<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>İkbal Aydoğdu &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/ikbalaydogdu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Aug 2025 10:04:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>İkbal Aydoğdu &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Medyanın Kimlik Gelişimine Etkileri: Fırsatlar ve Riskler</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medyanin-kimlik-gelisimine-etkileri-firsatlar-ve-riskler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sosyal-medyanin-kimlik-gelisimine-etkileri-firsatlar-ve-riskler</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medyanin-kimlik-gelisimine-etkileri-firsatlar-ve-riskler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İkbal Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 10:04:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=12153</guid>

					<description><![CDATA[Ergenlerde Kimlik Arayışı ve Sosyal Medya Kimlikleri Günümüzde ergenlik dönemi, yalnızca fiziksel değişimlerle değil, aynı zamanda dijital dünyanın getirdiği yoğun bir kimlik gelişimi süreciyle şekilleniyor. Sosyal medya platformları, gençler için artık yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda “Ben kimim?” sorusuna cevap aradıkları, kendilerini ifade ettikleri ve başkalarıyla kıyasladıkları başlıca mecra hâline geldi. “En iyi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-start="357" data-end="416"><strong data-start="360" data-end="416">Ergenlerde Kimlik Arayışı ve Sosyal Medya Kimlikleri</strong></h2>
<p data-start="418" data-end="803">Günümüzde ergenlik dönemi, yalnızca fiziksel değişimlerle değil, aynı zamanda dijital dünyanın getirdiği yoğun bir <strong data-start="533" data-end="552">kimlik gelişimi</strong> süreciyle şekilleniyor. <strong data-start="577" data-end="593">Sosyal medya</strong> platformları, gençler için artık yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda “Ben kimim?” sorusuna cevap aradıkları, kendilerini ifade ettikleri ve başkalarıyla kıyasladıkları başlıca mecra hâline geldi.</p>
<p data-start="805" data-end="1082">“En iyi fotoğrafı paylaş”, “Takipçi sayını artır”, “Hikâyelerde aktif ol” gibi görünmez kurallar, ergenlerin kendi kimliklerini, onaylanma ve beğenilme üzerine kurmalarına neden olabiliyor. Ancak <strong data-start="1001" data-end="1011">kimlik</strong>, yalnızca ekranlardan inşa edilemeyecek kadar karmaşık bir süreçtir.</p>
<h2 data-start="1089" data-end="1132"><strong data-start="1092" data-end="1132">Kimlik Gelişiminin Psikolojik Temeli</strong></h2>
<p data-start="1134" data-end="1414">Psikolog Erik Erikson’a göre ergenlik dönemi, “Kimliğe Karşı Rol Karmaşası” evresidir. Bu dönemde birey, “Ben kimim?” sorusuna yanıt bulmaya çalışır. Sağlıklı bir <strong data-start="1297" data-end="1316">kimlik gelişimi</strong>, bireyin değerlerini, inançlarını, hedeflerini ve toplumsal rollerini tanımlamasını gerektirir.</p>
<p data-start="1416" data-end="1934">Ergen, bu süreçte farklı kimlik rollerini deneyebilir: bir gün sanata yönelirken, ertesi gün sporcu kimliğini benimseyebilir. Bu denemeler, kimlik oluşumunun doğal parçalarıdır. Ancak <strong data-start="1600" data-end="1616">sosyal medya</strong>, bu arayışı hızlandıran ve bazen karmaşıklaştıran bir ortam sunar. Çevrim içi platformlarda ergenler, yalnızca kendi yaşadıkları deneyimleri değil, dünyanın dört bir yanından yaşıtlarının seçilmiş, idealize edilmiş hayatlarını da görürler. Bu durum, hem ilham verici olabilir hem de kıyaslama baskısını artırabilir.</p>
<h2 data-start="1941" data-end="1986"><strong data-start="1944" data-end="1986">Sosyal Karşılaştırma ve Özdeğer Algısı</strong></h2>
<p data-start="1988" data-end="2198">Sosyal karşılaştırma teorisi, bireylerin kendilerini anlamak için başkalarıyla kıyaslama eğiliminde olduğunu söyler. Ergenler için bu kıyaslama, <strong data-start="2133" data-end="2149">sosyal medya</strong> sayesinde neredeyse kesintisiz hâle gelmiştir.</p>
<p data-start="2200" data-end="2488">Bir gencin kendi fotoğrafını paylaştığında aldığı beğeni sayısı, <strong data-start="2265" data-end="2283">özdeğer algısı</strong>nın geçici bir ölçütü hâline gelebilir. Beğeni sayısı arttığında kendini yeterli hisseden, azaldığında ise yetersizlik duygusuna kapılan gençler, duygusal olarak sosyal medyaya bağımlı hâle gelebilirler.</p>
<p data-start="2490" data-end="2720">Bu bağımlılık, gencin içsel değerlerini geliştirmek yerine, dışsal onaya odaklanmasına neden olur. Böylece <strong data-start="2597" data-end="2616">kimlik gelişimi</strong> kırılgan hâle gelir; çünkü kişinin kendini değerli hissetmesi, tamamen başkalarının onayına bağlıdır.</p>
