<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Sevde Orhan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/sevdeorhan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 11:12:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Sevde Orhan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İçsel Pusula: Duygu Düzenlemede Somatik Farkındalığın Rolü</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/icsel-pusula-duygu-duzenlemede-somatik-farkindaligin-rolu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=icsel-pusula-duygu-duzenlemede-somatik-farkindaligin-rolu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/icsel-pusula-duygu-duzenlemede-somatik-farkindaligin-rolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Orhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 21:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=29602</guid>

					<description><![CDATA[Duygu düzenleme diğer adıyla duygu regülasyonu günlük hayatta oldukça önemli bir yere sahiptir. Duygu regülasyonu; bireyin duygularını tanıması, anlamlandırması ve uygun şekilde yönetebilmesiyle alakalıdır. Bu geliştirilebilen bir beceri olmakla birlikte kişinin kendini gözlemlemeye açık olmasını gerektirir. Geçmişten gelen zorlu durumların yarattığı gerginlik, ilişki çıkmazları veya kariyer stresi gibi çeşitli durumlar arka planda zihnimizde yer edinirken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h6 class="cdk-visually-hidden ng-star-inserted"></h6>
<div class="container">
<div id="model-response-message-contentr_05dd6a60407e186b" class="markdown markdown-main-panel stronger enable-updated-hr-color" dir="ltr" aria-live="polite" aria-busy="false">
<p data-path-to-node="1">Duygu düzenleme diğer adıyla duygu regülasyonu günlük hayatta oldukça önemli bir yere sahiptir. Duygu regülasyonu; bireyin duygularını tanıması, anlamlandırması ve uygun şekilde yönetebilmesiyle alakalıdır. Bu geliştirilebilen bir beceri olmakla birlikte kişinin kendini gözlemlemeye açık olmasını gerektirir. Geçmişten gelen zorlu durumların yarattığı gerginlik, ilişki çıkmazları veya kariyer stresi gibi çeşitli durumlar arka planda zihnimizde yer edinirken bu arka plan gürültüsü günlük yaşamdaki tepkilerimize yansır. Genetik mirasımızdan aile yapımıza, toplumsal beklentilerden kişilik özelliklerimize kadar pek çok faktör, duygusal tepki verme biçimimizi belirler. Bu noktada öz-farkındalık devreye girer: Neyi istiyoruz, neyi istemiyoruz? Bizi ne tetikliyor?</p>
<p data-path-to-node="2">Duygu regülasyonu, duyguları bastırmak değil, onlara yer açmaktır. Örneğin, yoğun bir öfke hissettiğimizde bu duyguyu sadece &#8220;yaşamak&#8221; yerine, ona sebep olan kaynağı adlandırabilmek iyileşmenin ilk adımıdır. Öfkeyi reddetmek yerine onu uygun yollarla dışa vurmak ve bu enerjiyi yapıcı bir eyleme dönüştürmek, <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="309">sinir sistemimizi</b> sakinleştirir ve regülasyonu kolaylaştırır.</p>
<p data-path-to-node="3">Duygu regülasyonunun zihinsel süreçlerinin ötesinde, biyolojik bir karşılığı vardır. Vücudumuz iki temel mod arasında gidip gelir:</p>
<ol start="1" data-path-to-node="4">
<li>
<p data-path-to-node="4,0,0">Sempatik Sistem (Savaş veya Kaç): Stres anında bizi korumak için gaza basar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="4,1,0">Parasempatik Sistem (Dinlen ve Sindir): Vücudu dengeye getirir, sakinleştirir ve iyileşmeyi başlatır (Kaya &amp; Kaya, 2025).</p>
</li>
</ol>
<p data-path-to-node="5">Parasempatik sinir sisteminin en kritik anahtarı Vagus Siniri’dir. Tüm parasempatik liflerin yaklaşık yüzde 75’i bu sinir içinde vücudun tüm göğüs ve karın bölgelerine dağıldığından Vagus siniri kritiktir. Bu sinirin düzgün çalışmasının aslında stres yanıtı, yaralanma sonrası iyileşme hızı veya kardiyovasküler rahatsızlıklar gibi çeşitli durumlarda avantaj sağladığı bilinmektedir. Bu noktada bu sinirin yaşam kalitesini artıran bir rol oynadığı söylenilebilir (Gökçe, Cengiz &amp; Erbaş, 2018).</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Vagus Sinirini Aktive Eden Somatik Müdahaleler</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Bu siniri uyarmak ve sinir sistemini yeniden dengelemek için yapılabilecek somatik müdahaleler mevcuttur:</p>
