<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Merve Dolaş &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/mervedolas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Oct 2025 19:34:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Merve Dolaş &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Acının Coğrafyası Yoktur</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/acinin-cografyasi-yoktur/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=acinin-cografyasi-yoktur</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/acinin-cografyasi-yoktur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Dolaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 21:15:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kolektif Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=16487</guid>

					<description><![CDATA[Bazı konular vardır ki, gündemden hiç düşmemesi gerekir. Çünkü gündemden düştüğü an, yaşanan acıların üstü örtülür, zalimliğin sıradanlaşmasına kapı aralanır. Bugün Gazze’de yaşanan dram tam da böyle bir meseledir. Yıllardır süregelen bu zulüm, kimi zaman ekranlara taşınsa da çoğu zaman toplumun sessizliğine gömülüyor. Belki de en tehlikeli olan şey bu sessizliktir; çünkü sessizlik, zalimliği normalleştirir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="407" data-end="822">Bazı konular vardır ki, gündemden hiç düşmemesi gerekir. Çünkü gündemden düştüğü an, yaşanan acıların üstü örtülür, zalimliğin sıradanlaşmasına kapı aralanır. Bugün <strong data-start="572" data-end="581">Gazze</strong>’de yaşanan dram tam da böyle bir meseledir. Yıllardır süregelen bu zulüm, kimi zaman ekranlara taşınsa da çoğu zaman toplumun sessizliğine gömülüyor. Belki de en tehlikeli olan şey bu sessizliktir; çünkü sessizlik, zalimliği normalleştirir.</p>
<h2 data-start="824" data-end="881"><strong data-start="827" data-end="881">Sessizliğin Psikolojisi ve Toplumsal Duyarsızlaşma</strong></h2>
<p data-start="883" data-end="1346">Toplum olarak bir depremde, bir sosyal medya gündeminde ya da gündelik küçük meselelerde bile nasıl “duyar kasma” yarışına girdiğimizi görüyoruz. Bir fotoğraf, bir video, bir başlık&#8230; Anında profilimiz değişir, sayfalarca yazı paylaşırız. Ama söz konusu <strong data-start="1138" data-end="1147">Gazze</strong> olunca bu duyarlılık yerini sessizliğe bırakıyor. Oysa orada ölen bir çocukla, burada ölen bir çocuk arasında hiçbir fark yok. <strong data-start="1275" data-end="1346">Acının dini, dili, rengi olmaz. İnsanlık aynı yürekle sızlamalıdır.</strong></p>
<p data-start="1348" data-end="1745">Şunu çok net görüyorum: “Bu mesele sadece dindar kesimin gündemi” gibi dar bir çerçeve çiziliyor. Oysa mesele dini, siyasi ya da ideolojik değil; mesele insani. Çocuğu kucağında ölen bir anneye hangi ideoloji teselli olabilir? Bombaların altında kalan bir babanın gözyaşı hangi dünya görüşüyle hafifler? Bu acıya kayıtsız kalmak, kim olursak olalım, <strong data-start="1698" data-end="1710">insanlık</strong> sınavında sınıfta kalmak demektir.</p>
<h2 data-start="1747" data-end="1791"><strong data-start="1750" data-end="1791">Normalleşen Şiddet: Ruhsal Bir Tehdit</strong></h2>
<p data-start="1793" data-end="2273">Bir psikolog olarak baktığımda, en çok da normalleşme riskini görüyorum. İnsan zihni, sürekli maruz kaldığı şiddeti zamanla kanıksar. Haberlerde izlenen ölümler, yıkımlar, feryatlar bir süre sonra “alışılmış bir görüntüye” dönüşebilir. İşte bu, insanlığımız için en büyük tehlikedir. Çünkü bir toplum zalimliğe alışmaya başladığında, kendi içindeki adaletsizliklere de daha kolay göz yumar. “Bir şey yapamayız” cümlesi, aslında yapılabilecek onca şeyin önünde bir perdeye dönüşür.</p>
