<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Hale Kılıç &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/halekilic/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 May 2026 09:43:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Hale Kılıç &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Miras Kalan Bakışlar: Dünyayı Kimin Gözüyle Görüyoruz?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/miras-kalan-bakislar-dunyayi-kimin-gozuyle-goruyoruz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=miras-kalan-bakislar-dunyayi-kimin-gozuyle-goruyoruz</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/miras-kalan-bakislar-dunyayi-kimin-gozuyle-goruyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 22:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebeveyn ve Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=36744</guid>

					<description><![CDATA[Dünyayı görmeye başladığımız an, gözlerimizi ilk açtığımız an değildir. Dünyaya ilk bakışımız, ebeveynlerimizin gözlerinden olur. Onların baktığı yerlere bakar, dikkat ettikleri şeylere odaklanır ve dünyayı ancak onların algıladığı kadar algılayabiliriz. Elbette büyüdükçe kendi gözlerimizle de görmeye başlarız; bazen ebeveynlerimizden çok uzak bir dünyaya sahip oluruz, bazense tıpatıp aynısına… Ne kadar uzak veya yakın olsak da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyayı görmeye başladığımız an, gözlerimizi ilk açtığımız an değildir. Dünyaya ilk bakışımız, ebeveynlerimizin gözlerinden olur. Onların baktığı yerlere bakar, dikkat ettikleri şeylere odaklanır ve dünyayı ancak onların algıladığı kadar algılayabiliriz. Elbette büyüdükçe kendi gözlerimizle de görmeye başlarız; bazen ebeveynlerimizden çok uzak bir dünyaya sahip oluruz, bazense tıpatıp aynısına…</p>
<p>Ne kadar uzak veya yakın olsak da gözlerimiz, onların dünyasından bakmayı hiç unutmuyor. Yaşadığımız her olayda içimizden bir ses, dünyaya onların perspektifinden bakıp bize yol gösteriyor. Bu gözler bazen karanlıkta ışık olurken bazen de gündüz vakti lamba yakmak kadar işlevsiz kalabiliyor. Çünkü onlara göre güneş bir anda batabilir ve biz karanlıkta kalabiliriz; bizi bu karanlıktan koruma ihtimaline karşı her daim tetikte beklerler.</p>
<p>Bazı insanlar büyüdükçe dünyayı kendi gözleriyle görmeye başlarken bazıları ise ebeveynlerinin bakış açısıyla yaşamaktan hiç vazgeçmez. Belki konfor alanının cazibesi, belki de bildiklerinin dışına çıkma korkusu buna sebep olur. Oysa insanın dünyaya kendi gözleriyle bakması gerekir. Ancak herkes farklı pencerelerden baktığında gerçek güzellikleri yakalayabiliriz. Aynı manzaraya bakıp farklı detaylarda kaybolabilmek, hayatı zenginleştirir.</p>
<p>Kimimizin gözlerinden çiçekler, bahçeler, güneşler eksik olmazken; kiminin bahçesinden karanlıklar, kasvetler ve yağmurlar gitmez. Bu durum bazen dünyaya gözümüzü açtığımız evle, bazen ebeveynlerimizle, bazense büyüdükçe karşımıza çıkan kişilerle ilgilidir. Ama şu gerçeği yadsıyamayız: İnsanlar henüz bebekken doğdukları evde, ebeveynlerinin davranışlarıyla dünyayı öğrenir. Bu evlerdeki tutumlar sağlıklı bir psikolojik gelişimi ne kadar desteklerse, çocuk yetişkin bir birey olduğunda bu sağlığı o denli sürdürür. Çünkü hayatı, kendisine öğretilen güvenli yollarla yaşamaya devam eder; dengesiz ruh halindeki kişilerden, kendisine zarar verenlerden ve iyi hissetmediği ortamlardan uzak durur. Güvenli alanını bilir, neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt edebilir.</p>
<p>Madalyonun öbür yüzünde ise dünyaya &#8220;şanssız&#8221; gelenler var. Bir evi, hatta evi olsa da &#8220;yuva&#8221; diyebileceği bir yeri olmayanlar; ebeveynsiz büyüyenler ya da ebeveynleri yanında olsa dahi psikolojik olarak yalnız bırakılanlar… Bu ailelerde doğan çocuklar dünyayı; doğdukları ev gibi güvensiz, soğuk ve sevgisiz bir yer olarak kodlarlar. Öğretilenlerden şaşmayıp yetişkin olduklarında tıpkı ebeveynleri gibi soğuk, duyarsız ve &#8220;varlığıyla yokluğu bir&#8221; hissettiren kişilere çekilirler. Ebeveynleriyle kurdukları o sancılı ilişkinin bir benzerini partnerleriyle yaşarlar ve bu durum onları rahatsız etmez; çünkü bu, çocukluktan kalma tanıdık bir histir.</p>
<p>Öğrenilenleri değiştirmek elbette zordur ama imkânsız değildir. Dünyaya baktığımız gözlere farklı bir perspektif kazandıran <strong>psikoterapi</strong> seansları, tam da bu dönüşüm için vardır. Hayat; doğduğumuz evde öğretilenlerle başlayıp yaşadıklarımızın bize öğrettikleriyle şekillenen belirsiz bir yolculuktur. Bu yolda kimin neyle karşılaşacağı, hangi sınavlardan geçeceği belirsiz olsa da aile evinde inşa edilen temel, bireyin kriz anlarında sağlıklı bir kişilik sergilemesine yardımcı olur. Maalesef şanssız bir ailede büyüyen çocuklar, hayatın zorluklarının yanında bir de sağlıksız bir kişilik gelişiminin yükünü taşırlar.</p>
<p>Dünyaya baktığı gözlerden rahatsız olup bu bakışa yeni bir soluk kazandırmak isteyen, terapi odasına girip kendisiyle yüzleşme cesareti bulan herkesi tebrik ediyorum. Yeni bir şey öğrenmek kolaydır; ancak öğrenilmiş bir şeyi, özellikle de dünyayı algılama biçimini belirleyen o köklü aile tabularını değiştirmek çok zordur. Tabuları yıkmak gerekir ama yerine yeni bir tabu koymadan…</p>
<p>Dilerim dünya, milyonlarca farklı bakış açısına yetecek kadar büyük olduğunun anlaşılacağı bir yer olur. Her çocuğun, hiçbir dayatma olmadan dünyaya kendi gözleriyle bakabileceği, hayatını kendi istediği yönde şekillendirebileceği ebeveynleri olur. Aynı zamanda dilerim ki hiçbir birey, &#8220;çocuğum şanssız olmasın&#8221; kaygısıyla &#8220;helikopter ebeveynliğe&#8221; soyunmaz. Unutulmamalıdır ki; başta <strong>narsisizm</strong> olmak üzere birçok kişilik bozukluğu ve psikopatolojik hastalığın tohumları, ne yazık ki ilk evimizde atılıyor.</p>
<p>Bir yanlıştan kaçarken daha büyük yanlışlara kapılmamak dileğiyle…</p>
<p>Bana dünyayı kendi gözlerinden öğretirken, aynı zamanda dünyayı kendi gözlerimle keşfetme özgürlüğü tanıyan; psikoloji alanında derinleştikçe varlığına her gün &#8216;ne kadar şanslıyım&#8217; diyerek şükrettiğim canım annemin; akademik başarıyı annelikle harmanlayıp, teorik bilgilerini hayatın içine bir oyun gibi serpiştiren, yaratıcılığıyla beni her daim şaşırtıp &#8216;Abla, bu harika fikir nereden aklına geldi?&#8217; dedirten kıymetli ablamın; ve kalbiyle dünyayı güzelleştiren tüm annelerin, Anneler Günü’nü kutlarım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/miras-kalan-bakislar-dunyayi-kimin-gozuyle-goruyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vagonlar, Nehirler ve Yeni Bir Durak: 21</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/vagonlar-nehirler-ve-yeni-bir-durak-21/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=vagonlar-nehirler-ve-yeni-bir-durak-21</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/vagonlar-nehirler-ve-yeni-bir-durak-21/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 21:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=29171</guid>

