<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Mehpare Sözen &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/mehparesozen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 31 May 2026 23:24:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Mehpare Sözen &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AŞK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ask-uzerine-dusunceler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ask-uzerine-dusunceler</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ask-uzerine-dusunceler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehpare Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 May 2026 23:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ilişki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/ask-uzerine-dusunceler/</guid>

					<description><![CDATA[Aşk nedir? İnsanlık tarihi boyunca en çok düşünülmüş, konuşulmuş ve yazılmış konuların başında aşk gelir. Aşk, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Ancak her çağda aynı şekilde yaşanmamış ve aynı biçimde anlamlandırılmamıştır. Toplumların, kültürlerin ve bireylerin aşkı algılayış biçimi tarih boyunca değişim göstermiştir. Her aşk hikâyesinde kaçınılmaz olarak seven bir “âşık” ve sevilen bir “maşuk” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aşk nedir?</strong> İnsanlık tarihi boyunca en çok düşünülmüş, konuşulmuş ve yazılmış konuların başında aşk gelir. Aşk, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Ancak her çağda aynı şekilde yaşanmamış ve aynı biçimde anlamlandırılmamıştır. Toplumların, kültürlerin ve bireylerin aşkı algılayış biçimi tarih boyunca değişim göstermiştir.</p>
<p>Her aşk hikâyesinde kaçınılmaz olarak seven bir “âşık” ve sevilen bir “maşuk” vardır. Bu durum yalnızca insanlara özgü değilmiş gibi görünse de, insan söz konusu olduğunda aşk yalnızca biyolojik bir dürtü olmaktan çıkar. Çünkü insan; biyolojik, psikolojik, sosyal ve varoluşsal yönleriyle oldukça katmanlı bir varlıktır. Bu nedenle insan aşkı da çoğu zaman basit bir duygudan çok daha karmaşık bir deneyime dönüşür.</p>
<p>Bizim toplumumuzda aşk çoğu zaman oldukça tanıdık bir hikâye üzerinden anlatılır: Bir oğlan bir kızı sever, kavuşursa evlenir, kavuşamazsa bunun adına aşk denir. Belki de bu yüzden aşk, bizim gibi toplumlarda çoğu zaman acıyla, özlemle ve imkânsızlıkla birlikte düşünülmektedir.</p>
<p>Gökhan Ay’ın <strong>Bilimlerin Vicdanı Psikiyatri</strong> adlı çalışmasında yer alan şu ifade dikkat çekicidir: “Âşık olmak, kendinden başka bir kişiyi tekrar tekrar idealleştirebilmeyi ve onu özgür bırakacak kadar değer vermeyi gerektirir.” Ancak narsistik ya da borderline örüntüler gösteren kişiler, ikili ilişkilerdeki tüm enerjilerini kendi patolojik ihtiyaçlarını gidermek için harcamaktadır. Aşk nesnelerini bilinçdışı yansıtmalı özdeşim düzenekleriyle sürekli manipüle etmeye çalışırlar.</p>
<p>Burada aslında anlatılmak istenen şey, günümüzde aşk adı altında normalleştirilen bazı davranışların sağlıklı olmayabileceğidir. Patolojik ya da psikolojik sorunları olan kişilerin aşkı daha yoğun, daha şiddetli ve daha ihtiraslı yaşamaları nedeniyle, aşkın böyle yaşanması gerektiği düşünülmektedir. Oysa yoğun yaşanan her duygu sağlıklı değildir.</p>