<h2 data-start="2275" data-end="2307"><strong data-start="2278" data-end="2307">Bir Şey Yapmak Mümkün mü?</strong></h2>
<p data-start="2309" data-end="2682">Peki gerçekten hiçbir şey yapamayız mı? Elbette yapabiliriz. Öncelikle gündemde tutarak… Sessiz kalmayarak. Her platformda dile getirerek. Belki bir paylaşım, belki bir yazı, belki de çocuklarımıza bu konuyu anlatmak… Küçük gibi görünen bu adımlar, büyük bir farkındalığın tohumu olabilir. Çünkü susmak, “benimle ilgisi yok” demek, aslında zalimin işine gelen bir tavırdır.</p>
<p data-start="2684" data-end="3054">Toplumun sessiz kaldığı noktalardan biri de acının “bizim coğrafyamızda uzak” sanılmasıdır. Oysa dünya artık uzak değil. Bir tuşla dünyanın öbür ucundaki görüntüyü izliyoruz. Bunca yakınlık varken, “bizi ilgilendirmez” diyebilmek, vicdanın sınırlarını zorlayan bir mazerettir. Acı, kilometre hesabı yapmaz. <strong data-start="2991" data-end="3003">İnsanlık</strong> evrensel bir duygudur, evrensel bir sorumluluktur.</p>
<h2 data-start="3056" data-end="3104"><strong data-start="3059" data-end="3104">Gazze’nin Ruhsal Önemi ve Kolektif Empati</strong></h2>
<p data-start="3106" data-end="3434"><strong data-start="3106" data-end="3115">Gazze</strong>’nin gündemde kalması, sadece oradakilerin değil, buradakilerin de ruh sağlığı için önemlidir. Çünkü biz, duyarsızlaştıkça kendi içimizde de merhameti tüketiyoruz. Çocuklarımızın büyüdüğü dünyada, adaletsizliğe sessiz kalmanın normalleştiği bir kültür oluşuyor. Bu da gelecek nesillere aktaracağımız en ağır miras olur.</p>
<p data-start="3436" data-end="3734">Şunu unutmamak gerekir: Sessizlik sadece pasif bir tavır değil, aynı zamanda aktif bir kabullenmedir. “Ben sesimi çıkarmıyorum” demek, “olanı kabul ediyorum” demektir. Oysa insan olmanın özü, haksızlığa karşı durabilmektir. Zulmü görüp sessiz kalan, aslında zulmün parçası olur. <strong data-start="3715" data-end="3734">Bu kadar basit.</strong></p>
<h2 data-start="3736" data-end="3775"><strong data-start="3739" data-end="3775">Farkındalık ve Dayanışmanın Gücü</strong></h2>
<p data-start="3777" data-end="4078">Belki de bizlere düşen şey; sesimizi duyurmanın yollarını bulmak, kendi küçük çevremizden başlayarak farkındalık oluşturmaktır. Herkesin yapabileceği bir şey mutlaka vardır. Kimi yazar, kimi anlatır, kimi dua eder, kimi bir dayanışma etkinliği düzenler. Ama hiçbir şey yapmamak, işte asıl sorun budur.</p>
<p data-start="4080" data-end="4364">Bugün <strong data-start="4086" data-end="4095">Gazze</strong> için ses çıkarmak, yarın kendi şehrimizde, kendi ülkemizde bir adaletsizlik yaşandığında da ayağa kalkabilmenin ön koşuludur. Çünkü <strong data-start="4228" data-end="4238">adalet</strong> duygusu bölünmez, parçalanmaz. Bir yerdeki adaletsizliğe göz yumarsak, kendi kapımıza geldiğinde kimseyi yanımızda bulamayız.</p>
<h2 data-start="4366" data-end="4414"><strong data-start="4369" data-end="4414">Son Söz: Sessizliğe Karşı İnsanlık Duruşu</strong></h2>
<p data-start="4416" data-end="4678"><strong data-start="4416" data-end="4425">Gazze</strong>’de yaşanan zulme sessiz kalmak, <strong data-start="4458" data-end="4470">insanlık</strong>’ın en temel değerlerini kaybetmek anlamına geliyor. Ve biz, psikologlar olarak da, sıradan insanlar olarak da buna izin vermemeliyiz. Çünkü en çok da zulmün sıradanlaşmasına karşı mücadele etmemiz gerekiyor.</p>
