<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Mert Mehmet Uzun &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/mert-mehmet-uzun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Jun 2026 08:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Mert Mehmet Uzun &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yoksa Herkes DEHB’li mi?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/yoksa-herkes-dehbli-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yoksa-herkes-dehbli-mi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/yoksa-herkes-dehbli-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Mehmet Uzun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 08:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nörogelişimsel]]></category>
		<category><![CDATA[DEHB]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Psikopatolojinin Normalleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/yoksa-herkes-dehbli-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal Medya Çağında Dikkat, Tanı ve Normal İnsan Deneyimi Son yıllarda sosyal medyada birkaç dakika geçiren hemen herkes benzer içeriklerle karşılaşıyor: “İşlerini son dakikaya bırakıyorsan DEHB olabilirsin.” “Bir filmi izlerken telefonuna bakıyorsan dikkat eksikliğin olabilir.” “Sürekli bir şeylerini kaybediyorsan DEHB belirtisi gösteriyor olabilirsin.” Bu içeriklerle karşılaştıktan sonra birçok insanın aklında benzer bir soru oluşuyor: “Acaba [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Medya Çağında Dikkat, Tanı ve Normal İnsan Deneyimi</p>
<p>Son yıllarda sosyal medyada birkaç dakika geçiren hemen herkes benzer içeriklerle karşılaşıyor:</p>
<p>“İşlerini son dakikaya bırakıyorsan DEHB olabilirsin.”</p>
<p>“Bir filmi izlerken telefonuna bakıyorsan dikkat eksikliğin olabilir.”</p>
<p>“Sürekli bir şeylerini kaybediyorsan DEHB belirtisi gösteriyor olabilirsin.”</p>
<p>Bu içeriklerle karşılaştıktan sonra birçok insanın aklında benzer bir soru oluşuyor:</p>
<p>“Acaba bende de mi DEHB var?”</p>
<p><strong>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)</strong>, son yıllarda yalnızca klinik ortamların değil, sosyal medyanın da en popüler psikolojik konularından biri hâline geldi. Artan farkındalık çalışmaları ve tanı başvuruları DEHB hakkında daha fazla konuşulmasını sağladı ama bu görünürlüğün beraberinde getirdiği önemli bir soru hatta sorun da var:</p>
<p>Yoksa gerçekten herkes DEHB’li mi?</p>
<h3>Toplumda DEHB Ne Kadar Yaygın?</h3>
<p>Sosyal medyada dolaşan içerikler bazen DEHB’nin neredeyse herkesin sahip olduğu bir insan özelliği olduğu izlenimini yaratabiliyor. Ancak bilimsel verilere göre bakarsak karşımıza farklı bir tablo çıkıyor.</p>
<p>Song ve çalışma arkadaşlarının 2021 yılında yayımladıkları küresel meta-analiz, çocuk ve ergenlerde DEHB görülme sıklığının yaklaşık %5, erişkinlerde ise yaklaşık %2,5 olduğunu göstermektedir. Başka bir deyişle, her dikkat sorunu yaşayan birey DEHB’li değildir.</p>
<p>Buna rağmen son yıllarda değerlendirme başvurularında belirgin bir artış gözlenmektedir. Ancak daha fazla insanın değerlendirme istemesi ve daha fazla insanın DEHB olması aynı şey değildir. Artan farkındalık, sosyal medya etkisi ve psikolojik kavramların günlük yaşamda daha sık kullanılması bu artışın önemli nedenleri arasında yer almaktadır.</p>
<h3>Dikkatimizi Kim Çalıyor?</h3>