<p>Kohut’a göre sevilmek bir yetenektir ve narsistik kişiler sevebilme yeteneklerinden yoksundurlar. Kendilerine hayran olabilecek kişileri bulur, onları sonuna kadar kullanır ve sömürürler. “Bir limon gibi sıkıp atarlar.” Bu onların temel patolojileridir. İnsan ilişkileri yüzeyseldir; derin ilişkiler kuramazlar. Karşısındakileri küçümseyen ve büyüklenmeci tutumlarının altında ise derin bir aşağılık duygusu yatar. Bu durum, sağlıklı insan ilişkileri kurmalarına engel olduğu gibi sağlıklı bir aşk hissi yaşamalarını da olanaksız kılar.</p>
<p>Burada anlatılmak istenen şey, narsizmin kişinin sevebilme yeteneğini etkileyen bir yapı olduğudur. Kişi kendisini doğal bir akış içinde karşı tarafa verememekte, ilişkilerde daha çok kendi benliğini ve egosunu merkeze koymaktadır. Bu nedenle de iki kişi arasındaki sağlıklı ilişki dinamiği kurulamamaktadır. Metinde kullanılan “bir limon gibi sıkıp atarlar” benzetmesi de tam olarak bu sömürü ve kullanma durumunu anlatmaktadır.</p>
<p>Aşk, cinsellik tam olarak yaşanmadan da var olabilen bir süreçtir. Hatta aşk için böyle bir zorunluluk yoktur. Kişi tek taraflı olarak aşkı ve tutkuyu yaşayabilir; şaşkına dönebilir, varını yoğunu, statüsünü, hatta birçok şeyini kaybedebilir ama yine de karşılıksız ve imkânsız aşkından vazgeçmeyebilir. Bu durumda olağan olanla patolojik olanı ayırt etmenin güçlüğü ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Çünkü bir noktadan sonra kişi yalnızca âşık olup sevdiği için değil, aynı zamanda sürece kendisinin bilinçsizce engeller çıkarması nedeniyle de acı çekmeye başlayabilmektedir. Sanki ilişkide başarılı olunmazsa ya da kavuşulmazsa ancak o zaman aşk gerçek olacakmış gibi bir algı oluşmaktadır.</p>
<p>Geçenlerde altını çizdiğim bir cümle de bunu düşündürmüştü: “Eğer aşk kavuşulursa aşk olmaz.” Buradan da anlayabileceğimiz gibi, kavuşulamayan şey gözümüzde daha büyük, daha değerli ve daha ulaşılmaz hâle gelebilmektedir. İnsan bazen elde edemediği şeyi yüceltmekte, onu neredeyse tapılacak bir noktaya taşımaktadır. Ancak elde ettiğinde ise elindekinin değerini yitirip yeniden dışarıdaki, ulaşamadığı şeylere yönelmektedir.</p>
<p>Aşk ilişkilerini tek bir açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Aşkı, tutkuyu, bağlanmayı ve sevgiyi birbirinden ayırarak ele almak gerekir. Günümüzde çoğu zaman yoğunluk, kıskançlık, bağımlılık ya da acı, aşk ile karıştırılmaktadır. Oysa sağlıklı bir aşk yalnızca yoğun hislerden değil, aynı zamanda karşılıklı değer vermekten, bireyselliği koruyabilmekten ve sağlıklı bir bağ kurabilmekten oluşur.</p>
<p>Belki de aşk hakkında sorulması gereken temel sorulardan biri şudur: Aşk, elde edemediğimiz için mi aşktır, yoksa elde ettiğimiz şeyin değerini bilip onu sevgiye dönüştürebildiğimizde mi gerçek anlamına ulaşır?</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<ul>
<li>Ay, G. (1999). Bilimlerin Vicdanı Psikiyatri. Ütopya Yayınları.</li>
<li>Kohut, H. Kendiliğin Çözümlenmesi.</li>
