<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Nilüfer Al &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/nilufer-al/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Jun 2026 10:31:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Nilüfer Al &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geciktirilen Başlangıçlar: Mükemmeliyetçilik ve Erteleme Döngüsü</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/geciktirilen-baslangiclar-mukemmeliyetcilik-ve-erteleme-dongusu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=geciktirilen-baslangiclar-mukemmeliyetcilik-ve-erteleme-dongusu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/geciktirilen-baslangiclar-mukemmeliyetcilik-ve-erteleme-dongusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer Al]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmeliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/geciktirilen-baslangiclar-mukemmeliyetcilik-ve-erteleme-dongusu/</guid>

					<description><![CDATA[Hiç çok önem verdiğiniz bir işe başlamayı günlerce ertelediğiniz oldu mu? Ya da bir ödevi, sınav hazırlığını veya önemli bir görevi son dakikaya bırakırken aslında başarısız olmaktan korktuğunuzu fark ettiniz mi? Peki, erteleme davranışı neden kaynaklanıyor? Yoksa bazı insanlar işleri önemsemedikleri için değil, tam tersine fazla önemsedikleri için mi erteliyor? Erteleme Davranışı ve Mükemmeliyetçilik Erteleme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç çok önem verdiğiniz bir işe başlamayı günlerce ertelediğiniz oldu mu? Ya da bir ödevi, sınav hazırlığını veya önemli bir görevi son dakikaya bırakırken aslında başarısız olmaktan korktuğunuzu fark ettiniz mi? Peki, erteleme davranışı neden kaynaklanıyor? Yoksa bazı insanlar işleri önemsemedikleri için değil, tam tersine fazla önemsedikleri için mi erteliyor?</p>
<h3>Erteleme Davranışı ve Mükemmeliyetçilik</h3>
<p>Erteleme davranışı çoğu zaman sorumsuzluk, isteksizlik veya zaman yönetimindeki yetersizliklerle açıklanmaktadır. Ancak psikoloji alanındaki araştırmalar, ertelemenin yalnızca bir zaman yönetimi problemi olmadığını; bireyin düşünceleri, duyguları ve kişilik özellikleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir <strong>(Kandemir, 2011)</strong>. Bu nedenle erteleme davranışını anlamak için yalnızca kişinin ne yaptığına değil, neden yaptığına da bakmak gerekmektedir.</p>
<p>Bu noktada karşımıza mükemmeliyetçilik kavramı çıkmaktadır. Mükemmeliyetçilik denildiğinde çoğu zaman akla başarılı, disiplinli ve çalışkan bireyler gelir. Gerçekten de yüksek standartlara sahip olmak bireyi başarıya yönlendirebilir. Ancak mükemmeliyetçilik, kişinin kendisinden ya da çevresinden gelen beklentileri kusursuz biçimde karşılamaya çalıştığı bir noktaya ulaştığında farklı sonuçlar doğurabilir. Bu durumda birey için önemli olan yalnızca görevi tamamlamak değil, onu eksiksiz ve hatasız yapabilmektir. Araştırmalarda mükemmeliyetçilik çoğu zaman olağanüstü yüksek performans standartları ve gerçekçi olmayan hedefler belirleme, aşırı eleştirel öz değerlendirmeler ve hata yapma endişeleriyle tanımlansa da her zaman uyumlu sonuçlar doğurmamaktadır <strong>(Sederlund et al., 2020)</strong>.</p>
<p>Özellikle kişinin hata yapmaktan yoğun biçimde korktuğu, kendisini sürekli eleştirdiği ve başkalarının beklentilerini kusursuz biçimde karşılamaya çalıştığı durumlarda mükemmeliyetçilik bireyin harekete geçmesini zorlaştırabilir. Mükemmeliyetçi bireyler için bir göreve başlamak yalnızca bir işe başlamak anlamına gelmez; aynı zamanda değerlendirilmeyi, hata yapma ihtimalini ve yetersiz görünme riskini de beraberinde getirir. Yapılan iş ne kadar önemliyse, ortaya çıkabilecek kusurlar da kişi için o kadar tehdit edici hale gelebilir. Bu nedenle bazı kişiler için göreve başlamamak, başarısızlık ihtimaliyle yüzleşmekten daha güvenli hissettirebilir. Kısa vadede rahatlama sağlayan bu kaçınma davranışı ise uzun vadede erteleme döngüsünü besleyebilmektedir.</p>