<h2 data-start="2727" data-end="2778"><strong data-start="2730" data-end="2778">Çevrim İçi ve Çevrim Dışı Kimlik Uyuşmazlığı</strong></h2>
<p data-start="2780" data-end="3044"><strong data-start="2780" data-end="2796">Sosyal medya</strong>da yaratılan kimlik ile gerçek hayattaki kimlik arasında uyumsuzluk olduğunda, ergenler kendilerini “maskelenmiş” hissedebilir. Çevrim içi ortamda özgüvenli, mutlu ve sosyal görünen bir genç, gerçek hayatta çekingen, kaygılı veya mutsuz olabilir.</p>
<p data-start="3046" data-end="3437">Bu uyumsuzluk, zamanla içsel çatışma ve yalnızlık duygusunu artırır. Araştırmalar, sosyal medyada çok aktif olan ergenlerin, çevrim dışı sosyal ilişkilerde bazen daha pasif kaldıklarını göstermektedir. Çevrim içi kimlik, gerçek hayattaki kırılgan yanları gizleyen bir kalkan gibi işleyebilir. Ancak bu kalkan, uzun vadede bireyin gerçek duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelmesine yol açar.</p>
<h2 data-start="3444" data-end="3515"><strong data-start="3447" data-end="3515">Sosyal Medyanın Kimlik Gelişimine Etkileri: Fırsatlar ve Riskler</strong></h2>
<p data-start="3517" data-end="3803">Her ne kadar <strong data-start="3530" data-end="3546">sosyal medya</strong>, <strong data-start="3548" data-end="3567">kimlik gelişimi</strong> açısından riskler barındırsa da tamamen olumsuz bir alan değildir. Ergenler, bu platformlarda yeni ilgi alanlarını keşfedebilir, benzer düşünce ve hobilere sahip kişilerle tanışabilir, kendilerini farklı biçimlerde ifade edebilirler.</p>
<p data-start="3805" data-end="4136">Örneğin sanatla ilgilenen bir genç, eserlerini paylaşarak geri bildirim alabilir veya farklı kültürlerden arkadaşlar edinebilir. Ancak bu olumlu yanların ortaya çıkabilmesi için bilinçli kullanım şarttır. Kontrolsüz ve aşırı kullanım, sosyal karşılaştırmayı artırır, <strong data-start="4072" data-end="4084">özdeğeri</strong> zayıflatır ve gerçek yaşam deneyimlerini azaltır.</p>
<h2 data-start="4143" data-end="4195"><strong data-start="4146" data-end="4195">Dijital Dünyada Sağlıklı Kimlik Gelişimi İçin</strong></h2>
<p data-start="4197" data-end="4392">Ergenlerin <strong data-start="4208" data-end="4224">sosyal medya</strong>yı tamamen bırakmaları çoğu zaman mümkün ve gerekli olmayabilir. Asıl önemli olan, bu platformları bilinçli ve dengeli şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Bunun için:</p>
<ul data-start="4394" data-end="4919">
<li data-start="4394" data-end="4555">
<p data-start="4396" data-end="4555">Medya okuryazarlığı eğitimi ile gençlerin sosyal medyada gördükleri içeriklerin filtrelenmiş, seçilmiş ve idealize edilmiş olduğunu anlamaları sağlanmalıdır.</p>
</li>
<li data-start="4556" data-end="4661">
<p data-start="4558" data-end="4661">Aile desteği, gencin çevrim dışı yaşamda da kendini ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturmalıdır.</p>
</li>
<li data-start="4662" data-end="4808">
<p data-start="4664" data-end="4808">Kendi değerlerini keşfetme çalışmaları (gönüllü etkinlikler, spor, sanat, doğa faaliyetleri) ergenin içsel <strong data-start="4771" data-end="4790">kimlik gelişimi</strong>ne katkı sağlar.</p>
</li>
<li data-start="4809" data-end="4919">
<p data-start="4811" data-end="4919">Dijital detoks dönemleri planlamak, sosyal medyadan uzaklaşıp yüz yüze etkileşimi artırarak dengeyi korur.</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="4926" data-end="4973"><strong data-start="4929" data-end="4973">Gerçek Kimlik, Ekran Dışında da Var Olur</strong></h2>
<p data-start="4975" data-end="5299"><strong data-start="4975" data-end="4994">Kimlik gelişimi</strong>, yalnızca fotoğraf filtreleriyle, takipçi sayılarıyla ya da trend içeriklerle belirlenmez. Gerçek ve sağlıklı bir kimlik, ergenin kendi değerlerini, sınırlarını, güçlü ve zayıf yönlerini tanıyabildiği bir süreçle oluşur. <strong data-start="5216" data-end="5232">Sosyal medya</strong> bu süreçte bir araç olabilir; ancak tek belirleyici olmamalıdır.</p>
<p data-start="5301" data-end="5518">Unutmayalım ki bir gencin kendine dair en önemli cümlesi, “Beğenildim” değil, “Kendi olduğum hâlde değerliyim” olmalıdır. Bu farkındalık, hem ergenin hem de gelecekteki yetişkinin yaşam kalitesini doğrudan belirler.</p>
<h3 data-start="5525" data-end="5543"><strong data-start="5529" data-end="5541">Kaynakça</strong></h3>
<ul data-start="5544" data-end="6417">
<li data-start="5544" data-end="5634">
<p data-start="5546" data-end="5634">Erikson, E. H. (1968). <em data-start="5569" data-end="5597">Identity: Youth and crisis</em>. New York: W. W. Norton &amp; Company.</p>
