<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Ezgi Nur Kaya &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/ezginurkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Jul 2026 09:46:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Ezgi Nur Kaya &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şizofreni : Mitler ve Damgalama</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-mitler-ve-damgalama/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sizofreni-mitler-ve-damgalama</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-mitler-ve-damgalama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ezgi Nur Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji şizofreni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-mitler-ve-damgalama/</guid>

					<description><![CDATA[Bu ayki yazı, 25 Temmuz Şizofreni Farkındalık Günü&#8217;ne ithafen, şizofreniyi anlamak ve toplumda yaygın olan yanılgıları düzeltmek amacıyla kaleme alınmıştır. Öncelikle, Nedir Bu Şizofreni? DSM-5 kriterlerine göre şizofreni, kişinin düşünce akışında, algısında, duygularında ve davranışlarında bozulmalara yol açan kronik bir ruhsal bozukluktur. Klinik olarak tanı konabilmesi için, dış gerçeklikle bağın koptuğu sanrılar (delüzyonlar), ortada bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ayki yazı, 25 Temmuz Şizofreni Farkındalık Günü&#8217;ne ithafen, şizofreniyi anlamak ve toplumda yaygın olan yanılgıları düzeltmek amacıyla kaleme alınmıştır.</p>
<p><strong>Öncelikle, Nedir Bu Şizofreni?</strong><br />
DSM-5 kriterlerine göre şizofreni, kişinin düşünce akışında, algısında, duygularında ve davranışlarında bozulmalara yol açan kronik bir ruhsal bozukluktur. Klinik olarak tanı konabilmesi için, dış gerçeklikle bağın koptuğu sanrılar (delüzyonlar), ortada bir uyaran yokken duyulan sesler veya görülen varsanılar (halüsinasyonlar), darmadağın konuşma ve hayata karşı derin bir isteksizlik (negatif belirtiler) gibi semptomların en az 6 aylık bir süreklilik göstermesi ve bireyin iş, okul veya sosyal hayatındaki işlevselliğini ciddi oranda etkilemesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>TOPLUMDAKİ YAYGIN MİTLER</strong><br />
Yapılan araştırmalar, toplumun şizofreni tanılı bireylere karşı ciddi ön yargılara sahip olduğunu göstermektedir. Toplum, şizofreni tanısı almış kişilerle:</p>
<ul>
<li>Aynı yerde çalışmak istememekte,</li>
<li>Onlara ev kiralamaktan kaçınmakta,</li>
<li>Komşu olmak istememektedir.</li>
</ul>
<p>Bu durumun temel nedeni, toplumda yaygın olan şizofreni tanılı bireylerin &#8220;saldırgan ve tehlikeli&#8221; olduğu inancıdır. Bu algı ve tutumlar, şizofreni tanısı almış bireylerin ruhsal sağlığını daha da olumsuz etkilemektedir. Damgalama, benlik saygısında düşmeye ve sosyal işlevsizliklere neden olmakta; bireyler bazen çevresi tarafından damgalanmasa dahi, damgalanacağını düşündüğü için kendi kendisini içsel olarak damgalamaktadır (Taşkın, 2007, s.31).</p>
<p><strong>Gerçekler Ne?</strong><br />
Yapılan çalışmalarda, basına yansıyan ve şiddet davranışı gösteren şizofreni tanılı bireylerin %65&#8217;inin tedaviye uyumsuz olduğu (tedavisini aksattığı) görülmüştür. Düzenli tedavi alan ve kontrollerini sürdüren şizofreni tanılı bireylerde ise şiddet gösterme eğilimi son derece düşüktür (Uzunhasanoğlu, 2022). Şizofreni tanısına sahip bireyler, sanılanın aksine uygun tedavi ve destek süreci ile istihdam edilebilmekte veya tanı sonrası işlerine dönebilmekte; kimi bireyler esnek çalışma saatlerine ya da izne ihtiyaç duyabilmektedir (Mental Health UK, t.y.).</p>
<p>Şizofreni tanısına sahip bireylere yönelik diğer bir yaygın inanç ise başarılı olamayacakları yönündedir. Peki, bu ünlü ve başarılı isimlerin de şizofren tanısına sahip olduğunu biliyor muydunuz?</p>
<p><strong>Münir Özkul</strong><br />
Hababam Sınıfı gibi pek çok filmden aşina olduğumuz ünlü Yeşilçam oyuncusu Münir Özkul da şizofreni tanısına sahipti. Hayatı boyunca tam 13 kez Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi&#8217;ne kendi isteğiyle yatmıştır. Münir Özkul, yaşadığı zorlu ruhsal sıkıntılara sanatını bir iyileşme ve varoluş aracı olarak kullanarak Türkiye&#8217;nin en sevilen sanatçılarından biri olmuştur. Münir Özkul&#8217;un yaşadığı psikotik deneyimlerine dair bir röportajı da bulunmaktadır. Okumak isteyenler için linki: <a href="https://share.google/11v89iNfYHO2BIULh" target="_blank" rel="noopener">Münir Özkul; &#8216;Nefsimi Kırmak İçin Çaba Gösterdim&#8217;</a>.</p>
