<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Nurşah Çoker &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/nursah-coker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 11:05:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Nurşah Çoker &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Eğer olduğunuz gibi sevilmezseniz, sevilmek için çok çaba sarf edersiniz.” — Gabor Maté</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/eger-oldugunuz-gibi-sevilmezseniz-sevilmek-icin-cok-caba-sarf-edersiniz-gabor-mate/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eger-oldugunuz-gibi-sevilmezseniz-sevilmek-icin-cok-caba-sarf-edersiniz-gabor-mate</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/eger-oldugunuz-gibi-sevilmezseniz-sevilmek-icin-cok-caba-sarf-edersiniz-gabor-mate/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşah Çoker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gelişim Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/eger-oldugunuz-gibi-sevilmezseniz-sevilmek-icin-cok-caba-sarf-edersiniz-gabor-mate/</guid>

					<description><![CDATA[Bir çocuk için sevilmek ve kabul görmek, hayatta kalmanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak her çocuk bunu koşulsuz biçimde deneyimleyemez. Bazen öfkelendiğinde “ayıp” denilerek susturulur, ağladığında “abartıyorsun” diye duyguları küçümsenir, ihtiyaçlarını dile getirdiğinde ise “fazla hassassın” sözleriyle karşılaşır. O an bunların ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamaz. Fakat tekrar eden bu deneyimler zamanla sessiz bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuk için <strong>sevilmek</strong> ve kabul görmek, hayatta kalmanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak her çocuk bunu koşulsuz biçimde deneyimleyemez. Bazen öfkelendiğinde “ayıp” denilerek susturulur, ağladığında “abartıyorsun” diye duyguları küçümsenir, ihtiyaçlarını dile getirdiğinde ise “fazla hassassın” sözleriyle karşılaşır. O an bunların ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamaz. Fakat tekrar eden bu deneyimler zamanla sessiz bir inanca dönüşür: “Olduğum gibi olursam sevilmeyebilirim.”</p>
<p>Böylece sevgi, güven veren doğal bir bağ olmaktan çıkar ve kazanılması gereken bir ödül haline gelir. Kabul görmek için duygularını bastırmayı, başkalarının beklentilerine göre davranmayı ve kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmayı öğrenir. Çünkü zihninde sevgi artık koşulsuz değildir; ancak “doğru” davranıldığında hak edilen bir şeydir.</p>
<p>Çocuklukta öğrenilen bu ilişki biçimi çoğu zaman yetişkinliğe de taşınır. İnsan sürekli başkalarını memnun etmeye çalışır, “hayır” demekte zorlanır, sınır koyduğunda suçluluk hisseder. En küçük eleştiriyi bile reddedilmek olarak algılar ve değerini başkalarının onayında aramaya başlar. Çünkü içindeki çocuk hâlâ aynı soruyu sormaktadır: “Olduğum gibi yeterli miyim?”</p>
<p>Gabor Maté’ye göre çocuk için en temel ihtiyaçlardan biri <strong>bağ kurmaktır</strong>. Eğer olduğu gibi davrandığında bu bağın zarar göreceğini hissederse, çoğu zaman kendisi olmaktan vazgeçmeyi tercih eder. Aslında yaptığı bir tercihten çok, hayatta kalmaya yönelik bir uyum çabasıdır. Zaman geçtikçe bu uyum, kişinin gerçek benliğini geri plana atmasına neden olabilir.</p>