</li>
<li data-start="5635" data-end="5877">
<p data-start="5637" data-end="5877">Michikyan, M., Subrahmanyam, K., &amp; Dennis, J. (2014). Can you tell who I am? Neuroticism, extraversion, and online self-presentation among young adults. <em data-start="5790" data-end="5823">Computers in Human Behavior, 33</em>, 179–183. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1016/j.chb.2014.01.010" target="_new" rel="noopener" data-start="5834" data-end="5875">https://doi.org/10.1016/j.chb.2014.01.010</a></p>
</li>
<li data-start="5878" data-end="6172">
<p data-start="5880" data-end="6172">Steinsbekk, S., Wichstrøm, L., Stenseng, F., Nesi, J., Hygen, B. W., &amp; Skalická, V. (2021). The impact of social media use on appearance self-esteem from childhood to adolescence—A 3-wave community study. <em data-start="6085" data-end="6119">Computers in Human Behavior, 114</em>, 106528. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1016/j.chb.2020.106528" target="_new" rel="noopener" data-start="6129" data-end="6170">https://doi.org/10.1016/j.chb.2020.106528</a></p>
</li>
<li data-start="6173" data-end="6417">
<p data-start="6175" data-end="6417">Valkenburg, P. M., &amp; Peter, J. (2011). Online communication among adolescents: An integrated model of its attraction, opportunities, and risks. <em data-start="6319" data-end="6356">Journal of Adolescent Health, 48(2)</em>, 121–127. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1016/j.jadohealth.2010.08.020" target="_new" rel="noopener" data-start="6367" data-end="6415">https://doi.org/10.1016/j.jadohealth.2010.08.020</a></p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medyanin-kimlik-gelisimine-etkileri-firsatlar-ve-riskler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Estetik Algısı ve Yeme Bozuklukları</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medya-estetik-algisi-ve-yeme-bozukluklari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sosyal-medya-estetik-algisi-ve-yeme-bozukluklari</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medya-estetik-algisi-ve-yeme-bozukluklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İkbal Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 21:13:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bireysel Terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=11912</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde sosyal medya platformları, yalnızca iletişim kurduğumuz yerler olmaktan çıktı; artık kim olduğumuzu, nasıl görünmemiz gerektiğini, hatta ne kadar değerli olduğumuzu düşündüren birer vitrin hâline geldi. “Hızlı kilo ver”, “10 günde ince bir bel”, “Ödem söktüren mucize detoks” gibi başlıklar, her biri birkaç saniyelik dikkat aralıklarında milyonlarca izlenme alıyor. Bu içerikler, hızlı tüketim kültürünün beden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="556" data-end="774">Günümüzde <strong data-start="566" data-end="582">sosyal medya</strong> platformları, yalnızca iletişim kurduğumuz yerler olmaktan çıktı; artık kim olduğumuzu, nasıl görünmemiz gerektiğini, hatta ne kadar değerli olduğumuzu düşündüren birer vitrin hâline geldi.</p>
<p data-start="776" data-end="1043">“Hızlı kilo ver”, “10 günde ince bir bel”, “Ödem söktüren mucize detoks” gibi başlıklar, her biri birkaç saniyelik dikkat aralıklarında milyonlarca izlenme alıyor. Bu içerikler, hızlı tüketim kültürünün <strong data-start="979" data-end="995">beden algısı</strong> üzerindeki baskısını da gözler önüne seriyor.</p>
<p data-start="1045" data-end="1312">Fakat bir psikolog olarak, bu önerilerin çoğunun bireysel psikolojik gerçeklikleri göz ardı ettiğini ve çoğu zaman kişileri kendi bedenlerine yabancılaştırdığını üzülerek gözlemliyorum. Çünkü sağlıklı bir beden algısı, listelerden değil, içsel farkındalıktan doğar.</p>
<h2 data-start="1319" data-end="1367"><strong data-start="1322" data-end="1365">Anoreksiya Nervoza: Görünmez Bir Çığlık</strong></h2>
<p data-start="1369" data-end="1532">Anoreksiya nervoza, kişinin kilosunu, beden ölçüsünü veya yediği her lokmayı aşırı derecede kontrol etmesiyle karakterize edilen ciddi bir <strong data-start="1508" data-end="1526">yeme bozukluğu</strong>dur.</p>
<p data-start="1534" data-end="1740">Bu durum yalnızca fiziksel sağlığı değil, zihinsel ve duygusal dünyayı da derinden etkiler. Anoreksiya yaşayan bireyler, çoğu zaman “daha ince olursam daha değerli olurum” düşüncesine sıkı sıkıya tutunur.</p>