<p><strong>John Forbes Nash Jr.</strong><br />
Nobel ödüllü Amerikalı matematikçi John Forbes Nash, 31 yaşındayken paranoid şizofreni tanısı almıştır. 1980&#8217;lerin ortasında akademik kariyerine geri dönmüştür. Nash, 23 sayısına takıntılıydı ve 1945 ile 1996 yılları arasında 23 bilimsel çalışma yayınlamıştır. Nash&#8217;in akademik hayatına geri dönüşü ve yaşadıkları, Sylvia Nasar tarafından &#8220;Akıl Oyunları&#8221; isimli biyografik roman olarak yazılmış ve aynı isimle film de çekilmiştir (Şizofreni Dernekleri Federasyonu, 2016).</p>
<p><strong>Prof. Elyn R. Saks</strong><br />
Akıl sağlığı hukuku uzmanı olan Saks, prestijli MacArthur Vakfı Bursu&#8217;na sahiptir. Henüz 8 yaşındayken şizofreni belirtileri yaşamış ve üniversite yıllarında psikoz geçirmiştir. O dönemdeki kriz müdahale yetersizlikleri ve hastane prosedürleri gereği, polis eşliğinde alıkonulmuş ve bu süreçte şizofreni tanısı almıştır. Saks, bu deneyimlerini &#8220;Bir Şizofrenin Yaşamı&#8221; adlı bir kitapta anlatmıştır. Saks, &#8220;Akıl hastalığıyla ilgili mitleri yıkmak, ona bir yüz vermek, insanlara bir teşhisin acı verici ve dolaylı bir hayata yol açmak zorunda olmadığını göstermek için muazzam bir ihtiyaç var&#8221; demektedir (Wikipedia, 2026).</p>
<p>Şizofreni tanılı insanların başarılarına dair örnek olabilecek daha pek çok insan bulunmaktadır. Her insana sunulan olanaklar verilmediği ve damgalanarak toplumdan dışlandığı sürece, kimseden en iyi versiyonu olması beklenemez. Umarım ruh sağlığı problemlerine dair önyargılar bir nebze de olsa kırılır. İyileşme, her şeyden önce kabulle başlar.</p>
<h3>Kaynakça</h3>
<ul class="pt-references">
<li>Kaynakça</li>
<li>Elyn Saks. Wikipedia.</li>
<li>   https://share.google/p1RmYcnJ0UP18wom1</li>
<li>John Forbes Nash Jr. Wikipedia.</li>
<li>   https://share.google/Q3Lch1T37k56hCY4s</li>
<li>Mental Health UK. (t.y.). National Schizophrenia Awareness Day.</li>
<li>   https://share.google/Z4TgXsJ2lBOxPXHyZ</li>
<li>Stigma Ruhsal Hastalıklara Yönelik Tutumlar Ve Damgalama içinde (s. 31-40).</li>
<li>İzmir: Meta.</li>
<li>Şizofreni Dernekleri Federasyonu. (2016, 16 Ocak). Ünlü Şizofreni Hastaları.</li>
<li>    https://share.google/NcToDR070ffTPgz0I</li>
<li>Taşkın, E.O. (2007). İçselleştirilmiş damga ve damgalanma algısı. Oryal Taşkın (Ed.)</li>
<li>Uzunhasanoğlu, G. (2022). Şiddet ve şizofreni: Ulusal basında yer alan haberlerin niteliksel analizi. Meyad Akademi Dergisi, 3(2), 124-136.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-mitler-ve-damgalama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Seri Katilin Cinayetleri: Jeffrey Lionel Dahmer Üzerinden Psikolojik Bir İnceleme</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/bir-seri-katilin-cinayetleri-jeffrey-lionel-dahmer-uzerinden-psikolojik-bir-inceleme/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-seri-katilin-cinayetleri-jeffrey-lionel-dahmer-uzerinden-psikolojik-bir-inceleme</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/bir-seri-katilin-cinayetleri-jeffrey-lionel-dahmer-uzerinden-psikolojik-bir-inceleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ezgi Nur Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 22:30:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Suç Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=24747</guid>

					<description><![CDATA[Seri katillerin beyninin ardındaki gizemi hep merak etmişimdir. Bu nedenle yazımda Jeffrey Dahmer’ın geçmişini, cinayetlerinin altında yatabilecek nedenleri inceledim. Bu yazı cinayet, yamyamlık ve cinsel açıdan tetikleyici olabilecek içerikler barındırmaktadır. Bu konuda hassassanız okumamanız önerilir. Jeffrey Lionel Dahmer Kimdir? Jeffrey Dahmer (21 Mayıs 1960 – 28 Kasım 1994), suç tarihine &#8220;Milwaukee Yamyamı&#8221; veya &#8220;Milwaukee Canavarı&#8221; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Seri katillerin beyninin ardındaki gizemi hep merak etmişimdir. Bu nedenle yazımda Jeffrey Dahmer’ın geçmişini, cinayetlerinin altında yatabilecek nedenleri inceledim. Bu yazı cinayet, yamyamlık ve cinsel açıdan tetikleyici olabilecek içerikler barındırmaktadır. Bu konuda hassassanız okumamanız önerilir.</p>
<h2 data-path-to-node="2"><b data-path-to-node="2" data-index-in-node="0">Jeffrey Lionel Dahmer Kimdir?</b></h2>
