<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Özden Önder Sarıoğlu &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/ozdenondersarioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Dec 2025 23:37:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Özden Önder Sarıoğlu &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eyvah! Bir Ofiste Dört Kuşak: Sessiz Çatışmalardan Sessiz Devrimlere</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/eyvah-bir-ofiste-dort-kusak-sessiz-catismalardan-sessiz-devrimlere/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eyvah-bir-ofiste-dort-kusak-sessiz-catismalardan-sessiz-devrimlere</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/eyvah-bir-ofiste-dort-kusak-sessiz-catismalardan-sessiz-devrimlere/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özden Önder Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2025 23:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Endüstri ve Örgüt Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=21495</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde çok kuşaklı iş gücü bazı soru işaretleri ve çatışmaları içinde barındırmaktadır. Temelinde bir uyum arayışını barındıran aile içi çatışmalardan başlayıp iş yerlerine kadar uzanan bir zincirin halkaları gibidir. İşten eve gelen ebeveynin karşılaştığı genç yetişkin profili ile aynı kuşaktaki çalışma arkadaşı nasıl benzer beklentilere, bakış açılarına ve profile sahip olabiliyor? Bu kafa karıştırıcı soruların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Günümüzde çok kuşaklı iş gücü bazı soru işaretleri ve çatışmaları içinde barındırmaktadır. Temelinde bir uyum arayışını barındıran aile içi çatışmalardan başlayıp iş yerlerine kadar uzanan bir zincirin halkaları gibidir. İşten eve gelen ebeveynin karşılaştığı genç yetişkin profili ile aynı kuşaktaki çalışma arkadaşı nasıl benzer beklentilere, bakış açılarına ve profile sahip olabiliyor? Bu kafa karıştırıcı soruların cevaplarını birlikte arayalım.</p>
<p data-path-to-node="3">Her kuşağın istekleri, talepleri, beklentileri, hayalleri farklılık gösterir. Dolayısıyla birbirinden bir nevi ayrışır. Nasıl ki biz anne ve babalarımız gibi hayata bakamıyorsak, çocuklarımız da biz anneleri babaları gibi hayata aynı noktadan bakmıyor. Kuşaklar arası görünmeyen bu duvarlar, en basit tanımıyla yıllar ile birbirinden ayrılan farklı bakış açılarıyla örülü durumdadır. En geniş tanımıyla kuşak, “yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu” olarak ifade edilmektedir.</p>
<h3 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">İş Dünyasında Çok Kültürlülük Ve Değişen Algılar</b></h3>
<p data-path-to-node="5">Günümüz iş yaşamında ortalama dört kuşak beraber çalışmaktadır. Bu durum, kuşak konusunu <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="89">insan kaynağı</b> açısından da önem derecesi yüksek bir konu hâline getirmiştir. Bu kuşakların birbirleriyle yaşadıkları problemler, kuşkusuz sosyal yaşam ve çalışma yaşamı açısından organizasyonların tüm çalışma düzenlerini etkileyebilecek niteliktedir. Ayrıca <span class="citation-623 citation-624 citation-end-624">kuşakların iş görme algısı farklılıkları, yeni çalışma alışkanlıklarının çıkmasına neden olmaktadır. Günümüz çalışma hayatına en son katılan kuşak olan Y kuşağının kişilik özelliklerinden kaynaklanan “her an he</span><span class="citation-623 citation-end-623">r yerde çalışabilme” arzusu ile birlikte “mobilite” kavramı gün</span> yüzüne çıkmıştır. Farklı yaş gruplar<span class="citation-622 citation-end-622">ının bir arada çalıştığı günümüz işyerlerinde yaşanan sorunların önemli bir kısmı, kuşaklar arası algı, yöntem, uygulama ve iletişim farklılıklarından kaynaklanmaktadır</span>.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Kuşakların Sosyolojik Sıralaması</b></h2>
