<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>İrem Beşir &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/irembesir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 15:34:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>İrem Beşir &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;KARDEŞ GELİR DÜZEN DEĞİŞİR, ÇOCUKLAR KISKANÇLIĞI NASIL YAŞAR?&#8217;</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/kardes-gelir-duzen-degisir-cocuklar-kiskancligi-nasil-yasar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kardes-gelir-duzen-degisir-cocuklar-kiskancligi-nasil-yasar</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/kardes-gelir-duzen-degisir-cocuklar-kiskancligi-nasil-yasar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Beşir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeş Kıskançlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/kardes-gelir-duzen-degisir-cocuklar-kiskancligi-nasil-yasar/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir üyenin aileye katılması, genellikle mutluluk verici bir durum olarak görülse de, çocukların dünyasında meydana gelen bu değişiklik iyi yönetilmediğinde yıpratıcı bir sürece yol açabilir. Kıskançlık tepkisi, aslında bilinçli ve kasten verilen bir tepki değil, sürecin olağan bir parçası olarak ortaya çıkan duygusal bir tepkidir. Ebeveynlerin, çocuğun duygularını görmesi ve bu duyguları yönetme becerisini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir üyenin aileye katılması, genellikle mutluluk verici bir durum olarak görülse de, çocukların dünyasında meydana gelen bu değişiklik iyi yönetilmediğinde yıpratıcı bir sürece yol açabilir. Kıskançlık tepkisi, aslında bilinçli ve kasten verilen bir tepki değil, sürecin olağan bir parçası olarak ortaya çıkan duygusal bir tepkidir. Ebeveynlerin, çocuğun duygularını görmesi ve bu duyguları yönetme becerisini kazandırması gereken önemli bir görev vardır. Duyguları göz ardı edilen her çocuk, daha da hırçınlaşarak süreci zorlaştırabilir.</p>
<h3>Çocuklar Kardeş Kıskançlığını Nasıl Yaşar?</h3>
<p>Çocuklar, kıskançlık duygusunu genellikle sözel olarak ifade etmek yerine yoğun duygusal tepkilerle yaşarlar. Öfke nöbetleri, otoriteye karşı direnç, kardeşe zarar verme, ağlama ve içe kapanma gibi davranışlar en sık görülen tepkilerdir. Aile veya okul ortamlarında yapılan kıyaslamalar, çocuğun gelişimsel seviyesi veya sosyal uyum becerileri bu duygusal tepkileri tetikleyebilir. Kardeş kıskançlığı, çoğu duygu gibi çocuğun gelişim sürecinin bir parçasıdır ve uygun müdahale ile baş etme becerilerinin kazandırılması gereken bir duygudur.</p>
<h3>Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Hangi Düşünceler Çerçevesinde Oluşur?</h3>
<p>Çocuklarda kardeş kıskançlığı, “annem ve babam beni eskisi kadar sevmiyor” veya “kardeşim benim yerime geçti” gibi düşüncelerle şekillenir. Somut düşünme becerisini henüz kazanamayan çocuklar, yeni kardeşin gelişini bu düşüncelerle değerlendirir. Yeni düzene ve ailenin yeni üyesine uyum sağlarken çocuğun duygusal tepkilerinin oluşması beklenen bir süreçtir.</p>
<h3>Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Neden Oluşur? Tetikleyicileri Nelerdir?</h3>
<p>Çocuğun hırçınlığının ve otoriteye karşı çıkma davranışlarının temelinde, ebeveynlerinden gelen ilginin artık bölündüğünü fark etmesi yatar. Bu noktada, büyük kardeşin rutinlerinde önemli değişiklikler yapmamak önemlidir. Çocuk, rutinlerinde meydana gelen değişiklikleri kardeşinin gelişine bağlayarak tepkilerinin şiddetini artırabilir.</p>
<h3>Kardeş Kıskançlığının Ortaya Çıkabileceği Durumlar</h3>
<p>Örneğin, okul öncesine başlayacak bir çocuğu ele alalım. Yeni bir kardeş eve geldikten hemen sonra okul öncesi kuruma başlayan çocuk, hayatında önemli bir değişikliğe adım atar. Konfor alanından ve ebeveynlerinden uzaklaşır. Okul öncesi eğitim, çocuğun gelişimi açısından oldukça önemlidir; ancak doğru oryantasyon sürecinin sağlanması kritik bir noktadır. Bu nedenle, ebeveynlerin evdeki dinamikleri koruduğundan emin olmaları gerekir. Yeni gelen aile üyesiyle kardeşin yeterince vakit geçirmesi, büyük kardeşe sorumluluklar verilmesi ve okul öncesi sürece çocuğun hevesle hazırlanması dikkat edilmesi gereken faktörlerdir.</p>
<h3>Çocuklarda Kardeş Kıskançlığına Nasıl Müdahale Edilir?</h3>