<p data-path-to-node="3">Jeffrey Dahmer (21 Mayıs 1960 – 28 Kasım 1994), suç tarihine &#8220;Milwaukee Yamyamı&#8221; veya &#8220;Milwaukee Canavarı&#8221; olarak geçen Amerikalı bir seri katil ve cinsel saldırgandır. Dahmer&#8217;a borderline, şizotipal kişilik bozukluğu ve psikoz teşhisi konmasına rağmen, duruşmasında yasal olarak aklı başında olduğu tespit edilmiştir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Suç Profili ve Kurbanları</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Dahmer, 1978 ile 1991 yılları arasında, çoğunluğu Siyahi ve Hispanik olan, 17 çocuk ve adamı öldürmüştür. Kurbanlarını genellikle gay barlar, saunalar, otobüs durakları gibi halka açık yerlerden seçen Dahmer, cinayetlerini uzun yıllar boyunca gizlemeyi başarmıştır.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Cinayetlerin Kan Donduran Detayları</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Dahmer’ın suçları yalnızca cinayetle sınırlı kalmamış; nekrofili, parçalama ve yamyamlık davranışlarını da içermiştir. İfadelerinde; bazı kurbanlarının vücut parçalarını yediğini, kemiklerini kaynattığını ve kafataslarını “hatıra” olarak sakladığını söylemiştir.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Aile Yapısı ve Erken Gelişim</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Dahmer, orta sınıf bir ailede büyümüştür. Büyüdüğü ortam kaotik ve duygusal olarak dengesizdir.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Annesinin Hamilelik Dönemi ve İlaç Kullanımı</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Annesi Joyce, hamilelik sürecinde şiddetli nöbetler ve duygusal krizler yaşamış, bu süreçte barbitürat ve morfin kullanmıştır. Joyce günde yaklaşık 26 hap alıyordu. Babası Lionel, ilaçların anne karnındayken Dahmer’ın beyin gelişimini etkilemiş olabileceğini düşündüğünü belirtiyor.</p>
<p data-path-to-node="12">Peki bu ilaçlar Dahmer’ı nasıl etkilemiş olabilir? Barbitürat ve morfin plasentadan geçebilmektedir. Barbitürat dikkat sorunu, öğrenme güçlüğü, hafif orta düzey zekâ geriliği, davranış regülasyon sorunları ve psikososyal uyumsuzluk sorununa neden olabilmektedir. Jeffrey’nin <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="275">dürtüselliğini</b> kontrol edememesi üzerinde bu ilaç kullanımının etkisi olabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Babasının Karanlık Düşünceleri</b></h2>
<p data-path-to-node="14">Lionel yazdığı kitapta, küçükken Jeffrey’e benzer düşüncelere sahip olduğunu itiraf etmiştir. Babası cinayet işlemeyi düşündüğünü, bunun hayalini kurduğunu, ateş ve patlayıcılarla ilgili takıntısı olduğunu yazdığı kitapta belirtmiştir. Bu durum olası genetik ve psikolojik yatkınlık ihtimalini de düşündürmektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">Ameliyat ve Kişilikte Kırılma</b></h2>
<p data-path-to-node="16">Lionel Dahmer, Jeffrey’nin yaklaşık dört yaşındayken geçirdiği fıtık ameliyatının kişiliğinde belirgin bir kırılma yarattığını ileri sürmektedir. Ameliyat öncesinde daha dışa dönük ve neşeli olan Jeffrey’nin, ameliyattan sonra içine kapanık, çekingen ve duygusal olarak donuk bir yapıya büründüğü belirtilmiştir. Bu yaş dönemi, Freud’un psikoseksüel gelişim kuramında fallik evre (3–6 yaş) ile örtüşmektedir. Freudyen kurama göre, bu evrede yaşanan bedensel müdahaleler veya cerrahi deneyimler, çocukta bedensel bütünlüğü kaybetme korkusu tetikleyebilir. Bu tür bir kaygının çözümlenememesi, bireyin sonraki gelişim dönemlerinde saplanmalara ve sembolik telafi davranışlarına zemin hazırlayabilir.</p>
<p data-path-to-node="17">Bu bağlamda, Dahmer’ın ilerleyen yıllarda kurbanlarının bedenlerine özellikle genital bölgeye yönelik saklayıcı davranışları, bedensel bütünlüğü kontrol etme ve kaybı telafi etme çabası olarak kuramsal düzeyde yorumlanabilir. Ancak bu açıklama, nedensel bir ilişki ortaya koymamakta; yalnızca psikanalitik çerçevede yapılan sembolik bir yorum niteliği taşımaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Ev içi Çatışma ve Duygusal İhmal</b></h2>
<p data-path-to-node="19">Evde yoğun tartışmalar zaman zaman fiziksel tehditlere varan kavgalar yaşanmıştır. Babası Lionel kendini işine vererek evdeki bu ortamdan kaçtığını ifade etmekte, annesi ise psikolojik olarak zor bir dönemden geçmekteydi. Jeffrey bu ortamda “görülmeyen bir çocuk” haline gelmiştir. Bu görülmeme hissi, onun canlılardan çok cansız nesnelere yönelmesine ve içsel dürtülerini burada beslemesine zemin hazırlamış olabilir. Dahmer da babası ile katıldığı bir programda çiftin arasındaki kavganın endişe verici olduğunu depresif hissettiğini ve çiftin kavga ettiği vakitlerde ormana gidip orada dertlendiğini belirtmektedir. Ailesel kargaşadan kaçınmak için evden uzaklaşmak, Dahmer&#8217;ın izolasyon ve <b data-path-to-node="19" data-index-in-node="693">terk edilme</b> duygularını daha da şiddetlendirmiş olabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="20"><b data-path-to-node="20" data-index-in-node="0">Hayvanlar, Kemikler ve Kontrol Dürtüsü</b></h2>