<li>Erdoğan, Ö. Aşk Hakkında Düşünceler.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ask-uzerine-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Zamanda Ebeveyn Olmak: Sevgi Yeterli Değilse Ne Yeter?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/modern-zamanda-ebeveyn-olmak-sevgi-yeterli-degilse-ne-yeter/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=modern-zamanda-ebeveyn-olmak-sevgi-yeterli-degilse-ne-yeter</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/modern-zamanda-ebeveyn-olmak-sevgi-yeterli-degilse-ne-yeter/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehpare Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 22:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile ve Ebeveyn Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=12897</guid>

					<description><![CDATA[Modern Toplumun Ebeveyn Üzerindeki Psikolojik Baskısı Modern Ebeveynlik Kimliği Eskiden anne-baba olmak yalnızca sevgi vermekle anlam bulurken; bugün çok yönlü, uzmanlaşılması gereken bir kimliğe dönüşmüştür. Ebeveynler, yalnızca çocuklarına değil, toplumun beklentilerine, sosyal medyada sunulan mükemmellik illüzyonuna ve içlerindeki yetersizlik korkularına da karşı sorumlu hissediyor. Çocuk büyütmek artık içgüdüsel bir süreçten, bilimsel bilgi, duygusal farkındalık ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 data-start="439" data-end="492"><strong>Modern Toplumun Ebeveyn Üzerindeki Psikolojik Baskısı</strong></h1>
<h2 data-start="499" data-end="531"><strong data-start="502" data-end="531">Modern Ebeveynlik Kimliği</strong></h2>
<p data-start="533" data-end="1189">Eskiden anne-baba olmak yalnızca sevgi vermekle anlam bulurken; bugün çok yönlü, uzmanlaşılması gereken bir kimliğe dönüşmüştür. <strong data-start="662" data-end="676">Ebeveynler</strong>, yalnızca çocuklarına değil, toplumun beklentilerine, sosyal medyada sunulan mükemmellik illüzyonuna ve içlerindeki yetersizlik korkularına da karşı sorumlu hissediyor. Çocuk büyütmek artık içgüdüsel bir süreçten, bilimsel bilgi, <strong data-start="907" data-end="931">duygusal farkındalık</strong> ve sınırsız sabırla yürütülmesi beklenen bir projeye dönüşmüştür. Bu yazıda modern ebeveynliğin görünmeyen psikolojik yüklerini, geçmişle kıyaslandığında değişen sorumluluk biçimlerini ve “yeterince iyi ebeveyn” olmanın ne anlama geldiğini sorgulayacağız.</p>
<h2 data-start="1196" data-end="1220"><strong data-start="1199" data-end="1220">Ebeveynlik Nedir?</strong></h2>
<p data-start="1222" data-end="1444">Bir ebeveyn, çocuğunun hayatındaki en önemli figürlerden biridir. Onun gelişimini, karakterini ve hayata bakışını şekillendirir. <strong data-start="1351" data-end="1365">Ebeveynlik</strong>, büyük bir sorumluluk ve özveriyle yürütülen, hayat boyu süren bir süreçtir.</p>
<p data-start="1446" data-end="1882">Ebeveynlik kavramı, yalnızca bir çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak değil; onun duygusal, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimini destekleyen, güvenli ve sevgi dolu bir ortam sunma sürecidir. Sağlıklı bir ebeveynlik için temel şartlar; sabır, empati, tutarlılık, sorumluluk bilinci ve iletişim becerileridir. Ebeveyn, çocuğun birey olma yolculuğunda ona rehberlik ederken, sınırlar koymalı ve bu sınırları sevgiyle uygulamalıdır.</p>
<p data-start="1884" data-end="2311">Maddi imkânlar çocuğun bakımında önemli olsa da, sağlıklı ebeveynlik daha çok duygusal destek, değer aktarımı ve model olma ile şekillenir. Ayrıca, ebeveynin kendi psikolojik iyi oluşunu koruması, çocuğa sağlıklı bir örnek olması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle <strong data-start="2162" data-end="2183">modern ebeveynlik</strong>, hem içsel hem de çevresel koşulların dengeli bir şekilde bir araya gelmesini gerektiren, yaşam boyu süren bir sorumluluktur.</p>