<ul data-path-to-node="8">
<li>
<p data-path-to-node="8,0,0"><b data-path-to-node="8,0,0" data-index-in-node="0">Nefes Egzersizleri:</b> Derin nefes alıp vermek, vücudun güvende olduğunu hatırlatan en hızlı yoldur. 4-8 Nefesi: 4 saniyede burundan nefes al, 8 saniyede ağızdan (sanki bir pipetten üflüyormuş gibi) nefesini ver. Nefes verişin alıştan uzun olması, vagusu doğrudan uyarır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,1,0"><b data-path-to-node="8,1,0" data-index-in-node="0">Fiziksel Aktivite:</b> Koşu, yürüyüş, yüzme ve dans gibi etkinliklerin otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir rolü vardır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,2,0"><b data-path-to-node="8,2,0" data-index-in-node="0">Masaj ve Soğuk Su Teması:</b> Özellikle boyun ve ense bölgesine yapılan masajlar ile soğuk duş almak veya soğuk suya temas etmek Vagus’u aktive eder.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,3,0"><b data-path-to-node="8,3,0" data-index-in-node="0">Farkındalık Çalışmaları:</b> Yoga ve meditasyon gibi egzersizlerle derin nefes eşliğinde <b data-path-to-node="8,3,0" data-index-in-node="85">beden farkındalığı</b> artar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,4,0">Yemek yerken acele etmemek, yiyecekleri iyi çiğnemek ve yemek sırasında ekrana (telefon/TV) bakmamak, vagus sinirinin &#8220;sindir&#8221; görevini yerine getirmesini kolaylaştırır.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="9">Yaşamdan stresi tamamen söküp atmak mümkün olmayabilir; ancak duygu regülasyonu sistemimizi eğitmeyi öğrenerek hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımız için en büyük yatırımı yapmış oluruz. Aslında bizi tüketen, olayların kendisinden ziyade, onlara verdiğimiz tepkiler ve onları anlamlandırma biçimimizdir. Elbette zor bir durum, doğası gereği zordur; fakat bu durumu reddetmek, duyguları bastırmak veya takıntılı düşüncelerle sorunu bir çığ gibi büyütmek, yükümüzü ağırlaştırır. Gerçek güç, zorlukları yok saymak değil; olaylar karşısında esnek kalabilmeyi öğrenmektir. Hayata karşı duruşumuzda hem dünyayı kucaklayacak kadar yumuşak hem de fırtınalara direnecek kadar güçlü olabilmek, aslında en büyük ustalığımızdır.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Duygusal Dayanıklılığı Artırmanın Yolları</b></h2>
<ul data-path-to-node="11">
<li>
<p data-path-to-node="11,0,0"><b data-path-to-node="11,0,0" data-index-in-node="0">Kabul Etmek, Pes Etmek Değildir:</b> Bir durumun yaşandığını kabul etmek, ona teslim olmak değil; onunla gerçekçi bir şekilde başa çıkmanın ilk adımıdır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,1,0"><b data-path-to-node="11,1,0" data-index-in-node="0">Duygusal Esneklik:</b> Tıpkı bir ağacın rüzgârda eğilip bükülmesine rağmen kırılmaması gibi, biz de esnek olduğumuzda travmatik etkilerden daha az zarar görürüz.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,2,0"><b data-path-to-node="11,2,0" data-index-in-node="0">Bilinçli Anlamlandırma:</b> Olayları kaderin bir saldırısı gibi değil, bir &#8220;veri&#8221; gibi okumak: &#8220;Bu deneyim benden ne talep ediyor ve ben bu zorluk içinde kendi dengemi nasıl koruyabilirim?&#8221; diye düşünmek çok daha faydalı olacaktır.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="12">Bu süreçte <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="11">öz-regülasyon</b> kapasitemizi artırmak, modern yaşamın getirdiği stres faktörlerine karşı en etkili kalkanımızdır.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Topçuoğlu, S. (2023). Ergenlerde Duygu Regülasyonu. İnteraktif Bilim: Disiplinlerarası Araştırma ve İncelemeler Dergisi, (2), 10-49.</p>