<p data-start="4680" data-end="4920">Bugün burada yazdığım satırlar belki bir çocuğun hayatını değiştirmez, belki bombaları durdurmaz. Ama en azından tarihe not düşer: “Biz sustukça zalim güçlendi.” Bu notu düşmek bile, belki bir gün sessizliği kıracak çığlığın ilk adımı olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/acinin-cografyasi-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şeye Rağmen Şükür</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/her-seye-ragmen-sukur/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-seye-ragmen-sukur</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/her-seye-ragmen-sukur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Dolaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 10:44:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=8353</guid>

					<description><![CDATA[Bu sabah uyanabildin mi? Gözlerini açabildin mi? Belki içinde bir ağırlık vardı, belki hiçbir şey yapasın yoktu. Ama yine de açtın gözlerini. İşte hayat böyle başlıyor. Büyük bir coşkuyla değil her zaman, bazen sadece nefes alarak, sessizce, ağırdan ama devam ederek. Şükür etmek deyince çoğu kişinin aklına sadece iyi günler geliyor. Oysa şükür sadece “güzel” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="398" data-end="665">Bu sabah uyanabildin mi? Gözlerini açabildin mi? Belki içinde bir ağırlık vardı, belki hiçbir şey yapasın yoktu. Ama yine de açtın gözlerini. İşte hayat böyle başlıyor. Büyük bir coşkuyla değil her zaman, bazen sadece nefes alarak, sessizce, ağırdan ama devam ederek.</p>
<p data-start="667" data-end="897"><strong data-start="667" data-end="676">Şükür</strong> etmek deyince çoğu kişinin aklına sadece iyi günler geliyor. Oysa <strong data-start="743" data-end="752">şükür</strong> sadece “güzel” olana değildir. <strong data-start="784" data-end="793">Şükür</strong>, zorlukla da dost olmayı öğrenmektir. <strong data-start="832" data-end="841">Şükür</strong>, yaralıyken bile içinden “yine de varım” diyebilmektir.</p>
<h2 data-start="904" data-end="941"><strong>Acı Varken de Şükretmek Mümkün mü?</strong></h2>
<p data-start="943" data-end="1253">Biliyorum, bazı sabahlar sevdiklerin yok yanında. Belki anne-baban artık hayatta değil. Belki hiç tanımadığın kadar derin bir yalnızlığın içinden geçiyorsun. İşte tam orada başlıyor gerçek <strong data-start="1132" data-end="1141">şükür</strong>. Çünkü acının içinde <strong data-start="1163" data-end="1171">umut</strong> taşıyorsan, kalbin hâlâ ışık üretebiliyorsa, işte bu büyük bir yaşam başarısıdır.</p>
<p data-start="1255" data-end="1632">Bazı insanlar vardır, hiç ailesi olmamıştır belki. Veya varken yok gibidir; ilgisiz, sevgisiz, soğuk… <strong data-start="1357" data-end="1366">Şükür</strong> deyince bu insanların gözlerinde keder belirir bazen, “neye şükredeyim?” dercesine. Ama inan, <strong data-start="1461" data-end="1470">şükür</strong> sadece birilerine sahip olmakla ilgili değil. Bazen kendi kendini büyütmüş olmak, ayakta kalmak, düşe kalka bu noktaya gelmek bile büyük bir <strong data-start="1612" data-end="1621">şükür</strong> sebebidir.</p>
<h2 data-start="1639" data-end="1680"><strong>Normal Sandıkların Başkasının Duasıdır</strong></h2>
<p data-start="1682" data-end="1936">Bugün bir yudum su içebildin mi? Karnın doydu mu? Üzerinde bir giysi, başını sokacak bir çatı, içini ısıtan tek bir an oldu mu? İşte tam orası… Hayatın bize sessizce fısıldadığı mucizeler orada başlıyor. Ve biz bunları çoğu zaman “normal” diye geçiyoruz.</p>