<p data-path-to-node="21">Babası kimyager olan Dahmer, küçük yaşlardan itibaren onunla birlikte ölü hayvanları incelemiş, kemiklerini temizlemiş ve saklamıştır. Lionel Dahmer, yıllar sonra bu ilgiyi teşvik ederek farkında olmadan oğlunun yanlış bir yola yönelmesine katkıda bulunmuş olabileceğini ifade etmiştir. Jeffrey’nin yol kenarlarında ölü hayvanlar bulup onları evin altındaki boşluğunda sakladığını anlatır. Jeffrey bu kemiklerle oynamakta, onları birbirine çarparak çıkan seslerle eğlenmektedir. Başlangıçta babasının bilimsel merak olarak gördüğü bu davranışlar, zamanla kontrol, sahip olma ve fantezi boyutuna evrilmiştir. Babasıyla birlikte hayvanları incelemesi ve parçalamaya yönelik ilgisi, Dahmer’in ileride geliştireceği karanlık dünyasının ilk adımları olarak değerlendirilebilir.</p>
<p data-path-to-node="22">Jeffrey Dahmer, bu uğraşların kendisine güç ve kontrol hissi verdiğini belirtmiştir. Durumunu şu sözlerle açıklamıştır: “Belki çocukken hiçbir kontrolüm yoktu. Cinsellikle karıştı ve sonunda yaptığım şeyi yaptım.”</p>
<p data-path-to-node="23">Peki ya babası bu karanlık yanı fark etseydi? Her şey farklı olabilir miydi?</p>
<h2 data-path-to-node="24"><b data-path-to-node="24" data-index-in-node="0">Duygusal Kopukluk ve Küçük Kardeşin Doğumu</b></h2>
<p data-path-to-node="25">Küçük kardeşi David doğduğunda, Jeffrey zaten halihazırda izole bir durumdadır. Ailenin tüm dikkati yeni bebeğe ve annenin kötüleşen ruh sağlığına kayınca, Jeffrey tamamen kendi dünyasına çekilmiştir. Duygularını maskelemeyi bu dönemde öğrenmiştir. Zaten görülmeyen Jeffrey giderek daha da görülmez hale gelmiştir.</p>
<h2 data-path-to-node="26"><b data-path-to-node="26" data-index-in-node="0">Terk Edilme Travması</b></h2>
<p data-path-to-node="27">Lise yıllarında anne ve babası boşandığında, Jeffrey bir süre evde tamamen yalnız bırakılmıştır. Lionel, annesinin küçük kardeşi alıp gitmesi ve kendisinin de yeni bir hayat kurma telaşıyla Jeffrey&#8217;yi o boş evde unutmasının, oğlunun &#8220;terk edilme korkusunu&#8221; tetiklediğini ve ilk cinayetini bu dönemde (Steven Hicks vakası) işlediğini belirtir. Jeffrey ifadelerinde kurbanlarını mümkün olduğunca yanında tutmak istediğini bu yüzden de onların vücutlarından parçaları sakladığını itiraf eder. Belki de Jeffrey bu terk edilme travmasının sonucunda her daim kendisi ile kalacak birisine duyduğu arzuyu bu şekilde yerine getirdi. Ayrıca Jeffrey kendisi için her şeyi yapacak aşk köleleri yaratmaya çalıştığı için kurbanlarının beynini delerek asit dökerdi. Gördüğü ilişki tarzında birbiri için çabalayan ve birbiri için bir şeyler yapan bir çift olmadığından Jeffrey belki de bilinçdışında canlılar ile böyle bir ilişkiye sahip olamayacağı inancına sahipti. Belki de bu yüzden de rıza kavramı olmadan onun için her şeyi yapacak köleler istedi.</p>
<h2 data-path-to-node="28"><b data-path-to-node="28" data-index-in-node="0">Cinsel Fantezilerin Başlaması</b></h2>
<p data-path-to-node="29">Jeffrey durumun 14 15 yaşlarında başladığını söylüyor. Şiddetle iç içe geçmiş cinsel fanteziler hakkında düşündüğünü ancak bu durumu birine nasıl anlatacağını bilmediği için kimseye anlatmadığını belirtiyor. Ayrıca homoseksüel oluşunu da sakladığını söyleyen Jeffrey muhafazakâr orta kesim bir çevrede bu tarz düşüncelerin kabul görmeyeceği için açıklama yapamamış olabilir. Belki de bu yüzden içinde tuttuğu fanteziler büyüyerek daha da yıkıcı hale gelmiştir.</p>
<h2 data-path-to-node="30"><b data-path-to-node="30" data-index-in-node="0">Dahmer’ın Porno Tüketimi</b></h2>
<p data-path-to-node="31">Dahmer o vakitlerde bir tatmin aradığını belirtir ve fantezilerini tatmin etmeye çalışmak için ağır mastürbasyon yaptığını söyler. Yaklaşık 15–16 yaşlarında şiddetli fantezilere sahip olduğunu, dürtülerini aşırı alkol alımı, pornografi ve mastürbasyon yoluyla çözmeye çalıştığını belirtmektedir. Yapılan çalışmalara göre çocukluk çağında başlanılan porno tüketimi dürtüselliğe, öğrenme güçlüklerine, hafıza ve duygu düzenleme sorunlarına sebep olabilmektedir (Kang ve ark., 2020). Porno kullanım sıklığı arttıkça düşünce kontrolü azalmakta, bununla birlikte duygu düzenlemede yaşanılan zorluklar artmaktadır. Dahmer o zamanlarda günde 3–4 kere mastürbasyon yaptığını belirtmektedir. Sıklıkla pornoya başvurması fantezilerini eyleme geçirmek için yoğun bir dürtü duymasına ve bunu kontrol edememesine zemin hazırlamış olabilir. Dahmer da pornografinin gerçek fantezileri daha da çok istemesine neden olduğunu belirtmektedir.</p>