<p data-path-to-node="16">Kaya, E. Ö., &amp; Kaya, M. Fiziksel Aktivitenin Otonom Sinir Sistemi Üzerindeki Rolü: Vagus Siniri Perspektifinden Bakış. Spor Bilimleri, 89.</p>
<p data-path-to-node="17">Gökçe, E. N., Cengiz, Z. P., &amp; Erbaş, O. (2018). Uzun ömrün sırrı: Vagus siniri. İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Tıp Dergisi, 4(3), 154-165.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/icsel-pusula-duygu-duzenlemede-somatik-farkindaligin-rolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Enerjisinin İçsel Kaynağı: Özdeğer</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/yasam-enerjisinin-icsel-kaynagi-ozdeger/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yasam-enerjisinin-icsel-kaynagi-ozdeger</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/yasam-enerjisinin-icsel-kaynagi-ozdeger/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Orhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 21:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=21899</guid>

					<description><![CDATA[Herkesin yaşam enerjisi farklı düzeylerdedir; bu enerji hem bireyler arasında değişkenlik gösterir hem de aynı kişide zaman içinde dalgalanabilir. İnsan hem etkileyen hem de etkilenen bir varlık olarak gün içinde pek çok içsel ve dışsal uyaranın etkisi altındadır. Enerjik hissetmek, hedef odaklı olabilmek, harekete geçebilmek, anda kalabilmek ve yaşamdan haz alabilmek gibi süreçler büyük ölçüde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Herkesin yaşam enerjisi farklı düzeylerdedir; bu enerji hem bireyler arasında değişkenlik gösterir hem de aynı kişide zaman içinde dalgalanabilir. İnsan hem etkileyen hem de etkilenen bir varlık olarak gün içinde pek çok içsel ve dışsal uyaranın etkisi altındadır. Enerjik hissetmek, hedef odaklı olabilmek, harekete geçebilmek, anda kalabilmek ve yaşamdan haz alabilmek gibi süreçler büyük ölçüde bireyin psikolojik durumu ile ilişkilidir.</p>
<p data-path-to-node="3">Bu bağlamda, kendine değer vermenin bireye belirgin bir yaşam enerjisi kazandırdığı söylenebilir. <b data-path-to-node="3" data-index-in-node="98">Benlik saygısının</b> öznel iyi oluşu pozitif yönde etkilediğini ortaya koyan araştırmalar mevcuttur (Doğan &amp; Eryılmaz, 2013). Kişi kendi varlığına saygı duyduğunda ve kendisiyle ilgili bir memnuniyet hissi geliştirdiğinde, bulunduğu ortam ya da içinde olduğu koşullar yaşam enerjisinin direkt belirleyicisi olmayabilir. Zorlayıcı koşullar tamamen ortadan kalkmasa bile, birey ya bu koşullardan daha az etkilenmekte ya da değişim için gerekli enerjiyi kendinde bulabilmekte ve çabalayabilmektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Kabul ve Kararlılık Terapisi Perspektifinden Özdeğer</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Bunu biraz daha açmak gerekirse; bireyin kendisiyle yaşadığı sorunları fark edebilmesi, takıldığı ya da zorlandığı yönlerine yakından bakabilmesi ve gerektiğinde değişim için cesaret gösterebilmesi önemli bir içsel kaynak oluşturmaktadır. Değiştirilebilecek alanlar için çaba göstermek, değiştirilemeyen durumlara ise kabulle yaklaşabilmek, enerjinin daha işlevsel kullanılmasını sağlar. Bu yaklaşım yüzeysel bir “kendine değer ver” söylemi değil, bireyin kendisiyle kurduğu ilişkinin niteliğini vurgulayan bir önermedir. <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="522">Kabul ve Kararlılık Terapisi</b> bağlamında bunu ele alırsak; bu ekolde de durumlardan ve koşullardan ziyade, gözlemleyen konumunda kalmak, olaylara, düşüncelere, etiketlere takılmadan yani onlarla ‘birleşmeden’ durabilmek çok değerlidir.