<p data-start="1938" data-end="2356">Oysa normal sandığımız şeyler, bir başkasının dua listesinde belki de yıllardır ilk sırada. <strong data-start="2030" data-end="2039">Şükür</strong>, elimizdekinin kıymetini fark etmeyi seçmektir. Herkesin başından dert geçer, herkesin kalbi kırılır. Kimsenin hayatı kusursuz değil. Ama bazıları, kusurlu olanı da sevebilmeyi öğrenir. İşte o insanlar içlerinden &#8220;<strong data-start="2254" data-end="2263">şükür</strong>&#8221; diyerek yaşarlar. Bu, onları daha güçlü yapar. Daha merhametli, daha anlayışlı, daha insan…</p>
<h2 data-start="2363" data-end="2406"><strong>Güneşin Doğduğu Her Sabah, Bir Fırsattır</strong></h2>
<p data-start="2408" data-end="2663">Güneş her sabah doğuyorsa, hâlâ bir şeyler mümkün demektir. Yalnız olsan da, eksik hissetsen de, yolun uzun olsa da… Bugün de nefes alabiliyorsan, hâlâ bir şeyleri değiştirme şansın var demektir. Bu <strong data-start="2607" data-end="2615">umut</strong> bile başlı başına bir teşekkür sebebi değil mi?</p>
<p data-start="2665" data-end="2966">Pencereden dışarı bak. Belki gri bir gökyüzü, belki hafif bir rüzgâr… Ama yaşadığını hatırlatıyor sana. Kalbinin attığını, hâlâ hissedebildiğini. Her şey kötü gitse bile, hâlâ güzel düşünebilme kapasiten varsa, içindeki çocuk ölmemiş demektir. O çocuk, bir gülümsemeyle büyür. Bir teşekkürle iyileşir.</p>
<h2 data-start="2973" data-end="2999"><strong>Şükür Bir Tercihtir</strong></h2>
<p data-start="3001" data-end="3272">Bu yüzden <strong data-start="3011" data-end="3024">şükretmek</strong>, çoğu zaman bir tercih meselesidir. Aynı hayatı iki kişi yaşar: biri isyan eder, diğeri <strong data-start="3113" data-end="3125">şükreder</strong>. Biri elindekine ağlar, diğeri olmayana rağmen ayakta kalır. Ve sonunda kazanan, kendini seven, kendine inanan, her şeye rağmen minnet duyan olur.</p>
<p data-start="3274" data-end="3465">Belki bu yazıyı okurken gözlerin doldu. Kendine dair unuttuğun bir şeyleri hatırladın. Ne güzel… Çünkü fark etmek de bir <strong data-start="3395" data-end="3404">şükür</strong> şeklidir. Bazen yalnızca fark etmek bile iyileştirir insanı.</p>
<h2 data-start="3472" data-end="3513"><strong>Eksikler Herkesin, Güç İçimizden Doğar</strong></h2>
<p data-start="3515" data-end="3761">Unutma; herkesin hayatında eksik bir şeyler var. Ama hepimizin içinde de tamamlayacak bir şeyler var. Sevgi, <strong data-start="3624" data-end="3632">umut</strong>, sabır, inanç… Bunlar dışarıdan değil, içeriden doğar. Ve her gün küçük bir &#8220;<strong data-start="3710" data-end="3719">şükür</strong>&#8220;le sulanırsa, büyür, çoğalır, çiçek açar.</p>
<p data-start="3763" data-end="4046">Bu dünyada tek başına mücadele eden nice yürek var. Belki sen de onlardan birisin. Ama senin içinde öyle bir güç var ki, kimsenin göremediği ama senin taşıdığın. İşte bu güç, seni her sabah yeniden hayata bağlayan şeyin ta kendisi. Ve o güce her gün bir teşekkür borçluyuz kendimize.</p>
<h2 data-start="4053" data-end="4092"><strong>Var Olmak da Bir Şükür Sebebidir</strong></h2>