<p>Çocuklarda kardeş kıskançlığı, gelişim yolculuklarının doğal bir duygusu olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle, müdahale ederken bu tepkinin duygusal yoğunluğunu göz önünde bulundurmak önemlidir. Ebeveynler, çocuğun duygusunu görmeli ve bu duyguyu çocuğun da fark etmesini sağlamalıdır. Kardeş kıskançlığı, duygusal bir tepki olduğu için bastırılmamalıdır; aksine çocuğun yaşadığı duyguyla baş etmesi sağlanmalıdır. Gündelik hayatta birçok problemle karşılaşan çocuk, alternatif çözümler sunulduğunda zorluklarla baş etme becerisi kazanabilir.</p>
<p>“Kardeşini kıskanmamalısın” veya “sen artık abi-abla oldun” gibi ifadeler, çocuğun duygusunu reddeden ve yok sayan cümlelerdir. Bunun yerine ebeveynler, “Kardeşin evimize geldiğinden beri farklı duygusal tepkiler veriyorsun. Hayatımızdaki bu değişikliğe verdiğin tepkiler oldukça normal ve bazen öfkeli ya da üzgün hissetmeni anlıyorum” gibi ifadeler kullanarak çocuğun duygularını anladıklarını ifade edebilirler. Anlaşıldığını hisseden her çocuk, yaşadığı duygusal mücadelede daha başarılı olur.</p>
<p>Yeni düzenle beraber çocukla olan ilişkinin korunması adına, çocuğa ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevginin kesintisiz verilmesi önemlidir. Bu süreçte çocuğun olumlu özellikleri görülerek takdir edilmeli ve kardeşiyle olan bağı güçlendirmek için kapasitesi dahilinde sorumluluklar verilmelidir. Kardeşine bakım verirken desteklemesine fırsat sunmak, empati duygusunu geliştirebilir. Kardeşinin bakıma ihtiyacı olduğunu ve bu nedenle daha fazla zaman geçirdiğinizi çocuğa anlatacak olursanız, muhtemelen olumlu bir geri dönüş almazsınız; ancak bunu modelleyerek anlatmayı denerseniz daha net sonuçlar elde edebilirsiniz.</p>
<p>Kardeş kıskançlığı, doğru müdahale ile çözüme kavuşturulabilecek bir uyum problemidir. Önemli olan, çocuğun davranışlarının altında yatan duygu yoğunluğunu fark edebilmektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/kardes-gelir-duzen-degisir-cocuklar-kiskancligi-nasil-yasar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Çocukluk Döneminde İçerik Kontrolü Ebeveyn Sorumluluğudur</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-icerik-kontrolu-ebeveyn-sorumlulugudur/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=erken-cocukluk-doneminde-icerik-kontrolu-ebeveyn-sorumlulugudur</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-icerik-kontrolu-ebeveyn-sorumlulugudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Beşir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:21:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile İçi Etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Süresi Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-icerik-kontrolu-ebeveyn-sorumlulugudur/</guid>

					<description><![CDATA[‘Çocuğunuz Ne İzliyorsa Onu Öğreniyor’ Özellikle 0-3 yaş arası erken çocukluk döneminde çocuklar bilgiyi sözelden ziyade rol model aracılığıyla alır. Çocukların geliştirecekleri davranış örüntüleri üzerinde izledikleri içeriklerin önemli ölçüde etkisi vardır. Çoğu davranış öğrenildiği için çocukların olumsuz uyaranlara birkaç kez maruz kalması bile o davranışı öğrenmesi için yeterli olur. Son dönemlerde oldukça sık karşılaştığımız davranış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>‘Çocuğunuz Ne İzliyorsa Onu Öğreniyor’</h3>
<p>Özellikle 0-3 yaş arası erken çocukluk döneminde çocuklar bilgiyi sözelden ziyade rol model aracılığıyla alır. Çocukların geliştirecekleri davranış örüntüleri üzerinde izledikleri içeriklerin önemli ölçüde etkisi vardır. Çoğu davranış öğrenildiği için çocukların olumsuz uyaranlara birkaç kez maruz kalması bile o davranışı öğrenmesi için yeterli olur. Son dönemlerde oldukça sık karşılaştığımız davranış problemlerinin altında şiddet içeren ve uygunsuz davranışlardan oluşan içerikler yatmaktadır. İleriki dönemlerde bu tür içeriklere erken çocukluk döneminden itibaren maruz kalmaya başlayan çocuklarda saldırgan davranış biçimlerini görmemiz muhtemeldir.</p>
<h3>‘Çocuklar Gerçek ve Kurgu Ayrımını Yapamaz’</h3>
<p>Erken çocukluk döneminde çocukların beyin gelişimi tamamlanmadığı için maruz kalınan içeriklerde çocuk, gerçek-kurgu ayrımını yapamaz. Aynı şekilde çocukların sosyal duygusal gelişimleri de tamamlanmadığı için olumsuz ve şiddet ögeleri içeren içeriklere maruziyet, çocukların gelişimsel süreçlerine sanıldığından daha ciddi etkiler bırakır. 0-6 yaş arası çocuklar maruz kalacakları içerikleri filtreleyemezler. Aile içerisinde tablet, telefon ve bilgisayar gibi araçların kullanımı da yaygınsa, içerikler kontrol edilmediği takdirde çocuğun olumsuz uyaranlara maruz kalma olasılığı çok yüksektir. Sürekli şiddet ögeleri içeren, uygunsuz davranışların yer aldığı ve gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kalan çocuklar uzun vadede davranış problemleriyle karşı karşıya kalabilirler.</p>
