<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Kardelen Uçar Söylemez &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/kardelenucarsoylemez/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Jun 2025 15:05:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Kardelen Uçar Söylemez &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Evlilik Sonrası Diğer Aileyi Kabullenme Süreci: Kendini Kaybetmeden Yakınlaşmak</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/evlilik-sonrasi-diger-aileyi-kabullenme-sureci-kendini-kaybetmeden-yakinlasmak/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlilik-sonrasi-diger-aileyi-kabullenme-sureci-kendini-kaybetmeden-yakinlasmak</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/evlilik-sonrasi-diger-aileyi-kabullenme-sureci-kendini-kaybetmeden-yakinlasmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kardelen Uçar Söylemez]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 15:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=6910</guid>

					<description><![CDATA[Evlilik, sadece iki bireyin değil, iki farklı aile kültürünün, iki farklı geçmişin ve hatta iki farklı “dünya görüşünün” bir araya geldiği karmaşık ama bir o kadar da büyüleyici bir yolculuktur. Bu yolculukta çiftler yalnızca birbirlerine değil, aynı zamanda birbirlerinin ailelerine de bağlanırlar. Ancak bu bağ her zaman kolay, sıcak ya da doğal bir şekilde kurulmaz. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Evlilik</b>, sadece iki bireyin değil, iki farklı aile kültürünün, iki farklı geçmişin ve hatta iki farklı “dünya görüşünün” bir araya geldiği karmaşık ama bir o kadar da büyüleyici bir yolculuktur. Bu yolculukta çiftler yalnızca birbirlerine değil, aynı zamanda birbirlerinin ailelerine de bağlanırlar. Ancak bu bağ her zaman kolay, sıcak ya da doğal bir şekilde kurulmaz. Özellikle kişinin kendi ailesiyle güçlü bağları varsa ya da eşin ailesi çok farklı bir kültür, iletişim tarzı veya beklenti düzeyindeyse bu süreç bir iç çatışmaya dönüşebilir.</p>
<p>Peki bu geçiş nasıl daha sağlıklı atlatılabilir? Neden bazı insanlar bu süreci daha kolay yaşarken bazıları için bu <b>kabullenme</b> sancılı olur? İşte tüm bu soruların cevabını psikoloji biliminin içgörüsüyle ele alalım.</p>
<h3><b>1. Kabullenme Ne Demek? Gerçekten Ne İstiyoruz?</b></h3>
<p>Öncelikle “diğer aileyi <strong>kabullenmek</strong>” ifadesine biraz yakından bakalım. <strong>Kabullenmek</strong>, her şeyi onaylamak ya da koşulsuz sevmek anlamına gelmez. <strong>Kabullenmek</strong>, kişinin farklılığı anlaması, bu farklılığa rağmen kendini koruyarak ilişki kurabilmesidir.</p>
<p>Ancak burada duygular devreye girer:</p>
<ul>
<li>“Kendimi onların yanında yabancı gibi hissediyorum.”</li>
<li>“Onların arasında sessizleşiyorum, kendi ailemde olduğum gibi rahat değilim.”</li>
<li>“Sürekli kıyaslandığımı hissediyorum.”</li>
</ul>
<p>Bu gibi ifadeler aslında sadece ‘eşin ailesiyle ilgili’ değildir. Altında çoğunlukla bağlanma stilleri, geçmiş aile deneyimleri, bireysel <b>sınırlar</b> problemleri ve kimlik çatışmaları yatar.</p>
