<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Gülnihal Bulut &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/gulnihalbulut/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Aug 2025 12:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Gülnihal Bulut &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Duygusal Yemenin Psikolojik Nedenleri ve Bazı Çözümleri</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/duygusal-yemenin-psikolojik-nedenleri-ve-bazi-cozumleri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=duygusal-yemenin-psikolojik-nedenleri-ve-bazi-cozumleri</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/duygusal-yemenin-psikolojik-nedenleri-ve-bazi-cozumleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülnihal Bulut]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 21:47:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Davranış Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=11954</guid>

					<description><![CDATA[Aşırı yemek yemek, bilinç dışında kilo vermenin yaratacağı olumsuz sonuçlar sebebiyle kendini sabote ederek zayıflayamamak, kendini kusturma-tıkınırcasına yeme (binge eating) döngüsü&#8230; Bu davranışların hiçbirinin tek bir sebebi yok, her insanın öyküsü farklı yerlerde seyrediyor. Aşırı yeme davranışlarının erken çocukluk dönemiyle ve bakım veren-çocuk arasındaki ilişkiyle ilgili bağlantılarının olduğu gözlemleniyor. Bu yazıda bu konuya dair açıklama [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="324" data-end="809">Aşırı yemek yemek, bilinç dışında kilo vermenin yaratacağı olumsuz sonuçlar sebebiyle kendini sabote ederek zayıflayamamak, kendini kusturma-tıkınırcasına yeme (<strong data-start="485" data-end="501">binge eating</strong>) döngüsü&#8230; Bu davranışların hiçbirinin tek bir sebebi yok, her insanın öyküsü farklı yerlerde seyrediyor. Aşırı yeme davranışlarının erken çocukluk dönemiyle ve bakım veren-çocuk arasındaki ilişkiyle ilgili bağlantılarının olduğu gözlemleniyor. Bu yazıda bu konuya dair açıklama getirmeye çalışılacaktır.</p>
<h3 data-start="811" data-end="1802"><strong data-start="811" data-end="846">Yediklerini Kontrol Etme İsteği</strong></h3>
<p data-start="811" data-end="1802">Çocuğun kendi kontrolünü sağlayabildiği iki durum vardır: yemek ve tuvalet. Ebeveyni tarafından yemek yemeye zorlanan (ya da istemediği “sağlıklı” gıdaları yemeye zorlanan) çocuk genelde yiyeceği ağzında tutar, tükürür ya da kusar. (Bebekler de yutmak istemeyince tükürüyor; bir çeşit “alanıma giremezsin” ikazı bu.) Ebeveyn burada fark etmeden çocuğun doyma algısıyla oynuyor aslında. Çocuk da büyüdüğünde “Ben artık yetişkinim, istediğimi yerim” diyerek, kendi bedenini kontrol etmeye çalışarak ebeveyne “had bildiriyor” (aşırı telafi ve reaktif kimlik geliştirmeye dayalı savunma mekanizması) ya da farklı bir biçimde, bakım verenin doymakla ilgili algısını üstlenerek yeterince yiyemediğine inanıyor. Çocukken şu şekilde karşımıza çıkabilir: “Yeterince yemezsen büyüyemezsin.”, “Tabağındakileri bitirmezsen olumsuz şeyler yaşarsın.” Yemek yemeye karşı aşırı kontrol ihtiyacı, kontrolsüzlüğü doğurabildiğinden bu tür davranışlar ortaya çıkabiliyor.</p>
<h3 data-start="1804" data-end="2685"><strong data-start="1804" data-end="1832">Travma ve Yemek İlişkisi</strong></h3>
<p data-start="1804" data-end="2685">Travma, özellikle cinsel travmalar, kişinin yeme davranışlarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Cinsel travmaya maruz kalan bireylerin bilinç dışı düzeyde kilo alarak bedenlerini korumaya ve istenmeyen cinsel ilgiden kaçınmaya çalıştıkları (kilo ile görünmezlik hipotezi) bazı araştırmalarda ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra, anoreksiya nervoza vakalarında da cinsel travma öyküsü sık görülmekte olup (Kent ve arkadaşları, 1999), bu bireyler zaman zaman “çocuksu ve görünmez” bir beden idealine ulaşmak için yemek yemeyi reddedebilmektedir. Cinsel travma sonrasında bazı bireylerde “Daha az çekici olursam zarar görmem” şeklindeki bilişsel çarpıtmalar gelişebilir. Bu tür inançlar, toplumsal cinsiyet normları, kadın bedenine dair baskılar ve toplumdaki kadınlığın bastırılmasıyla birleştiğinde, yeme davranışlarını olumsuz etkileyebilmektedir.</p>
