopatik eğilimleri olanlar neredeyse hiç nevrotik değildirler. Her ne olursa olsun onları sakin ve soğukkanlı bulabiliriz.</p>
<h2 data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Karanlık Üçlü’ Yü Ölçmek</b></h2>
<p data-path-to-node="14">Bu kişilik özelliklerini ölçmek amacıyla psikoloji literatüründe çeşitli ölçekler geliştirilmiştir. Bunlardan biri olan Dirty Dozen, Karanlık Üçlü özelliklerini ölçmek için geliştirilmiş 12 maddelik kısa bir ölçektir ve özellikle araştırmalarda hızlı veri toplamak için kullanılır (Jonason &amp; Webster, 2010). Bir diğer yaygın ölçüm aracı ise Short Dark Triad Scale (SD3) olarak bilinen ve narsisizm, makyavelizm ve psikopatiyi ayrı alt boyutlar halinde değerlendiren 27 maddelik bir ölçektir (Jones &amp; Paulhus, 2014). Bu ölçekler, bireylerin bu <b data-path-to-node="14" data-index-in-node="543">kişilik özellikleri</b>ni hangi düzeyde taşıdığını anlamak için sıklıkla kullanılmaktadır.</p>
<p data-path-to-node="15">Sonuç olarak Karanlık Üçlü insan kişiliğinin karanlık yönlerini anlamamıza yardımcı olur. Bu özellikler, bireylerin sosyal ilişkilerde manipülasyon ve çıkarcı davranışlar sergilemesine yol açarken, bazı durumlarda suç işleme ve etik sınırları zorlamaya daha yatkın olmalarını da açıklayabilir. Karanlık Üçlü genel olarak bireyler arası farklılıkları, güç dinamiklerini ve riskli davranış potansiyelini anlamak için değerli bir araç olarak karşımıza çıkar.</p>
<h2 data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<ul data-path-to-node="17">
<li>
<p data-path-to-node="17,0,0"><a class="ng-star-inserted" href="https://blog.flexmr.net/ocean-personality-types" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwj459fyrL2TAxUAAAAAHQAAAAAQzwY">https://blog.flexmr.net/ocean-personality-types</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,1,0">Jones, D. N., &amp; Paulhus, D. L. (2014). Introducing the Short Dark Triad (SD3): A brief measure of dark personality traits. Assessment, 21(1), 28–41. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1177/1073191113514105" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwj459fyrL2TAxUAAAAAHQAAAAAQ0AY">https://doi.org/10.1177/1073191113514105</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,2,0">Jonason, P. K., &amp; Webster, G. D. (2010). The Dirty Dozen: A concise measure of the Dark Triad. Psychological Assessment, 22(2), 420–432. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1037/a0019265" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwj459fyrL2TAxUAAAAAHQAAAAAQ0QY">https://doi.org/10.1037/a0019265</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="17,3,0">Paulhus, D. L., &amp; Williams, K. M. (2002). The Dark Triad of personality: Narcissism, Machiavellianism, and psychopathy. Journal of Research in Personality, 36(6), 556–563. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1016/S0092-6566(02)00505-6" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwj459fyrL2TAxUAAAAAHQAAAAAQ0gY">https://doi.org/10.1016/S0092-6566(02)00505-6</a></p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/psikolojide-karanlik-uclu-dark-triad-narsisizm-makyavelizm-ve-psikopati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Freud Perspektifinden Rüyaların Psikanalitik Anatomisi: Bilinçdışının Sansürsüz İtiraf Alanı</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/freud-perspektifinden-ruyalarin-psikanalitik-anatomisi-bilincdisinin-sansursuz-itiraf-alani/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=freud-perspektifinden-ruyalarin-psikanalitik-anatomisi-bilincdisinin-sansursuz-itiraf-alani</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/freud-perspektifinden-ruyalarin-psikanalitik-anatomisi-bilincdisinin-sansursuz-itiraf-alani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sıla Cantimur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 22:50:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikanaliz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=26690</guid>