<h3>‘Çocukların İzlediği İçeriklerin Kontrolü Kritiktir’</h3>
<p>Toplumda çok yaygın bir manzara üzerinden ilerleyeceğim. Sosyal yaşam alanlarında elinde tabletini veya telefonunu izleyen çocuklar uyumlu ve sorunsuz olarak nitelendiriliyor. Oysaki bir köşede sessizce maruz kalınan içerikler, ilerleyen süreçlerde ses getirecek sorunlara yol açıyor. Uzun saatler veya kısa süreli fakat sık maruz kalınan dijital içerikler çocuklarda bağımlılık başta olmak üzere çeşitli problemlere yol açıyor. Ebeveynler güncel olarak ekran süresini yönetmeyle mücadele ediyor fakat en önemlisi içeriklerin kontrolüdür. Sağlıklı görünen içeriklerin bile çocuklara sunumu gelişimlerine uygun olamayabiliyor.</p>
<h3>‘Kontrolsüz İçeriklere Maruz Kalan Çocuklarda Oluşabilecek Problemler;’</h3>
<p>Çocukların gelişimine uygun olmayan içeriklerin en tehlikelisi şiddet ve cinsel ögeler içeren içeriklerdir. Çocukların bu içeriklere kontrol dışı maruz kalması, şiddet ve cinsel içerikli olumsuz davranış kalıplarını normalleştirmesini sağlar. Özellikle şiddet içerikli uyaranlara maruz kalan çocuklar, saldırgan davranış örüntüleri sergileyeceği için erken çocukluktan itibaren sosyal dışlanma ile mücadele etmek zorunda kalabilir. Öğretmeni tarafından sıkça uyarı alan bu tip öğrencilerin sosyal etkileşimleri kısıtlı hale gelir. Aynı şekilde cinsel içerikli uyaranlara maruz kalan çocuklar, mahremiyet eğitiminden yoksun olarak gelişim gösterebilir. İçeriklerin kontrolü, karakter gelişimine önemli etkileri olan bu konularda önlem almak için oldukça hassas yaklaşılması gereken bir süreçtir.</p>
<h3>‘Ebeveynler, İçerik Kontrolünü Nasıl Sağlayabilir’</h3>
<p>Ebeveynler çocuklarıyla beraber izleme alışkanlığı geliştirmelidir. Çocuğun izlediği içeriklere çocuk kilidi konulmalı ve ebeveynin bilgisi olan içeriklerin verilmesi gerekir. Çocukların sürekli izlediği ve sevdiği içerikler mutlaka ebeveyn onayından geçmelidir. Ekran verilmesinden ziyade aile katılım etkinliklerinin oyunlaştırılmış saatler olmasını öneriyorum. Günümüz dijital bir çağ yaşıyorken çocukları bu tarz içeriklerden uzak tutmak ne kadar zor olsa da en azından filtrelenen içeriklere maruz kalmaları daha sağlıklı olacaktır. ‘Gerçek hayatın en sağlıklı versiyonu çocuğun iletişim aracı olan oyunla yansıtılmalıdır.’</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-icerik-kontrolu-ebeveyn-sorumlulugudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarla Çatışma Yaşamadan Sınır Koymak Mümkün mü?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/cocuklarla-catisma-yasamadan-sinir-koymak-mumkun-mu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocuklarla-catisma-yasamadan-sinir-koymak-mumkun-mu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/cocuklarla-catisma-yasamadan-sinir-koymak-mumkun-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Beşir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 22:55:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=30479</guid>

					<description><![CDATA[Sınır koymak bağırmak ve cezalandırmak değildir  Ebeveynler, çoğu zaman sınır koymayı çocukları cezalandırmak ve çocuklara zorla bir şeyler yaptırmakla kavramsallaştırıyor. Oysaki sınır koymak ailede başlayan eğitimin temel taşlarından biridir. Sınırlar, çocukları koruyan bir kalkandır. Kendi sınırlarını bilen çocuk; başkasının, sınırlarını ihlal etmesine direnç gösterir ve kendisi de başkalarının sınırlarını öğrenir. Sınır kavramını doğru müdahalelerle öğrenen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="container">
<div id="model-response-message-contentr_db0dd2070366ceaa" class="markdown markdown-main-panel stronger enable-updated-hr-color" dir="ltr" aria-live="polite" aria-busy="false">
<h2 data-path-to-node="2"><b data-path-to-node="2" data-index-in-node="0">Sınır koymak bağırmak ve cezalandırmak değildir</b></h2>