<h3 data-start="2687" data-end="3260"><strong data-start="2687" data-end="2716">Yemeği Anne Yerine Koymak</strong></h3>
<p data-start="2687" data-end="3260">Psikanalitik kuramda, özellikle erken dönemde yaşanan deneyimlerin bireyin sonraki yaşamında duygu düzenleme ve bağımlılık eğilimlerini etkilediği vurgulanır. Oral döneme ilişkin fiksasyonlar (örneğin memeden erken mahrum kalma, sütten ayrılmada güçlük, anne-bebek ilişkisindeki dengesizlikler, annenin erken kaybı ya da ayrılık gibi durumlar) bireyin daha pasif, edilgen ve bağımlılıklara yatkın olmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle alkol, sigara ya da yeme bozuklukları gibi bağımlılık türleri, sıklıkla bu dönemle ilişkilendirilir.</p>
<p data-start="3262" data-end="3910">Yumuşak ve tatlı yiyecekler (örneğin supangle, jöle gibi kremsi tatlılar) bilinçdışı düzeyde anne memesiyle kurulan ilk beslenme deneyimini çağrıştırabilir. Benzer şekilde, çikolata seçimlerimizin ruh halimizle ilişkili olduğu düşünülmektedir: Kişi üzgün ya da sevgiye ihtiyaç duyduğunda daha yumuşak ve kremsi dokulu tatlılara yönelirken, aşk ya da ilişkilerde yaşanan hayal kırıklıkları ve öfke gibi duygular, daha sert ve kıtır yapılı çikolataları tercih etme eğilimini artırabilir. Böylece yiyecekler, yalnızca fiziksel doyumu değil, aynı zamanda erken dönem bağlanma deneyimlerini ve duygusal ihtiyaçları da sembolik düzeyde karşılamış olur.</p>
<h3 data-start="3912" data-end="4501"><strong data-start="3912" data-end="3953">Duygusal Olarak Rahatlamak İçin Yemek</strong></h3>
<p data-start="3912" data-end="4501">Bebeklik ve çocukluk döneminde, çocuğun her huzursuzlandığında ya da ağladığında ebeveyn tarafından emzik, biberon ya da şeker gibi ağız yoluyla alınabilecek nesnelerle sakinleştirilmesi, yetişkinlik döneminde önemli bir öğrenme deneyimi haline gelebilir. Çocuk, bu süreçte olumsuz duygularını gidermenin en etkili yolunun ağızdan alınan nesneler olduğunu içselleştirir. Yetişkinlik döneminde huzursuz hissettiğinde, çatışma yaşadığında ya da duygusal anlamda çöktüğünde ilk olarak oral yolla alabileceği bir şeye sarılma eğilimi gösterebilir.</p>
<p data-start="4503" data-end="4789">Özellikle yüksek kalorili, şekerli veya yağlı yiyeceklerin geçici rahatlama sağlaması nedeniyle daha da pekişen bu eğilimler, kısa süreli rahatlama sağlasa da uzun vadede suçluluk, pişmanlık ve sağlıksız yeme döngülerini tetikleyerek <strong data-start="4737" data-end="4754">duygusal yeme</strong>nin kronikleşmesine yol açabilir.</p>
<p data-start="4791" data-end="5473">Yeme davranışlarımızı gözlemlediğimizde ve bunların arkasındaki duyguları fark ettiğimizde kendimize dair önemli içgörüler kazanıyoruz. Sorunun sadece “ne yediğimiz” ile değil, “neden yediğimiz” ile ilgili olduğunu anladığımızda çözüm de kolaylaşıyor. Zamanla, daha önce “asla vazgeçemem” dediğimiz tatlılar ve yiyecekler sembolik anlamlarını kaybediyor. Elbette bu süreç herkes için aynı hızda ilerlemiyor; bazen yavaş ilerliyor, tatlı krizleri, duygusal açlık, sevgisizlik veya depresyon gibi duygular bir araya geliyor. Böyle anlarda yapabileceğimiz en faydalı şey, içimiz dönerek bedenimizin ve zihnimizin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu sormak ve bu ihtiyacı kabul etmektir.</p>
<h3 data-start="5475" data-end="5853"><strong data-start="5475" data-end="5487">Kaynakça</strong></h3>