<p data-start="4094" data-end="4281">Bugün <strong data-start="4100" data-end="4114">şükredecek</strong> hiçbir şeyin yokmuş gibi hissediyorsan, sadece şu cümleyi söyle:<br data-start="4179" data-end="4182" /><strong data-start="4182" data-end="4202">“Yine de varım.”</strong><br data-start="4202" data-end="4205" />Çünkü bazen sadece <strong data-start="4224" data-end="4237">var olmak</strong> bile, teşekkür edilecek en kıymetli şeydir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/her-seye-ragmen-sukur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlıktan Geçerken Umudu Kaybetmek: İnsan Olmanın Sessiz Hikayesi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/karanliktan-gecerken-umudu-kaybetmek-insan-olmanin-sessiz-hikayesi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=karanliktan-gecerken-umudu-kaybetmek-insan-olmanin-sessiz-hikayesi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/karanliktan-gecerken-umudu-kaybetmek-insan-olmanin-sessiz-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Dolaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 08:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=6433</guid>

					<description><![CDATA[Umudunu kaybettiğinde, her şeyin bittiğini düşündüğünde insan oradan nasıl çıkar? Neden hep kötü şeyler üst üste gelir? Ve biz, bu hayat mücadelesinde nasıl ayakta kalabiliriz? Bu sorular, zaman zaman hepimizin içinde yankılanır. Hayat sanki bizi sınamak istercesine, en kırılgan anlarımızda daha da ağırlaşır. Sanki kötü haberler sıraya girmiştir. Tam birinden çıkmışken öbürü kapıyı çalar. Ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Umudunu kaybettiğinde, her şeyin bittiğini düşündüğünde insan oradan nasıl çıkar? Neden hep <b>kötü şeyler</b> üst üste gelir? Ve biz, bu <b>hayat </b><strong>mücadelesinde</strong> nasıl ayakta kalabiliriz? Bu sorular, zaman zaman hepimizin içinde yankılanır. Hayat sanki bizi sınamak istercesine, en kırılgan anlarımızda daha da ağırlaşır. Sanki kötü haberler sıraya girmiştir. Tam birinden çıkmışken öbürü kapıyı çalar. Ve biz, bütün bu yaşananların ortasında, küçücük bir <b>umut</b> ararız. Bir nefes, bir ışık, bir sebep&#8230;</p>
<p>Hayat bazen hiçbir açıklama yapmadan üzerimize gelir. İç dünyamızda kopan fırtınalarla baş başa kalırız. Sessizce ağladığımız geceler, kimseye anlatamadığımız endişeler, içimizde büyüyen o tarifsiz boşluk… İşte tam da o anlarda, <strong>“Buradan nasıl çıkacağım?”</strong> sorusu en çok yankılanan olur zihnimizde. Ve o sorunun cevabı yok gibidir.</p>
<p>Ama işin ilginç yanı şu ki; insan umudunu tamamen kaybettiğini düşündüğünde bile, içinde çok derinlerde bir ses kalır:<strong> “Dayan.”</strong> Belki duyulmayan, belki bastırılmış ama oradadır. Hayatın ağırlığı altında ezilirken bile içimizde hâlâ bir şeylerin değişebileceğine, düzelebileceğine dair inatçı bir his kalır. Ve bazen yalnızca bu his yeterlidir; ayağa kalkmamıza değil belki ama en azından ayakta kalmamıza…</p>
<p>Kimi zaman yaşadıklarımız birikmişliği yüzümüze vurur. <strong>“Neden hep kötü şeyler beni buluyor?”</strong> sorusu, aslında bir çığlık gibidir. Hayatın adil olmadığına dair kırgın bir sitemdir. Ama hayat bir terazi değildir. İyilik ve kötülüğü eşit dağıtmaz. Bazen iyi insanlar daha çok sınanır, sessizler daha çok acı çeker, güçlü görünenler içten içe tükenir. Çünkü insan dışarıdan nasıl görünürse görünsün, herkesin kendi içinde taşıdığı bir yük, bir hikâyesi vardır.</p>
<p>Ve işte tam da bu noktada <b>mücadele</b> başlar. İnsan olmak, sadece neşeyle değil; karanlıkla da barışmayı öğrenmektir. Karanlık hep vardır çünkü. Ama önemli olan, onun içinde ışığı bulmaktır. O ışık bazen bir dostun sesi olur, bazen bir şarkı, bazen bir dua… Ve bazen de sadece kendimiz… Çünkü en çok kendimize tutunuruz biz. Dışarıda her şey yıkıldığında, içimizde ayakta kalan o son parça bizi taşır.</p>