<p data-start="1742" data-end="1938"><strong data-start="1742" data-end="1773">Sosyal medya estetik algısı</strong>, sürekli karşılarına çıkan filtrelenmiş ve mükemmelleştirilmiş beden imgeleriyle bu inancı daha da pekiştirir. Oysa bu kontrol çabası, aslında kontrolün kaybıdır.</p>
<p data-start="1940" data-end="2094">Bedenin temel ihtiyaçlarını kısıtlamak, yalnızca fiziksel yorgunluğa değil, aynı zamanda zihinsel bulanıklığa, depresyona ve sosyal izolasyona yol açar.</p>
<h2 data-start="2101" data-end="2142"><strong data-start="2104" data-end="2140">Bulimia Nervoza: Gizli Bir Döngü</strong></h2>
<p data-start="2144" data-end="2276">Bulimia nervoza ise genellikle aşırı yeme ataklarıyla başlar ve ardından suçluluk duygusu, pişmanlık ve kontrol kaybı hissi gelir.</p>
<p data-start="2278" data-end="2520">Bu duygular, kişinin kendini kusturma, laksatif kullanma veya aşırı egzersiz yapma gibi telafi edici davranışlara yönelmesine neden olur. Dışarıdan bakıldığında kişi “normal” kiloda olabilir; bu nedenle bulimia uzun süre fark edilmeyebilir.</p>
<p data-start="2522" data-end="2803"><strong data-start="2522" data-end="2538">Sosyal medya</strong>nın “yemek videoları” ile “kusursuz beden fotoğraflarını” aynı anda sunması, bulimia yaşayan bireylerde tetikleyici bir çelişki yaratır: Bir yanda yeme arzusunu kışkırtan içerikler, diğer yanda bu davranışı suçluluk ve utanma duygusuna dönüştüren beden idealleri.</p>
<h2 data-start="2810" data-end="2861"><strong data-start="2813" data-end="2859">Yeme Bozukluklarında Psikolojik Dinamikler</strong></h2>
<p data-start="2863" data-end="3063">Hem anoreksiya hem de bulimia, yalnızca “bedenle ilgili sorunlar” değildir. Bu bozuklukların kökeninde, çoğu zaman değersizlik duygusu, kontrol ihtiyacı, travmatik yaşantılar ve onay arayışı vardır.</p>
<p data-start="3065" data-end="3300">Popüler diyet önerileri veya hızlı kilo verme stratejileri, bu derin psikolojik ihtiyaçları anlamadan uygulandığında yalnızca semptomları besler. Kilo hedeflerine ulaşılsa bile, altta yatan değersizlik hissi ve kaygı ortadan kalkmaz.</p>
<h2 data-start="3307" data-end="3346"><strong data-start="3310" data-end="3344">Stratejiler Yerine Farkındalık</strong></h2>
<p data-start="3348" data-end="3575">Yeme bozukluklarından iyileşme süreci, “şu listeyi uygula” mantığıyla ilerlemez. Her bireyin yeme davranışını şekillendiren dinamikler farklıdır. Bu nedenle tek tip çözümler, çoğu zaman bireyi kendine daha da yabancılaştırır.</p>
<p data-start="3577" data-end="3817">Anoreksiya yaşayan birine “daha fazla ye” demek ya da bulimia yaşayan birine “yemeğini kontrol et” demek, duygusal gerçekliği göz ardı eder. Asıl ihtiyaç, kişinin yemekle, bedenle ve duygularıyla olan ilişkisini yeniden anlamlandırmaktır.</p>
<h2 data-start="3824" data-end="3865"><strong data-start="3827" data-end="3863">İçsel İyileşme ile Bedenle Barış</strong></h2>
<p data-start="3867" data-end="4106">Sağlıklı bir <strong data-start="3880" data-end="3896">beden algısı</strong> için önce kendi iç sesimizi tanımamız gerekir. Bu, profesyonel destekle mümkün olabilir; çünkü yeme bozuklukları genellikle kişinin kendi başına kırmakta zorlandığı düşünce ve davranış döngüleriyle beslenir.</p>
<p data-start="4108" data-end="4381">Terapi süreci, yalnızca yemekle değil, özdeğer algısıyla da çalışmayı içerir. Tıpkı ilişkilerde “ulaşılmaz ol” yerine “sınır koymayı öğren” demek gibi, yeme davranışlarında da “kendini kısıtla” yerine “bedenini dinle” yaklaşımı daha sürdürülebilir ve şefkatli bir yoldur.</p>
<h2 data-start="4388" data-end="4450"><strong data-start="4391" data-end="4448">Gerçek İyileşme, Kurallardan Değil Gerçeklikten Doğar</strong></h2>
<p data-start="4452" data-end="4589">Anoreksiya ve bulimia, yalnızca kilo ile ilgili meseleler değildir; bunlar, kişinin kendini duyma, görme ve değerli hissetme biçimidir.</p>
<p data-start="4591" data-end="4712">Stratejiler ve yasaklar üzerine kurulu bir iyileşme süreci yüzeyde değişim yaratabilir ama derindeki yaralara dokunmaz.</p>
<h2 data-start="4719" data-end="4749"><strong data-start="4722" data-end="4747">Sağlıklı Beden Algısı</strong></h2>
<p data-start="4751" data-end="4923">Unutmayın, bedeniniz sizin düşmanınız değil, yaşam boyu taşıyacağınız en yakın dostunuzdur. Ona sert kurallarla değil, anlayışla yaklaşmak, iyileşmenin en güçlü adımıdır.</p>
<p data-start="4925" data-end="5030">Ve en sağlıklı <strong data-start="4940" data-end="4958">estetik algısı</strong>, “Ben kendim olduğum hâlde değerliyim” diyebildiğiniz noktada başlar.</p>
<h2 data-start="5037" data-end="5054"><strong data-start="5040" data-end="5052">Kaynakça</strong></h2>
<ul data-start="5056" data-end="5779">
<li data-start="5056" data-end="5213">