<p data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Yetişkinler: 1946</b> Dünya genelinde yaşanan ekonomik sıkıntılar, kıtlık, işsizlik, tasarruf etme gibi yaşam koşullarına maruz kalmış kuşaktır. Bu noktalar, kuşağın kırılımlarını oluşturmuştur. Yetişkinler, posta veya yazılı iletişim gibi araçlarla bilgi almayı tercih etmektedir.</p>
<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Bebek Patlaması (Boomers): 1947–1964</b> Bu dönemde doğanlar, sayıca fazla olmalarından ötürü toplumu yeniden şekillendiren kuşak olarak tanımlanabilir. Bu kuşaktan kalan ana düşünceler; kadın-erkek eşitliği, ırk ayrımı mücadelesi ve çevreye duyarlılıktır. Kuşağın hayat felsefesi “Çalışmak için yaşamaktır.”</p>
<p data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">X Kuşağı: 1965–1980</b> Saygınlık ve sosyallik onlar için önemlidir. İşyerlerine bağlı, otoriteye saygılıdırlar. Para bu kuşağı motive etme araçlarından biri değilken, eksikliği motivasyon kaybı yaratır. İş-yaşam dengesini koruyabilen; bağımsız, kendine güvenen bir kuşaktır. Geri bildirime açıktırlar, değişimlere uyumludurlar. Girişimci, pragmatist ve yaratıcı özellikleri eski kuşaklardan bir adım öndedir. X kuşağının iş hayatındaki özellikleri şu başlıklarla özetlenebilir (Mitchell, 2005):</p>
<ul data-path-to-node="10">
<li>
<p data-path-to-node="10,0,0">Nicelikten çok niteliğe önem verme</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,1,0">Çoklu görevler üstlenebilme (multitask)</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,2,0">İş-yaşam dengesi, esnek çalışma saatleri, görev paylaşımı</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,3,0">Otorite ile rahat bir ilişkide olma, unvanlardan etkilenmeme</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,4,0">Çok üretmek için değil, kendilerine zaman kazanmak için çok çalışmaları Kuşağın hayat felsefesi “Yaşamak için çalışmak” şeklindedir.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Y Kuşağı: 1981–1995</b> İletişim onlar için önemlidir. Çeşitlilikle büyüdüklerinden etnik farklılıkları dikkate almamaktadırlar. Sosyal ağlar ve iletişimden vazgeçmeme eğilimleri iş hayatında da benzer beklentilere yol açmıştır. Talepkâr, özgüvenleri yüksek ve girişimci ruha sahiptirler. Fazla sabırlı olmamaları kuşağın dezavantajıdır. Her şeyi sorgulamaları ile ön plandadırlar. Takım içi bireyselliği tercih ederken rekabet konusunda da kendilerine güvenirler. Çalışma koşullarında esneklik isterken, sıkı denetim güvensizlik algısı yaratır ve motivasyonlarını etkiler. Üstlerinden geri bildirimi ve rehberliği önemserler. Kuşağın hayat felsefesi: “İşi, yaşam tarzının bir parçası olarak benimsemek.”</p>
<h3 data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Dijital Çağın Yerlileri ve Yeni Nesil Beklentiler</b></h3>
<p data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Z Kuşağı (1995–günümüz)</b> 2000 yılından sonra doğanların yer aldığı kuşağa Z Kuşağı adı verilmektedir. Bu kuşak tamamen <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="118">teknolojik</b> bir çağda doğduğundan teknolojik bir hayat içinde yaşamaktadır. Bu nedenle bu kuşağın çocuklarına “Kuşak I”, “Internet Kuşağı”, “Next Generation” ya da “iGen” adları verilmektedir. Bir diğer adları ise “Instant Online (her daim online)” kuşağıdır. Strauss ve Howe’a göre bu kuşak bireyleri, aşırı bireyselleşme ve yalnızlık yaşayacaklarından dolayı “Yeni Sessiz Kuşak” olarak da tanımlanmaktadır. Mission and Ministry kuruluşu, kendi internet sitesinde Z kuşağını 21. yüzyılın ilk kuşağı olarak tanımlarken onlara dijital çocuklar ve .com çocukları ismini de uygun bulmaktadır. Onlara göre Z kuşağı diğer kuşaklardan üç unsurla ayrılmaktadır:</p>
<ul data-path-to-node="14">
<li>
<p data-path-to-node="14,0,0">Yaş ve hayat aralığı olarak (ontolojik faktör)</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,1,0">Bulundukları çağ ve teknoloji olarak (sosyolojik faktör)</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,2,0">Olgular ve deneyimler olarak (tarihsel faktör)</p>