<p><b>Mücadele</b>, her zaman büyük adımlarla olmaz. Bazen sadece yatağından kalkabilmektir. Bazen “bugün de geçti” diyebilmektir. Ve en önemlisi, hiçbir şey değişmese bile, değişeceğine dair inancı taşımaktır. Çünkü <b>umut</b> dediğimiz şey, güzel günlerin garantisi değil; <b>kötü </b><strong>şeylerin</strong> biteceğine olan sessiz inançtır.</p>
<p>Bu yüzden neye tutunmalı insan? Bir hayale, bir sevgiye, bir insana mı? Evet, belki&#8230; Ama en çok kendine. Çünkü kimse bizim içimizdeki savaşları tam anlamıyla göremez. Kimse bizim gibi taşıyamaz o yükü. En büyük dayanma gücü, içimizde saklıdır. Bunu fark ettiğimizde, yalnızlığımız bile bize güç verir.</p>
<p>Unutmamak gerekir: En karanlık an, sabaha en yakın andır. Ve bazen insanın en güçlü hali, en kırıldığı yerden sonra başlar. Bu yüzden yıkıldığında, bitmiş hissettiğinde bile, içinde bir şey yeniden kurulur. Her <b>kötü şey</b>, belki seni sen yapacak bir basamaktır. Acının içinden geçerken, gelecekteki kendini inşa ediyorsundur. Şu an fark etmesen bile…</p>
<p>Ve eğer bu satırları okuyorsan, hâlâ buradasın demektir. Bu bile başlı başına bir zaferdir. Çünkü her şeyin bittiğini düşündüğün bir anda bile içinde bir ses seni buraya getirdi. O sesi asla küçümseme. O senin en gerçek, en güçlü tarafın. O seni taşıyan, yeniden doğuran, yeniden inşa eden yanın.</p>
<p>Hayat bazen çok zor. Ama unutma: Sen daha güçlü olasın diye değil, daha gerçek olasın diye sınanıyorsun. Ve gerçek olan hiçbir şey kaybolmaz. Sen de kaybolmazsın. Yeter ki kendine bir kez daha sarılmayı seç.</p>
<p>Ve unutma… Bir gün dönüp bugünlere baktığında, “O zamanlar bile kendimden vazgeçmedim,” diyeceksin. Çünkü sen, karanlığın içinden geçen ama içindeki ışığı söndürmeyenlerdensin.</p>
<p>Bu satırlar, <b>umudunu</b> yitirdiğini düşünen ama hâlâ içten içe tutunacak bir neden arayan herkes için yazıldı. Belki seni tanımıyorum ama seni anlıyorum. Çünkü bu <b>hayat </b><strong>mücadelesinde</strong> herkesin bir karanlığı, bir savaşı, bir yeniden başlama hikâyesi var. Ve sen, bu hikâyenin kahramanısın. Ne zaman yorulursan, bir dur… ama asla kendinden vazgeçme.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/karanliktan-gecerken-umudu-kaybetmek-insan-olmanin-sessiz-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hep Aynı İnsanlar Neden Karşımıza Çıkar? Şemalar ve Tekrarlayan Döngüler</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/hep-ayni-insanlar-neden-karsimiza-cikar-semalar-ve-tekrarlayan-donguler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hep-ayni-insanlar-neden-karsimiza-cikar-semalar-ve-tekrarlayan-donguler</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/hep-ayni-insanlar-neden-karsimiza-cikar-semalar-ve-tekrarlayan-donguler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Dolaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2025 11:15:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=2683</guid>

					<description><![CDATA[Hiç kendinizi, hayatınıza hep aynı türde insanları çekiyor gibi hissettiniz mi? Belki de sürekli sizi hayal kırıklığına uğratan arkadaşlar, duygusal anlamda sizi yoran ilişkiler veya bir türlü sağlıklı ilerlemeyen dostluklar içinde buluyorsunuzdur kendinizi. Sanki bir döngü var ve siz bu döngüden çıkamıyorsunuz. İşte burada devreye şemalar giriyor.   Şema Nedir? Şemalar, çocukluktan itibaren şekillenen ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kendinizi, hayatınıza hep <b>aynı türde insanları çekiyor</b> gibi hissettiniz mi? Belki de sürekli sizi <b>hayal kırıklığına uğratan arkadaşlar</b>, <b>duygusal anlamda sizi yoran ilişkiler</b> veya bir türlü <b>sağlıklı ilerlemeyen dostluklar</b> içinde buluyorsunuzdur kendinizi. Sanki bir <b>döngü</b> var ve siz bu döngüden çıkamıyorsunuz. İşte burada devreye <b>şemalar</b> giriyor. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h3><b>Şema Nedir?</b></h3>