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">“Eksik Olan Bir Şey” Algısı</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Gerçek bir özdeğer duygusu geliştiğinde, birey yaşamına dair sorumluluk almaya ve çaba göstermeye daha istekli hale gelir; bu da doğal olarak yaşam enerjisinin artmasına katkı sağlar. Buna karşılık, süregelen memnuniyetsizlik duygusu zamanla yaşama sevincini azaltabilir. Yaşam, koşullara bağlanan beklentiler üzerinden anlamlandırıldığında ve bu koşullar gerçekleşmediğinde, bireyde kronik bir tatminsizlik hissi oluşabilir. Bu durum çoğu zaman “eksik olan bir şey” duygusu ile kendini gösterir; sanki tek bir parça tamamlandığında tüm sorunlar çözülecekmiş gibi, yaşam bir puzzle’ın son parçasına indirgenir.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Ruminasyon, Edilgenlik ve Sorumluluğun Dışsallaştırılması</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Elbette yaşamda ulaşılmak istenen hedefler ve varılmak istenen noktalar vardır. Ancak tüm dikkatin yalnızca bu hedeflere yöneltilmesi ve şu anda akmakta olan yaşantıyla bağın koparılması, gündelik deneyimlerin anlamsız, can sıkıcı ve katlanılması gereken birer zorunluluk gibi algılanmasına yol açabilir. Bu noktada <b data-path-to-node="9" data-index-in-node="316">ruminasyon</b> olarak tanımlanan tekrarlayıcı ve olumsuz düşünce döngüleri devreye girdiğinde, birey kendisini sanki rolü başkaları tarafından yazılmış, söz hakkı olmayan bir oyuncu gibi yaşayabilir.</p>
<p data-path-to-node="10">Oysa rahatsızlık duyulan durumlar ve kaygılar her zaman gerçeğin birebir yansıması olmayabilir; kimi zaman yalnızca bilişsel bir yanılgıyı, kimi zaman ise değişim ihtiyacını işaret eder. Bu sinyaller, bireyi eyleme geçmeye davet eden içsel uyarılar olarak da değerlendirilebilir. Buna rağmen çoğu zaman sorunları sahiplenmek ya da dönüştürmeye yönelik adımlar atmaktan ziyade, onların ne kadar değişmez olduğu ve ne ölçüde rahatsızlık yarattığı üzerine odaklanılır. Bu tutum, bireyin yaşamında giderek daha edilgen bir konuma yerleşmesine ve sorumluluğu dış koşullara devretmesine neden olabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Değişim, Sorumluluk ve Gerçek Özdeğerin İnşası</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Bu nedenle yaşamda esnek kalabilmek; duyguları bastırmadan, oldukları hâliyle deneyimleyip akışlarına izin verebilmeyi mümkün kılar. Olaylara ve kendiliğe yapıştırılan etiketlere tutunmak yerine onlardan ayrışabilmek, yaşamla teması güçlendirirken kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiye de hizmet eder. Böylece daha canlı, daha aktif ve daha bilinçli seçimler yapabilir; yaşamda daha sağlam bir duruş sergilenebilir. Kendi yaşamının başrolünü üstlenmek, yaptıklarının sorumluluğunu almayı ve ne yaşanırsa yaşansın insanın kendisinden uzaklaşamayacağını fark etmesini gerektirir.</p>
<p data-path-to-node="13">Ancak kendi benliğine sahip çıktığında, değişimin getirdiği belirsizlikler ve zorluklar göğüslenebilir. Değişimin en değerli yanı ise, bir zamanlar ağır gelen deneyimlerin hafiflediğini görmek; sabit inançlardan özgürleşmek ve gerçek özdeğerin, kendini görmeye cesaret etmekle başladığını fark etmektir. Çünkü değişim, tüm zorluklarına rağmen, aynı yerde kalıp acı çekmenin ağırlığından daha yıpratıcı değildir. Bu farkındalıkla atılan her küçük adım, yaşam enerjisini besleyen ve kişinin kendiyle bağ kurmasını sağlayan güçlü bir dönüşüm alanı yaratır.</p>
<h2 data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">KAYNAKÇA</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Doğan, T., &amp; Eryılmaz, A. (2013). Benlik saygısı ve öznel iyi oluş arasındaki ilişkilerin incelenmesi. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 33(33), 107-117.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/yasam-enerjisinin-icsel-kaynagi-ozdeger/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatı Olduğu Gibi Yaşamak: Esnek Olmak Ne Kadar Mümkün?