<h2 data-start="2318" data-end="2339"><strong data-start="2321" data-end="2339">Geçmişin Akışı</strong></h2>
<p data-start="2341" data-end="2667">Kendi kuşağımızda ebeveynlik çoğu zaman doğal bir akış içinde, fazla düşünülmeden ilerlerdi. “İyi annelik” genelde karnı doymuş, temiz bir çocukla; “iyi babalık” ise harçlığı, yemeği ve kıyafeti olan çocukla tanımlanırdı. Bazı ailelerde başarı odaklanır; akademik başarı elde edildiğinde “her şeyi yaptık” duygusu yaşanırdı.</p>
<h2 data-start="2674" data-end="2709"><strong data-start="2677" data-end="2709">Yeterlilik Algısında Dönüşüm</strong></h2>
<p data-start="2711" data-end="3134">Aile yapısı, ebeveyn tutumları, eğitim düzeyi ve sosyal etmenler, çocuğun gelişimi ve yeterlilik algısını belirler. Ancak yeterlilik kavramı günümüzde tamamen farklı bir içeriğe kavuşmuştur. Geçmişte, sokakta büyüyen çocuklar kendi kendine birey olur, temel ihtiyaçların karşılanması yeterli sayılırdı. Günümüzde ise ebeveynlik, yalnızca maddi değil; <strong data-start="3062" data-end="3093">duygusal anlamda da yeterli</strong> olma zorunluluğu ile tanımlanmaktadır.</p>
<p data-start="3138" data-end="3837">“Günümüzde çocuk yetiştirme anlayışı, birkaç kuşak öncesine kıyasla çok daha esnek ve özgürlükçü bir noktaya geldi. Aileler, çocuklarının fikirlerini daha fazla önemserken, okullarda öğretmenler artık yalnızca bilgi aktaran değil, öğrencileri sorgulamaya ve tartışmaya teşvik eden rehberler olarak konumlanıyor. Bu değişim, genç nesillerin kendini ifade etme becerisini güçlendiriyor ve otoriteye koşulsuz boyun eğme yerine anlam arayışını ön plana çıkarıyor. Aynı zihinsel dönüşüm, iş dünyasındaki otorite ilişkilerine de yansıyor; gençler, katı hiyerarşiden çok iş birliği ve karşılıklı anlayışı tercih ediyor.”<br data-start="3751" data-end="3754" />(Kaynak: François Lelord, <em data-start="3782" data-end="3808">Zor Kişiliklerle Yaşamak</em>, 2023, İletişim Yayınları)</p>
<h2 data-start="3844" data-end="3881"><strong data-start="3847" data-end="3881">Modern Ebeveynlik Beklentileri</strong></h2>
<p data-start="3883" data-end="4262">Bugünün “iyi ebeveyni”, kaliteli eğitim, doğru branş yönlendirmesi, kurslar, özgüven inşası, eşit sevgi, duygusal destek, oyun zamanı ve “asla ses yükseltmeme” gibi beklentileri karşılamalıdır. Lüks sayılan unsurlar bile artık zorunluluk haline gelmiştir. Örneğin, akranlarının giydiği marka ayakkabıyı çocuğuna almamak, toplum nezdinde yetersizlikle eşdeğer görülebilmektedir.</p>
<h2 data-start="4269" data-end="4300"><strong data-start="4272" data-end="4300">Sevgi: Hâlâ En Temel Taş</strong></h2>
<p data-start="4302" data-end="4759">Tüm bu beklentiler eksiksiz yerine getirilse bile <strong data-start="4352" data-end="4361">sevgi</strong> eksikse, çocuk hâlâ eksik büyüyebilir. Modern toplumun yarattığı bu baskı, ebeveynin hata yapmasına, aşırı düşünerek çocuğuna odaklanamamasına ve sevgiyi aktaramamasına neden olabilir. Bu nedenle ebeveynlik, katı kurallar yerine doğal, esnek ve süreç odaklı ilerlemelidir. Sevgiyi temel taş olarak bilmek; huzurlu ortam yaratmak ve yeterli olgunluğa erişmekse sağlıklı ebeveynliğin ön koşuludur.</p>