					<description><![CDATA[Rüyalar, insan zihninin en gizemli ve karmaşık anlatım biçimlerinden biridir. Rüyalar, tarih boyunca ilahi mesaj, kehanet ya da spiritüel bir güç ile ilişkilendirilmiş olsalar da, psikanalitik kuram rüyaları insanın kendi iç dünyasından ve bilinçdışından ele alır. Sigmund Freud’a göre rüyalar, rastlantısal zihinsel semboller değil; bastırılmış arzuların ve bilinçdışı çatışmaların dolaylı ifadeleridir. Ancak bilinçdışı içerik rüyada [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Rüyalar, insan zihninin en gizemli ve karmaşık anlatım biçimlerinden biridir. Rüyalar, tarih boyunca ilahi mesaj, kehanet ya da spiritüel bir güç ile ilişkilendirilmiş olsalar da, psikanalitik kuram rüyaları insanın kendi iç dünyasından ve bilinçdışından ele alır. Sigmund Freud’a göre rüyalar, rastlantısal zihinsel semboller değil; bastırılmış arzuların ve bilinçdışı çatışmaların dolaylı ifadeleridir. Ancak bilinçdışı içerik rüyada doğrudan ortaya çıkmaz. Rüya çalışması sürecinde birtakım mekanizmalar (yoğunlaştırma, yer değiştirme, simgeleştirme vb.) devreye girerek gizli içeriği dönüştürür; böylece görünen içerik, sansürden geçirilmiş bir temsil haline gelir (Freud, 1900/1953). Bu yönüyle rüyalar için, bastırılmış olan arzu ve çatışmaların, çarpıtılmış ama anlamlı bir anlatımı diyebiliriz.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Rüya Neden Ortaya Çıkar?</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Freud’a göre rüyaların temel işlevi bir <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="40">istek gerçekleştirme</b> dir (Freud, 1900/1953). Ancak burada kastedilen, bilinçli ve basit dilekler değildir. Daha çok, bastırılmış, kabul edilmesi zor ya da benlik tarafından tehdit edici bulunan arzular söz konusudur. Psikanalitik kurama göre birey, bazı dürtü ve düşüncelerini kaygı yaratıcı olduğundan bilinçdışına iter. Bu bastırma (repression) mekanizması, ruhsal dengeyi korumaya yarar; fakat bastırılan bu arzu ve dürtüler tamamen ortadan kalkmaz. Uyku esnasında benliğin denetimi zayıfladığında, bu içerikler bize rüya formatında geri dönmeye çalışır. Freud, rüyaların yalnızca bireysel anlamlar taşımadığını; aynı zamanda çocukluk deneyimlerinin ve erken dönem ilişkilerin izlerini de barındırdığını savunur. Ona göre rüyalar, geçmişle bugün arasında kurulan gizli bir bağdır.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Rüya Çalışması (Dream-Work)</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Freud, rüya içeriğini ikiye ayırır:</p>
<ul data-path-to-node="8">
<li>
<p data-path-to-node="8,0,0"><b data-path-to-node="8,0,0" data-index-in-node="0">Görünen içerik (manifest content):</b> Sabah hatırladığımız rüya sahneleri.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,1,0"><b data-path-to-node="8,1,0" data-index-in-node="0">Gizli içerik (latent content):</b> Uyandığımızda hatırladığımız sahnelerin perde arkasındaki bastırılmış dürtü ve arzular. Gizli içerik doğrudan bilinç düzeyine çıkamaz. Freud’a göre bu noktada ‘rüya çalışması’ devreye girer.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="9">Rüya çalışmasının temel mekanizmaları şunlardır:</p>
<ul data-path-to-node="10">
<li>