<h3>Araştırmalar Ne Söylüyor?</h3>
<p>Mükemmeliyetçilik ile erteleme arasındaki bu ilişki araştırma bulgularında da karşımıza çıkmaktadır. Sederlund ve arkadaşlarının <strong>(2020)</strong> yürüttüğü çalışmada, mükemmeliyetçiliğin kaygı ve başarısızlık korkusuyla ilişkili boyutlarının erteleme davranışını anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Closson ve Boutilier&#8217;e <strong>(2017)</strong> göre mükemmeliyetçi bireyler, mevcut performansları ile ulaşmayı hedefledikleri ideal standartlar arasında bir boşluk algıladıklarında erteleme davranışına daha fazla yönelebilmektedirler. Başka bir ifadeyle, kişi kendi beklentilerinin gerisinde kaldığını düşündükçe göreve başlamaktan ya da görevi sürdürmekten kaçınabilmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de üniversite öğrencileriyle yürütülen bir araştırmada da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Kandemir&#8217;in <strong>(2011)</strong> çalışmasında sosyal mükemmeliyetçilik ile akademik erteleme nedenleri arasında pozitif yönde ilişkiler bulunmuştur. Araştırmada ayrıca performans, kaçınma yöneliminin akademik ertelemenin önemli yordayıcılarından biri olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, bazı bireylerin başarısız olmaktan çok başarısız görünmekten kaçındıkları için görevlerini erteleyebildiklerini düşündürmektedir.</p>
<h3>Mükemmeliyetçiliğin İki Yüzü</h3>
<p>Ancak bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekmektedir. Psikoloji literatüründe her mükemmeliyetçilik türü olumsuz olarak değerlendirilmemektedir. Bazı araştırmacılar mükemmeliyetçiliği uyumlu ve uyumsuz olmak üzere iki farklı boyutta ele almaktadır <strong>(Sederlund et al., 2020)</strong>. Genel olarak uyumlu mükemmeliyetçilik düzen ve yüksek kişisel standartlarla ilişkilendirilirken; uyumsuz mükemmeliyetçilik beklenti ve performans arasındaki uyuşmazlık, kendinden emin olamama ve aşırı öz eleştiri gibi özelliklerle ilişkilendirilmektedir <strong>(Rasmussen &amp; Troilo, 2016, akt. Bekil, 2021)</strong>.</p>
<p>Erteleme davranışının da çoğunlukla bu uyumsuz mükemmeliyetçilik örüntüsüyle ilişkilendirildiği söylenebilir. Çünkü kişi için amaç başarılı olmak değil, kusursuz olmaktır. Kusursuzluğun mümkün olmadığı durumlarda ise göreve hiç başlamamak ya da sürekli ertelemek, kişinin kendisini olası bir hayal kırıklığından korumaya çalıştığı bir stratejiye dönüşebilmektedir.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Genel olarak baktığımızda erteleme davranışı her zaman tembelliğin, isteksizliğin ya da sorumsuzluğun bir göstergesi değildir. Bazen ertelenen şey görevin kendisi değil, o görevin beraberinde getirdiği kaygı, hata yapma ihtimali ve başarısızlık korkusudur. Ele aldığımız üzere mükemmeliyetçilik, erteleme davranışını açıklayabilecek önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak erteleme davranışının tek bir nedene indirgenemeyeceği de unutulmamalıdır. Motivasyon eksikliği, zaman yönetimi becerileri, öz yeterlik algısı, kaygı düzeyi ve çeşitli çevresel etkenler de erteleme davranışında rol oynayabilmektedir.</p>
<p>Benzer şekilde mükemmeliyetçilik de her zaman olumsuz sonuçlar doğuran bir özellik değildir. Yüksek standartlara sahip olmak, bireyi hedeflerine ulaşmak için motive edebilir ve başarıyı destekleyebilir. Ancak bu standartlar hata yapma korkusu, yoğun öz eleştiri ve başarısızlık kaygısıyla birleştiğinde bireyin harekete geçmesini zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle önemli olan mükemmel olmaya çalışmak değil, beklentiler ile gerçeklik arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Çünkü çoğu zaman ilerlemenin ön koşulu kusursuz olmak değil, başlamaktır.</p>