</li>
</ul>
<h2 data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">Kuşaklar Arası Davranış Özellikleri (İzmirlioğlu, 2008)</b></h2>
<p data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">Bebek Patlaması Kuşağının Davranışsal Özellikleri:</b> Çalışmak için yaşamak, sadece iş odaklı olma, uzun süreli çalışma, bürokratik kurallara uyma, küçük işletmeler kurma çabaları, çok çalışıp az tüketme, markayı önemseme, gerekirse teknolojiden yararlanma, rasyonellik.</p>
<p data-path-to-node="17"><b data-path-to-node="17" data-index-in-node="0">X Kuşağı’nın Davranışsal Özellikleri:</b> Yaşamak için çalışma, çalışma ve sosyal yaşam dengesi, sonuç elde edilene dek çalışma, bürokratik kuralları değiştirme, büyük işletmelerle uyumlanma çabası, çalıştığı kadar tüketme, markayı tanıma, teknoloji ile yaşama, dengeli duygusallık ve rasyonellik.</p>
<p data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Y Kuşağı’nın Davranışsal Özellikleri:</b> Mevcut birikimleri tüketerek yaşama, sosyal yaşam odaklılık, kısa süreli çalışma, çoğunlukla boş zaman, bürokratik kuralları kabul etmeme, küçük işletmelerden nefret etme, az çalışıp çok tüketme, aşırı marka bağımlılığı, teknolojiden vazgeçememe, tümüyle (pure) duygusal olma.</p>
<h3 data-path-to-node="19"><b data-path-to-node="19" data-index-in-node="0">Geleceği İnşa Eden Uyum ve Dönüşüm</b></h3>
<p data-path-to-node="20">“Farklı kuşakların farkındalıkla yönetildiği her kurum, çatışmanın değil <b data-path-to-node="20" data-index-in-node="73">dönüşümün</b> gücünü kullanır; geleceği inşa eden de tam olarak bu uyumdur.”</p>
<h2 data-path-to-node="21"><b data-path-to-node="21" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="22">Arslan, R. INS Academic Developments on Social and Education Sciences. ÜNAL, A.T., &amp; DÖĞER, Ç. (2021). KUŞAKLARIN İLETİŞİMİ VE FARKLILIKLARI. İLETİŞİM ÇALIŞMALARI 2021, 128. Resuloğlu, G. K. (2019). Toplumsal Rol kuramı bağlamında x ve y kuşağı Gelinlerinin Rol değişimleri (Master&#8217;s thesis, Marmara Universitesi (Turkey). Kavak, A. B. (2020). Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerinin belirlenmesine yönelik Ankara ilinde bir alan araştırması (Master&#8217;s thesis). Aygenoğlu, K. (2015). X ve Y kuşaklarının kurumsal iş hayatında insan kaynağı açısından stratejik yönetimi (Master&#8217;s thesis, Maltepe University (Turkey). Halisdemir, M. (2015). Okul yöneticilerinin Z Kuşağına yönelik tutumları ve Z kuşağının okul yöneticisi algısı (Master&#8217;s thesis, Maltepe University (Turkey).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/eyvah-bir-ofiste-dort-kusak-sessiz-catismalardan-sessiz-devrimlere/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgi Görünümlü Sessiz Şiddet: &#8220;Munchausen by Proxy&#8221; Sendromu</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sevgi-gorunumlu-sessiz-siddet-munchausen-by-proxy-sendromu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sevgi-gorunumlu-sessiz-siddet-munchausen-by-proxy-sendromu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sevgi-gorunumlu-sessiz-siddet-munchausen-by-proxy-sendromu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özden Önder Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 10:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=14668</guid>