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/hayati-oldugu-gibi-yasamak-esnek-olmak-ne-kadar-mumkun/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hayati-oldugu-gibi-yasamak-esnek-olmak-ne-kadar-mumkun</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/hayati-oldugu-gibi-yasamak-esnek-olmak-ne-kadar-mumkun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Orhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 21:55:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=17409</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar yaşamları boyunca mutlu olmayı, sorunsuz bir hayat yaşamayı ve olabildiğince pozitif duygular deneyimlemeyi arzular. Bunun gerçekçi bir beklenti olmadığını belirtmek çok hoş olmasa da herkes bunun belli bir düzeyde farkındadır. Kabul ve Kararlılık Terapisinde (ACT), hep ya da hiç gibi ifadeler içeren hedeflere “ölü insan hedefleri” adı verilir. Bunun sebebi ise duyguların, düşüncelerin ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="665" data-end="1181">İnsanlar yaşamları boyunca mutlu olmayı, sorunsuz bir hayat yaşamayı ve olabildiğince pozitif duygular deneyimlemeyi arzular. Bunun gerçekçi bir beklenti olmadığını belirtmek çok hoş olmasa da herkes bunun belli bir düzeyde farkındadır. <strong data-start="902" data-end="943">Kabul ve Kararlılık Terapisinde (ACT)</strong>, hep ya da hiç gibi ifadeler içeren hedeflere “ölü insan hedefleri” adı verilir. Bunun sebebi ise duyguların, düşüncelerin ve davranışların sabit kalmayacağı dolayısıyla insan hayatının sürekli bir değişime tabi olmasından kaynaklıdır.</p>
<p data-start="1183" data-end="1507">Mutlu olmak istemek belli bir noktada soyut bir hedeftir çünkü sürekli mutlu olmak mümkün değildir. Diğer yandan insanları neyin mutlu edip etmeyeceği de oldukça değişken bir süreç olabilmektedir. “Hiç kaygılanmak istemiyorum” diyen birine bunun gerçekçi olmadığını söyleriz çünkü kaygı da gereklidir ve hep var olacaktır.</p>
<h2 data-start="1514" data-end="1549"><strong data-start="1517" data-end="1549">İçsel Çatışmaların Paradoksu</strong></h2>
<p data-start="1551" data-end="1997">Yaşamlarımızda mutluluğu, iyiyi ve güzeli istemek elbette ki doğaldır. Ancak olumsuz olaylara hiç olmamaları gereken şeyler gibi yaklaştığımızda bu deneyimlerin üzerimizde yarattığı etkiler farklılaşır. Olan şeylere, yapılan haksızlıklara, başımıza açılan dertlere, hak etmediğimizi düşündüğümüz diğer tüm şeylere karşı “olmaması gereken” bakış açısıyla yaklaştığımızda bunun bizi hüsrana uğramış ve kaybetmiş hissettirmesi son derece olasıdır.</p>
<p data-start="1999" data-end="2382">Kurban psikolojisi dediğimiz durum kendini sürekli mağdur hisseden tarafta olmak ve pasif bir rolde kalmak olarak açıklanabilir. Durumlar kontrolümüz altında olmasa bile olaya karşı sergilenen tutum değişime açıktır. Bunun kolay olduğunu söylemek kulağa ütopik gelebilir ve mümkün gözükmeyebilir. Ancak olaylarla savaşılmadığında aslında birçok şey kendiliğinden çözülebilmektedir.</p>
<p data-start="2384" data-end="2440"><strong data-start="2384" data-end="2438">Savaşmadığınız bir şeyin kaybedeni de olamazsınız.</strong></p>
<p data-start="2442" data-end="2766">Örneğin işten atıldınız ve zihninizden şu cümleler geçiyor: “Benim başıma hep böyle şeyler gelir.” “Zaten bu işi hak etmiyordum.” Bu düşüncelerle boğuşmak ve yetersiz hissetmek normaldir. Günün sonunda acımızı yaşayıp durumla alakalı ne yapabileceğimize bakmak ise bizi edilgen bir rolden çıkarıp aktif bir pozisyona iter.</p>
<p data-start="2768" data-end="2863">İşten kovulan biri işsiz kalmayı tercih edebileceği gibi bu duruma karşı çözüm de üretebilir.</p>
<h2 data-start="2870" data-end="2904"><strong data-start="2873" data-end="2904">Esnekliğe Giden Yolda Kabul</strong></h2>
<p data-start="2906" data-end="3225">Bazı durumlar vardır. Gerçekten sizin hiçbir kontrolünüzün olmadığı ve gerçekten acı veren olaylar: birini kaybetmek, sağlık durumunun kötüleşmesi, partnerden ayrılmak, haksızlığa uğramak… Bu tür durumlarda ise var olan durumu görüp değiştirme şansımız olmasa bile onun içinden nasıl geçeceğimizi yine biz belirleriz.</p>
<p data-start="3227" data-end="3595">Üzüntüden, kaygıdan, öfkeden kaçtıkça kurtulabileceğimizi düşünürüz; ancak yaşanmayan duygular kendini hatırlatmanın bir yolunu bulur. <strong data-start="3362" data-end="3372">Öfkeyi</strong> ele alırsak; öfkenin ne anlattığına bakmak, içindeki öfkeli çocuğun kendisini aslında neyden korumaya çalıştığını bulmak ve belki de savunmasız kalmak istemediğini görmek, görülebilmenin verdiği rahatlamayı sağlayabilir.</p>