<p data-start="5058" data-end="5213">American Psychiatric Association. (2022). <em data-start="5100" data-end="5187">Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR).</em> Washington, DC: Author.</p>
</li>
<li data-start="5214" data-end="5358">
<p data-start="5216" data-end="5358">Fairburn, C. G., &amp; Harrison, P. J. (2003). Eating disorders. <em data-start="5277" data-end="5300">The Lancet, 361(9355)</em>, 407–416. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1016/S0140-6736(03)12378-1" target="_new" rel="noopener" data-start="5311" data-end="5356">https://doi.org/10.1016/S0140-6736(03)12378-1</a></p>
</li>
<li data-start="5359" data-end="5502">
<p data-start="5361" data-end="5502">National Eating Disorders Association. (2023). What are eating disorders? <a class="decorated-link" href="https://www.nationaleatingdisorders.org/what-are-eating-disorders" target="_new" rel="noopener" data-start="5435" data-end="5500">https://www.nationaleatingdisorders.org/what-are-eating-disorders</a></p>
</li>
<li data-start="5503" data-end="5656">
<p data-start="5505" data-end="5656">Treasure, J., Claudino, A. M., &amp; Zucker, N. (2010). Eating disorders. <em data-start="5575" data-end="5598">The Lancet, 375(9714)</em>, 583–593. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1016/S0140-6736(09)61748-7" target="_new" rel="noopener" data-start="5609" data-end="5654">https://doi.org/10.1016/S0140-6736(09)61748-7</a></p>
</li>
<li data-start="5657" data-end="5779">
<p data-start="5659" data-end="5779">World Health Organization. (2023). Eating disorders. <a class="decorated-link" href="https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/eating-disorders" target="_new" rel="noopener" data-start="5712" data-end="5777">https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/eating-disorders</a></p>
</li>
</ul>
<p data-start="5786" data-end="5805">
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medya-estetik-algisi-ve-yeme-bozukluklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler İlişki Tavsiyeleri Neden İşe Yaramıyor? Bağlanma Stiliniz Her Şeydir  </title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/populer-iliski-tavsiyeleri-neden-ise-yaramiyor-baglanma-stiliniz-her-seydir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=populer-iliski-tavsiyeleri-neden-ise-yaramiyor-baglanma-stiliniz-her-seydir</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/populer-iliski-tavsiyeleri-neden-ise-yaramiyor-baglanma-stiliniz-her-seydir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İkbal Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 11:04:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bireysel Terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=6207</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal medya platformlarında her gün karşımıza çıkan ilişki tavsiyeleri, artık neredeyse modern çağın “ilişki el kitapları” hâline geldi. “Önce o yazsın”, “Ulaşılmaz ol, seni daha çok ister”, “5 günde duygusal bağ kurdur” gibi başlıklar, her biri birkaç saniyelik dikkat aralıklarıyla şekillenen videolarda milyonlarca izlenme alıyor. Bu içerikler, hızlı tüketim kültürünün ilişkiler üzerindeki yansımalarını da gözler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya platformlarında her gün karşımıza çıkan <b>ilişki tavsiyeleri</b>, artık neredeyse modern çağın “ilişki el kitapları” hâline geldi. “Önce o yazsın”, “Ulaşılmaz ol, seni daha çok ister”, “5 günde duygusal bağ kurdur” gibi başlıklar, her biri birkaç saniyelik dikkat aralıklarıyla şekillenen videolarda milyonlarca izlenme alıyor. Bu içerikler, hızlı tüketim kültürünün ilişkiler üzerindeki yansımalarını da gözler önüne seriyor. Fakat bir psikolog olarak, bu önerilerin çoğunun bireysel psikolojik gerçeklikleri göz ardı ettiğini ve çoğu zaman insanları kendilerine yabancılaştırdığını üzülerek gözlemliyorum. Çünkü ilişkiler stratejilerle değil, <b>duygusal </b><strong>farkındalıkla</strong> yürür.</p>
<h2><b>İlişkilerde Bağlanma Stilinin Rolü</b></h2>
<p>İlişkilerin sağlıklı ilerleyip ilerlememesinde, bireylerin <b>bağlanma stili</b> oldukça belirleyici bir rol oynar. John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma kuramı, bir kişinin erken çocuklukta bakım verenle kurduğu ilişkinin, yetişkinlikteki romantik ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini açıklar. Bu kuram, bireylerin <b>bağlanma </b><strong>stilini</strong> genel olarak güvenli, kaygılı ve kaçıngan olarak üç ana başlıkta ele alır. Daha sonra dördüncü bir stil olarak “dağınık/çelişkili (disorganize)” bağlanma da literatüre eklenmiştir. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Güvenli <b>bağlanma </b><strong>stiline</strong> sahip bireyler, ilişkilerde yakınlık kurmakta zorlanmaz, duygu ve ihtiyaçlarını ifade etmede açık ve dengelidir. Bu bireyler, ilişkilerinde sağlıklı sınırlar koyabilir, aynı zamanda partnerlerinin ihtiyaçlarına da duyarlıdırlar. Oysa popüler <b>ilişki tavsiyeleri</b> genellikle bu tür bireylerin davranış biçimlerini değil, daha çok güvensiz bağlanan bireylerin baş etme mekanizmalarını besler.</p>
