<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>İrem Nur Arslan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/iremnurarslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Feb 2026 13:02:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>İrem Nur Arslan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vitrin Melekleri, Mutfak Cellatları: en Ağır Bedeli Neden en Sevdiklerimiz Öder?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/vitrin-melekleri-mutfak-cellatlari-en-agir-bedeli-neden-en-sevdiklerimiz-oder/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=vitrin-melekleri-mutfak-cellatlari-en-agir-bedeli-neden-en-sevdiklerimiz-oder</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/vitrin-melekleri-mutfak-cellatlari-en-agir-bedeli-neden-en-sevdiklerimiz-oder/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Nur Arslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 21:50:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=26339</guid>

					<description><![CDATA[Bazı evlerin sessizliği, huzurdan değil, korkudan gelir. Dışarıda nezaketiyle nam salmış o &#8220;pamuk gibi&#8221; insanların (ki bu kişileri ‘el iyisi’ olarak isimlendiririz) anahtarı kilide soktuğu an çevresine bol keseden dağıttığı sevgiyi, saygıyı niçin ailesinden esirgediğini hiç düşündünüz mü? Bu bir ikiyüzlülük mü, yoksa&#8230;? Bazı insanlar için kapı eşiği, bir kişilik soyunma alanıdır, tıpkı üzerine ağırlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Bazı evlerin sessizliği, huzurdan değil, korkudan gelir. Dışarıda nezaketiyle nam salmış o &#8220;pamuk gibi&#8221; insanların (ki bu kişileri ‘el iyisi’ olarak isimlendiririz) anahtarı kilide soktuğu an çevresine bol keseden dağıttığı sevgiyi, saygıyı niçin ailesinden esirgediğini hiç düşündünüz mü? Bu bir ikiyüzlülük mü, yoksa&#8230;?</p>
<p data-path-to-node="2">Bazı insanlar için kapı eşiği, bir kişilik soyunma alanıdır, tıpkı üzerine ağırlık yapmış bir kabanı can havliyle çıkartıp asar gibi. Dışarıdaki o hayranlık uyandıran &#8220;nazik&#8221; karakter, anahtar kilide girdiği an vestiyere asılır. Yabancıların bir hatasını tebessümle karşılarken, eşimizin veya çocuğumuzun ufacık bir dalgınlığının bir krize yol açması, sadece bir mizaç özelliği değil; derin bir psikolojik mekanizmanın sonucudur.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Ego Tükenmesi ve Duygusal Emek Faturası</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Psikolojide <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="12">Ego Tükenmesi</b> (Ego Depletion) olarak bilinen kavram, irademizin bir benzin deposu gibi sınırlı olduğunu söyler. Modern insan, toplumsal kabul görmek için gün boyunca muazzam bir &#8220;duygusal emek&#8221; harcar. Müşteriye gülümsemek, patronun eleştirisini yutmak, trafikte sabretmek&#8230; Akşam eve ulaşıldığında o depo tamamen boşalmıştır. İşte trajedi tam burada başlar: Kişi, nezaket göstermek için gereken enerjiyi dış dünyada tüketmiştir. En sevdiklerimiz, bizim en &#8220;tükenmiş&#8221; ve &#8220;yakıtsız&#8221; halimizle baş başa kalır. Aslında o sertlik, aileye duyulan bir nefret değil; dış dünyaya ödenen &#8220;mükemmel insan&#8221; vergisinin ağır bir faturasıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Yer Değiştirme: Öfkenin Güvenli Limanı</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Psikanalitik kuramın en temel savunma mekanizmalarından biri olan <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="66">Yer Değiştirme</b> (Displacement), bu tablonun görünmez mimarıdır. Yer değiştirme derken neyi kastediyoruz? Kişi, hiyerarşik olarak kendinden üstte olan veya sosyal olarak çekindiği kişilere (patron, otorite figürleri, yabancılar) karşı hissettiği öfkeyi o an yansıtamaz. Zihin, bu birikmiş zehri boşaltmak için &#8220;en güvenli&#8221; hedefi seçer: Aile. Çünkü aile, sizi terk etmeyeceğine dair gizli bir sözleşme imzaladığınız, statü kaybetme korkusunun olmadığı bir sığınaktır. Güvenli alandır. Bu, sevgiyi bir &#8220;duygusal çöp kovası&#8221; olarak kullanma hatasına yol açar.