<p data-start="3597" data-end="3870">Öfke kimi zaman <strong data-start="3613" data-end="3637">ikincil bir duygudur</strong> ve arkasında başka bir duyguyu saklar (Dilekler, Törenli &amp; Selvi, 2014). <strong data-start="3711" data-end="3718">ACT</strong>, olaylarla olan derdimizin aslında olayda olmadığını; durumun bizi ittiği düşüncelerle, duygularla ve işlevsiz davranışlarla birleştiğimizi belirtir.</p>
<p data-start="3872" data-end="4017">Ayrılmak kötü değildir; ayrılığın acısından kaçmak ve acıdan kurtulmak istemek kötüdür. <strong data-start="3960" data-end="4015">Kurtulmamaya çalışmak ise çözümün kendisi olabilir.</strong></p>
<p data-start="4019" data-end="4297">Duyguları deneyimlemeye alan açtığımızda bazı yaşanmışlıkların yükünün hafiflediğini görürüz. <strong data-start="4113" data-end="4136">Psikolojik esneklik</strong> dediğimiz kavram, sabit bir düşünme tarzıyla ve benzer tepkilerle olaylara yaklaşmaktan ziyade durumlara uyum sağlamayı ve belli bir oranda kabulü gerektirir.</p>
<p data-start="4299" data-end="4399">Esnek oldukça seçenekler çoğalır ve birey farklı şeyler yapma noktasında <strong data-start="4372" data-end="4382">içgörü</strong> kazanmış olur.</p>
<h2 data-start="4406" data-end="4418"><strong data-start="4409" data-end="4418">Sonuç</strong></h2>
<p data-start="4420" data-end="4588">Temelde önemli olan şey, hayatta bağlı kaldığımız değerlere yönelik adım atıyor muyuz, yaptığımız davranışlar bizi istediğimiz sonuca götürüyor mu buna bakabilmektir.</p>
<p data-start="4590" data-end="4760">Bir durumla alakalı takındığımız tavır sonuçla alakalı işlevsel bir değişiklik sunuyor mu? Yoksa yalnızca şikâyet etmeye kapı açıp bizi kaybeden koltuğuna mı oturtuyor?</p>
<p data-start="4762" data-end="5014"><strong data-start="4762" data-end="4789">Düşünceler çok hızlıdır</strong> ve otomatik olarak zihnimizden geçip dururlar. Onları sürekli dinlemek ve hatta haklı olduklarını düşünmek yanıltıcı olabilir. Haklı olduklarına inandıkça kaybeden koltuğundaki yerimiz daha gerçekçi görünmeye başlayabilir.</p>
<p data-start="5016" data-end="5125">Kontrol dışı durumlar da dâhil olmak üzere kendi payımıza düşen kısma odaklanmak her zaman daha faydalıdır.</p>
<p data-start="5127" data-end="5295">Tüm yaşanmışlıkların ardında hayat, <strong data-start="5163" data-end="5260">mutluluklarla, mücadelelerle, kalp kırıklıklarıyla, bazen kahkahalarla ve bazen de hüzünlerle</strong> bütün olarak yaşanmaya değerdir.</p>
<p data-start="5299" data-end="5413"><strong data-start="5299" data-end="5389">“Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.”</strong><br data-start="5389" data-end="5392" /><em data-start="5394" data-end="5411">— Sezai Karakoç</em></p>
<h2 data-start="5420" data-end="5435"><strong data-start="5423" data-end="5435">Kaynakça</strong></h2>
<p data-start="5437" data-end="5640">Dilekler, İ., Törenli, Z., &amp; Selvi, K. (2014). <em data-start="5484" data-end="5590">Öfkeye farklı açılardan bakış: Öfkenin mekanizması, farklı psikopatolojilerde öfke ve terapistin öfkesi.</em> <strong data-start="5591" data-end="5638">Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 1(3), 44–59.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/hayati-oldugu-gibi-yasamak-esnek-olmak-ne-kadar-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikoterapi Yolculuğu Aslında Nedir?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/psikoterapi-yolculugu-aslinda-nedir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=psikoterapi-yolculugu-aslinda-nedir</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/psikoterapi-yolculugu-aslinda-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Orhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 10:56:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=15048</guid>