<p data-path-to-node="2"> Ebeveynler, çoğu zaman sınır koymayı çocukları cezalandırmak ve çocuklara zorla bir şeyler yaptırmakla kavramsallaştırıyor. Oysaki sınır koymak ailede başlayan eğitimin temel taşlarından biridir. Sınırlar, çocukları koruyan bir kalkandır. Kendi sınırlarını bilen çocuk; başkasının, sınırlarını ihlal etmesine direnç gösterir ve kendisi de başkalarının sınırlarını öğrenir. Sınır kavramını doğru müdahalelerle öğrenen çocuklar erken çocukluk döneminde sağlıklı davranış biçimleri geliştirirler. Sınır koymak, çocukları bir şeyleri yapmaya zorlamak veya yapmadıkları takdirde cezalandırmak değildir. Sınır koymak, ebeveynlerin çocuğun taleplerine karşı uygun durum ve koşullara bağlı kalarak yapabileceklerini ve yapamayacaklarını çocuğa bildirmesi ve alternatif seçenek sunmasıyla şekillenen kavramdır. Çocukların beklenen davranış örüntülerini geliştirmesi sınırları öğrenmesiyle başlar. Ebeveynlere önerim çocuklara bir şeyleri deneyimleyerek öğrenmelerine izin vermeleridir. Çocuklara kızıp öfkelenmek ve cezalandırmak onlara bir şey öğretmez fakat sınırlar çerçevesinde <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="1122">kontrolü</b> onlara vermek özgüven gelişiminden tutun sorumluluk duygusuna kadar çocuklara birçok kıymetli değer katar.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Sınır koymaya nasıl başlanır</b></h2>
<p data-path-to-node="3"> Sınır kavramı çocuklarda mucizevi bir şekilde hemen oluşabilen bir süreç değildir. Sınır kavramını çocuklarda oluşturmak için bir anda katı disiplin kuralları konulmamalıdır. Sınırların net bir şekilde çocuklar tarafından anlaşılması için ebeveyn ve çocuk arasında güvene dayalı güçlü iletişim içeren bir ilişki olmalıdır. Kurallar ve sınırlar çocukla önceden konuşulup bir durumla karşılaşıldığında çocuğun uygun tepkileri vermesi amaçlanır. Sınır koyma sürecinde çocuklarla çatışma yaşamak istemiyorsanız kurallar, olası kriz anlarından önce netleştirilmelidir. Ebeveyn olumsuz bir durumla karşılaştığında çocuğa sınırları net bir şekilde hatırlatmalıdır. Ardından çocuğun da süreçte söz hakkı olduğu ve değerli hissetme ihtiyacı oluşabileceği için duruma ve koşullara uygun alternatif seçenek sunulmalıdır. Sınırlar çocuğa açıklanırken uzun cümlelerden kaçınılmalıdır. Ebeveyn, konulan sınırlara direnen çocukla güç tartışmasına girişirse çatışma kaçınılmaz olur. Ebeveynin amacı sınırları çocuğa öğretmekse kilit nokta güçlü iletişimdir. Çocuk, yönergeler net ve <b data-path-to-node="3" data-index-in-node="1097">istikrarlı</b> şekilde verilirse tepki şiddetini ve dürtüselliğini kontrol altına almayı öğrenecektir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Sınır koymada başarılı olmak için yapılması gereken pratik ipuçları</b></h2>
<p data-path-to-node="4"> Ebeveynlerin farkında olması gereken ilk şey sınır koymak çocuğun her istediği şeye ‘hayır’ demek değildir. Öncelikli olan çocuğun olumsuz tepkiler sergilediği durumları tespit etmek ardından koşullara bağlı kalarak uygun planlamaları yapmaktır. Olası bir sınır problemi üzerinden gitmek gerekirse ebeveyni ile beraber oyuncak standında olan bir aile tablosu düşünelim. Sınırlar önceden belirlenmiş ve çocuğa bildirilmiştir. ‘Beraber dışarıya çıkacağız. Oyuncakçıya girebiliriz fakat beğendiğin oyuncaklar bütçemize uygunsa alabiliriz. Üzülmene gerek yok alternatif bir sürü oyuncak bulacağımıza inanıyorum. Senden istediğim eğer bazı oyuncakları almamız mümkün olmazsa mağazada kendini yere atıp şiddetli ağlamanı istemiyorum. Böyle bir durumda oradan gitmemiz gerekecek.’ Bu açıklayıcı konuşma sınırların net olarak bildirildiği ve alternatif çözüm içeren bilgilendirici bir konuşmadır. Çocuk davranışlarının sonucunda karşılaşacağı tepkiyi bu sayede önceden öğrenmiş olacaktır.</p>
<p data-path-to-node="5">Olası kriz durumunda yapılması gereken sınırları net bir şekilde hatırlatmak ve çocukla çatışmaya girilmeden daha öncesinde bilgilendirildiği gibi sınırlara uyulmadığında yapılması gereken davranışı istikrarlı bir şekilde yerine getirip çocuğu oradan uzaklaştırmaktır. Tutarlılığı gören çocukların sınırlara karşı direnme durumu kırılacaktır. Süreçte kritik olarak aşamalar çocuğa beğenebileceği ve alınabilecek başka oyuncakları önererek alternatif sunmaktır. Çocuğun kontrol hissini tam anlamıyla elinden almadan ve ona değerli olduğu mesajını vererek kriz çözülebilir. Ebeveyn-çocuk iletişimini korumanın yolu çocukla çatışmamaya girmemektir. Kontrolün ebeveynde olduğu fakat kendisinin de süreçte söz hakkı olduğunu bilerek gelişen çocuk özgüven gibi önemli karakteristik özellikleri tamamlayarak ve geliştirerek ilerler.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Sınır koymak neden önemli?