<p data-start="5475" data-end="5853">Fairburn, C. G. (2019). <em data-start="5514" data-end="5573">Aşırı yemeyi yenmek: Kanıtlanmış kendini durdurma rehberi</em><br data-start="5573" data-end="5576" />Kent, A., Waller, G., &amp; Dagnan, D. (1999). A greater role of emotional than physical or sexual abuse in predicting disordered eating attitudes: The role of mediating variables. <em data-start="5753" data-end="5800">International Journal of Eating Disorders, 25</em>(2), 159-167.<br data-start="5813" data-end="5816" />Virtue, D. (2013). <em data-start="5835" data-end="5851">Duygusal açlık</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/duygusal-yemenin-psikolojik-nedenleri-ve-bazi-cozumleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahte Anı Sendromu: Hafızanız Ne Kadar Güvenilir?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sahte-ani-sendromu-hafizaniz-ne-kadar-guvenilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sahte-ani-sendromu-hafizaniz-ne-kadar-guvenilir</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sahte-ani-sendromu-hafizaniz-ne-kadar-guvenilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülnihal Bulut]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 10:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişsel Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=10000</guid>

					<description><![CDATA[Hiç, yaşamadığınız bir olayı hatırlıyormuş gibi hissettiğinizi düşündüğünüz oldu mu? Hayali anı sendromu ya da diğer adıyla sahte anı sendromu, gerçekte yaşanmamış olayları ya da farklı biçimde yaşanmış olayları zihnin –yeniden– kurgulamasına denir. Sahte anılar genelde oldukça canlı ve detaylı şekilde görülebilir. Bellek alanındaki çalışmalarıyla tanınan Amerikalı bilişsel psikolog Elizabeth Loftus, sahte anı sendromu hakkında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="406" data-end="730">Hiç, yaşamadığınız bir olayı hatırlıyormuş gibi hissettiğinizi düşündüğünüz oldu mu? Hayali anı sendromu ya da diğer adıyla <strong data-start="530" data-end="543">sahte anı</strong> sendromu, gerçekte yaşanmamış olayları ya da farklı biçimde yaşanmış olayları zihnin –yeniden– kurgulamasına denir. <strong data-start="660" data-end="673">Sahte anı</strong>lar genelde oldukça canlı ve detaylı şekilde görülebilir.</p>
<p data-start="732" data-end="1185">Bellek alanındaki çalışmalarıyla tanınan Amerikalı bilişsel psikolog <strong data-start="801" data-end="821">Elizabeth Loftus</strong>, <strong data-start="823" data-end="836">sahte anı</strong> sendromu hakkında çeşitli çalışmalar yapmıştır. Bunlardan biri 1974’te John C. Palmer ile yaptığı araba kazası deneyiydi. (Car Crash Experiment) Çalışmanın temel amacı, yönlendirici (ön yargılı) soruların görgü tanıklarının olayları hatırlama biçimine ne şekilde etki edeceğini ve <strong data-start="1118" data-end="1128">hafıza</strong>nın ne kadar çarpıtılabilir olduğunu anlamaya çalışmaktı.</p>
<h3 data-start="1187" data-end="1650"><strong data-start="1187" data-end="1198">Deney 1</strong></h3>
<p data-start="1187" data-end="1650">45 öğrenci ile yapılan bu çalışmada, katılımcılara 7 farklı trafik kazası videosu (5 ila 30 saniye arasında) izletiliyor ve ardından katılımcılara bir anket veriliyor, önce katılımcılardan izledikleri kazayı anlatılması isteniyor ve daha sonra “Arabalar birbirine ‘_____’ (çarptığında) ne kadar hızlı gidiyorlardı?” sorusu soruluyor. Boşluğa şu fiillerden biri geliyordu: smashed, collided, bumped, hit, contacted. Ortaya çıkan tablo ise şu şekilde:</p>
<div class="_tableContainer_80l1q_1">
<div class="_tableWrapper_80l1q_14 group flex w-fit flex-col-reverse" tabindex="-1">
<table class="w-fit min-w-(--thread-content-width)" data-start="1652" data-end="1910">
<thead data-start="1652" data-end="1688">
<tr data-start="1652" data-end="1688">
<th data-start="1652" data-end="1664" data-col-size="sm">Fiil</th>
<th data-start="1664" data-end="1688" data-col-size="sm">Ortalama Hız Tahmini</th>
</tr>
</thead>
<tbody data-start="1726" data-end="1910">
<tr data-start="1726" data-end="1762">
<td data-start="1726" data-end="1738" data-col-size="sm">Smashed</td>