<h2><b>Kaçıngan Bağlanma Stili</b></h2>
<p>Popüler <b>ilişki tavsiyeleri</b>, özellikle kaçıngan <b>bağlanma </b><strong>stiline</strong> sahip bireylerin dinamiklerine hitap eder. Kaçıngan bireyler, duygusal yakınlıktan kaçınır, mesafe korumaya çalışır ve kontrolü ellerinde tutmak isterler. Bu nedenle “önce o arasın”, “sen kendini hemen açma” gibi öneriler onlar için geçici bir avantaj sağlar gibi görünebilir. Ancak bu <b>ilişki </b><strong>tavsiyelerini</strong> herkes için geçerli kabul etmek, farklı <b>bağlanma </b><strong>stiline</strong> sahip bireyleri, özellikle de kaygılı bağlananları, daha da incitir.</p>
<h2><b>Kaygılı Bağlanma ve Belirsizliğin Yıpratıcı Etkisi</b></h2>
<p>Kaygılı <b>bağlanma </b><strong>stiline</strong> sahip bireyler için ilişkideki belirsizlik ve duygusal geri çekilme tetikleyicidir. Bu bireyler, sevgi ve onay ihtiyaçlarını yoğun bir şekilde partnerlerinden karşılamaya çalışır, çoğu zaman ilişkide terk edilme korkusuyla hareket ederler. Sosyal medyada önerilen bu tür <b>ilişki tavsiyeleri</b>, onların ilişkideki temel ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, terk edilme korkularını artırır. Sonuç olarak kişi hem kendini hem de ilişkiyi anlamlandıramaz hale gelir. “Ben tüm kurallara uydum ama yine de olmadı” cümlesi, bunun en somut ifadesidir. Aslında ortada yanlış bir kişi ya da eksik bir çaba değil, yanlış bir yaklaşım vardır.</p>
<h2><b>Bağlanma Stiline Göre Stratejinin Etkisizliği</b></h2>
<p>İlişkilerde “herkese uyan tek bir doğru” yoktur. <b>Bağlanma </b><strong>stilimiz</strong>, ilişkideki ihtiyaçlarımızı, iletişim şeklimizi, sınırlarımızı ve tetikleyicilerimizi belirler. Bu nedenle duygusal yapımıza uygun olmayan <b>ilişki </b><strong>tavsiyelerini</strong> uygulamak, kendimize yabancılaşmamıza, ilişkide sahiciliğimizi kaybetmemize ve zamanla tükenmişlik hissetmemize neden olabilir. Bir kişi için işe yarayan bir yöntem, başka biri için yalnızca kırıcı ve uzaklaştırıcı olabilir.</p>
<h2><b>Duygusal Farkındalıkla Gelen Sağlıklı Bağ</b></h2>
<p>Bu nedenle, sağlıklı bir ilişki kurmak istiyorsak, önce kendi <b>bağlanma </b><strong>stilimizi</strong> tanımamız, sonra bu stilin ilişkilerde nasıl işlediğini fark etmemiz gerekir. Gerekirse profesyonel bir destek alarak bu bağlanma biçimini dönüştürmek, ilişki yolculuğunda atılacak en sağlam adımdır. Bunu yapmak, yalnızca romantik ilişkilerimizi değil, arkadaşlıklarımızı, aile ilişkilerimizi ve hatta kendimizle olan bağımızı da dönüştürür. Kendi içsel ihtiyaçlarımızla temas kurduğumuzda, karşımıza çıkan <b>ilişki </b><strong>tavsiyelerini</strong> süzgeçten geçirerek değerlendirebiliriz. O zaman “ulaşılmaz ol” yerine “sınır koymayı öğren”, “önce o arasın” yerine “ihtiyacını dürüstçe ifade et” gibi daha sağlıklı ve bireyin psikolojik gerçekliğine uygun yollar belirlenebilir.</p>
<h2><b>Gerçek Bağ, Strateji İstemez</b></h2>
<p>Bağ kurmak; taktiklerle değil, <b>duygusal </b><strong>farkındalıkla</strong> gerçekleşir. Bir ilişki, kim daha az duygusunu gösterirse kazanır yarışına dönüştüğünde, aslında iki kişi de kaybeder. Gerçek ve doyurucu bir bağ, ancak kendini olduğu gibi ortaya koyabilen, duygusal ihtiyaçlarını dürüstçe tanıyan ve karşısındakiyle sağlıklı bir iletişim kurabilen bireyler arasında oluşur. Güvensizlik üzerine kurulan bir dinamikte, ne kadar strateji uygulanırsa uygulansın, ilişki ancak yüzeysel bir bağdan öteye geçemez.</p>
<h2><b>Kurallarla Değil, Gerçeklikle Gelen Bağ</b></h2>