					<description><![CDATA[Psikoterapi, birçok alanda kullanılan bir kavram olsa da, Türk Dil Kurumu’na göre tedavi anlamına gelir. Terapi birçok insan için soyut bir kavram olmakla birlikte “dert anlatmak”, “birilerine içini dökmek”, “çok kötü durumda olan insanların gittiği bir yer” gibi tanımlamalar toplum genelinde yaygındır. Öncelikle birçok terapi ekolü olmakla birlikte, hepsinin işleyişi birbirinden oldukça farklıdır. Tüm bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="530" data-end="840"><strong data-start="530" data-end="545">Psikoterapi</strong>, birçok alanda kullanılan bir kavram olsa da, Türk Dil Kurumu’na göre tedavi anlamına gelir. Terapi birçok insan için soyut bir kavram olmakla birlikte “dert anlatmak”, “birilerine içini dökmek”, “çok kötü durumda olan insanların gittiği bir yer” gibi tanımlamalar toplum genelinde yaygındır.</p>
<p data-start="842" data-end="1287">Öncelikle birçok <strong data-start="859" data-end="875">terapi ekolü</strong> olmakla birlikte, hepsinin işleyişi birbirinden oldukça farklıdır. Tüm bu çabaların ortak noktası aslında karşındakini anlamak, yargılamadan dinlemek, duyguların açığa çıkması ve bireyin farklı perspektifleri görebilmesine alan açmaktır. Danışan için bazı şeyleri tekrar tekrar anlatabilmek, ağızdan çıkan kelimelerin dışarıda yankı bulması ve birinin onu anlamaya açık olması bile bir bakıma iyileştiricidir.</p>
<h2 data-start="1289" data-end="1316"><strong data-start="1292" data-end="1316">Bazı Terapi Ekolleri</strong></h2>
<p data-start="1318" data-end="1675"><strong data-start="1318" data-end="1348">Bilişsel Davranışçı Terapi</strong>, düşünme şeklimizin ve çeşitli çarpıtmalarımızın bizi kötü hissettirdiği ve dolayısıyla davranışlarımızı da şekillendirdiğini öne sürerken; <strong data-start="1489" data-end="1521">Kabul ve Kararlılık Terapisi</strong> dediğimiz ekol, duyguları, düşünceleri ve duyumları kabullenmeyi, bazen geçip gitmelerine izin vermeyi ve aslında sorun olanın direnç olduğunu savunur.</p>
<p data-start="1677" data-end="1977">Kabule geçilen birçok durum kişide sıkıntı olmaktan çıkacaktır. Elbette ki bunu değerlerimizle bağlantılı eylemlerle destekleyerek. <strong data-start="1809" data-end="1824">Şema Terapi</strong>, çocukluk yaşantılarının günümüze yansıyan örüntülerini gözler önüne sermeye çalışır. Sahip olunan şemalar bugünkü yaşamımıza baktığımız gözlüklerdir.</p>
<p data-start="1979" data-end="2299">Bu nedenle çocukluk yaşantılarını anlamak, oradaki kırılgan çocuğu ve ihtiyaçlarını keşfetmek duygu, düşünce ve davranışlarda değişime yol açar. Bu açıdan bakıldığında kim için hangi ekolün daha yararlı olabileceği tartışılabilir. Her ekol herkese uymayabilir. Bu nedenle bu konuda kendimizi keşfetmeye açık olmalıyız.</p>
<p data-start="2301" data-end="2744">Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz “terapi gibi” benzetmesi birçok şey için kullanılmaktadır. Örneğin temizlik yapmak, arkadaşla yapılan sohbet veya bir aktivite. Oysaki terapi yalnızca rahatlamayı ifade etmez. Yıllardır belli düşünce ve davranış kalıplarına alışmış zihnimizin farklı bir yere evrilmesine, benliğimizin zayıf noktalarını görmeye, güçlü yönlerimizi takdir etmeye, bazen de ne kadar yorgun olduğumuzu anlamamıza yardımcı olur.</p>
<h2 data-start="2746" data-end="2782"><strong data-start="2749" data-end="2782">Duyguların Hayatımızdaki Yeri</strong></h2>
<p data-start="2784" data-end="3114"><strong data-start="2784" data-end="2796">Duygular</strong> gereklidir. Duyguları kötü-iyi diye sınıflandırıp acılardan, sıkıntıdan, kaygıdan belki öfkeden kaçmak iyi gibi gözükse de hepsi hissetmeye değerdir. Duygular dünya ve insanlarla olan ilişkimizde bize yön gösterirler. Biz ne hissettiğimizi bilirsek, ona göre hangi yoldan gideceğimiz noktasında fikir sahibi oluruz.</p>