<p data-path-to-node="32">Bu değişkenler, tek başına belirleyici nedenler olarak değerlendirilemez; ancak söz konusu dürtülerin ortaya çıkışı ve sürdürülmesinde etkili olabilecek <b data-path-to-node="32" data-index-in-node="153">risk</b> etmenleri arasında yer alabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="33"><b data-path-to-node="33" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<ul data-path-to-node="34">
<li>
<p data-path-to-node="34,0,0"><b data-path-to-node="34,0,0" data-index-in-node="0">Çapkın, M. (2019).</b> Marmara bölgesinde cinsel ve porno bağımlılığının psikolojik semptomlarla olan ilişkisinin incelenmesi (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Üsküdar Üniversitesi.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,1,0"><b data-path-to-node="34,1,0" data-index-in-node="0">Çeliker, A., &amp; Bolat, D. (2021).</b> Bağımlılık yapan maddelerin gebelik döneminde kullanımının değerlendirilmesi. FABAD Journal of Pharmaceutical Sciences, 46(2), 225–250.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,2,0"><b data-path-to-node="34,2,0" data-index-in-node="0">Dahmer, L. (1994).</b> A Father’s Story.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,3,0"><b data-path-to-node="34,3,0" data-index-in-node="0">Demaré, D., Briere, J., &amp; Lips, H. (1988).</b> Violent pornography and self-reported likelihood of sexual aggression. Journal of Research in Personality, 22, 140–153.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,4,0"><b data-path-to-node="34,4,0" data-index-in-node="0">Fernandez, D. P., &amp; Griffiths, M. D. (2019).</b> Psychometric instruments for problematic pornography use: A systematic review. Evaluation &amp; the Health Professions, 44(2), 111–141.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,5,0"><b data-path-to-node="34,5,0" data-index-in-node="0">Gürel, E. M., Kuş, Y., Acar, B., &amp; Yaman, Ö. M. (2025).</b> Pornografi tüketim durumlarının duygu düzenleme güçlüğü ve öznel iyi oluş ile ilişkisi: Nicel bir araştırma. Türk Psikoloji Dergisi, 40(95), 82–106. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.31828/turkpsikoloji.1636414" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ4gM">https://doi.org/10.31828/turkpsikoloji.1636414</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,6,0"><b data-path-to-node="34,6,0" data-index-in-node="0">Higgs, T. (2012).</b> Jeffrey Dahmer: Psychopathy and neglect. Regis University Theses, 240. <a class="ng-star-inserted" href="https://epublications.regis.edu/theses/240" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ4wM">https://epublications.regis.edu/theses/240</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,7,0"><b data-path-to-node="34,7,0" data-index-in-node="0">McEwen, B. S., Nasca, C., &amp; Gray, J. D. (2016).</b> Stress effects on neuronal structure: Hippocampus, amygdala, and prefrontal cortex. Neuropsychopharmacology Reviews, 41, 3–23.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,8,0"><b data-path-to-node="34,8,0" data-index-in-node="0">Naderipoor, P., Amani, M., Abedi, A., Sakhaie, N., Sadegzadeh, F., &amp; Saadati, H. (2021).</b> Alterations in the behavior, cognitive function, and BDNF level in adult male rats following neonatal blockade of GABA-A receptors. Brain Research Bulletin, 169, 35–42. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1016/j.brainresbull.2021.01.006" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ5AM">https://doi.org/10.1016/j.brainresbull.2021.01.006</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,9,0"><b data-path-to-node="34,9,0" data-index-in-node="0">Reinisch, J., &amp; Sanders, S. (1982).</b> Early barbiturate exposure: The brain, sexually dimorphic behavior and learning. Neuroscience &amp; Biobehavioral Reviews, 6(3).</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,10,0"><b data-path-to-node="34,10,0" data-index-in-node="0">Silva, J. A., Ferrari, M. M., &amp; Leong, G. B. (2002).