<td data-start="1738" data-end="1762" data-col-size="sm">40.5 mph</td>
</tr>
<tr data-start="1763" data-end="1799">
<td data-start="1763" data-end="1775" data-col-size="sm">Collided</td>
<td data-start="1775" data-end="1799" data-col-size="sm">39.3 mph</td>
</tr>
<tr data-start="1800" data-end="1836">
<td data-start="1800" data-end="1812" data-col-size="sm">Bumped</td>
<td data-start="1812" data-end="1836" data-col-size="sm">38.1 mph</td>
</tr>
<tr data-start="1837" data-end="1873">
<td data-start="1837" data-end="1849" data-col-size="sm">Hit</td>
<td data-start="1849" data-end="1873" data-col-size="sm">34.0 mph</td>
</tr>
<tr data-start="1874" data-end="1910">
<td data-start="1874" data-end="1886" data-col-size="sm">Contacted</td>
<td data-col-size="sm" data-start="1886" data-end="1910">31.8 mph</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class="sticky end-(--thread-content-margin) h-0 self-end select-none">
<div class="absolute end-0 flex items-end"></div>
</div>
</div>
</div>
<p data-start="1912" data-end="2267">Sonuçlarda göreceğimiz üzere, sorunun içerdiği fiil biçimi katılımcıların cevaplarını etkiliyordu, örneğin daha şiddetli bir izlenim oluşturan <em data-start="2055" data-end="2064">smashed</em> kelimesi kullanıldığında ortalama hız tahmini daha yüksek çıkarken “temas etti” anlamına gelen <em data-start="2160" data-end="2171">contacted</em> kelimesi kullanıldığında ortalama hız tahmininin daha düşük olarak algılandığını gözlemliyoruz.</p>
<h3 data-start="2269" data-end="2734"><strong data-start="2269" data-end="2280">Deney 2</strong></h3>
<p data-start="2269" data-end="2734">Yapılan ikinci deney (The Broken Glass Manipulation) ise yönlendirici soruların yalnızca hız tahminlerini etkilemekle kalmayıp katılımcıların <strong data-start="2425" data-end="2435">hafıza</strong>sının gerçekten değiştirip değiştirmediğine yönelikti. Bu deneyde 150 katılımcı farklı büyüklükte kümelendirildi, katılımcılar, çoklu araç kazalarının olduğu 1 dakikadan kısa süren bir video izledi, katılımcılardan kazayı anlatmaları istendi ve ardından bir dizi soru soruldu, sorular şu şekildeydi:</p>
<ul data-start="2736" data-end="2984">
<li data-start="2736" data-end="2835">
<p data-start="2738" data-end="2835">50 kişiye: “Arabalar birbirine şiddetle çarptığında (smashed into each other) ne kadar hızlıydı?”</p>
</li>
<li data-start="2836" data-end="2917">
<p data-start="2838" data-end="2917">50 kişiye: “Arabalar birbirine çarptığında (hit each other) ne kadar hızlıydı?”</p>
</li>
<li data-start="2918" data-end="2984">
<p data-start="2920" data-end="2984">50 kişiye ise hızla ilgili hiçbir soru sorulmadı (kontrol grubu)</p>
</li>
</ul>
<p data-start="2986" data-end="3306">1 hafta sonra aynı katılımcılara film tekrar gösterilmeden birtakım sorular soruldu. Sorulardan biri şuydu: “Kırık cam gördünüz mü?” (Filmde kırık cam yoktu.) Sonuç tablosu şu şekildeydi: (“Smashed” grubundakilerin kırık cam gördüğünü belirtme olasılığı (%32) “Hit” grubundakilerden anlamlı şekilde daha yüksekti. (%14))</p>
<div class="_tableContainer_80l1q_1">
<div class="_tableWrapper_80l1q_14 group flex w-fit flex-col-reverse" tabindex="-1">
<table class="w-fit min-w-(--thread-content-width)" data-start="3308" data-end="3547">
<thead data-start="3308" data-end="3353">
<tr data-start="3308" data-end="3353">
<th data-start="3308" data-end="3319" data-col-size="sm">Fiil</th>
<th data-start="3319" data-end="3335" data-col-size="sm">“Evet” Yanıtı</th>
<th data-start="3335" data-end="3353" data-col-size="sm">“Hayır” Yanıtı</th>
</tr>
</thead>
<tbody data-start="3401" data-end="3547">
<tr data-start="3401" data-end="3449">
<td data-start="3401" data-end="3412" data-col-size="sm">Smashed</td>
<td data-start="3412" data-end="3430" data-col-size="sm">16 kişi</td>
<td data-start="3430" data-end="3449" data-col-size="sm">34 kişi</td>
</tr>
<tr data-start="3450" data-end="3498">