</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Çocuklar güven duygusunu belirsizlikte değil öngörülebilir durumlarda hissederler. Bilinmezlik çocukta kaygıyı tetikler ve tehlike algısı oluşturur. Okul öncesine başlayan çocuğu hayal edelim. Sürece hazırlanmayan ve bilgilendirilmeyen çocuk anne ve babasının onu ne zaman alacağını bilmediği için gün boyu kaygıyla mücadele eder. Uyumsuz beceriler geliştirir ve kaygı yönetimi zayıflar. Çocukların dünyayı anlamlandırmalarında sınırların büyük ölçüde rolü vardır. Çocuğun var olan durumlara uygun tepkiyi vermesi sınırları öğrenme süreci ile ortaya çıkar. Sınırları çocuklara öğretme amacımız dürtüselliklerini kontrol altına almaktır. Sınırları korumak çocuğun duygularını bastırmak değildir. Uyumsuz gelişen veya gelişebilecek davranışlara müdahaledir. Sınırları öğrenen çocukta sorumluluk bilinci de gelişir. Kendi davranışlarını kontrol etmeye başlayan çocuk <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="891">özdenetim</b> sağlar. Uygun bir sınır koyma süreci çocuğun sosyal yaşamdaki başarılarını da arttırır. İkili ilişkilerini güçlendirir. Çocuğun toplumsal kurallara ve değerlere uygun gelişim göstermesini sağlar. Kritik nokta; sınırları koyarken ve korurken çocukların benlik saygısını zedelememektir. Sınırlar, çocuklar için koruyucudur fakat onların duygu ve davranışlarını baskılamadıkları sürece. Süreç içerisinde daha önce de değindiğim gibi çocuğa söz hakkı vermek, sınırların çerçevesini çizerken alternatif seçenekleri çocuklara sunmak ve onlara kendilerini ifade edecekleri fırsatlar tanımak öz değer, özgüven ve benlik algısı gibi karakterin tamamlayıcı parçalarının oluşumunu sağlar.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Sınır koyma sürecinde yapılmaması gerekenler</b></h2>
<p data-path-to-node="7"> Sınır koyma süreci hassas bir süreç olduğundan her yaş grubuna farklı müdahale aşamaları gerektirir. Özellikle iki ve üç yaş dönemi sınır kavramını oluşturmada önemlidir. Katı kurallardan ziyade basitleştirilmiş net sınırlar oluşturulmalıdır. Üç yaş dönemi çocuğun benlik kavramının oluştuğu süreci kapsadığı için yeni oluşan kararlarına ve seçim yapma isteklerine sınırlar çerçevesinde müsaade edilmelidir. Dört-altı yaş ve sonrasında sınırların netliğine ve tutarlılığa dikkat edilmelidir. Çocuklar sınırları esnetmeye oldukça yatkındır. Bu noktada sınırları korumak oldukça önemlidir. Her yaş grubu için dikkat edilmesi gereken önemli nokta ise çocuklarla tartışmaya girmekten kaçınmaktır. Çocuklarla göz teması kurarak problem çözme odaklı etkili iletişim becerileri geliştirmeliyiz. Çatışmayla çocuklara bir şey öğretemeyiz fakat doğru rol model olarak yaşam deneyimlerinin birçoğunu çocuğa kazandırabiliriz.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/cocuklarla-catisma-yasamadan-sinir-koymak-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okulöncesi Dönemde Oryantasyon Süreci Yönetimi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/okuloncesi-donemde-oryantasyon-sureci-yonetimi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=okuloncesi-donemde-oryantasyon-sureci-yonetimi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/okuloncesi-donemde-oryantasyon-sureci-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Beşir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 00:15:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=28055</guid>

					<description><![CDATA[Çocukların eğitim öğretim hayatının başlangıcı olan okulöncesi dönem, sanıldığından çok daha önemlidir. Okul öncesi dönem kadar önemli olan ve hassasiyetle yönetilmesi gereken süreç ise oryantasyon sürecidir. Oryantasyon süreci; çocuğun başta okula, öğretmenine ve arkadaşlarına olmak üzere birçok yeni uyarana uyum sağlama sürecini kapsar. Oryantasyon; çocukların okul içerisinde özgüven kazanmaları, sağlıklı bağlanma stilleri geliştirmeleri, kendini ifade [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Çocukların eğitim öğretim hayatının başlangıcı olan okulöncesi dönem, sanıldığından çok daha önemlidir. Okul öncesi dönem kadar önemli olan ve hassasiyetle yönetilmesi gereken süreç ise <b data-path-to-node="1" data-index-in-node="186">oryantasyon süreci</b>dir. Oryantasyon süreci; çocuğun başta okula, öğretmenine ve arkadaşlarına olmak üzere birçok yeni uyarana uyum sağlama sürecini kapsar.</p>