<p><b>Şemalar</b>, çocukluktan itibaren şekillenen ve hayatımız boyunca bizimle kalan <b>derin inanç sistemleri</b>dir. Bunlar, yaşantılarımızdan süzülerek oluşur ve biz farkında olmasak da <b>hayatımızı yönlendirir</b>. Özellikle de <b>ilişkilerimizde</b>… Eğer çocukken <b>ihmal edilmişsek</b>, <b>değersiz hissettirilmişsek</b> ya da sevgi ancak belirli şartlar altında verilmişse, bu deneyimler zihnimizde <b>kalıcı izler</b> bırakır. Sonra farkına bile varmadan, <b>aynı hisleri tekrar yaşatacak insanları</b> hayatımıza çekmeye başlarız. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h3><b>Hep Aynı İnsanlar Bizi Neden Bulur?</b></h3>
<p>Bunun cevabı, bilinçdışı düzeyde <b>tanıdık olana yönelme eğilimimiz</b>dir. Zihnimiz, geçmişte yaşadığı bir duyguyu bildiği için o duyguyu <b>tekrar yaşatan insanlara çekilir</b>. Örneğin, çocukken ihmal edilmiş biri, yetişkin olduğunda <b>duygusal olarak mesafeli insanlara</b> ilgi duyabilir. Çünkü bilinçdışı, geçmişte <b>eksik kalan bir şeyi tamamlamaya</b> çalışır. Ama ironi şu ki, bu insanlar genellikle o eksikliği tamamlamak yerine, <b>aynı yarayı yeniden açarlar</b>. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h3><b>Şemalar ve Kendini Gerçekleştiren Kehanet</b></h3>
<p><b>Şemalar</b>, <b>kendini gerçekleştiren kehanet</b> gibi çalışır. Diyelim ki <i>“Ben sevilmeye değer değilim”</i> inancına sahipsiniz. Bu inanç, sizi bilinçdışı olarak <b>sevgisini göstermekten kaçınan</b> veya sizi sürekli <b>eleştiren insanlara</b> yönlendirebilir. Sonra da bu kişiler gerçekten de sizi <b>değersiz hissettirir</b> ve böylece şemanız pekişir. Yani <b>döngü başa sarar</b>. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h3><b>Döngüyü Kırmak Mümkün mü?</b></h3>
<p>Evet, mümkün! Ama önce şu soruları kendinize sormalısınız: <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<ul>
<li>Hayatıma giren insanlarda <b>tekrar eden ortak özellikler</b> neler? <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li>Bu insanlar bana <b>nasıl hissettiriyor</b>? <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li>Bu duygular, <b>çocukluğumda hangi deneyimlerle</b> örtüşüyor?</li>
</ul>
<p><b>Şemanızı fark ettiğinizde</b>, artık sizi yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz. <b>Yeni ilişkiler kurarken bilinçli seçimler</b> yapmaya başlayabilirsiniz. Belki de sizi gerçekten <b>değerli hissettiren insanlara şans vermeye</b> başlayarak… <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h3><b>Sonuç: Şemalarınızı Tanıyın, Döngüyü Kırın</b></h3>
<p>Şunu unutmayın: Hep <b>aynı insanlara denk geliyorsanız</b>, bu bir tesadüf değildir. Bu, <b>şemanızın sizi yönlendirdiği bir yolculuk</b>tur. Ama artık o yolu <b>değiştirme gücüne sahipsiniz</b>.</p>
<p>Belki de bu yazıyı okuduktan sonra, hayatınıza giren insanları <b>farklı bir gözle değerlendirmeye</b> başlarsınız. Kim bilir, belki de bu kez <b>farklı birine şans verirsiniz</b>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/hep-ayni-insanlar-neden-karsimiza-cikar-semalar-ve-tekrarlayan-donguler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