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Persona ve Gölge: Maskenin Arkasındaki Karanlık</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Carl Jung’un Persona (Maske) ve Gölge kavramları burada kilit rol oynar. Persona ne kadar parlak ve &#8220;beyaz&#8221; ise, onun arkasında biriken gölge o kadar koyudur. Dışarıda &#8220;hayır&#8221; diyemeyen, öfkesini yutan, sürekli uyum sağlayan o melek figürü; bastırdığı tüm o karanlık enerjiyi, maskesini çıkarabildiği tek yer olan evde serbest bırakır. Evdekiler aslında o kişinin gerçek benliğini değil, o kişinin gün boyu yuttuğu zehri tanırlar.</p>
<p data-path-to-node="9">Şema Terapi perspektifinden baktığımızda, bu kişilerin temelinde genellikle &#8220;<b data-path-to-node="9" data-index-in-node="77">Onay Arayıcılık</b>&#8221; ve &#8220;Kendini Feda&#8221; şemaları yatar. Çocukluklarında sadece &#8220;uslu&#8221; ve &#8220;uyumlu&#8221; olduklarında sevgi görmüş bireyler, yetişkinliklerinde bu bastırılmışlığın acısını en yakınından çıkarır. Kendi içindeki o mutsuz çocuğu susturmak için, en yakınındaki sesleri susturmaya çalışır.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Toplumsal Miras ve Vicdanın Tükenişi</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Toplumun en temel yapı taşı olan aile, sadece bireyin değil, kolektif geleceğimizin de mutfağıdır. Bu duruma öğrenme kuramı ışığında bakarsak: vitrinde melek, mutfakta cellat olan ebeveynler kasıtlı ya da değil çocuklarına ahlakın durumsal bir davranış olduğunu öğretirler. Bu gibi ailelerde yetişen çocuklar aile içindeki o sessiz şiddeti ve sahteliği yarının toplumsal ilişkilerine, iş dünyasına ve siyasetine bir miras olarak taşır. Sonuç: vitrinde parlak, göz kamaştırıcı duran ama vicdanı tükenmiş bir toplum inşasıdır.</p>
<p data-path-to-node="12">Gerçek nezaket, karşılığı olan bir sosyal yatırım değil; bir karakter disiplinidir. Eğer en çok sevdiklerimiz, bizim en kötü halimize mahkûmsa, dışarıdaki o parıltılı imajımız koca bir yalandan ibarettir. İyileşme, dışarıdaki &#8220;yabancılara&#8221; ayırdığımız sabır bütçesinden küçük bir payı, kapıdan içeri girmeden önce kendimize ve ailemize ayırmakla başlar. Unutmayın; bir insanın gerçek kalitesi, hiç kimsenin izlemediği o kapalı kapılar ardındaki tavrında gizlidir.</p>
<h2 data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">KAYNAKÇA</b></h2>
<ul data-path-to-node="14">
<li>
<p data-path-to-node="14,0,0">Bandura, A. (1977). Social Learning Theory. Prentice-Hall.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,1,0">Baumeister, R. F., et al. (1998). Ego Depletion: Is the Active Self a Limited Resource? Journal of Personality and Social Psychology.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,2,0">Jung, C. G. (1953). Two Essays on Analytical Psychology. Bollingen Series.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,3,0">Miller, A. (1981). The Drama of the Gifted Child: The Search for the True Self. Basic Books.