					<description><![CDATA[Hayat bir trene benziyor. Nerelerden geçeceğini, tam olarak nereye varacağını bilmediğimiz bir tren&#8230; Her yeni yaşımızda bulunduğumuz vagonu terk edip bir başkasına geçiyoruz. Terk ettiğimiz her vagon yitip gitmiyor; sadece arkamızda kalıyor. Ama tren varacağı yere ulaşana dek, o vagonlar bizimle her yere geliyor. Vagonlardaki iyi şeyleri çantamıza doldurup ilerlerken, ardımızda bıraktığımız kötü anılar &#8220;tecrübe&#8221; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Hayat bir trene benziyor. Nerelerden geçeceğini, tam olarak nereye varacağını bilmediğimiz bir tren&#8230; Her yeni yaşımızda bulunduğumuz vagonu terk edip bir başkasına geçiyoruz. Terk ettiğimiz her vagon yitip gitmiyor; sadece arkamızda kalıyor. Ama tren varacağı yere ulaşana dek, o vagonlar bizimle her yere geliyor.</p>
<p data-path-to-node="2">Vagonlardaki iyi şeyleri çantamıza doldurup ilerlerken, ardımızda bıraktığımız kötü anılar &#8220;tecrübe&#8221; adını alarak hayatımıza entegre oluyor. İnsan kimi zaman bu <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="161">tecrübelere</b> bakıp gülümsüyor, kimi zamansa gözyaşı döküyor. Bazı tecrübeler mutlulukla uygulanırken, bazıları kalpte sızı bırakıyor. Hayatın tadını kaçıran, keyif almamıza engel olan tecrübeler de var; ancak bunlar bizi büyütüyor, daha bilgili kılıyor. İnsana &#8220;Keşke küçük ve cahil kalsaydım&#8221; dedirttikleri de oluyor ama hayat sanki herkesi acıtarak büyütmekle görevlendirilmiş.</p>
<p data-path-to-node="3">Bu &#8220;acıtarak büyütme&#8221; evresinde kalp de genişliyor; içindeki herkesi bir kat daha fazla seviyor. Sevdiği ve kaybettiği her şeyde, elindekilerin değerini daha iyi anlıyor insan. Belki de bu yüzden, kaybetmeye gerek kalmadan değer bilmeyi öğrenmeliyiz. Başkasınınkine özenmek yerine, elimizdekilerin bize özel olmasının kıymetini anlamalıyız. Elbet bir gün birilerini kaybederiz, elbet biraz eksiliriz. Asıl mesele o kayıplarda, o eksikliklerde tamamlanabilmek; her acıyı bir sevgiyle çarpıp yola devam edebilmek.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Eksikliklerin Güzelliği</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Büyümek, aslında her eksikliği bir bütüne tamamlama zorunluluğu hissetmemeyi öğrenmektir. Bazı şeyler eksik kalır ve bazı şeylerin zaten tamamlanacak bir parçası yoktur. Çocukken bu boşlukları kapatmak için beyhude bir çaba harcar, yeri dolmayacak şeyleri bile doldurmaya çalışırız. Büyüdükçe öğreniyoruz ki; bazı şeyler eksikliğiyle güzeldir.</p>
<p data-path-to-node="6">İnsanları değiştirmeye çalışmamayı, herkesin kendi doğasına göre davrandığını ve eğer o doğa bizde karşılık bulmuyorsa onu kendimize benzetmek yerine oradan çekip gitmeyi öğreniyoruz. Gereksiz çabanın insanı yolundan alıkoyduğunu anlıyoruz. En önemli şey, kendi yolunda ilerlemek. Bu yol her zaman çiçekli bahçelere çıkmıyor; bazen taşlar ayağımıza batıyor, rüzgar üşütüyor, yağmur ıslatıyor. Bazen de uçuyormuşuz gibi hissettiren eşsiz manzaralara varıyor. Değişmeyen tek şey ise yolu yürüyen kişi. Yolun iyisi de kötüsü de bir sona sahip. Hayat, biraz da bu ikisinin köşe kapmacası gibi&#8230; Bu oyunun mutlak bir kazananı yok, sadece bizim ona atfettiğimiz anlamlar var. Kimi karanlığa takılıp kalıyor, kimi ışığa odaklanıyor. Hayatı nasıl göreceğimiz, baktığımızdan ziyade neyi görmeyi seçtiğimize bağlı.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Kendi Yaralarını Sarmak</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Bazen de hayat bir nehir&#8230; Kenardaki kayalara vura vura yontuluyoruz. Bazen suyun akışıyla sürükleniyor, bazen taşlar canımızı acıta acıta yol alıyoruz. Nehrin bittiği yerde, üzerimizdeki kurumuş kanlarla kıyıya çıkıyoruz. Ben o yaraları sevmiyorum; keşke büyümenin bedeli acı olmasaydı.</p>
<p data-path-to-node="9">Hayat doğrusal bir düzlem, kusursuz bir plan ya da şaşmaz bir pusula değil. İnişli çıkışlı, düşüşlü kalkışlı bir süreç. Üstelik düşerken sadece seni değil; hayallerini, umudunu ve güvenini de beraberinde düşürüyor. Hepsi kırılıyor, eksiliyor ama yok olmuyor. Ayağa kalkarken o kırık parçaları da yanına alıyorsun. Eğer bu parçaları birinin tamir etmesini beklerseniz, her defasında bir tamirciye muhtaç kalırsınız. Kendiniz tamir etmeyi öğrenmezseniz, sistem illaki bir gün çöker. Kendi ellerimle yaptığım tamir bozuk olsun, eskisi gibi görünmesin, hatta güzel bile olmasın; bir başkasının elinden çıkan &#8220;kusursuz&#8221; bir parçadansa, kendi emeğim olan o kusurlu parçayı tercih ederim.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Yeni Bir Vagon</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Küçükken her yeni yaşımda, bir yaş daha yaşlandım diye üzülürdüm. Şimdilerde ise seviniyorum; çünkü çantama yeni şeyler ekleniyor. Arada çantamdan çıkanlar da oluyor; onlara &#8220;sığmayanlar&#8221; diyorum. Aslında çantamda her şeye yer vardır, yer yoksa da yaratırım ama onlar sığmamayı seçmişler. Ya çantayı sevmediler ya içinde olmaktan korktular ya da sabit kalmaktan kaçtılar&#8230; Belki de sadece ben onları taşımak istemedim. Gereksiz ağırlıkları değil, hafifliği seviyorum.</p>
<p data-path-to-node="12">Yorulmayı da dinlenmeyi de bilirim ama en çok yorulduktan sonraki o huzurlu dinlenmeyi severim. Yürümeyi de durmayı da severim ama en çok yolum &#8220;evime&#8221; çıkana kadar yürümeyi severim. Henüz durmam gerekmedi, o yüzden durmayı sever miyim bilmiyorum. Kaybettiklerimi de kazandıklarımı da seviyorum. Kaybettiklerim olmasa, yenilerine yer açılmazdı. Bazı kayıpların hayatımda yarattığı o büyük boşluklara, eskisinden çok daha sağlam binalar inşa etmeyi öğrendim.</p>
<p data-path-to-node="13">Yine de&#8230; Bazılarının nefesinin bahçemdeki tek bir çiçeğe bile değmesini istemem artık. Bazılarının yoluma çıkmasını dilemem. Artık yağmurlu havalarda güneşin açmasını bekleyerek vakit kaybetmiyorum; ışığımı karanlıkları aydınlatmak için harcamıyorum. Karanlıklar karanlık kalsın, yağmurlar yağmaya devam etsin. Benim iklimim artık muson değil.</p>
<p data-path-to-node="14">Şimdi bu trene bir vagon daha eklenirken, ben de bu vagondaki eşyalarımı yavaş yavaş toparlıyorum. Yeni vagona geçmeme günler kala, son günlerimin tadını çıkarıyorum.</p>
<p data-path-to-node="15">Hoşça kal 20. Beni onlu yaşlarımdan koparıp bu yeni yola çıkardığın için seni çok sevdim. Bana kattıklarını, hatta benden eksilttiklerini bile seviyorum; eksilenleri bir gün yerine koyarız ya da koymayız, eksik kalır&#8230;</p>