<p data-start="3116" data-end="3417">Bazen acının içinden geçmek, bazen kaygının tam ortasında durabilmek ve bazen de mutlu kısacık bir anı doyasıya içine çekmek çok kıymetlidir. Yaşamdaki genel hedeflerimizden ziyade iç dünyamıza daha yakından bakabilirsek, neyi neden seçmiş olduğumuzu ve neyi neden olduramadığımızı daha iyi anlarız.</p>
<p data-start="3419" data-end="3787">Bu noktada bireylerin cesaretinin yetmediği veya kendilerine dönüp bakamadıkları anlarda, onu dinleyen bir terapistin varlığı bir ışık yakabilir. Elbette ki psikologlar da dahil kimse kimseyi değiştirme gücüne tam anlamıyla sahip değildir. Kişinin kendi hayatının belirleyicisi olduğunun farkına varması ve bu yolda çaba harcamaya gönüllü olması son derece elzemdir.</p>
<h2 data-start="3789" data-end="3830"><strong data-start="3792" data-end="3830">Bireysel Olarak Neler Yapılabilir?</strong></h2>
<p data-start="3832" data-end="4245">Terapiye gidemeyen insanlar için de birçok kendine yardım kitabı olduğunu belirtmek gerekir. Örneğin “Hayatı Yeniden Keşfedin” Şema Terapi için iyi bir rehberdir. “İyi Hissetmek” adlı kitap ise düşünce çarpıtmalarının ruh halini nasıl etkileyip depresif semptomlara yol açtığına değinmektedir. Kendine yardım kitapları dışında videolar ve podcastler gibi çok fazla içerik bulunabilecek platformlar da mevcuttur.</p>
<h2 data-start="4247" data-end="4259"><strong data-start="4250" data-end="4259">Sonuç</strong></h2>
<p data-start="4261" data-end="4552">İşin özüne baktığımızda, kişinin kendini anlamaya gönüllü olması, bu yolda sendelese de vazgeçmemesi, duygularını adlandırabilmesi çeşitli gelişmeler sağlayacaktır. İnsan yaşamı sürekli değişime ve gelişmeye açık olduğundan, her durum ve her koşulda yapılabilecek şeyler mutlaka mevcuttur.</p>
<p data-start="4554" data-end="5003">Dört toplama kampından sağ çıkmış olan psikiyatrist ve aynı zamanda nöroloji profesörü olan Viktor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabında şöyle der:<br data-start="4709" data-end="4712" />“Hayatta çaresiz bir durumla, değiştiremeyeceğimiz bir kaderle karşı karşıya kalmakta da anlam bulunabileceğini hiç unutmamamız gerekir. Bu zamanlarda önemli olan kişisel bir trajediyi bir zafere, kötü bir vaziyeti bir kazanıma dönüştürmeye dair insana özgü potansiyele tanıklık etmektir.”</p>
<p data-start="5005" data-end="5276">Hayatlarımızda karşılaştığımız koşullar elbette zorlayıcı olabilir. Çocukluk yaşantılarımız bizi belli seviyelerde farklı inanç sistemlerine itmiş ve çaresiz hissetmiş olabiliriz. Hatta bazen başka çıkış yolu olmadığını, sonsuza dek böyle gideceğini bile düşünebiliriz.</p>
<p data-start="5278" data-end="5584">İnsan yaşadığı hayatın sorumluluğunu aldığı takdirde, gelişim ve değişim her zaman mümkündür. Beynimiz sürekli yeni yollar oluşturmaktadır. <strong data-start="5418" data-end="5436">Nöroplastisite</strong> dediğimiz şey, yaşam boyu devam eden bir süreç olmakla birlikte her yeni durumla, bilgiyle, davranışlarla yeniden ve yeniden organize olmaktadır.</p>
<p data-start="5586" data-end="5718">Tüm bu yapı içerisinde hayatlarımızı değiştirmeye ve anlamlı kılmaya çalışmak her zaman çok kıymetli ve büyüleyici bir deneyimdir.</p>
<h2 data-start="5720" data-end="5735"><strong data-start="5723" data-end="5735">Kaynakça</strong></h2>
<p data-start="5737" data-end="6103">Turhan, B., &amp; Özbay, Y. (2016). Erken çocukluk eğitimi ve nöroplastisite. <em data-start="5811" data-end="5868">Uluslararası Erken Çocukluk Eğitimi Çalışmaları Dergisi</em>, 1(2), 54-63.<br data-start="5882" data-end="5885" />Türk Dil Kurumu. (2025). Güncel Türkçe Sözlük. <a class="decorated-link" href="https://sozluk.gov.tr" target="_new" rel="noopener" data-start="5932" data-end="5978">https://sozluk.gov.tr</a><br data-start="5978" data-end="5981" />Frankl, V. E. (2009). <em data-start="6003" data-end="6026">Hayatın anlam arayışı</em> (Ö. Yılmaz, Çev.). Okuyan Us Yayınları. (Orijinal eser 1946’da yayımlandı)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/psikoterapi-yolculugu-aslinda-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