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,4,0">Bowen, M. (1978). Family Therapy in Clinical Practice. Jason Arason</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,5,0">Young, J. E., Klosko, J. S., &amp; Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner&#8217;s Guide. Guilford Press.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,6,0">Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. International Universities Press.</p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/vitrin-melekleri-mutfak-cellatlari-en-agir-bedeli-neden-en-sevdiklerimiz-oder/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başarı Kültü ve Bitmeyen Kıyas</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/basari-kultu-ve-bitmeyen-kiyas/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=basari-kultu-ve-bitmeyen-kiyas</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/basari-kultu-ve-bitmeyen-kiyas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Nur Arslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 12:52:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=18878</guid>

					<description><![CDATA[Toplum olarak başarıyı neden bu kadar kutsuyoruz? Her güne birinin başarı hikayesiyle uyanıyoruz. Birinin mezuniyeti, diğerinin terfisi, evliliği veya yeni bir iş girişimi&#8230; ‘daha fazlasını yapmalıyım’ diyen iç sesimiz hiç susmuyor. Bunun yanında toplumsal beklentilerde&#8230; Çevremizin ortak bir beklentisi olsa da herkes için başarının tanımı aynı mıdır? Kimileri için başarı yüksek notlar, terfiler ya da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="397" data-end="671">Toplum olarak başarıyı neden bu kadar kutsuyoruz? Her güne birinin başarı hikayesiyle uyanıyoruz. Birinin mezuniyeti, diğerinin terfisi, evliliği veya yeni bir iş girişimi&#8230; ‘daha fazlasını yapmalıyım’ diyen iç sesimiz hiç susmuyor. Bunun yanında toplumsal beklentilerde&#8230;</p>
<p data-start="673" data-end="1117">Çevremizin ortak bir beklentisi olsa da herkes için başarının tanımı aynı mıdır? Kimileri için başarı yüksek notlar, terfiler ya da çok para kazanmakken, kimileri için sessiz bir sabah kahvesi eşliğinde iç huzuru koruyabilmektir. Yine de toplumsal olarak tek bir başarı tanımının dayatıldığını söylemek mümkün: sürekli üretmek, sürekli ilerlemek ve asla durmamak. Belki de bu yüzden ‘başarılı’ olmayı öğrendik ama ‘başarılı hissetmeyi‘ unuttuk.</p>
<p data-start="1119" data-end="1712">Modern toplumlarda başarı ‘çalışan kazanır’ ilkesi üzerine kurulu bir değer haline gelmiştir. Meritokrasi adı verilen bu düşünce, bireyin toplumsal konumunu yalnızca çabasına ve yeteneğine bağlı kılar. Ancak yapılan araştırmalar, başarıyı belirleyen faktörlerin her zaman bu kadar adil olmadığını gösteriyor. Pluchino ve arkadaşlarının (2018) çalışması, başarının yalnızca yetenekten değil, bazen rastlantısal fırsatlardan da beslendiğini savunmaktadır. Yine de toplum, başarılı bireyleri ’hak edenler’ olarak yüceltirken, başarısızlıkları ‘kişisel yetersizlik’ olarak etiketlemeye meyillidir.</p>
<h2 data-start="1714" data-end="1769"><strong data-start="1717" data-end="1769">Başarının Değişen Anlamı: Sevinç Değil Rahatlama</strong></h2>
<p data-start="1771" data-end="2205">Başarı kulağa azim, gurur, ilerleme gibi kelimeleri çağrıştırıyor olsa da başarı bir çoğumuz için artık sevinç değil, kaygının kısa süreli azalması anlamına gelmektedir. Hedeflere ulaşmak hem içimizdeki hem de çevremizden duyduğumuz yetersizlik hissini susturmak için verilmiş bir mücadeleye dönüşüyor. Başarı çoğu zaman içselleştirilmiş bir motivasyon değil, dışsal bir baskı ve bunun sonucu olan içsel bir tükenmişlik halini alıyor.</p>