<p data-path-to-node="10,0,0"><b data-path-to-node="10,0,0" data-index-in-node="0">Yoğunlaştırma (condensation):</b> Birden fazla düşünce ya da kişi, tek bir rüya figüründe birleşir. Örneğin rüyada görülen bir karakter, gerçek hayatta birden fazla kişinin özelliklerini taşıyabilir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,1,0"><b data-path-to-node="10,1,0" data-index-in-node="0">Yer değiştirme (displacement):</b> Duygusal yoğunluk asıl kaynaktan daha önemsiz bir unsura kaydırılır. Örneğin kişi aslında gerçek hayatta otorite figürüne duyduğu öfkeyi, rüyasında başka birine yöneltebilir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,2,0"><b data-path-to-node="10,2,0" data-index-in-node="0">Simgeselleştirme:</b> Kabul edilmesi zor dürtüler dolaylı semboller ve imgelerle temsil edilir. Özellikle cinsel ve saldırgan dürtülerin semboller aracılığıyla ifade edildiği Freud tarafından vurgulanmıştır.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="11">Bu mekanizmalar sayesinde rüyalarımız hem arzuyu ifade eder hem de benliği kaygıdan korur. Kısacası rüyalarımız bir yandan gerçeği saklar, bir yandan da onu anlatır.</p>
<h2 data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Rüyaların Psikodinamik İşlevi</b></h2>
<p data-path-to-node="13">Rüyaların sadece bastırılmış arzuların ifadesi olmadığını ve aynı zamanda ruhsal dengeyi koruma işlevi gördüğünden bahsetmiştik. Freud, rüyanın uykuyu koruyan bir mekanizma olduğunu ileri sürer (Freud 1900/1953). Eğer bastırdığımız içerik doğrudan bilinç düzeyine çıksaydı, bu yoğun kaygı yaratabilir ve bizi uykudan uyandırabilirdi. Rüya çalışması bu içeriği dönüştürerek ham arzunun sembolik tatminini sağlar hem de uykunun sürmesine yardımcı olur. Bu bakış açısıyla rüyalar, bize bireyin iç çatışmalarına dair ipuçları sunan <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="528">psikodinamik</b> bir sahnedir. Özellikle tekrar eden rüyalar, bireyin çözümlenmemiş çatışmalarına ya da yoğun duygusal yük taşıyan deneyimlerine işaret edebilir. Örneğin sürekli sınava geç kaldığını gören bir bireyin rüyası, sadece akademik kaygıya değil; performans baskısı, otorite figürleriyle çatışma ya da yetersizlik korkusuna işaret edebilir. Freud’un rüya kuramı zaman zaman eleştirilmiş olsa da, rüyaların anlamlı psikolojik süreçlerle bağlantılı olduğu fikri hala tartışılmaktadır. Modern <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="1023">nöropsikanalitik</b> yaklaşımlar, rüyaların duygusal düzenleme ve bellek süreçleriyle ilişkisi olabileceğini öne sürer (Solms,1997). Bu durum, Freud’un rüyaların rastlantısal olmadığı yönündeki temel varsayımlarını geçersiz kılmamakla beraber, yeni bulgularla yeniden yorumlanmasına alan açar.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Bu makalede Freud’un rüya kuramı temel alınarak rüyaların psikanalitik anatomisi ele alınmıştır. Rüyaların rastlantısal simgeler değil bastırılmış arzuların dolaylı ifadeleri olduğu vurgulanmıştır. Amaç, Freud’un kuramsal çerçevesini yalnızca tarihsel bir bilgi olarak sunmak değil, çeşitli örnekler ile destekleyerek, rüyaların bireyin iç dünyasını anlamada nasıl bir kapı açtığını göstermektir.</p>
<h2 data-path-to-node="17"><b data-path-to-node="17" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<ul data-path-to-node="18">
<li>
<p data-path-to-node="18,0,0">Freud, S. (1953). The interpretation of dreams (J. Strachey, Trans.). Hogarth Press. (Original work published 1900)</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="18,1,0">Solms, M. (1997). The neuropsychology of dreams: A clinico-anatomical study. Lawrence Erlbaum Associates.</p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/freud-perspektifinden-ruyalarin-psikanalitik-anatomisi-bilincdisinin-sansursuz-itiraf-alani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