<h3><b>2. Aile Sistemleri: Benimkiler Böyle Değildi&#8230;</b></h3>
<p>Her ailenin görünmeyen ama hissedilen bir iç işleyişi vardır. Kimisi:</p>
<ul>
<li>Çok iç içedir, her şey birlikte yapılır.</li>
<li>Kimisi mesafelidir, bireysellik ön plandadır.</li>
<li>Bazı ailelerde duygular açıkça paylaşılırken, bazılarında ima ve sessizlik hâkimdir.</li>
</ul>
<p><b>Evlilik</b>le birlikte kişi, kendi alışık olduğu sistemin dışındaki bir sisteme adım atar. Eşin ailesinin farklılığı, tehdit gibi algılanabilir:</p>
<p><i>“Bizim evde böyle yapılmazdı…” cümlesi, çoğu zaman bir alışkanlığın değil, bir güven hissinin ifadesidir.</i></p>
<p>Burada esas mesele, kişinin kendi ailesinde öğrendiği yakınlık biçimiyle eşin ailesindeki farklılığı çatışma değil çeşitlilik olarak görebilmesidir.</p>
<h3><b>3. Eşle Olan İttifak: En Kritik Bağlantı</b></h3>
<p>Eşin ailesiyle yaşanan sıkıntıların en çok yorduğu yer, eşle olan ilişki olur. Çünkü kişi çoğu zaman şunu düşünür:</p>
<ul>
<li>“Ben bunu eşime anlatırsam ailesiyle arası bozulur.”</li>
<li>“Sürekli şikayet eden kişi gibi görünmek istemiyorum.”</li>
<li>“Zaten onlar onun ailesi, ben yabancıyım.”</li>
</ul>
<p>Oysa duygusal ittifak, <b>evliliğin</b> taşıyıcı kolonu gibidir. Eşler, birbirlerinin ailesine karşı savunmaya geçmeden, empatik bir dil ve açık iletişimle durumu konuşabilmelidir. Şöyle diyebilmek kıymetlidir:</p>
<ul>
<li>“Onlara karşı bir düşmanlığım yok. Sadece kendi alanımı korumaya ihtiyacım var.”</li>
<li>“Beni yadırgadıklarında kendimi yalnız hissediyorum, bunu seninle paylaşmak istedim.”</li>
</ul>
<p><b>Evlilik</b>teki sağlıklı birliktelik, diğer aileyle ilişkiyi eş üzerinden değil, bireysel <b>sınırlar</b>la kurma becerisini geliştirmeyi gerektirir.</p>
<h3><b>4. Sınırlar: Sevgiyle Mesafe Koymak</b></h3>
<p>Birçok kişi için <b>evlilik</b> sonrası sorunların merkezinde “<b>sınırlar</b>” vardır. <b>Sınırlar</b> belirsizse:</p>
<ul>
<li>Her özel anınıza bir başkası dahil olabilir.</li>
<li>Kararlar sürekli dış etkilerle alınabilir.</li>
<li>Kişi kendi evinde bile yabancı gibi hissedebilir.</li>
</ul>
<p>Bu durumda çözüm; net ama kırıcı olmayan <b>sınırlar</b> koymaktan geçer. Örneğin:</p>
<ul>
<li>“Sizi görmek bizi mutlu eder, ama bizim de kendi zamanımıza ihtiyacımız var.”</li>
<li>“Bunu kendi başımıza deneyimlemek istiyoruz, yardıma ihtiyacımız olduğunda mutlaka size danışırız.”</li>
</ul>
<p><b>Sınırlar</b> sevgiye engel değil, ilişkinin güvenli alanıdır.</p>
<h3><b>5. Özlem ve Kayıp Hissine İzin Vermek</b></h3>
<p>Eşin ailesiyle ilişki kurmaya çalışırken birçok kişi kendi ailesine duyduğu özlemi fark eder:</p>
<ul>
<li>“Annem gibi kimse yemek yapamaz.”</li>
<li>“Kardeşimle olan bağımı özlüyorum.”</li>
<li>“Bayram sabahları evimizde uyanmak isterdim.”</li>
</ul>
<p>Bu cümleler, sadece alışkanlıkların değil, aynı zamanda bir aidiyetin kaybını gösterir. Bu kayıp yasına izin vermek, “bencilce” değil, “insanca”dır. Aynı zamanda kişinin bu duygularını bastırmak yerine fark etmesi ve eşine ifade edebilmesi ilişkiyi güçlendirir.</p>