<p data-start="2207" data-end="2444">Yapılan bazı araştırmalarda da görülmekte ki (Bozkurt ve Ekinci, 2020) Türk öğrenciler başarı anlarını sevinç değil, rahatlama duygusuyla tanımlamaktadır. Yani başarı artık bir zafer değil, yeni görev yüklenene kadar gelen kısa bir mola!</p>
<p data-start="2446" data-end="2898">Günümüzde başarı kavramının gözle görülür şekilde şekil değiştirdiğini söylemek mümkün. Eskiden başarı daha kolektif bir anlam taşıyorken günümüzde daha çok bireyselleşmiştir. Ayrıca artık sadece başarılı olmak değil bu başarıyı nasıl sunduğumuz da önem taşımakta. Özellikle sosyal platformlarının toplum üzerindeki etkisi göz önüne alındığında başarının başarı olarak pek de anlam taşımamakta, bu başarıyı sunuş biçimi onu kıymetli hale getirmektedir.</p>
<p data-start="2900" data-end="3558">Bu durumun başarıyı içsel bir süreçten çok dışsal bir vitrin olarak kullanıldığı söylenebilir. Ancak bu görünürlük çağında birey kendini sürekli bir kıyas ve yetersizlik döngüsünde bulur. Yakın zamanda yapılan çalışmalardan olan Deloitte’un 2023 Gen Z raporu incelendiğinde görülmektedir ki gençlerin büyük çoğunluğunun ‘başarıyı’ artık psikolojik denge ve anlam duygusuyla ilişkilendirdiği ve başarı tanımının evrildiği görülmektedir. Yani artık söylenebilir ki başarı, merdivenin en tepesine ulaşmakla değil, merdiveni çıkma sürecinde kişinin kendine kattığı becerilerle, bu duruma yüklediği anlamla&#8230; ilişkilendiğini ve şekillendiğini söylemek mümkündür.</p>
<h2 data-start="3560" data-end="3611"><strong data-start="3563" data-end="3611">Başarıyı Yeniden Tanımlamak: İçsel Bir Davet</strong></h2>
<p data-start="3613" data-end="3870">Sonuç olarak günümüzde başarıyı tanımlarken yalnızca çevresel beklentilere önem vermek yerine içsel deneyimlere de kulak vermek, başarıyı dışsal motivasyon aracından içsel motivasyona dönüştürmek ve sürdürülebilirliği artırmak kritik nokta haline gelmiştir.</p>
<p data-start="3872" data-end="4364">Çünkü toplumun beklentilerine uygun güdülen başarı yarışında tökezlemek, düştüğünde kalkacak motivasyon bulmak her zamankinden zor hale gelmektedir. Oysa gerçek başarı, bireyin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve değerlerini fark ederek kendi ritminde ilerleyebilmesidir. Bu noktadan bakıldığında asıl dönüştürücü olanın başkalarının alkışlarından ziyade kendi içsel tatminimiz olduğunu söylemek mümkündür. Bu nedenle başarıyı yeniden tanımlamak aslında kendimizi yeniden keşfetmeye davettir.</p>
<p data-start="4366" data-end="4442">Peki senin için başarı ne demek, sen bu kendini keşfetme davetine var mısın?</p>
<h2 data-start="4444" data-end="4459"><strong data-start="4447" data-end="4459">Kaynakça</strong></h2>
<ul data-start="4460" data-end="4829">
<li data-start="4460" data-end="4617">
<p data-start="4462" data-end="4617">Pluchino, A., Biondo, A. E., &amp; Rapisarda, A. (2018). Talent vs Luck: The role of randomness in success and failure. Advances in Complex Systems, 21(3-4).</p>
</li>
<li data-start="4618" data-end="4759">
<p data-start="4620" data-end="4759">Bozkurt, A., &amp; Ekinci, N. (2020). Türk öğrencilerde başarı algısı ve duygusal deneyim ilişkisi. Eğitim Psikolojisi Dergisi, 12(2), 45-58.</p>
</li>
<li data-start="4760" data-end="4829">
<p data-start="4762" data-end="4829">Deloitte (2023). Gen Z and Millennial Survey 2023. Deloitte Global.</p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/basari-kultu-ve-bitmeyen-kiyas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