<p data-path-to-node="2">Oryantasyon; çocukların okul içerisinde özgüven kazanmaları, sağlıklı <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="70">bağlanma stilleri</b> geliştirmeleri, kendini ifade etme becerileri geliştirmeleri, akademik başarılar elde etmeleri ve sosyal etkileşim becerileri geliştirmeleri için oldukça dikkatli ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönetilmesi gereken bir süreçtir. Okula uyum süreci, her çocukta aynı şekilde ilerlememektedir. Kimi çocuğun oryantasyon süreci bir haftada tamamlanıyorken kimi çocuğun oryantasyon süreci bir ayı bulabilir. Gelişimsel olarak bir aya kadar olan süreç normaldir.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Oryantasyon Süreci Yönetiminin Çocukların Gelişimsel Dönemleri Üzerindeki Etkisi</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Oryantasyon sürecinde her çocukta farklı ihtiyaçlar gelişir. Ebeveynin ve okulun bu süreçte temel görevi çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaktır. Çocuğun gelişim kademelerini sağlıklı bir şekilde atlayabilmesi için okula uyum sürecinde <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="232">kaygı yönetimi</b> yapılmalıdır. Her çocuğun kaygı seviyesi bu süreçte aynı seyretmez. Bu sebeple oryantasyon süreci her çocuğa özel olarak planlanmalıdır. Kimi çocuk kaygı yönetimi sürecinde telkinle sakinleşirken kimi çocuk fiziksel temasla sakinleşebilir.</p>
<p data-path-to-node="5">Avustralya başta olmak üzere farklı ülkelerde yapılan birçok çalışma bizlere bireyin okula uyumlu başlamasının eğitim öğretim faaliyetlerinde önemli olduğunu göstermektedir. Okula olumlu bir başlangıç yapan çocukların eğitim hayatlarında ve günlük yaşamlarında akademik ve sosyal başarılarının olumlu ilerlediği görülmüştür. (Şen, Alataş ve Tütüncü, 2018) Öğretmenin oryantasyon süreci başladığı andan itibaren aileden aldığı ipuçlarıyla beraber çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik planlama yapması süreç yönetimini kolaylaştıracak ilk adımlardır.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Oryantasyon Sürecine Nasıl Başlanmalıdır</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Okulöncesi psikoloğu olarak oryantasyon sürecinde çeşitli manzaralarla karşılaşmaktayım. Kimi zaman ebeveyn işe yetişme telaşı ile çocuğun kaygısını görmezden gelebiliyorken kimi zaman ebeveyn çocuğun kaygısını olması gerektiğinden fazla içselleştirip sağlıklı ayrışma gerçekleştirmeden okuldan ayrılıyor. Aslında tüm bu uyumsuz sahneleri ortadan kaldırmak için ilk olarak yapılması gereken şey oryantasyon sürecine veli eğitimi ile başlamaktır. Veli, duygusal regülasyonunu sağlayamadığında kaygısını çocuğa yansıttığını ve ayrışma sürecini çok daha zor bir hale getirebileceği bilincine sahip olmalıdır.</p>
<p data-path-to-node="8">Bu noktada uzman görüşü, ebeveyne doğru yönlendirme yapmak adına oldukça önemlidir. Veli, oryantasyon sürecinde çocuğun okula hazırlığı, okula geliş ve ayrılma anı gibi kritik aşamalarda istikrarlı ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak yapıda olmalıdır. Okulöncesi kurum, varsa bünyesindeki rehber öğretmeni veya psikoloğu başta olmak üzere okulöncesi öğretmeni eşliğinde veliye oryantasyon sürecine dair yapılması gerekenleri ve okula uyum sürecine dair her türlü danışmanlık hizmetini sağlama sorumluluğundadır. Velinin oryantasyon süreci hakkında danışmanlık hizmeti almasını sonrasında ise çocukla beraber okula keşife gelmesini öneririm. Ailesiyle beraber okulunu tanıyıp öğretmeni ile önceden tanışma fırsatı edinen çocuk, uyum sürecine olumlu adımlar atmış olur. Çocuk, anne babasından henüz ayrılmadan okulunu tanıdığında okula başladığı zamanki kaygı yönetimi daha kolay ilerleyebilir. Aslında bakıldığı zaman okula uyum süreci bir zincirin halkaları gibi düşünülebilir. Veli eğitimi, okul-aile işbirliği, öğretmen yaklaşımı ve her çocuğa özel olarak planlanan oryantasyon süreci bir bütünün tamamlayıcılarıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Oryantasyon Sürecinde Anne Babaların Yapması Gerekenler</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Araştırmalara göre ebeveyn tutumlarının çocukların akademik, sosyal ve karakter gelişimlerine etki ettiği gözlemlenmiştir. Ebeveyn tutumları oryantasyon sürecinde kritik bir öneme sahip olduğundan uyum sürecinde ailelerin kurum rehberlik servisinden düzenli danışmanlık hizmeti ve eğitimler alması sürecin önemli bir parçasıdır.</p>
<p data-path-to-node="11">Çocukların ilk öğretmenleri ebeveynleridir. Bu sebepledir ki çocuklar aslında sanıldığından çok daha fazla özelliği ebeveynlerinden rol model alarak öğrenirler. Çocukların okula uyum sürecinde duygusal sağlamlılığa erişmesi ve sosyal beceriler geliştirmesi için ebeveynlerin sağlıklı duygu durumuna sahip olması gerekmektedir. Çoğu zaman karşılaştığım sahnelerden birisi: çocuk okula girerken ağlıyor, anne de aynı şekilde oldukça kaygılı ve üzgün bir şekilde çocuğa sarılıyor ve muazzam bir ayrışamama sahnesi ortaya çıkıyor. Çocuklar; hissettikleri ve deneyimledikleri duyguları, davranışları yansıtırlar. Ebeveynlerin çocuktan ayrışamama durumu, çocuğa işlerin yolunda gitmediğini ve kaygı gerektiren bir durum olduğu mesajını vermektedir. Yapılması geren şey; çocuğa güvende olduğunu ve ebeveynin ulaşılabilir bir konumda onu beklediğini anlatmaktır.</p>