<p data-path-to-node="16">Ve hoş geldin 21. Yirmi bir yıl önce bugünlerde epey yol katetmiştim; yürümeyi, koşmayı, konuşmayı öğrenmiştim. Umarım yirmi bir yıl sonra bana yeniden koşmayı öğretirsin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/vagonlar-nehirler-ve-yeni-bir-durak-21/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prangalarından Kurtulan Çiçek Bahçesi: Kadınların Sesi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/prangalarindan-kurtulan-cicek-bahcesi-kadinlarin-sesi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=prangalarindan-kurtulan-cicek-bahcesi-kadinlarin-sesi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/prangalarindan-kurtulan-cicek-bahcesi-kadinlarin-sesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 21:50:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=26746</guid>

					<description><![CDATA[Büyük çoğunluğu ataerkil kodlarla örülmüş bir toplum düzeninde, kadın olarak nefes almak bile başlı başına bir direniş hali. Bizim için karşılaştığımız her zorluk, sadece aşılması gereken bir engel değil; aynı zamanda varlığımızı kanıtlama çabasının bir parçası oldu. Girdiğimiz her işte, koyulduğumuz her yolculukta, kurduğumuz her cümlede bir denetim mekanizmasıyla karşılaştık. Giydiğimiz kıyafetlerin boyundan, dışarı çıktığımız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Büyük çoğunluğu ataerkil kodlarla örülmüş bir toplum düzeninde, kadın olarak nefes almak bile başlı başına bir direniş hali. Bizim için karşılaştığımız her zorluk, sadece aşılması gereken bir engel değil; aynı zamanda varlığımızı kanıtlama çabasının bir parçası oldu. Girdiğimiz her işte, koyulduğumuz her yolculukta, kurduğumuz her cümlede bir denetim mekanizmasıyla karşılaştık. Giydiğimiz kıyafetlerin boyundan, dışarı çıktığımız saate; gittiğimiz mekanlardan, yanımızda kimlerin olduğu kadar her detay birer &#8220;haklı çıkarma&#8221; çabasına dönüştürüldü. İnançlarımız ve güvenliğimiz, başkalarının çizdiği sınırlar içine hapsedilmek istendi.</p>
<p data-path-to-node="3">En acısı da, en güvendiklerimiz ve en sevdiklerimiz tarafından kurban edilmemiz oldu. Bazen bir yabancının sokaktaki öfkesine, bazen &#8220;namus&#8221; adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bir caniliğe hedef olduk. Katillerimize her zaman bir sebep buldular: O saatte orada olmamıza, evimizde yalnız kalmamıza, giydiğimiz eteğe ya da tam tersine taktığımız başörtüsüne takıldılar. Sevgilimiz olmasını suç saydılar, aile içindeki baskıya boyun eğmememizi bahane ettiler. Ne sebep buldularsa, o sebeplerin içine bizi gömmeye çalıştılar. Ancak sormak gerekir: Hiçbir gerekçe, bir insanın yaşam hakkını ve hür iradesini elinden almaya yeter mi? Binlerce kadının vahşice katledilmesini hangi &#8220;ama&#8221; veya &#8220;fakat&#8221; cümlesi meşrulaştırabilir?</p>
<p data-path-to-node="4">Öldüremedikleri kadınlar üzerinde ise sistematik bir baskı çarkı döndürdüler. Bir kadın bir işi başardığında, yeni bir icat yaptığında ya da hak ettiği bir konuma geldiğinde, o başarıyı kadına yakıştıramayan bir zihniyetle çarpıştık. “Bir kadın bunu nasıl yapabilir?” sorusunun ardına saklanan küçümsemeler, “İllaki arkasında bir erkek desteği vardır” imalarıyla birleşti. Bir kadının tek başına, sadece kendi emeğiyle bir şeyler başarabileceğine inanmayan binlerce kişiyle mücadele ettik; ne yazık ki bu kervana katılan hemcinslerimizin varlığı ise yaramızı daha da derinleştirdi.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Vicdani Bir Borç ve öz Eleştiri</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Bugün geldiğimiz noktada, yaşam hakkı elinden alınmış ya da hayatı birilerine köle edilerek hayallerinden koparılmış tüm kadınlar adına bir öz eleştiri vermek zorundayız. Belki de bu düzenin bu kadar fütursuzca devam etmesine seyirci kaldığımız için hepimiz biraz suçluyuz. Her kaybımızda bir anlık üzüntü duyup, sonra kendi güvenli alanlarımıza çekildiğimiz, acı en yakınımıza gelene kadar unutmayı tercih ettiğimiz için sorumluyuz. Bu çarkın dişlileri arasında ezilmeye devam eden her bir ruh için vicdani bir borcumuz var. Dilerim, bizleri affedebilirler. Dilerim, bugün onların yarım kalan çığlıkları, bizlerin birleşen sesinde devleşerek o adaletsiz duvarları sarsıyordur.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Farkındalık Duvarlarını Yıkmak ve Bilinçlenmek</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Hala yaşayan ancak &#8220;görmeden&#8221; yaşayan, farkındalık duvarlarını henüz yıkamamış kadınlarımıza seslenmek istiyorum: Duygu Asena’nın kaleminden dökülen özgürlüğü, Pınar Kür’ün Asılacak Kadın romanındaki o sarsıcı gerçeği okumadan geçmeyelim. Özellikle Duygu Asena&#8217;nın &#8220;Kadının Adı Yok&#8221; diyerek başlattığı o büyük isyanı ve o dönemin tabularını nasıl yıktığını iyi anlamalıyız. Kitapları poşetlere sokularak &#8220;müstehcen&#8221; ilan edilen, düşünceleri hapsedilmek istenen bu cesur kadının, aslında sadece &#8220;ben de varım&#8221; dediği için nasıl bir sansür dalgasıyla boğuştuğunu bilmeliyiz. O poşetlerin içine hapsedilmeye çalışılan sadece bir kitap değil, kadının özgür iradesi ve sesidir. <b data-path-to-node="8" data-index-in-node="673">Feminizm</b> tarihine adını yazdırmış kadınlarımızı tanımak, sadece bir isim bilmek değil; bir kimlik kazanmaktır. Lütfen okuyalım, araştıralım ve bilinçlenelim. Eğer onların kurduğu adaletsiz bir düzen varsa, bizim de o düzeni yıkacak bir gücümüz var.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Geleceğin Çiçek Bahçesi</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Kadınların yönettiği, kadının sesinin yankılandığı bir dünya, bir çiçek bahçesine benzer. <b data-path-to-node="10" data-index-in-node="90">Hakikat</b> ile adaletin, merhametle gücün harmanlandığı o bahçeden artık mahrum kalmayalım. O bahçeden daha fazla çiçek koparılmasına, dallarımızın kırılmasına izin vermeyelim.</p>
<p data-path-to-node="11">Bu vesileyle, bizlere bu yolu açan isimlere minnetimi sunmayı bir borç bilirim. Ziya Gökalp’e, Türkçülüğün Esasları eserinde &#8220;Türk Feminizmine&#8221; değinerek toplumu bu kavramla tanıştırdığı için teşekkür ederim. Elbette en büyük teşekkür, bizlere seçme ve seçilme hakkını pek çok medeni Avrupa ülkesinden on yıllar önce tanıyan, kadının toplumsal hayatta bir birey olarak var olmasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’edir. Onun attığı devrimci adımlar, Türk kadınının Orta Çağ karanlığından sıyrılıp modern dünyanın onurlu bir parçası olmasını sağlamıştır. Bizler bugün okul sıralarında, meclis kürsülerinde veya iş dünyasında yer alabiliyorsak; bu tamamen onun ileri görüşlülüğü sayesindedir. Sana olan minnetimiz asla bitmeyecek.</p>
<p data-path-to-node="12">Kitapları poşetlere sokulan, yasaklanan ama cesaretinden asla ödün vermeyen Duygu Asena’ya; romanlarında kadın haklarından bahseden ve Sultanahmet mitinginde kitleleri coşturan Halide Edip Adıvar’a; seçme ve seçilme hakkı için mücadele veren Nezihe Muhiddin’e; akademik feminizmin öncüsü Şirin Tekeli’ye ve şiddete karşı sığınacağımız bir liman olan Mor Çatı’nın mimarlarından Canan Arın’a&#8230; Ve kaybettiğimiz tüm o güzel kadınlara selâm olsun.</p>
<p data-path-to-node="13">Onların yaktığı meşale, bugün bizim ellerimizde. Bu meşaleyi söndürmeyecek, <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="76">aydınlık</b> dolu bir geleceğe doğru yürümeye devam edeceğiz.</p>