<p>Unutmayın, gerçek bağ oyun istemez. Ve bazen en doğru ilişki stratejisi, strateji yapmamaktır. Bu, zayıflık değil, cesaret ister. Kendinizi saklamak yerine görünür kılmak; sevgiyi elde etmeye çalışmak yerine akmasına izin vermek… İşte bu, gerçek bir ilişkinin temelidir. Kendinize “Nasıl davranmalıyım?” diye sormadan önce, “Kendimi bu ilişkide gerçekten görüyor muyum?” diye sorun. Çünkü hak ettiğiniz ilişki, kurallarla değil, gerçeklikle gelir. Ve en sağlıklı ilişki, “Ben kendim olduğum hâlde sevilmeye devam edebiliyorum” diyebildiğiniz ilişkidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/populer-iliski-tavsiyeleri-neden-ise-yaramiyor-baglanma-stiliniz-her-seydir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yas Süreci:  Kaybın Ardındaki Duygusal Yolculuk</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/yas-sureci-kaybin-ardindaki-duygusal-yolculuk/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yas-sureci-kaybin-ardindaki-duygusal-yolculuk</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/yas-sureci-kaybin-ardindaki-duygusal-yolculuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İkbal Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 09:28:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kayıp ve Yas Terapisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=2390</guid>

					<description><![CDATA[Bir kaybın ardından yaşanan yas süreci, insanın en derin duygularıyla yüzleştiği bir dönemdir. Bu süreç, bireyin duygusal, zihinsel ve fiziksel sağlığını etkileyebilir. Kaybı kabullendikten sonra yaşamımıza devam etmek isteriz, ancak kaybettiğimiz kişinin duygusal varlığı zihnimizde varlığını sürdürür. Bu da bizi, o kişiyle yeni bir ilişki biçimi geliştirmeye zorlar.   Kayıp, hayatın doğal bir parçasıdır ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaybın ardından yaşanan <b>yas süreci</b>, insanın <b>en derin duygularıyla yüzleştiği</b> bir dönemdir. Bu süreç, bireyin <b>duygusal</b>, <b>zihinsel</b> ve <b>fiziksel sağlığını etkileyebilir</b>. <b>Kaybı kabullendikten sonra</b> yaşamımıza devam etmek isteriz, ancak <b>kaybettiğimiz kişinin duygusal varlığı</b> zihnimizde varlığını sürdürür. Bu da bizi, o kişiyle <b>yeni bir ilişki biçimi geliştirmeye</b> zorlar. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>Kayıp</b>, hayatın <b>doğal bir parçasıdır</b> ve yalnızca <b>ölümle sınırlı değildir</b>. <b>Boşanma</b>, <b>taşınma</b>, <b>iş değiştirme</b>, <b>kronik hastalık</b>, <b>fiziksel engellilik</b>, <b>büyüme</b> ve <b>yaşlanma</b> gibi durumlar da <b>yas sürecini tetikleyebilir</b>. Birey, bu tür değişimlerle başa çıkmaya çalışırken, alışılmış <b>çözüm yollarının yetersiz</b> kaldığını fark edebilir ve kendini <b>çaresiz hissedebilir</b>. Bu noktada <b>korkuya kapılarak</b> hayatında hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini düşünebilir, <b>engellenmişlik duygusuyla umutsuzluk</b> yaşayabilir ve <b>kaygı düzeyi</b> artabilir. Tüm bunlar, bireyin bir <b>kriz sürecine girmesine</b> neden olabilir. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><strong>Başarılı bir yas sürecinin temelinde iki ana unsur vardır: <span class="Apple-converted-space"> </span></strong></p>
<ol>
<li><b>Kaybettiğimiz kişiyle olan ilişkimizi</b>, bu ilişkinin bizim için <b>ne anlama geldiğini</b> değerlendirerek yeniden gözden geçirmek. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li>Bu ilişkiyi, <b>geleceği olmayan bir hatıraya dönüştürmeyi</b> öğrenmek.</li>
</ol>
<h3><b>Yas Sürecinin Aşamaları Nelerdir?</b></h3>
<p><b>Elisabeth Kübler-Ross</b> tarafından tanımlanan <b>beş aşamalı yas süreci</b>, kayıp yaşayan bireylerin yaşadığı <b>duygusal değişimleri</b> anlamamıza yardımcı olabilir: <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<ul>
<li><b>İnkâr</b>: <b>Kaybın gerçekliğiyle yüzleşmek</b> zordur. Birey, kaybı <b>kabul etmekte güçlük çeker</b> ve kaybın henüz olmadığına inanabilir. Bu aşama, kişiyi <b>duygusal olarak koruyan</b> bir <b>savunma mekanizmasıdır</b>. Kaybın etkisi, bazen bir süreliğine <b>reddedilir</b>. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Öfke</b>: Kaybın getirdiği <b>haksızlık</b> ve <b>hayal kırıklığı</b>, <b>öfke duygusuna</b> yol açar. Kişi, kaybı kabullenmekte zorlandıkça, öfkesini çevresindeki insanlara, duruma veya kendine yönlendirebilir. Bu öfke, <b>kaybın sorumlusunu arama</b> çabasıyla şekillenir. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Pazarlık</b>: Bu aşamada birey, kaybı <b>telafi etmek için zihinsel pazarlıklar</b> yapar. <b>“Keşke…”</b> düşünceleri, geçmişteki seçimler veya yapmadığı şeyler üzerine yoğunlaşarak kaybı <b>geri alabileceğini</b> düşünür. Birey, kaybı geri alma çabası içinde bir tür <b>zihinsel hesaplaşma</b> yaşar. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Depresyon</b>: Kaybın oluşturduğu <b>boşluk ve yalnızlık</b>, derin bir <b>üzüntüye</b> yol açar. Birey, <b>kaybın gerçekliğiyle yüzleştikçe</b> içsel bir <b>çöküş hissedebilir</b>. Bu dönemde, kişi <b>duygusal olarak tükenmiş</b>, <b>yalnız</b> ve <b>umutsuz</b> hissedebilir. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Kabullenme</b>: Kaybın ardından, birey <b>kaybın gerçekliğini kabul eder</b>. Bu aşama, <b>duygusal olarak iyileşmeye</b> başlama ve <b>yaşamla uyum sağlama</b> dönemidir. Kişi, kaybın etkisiyle <b>barışarak</b>, <b>geleceğe adım atmak</b> için bir denge bulur.</li>