<p data-path-to-node="12">Güvenli bağlanmayı pekiştirmek adına ailelere önerdiğim birkaç ipucundan bazıları: çocukların bebeklikten beri aşina olduğu, sevdiği ya da beraber uyuduğu peluş, oyuncak bebek vb. nesneleri uyum sürecinde çocukla beraber okula getirmek çocuğa güvendeyim mesajını verecektir. ‘Anneni özlediğinde oyuncağına sarılabilirsin. Annen, senin onu özlediğini eminim hissedecektir.’ Tarzındaki cümleler çocuğu telkin edip sakinleştiren etkisi güçlü cümlelerdir. Belirsizlik biz yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da kaygı yaratır. Bu sebeple anne ve baba çocuğu okuldan alacağı zamanı çocuğa açıklarken net ifadelere yer vermelidir. ‘Koluna taktığımız saatteki yelkovan üçe geldiğinde seni alacağım’ gibi açıklayıcı ifadeler çocukta kaygı seviyesini azaltırken sabırlı olmak değerini de kazandırır.</p>
<p data-path-to-node="13">Ebeveyn, çocuğu okulöncesi döneme hazırlamakla sorumludur. Çocuk yeni başlayacağı bir sürece ilişkin işleyişi, eve gidiş geliş saatleri ve birçok konu hakkındaki belirsizliklerini ebeveyninden aldığı bilgilerle tamamlamalıdır. Aile tarafından bilgilendirilen ve okulöncesi döneme hevesle hazırlanan çocuk kaygı yönetimi açısından çok daha şanslı olacaktır.</p>
<p data-path-to-node="14">Çocukların okula uyum sürecinde aile katılımlı etkinliklerin planlanması ve uyum sürecine velilerin dahil edilmesi ise okul yönetiminin sorumluluğundadır. Etkinliklere katılım sağlamlamak da ebeveynlerin sorumluluğundadır. Aile katılımlı etkinlikler çocukların ilgi, yetenek ve değer temalı etkinliklere katılımlarını arttırmakla beraber karakter gelişimlerinde özgüvenli bireyler olmalarını sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/okuloncesi-donemde-oryantasyon-sureci-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özerk Olmayan Çocuklar Yetişiyor: Aşırı Koruyucu Ebeveynler, Dikkat!</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ozerk-olmayan-cocuklar-yetisiyor-asiri-koruyucu-ebeveynler-dikkat/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ozerk-olmayan-cocuklar-yetisiyor-asiri-koruyucu-ebeveynler-dikkat</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ozerk-olmayan-cocuklar-yetisiyor-asiri-koruyucu-ebeveynler-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Beşir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 00:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=25223</guid>

					<description><![CDATA[Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuklarını olası tehlikelerden korumak için tetiktedir. Her an çocuğun başına kötü bir şey gelebileceği ve güçlükler karşısında yetersiz kalabileceğinden endişe duyarlar. Bu sebeple çocuğun yaşam biçimini olası tehlikelerden en uzak olacak şekilde oluşturmaya çalışırlar. Aşırı koruyucu ebeveyn, çocuğun hayatında her daim birtakım zorluklarla karşılaşacağı fikrini görmezden gelebilir ve çocuğun zorluklar karşısında yenik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuklarını olası tehlikelerden korumak için tetiktedir. Her an çocuğun başına kötü bir şey gelebileceği ve güçlükler karşısında yetersiz kalabileceğinden endişe duyarlar. Bu sebeple çocuğun yaşam biçimini olası tehlikelerden en uzak olacak şekilde oluşturmaya çalışırlar. Aşırı koruyucu ebeveyn, çocuğun hayatında her daim birtakım zorluklarla karşılaşacağı fikrini görmezden gelebilir ve çocuğun zorluklar karşısında yenik düşme olasılığını ortadan kaldırmak için çocuğun her türlü problemiyle kendisi savaşır. Bu savaşın sonucunda çocuğun <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="569">özerkliği</b> ve problemlerle baş edebilme becerisi mağlup olur.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Aşırı Koruyucu Ebeveynlerin Çocuklar Üzerindeki Etkisi</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Aşırı koruyucu ebeveyn, çocuğa kontrolü dışında ve otomatik uyarılarda bulunur. Sürekli uyarılara maruz kalan çocukta kaygı, stres ve duygu yönetimi zayıflar, çocuk kendini baskı altında hisseder. Bu durum çocuğun sosyal duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Aşırı uyarıya alışan çocukta <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="287">özgüven</b> problemleri gelişir. Yanlış yapma kaygısıyla beraber özerklik de zedelenir ve sosyal problemler eşlik etmeye devam edebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Aşırı Koruyuculuğa Psikolojik Bir Bakış</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Aşırı uyarılara alışan çocuklarda ileriki çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde onay arama, mükemmelliyetçilik ve yetersiz özdenetim gibi şemaların temelleri oluşur. Kararlarına aşırı müdahale edilen çocuklarda sınır kavramı gelişemez. Kendisinin ve başkasının sınırlarını algılamakta güçlük çeker. Yetişkinlik döneminde de başkasının hayatına müdahale edici davranış örüntüleri geliştirebilir.</p>