					<description><![CDATA[Klinik Psikolojide kullanılan DSM-V isimli tanı kitabında, Munchausen by Proxy isimlenen sendrom, yaygın olmayan ve tanısının konması güç olan bir rahatsızlık türüdür. “Bir başkasına yüklenen yapay bozukluk” olarak sınıflandırılmıştır. Bu çocuk istismarı türü, birincil bakım veren tarafından çocuğa yönelik iyileşmeyen tıbbi semptomlar, tedaviye yanıt vermeyen rahatsızlıklar olduğu iddia edilen belirtiler yaratıp bakımından sorumlu olunan çocuğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="388" data-end="943">Klinik Psikolojide kullanılan DSM-V isimli tanı kitabında, <strong data-start="447" data-end="470">Munchausen by Proxy</strong> isimlenen sendrom, yaygın olmayan ve tanısının konması güç olan bir rahatsızlık türüdür. “Bir başkasına yüklenen yapay bozukluk” olarak sınıflandırılmıştır. Bu <strong data-start="631" data-end="650">çocuk istismarı</strong> türü, birincil bakım veren tarafından çocuğa yönelik iyileşmeyen tıbbi semptomlar, tedaviye yanıt vermeyen rahatsızlıklar olduğu iddia edilen belirtiler yaratıp bakımından sorumlu olunan çocuğu gereksiz fiziksel ve psikolojik tıbbi tetkik ve tedaviye maruz bırakması ile karakterize edilir.</p>
<p data-start="945" data-end="1394">Bakım verenin işbirlikçi ve aşırı ilgili görünümlü hali ile hekimlerle konu hakkında tartışmalara girmesi gibi durumları içeren çok sayıda ikilem içeren bir sendromdur. İstismarcı yetişkin, bazı durumlarda çocukta bu belirtileri çıkartmak amacıyla zehirleme, boğma gibi davranışlarda bulunduğu bilinmektedir. Bu çocukların çoklu ve birbirinden farklı hastanelerde ziyaretleri ve sayısız tetkik ve cerrahi müdahaleye maruziyetleri belirtilmektedir.</p>
<p data-start="1396" data-end="1800">Meadow tarafından aktarılan en bilinen olgu, kötü kokulu idrar şikayetiyle getirilen 6 yaşındaki bir kız çocuğuna, bakım veren anneye <strong data-start="1530" data-end="1562">Munchausen by Proxy sendromu</strong> tanısının konmasına kadar geçen süre içerisinde, çocuğa 12 defa hastaneye yatış, 150 defa idrar kültürü, 8 defa ilaç tedavisi, 7 defa büyük radyolojik müdahale, 6 defa anestezi altında muayene, 5 defa sistoskopi uygulaması yapılmıştır.</p>
<p data-start="1802" data-end="2131">Bir süre sonra ortaya çıkan çarpıcı sonuç; anne çocuğun idrarına kendi menstruasyonu sırasındaki idrarını karıştırdığıdır. Birçok olgu çalışması göstermiştir ki hastane ziyaretleri ve tanının konmasına kadar geçen süre, mağdur edilen çocukların tekrarlı bir biçimde fiziksel ve <strong data-start="2080" data-end="2108">psikolojik manipülasyona</strong> maruz kaldıklarıdır.</p>
<h2 data-start="2133" data-end="2190"><strong data-start="2136" data-end="2188">Munchausen by Proxy Sendromunun Çeşitli Vakaları</strong></h2>
<p data-start="2191" data-end="2736">Çalışmalar incelendiğinde; başka bir vakada, aynı semptomlarla bebeğin 2 haftalıktan 23 aylığa kadar geçen sürede hastaneye başvuru ve yatışının birçok kez devam ettiği, diğer yandan çocuğun DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), öğrenme güçlüğü gibi bazı gelişimsel bozukluklara sahip olduğu iddiası ile özel eğitim kurumları gibi pek çok kuruma defalarca başvurulduğu görülmüştür. Çocuğun sayısız test ve değerlendirmelere maruziyeti sonrasında mağdur çocuğun özel eğitim sınıfına alındığı bir olguda da bu durum belgelenmiştir.</p>
<p data-start="2738" data-end="3069">Diğer bir vakada, 3 yaş ile 8 yaş arasında sindirim sistemi bozuklukları, nöbet vb. şikayetlerle toplam 640 güne varan 200 defa hastaneye yatışı olan bir çocuk bulunmuştur. <strong data-start="2911" data-end="2943">Munchausen by Proxy sendromu</strong> yaşayan kişinin tıbbi konulardaki oldukça yüksek bir bilgi düzeyi vardır ve “Profesyonel Hasta” olarak da tanımlanmaktadır.</p>
<p data-start="3071" data-end="3586">Hastalıklar hakkında detaylı bilgileri bilinçli görünümü, tanılar, metotlar ve tedavi yöntemleri hakkında dikkat çekici bir bilgi birikimine sahiptir. Kişi, tıbbi araştırmalar konusunda son gelişmeler ile ilgili araştırmalar yapıp bilimsel makale ve dergilerdeki yayınları takip ederek bilgilerini güncel tutmaktadır. Muhattap olduğu hekimlerin görüşlerini sorgular. Sıklıkla tanısı konan kişilerden geçmiş yaşam öykülerinde, hayatının bir dönemi bir sağlık kuruluşunda (bakımevi, hastane gibi) çalışmış olabilir.</p>
<h2 data-start="3588" data-end="3646"><strong data-start="3591" data-end="3644">Bakım Verenin Görünümü ve Çocuk Üzerindeki Etkisi</strong></h2>