</ul>
<p><b>Yas süreci</b>, her bireyin <b>kendine özgü bir yolculuğudur</b> ve kaybın etkisi, kişinin <b>geçmiş deneyimlerinden</b>, <b>kişilik yapısından</b> ve <b>kaybın niteliğinden</b> bağımsız olarak değişir. Yasın ilk aşamaları olan <b>inkâr</b>, <b>öfke</b> ve <b>pazarlık</b> gibi <b>duygusal tepkiler</b>, kişisel geçmiş ve kaybın etkisiyle şekillenir. Bu süreçte, birey <b>duygusal olarak dalgalanabilir</b> ve her aşama farklı bir <b>hızda ve sırayla</b> yaşanabilir. <b>Yas sürecinin tamamlanmaması</b>, kişisel gelişimi <b>olumsuz etkileyebilir</b>. Yas, <b>doğal bir iyileşme sürecidir</b>; ancak <b>duygusal tepki sürecinin yok sayılması</b> veya <b>ihmal edilmesi</b>, yasın <b>kronikleşmesine</b> ve <b>patolojik bir hal almasına</b> yol açabilir. <b>Patolojik yas</b>, <b>depresyon</b>, <b>psikosomatik hastalıklar</b> ve diğer <b>klinik sorunlara</b> neden olabilir. Bu nedenle, <b>yas sürecinin doğru bir şekilde işlenmesi</b> ve tamamlanması, bireylerin <b>psikolojik sağlığı</b> için kritik önem taşır.</p>
<h3><b>Kayba Alışmanızı Sağlayacak 7 Yol</b></h3>
<ol>
<li><b>Duygularınızı Bastırmayın, Kabul Edin</b><br />
Kaybın getirdiği üzüntü, öfke, şaşkınlık gibi duyguları bastırmak yerine kabul etmek, yas sürecini sağlıklı bir şekilde atlatmanızı sağlar. Kendinize bu duyguları yaşama izni verin. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Duygularınızı Paylaşın</b><br />
Yalnız hissetmek yas sürecini zorlaştırabilir. Aile, arkadaşlar veya bir uzmandan destek almak, kaybınızı anlamlandırmanıza ve bu süreci daha sağlıklı geçirmenize yardımcı olur. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Rutinlerinize Devam Edin</b><br />
Günlük alışkanlıklarınızı sürdürmek, sizi hayata bağlayan önemli bir adımdır. İşinize, sosyal hayatınıza veya hobilerinize geri dönmek, zamanla kaybın getirdiği boşluğu doldurmanıza yardımcı olabilir. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Kendinize Zaman Tanıyın</b><br />
Kayba alışmak zaman alır ve bu süreci hızlandırmaya çalışmak, duygusal yükünüzü artırabilir. Kendinize karşı sabırlı olun ve iyileşme sürecinin kişiden kişiye değiştiğini unutmayın. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Kaybınızı Anlamlandırın</b><br />
Kaybettiğiniz kişi ya da durumla olan ilişkinizi gözden geçirmek, yaşananları anlamlandırmak iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Kaybınızı sadece bir eksiklik olarak değil, hayatınıza kattıklarıyla birlikte hatırlamak, onunla olan bağınızı farklı bir boyuta taşıyabilir. <span class="Apple-converted-space"> </span></li>
<li><b>Yeni Anlamlar ve Hedefler Belirleyin</b><br />
Kaybın ardından hayata yeniden yön vermek, sizi ileriye taşıyan bir güç olabilir. Yeni bir hobi edinmek, sosyal aktivitelere katılmak veya geleceğe dair yeni hedefler belirlemek, yaşam enerjinizi geri kazanmanıza yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Profesyonel Destek Almayı Düşünün</strong>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Eğer kaybınız </span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-b88u0q r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy">günlük yaşamınızı olumsuz etkiliyor</span></span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">, uzun süredir </span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-b88u0q r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy">derin bir umutsuzluk</span></span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"> içindeyseniz, bir </span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-b88u0q r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy">uzmandan destek almak</span></span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"> sizin için faydalı olabilir. </span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-b88u0q r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy">Profesyonel destek</span></span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">, </span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-b88u0q r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy">yas sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamanıza</span></span></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-a8ghvy"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"> yardımcı olur.</span></span></div>
</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/yas-sureci-kaybin-ardindaki-duygusal-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