<p data-path-to-node="7">Aşırı koruyucu ebeveyn ile ulaşılabilir ebeveyn farklıdır. Okul dönemlerinde çocuğun içinde bulunduğu akademik, arkadaşlık ve sosyal problemleri hemen çözen ebeveyn tutumu ile çocuğun problemlerine çocukla beraber çözüm üretebilen ve çatışma çözme tekniklerini çocuğa kazandırabilen ebeveyn tutumlarının çocuk üzerindeki etkileri anlamlı derecede farklıdır. Aşırı koruyucu ebeveyne sahip olan çocuk, yanlış yapmaktan korkarken; ulaşılabilir ebeveyne sahip olan çocuk, zorluklarla karşılaştığında ebeveyninin ona destek olup sorunlarına beraber çözüm üreteceğini bilerek güvenli bağlanma gerçekleştirir.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Aşırı Koruyuculuğun Gündelik Hayata Yansıyan Çarpıcı Örnekleri</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Okulöncesi dönemde, çocuğun başta oryantasyon süreci olmak üzere ilerleyen süreçlerde kişilik ve beceri gelişiminde ebeveyn tutumu oldukça önemlidir. Mesleki deneyimimden yola çıkarak çocuğun özerkliğinin ayağını kaydıran birkaç ebeveyn tutumuna değineceğim. Bazı ebeveynler, çocuklarının kazanım sağlamış oldukları davranışları yetersiz kalabileceği endişesi ile öğretmeninin yapmasını talep edebilirler. Dört yaşındaki bir çocuk kaşık tutabiliyorken ebeveyni, yemeği öğretmeninin yedirmesini isteyebilir. Bazı zamanlarda da çocuğun hayal kırıklığı yaşamasından endişe duyarak ebeveynler, okul kurallarını esnetmeye çalışabilir. Tüm sınıf etkinlik saatinde masalarına geçiyorken ‘Etkinlik yapmak istemezse yapmasın, sorun değil.’ yaklaşımı çocuğun gelişimi için uygun değildir. Çocuk grup normlarına uymayı ve otokontrol sağlamayı erken çocukluk döneminde öğrenecektir. Çocuğun etkinlik zamanlarında yönergelere uymada zorlanması müdahale gerektiren bir durumdur, görmezden gelinmesi ve problemin, çocuğun çabasından bağımsız ortadan kaldırılması özerkliği engelleyecektir.</p>
<p data-path-to-node="10">Beş yaşındaki bir çocuğun okulda karşılaştığı; rahatsız olduğu veya olumsuz etkilendiği bir durumu evde en güvendiği kişilerle, anne ve babasıyla paylaşması beklenen bir durumdur. Problemin çözülmesi için atılan ilk adım açık iletişime dayanmalıdır. Ebeveyn olaya hakimiyet sağladıktan sonra çocuğun duygu ve düşüncesine saygı duyarak çocuğun kendini ifade etmesini pekiştirmelidir. Karşılaştığı problemleri çözmek için kendini ifade etme cesareti gösteren her çocuk özerkliğine ilk adımlarını atacaktır.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Aşırı Koruyuculuğa Alternatif Davranış Örüntüleri</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Ebeveynlerin aşırı koruyucu ve aşırı kontrolcü tutumları çocuklarda içselleştirme ve dışsallaştırma sorunlarına yol açmaktadır (Bandır, Kızıltepe ve Başaran, 2025). İçselleştirme sorunları; içe kapanma, sosyal etkileşimde kısıtlılık ve kaygı problemleri iken dışsallaştırma sorunları ise bunların dışavurumudur. Öfke patlamaları, otoriteye direnç ve kurallara uymamak gibi davranışlar bu sorunlara örnektir. Bu problemlerin çocukta gelişmemesi için ebeveynlerin aşırı kontrolcülük ve aşırı koruyuculuk tutumlarını alternatif tepkilerle değiştirmeleri faydalı olacaktır.</p>
<p data-path-to-node="13">Özerk çocuklar yetiştirmek için en önemlisi çocuk adına kararlar almak yerine sınırları ebeveynlerin belirlediği kararları çocuklarla beraber almaktır. Karar verme süreçlerine dahil edilen çocuklar ‘Ben değerliyim.’ mesajını alır. Çocukları sürekli kontrol etmeye çalışmak ve yapmak istedikleri her şeye olumsuz uyarılarda bulunmak yerine çocuk için güvenli ortamı oluşturmak özgüvenini geliştirmek için en doğrusu olacaktır. Ebeveynler çocuklarını içgüdüsel olarak problemlerden ve olası tehlikelerden aşırı korumak istemektedir. Oysaki problemleri, çocukların öğrenecekleri yeni <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="581">baş etme</b> yöntemleri olarak gördüklerinde çocukların özerk bireyler olma yolundaki gelişimlerine şahit olacaklardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ozerk-olmayan-cocuklar-yetisiyor-asiri-koruyucu-ebeveynler-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