<h3><b>6. Yeni Ritüeller Oluşturmak: Eskiyle Yeniyi Buluşturmak</b></h3>
<p>Kök aileden gelen gelenekler değerli olsa da yeni bir aile kurmak demek, yepyeni ritüeller yaratmak anlamına gelir. Örneğin:</p>
<ul>
<li>Her iki aileyi sırayla ziyaret etmek,</li>
<li>Ortak doğum günü kutlamaları,</li>
<li>Sadece eşinizle birlikte geçireceğiniz yıllık bir tatil planı oluşturmak…</li>
</ul>
<p>Bu yeni ritüeller hem bireylerin bağlılıklarını güçlendirir hem de diğer aileyle olan ilişkileri dengeler.</p>
<h3><b>Sonuç: Köklerden Uçlara Giden Bir Yolculuk</b></h3>
<p><b>Evlilik</b>le birlikte gelen “diğer aileyi <b>kabullenme</b> süreci”, herkesin kendi geçmişiyle, beklentileriyle ve <b>sınırlar</b>ıyla yeniden tanıştığı bir geçiş dönemidir. Zorlayıcı olabilir, çünkü kişinin sadece başkasını değil, kendisini de anlamasını gerektirir. Ama bu sürecin sonunda gelişen şey sadece yeni bağlar değil; aynı zamanda kişinin kendi iç gücünü, esnekliğini ve duygusal olgunluğunu geliştirmesidir.</p>
<p>Unutma:</p>
<p><b><i>Kabullenme</i></b><i>k, değişmek zorunda kalmak değil.</i></p>
<p><b><i>Kabullenme</i></b><i>k, başkasının olduğu kadar kendi duygularına da yer açabilmektir.</i></p>
<p>“Ben bu ailede doğmadım ama bu ilişkiyi ben seçtim.”</p>
<p>Bu seçim, seni yabancı değil; köprü kuran biri yapar. Bazen köprü olmak yük gibi gelir, ama unutma: En güçlü ilişkiler, ilk adımı atanların emeğiyle kurulur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/evlilik-sonrasi-diger-aileyi-kabullenme-sureci-kendini-kaybetmeden-yakinlasmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Hayır Travma Yaratmaz: Sınır Koymanın Psikolojisi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/her-hayir-travma-yaratmaz-sinir-koymanin-psikolojisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-hayir-travma-yaratmaz-sinir-koymanin-psikolojisi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/her-hayir-travma-yaratmaz-sinir-koymanin-psikolojisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kardelen Uçar Söylemez]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 11:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=5054</guid>

					<description><![CDATA[Günümüz ebeveynlerin en büyük ikilemlerinden biri şu: “Sınır koyarsam, çocuğumun duygusal dünyasına zarar verir miyim?” Birçok ebeveyn, özellikle sosyal medyada dolaşan “Travma yaratmamak için çocuğa asla hayır demeyin” tarzı içeriklerle karşılaştıkça, çocuklarına hayır derken suçluluk hissediyorlar. Mesele hayır demek değil, bunu nasıl yaptığımız. Unutmayın ki sosyal medyada sizlere “ASLA” derken de bir hayır diyor ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz ebeveynlerin en büyük ikilemlerinden biri şu: “<b>Sınır koyarsam</b>, çocuğumun duygusal dünyasına zarar verir miyim?” Birçok ebeveyn, özellikle sosyal medyada dolaşan “<b>Travma</b> yaratmamak için çocuğa asla hayır demeyin” tarzı içeriklerle karşılaştıkça, çocuklarına hayır derken suçluluk hissediyorlar. Mesele hayır demek değil, bunu nasıl yaptığımız. Unutmayın ki sosyal medyada sizlere “ASLA” derken de bir hayır diyor ve sınır