<p data-path-to-node="14">8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/prangalarindan-kurtulan-cicek-bahcesi-kadinlarin-sesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbimin Minik Işığı: Berre’ye Mektup</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/kalbimin-minik-isigi-berreye-mektup/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kalbimin-minik-isigi-berreye-mektup</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/kalbimin-minik-isigi-berreye-mektup/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 21:45:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=23604</guid>

					<description><![CDATA[Hayatı bir bebeğin gözlerinden görmek, onun meraklı bakışlarıyla dünyaya yeniden &#8220;merhaba&#8221; demek&#8230; Modern dünyanın o bitmek bilmeyen koşuşturmacası içinde, bir dakika bile durduğumuzda içimizi kemiren o &#8220;bir şeyler yapmam lazım&#8221; hissiyle hareket etmeye ne kadar da alışmışız. Her şeyi hızlı hızlı yapmaya, mesafelere koşarak gitmeye, anı yaşamadan tüketmeye programlanmış gibiyiz. Oysa yanı başınızda minik bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Hayatı bir bebeğin gözlerinden görmek, onun meraklı bakışlarıyla dünyaya yeniden &#8220;merhaba&#8221; demek&#8230; Modern dünyanın o bitmek bilmeyen koşuşturmacası içinde, bir dakika bile durduğumuzda içimizi kemiren o &#8220;bir şeyler yapmam lazım&#8221; hissiyle hareket etmeye ne kadar da alışmışız. Her şeyi hızlı hızlı yapmaya, mesafelere koşarak gitmeye, anı yaşamadan tüketmeye programlanmış gibiyiz. Oysa yanı başınızda minik bir bebek büyürken, o size unuttuğunuz o kadim bilgiyi fısıldıyor: <b data-path-to-node="1" data-index-in-node="475">Yavaşlamayı</b> öğrenmek.</p>
<p data-path-to-node="2">Daha zamanı var diye beklemeyi, sabırla aynı şeyleri defalarca kez göstermeyi, hangi kelimelerin söylenmesinin ne kadar büyük bir emek gerektirdiğine dikkat etmeyi öğreniyoruz. Önce beraber emekliyor, sonra o heyecan dolu ilk adımları birlikte atıyoruz. Düştüğünde elinden tutup kaldırmak, ağladığında kucağına alıp sarılmak sadece bir bebeği büyütmek değil; aslında kendi içimizdeki o sabırsız yetişkini de terbiye etmekmiş. Görmediğinde özlemek, sana bakıp o karşılıksız neşeyle güldüğünde içinde kocaman bir güneşin açtığını hissetmek&#8230; Sırf o seviyor diye aynı oyunları oynamak, artık ezberlediğiniz o nakaratları sıkılsanız da söylemeye devam etmek; onun bir gülüşü için halden hale girmek, aslında sevginin en saf halidir.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Yeniden Büyümek ve Dönüşmek</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Yanı başınızda bir bebek büyürken, aslında siz de onunla birlikte yeniden büyüyorsunuz. Eşyalarına dokunulmasından, düzeninin bozulmasından hoşlanmayan biriyken; minik parmakların en sevdiğiniz eşyaları karıştırmasına, odanızın o yeni haline gülümseyerek bakarken buluyorsunuz kendinizi. İlk kez yaptığı bir harekette, &#8220;ne kadar da çabuk büyüdü&#8221; diye gözlerinizin dolması, ilk kelimesini duyduğunuzdaki o mucizevi şaşkınlık&#8230; Gün ne kadar yorgun geçerse geçsin, eve girdiğinde sana bakıp gülmesiyle tüm yorgunluğun bir bulut gibi dağılıp gitmesi, hayatın bize sunduğu en büyük ödül olsa gerek.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Berre’ye Mektup</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Yılın başında hayatımıza doğan ve on iki ay boyunca yaşadığımız her günü bir güneş gibi aydınlatan Berre’m; bu ay senin hayatımıza girişinin yıl dönümü. Şimdi geriye dönüp baktığımda, sen olmadan nasıl bir hayatımız varmış hayal bile edemiyorum. Sensiz geçen o yıllar, meğer ne kadar sıkıcı, ne kadar eksik ve sessizmiş. Seni ilk gördüğümde o kadar miniciktin ki, o küçücük varlığının hayatımıza ne kadar devasa bir <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="416">sorumluluk</b> ve anlam kattığını o an anlamıştım. Seni sağlıkla, sevgiyle ve özgürce büyütmek, bizim bu hayattaki en büyük sorumluluklarımızdan biri haline geldi.</p>
<p data-path-to-node="7">Zaman, sen yanımızdayken hem çok yavaş hem de korkutucu bir hızla akıyor. Sen uyurken beşiğinin başında durup kitap okuduğum o sessiz gecelerden, bugün düşüp de bir yerini incitme diye peşinden koştuğumuz hareketli günlere ne ara geldik inan bilmiyorum. Sana emeklemeyi öğreteceğim diye seninle yerlerde emeklediğim o günler, yerini senin yürürken arkanda gururla durduğum günlere bıraktı. İlk kez elimden tutup yürüdüğün o anki güven duygunu hiç kaybetme; hayat boyu elimden tutmayı hiç bırakma.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Geleceğe Dair Dilekler</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Umarım hayat sana hep güzel yollar çıkarır. Dilerim hiç taşlı, topraklı, zor yollar görmezsin; yolların hep denize çıkar ve o serin dalgalar seni hep varmak istediğin yerlere taşır. Ben kendi payıma, sen büyürken her tökezlediğinde yanında olmaya gayret edeceğim. Ama seni hemen ayağa kalkmaya zorlamayacağım; istersen bir süre de yerde durmana izin verecek, hatta yanına uzanıp seninle o yerde duracağım. Sadece başardığında değil, başaramadığında da gösterdiğin gayretinden dolayı seni kutlayacağım.</p>
<p data-path-to-node="10">Kalbini hiç kirletme miniğim. Kalbin hep o tertemiz haliyle kalsın ki, yarın bir gün doğruyu seçmen gerektiğinde kalbinin rehberliğine bakabil. Ağladığında gözyaşlarını silip, güldüğünde kahkahalarına kahkaha ekleyeceğim. Senin her adımında arkanda değil, tam olarak yanında duracağım. Yanlış yollara sapmana her ne kadar izin vermek istemesem de, yanlışları yaşayarak doğruyu öğreneceğini bildiğimden istediğin yolu özgürce seçmeni sağlayacağım.</p>
<p data-path-to-node="11">Düştüğünde ayağa kalkmasını kendin öğren ki, her zorlukla karşılaştığında bir elin seni kurtarmasını bekleme; kendi gücünün farkına var. Hayatta her zaman iyi şeyler olmayacağını bil; ama kötü şeylerin içinde de iyilikler olduğunu sakın unutma. Başarının rakamlarla veya puanlarla değil; senin çabanla ölçüldüğünü bil. Ve en önemlisi sevmeye kendinden başla ki, sevgi ihtiyacını birilerinin karşılamasını bekleme. Doğayı sev, insanları sev, hayatı sev. <b data-path-to-node="11" data-index-in-node="453">Sevgi</b>, güzellikler doğurur. Hayata sevgiyle baktığında kalbinin yansıması doğrultusunda şeylerle karşılaşırsın. Kalbinin bahçesinde güzel duygular yetiştir ki, hayatın bu güzel duygularla döküp taşsın. Yürüdüğün yollarda, attığın her adımda çiçekler yetişsin hep.</p>
<p data-path-to-node="12">İyi ki doğdun Berre’m&#8230;</p>