<h3>Kaynakça</h3>
<p>Bekil, F. (2021). Üniversite öğrencilerinde aile işlevselliği ile uyumsuz mükemmeliyetçilik ilişkisinde ayrışma-bireyleşmenin aracı rolü [Yüksek lisans tezi, Pamukkale Üniversitesi]. YÖK Ulusal Tez Merkezi.</p>
<p>Closson, L. M., &amp; Boutilier, R. R. (2017). Clarifying the perfectionism–procrastination relationship using a 7-day, 14-occasion daily diary study. Personality and Individual Differences, 112, 117–123. https://doi.org/10.1016/j.paid.2017.02.059</p>
<p>Kandemir, M. (2011). Üniversite öğrencilerinin akademik erteleme nedenleri. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 11(21), 45–72.</p>
<p>Sederlund, A. P., Burns, L. R., &amp; Rogers, W. (2020). Multidimensional models of perfectionism and procrastination: Seeking determinants of both. International Journal of Environmental Research and Public Health, 17(14), 5099. https://doi.org/10.3390/ijerph17145099</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/geciktirilen-baslangiclar-mukemmeliyetcilik-ve-erteleme-dongusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suç Algısı, Anomi ve Dijitalleşme</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/suc-algisi-anomi-ve-dijitallesme/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=suc-algisi-anomi-ve-dijitallesme</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/suc-algisi-anomi-ve-dijitallesme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer Al]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 22:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Suç Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[anomi]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme.]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=34252</guid>

					<description><![CDATA[Hayal edin. Kimsenin suç işlemediği bir toplumdasınız. Hırsızlık yok, şiddet yok, kuralları ihlal eden kimse yok. İlk bakışta kusursuz görünen bu düzen, gerçekten sağlıklı bir toplum anlamına mı gelir? Suçun tamamen ortadan kalktığı bir toplum gerçekten ideal midir? Sosyolog Émile Durkheim’a göre cevap düşündüğümüz kadar basit değil. DURKHEİM VE SUÇ ALGISI Durkheim’a göre suç ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayal edin. Kimsenin suç işlemediği bir toplumdasınız. Hırsızlık yok, şiddet yok, kuralları ihlal eden kimse yok. İlk bakışta kusursuz görünen bu düzen, gerçekten sağlıklı bir toplum anlamına mı gelir? Suçun tamamen ortadan kalktığı bir toplum gerçekten ideal midir? Sosyolog <strong>Émile Durkheim</strong>’a göre cevap düşündüğümüz kadar basit değil.</p>
<h3>DURKHEİM VE SUÇ ALGISI</h3>
<p>Durkheim’a göre suç ve sapma, toplumun dışında değerlendirilebilecek olağan dışı durumlar değil; toplumun doğal yapısının bir parçası olan toplumsal olgulardır. Yapısal-İşlevselci yaklaşım çerçevesinde suçun tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Çünkü her toplum belirli ölçüde sapma davranışı üretmektedir. Durkheim, suçun yalnızca zarar veren bir unsur olmadığını, aynı zamanda toplumsal düzenin ve ortak değerlerin yeniden görünür hale gelmesini sağlayan işlevsel bir yönü olduğunu savunmaktadır. Toplumda ortaya çıkan sapmalar, mevcut normların sorgulanmasına ve yeni düşüncelerin gelişmesine katkıda bulunabilmektedir. Ancak bu davranışların aşırı hale gelmesi toplumsal bütünlüğü tehdit edebileceği için toplum tarafından çeşitli yaptırımlarla karşılanmaktadır. Bu yaptırımların temelinde toplumun ortak değerlerini temsil eden <strong>kolektif bilinç</strong> bulunmaktadır (Akyayla, 2019).</p>
<p>Peki ya bir kriz ortaya çıksaydı ve Durkheim’a göre toplumda işlevsellik sağlayan suç kavramı olmasaydı, kolektif bilinç bozulmuş olsaydı? O zaman neler olurdu?</p>