<td data-start="3450" data-end="3461" data-col-size="sm">Hit</td>
<td data-start="3461" data-end="3479" data-col-size="sm">7 kişi</td>
<td data-start="3479" data-end="3498" data-col-size="sm">43 kişi</td>
</tr>
<tr data-start="3499" data-end="3547">
<td data-start="3499" data-end="3510" data-col-size="sm">Kontrol</td>
<td data-start="3510" data-end="3528" data-col-size="sm">6 kişi</td>
<td data-start="3528" data-end="3547" data-col-size="sm">44 kişi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class="sticky end-(--thread-content-margin) h-0 self-end select-none">
<div class="absolute end-0 flex items-end"></div>
</div>
</div>
</div>
<p data-start="3549" data-end="3926">Yapılan araştırmalar, <strong data-start="3571" data-end="3581">hafıza</strong>nın iki tür bilgi ile şekillendiğini gösteriyor. Birincisi olay anında alınan bilgiyken diğeri olay sonunda sunulan dışsal bilgiler oluyor (bu deneyde dışsal bilgiyi yönlendirici sorular şeklinde görüyoruz). Zamanla iki bilgi kaynağı birleşir ve kişiler olayla ilgili detayları nereden hatırladığını ayırt edemez. (Loftus &amp; Palmer, 1974, p. 588)</p>
<p data-start="3928" data-end="4802"><strong data-start="3928" data-end="3948">Elizabeth Loftus</strong>, “How reliable is your memory?” başlıklı TED konuşmasında <strong data-start="4007" data-end="4017">hafıza</strong>mızın değişebileceğine dair başka örnekler de veriyor. Terapilere belirli nedenlerle giden kişilerin (depresyon, yeme bozukluğu vs.) terapiden başka travmalarla çıktığını duymuşuzdur. Bazı psikoterapi ekollerindeki terapi süreci, kişinin <strong data-start="4255" data-end="4265">hafıza</strong>sının yeniden kurgulanmasına sebep oluyor (örneğin rüya tabiri, hipnoz, hatırlama çalışmaları vs.) Tabii bu da hastanın iyileşme sürecini yavaşlatabiliyor. Terapistlerin danışanlarına “anı ekmesi” etik olarak yanlış bulunsa (iyi ya da kötü anı fark etmiyor) da <strong data-start="4526" data-end="4536">Loftus</strong>, ebeveynlerin bunu yapabileceğini savunuyor (obeziteyle mücadele eden çocuklar üzerinden savını genişletiyor). Örneğin kilo problemleri olan bir çocuğun annesi çocuğunun iyiliği için onun belleğine <strong data-start="4735" data-end="4748">sahte anı</strong> ekebilir ve çocuğun kilo vermesine yardımcı olabilir.</p>
<p data-start="4804" data-end="5112">Fakat <strong data-start="4810" data-end="4820">hafıza</strong> tahmin edebileceğimizden çok daha hassas; <strong data-start="4863" data-end="4876">sahte anı</strong> ekme, art niyetli biri tarafından kullanıldığı takdirde kişi, diğerinin <strong data-start="4949" data-end="4959">hafıza</strong>sı üzerinde hüküm kurarak onu yanlış şeylere yönlendirebilir. <strong data-start="5021" data-end="5034">Sahte anı</strong>ların gelecekteki davranışları şekillendirmede etkili olduğunu da unutmayalım.</p>
<h3 data-start="5114" data-end="5536"><strong data-start="5114" data-end="5127">Kaynakça:</strong></h3>
<p data-start="5114" data-end="5536">Loftus, E. (2013, June). How reliable is your memory? [Video]. TED Conferences.<br data-start="5209" data-end="5212" /><a class="" href="https://www.ted.com/talks/elizabeth_loftus_how_reliable_is_your_memory" target="_new" rel="noopener" data-start="5212" data-end="5282">https://www.ted.com/talks/elizabeth_loftus_how_reliable_is_your_memory</a><br data-start="5282" data-end="5285" />Loftus, E. F., &amp; Palmer, J. C. (1974). Reconstruction of automobile destruction: An example of the interaction between language and memory. <em data-start="5425" data-end="5473">Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior</em>, 13(5), 585–589. <a class="" href="https://doi.org/10.1016/S0022-5371(74)80011-3" target="_new" rel="noopener" data-start="5491" data-end="5536">https://doi.org/10.1016/S0022-5371(74)80011-3</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sahte-ani-sendromu-hafizaniz-ne-kadar-guvenilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