<p data-path-to-node="13">“ha” seni çok seviyor…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/kalbimin-minik-isigi-berreye-mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025’e Veda Mektubu: Yollar, Vedalar ve Yeni Başlangıçlar</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/2025e-veda-mektubu-yollar-vedalar-ve-yeni-baslangiclar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=2025e-veda-mektubu-yollar-vedalar-ve-yeni-baslangiclar</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/2025e-veda-mektubu-yollar-vedalar-ve-yeni-baslangiclar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 22:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=21440</guid>

					<description><![CDATA[Yollar ve Kaybedişler Bu yıl bazılarımız sonsuza dek sürmesini istediği bir bağı kazandı ya da kaybetti. Birini kaybettiğimizde, kendimizden de bir şeyler kaybederiz. O kişiyle olan versiyonumuzu, o kişiyi düşündüğümüzde parlayan gözlerimizi, o kişiyle konuşurken attığımız kahkahaları, o kişiyle kurduğumuz hayalleri… Her şey biraz da bizden götürür. Belki de en çok kendimizde kaybettiklerimize üzülürüz. Bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="flex flex-col text-sm pb-25">
<article class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" tabindex="-1" data-turn-id="209bfab1-6697-449a-bd04-ac0e2f2ad5aa" data-testid="conversation-turn-2" data-scroll-anchor="true" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:--spacing(4)] @w-sm/main:[--thread-content-margin:--spacing(6)] @w-lg/main:[--thread-content-margin:--spacing(16)] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" tabindex="-1">
<div class="flex max-w-full flex-col grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="b4530212-827b-4fe9-99aa-89ccd8e533d3" data-message-model-slug="gpt-5-2">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[1px]">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full break-words light markdown-new-styling">
<h2 data-start="65" data-end="93"><strong data-start="68" data-end="93">Yollar ve Kaybedişler</strong></h2>
<p data-start="95" data-end="942">Bu yıl bazılarımız sonsuza dek sürmesini istediği bir bağı kazandı ya da kaybetti. Birini kaybettiğimizde, kendimizden de bir şeyler kaybederiz. O kişiyle olan versiyonumuzu, o kişiyi düşündüğümüzde parlayan gözlerimizi, o kişiyle konuşurken attığımız kahkahaları, o kişiyle kurduğumuz hayalleri… Her şey biraz da bizden götürür. Belki de en çok kendimizde kaybettiklerimize üzülürüz. Bir daha bulamayacağımızı sanarız, bir daha o duyguları yaşayamayacağımızı sanarız. Ama hayatta kayıplar olduğu gibi kazançlar da vardır. Bir yol sona erdi diye bütün yollar bitmez. Hayat yürüdükçe uzayan bir yola benzer. Bambaşka, dolambaçlı, bazen ters, bazen düz, bazen çok taşlı, bazen çok rahat yollar vardır. Hepsinden geçmeden yolculuk bitmez. Hangisinde ne kadar kalacağımız biraz da bize bağlıdır. Olaylara nasıl baktığımıza, nasıl gördüğümüze bağlıdır.</p>
<h2 data-start="944" data-end="971"><strong data-start="947" data-end="971">Mücadele ve Seçimler</strong></h2>
<p data-start="973" data-end="2022">Bazılarımız zor yollarla karşılaşınca düşüp kalır, ilerleyemez. Bazılarımızsa her şeye rağmen, bütün zorluklara rağmen mücadele eder. Ama sanırım şunu hiçbirimiz yadsıyamayız; hayatta mücadele edenler hep kazanır. Çabalayanlar, istediğini almak için uğraşanlar günün sonunda kazanır. Evet, çok yorulurlar, çok sıkılırlar, çok çalışırlar ama istediklerini de alırlar. Başka birinin istemesine rağmen çabalamayarak kaybettiği bir şeyi, bir başkası çabalayarak kazanır. Hangi yolda ne kadar kaldığımız da bazı şeyleri belirler. Mesela bir yolda çok zaman kaybetmek, sevdiğimiz bir şeyi kaybetmek anlamına da gelebilir. Çünkü hiçbir şey sonsuza dek beklemez. Her şeyin bir zamanı vardır, o zaman dolmadan yetişmek gerekir. Eğer zamanında yetişmezseniz, kaybettiğiniz şeylerin acısını uzun yıllar yaşarsınız. Hiçbir şey, göz göre göre kaybettiğiniz şeylerden daha can yakıcı değildir. Bilmeden kaybetseniz “bilmiyordum” dersiniz, kendisi gitse “o gitti” dersiniz; ama eğer o kalmasına rağmen siz kaybettiyseniz bunun acısı içinizde bir yerde daima kalır.</p>
<h2 data-start="2024" data-end="2056"><strong data-start="2027" data-end="2056">Yeni Yollar ve Veda Etmek</strong></h2>
<p data-start="2058" data-end="2824">Çok daha güzel yollarda yürümek için bazı yolların sona ermesi gerekir. Başka yollara sapmak gerekir. Belki var gücünüzle bu yolda aradığınız şey, aslında yanı başınızdaki yolda hiç uğraşmadan kazanacağınız bir şeydir. Arayış hiç bitmeyecek; her yolda farklı bir şey arayacaksınız. Önceki kendinizin istediği bir şeyi farklı bir yolda bulacaksınız ama bu sefer de o andaki kendiniz başka bir şey isteyecek. Bu döngü böyle devam edecek. Yolun sonuna gelene kadar hep böyle sürecek. Önemli olan girdiğiniz yollardan çıkarken çantanıza güzel anılarınızı koyup, kötü anılarınızı da o yolda bırakabilmektir. Bazı insanlar eski yollarda kalmalı, yeni yollarınızda olmamalı. Çünkü bazıları geçtiğiniz yollarda kalmayı hak eder, geçeceğiniz yollarda size eşlik etmeyi değil.</p>
<p data-start="2826" data-end="3698">Kaybettiklerimizi 2025’te bırakırken, onlara bir veda etmek de boynumuzun borcudur:<br data-start="2909" data-end="2912" />“Teşekkür ederim. Hayatımda kalmayı hak etmediğini gösterdiğin için teşekkür ederim; çünkü ben sana, senin kendine verdiğin değerden fazlasını vererek benimle bir yol yürüme şansı vermiştim. Bu şansı kullanmadığın için teşekkür ederim, çünkü bu şansı kullanmayı hiç hak etmemişsin. Göremediğim gerçekleri görmemi sağladığın için teşekkür ederim. Seninle yaşadığım güzel anıları çantama koyup kötüleri de senin ait olduğun yola bırakıyor; ben yeni ve çok daha güzel bir yola doğru yürüyorum. 2025’te kaldığın ve hayatımın daha fazlasında yer almadığın için teşekkür ederim. Sayende bana eşlik eden birinin nasıl biri olmaması gerektiğini çok iyi öğrendim. Bana öğrettiğin her şey için sana teşekkür ediyorum. Sana yürüdüğün yolda kalbinin güzelliği kadar iyilikler diliyorum. Hoşça kal.”</p>
<h2 data-start="3700" data-end="3735"><strong data-start="3703" data-end="3735">Kazanılanlar ve Minnettarlık</strong></h2>
<p data-start="3737" data-end="4414">Ve kazandıklarımız… Yolumuzu güzelleştirenler, karanlığımıza güneş gibi doğanlar… Yürüyeceğimiz yollarda bize eşlik etmeye devam edecek olanlar…<br data-start="3881" data-end="3884" />“2025’te kahkahalarıma kahkahalarını karıştıranlarım; düştüğümde beni kaldırmak yerine benimle beraber yerde kalıp ben hazır hissettiğimde elimden tutup kaldıranlarım; yürüdüğüm yollarda zorlandığımda daima yanımda bulduklarım; başarılı olsam da başarısız olsam da hep yanı başımda olanlarım… Size ne kadar teşekkür etsem azdır. Anılarımız ajandamda, galerimde, en çok da aklımda saklanıyor. Yeni yılda sizlerle birlikte yeni anılar biriktirmek için sabırsızlanıyorum. Sizin için söyleyebileceğim en güzel şey ‘iyi ki’ olacaktır.”</p>