</b> The case of Jeffrey Dahmer: Sexual serial homicide from a neuropsychiatric developmental perspective. Journal of Forensic Sciences, 47(6), 1347–1359. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1520/JFS15574J" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ5QM">https://doi.org/10.1520/JFS15574J</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,11,0"><b data-path-to-node="34,11,0" data-index-in-node="0">TLC Suç ve Araştırma. (2022).</b></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,12,0"><b data-path-to-node="34,12,0" data-index-in-node="0">Wikipedia. (n.d.).</b> Jeffrey Dahmer. <a class="ng-star-inserted" href="https://en.wikipedia.org/wiki/Jeffrey_Dahmer" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ5gM">https://en.wikipedia.org/wiki/Jeffrey_Dahmer</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,13,0"><b data-path-to-node="34,13,0" data-index-in-node="0">YouTube Videoları:</b></p>
<ul data-path-to-node="34,13,1">
<li>
<p data-path-to-node="34,13,1,0,0"><a class="ng-star-inserted" href="https://youtu.be/6tSxuyM93Js" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ5wM">https://youtu.be/6tSxuyM93Js</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,13,1,1,0"><a class="ng-star-inserted" href="https://youtu.be/iWjYsxaBjBI" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ6AM">https://youtu.be/iWjYsxaBjBI</a></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="34,13,1,2,0"><a class="ng-star-inserted" href="https://youtu.be/RGmy8JG6pY8" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwi7yOWroc2SAxUAAAAAHQAAAAAQ6QM">https://youtu.be/RGmy8JG6pY8</a></p>
</li>
</ul>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/bir-seri-katilin-cinayetleri-jeffrey-lionel-dahmer-uzerinden-psikolojik-bir-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maske İle Yaşamak: İnsanlığımı Yitirirken’e Jungcu Bir Yaklaşım</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/maske-ile-yasamak-insanligimi-yitirirkene-jungcu-bir-yaklasim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=maske-ile-yasamak-insanligimi-yitirirkene-jungcu-bir-yaklasim</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/maske-ile-yasamak-insanligimi-yitirirkene-jungcu-bir-yaklasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ezgi Nur Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 21:55:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analitik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=22414</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazı Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken adlı eseri ve Jung’un bakış açısı ele alınarak yazılmış olup yazıyı daha iyi anlamak adına kitabı okumuş olmanızı öneririm. Kitap yazarın hayatı ile de dikkat çekici bir biçimde paraleldir. Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken adlı romanı, topluma uyum sağlayamayan bir bireyin değil, daha en başından dünyaya ait hissetmeyen birinin hikâyesini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Bu yazı Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken adlı eseri ve Jung’un bakış açısı ele alınarak yazılmış olup yazıyı daha iyi anlamak adına kitabı okumuş olmanızı öneririm. Kitap yazarın hayatı ile de dikkat çekici bir biçimde paraleldir. Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken adlı romanı, topluma uyum sağlayamayan bir bireyin değil, daha en başından dünyaya ait hissetmeyen birinin hikâyesini anlatır.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Persona ve Gölge Nedir?</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Persona ve gölge, Jung’un kolektif/ortak bilinçdışı kuramında yer alan önemli arketipler arasındadır. Persona; kişinin dışarıya karşı taktığı maske olarak tanımlanır. Persona dış dünya ile uyum kurmamızı sağlar. Dış dünyada iletişim kurarken okulda, işte vs. birçok farklı maske kullanırız. Maske gereğinden fazla kullanılırsa kişi artık maskesine dönüşmeye başlar. Gölge; insanın dünyaya geldiği zamandan bu yana var olan, ilkel ve hayvani isteklerin kaynağını oluşturmaktadır. İnsanın, toplum ve medeniyet tarafından hoş karşılanmayacağı için bilinçdışına bastırdığı ilk benlik olarak tanımlanır. Jung’u göre insan bu karanlık ‘gölgeyi’ de tamamen yok saymamalı ve onunla bir arada yaşamanın kendince bir yolunu bulmalıdır. (Fordham, 1996; Jung).</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Persona’nın Doğuşu: İnsanlığa Katlanma Çabası</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Romanın kahramanı Oba Yozo, başkaları gibi yaşamayı beceremediğini düşünür. İnsanların gündelik hayata, ilişkilere, tartışmalara bu kadar kolay katlanabilmesine şaşırır. ‘Buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar?’ Ona göre asıl tuhaf olan, bu hayatın herkes için bu kadar “normal” görünmesidir. Çocukluğundan itibaren onu bir başarısızlık timsali olarak algılayan aristokrat bir ailede büyürken, insan ilişkilerindeki yapaylığa yakından tanık olmuştur. Bu deneyimler Yozo’da insanlara karşı güvensizlik hatta insaniyete karşı bir tiksinti uyandırır. Yozo bu yüzden insanlıktan korkmaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Persona: Kendisi Olamamanın Maskesi</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Yozo çocukluğundan itibaren kendisine bir ‘soytarı’ rolü oluşturur. Dışarıdan bakıldığında uyumlu, neşeli ve zararsız görünür. Bu şekilde hayatta var olmaya çalışır. İnsanları güldürüp insanların özellikle de babasının beklentilerini bu rol ile karşılamaya çalışır. Yozo’nun bu dış dünyaya gösterdiği maske ile iç dünyası arasındaki uçurum giderek büyür. Hatta bu durumu şu şekilde açıklar: ‘Dış dünyam durmaksızın gülümseyen yüzümü gösterirken, iç dünyam ölüydü.’ Toplum içinde kabul görebilmek için geliştirdiği bu maske, zamanla onu koruyan bir araç olmaktan çıkar ve Yozo artık kendisi değil de insanların ondan beklediği kişi olmaya başlar.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Bastırılan İnsanlık: Gölge</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Yozo’nun kendisi ile bağdaştıramadığı ve bu yüzden bastırdığı yanları gölgesini oluşturmaktadır. Yozo’nun gölgesi zayıflık, çaresizlik ve de insanlara duyduğu derin güvensizlikle, korkudur. Dünya ona göre güvenli değil; kuralları belirsiz, tepkileri öngörülemez bir alandır. Bu algı, Yozo’nun kendi kırılganlığını tehdit olarak görmesine neden olur. Yozo bu yönlerini kabul edememekte ve bunları maskeleyerek bastırmaktadır: Zayıflığını bastırır, korkusunu inkâr eder, savunmasızlığını gizler çünkü bu yönü ile yüzleşirse maskesi düşecektir.</p>
<p data-path-to-node="12">Bastırılan her duygu gibi, bu duygular da <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="42">bilinçdışında</b> güçlenir ve farklı biçimlerde kendilerini gösterir: Alkol ve madde kullanımı gölgesinin yarattığı gerilimi bastırmasının çabasıdır. Yozo yaşamak ister, fakat yaşamanın ağırlığını taşıyamaz. Jung’a göre gölgeyle yüzleşmeyen birey, zamanla onun tarafından yönetilmeye başlar. Yozo’nun kendini “yaşayan bir ceset” gibi hissetmesi, bu içsel yabancılaşmanın ifadesidir. Yozo Yoshiko’nun tecavüze uğradığı anda donakalır. Bu gölgenin bilinci ele geçirdiği ana bir kanıttır. Yozo böyle bir anda ne kaçabilir ne de durumla yüzleşebilir haldedir.</p>
<h2 data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Anima: Yakınlık Korkusu ve Kadın İmgesi</b></h2>
<p data-path-to-node="14">Jung’un anima kavramı, erkeğin bilinçdışındaki kadın imgesini ifade eder. Bu içsel kadın öğesi, bir erkeğin bilinç dışında arketipsel bir rol oynar. Erkek, bu imaj yardımıyla kadının doğasını kavrar. Animanın doğurduğu ruh halleri erkeklerde duygusal davranışlar ve sezgiler uyandırabilir. Bu imge, gerçek kadınlardan çok, erken ilişkilerle ve özellikle anneyle kurulan bağla şekillenir (Serrican, 2015).</p>
<p data-path-to-node="15">Yozo’nun insanlara duyduğu korku, kadınlarla ilişkilerinde daha belirgin hâle gelir. Özellikle kadınları daha anlaşılmaz daha karmaşık bulmaktadır. Yakınlık, onda güven değil; kaygı uyandırır. Bu yüzden de duygusal bir talebi olmayan kadınlar ona kendini daha da güvende hissettirir. Yozo için hayat kadınları bu talep için biçilmiş bir kaftandır. Yozo hayat kadınlarını ne “insan” ne de “kadın” kategorisine dahil eder. Onları akıldan, toplumsal rollerden ve beklentiden uzak bulur. Tam da bu nedenle, onların kucağında teselli bulabildiğini dile getirir. Yozo’nun animası, besleyici ya da dönüştürücü olmaktan çok; korku, teslimiyet ve çözülme temaları etrafında şekillenir.</p>
<p data-path-to-node="16">Tsuneko ile yaşanan çifte intihar girişimi, Yozo’nun animasının yıkıcı yönünü gözler önüne sermektedir. Tsuneko anaç ve olgun bir roldedir. Bu yüzden de Yozo’nun bilinçdışında anne figürüyle iç içe geçmiş, hem şefkat hem de yok oluş çağrısı taşıyan bir anima temsiline dönüşmüştür. Tsuneko ölürken Yozo’nun hayatta kalması ile animayla kurulan bu ölümcül bağ yarım kalmıştır. Yozo için bu, kurtuluşu değil; daha derin bir suçluluk ve değersizlik duygusunu getirmiştir.</p>