<p>İnsanların giderek daha fazla DEHB’ye sahip olduğunu düşünmesinin nedenlerinden biri de teknolojik gelişmelerin yol açtığı modern yaşamın dikkat üzerindeki etkisidir.</p>
<p>Günümüz insanı, tarihinde hiç olmadığı kadar fazla uyaranla karşı karşıyadır. Telefon bildirimleri, sosyal medya akışları, kısa videolar, çevrimiçi mesajlar ve sürekli değişen içerikler dikkatimizi her gün yüzlerce kez bölmekte ve bölmeye de devam etmektedir.</p>
<p>Bu koşullar altında zaman zaman odaklanmakta zorlanmak, unutkanlık yaşamak veya yapılması gereken işleri ertelemek şaşırtıcı değildir. Sürekli bölünen dikkat sistemimiz, çoğu zaman normal sınırları içerisinde verdiği tepkiler nedeniyle patolojik olarak yorumlanabilmektedir. Normal sınırlar içerisinde verilen normal tepkiler bireylerin DEHB’li olmasına işaret değildir.</p>
<h3>Neden Kendimizi DEHB İçeriklerinde Buluyoruz?</h3>
<p>Bu sorunun cevabı yalnızca dikkat sorunlarında değil, insan psikolojisinin temel özelliklerinden birinde de saklı olabilir.</p>
<p>Sosyal psikoloji araştırmaları, insanların yaşadıkları güçlükleri anlamlandırmaya ve davranışlarına açıklama bulmaya eğilimli olduklarını göstermektedir. Sosyal psikoloji literatürü, bireylerin başarılarını içsel nedenlere, başarısızlıklarını ise dışsal nedenlere atfetmeye eğilimli olduklarını göstermektedir. Bu eğilim literatürde <strong>“kendine hizmet eden yanlılık”</strong> (self-serving bias) olarak adlandırılmaktadır (Miller &amp; Ross, 1975).</p>
<p>Bu yanlılık, insanların benlik saygılarını korumalarına yardımcı olan ve farklı kültürlerde gözlemlenebilen yaygın bir psikolojik örüntü olarak değerlendirilmektedir. Allen ve çalışma arkadaşlarının meta-analizi de bu eğilimin oldukça yaygın ve tutarlı bir psikolojik örüntü olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Aslında bu durum sosyal medyada karşılaşılan psikolojik içeriklerin neden bu kadar izlendiğini ve neden bu kadar ikna edici olduğunu da açıklayabilir. İnsanlar yaşadıkları dikkat sorunlarını, erteleme davranışlarını veya motivasyon güçlüklerini açıklayabilecek bir çerçeve ararken kendilerini bu içeriklerde bulabilmektedir.</p>
<p>Ancak kişinin yaşadığı güçlüğe bir açıklama bulması ile klinik olarak DEHB tanısı alması aynı şey değildir.</p>
<p>Bir psikolog olarak son yıllarda daha sık karşılaştığım durumlardan biri de insanların yaşadıkları güçlükleri hızla bir tanı çerçevesinde açıklamaya çalışmalarıdır. Özellikle öğrencilerle yapılan görüşmelerde, ders çalışmakta zorlanmanın veya dikkat dağınıklığı yaşamanın çoğu zaman doğrudan DEHB ile ilişkilendirildiği görülebilmektedir. Oysa bazen sorun dikkat sisteminden çok motivasyonla, kaçınmayla ya da görevin doğasıyla ilgili olabilmektedir.</p>
<p>Daha da önemlisi, hepimiz zaman zaman sorumluluklarımızdan kaçmak isteyebiliriz. Yapılması gereken bir işi ertelemek, sıkıcı bir görevi son ana bırakmak ya da hoşumuza gitmeyen bir yükümlülüğe direnç göstermek insan olmanın olağan parçalarındandır. Bu deneyimlere bir isim vermek veya onları bir tanı altında açıklamaya çalışmak kısa vadede rahatlatıcı olabilir. Uzun vadede bakarsak yaşadığımız her güçlüğün bir psikiyatrik bozuklukla açıklanması gerektiğini düşünmek doğru değildir.</p>
<h3>DEHB ile İnsan Olmak Arasındaki Fark</h3>
<p>Bence asıl soru burada başlamalıdır.</p>
<p>Dikkat, motivasyon ve özdenetim kusursuz çalışan sistemler değildir. Russell Barkley’nin de vurguladığı gibi yorgunluk, stres, uyku yetersizliği, yoğun iş yükü ve duygusal zorlanmalar sağlıklı bireylerde de dikkat performansını geçici olarak düşürebilmektedir.</p>