çiziyorlar. Bizim çocuğumuza ya da başkalarına sınır çizmememiz mümkün mü? O zaman kendi sınırlarımız ne olacak? Amerikalı gelişim psikoloğu Diana Baumrind’in yaptığı çalışmalarda, çocuklara <b>sınır koyma</b> ama aynı zamanda <b>duygusal destek</b> sunan ebeveynlik stili, çocukların öz-denetim becerilerini ve empatik ilişkilerini en iyi şekilde geliştiren yaklaşım olarak tanımlanmıştır. Baumrind bu yaklaşımı “yetkin ebeveynlik” olarak adlandırır ve şöyle özetler: “Sıcaklık ve sınır birlikte var olmalıdır. Sadece kurallar değil, rehberlik de gerekir.”</p>
<h2><b>Sınır Koyma: Çocuk İçin Bir Ceza Değil, Güvenlik Çemberidir</b></h2>
<p>Çocuklar dünyayı keşfederken, neyin ne zaman, nasıl yapılabileceğini yetişkinlerden öğrenir. Onlar için hayat, belirsizliklerle dolu bir ormandır. Ebeveynin koyduğu sınırlar ise bu ormanda bir yol haritası gibidir. Nereye kadar gidebilir? Nerede durması gerekir? Neyi yapabilir, neyi yapamaz? Sınırsız bırakılmış çocuk, ilk etapta özgür görünse de, uzun vadede içsel yön duygusunu geliştirmekte zorlanır. Bu da ilerleyen yaşlarda karar verme, sabır gösterme, hayır diyebilme gibi becerilerde zorlanmasına neden olabilir. Bir araştırmaya göre, <b>sınır koyma</b>ya maruz kalan çocuklar ilk anda ebeveyne öfkelenebilir ama uzun vadede daha güvende hisseder ve ebeveynine olan bağ daha sağlam hale gelir. (Morris et al., 2007)</p>
<h2><b>Hayır Demek Sevgisizlik Değil, Yön Vermektir</b></h2>
<p>“Hayır” kelimesi, çoğu zaman bir engel gibi algılanır. Ama çocuğun gelişiminde bu kelime, bir yön değişikliği, bir koruma alanıdır. Bir çocuk markette çikolata istediğinde ve siz “Hayır, şu an yemek zamanı” dediğinizde, çocuğun beyninde yalnızca “isteğim reddedildi” sinyali değil, aynı zamanda “dünyada her istediğim her an olmayabilir” mesajı da kodlanır. Bu mesajlar, çocukların frontal lob gelişimi için son derece önemlidir. Yani gelecekte sabretmeyi, duygularını düzenlemeyi ve toplumsal kurallara uymayı öğrenir.</p>
<h2><b>Peki Nasıl Sınır Koymalıyım?</b></h2>
<p>Bağırarak değil. Ceza vererek değil. AÇIKLAYARAK VE EMPATİ KURARAK. İşte birkaç öneri:</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span><b>Açıklayıcı olun:</b><b></b></p>
<p>“Şu an dondurma yiyemeyiz çünkü önce yemek yemeliyiz.”</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span><b>Duyguyu kabul edin:</b><b></b></p>
<p>“Üzgün olduğunu anlıyorum. Dondurma istemen çok normal.”</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span><b>Alternatif sunun:</b><b></b></p>
<p>“Yemeğimizi bitirdikten sonra birlikte karar verip alabiliriz.”</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span><b>Tutarlı olun:</b><b></b></p>
<p>Bugün “hayır” dediğiniz şeye, yarın “tamam” derseniz, çocuk için bu sınır bulanıklaşır.</p>
<h2><b>Travma Nedir, Ne Değildir?</b></h2>