<p data-start="4416" data-end="4987">En büyük teşekkürü de kendime ediyorum. Başardığım her şey için olduğu kadar, başaramadığım her şey için de teşekkür ederim. Çünkü biliyorum ki, başaramasam da çabalamışımdır. Ve çabama rağmen olmadıysa bırakmayı seçmişimdir. Çabalamayı bildiğim için, korkmayıp cesaret edebildiğim için, herkese ve her şeye rağmen denemeyi seçtiğim için, kalmam gerektiği kadar kalıp gitmem gerektiğinde gidebildiğim için, geride bıraktığım her yolda hiçbir pişmanlığım olmadığı ve içim rahat olduğu için teşekkür ederim. Attığım her adımda kendimi gururlandırdığım için teşekkür ederim.</p>
<p data-start="4989" data-end="5377">Şimdi önümde bilinmez yollarla dolu yepyeni bir yıl var. Umarım bu yıl bana daha nazik davranır, umarım bu yıl yürüdüğüm yollara yakışan kişiler girer hayatıma. <strong data-start="5150" data-end="5158">2025</strong>, her şeye rağmen seni çok sevdim. Bana öğrettiklerin için teşekkür ederim. Öğrettiğin her şey hem <strong data-start="5257" data-end="5265">2026</strong>’da hem de diğer yıllarda bana eşlik edecek. 2026’dan bize sayamayacağımız kadar güzellik getirmesini diliyorum.</p>
<p data-start="5379" data-end="5476" data-is-last-node="" data-is-only-node="">2025’in son yazısı olan bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yeni yılda görüşmek dileğiyle.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"></div>
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"></div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
<div class="pointer-events-none h-px w-px absolute bottom-0" aria-hidden="true" data-edge="true"></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/2025e-veda-mektubu-yollar-vedalar-ve-yeni-baslangiclar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narsistlik: Yanlış Anlaşılan ve Köklü Bir Kişilik Bozukluğu</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/narsistlik-yanlis-anlasilan-ve-koklu-bir-kisilik-bozuklugu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=narsistlik-yanlis-anlasilan-ve-koklu-bir-kisilik-bozuklugu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/narsistlik-yanlis-anlasilan-ve-koklu-bir-kisilik-bozuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 13:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=19141</guid>

					<description><![CDATA[Narsistlik son zamanlarda sosyal medyada sıkça kullanılan, ancak çoğu zaman yanlış yorumlanan bir kavramdır. Gelin, bu ciddi kişilik bozukluğunu ruh sağlığı çerçevesinde daha yakından inceleyelim. Narsistlik, bir kişilik bozukluğudur. Narsist bireyler psikoz hastaları değildir; gerçeklik algıları genellikle yerindedir, ancak bu gerçekliği çarpıtılmış bir benlik imajı üzerinden deneyimlerler. Kişi, kendisini diğerlerinden üstün görür ve empati eksikliği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="557" data-end="1030">Narsistlik son zamanlarda sosyal medyada sıkça kullanılan, ancak çoğu zaman yanlış yorumlanan bir kavramdır. Gelin, bu ciddi kişilik bozukluğunu ruh sağlığı çerçevesinde daha yakından inceleyelim. Narsistlik, bir kişilik bozukluğudur. Narsist bireyler psikoz hastaları değildir; gerçeklik algıları genellikle yerindedir, ancak bu gerçekliği çarpıtılmış bir benlik imajı üzerinden deneyimlerler. Kişi, kendisini diğerlerinden üstün görür ve <strong data-start="997" data-end="1017">empati eksikliği</strong> belirgindir.</p>
<h2 data-start="1032" data-end="1065"><strong data-start="1035" data-end="1065">Nörobiyolojik Farklılıklar</strong></h2>
<p data-start="1067" data-end="1173">Narsistlerin beyin yapılarında ve işleyişlerinde normal popülasyondan farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir.</p>
<ul data-start="1175" data-end="1805">
<li data-start="1175" data-end="1392">
<p data-start="1177" data-end="1392"><strong data-start="1177" data-end="1206">Prefrontal Korteks (PFK):</strong> Karar verme, dürtü kontrolü ve empati kurma gibi üst düzey işlevleri yönetir. Narsistlerde PFK’nın genellikle daha az aktif olduğu veya yapısal farklılıklar gösterdiği belirtilmiştir.</p>
</li>
<li data-start="1393" data-end="1514">
<p data-start="1395" data-end="1514"><strong data-start="1395" data-end="1431">Anterior Singulat Korteks (ASK):</strong> Duygusal farkındalık ve empatiyi yönetir ve narsistlerde farklılık gösterebilir.</p>
</li>
<li data-start="1515" data-end="1805">
<p data-start="1517" data-end="1805"><strong data-start="1517" data-end="1530">Amigdala:</strong> Duygusal tepkileri yöneten amigdalanın hacminde azalma veya aktivasyon farklılıkları olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan nörogörüntüleme çalışmaları, <strong data-start="1677" data-end="1708">Narsistik Kişilik Bozukluğu</strong> olan hastalarda gri madde hacminde azalmalar olduğunu göstermiştir (Schulze ve diğerleri, 2013).</p>
</li>
</ul>
<p data-start="1807" data-end="2008">Beyindeki bu yapısal farklılıklar ve kişilik kalıpları köklü olduğundan, narsist bireylerin tamamen “iyileşmesi” mümkün değildir. Tedavi yalnızca davranışsal kontrolü ve işlevselliği artırmayı amaçlar.</p>
<h2 data-start="2010" data-end="2042"><strong data-start="2013" data-end="2042">Oluşum ve Tanı Kriterleri</strong></h2>
<p data-start="2044" data-end="2218">Narsistlik, hem genetik yatkınlık hem de çevresel etkileşimler sonucunda ortaya çıkar. Aşırı kısıtlayıcı veya aşırı şımartan ebeveyn tutumları bu duruma zemin hazırlayabilir.</p>
<p data-start="2220" data-end="2535">Kendini sevmek narsistlik demek değildir. Sağlıklı bir benlik sevgisi, psikolojik işlevselliğin bir göstergesidir. Bir kişinin <strong data-start="2347" data-end="2378">Narsistik Kişilik Bozukluğu</strong> (NKB) tanısı alması için DSM-5 kriterlerine uygun bir zaman dilimi ve sıklıkla şu özelliklere sahip olması gerekir (American Psychiatric Association, 2013):</p>
<ul data-start="2537" data-end="2767">
<li data-start="2537" data-end="2594">
<p data-start="2539" data-end="2594">Büyüklenmecilik duygusu (fantezilerle dolu bir zihin)</p>
</li>
<li data-start="2595" data-end="2635">
<p data-start="2597" data-end="2635">Özel ve ayrıcalıklı olduğunu düşünme</p>
</li>
<li data-start="2636" data-end="2674">
<p data-start="2638" data-end="2674">Sürekli onay ve hayranlık ihtiyacı</p>
</li>
<li data-start="2675" data-end="2699">
<p data-start="2677" data-end="2699"><strong data-start="2677" data-end="2697">Empati eksikliği</strong></p>
</li>
<li data-start="2700" data-end="2736">
<p data-start="2702" data-end="2736">Sömürücü ilişkiler kurma eğilimi</p>
</li>
<li data-start="2737" data-end="2767">
<p data-start="2739" data-end="2767">Kibirli davranış ve tutumlar</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="2769" data-end="2800"><strong data-start="2772" data-end="2800">Narsistliğin Alt Türleri</strong></h2>
<p data-start="2802" data-end="2881">Narsistlik, davranış ve dışa vurum şekillerine göre farklı alt türlere ayrılır.</p>
<h3 data-start="2883" data-end="2931"><strong data-start="2887" data-end="2929">1. Büyüklenmeci / Açık (Overt) Narsist</strong></h3>
<p data-start="2932" data-end="3030">Dikkat ve hayranlık arayışı belirgindir. Sosyal ortamda dominant, karizmatik ve kontrolcü görünür.</p>