<p>Belki de bundan dolayı bazı insanlar ilişkilerinde kendileri gibi davranmak yerine, sevileceklerini düşündükleri kişiye dönüşmeye çalışırlar. Fazla fedakârlık yaparlar, yorulsalar dahi vazgeçemezler, kendi ihtiyaçlarını fark etmeden geri plana atarlar. Dışarıdan bakıldığında bunlar sevginin göstergesi gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman bu davranışların altında kaybetme korkusu ve kabul edilme ihtiyacı yatar.</p>
<p>Elbette fedakârlık yapmak ya da başkalarını önemsemek başlı başına sağlıksız davranışlar değildir. Ancak kişi bunu kendi benliğinden vazgeçerek yapmaya başladığında, ilişki güven veren bir bağ olmaktan çok uzaklaşır. Sevgi, sürekli hak edilmesi gereken bir şeye dönüşür. İnsan bir süre sonra karşısındakini kaybetmemek için kendinden vazgeçtiğini fark bile etmeyebilir.</p>
<p>Oysa iyileşme, herkes tarafından sevilmeye çalışmakla değil; kendimizi saklamadan var olabileceğimiz ilişkiler kurabilmekle başlar. Sağlıklı bir ilişkide insanın sürekli kendini kanıtlamasına gerek yoktur. Kusursuz olmak zorunda hissetmez. Duygularını bastırmadan da kabul görebileceğini deneyimledikçe, çocuklukta sarsılan güven duygusu yavaş yavaş yeniden inşa edilir.</p>
<p>Belki de yetişkinlik, çocukken öğrendiğimiz her şeyi olduğu gibi taşımak değil; bugün bize iyi gelmeyen inançları fark edip yeniden değerlendirebilmektir. “Sevilmek için değişmeliyim.” düşüncesi de bunlardan biri olabilir. Çünkü insan, olduğu hâliyle de sevilebileceğine inanmaya başladığında yalnızca ilişkileri değişmez. Kendisiyle kurduğu ilişki de değişir. Belki de gerçek bir iyileşme tam olarak burada başlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/eger-oldugunuz-gibi-sevilmezseniz-sevilmek-icin-cok-caba-sarf-edersiniz-gabor-mate/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savrulurken Büyümek</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/savrulurken-buyumek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=savrulurken-buyumek</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/savrulurken-buyumek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşah Çoker]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:56:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/savrulurken-buyumek/</guid>

					<description><![CDATA[“Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır.” Bu alıntı, hepimizde farklı duygular uyandırsa da bizi ortak bir düşüncede buluşturur: Bittiğini sandığımız her yolculuk, aslında yeni bir başlangıcın habercisidir. Çoğu zaman bir yolun sonuna geldiğimizde durduğumuzu, hatta geride kaldığımızı hissederiz. Oysa fark etmediğimiz şey, bitişin içinde sessizce bekleyen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır.”</p>
<p>Bu alıntı, hepimizde farklı duygular uyandırsa da bizi ortak bir düşüncede buluşturur: Bittiğini sandığımız her yolculuk, aslında yeni bir başlangıcın habercisidir. Çoğu zaman bir yolun sonuna geldiğimizde durduğumuzu, hatta geride kaldığımızı hissederiz. Oysa fark etmediğimiz şey, bitişin içinde sessizce bekleyen yeni bir başlangıcın varlığıdır. Yollar değişir, dönüşür ve bizi hiç beklemediğimiz yönlere götürür. Yaşam, bazen bizi alıştığımız yollardan koparıp bambaşka bir bilinmezliğe savurur; ancak insana en çok öğreten yer de çoğu zaman <strong>belirsizlik</strong>tir.</p>