<p data-start="3647" data-end="4026">Bu kişiler, genellikle çevresi tarafından çocuğu ile oldukça iyi anlaşan, ilgili, sevecen, şefkatli ve idealize bir ebeveyn portresi çizmektedirler. İlgili özellikleriyle çevresinde bulunan aileler ve hekimlerin takdirini, övgüsünü kazanırlar. Fakat çocukları ile yalnız kaldıklarında, onlarla hiç ilgilenmez, saatlerce aç bırakıp günlerce ihmal davranışlarında bulunabilirler.</p>
<p data-start="4028" data-end="4596">Sendroma sahip kişiler, hekimlerle ve hemşirelerle uyum içindedir; çocuklarına yapılacak olan her türlü girişimsel ya da girişimsel olmayan müdahale işlemleri için rahatlıkla izin verirler. Fakat sonuçlar istedikleri gibi gelmediğinde veya taburculukları planlandığında tam tersi bir kişilik yapısına bürünürler. Hekimlere ve personele karşı saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Hastanede kalmak zorunda olduklarını, bunun gerektiğini kızgın ve inatçı bir şekilde ifade ederler. Bunun sebebi ise, hastanelerin heyecan verici yapısının onlar için çekici olmasıdır.</p>
<p data-start="4598" data-end="5098">Bazen hastalık oluşturabilmek için yaptıkları eylemler planlı ve oldukça acımasızdır. Örneğin; çocukta apne durumu oluşturabilmek için kuvvetli bir şekilde ve uzun süreli boğazını sıkma gibi, çocukta hareketsizlik yaratacak veya bilincini kaybedecek davranışlarda bulunabilirler. Ayrıca, gizli kamera çekimleri eylemlerin, diğer istismar çeşitlerinden farklı olarak, herhangi bir tetikleyici veya provoke edici hareket (ağlama, mızmızlanma gibi) olmadan birdenbire, zalimce olduğunu göstermektedir.</p>
<h2 data-start="5100" data-end="5174"><strong data-start="5103" data-end="5172">Munchausen by Proxy Sendromunun Sonuçları ve Kültürel Yansımaları</strong></h2>
<p data-start="5175" data-end="5593"><strong data-start="5175" data-end="5207">Munchausen by Proxy sendromu</strong>, bir çocuğun bedeni üzerinden oynanan karanlık bir oyun, masumiyetin yok sayıldığı ve sevginin en acımasız şekle dönüştüğü bir istismardır. Bu psikolojik ve fiziksel <strong data-start="5374" data-end="5393">çocuk istismarı</strong>nın en çarpıcı örneklerinden sinemaya yansıyan en bilinen örnekleri; <em data-start="5462" data-end="5473">&#8220;The Act&#8221;</em> isimli gerçek bir hikayeye dayanan bir dizidir. Gypsy Rose Blanchard ve annesi Dee Dee Blanchard’ın hayatını anlatır.</p>
<p data-start="5595" data-end="5785"><em data-start="5595" data-end="5614">&#8220;The Sixth Sense&#8221;</em> filmi, doğrudan <strong data-start="5631" data-end="5665">Munchausen by Proxy sendromunu</strong> ele almasa da, <strong data-start="5681" data-end="5708">psikolojik manipülasyon</strong> ve gizli acıların sinemada nasıl işlendiğini gösteren örneklerden biridir.</p>
<h2 data-start="5792" data-end="5809"><strong data-start="5795" data-end="5807">Kaynakça</strong></h2>
<p data-start="5810" data-end="6381">Feldman, M. D., &amp; Brown, R. M. (2002). Munchausen by proxy in an international context. <em data-start="5898" data-end="5925">Child abuse &amp; neglect, 26</em>(5), 509-524.<br data-start="5938" data-end="5941" />Hancı, İ. H., &amp; Eşiyok, B. (2000). Munchausen by Proxy sendromu: Vekaleten hastalık. <em data-start="6026" data-end="6058">Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 9</em>, 1-4.<br data-start="6064" data-end="6067" />Akgündüz, E., Kaya, K., Kalaoğlu, E., Bulut, F. D., &amp; Hilal, A. (2018). Munchausen by proxy sendromu; Bir olgu sunumu. <em data-start="6186" data-end="6216">Ahi Evran Medical Journal, 2</em>(1), 16-18.<br data-start="6227" data-end="6230" />Tiryaki, A. Y., &amp; Baran, G. (2017). Bir çocuk istismarı türü olarak “Munchausen by proxy sendromu”. <em data-start="6330" data-end="6366">Ankara Sağlık Bilimleri Dergisi, 6</em>(1), 107-124.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sevgi-gorunumlu-sessiz-siddet-munchausen-by-proxy-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