<h3 data-start="3032" data-end="3079"><strong data-start="3036" data-end="3077">2. Gizli / Savunmacı (Covert) Narsist</strong></h3>
<p data-start="3080" data-end="3184">Dışarıdan daha mütevazı görünür, ancak içten içe yetersizlik hisseder ve eleştiriye karşı çok hassastır.</p>
<h3 data-start="3186" data-end="3223"><strong data-start="3190" data-end="3221">3. Malign (Kötücül) Narsist</strong></h3>
<p data-start="3224" data-end="3281">Antisosyal, agresif ve <strong data-start="3247" data-end="3263">manipülasyon</strong> eğilimleri taşır.</p>
<h2 data-start="3283" data-end="3316"><strong data-start="3286" data-end="3316">Narsistik İstismar Döngüsü</strong></h2>
<p data-start="3318" data-end="3458">Narsistler, yakın ilişkilerinde genellikle öngörülebilir bir istismar döngüsü yaratırlar. Bu döngü, kurbanın psikolojisini derinden etkiler.</p>
<h3 data-start="3460" data-end="3504"><strong data-start="3464" data-end="3502">1. Aşk Bombardımanı (Love Bombing)</strong></h3>
<p data-start="3505" data-end="3613">İlişkinin başlangıcında narsist, partnerini aşırı ilgi ve hızlı ilerleyen bir ilişki vaadiyle adeta “boğar.”</p>
<h3 data-start="3615" data-end="3658"><strong data-start="3619" data-end="3656">2. Değersizleştirme (Devaluation)</strong></h3>
<p data-start="3659" data-end="3791">Narsist, eleştiri, <strong data-start="3678" data-end="3694">manipülasyon</strong> (gaslighting) ve duygusal istismar yoluyla partnerini kademeli olarak değersizleştirmeye başlar.</p>
<h3 data-start="3793" data-end="3854"><strong data-start="3797" data-end="3852">3. Hurdaha Atma (Discard) Ve Geri Dönme (Hoovering)</strong></h3>
<p data-start="3855" data-end="3977">Narsist, ilgi ve besin azaldığında ilişkiyi keser. Bir süre sonra döngüyü yeniden başlatmak için geri dönmeye çalışabilir.</p>
<h2 data-start="3979" data-end="4021"><strong data-start="3982" data-end="4021">Narsist İle Başa Çıkma Stratejileri</strong></h2>
<p data-start="4023" data-end="4158">İnsan davranışlarında üç temel tepki vardır: savaş, kaç, donakal. Eğer hayatınızda narsist bir birey varsa en sağlıklı tepki kaçmaktır.</p>
<p data-start="4160" data-end="4317">Narsistlere savaş açmak veya donakalmak mağlup ve yaralı olmanıza neden olacaktır. Bir narsisti düzeltebileceğini düşünmek son derece yanlış bir beklentidir.</p>
<p data-start="4319" data-end="4579"><strong data-start="4319" data-end="4368">İletişimi tamamen kesmek (“Gri Kaya” Metodu):</strong><br data-start="4368" data-end="4371" />Kaçma tepkisinin en etkili biçimi olan Gri Kaya metodu, narsistle iletişimi en sıkıcı, duygusuz ve kısa tutmayı içerir. Bu, narsistin sizden alacağı duygusal besini keser ve sizi manipüle etme gücünü azaltır.</p>
<h2 data-start="4581" data-end="4607"><strong data-start="4584" data-end="4607">Tedavi Yaklaşımları</strong></h2>
<p data-start="4609" data-end="4758">Narsist kişilik bozukluğu için köklü bir “tedavi” olmamasına rağmen, davranışsal ve duygusal işlevsellik artırılabilir. Uygulanan terapiler arasında:</p>
<ul data-start="4760" data-end="4913">
<li data-start="4760" data-end="4822">
<p data-start="4762" data-end="4822">Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) (Beck ve diğerleri, 2015)</p>
</li>
<li data-start="4823" data-end="4865">
<p data-start="4825" data-end="4865">Şema Terapi (Young ve diğerleri, 2003)</p>
</li>
<li data-start="4866" data-end="4913">
<p data-start="4868" data-end="4913">Psikodinamik yaklaşımlar ve grup terapileri</p>
</li>
</ul>
<p data-start="4915" data-end="5048">Bu yaklaşımların tümü narsist kişinin davranışlarının işlevselliğini artırır, ancak temel kişilik kalıbını tamamen ortadan kaldırmaz.</p>
<h2 data-start="5050" data-end="5074"><strong data-start="5053" data-end="5074">Bir Kitap Önerisi</strong></h2>
<p data-start="5076" data-end="5619">Konumuz narsistlik iken, bir kitap önerisi yapmadan yazıyı bitirmek istemem. Sevgili Gülseren Budayıcıoğlu’nun <em data-start="5187" data-end="5204">Kral Kaybederse</em> adlı eseri (Budayıcıoğlu, 2015) bu konuyu oldukça güzel bir şekilde anlatmaktadır. Hikayedeki Kenan Baran karakteri, narsist bir bireyin karmaşık iç dünyasını anlamamıza yardımcı olur. Onu yargılamak şöyle dursun, onu anlamak ve duygularını hissedebilmek, bir ruh sağlığı uzmanı adayı olarak benim için bir amaçtır. Umarım, diğer Kenan Baran’ları daha iyi anlayabilir ve bu tür ilişkilerde kendimizi koruyabiliriz.</p>
<h2 data-start="5626" data-end="5641"><strong data-start="5629" data-end="5641">Kaynakça</strong></h2>
<p data-start="5643" data-end="6343">American Psychiatric Association. (2013). <em data-start="5685" data-end="5751">Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.).</em> Arlington, VA: American Psychiatric Publishing.<br data-start="5799" data-end="5802" />Beck, A. T., Davis, D. D., &amp; Freeman, A. (2015). <em data-start="5851" data-end="5906">Cognitive therapy of personality disorders (3rd ed.).</em> Guilford Press.<br data-start="5922" data-end="5925" />Budayıcıoğlu, G. (2015). <em data-start="5950" data-end="5968">Kral kaybederse.</em> İstanbul: Doğan Kitap.<br data-start="5991" data-end="5994" />Schulze, L., Dziobek, I., Vater, A., Heekeren, H. R., Bajbouj, M., Renneberg, B., &amp; Roepke, S. (2013). <em data-start="6097" data-end="6176">Gray matter abnormalities in patients with narcissistic personality disorder.</em> Journal of Psychiatric Research, 47(10), 1363–1369.<br data-start="6228" data-end="6231" />Young, J. E., Klosko, J. S., &amp; Weishaar, M. E. (2003). <em data-start="6286" data-end="6327">Schema therapy: A practitioner’s guide.</em> Guilford Press.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/narsistlik-yanlis-anlasilan-ve-koklu-bir-kisilik-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgi, Bekleyiş ve Kavuşmanın Psikolojisi: Olgunlaşan Kalplerin Derinliği</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sevgi-bekleyis-ve-kavusmanin-psikolojisi-olgunlasan-kalplerin-derinligi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sevgi-bekleyis-ve-kavusmanin-psikolojisi-olgunlasan-kalplerin-derinligi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sevgi-bekleyis-ve-kavusmanin-psikolojisi-olgunlasan-kalplerin-derinligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hale Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 21:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=17900</guid>

					<description><![CDATA[Kavuşmanın derinliği ve güzelliği, çoğu zaman ayrı kalma süresinin niteliğiyle belirlenir. İnsan, beklerken gösterdiği sabır, hasret ve karşılaştığı zorluklara dayanma gücü oranında, sonunda yaşayacağı birleşmeyi daha anlamlı kılar. Bekleyiş, psikolojik bir erteleme değil; tam aksine bir olgunlaşma sürecidir. Tıpkı kışın kasvetinden çıkan doğanın ilkbaharda tomurcuklanması gibi, içteki sevgi de bireyde bir dönüşüm başlatır. Sevgiyle dolan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="130" data-end="567">Kavuşmanın derinliği ve güzelliği, çoğu zaman ayrı kalma süresinin niteliğiyle belirlenir. İnsan, beklerken gösterdiği sabır, hasret ve karşılaştığı zorluklara dayanma gücü oranında, sonunda yaşayacağı birleşmeyi daha anlamlı kılar. <strong data-start="363" data-end="375">Bekleyiş</strong>, psikolojik bir erteleme değil; tam aksine bir <strong data-start="423" data-end="447">olgunlaşma sürecidir</strong>. Tıpkı kışın kasvetinden çıkan doğanın ilkbaharda tomurcuklanması gibi, içteki sevgi de bireyde bir dönüşüm başlatır.</p>