<p>Kapılar kapanır, yenileri açılır. Belki de en çok istediğimiz kapılar yüzümüze kapanır ve o an her şeyin bittiğini düşünürüz. İçimizi bir burukluk, bir yarım kalmışlık hissi sarar. Uzun süre o kapanan kapının önünde bekler, nedenini anlamaya çalışırız. Fakat zaman geçtikçe anlarız ki, kapanan kapılar bizi başka ihtimallerle kavuşturmak içindir. Ya da belki de kapının ardında kalmış olsaydık, bizi hangi hayal kırıklıklarından, hangi yanlış yollardan koruduğunu asla bilemeyecektik. Bu yüzden bazı kapanışlar, ilk anda bir kayıp gibi görünse de çoğu zaman yaşamın bize sunduğu görünmez bir korumadır.</p>
<p>Aslında tam da bu anlar, insanın kendini yeniden tanımasına, korumasına ve sınırlarını fark etmesine olanak sağlar. Değişen yollar, savrulduğumuz anlar ve kapanan kapılar aslında birer son değil, dönüşümün en güçlü parçalarıdır. Alışılmışın dışına çıkmak fazlasıyla zorlayıcıdır; <strong>belirsizlik</strong> kaygı yaratır, hatta kaygı da korkuyu doğurur. Fakat bu süreç, insanı olgunlaştırır, güçlendirir ve daha dayanıklı hâle getirir. Tıpkı kökleri derine indikçe daha sağlam duran bir ağaç gibi, insan da yaşadığı zorluklarla kök salar.</p>
<p>Bazen uzun süre emek verdiğimiz şeyler istediğimiz gibi sonuçlanmaz, bazen de kendimizi hiç hazır olmadığımız vedaların içinde buluruz. Tam her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz bir anda yönümüz değişebilir. Bu durum ilk başta can sıkıcı ve yorucu gelebilir. Çünkü insan, alıştığı şeylerde kalmak, bildiği yollarda yürümek ister. Ancak hayat her zaman aynı yolda ilerlememize müsaade etmez. Kimi zaman durmamız, düşünmemiz ve yeni bir yön belirlememiz gerekir. İşte tam da bu noktada değişim, yalnızca hayatımızdaki koşulları değil, bizi de dönüştürmeye başlar. Çünkü insan, bazen yalnızca yürüdüğü yollarla değil, vazgeçmek zorunda kaldığı yollarla da şekillenir. Geride bırakılan her deneyim, her veda ve her kırılma, kişinin hikâyesine görünmez izler bırakır. Zamanla bu izler, kayıpların değil; <strong>büyümenin</strong>, öğrenmenin ve yeniden ayağa kalkabilmenin birer hatırlatıcısına dönüşür.</p>
<p>Sonuç olarak yaşam, bize sürekli olarak her şeyin sonlarla değil, geçişlerle şekillendiğini hatırlatır. Önemli olan, takılıp kalmak değil; açılacak yeni kapılarla buluşabilecek cesareti gösterebilmektir. Çünkü yaşam, sandığımız gibi sonlardan değil, birbirine açılan sonsuz geçişlerden oluşur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/savrulurken-buyumek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olgun Aşkın 6 Belirtisi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/olgun-askin-6-belirtisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olgun-askin-6-belirtisi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/olgun-askin-6-belirtisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşah Çoker]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 21:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[romantik ilişki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=33513</guid>

					<description><![CDATA[Beynin en sağlıklı vitamini olarak bilinen, beynin kabuğunun işlevini hızlandıran, yaratıcılığı tetikleyen ve kişinin bakış açısını değiştirdiği söylenen o “aşk”… Aşık olmak ve aşkı yaşamak her zaman büyüleyici görünür; ancak sağlıklı bir aşkı yaşamak, aşkın büyüsünden çok daha fazlasını gerektirir. Çünkü partner olarak seçtiğimiz kişi, hayatımızın her alanını besler. Peki, bunun sadece avantajları mı vardır? [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beynin en sağlıklı vitamini olarak bilinen, beynin kabuğunun işlevini hızlandıran, yaratıcılığı