<p data-start="4763" data-end="5208">“Sonuç olarak, ebeveynlik, yalnızca bilgi ve teoriden ibaret değildir. Çocuklar, sevgiyle, şefkatle büyür. Ebeveynler, çocuklarının gözlerinden, yüz ifadelerinden, ses tonlarından neye ihtiyaç duyduklarını anlamalı ve onlara duygusal bir güvence sağlamalıdır. Zorluklar ve ekonomik sıkıntılar, elbette hayatın gerçeğidir; ancak bu, çocuğun güvenliğini, duygusal ihtiyacını göz ardı etmenin bahanesi olamaz.”<br data-start="5170" data-end="5173" />(Cihangir Çankaya, 2020, s. 92)</p>
<p data-start="5210" data-end="5512">Bu alıntı, <strong data-start="5221" data-end="5247">ebeveynlik psikolojisi</strong> açısından yalnızca bilgiye dayalı bir süreç olmadığını, duygusal farkındalık ve şefkatin önemini vurgulamaktadır. Günümüzde artan ekonomik ve sosyal baskılara rağmen, ebeveynlerin çocuklarına güvenli bir duygusal alan sağlaması gerektiği açıkça belirtilmektedir.</p>
<h2 data-start="5519" data-end="5549"><strong data-start="5522" data-end="5549">Akademik Kaynakça</strong></h2>
<ul data-start="5551" data-end="6500">
<li data-start="5551" data-end="5633">
<p data-start="5553" data-end="5633">Lelord, F. (2023). <em data-start="5572" data-end="5598">Zor kişiliklerle yaşamak</em> (32. baskı). İletişim Yayınları.</p>
</li>
<li data-start="5634" data-end="5719">
<p data-start="5636" data-end="5719">Winnicott, D. W. (1973). <em data-start="5661" data-end="5708">The child, the family, and the outside world.</em> Penguin.</p>
</li>
<li data-start="5720" data-end="5811">
<p data-start="5722" data-end="5811">Times of India. (2025, June 6). What does 30% “right parenting” mean&#8230; Times of India.</p>
</li>
<li data-start="5812" data-end="5904">
<p data-start="5814" data-end="5904">Psychology Today. (2022, August). Why “Good Enough” Parenting Is Better Than Perfection.</p>
</li>
<li data-start="5905" data-end="5970">
<p data-start="5907" data-end="5970">APA. (n.d.). Why you should aim to be a “good enough” parent.</p>
</li>
<li data-start="5971" data-end="6046">
<p data-start="5973" data-end="6046">Porter, T. (2025, April 4). Are you an overachieving parent? The Times.</p>
</li>
<li data-start="6047" data-end="6136">
<p data-start="6049" data-end="6136">NCBI. (2025). Parenting Under Pressure: Associations between Perceived Social&#8230; PMC.</p>
</li>
<li data-start="6137" data-end="6206">
<p data-start="6139" data-end="6206">Psychology Today. (2025). Is Modern Parenting Uniquely Stressful?</p>
</li>
<li data-start="6207" data-end="6243">
<p data-start="6209" data-end="6243">Wikipedia. Reflective parenting.</p>
</li>
<li data-start="6244" data-end="6340">
<p data-start="6246" data-end="6340">Research (Springer). Social media parenting scale&#8230; Education and Information Technologies.</p>
</li>
<li data-start="6341" data-end="6422">
<p data-start="6343" data-end="6422">The New York Post. (2024). ‘Momfluencers’ who glamorize motherhood&#8230; NYPost.</p>
</li>
<li data-start="6423" data-end="6500">
<p data-start="6425" data-end="6500">Cihangir Çankaya, Z. (2020). <em data-start="6454" data-end="6474">Bir aile meselesi.</em> Çankaya: [Yayıncı Adı].</p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/modern-zamanda-ebeveyn-olmak-sevgi-yeterli-degilse-ne-yeter/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