<p>Bu nedenle zaman zaman unutkanlık yaşamak, dikkatinin dağılması veya yapılması gereken işleri ertelemek insan deneyiminin doğal bir parçasıdır.</p>
<p>Ancak günümüzde DEHB hakkında yapılan tartışmalarda gözden kaçan önemli bir nokta bulunmaktadır: Bir belirtinin zaman zaman görülmesi ile klinik düzeyde bir bozukluğun parçası olması aynı şey değildir.</p>
<p>Örneğin çoğu insan sevmediği bir işe başlamayı erteleyebilir. Uzun süredir yapılması gereken bir telefon görüşmesini geciktirebilir ya da sıkıcı bulduğu bir görevi son ana bırakabilir. Bu durum tek başına DEHB göstergesi değildir. Çünkü motivasyonun azalması, sıkılma veya kaçınma davranışı insan davranışının doğal parçalarıdır.</p>
<p>DEHB’de ise sorun çoğu zaman yalnızca istenmeyen görevlerde ortaya çıkmaz. Kişi önem verdiği, yapmak istediği ve sonuçlarının farkında olduğu işlerde bile görevi başlatmakta veya sürdürmekte ciddi güçlük yaşayabilir. Birey sınava çalışması gerektiğini bilir, başarılı olmak ister, çalışmanın öneminin farkındadır; ancak buna rağmen görevi başlatmakta zorlanabilir. Benzer şekilde önemli bir telefon görüşmesini yapmak istemesine rağmen günlerce erteleyebilir.</p>
<p>Thomas Brown ve Russell Barkley’nin çalışmaları, bu durumun basit bir isteksizlikten çok yürütücü işlevlerle ilişkili nörobilişsel güçlüklerle açıklanabileceğini göstermektedir.</p>
<p>Araştırmalar DEHB’nin yalnızca dikkat sorunlarından ibaret olmadığını; zaman yönetimi, planlama, dürtü kontrolü, çalışma belleği, özdenetim ve duygusal düzenleme gibi alanlardaki güçlüklerle de ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-5-TR tanı ölçütlerine göre DEHB tanısı için belirtilerin çocukluk döneminde başlaması, birden fazla yaşam alanında görülmesi ve kişinin akademik, mesleki veya sosyal işlevselliğinde belirgin bozulmaya neden olması gerekmektedir.</p>
<p>Bu nedenle tanıyı belirleyen unsur belirtilerin varlığı değil; belirtilerin şiddeti, sürekliliği, gelişimsel geçmişi ve bireyin yaşamındaki etkisidir.</p>
<p>Belki de günümüzdeki temel sorun, insanların DEHB belirtilerini tanımaları değil; normal insan deneyimlerini giderek daha fazla psikiyatrik kavramlar üzerinden açıklamaya başlamalarıdır.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Sosyal medya sayesinde bugün psikolojik kavramlar hiç olmadığı kadar görünür hâle gelmiştir. Bu durum birçok insanın yaşadığı sorunları fark etmesine ve profesyonel yardım aramasına katkı sağlarken aynı zamanda normal insan deneyimlerinin psikopatoloji olarak yorumlanma riskini de beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Her unutkanlık, her erteleme davranışı veya her dikkat dağınıklığı DEHB anlamına gelmez. Bazen yaşadığımız şey bir bozukluk değil; yoğun, hızlı ve dikkatimizi sürekli tüketen bir dünyanın doğal sonucudur.</p>
<p>Belki de son yıllarda gözlenen değişimin bir kısmı, insanların ruh sağlığı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasından değil, normal insan deneyimlerini giderek daha fazla psikiyatrik kavramlar üzerinden yorumlamaya başlamasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Ve belki de sormamız gereken soru “Herkes DEHB’li mi?” değil, “Normal insan deneyimi ile klinik bir bozukluk arasındaki çizgiyi ne kadar doğru çizebiliyoruz?” sorusudur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/yoksa-herkes-dehbli-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