<p data-start="569" data-end="988">Sevgiyle dolan kalp, soğuk ve mesafeli bir duruşun ötesine geçerek, etrafına pozitif bir etki yayan, filizlenmiş bir ağaca benzer. Bu süreç, kişinin beklediği kişiye değil, öncelikle hayata ve kendisine karşı geliştirdiği tutumu yeniden şekillendirir. Bu nitelikli bekleyiş, kalbi çelikleştirirken aynı zamanda derinleştirir; böylece beklenen an geldiğinde yaşanan sevinç, sıradan bir karşılaşmanın çok ötesine geçer.</p>
<h2 data-start="995" data-end="1046"><strong data-start="998" data-end="1046">Sevginin Bulaşıcı Gücü ve Dönüştürücü Etkisi</strong></h2>
<p data-start="1048" data-end="1367">Gerçek <strong data-start="1055" data-end="1064">sevgi</strong>, bireyin çevresine yayılır ve kapsayıcıdır. Psikolojideki <em data-start="1123" data-end="1166">Pozitif Duyguların Genişleme ve İnşa Etme</em> (Broaden-and-Build) teorisine paralel olarak, bir kişiye duyulan derin bir muhabbet, genellikle bütün insanlara, çocuklara, yaşlılara ve hatta yaşamın kendisine yönelen bir sevgi zincirini tetikler.</p>
<p data-start="1369" data-end="1766">Bu <strong data-start="1372" data-end="1390">bulaşıcı duygu</strong>, karşılaşılan yollara ve mücadelelere dahi farklı bir gözle bakmayı sağlar. Hayatın zorluklarına rağmen pozitif bir çerçeveden bakabilme yeteneği, zorlu bir yolculuğun sonunda geriye dönüp “Verdiğim mücadele çok güzeldi” diyebilme gücünü verir. Bu, yalnızca duygusal bir tepki değil; aynı zamanda yüksek düzeyde bir <strong data-start="1707" data-end="1741">bilişsel yeniden değerlendirme</strong> becerisinin sonucudur.</p>
<p data-start="1768" data-end="1908">Sevgiyle inşa edilen bu pozitif algı, bireyi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp, hayatın zorluklarına karşı aktif bir yaratıcıya dönüştürür.</p>
<h2 data-start="1915" data-end="1974"><strong data-start="1918" data-end="1974">Hatıralarla Sağlıklı Bir İlişki Kurmak ve Olgunlaşma</strong></h2>
<p data-start="1976" data-end="2379">İnsanlar hayatımızdan fiziksel olarak ayrılabilir; ancak bıraktıkları hatıralar bizimle kalır. Ruh sağlığımız için kritik olan, bu hatıralara nasıl yaklaştığımızdır. <strong data-start="2142" data-end="2168">Geçmişe takılıp kalmak</strong> (ruminasyon), depresyon ve anksiyete gibi patolojik sonuçlar doğurabilirken; yaşamımızdan çıkan insanlarla olan güzel anılara odaklanmak hem anıları onurlandırır hem de ruhsal iyilik halimize katkıda bulunur.</p>
<p data-start="2381" data-end="2668">Geçmiş deneyimler değiştirilemez; ancak onları algılama biçimimiz ve onlara yüklediğimiz anlam elimizdedir. Bu durum, kabullenme ve anlam oluşturma süreçlerinin <strong data-start="2542" data-end="2562">terapötik gücünü</strong> gösterir. Sağlıklı bir zihin, geçmişin güzelliklerinden güç almayı ve geleceğe umutla ilerlemeyi seçer.</p>
<p data-start="2670" data-end="2978">Sorunsuz insan ilişkisi yoktur; aksine, sorunlar ilişkilerin kaçınılmaz bir parçasıdır. İlişkileri sağlamlaştıran, bu zorlukların üstesinden birlikte gelebilme iradesidir. Bir engelle karşılaşıldığında vazgeçmek yerine çözüm yolları aramak esastır. Aşılan her engel, kalp bağındaki bir ilmek daha demektir.</p>
<p data-start="2980" data-end="3230">Akıl genellikle çözülmüş olanı ararken, kalp içinde sevgi taşıdıkça çözmeye ve onarmaya çalışır. <strong data-start="3077" data-end="3095">Ruh sağlığının</strong> temel direkleri genellikle iki eylemde özetlenir: sevmek ve çalışmak. Bırakalım da çalışmayı aklımız, sevmeyi ise kalbimiz yönetsin.</p>
<p data-start="3232" data-end="3438">Hayatın zorluklarına rağmen çözmeye çalışanlardan, engelleri aşmak için uğraşanlardan, sabırla bekleyenlerden ve her şeye rağmen sevenlerden olmak, bize kavuşma anının güzelliğini yaşatacak yegâne yoldur.</p>
<h2 data-start="3445" data-end="3497"><strong data-start="3448" data-end="3497">Kendini Sevmek: Her Sağlıklı İlişkinin Temeli</strong></h2>
<p data-start="3499" data-end="3712">Bazen en güçlü <strong data-start="3514" data-end="3531">sevgi bağları</strong> bile çevresel faktörler veya engeller yüzünden ayrılıkla sonuçlanabilir. Psikolojik olarak evren, bireyin öncelikle kendi <strong data-start="3654" data-end="3688">öz sevgisini (self-compassion)</strong> geliştirmesini ister.</p>
<p data-start="3714" data-end="4012">Kendini sevme ve şefkat gösterme becerisini kazanmadan bu duyguyu sağlıklı bir şekilde başkasına aktarmak mümkün değildir. Kişi, yarasını sarmayı öğrenmeli ki, yaranın ne demek olduğunu, neyin iyi geldiğini bilsin. Başkasının merhemini beklemek yerine, kendi şifasını kendi içinde bulabilmelidir.</p>
<p data-start="4014" data-end="4257">Kendimizi sevmek, bir başkasını sevmeyi öğrenmenin yoludur. Kendimizi değerli görmeden, başkasının bizi koşulsuz sevmesini beklemek genellikle bir boşluğu doldurmaya veya geçmiş yaraları kapatmaya yönelik patolojik ilişkilere zemin hazırlar.</p>
<p data-start="4259" data-end="4555"><strong data-start="4259" data-end="4277">Sağlıklı sevgi</strong>, bir boşluğu doldurmak yerine zaten var olan, sağlam bir yere yeni bir anlam katmaktır. Birini sevmek için fedakârlık yapmak yerine, var olan değerlerin o sevgiyle daha da zenginleşmesidir. Beklerken şüpheye düşmek yerine, bekledikçe o sevginin değerini daha da özümsemektir.</p>
<p data-start="4557" data-end="4716">Nihayetinde, insanı ruhsal olarak iyileştiren şey; birini bir kaçış yolu olarak değil, hayatın doğal akışını zenginleştiren bir varlık olarak kabul etmektir.</p>
<h2 data-start="4723" data-end="4752"><strong data-start="4726" data-end="4752">Nihai Kavuşma ve Huzur</strong></h2>
<p data-start="4754" data-end="5053">Bireysel olgunlaşmanın tamamlanmasıyla gelen bu nihai <strong data-start="4808" data-end="4819">kavuşma</strong>, sadece iki kişinin bir araya gelmesi değil, aynı zamanda bireyin kendi iç huzuru ve tamlığıdır. Bu huzur, dışsal bir beklentinin karşılanmasından ziyade, kişinin kendi kendine yeterliliğinin ve koşulsuz kabulünün bir yansımasıdır.</p>
<p data-start="5055" data-end="5302">Bir ekim günü, sonbahar yaprakları birbirinden güzel tonlarıyla yere düşerken, rüzgârın yardımıyla savrularak bana gelen o güzel yaprağa teşekkür ederim.<br data-start="5208" data-end="5211" />Bu evin anısına bekleyen herkese, <em data-start="5245" data-end="5272">Bendeniz’den Müjdeler Ver</em> şarkısını armağan ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sevgi-bekleyis-ve-kavusmanin-psikolojisi-olgunlasan-kalplerin-derinligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