tetikleyen ve kişinin bakış açısını değiştirdiği söylenen o “aşk”… Aşık olmak ve aşkı yaşamak her zaman büyüleyici görünür; ancak sağlıklı bir aşkı yaşamak, aşkın büyüsünden çok daha fazlasını gerektirir. Çünkü partner olarak seçtiğimiz kişi, hayatımızın her alanını besler. Peki, bunun sadece avantajları mı vardır? Elbette ki hayır. Araştırmalara göre, olgun aşk kişiyi mental olarak besler ve mutlu ederken, sağlıksız bir aşk ruhsal rahatsızlıklara yol açabilir. Peki, siz daha önce olgun bir aşk yaşadınız mı veya yaşıyor musunuz? Gelin birlikte inceleyelim.</p>
<p><strong>1- Hem Kendinize Hem Partnerinize Saygı</strong></p>
<p>Saygı, ilk adımda kendimizden başlar ve çevremize yayılır. Kendinize ne kadar saygı gösteriyorsanız, partneriniz de size o kadar saygı gösterir. Romantik ilişkilerde kendi değerini belirlemek ve saygıyı her zaman ön planda tutmak, olgunluğun bir göstergesidir.</p>
<p><strong>2- Yormadan Sevgi, Yorulmadan Sevgi</strong></p>
<p>Yaşadığınız sağlıklı ilişkide sevgi bir çerçeve olmalıdır. Bu çerçevenin içinde ruhsal anlamda “sevgiden geldiği sanılan” yorgunluk yoktur. Unutmayın ki olgun sevgi sizi hiçbir zaman yormaz, sıkmaz veya tüketmez. Bu nedenle, nasıl sevdiğinize veya sevildiğinize bir göz atmalısınız. Partnerinizi severken yormadığınız ve aynı şekilde sizin de yorulmadığınızı hissediyorsanız, bu çok değerlidir.</p>
<p><strong>3- Karşılıklı Güven</strong></p>
<p>Güven denilince akla hemen kıskançlık gelir. Yapılan bazı araştırmalar, kıskançlığın ayrılıkların en sık rastlanan sebeplerinden biri olduğunu göstermektedir. Eğer kendinize ve partnerinize inanıyorsanız, onun her hareketini kontrol etmezsiniz. Birbirinize güveniyor, birbirinizi kontrol etmiyor ve kendi alanlarınıza (sosyal medya, arkadaşlık ilişkileri gibi) müdahale etmiyorsanız, olgun bir aşk için sağlam bir adım atmışsınız demektir.</p>
<p><strong>4- Partnerinizi Olduğu Gibi Kabul Etmek</strong></p>
<p>Uzmanlar, bu durumun temel ilişki kurallarından biri olduğunu belirtmektedir. İlişkinin en başından itibaren partnerinizin nasıl biri olduğunu bilmeli ve kabul etmelisiniz. Olgun aşkta, karşısındakini kendi isteğine göre şekillendirmeye çalışmak yoktur. Tam tersine, kişi en doğal haliyle, hiçbir şekilde değiştirilmeye çalışılmadan kabul edilmelidir.</p>
<p><strong>5- Sorunları Yönetebilmek</strong></p>
<p>Hiçbir ilişki kusursuz değildir; mutlaka sorunlar olur. Sorunsuz bir ilişki düşünülemez. Sorunlar olmadan bir ilişki gelişemez ve büyüyemez. Olgun aşkta da sorunlar vardır, ancak olgun aşk yaşayan bireyler, sorunlarını nereye yönlendirmeleri gerektiğini iyi bilirler. Sorunlarına ilişkiyi güçlendirmek olarak bakarlar ve odak noktaları çözüm olur. Sonuç olarak, bu artık bir sorun değil, ilişki adına atılan güçlü bir adım haline gelir.</p>
<p><strong>6- Birbirine Alan Tanımak</strong></p>
<p>Sevgili Klinik Psikolog Beyhan Budak’ın da dediği gibi; her insanın biraz her şeyden alması gerekir. Bireyin bazen aileye, bazen arkadaşlara, bazen partnerine, bazen de yalnız kalmaya ihtiyacı vardır. Olgun aşk yaşayan bireyler, sadece yaşadığı romantik ilişkiye odaklanmaz. Sınırlarını belirler ve her şeyden biraz alırlar. Yani özetle, bir ilişkide partnerlerin birbirlerine bu alanı tanıması, ilişkinin olgunlaşması için önemli bir kavramdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/olgun-askin-6-belirtisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