<p>Sık yapılan bir hata: Her gözyaşını <b>travma</b> sanmak. <b>Travma</b>, çocuğun duygusal anlamda yalnız bırakıldığı, yaşadığını anlamlandıramadığı ve <b>duygusal destek</b> bulamadığı durumlardır. Siz <b>sınır koyarken</b>, yanında durup duygusunu fark ediyor, onu sarıp sarmalıyorsanız bu bir <b>travma</b> değil, aksine gelişim fırsatıdır. Günümüzde “<b>travma</b>” kelimesi sıkça kullanılıyor. Birine bağırmak <b>travma</b> mıdır? Hayır demek <b>travma</b> yaratır mı? Oyuncağını vermeyen arkadaşına sinirlenen bir çocuğu teselli etmemek kalıcı iz bırakır mı? Öncelikle şunu netleştirelim: Her zorlanma <b>travma</b> değildir. Çocuk gelişimi için bazı zorlanmalar, büyümenin doğal bir parçasıdır.</p>
<p><b>Travma</b>, basitçe şöyle tanımlanır: “Bireyin fiziksel ya da duygusal olarak baş etme kapasitesini aşan, yoğun stres yüküyle karşılaştığı ve bu yükle baş ederken yeterli <b>duygusal destek</b> göremediği yaşantılar.” (American Psychological Association). Yani bir olayın travmatik olup olmaması, sadece olayın kendisine değil, çocuğun o olayı nasıl yaşadığına ve çevreden ne kadar <b>duygusal destek</b> aldığına bağlıdır. Gabor Maté şöyle der: “<b>Travma</b>, başınıza gelen şey değil; o şey başınıza geldiğinde içinizde olan şeydir.” Yani çocuğun içsel deneyimi, olayın kendisinden daha belirleyicidir.</p>
<h3><span class="Apple-converted-space"> </span><b>Travmatik olmayan bir “Hayır” anı:</b><b></b></h3>
<p>Bir çocuk markette çikolata ister. Ebeveyn “Şu an değil tatlım” der. Çocuk ağlar. Ebeveyn diz çöküp göz teması kurar, duygusunu anlar ve yanında kalır.</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span>Bu, bir <b>sınır koyma</b> anıdır. Duygu regülasyonu için fırsattır. Travmatik değildir.</p>
<h3><span class="Apple-converted-space"> </span><b>Travmatik hale gelebilecek bir an:</b><b></b></h3>
<p>Aynı çocuk çikolata ister. Ebeveyn bağırarak “Yeter artık! Her yerde rezil ediyorsun beni!” der. Çocuğu kolundan çeker, aşağılar, duygusunu görmezden gelir.</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span>Bu an, çocuğun hem reddedildiği hem de duygusal olarak yalnız bırakıldığı bir deneyime dönüşebilir. İşte bu, <b>travma</b> riski taşır.</p>
<h2><b>Son Söz: Suçluluk Değil, Farkındalık Gerek</b></h2>
<p>Ebeveynlik, her gün yeniden yazılan bir yolculuk. Mükemmel olmanız gerekmez. Tutarlı, farkında ve şefkatli olmanız yeterlidir. Unutmayın, <b>sınır koyma</b> çocuğunuza zarar vermek değil, onun için güvenli bir dünya inşa etmektir. Ve o dünya içinde büyüyen çocuklar, bir gün sizin sınırlarınızı da anlayan yetişkinler olacak. <b>Travmayı</b> tamamen önlemek mümkün değil, çünkü hayatın içinde her zaman zorlayıcı olaylar vardır. Ama önemli olan şu:</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span>Çocuk zorlandığında onunla birlikte kalabiliyor musunuz?</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span>Duygusunu anlıyor musunuz, yoksa yok mu sayıyorsunuz?</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span>Ona yansıttığınız şey, “Bu duyguyla baş edebiliriz” mi, yoksa “Senin bu halin tehlikeli” mi?</p>
<p><em><b>Travma</b> riskini azaltan en güçlü şey: <b>Duygusal destek</b> sunan bir ebeveyn olmak.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/her-hayir-travma-yaratmaz-sinir-koymanin-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