<h3>ANOMİ</h3>
<p>Bu soruyu sorduğumuzda ise karşımıza ‘<strong>Anomi</strong>’ kavramı çıkıyor. Durkheim’a göre toplumsal değişim süreçlerinde toplumun ahlaki yapısı ve değerleri aynı hızda dönüşmeyebilir. Özellikle geçiş dönemlerinde eski normlar tamamen ortadan kalkmadan yeni normların henüz yerleşmemesi, toplumda bir belirsizlik ortamı yaratabilmektedir. Durkheim bu durumu Anomi kavramı ile açıklamaktadır. Anomi, toplumsal düzenin zayıflaması, ortak kuralların işlevini kaybetmesi ve bireyin kendisini yönsüz hissetmesi anlamına gelmektedir. Bu süreçte birey hangi kurallara göre hareket edeceğini bilemeyebilir ve toplumsal uyum zarar görebilir. Durkheim, yaşadığı dönemde geleneksel toplumdan modern topluma geçiş sürecini toplumun tamamen çöküşü olarak değil, geçici bir kriz dönemi olarak değerlendirmiştir (Müller, 2002; aktaran Taş, 2020).</p>
<h3>GÜNÜMÜZDE DİJİTALLEŞME VE ANOMİ</h3>
<p>Günümüzde Anomi kavramı modern toplumları anlamada hâlâ oldukça merkezi bir öneme sahiptir. Özellikle sosyal medya ve dijital kültürün etkisiyle bireyler, sürekli değişen yaşam standartlarına, idealize edilmiş başarı hikâyelerine ve hızla dönüşen toplumsal beklentilere maruz kalmaktadır. Bu durum, bireyin “nasıl yaşamalıyım?” sorusuna verdiği cevapları giderek belirsizleştirmektedir. Artık yalnızca davranışların değil, kimliğin, başarının ve hatta mutluluğun bile sürekli yeniden tanımlandığı bir toplumsal yapı söz konusudur.</p>
<p>Bu belirsizlik ortamı, bireylerde psikolojik düzeyde önemli etkiler yaratmaktadır. Özellikle aidiyet duygusunun zayıflaması, bireyin kendisini toplumsal bütünün dışında hissetmesine yol açabilmektedir. Sürekli kıyaslama kültürü, dijital görünürlük baskısı ve “yetişme zorunluluğu” hissi, bireylerde <strong>kronik kaygı</strong>, yetersizlik algısı ve duygusal tükenmişlik gibi durumları artırabilmektedir. Bu bağlamda özellikle genç yetişkinlerde gözlenen kimlik karmaşası, yönsüzlük hissi ve yaşam doyumundaki düşüşle birlikte bu kuralsızlık durumu büyüyebilir ve kontrol edilemez hale gelirse modern anominin güncel yansımaları olarak değerlendirilebilir.</p>
<h3>SONUÇ</h3>
<p>Sonuç olarak anomi yalnızca toplumsal bir norm çözülmesi değil, aynı zamanda bireyin psikolojik dünyasında da karşılığı olan çok katmanlı bir kriz alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Durkheim’ın ortaya koyduğu çerçeve, suç ve sapmayı yalnızca “ortadan kaldırılması gereken olgular” olarak değil, toplumsal düzenin işleyişini ve bireyin bu düzenle kurduğu ilişkiyi anlamada temel bir anahtar olarak değerlendirmemizi sağlamaktadır; bu nedenle modern toplumda asıl mesele suçsuz bir düzen yaratmak değil, toplumsal dengeyi ve anlamlı bir norm yapısını sürdürebilmektir. Bu bağlamda özellikle dijitalleşme ve sosyal medyanın hızlandırdığı değişim süreci, normların sürekli yeniden üretildiği ve bireyin bu değişime uyum sağlamakta zorlandığı bir yapı oluşturarak anomi deneyimini daha görünür hale getirmekte, dolayısıyla toplumsal düzenin yalnızca geleneksel kurumlarla değil, aynı zamanda teknolojik dönüşümün birey üzerindeki etkileriyle birlikte yeniden düşünülmesini gerekli kılmaktadır.</p>
<h2><strong>Kaynakça</strong></h2>
<p>Akyayla, A. (2019). E. Durkheim ve B. Malinowski ekseninde “sapma” ve “suç” kavramlarına karşılaştırmalı bir bakış. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1(2), 281–292.</p>
<p>Taş, S. (2020). Emile Durkheim’ın sosyolojik anlayışında toplumsal işbölümü, sosyolojik yöntemin kuralları, din, anomi ve intihar. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 13(29), 442–449. https://doi.org/10.12981/mahder.679079</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/suc-algisi-anomi-ve-dijitallesme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