<p data-path-to-node="17">Yozo’nun evlendiği tek kadın Yoshiko ise animanın masumiyet ve saflıkla yüklü başka bir yüzünü temsil eder. Yozo Yoshiko’nun bakire ve saf olmasından etkilenir. Ancak Yozo, bu masumiyetle baş edebilecek bir benlik bütünlüğüne sahip değildir. Evlilikten rahatsızlık duymaya ve Yoshiko’nun yanında hiçbir şey hissetmemeye başlar. Evlilik, Yozo için bir bağlanma değil; kırılgan benliğini geçici olarak sabitleme çabasıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Benliğin Çöküşü</b></h2>
<p data-path-to-node="19">Yozo Jung’un <b data-path-to-node="19" data-index-in-node="13">bireyleşme</b> sürecini tamamlayamaz. Persona çöker ancak altında sağlam bir benlik yoktur. Yozo gölgesi ile yüzleşerek onunla yaşamayı öğrenememiştir ve de anima ile bütünleşememiştir. Bu nedenle de Yozo ne toplumdan tam anlamıyla kopabilmiş ne de topluma dahil olabilmiştir. &#8220;Hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım sıkılıyor.&#8221; demesi de buna örnek verilebilir. Yozo’nun intihara yönelen yapısı, ani bir dürtü ya da patolojik değildir. Jungcu açıdan bu, bireyleşememiş bir benliğin, yaşamdan sessizce çekilme arzusudur. Ölüm, Yozo için bir son değil; dayanılmaz hâle gelen insanlığının durdurulmasıdır.</p>
<p data-path-to-node="20">Yozo gerçekten insanlığını mı yitirmiştir, yoksa ona hiçbir zaman sahip olamamış mıdır?</p>
<p data-path-to-node="21"><b data-path-to-node="21" data-index-in-node="0">Analitik psikoloji</b> ekseninde hazırlanan bu metin için kullanılan kaynaklar şunlardır:</p>
<ul data-path-to-node="22">
<li>
<p data-path-to-node="22,0,0">Fordham, F. (1996). Jung Psikolojisi, İstanbul: Say Yayınları.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="22,1,0">Jung, C. G. (2015c). Dört Arketip, İsta<span class="citation-3 citation-end-3">nbul: Say Yayınları.</span></p>
<div class="source-inline-chip-container ng-star-inserted"></div>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="22,2,0"><span class="citation-2 citation-end-2">Serrican, E. (2015). Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramındaki arketip kavramının edebiyata yansıması. International Journal of Social Sciences and Education Research, 1</span> (4), 1205-1215.</p>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/maske-ile-yasamak-insanligimi-yitirirkene-jungcu-bir-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Oldum Ama Neden Böyle Hissediyorum? Doğum Sonrası Depresyon</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/anne-oldum-ama-neden-boyle-hissediyorum-dogum-sonrasi-depresyon/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=anne-oldum-ama-neden-boyle-hissediyorum-dogum-sonrasi-depresyon</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/anne-oldum-ama-neden-boyle-hissediyorum-dogum-sonrasi-depresyon/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ezgi Nur Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 10:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=20054</guid>

					<description><![CDATA[Doğum sonrası dönem, birçok anne için hem duygusal hem fiziksel açıdan yoğun bir değişim dönemidir. Mutluluk ve heyecan dolu bu deneyim, aynı zamanda uykusuzluk, hormonal değişimler ve yeni bir sorumlulukla birlikte stresi de beraberinde getirebilmektedir. Bazı anneler bu sürece alışmakta zorlanabilmekte ve doğum sonrası depresyon (postpartum) yaşayabilmektedir. Sanılanın aksine düşünüldüğünden daha yaygın bir durumdur ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="287" data-end="802">Doğum sonrası dönem, birçok anne için hem duygusal hem fiziksel açıdan yoğun bir değişim dönemidir. Mutluluk ve heyecan dolu bu deneyim, aynı zamanda uykusuzluk, hormonal değişimler ve yeni bir sorumlulukla birlikte stresi de beraberinde getirebilmektedir. Bazı anneler bu sürece alışmakta zorlanabilmekte ve doğum sonrası depresyon (postpartum) yaşayabilmektedir. Sanılanın aksine düşünüldüğünden daha yaygın bir durumdur ve bu durum annenin suçu <strong data-start="735" data-end="743">asla</strong> değildir; anlaşılması gereken bir ruh sağlığı durumudur.</p>
<p data-start="804" data-end="951">Bu yazının amacı doğum sonrası depresyonun ne olduğunu, belirtilerini ve risk faktörlerini sade bir dil ile açıklamak ve farkındalık oluşturmaktır.</p>
<h2 data-start="958" data-end="995"><strong data-start="961" data-end="995">Doğum Sonrası Depresyon Nedir?</strong></h2>
<p data-start="997" data-end="1240">Doğum sonrası depresyon, annelik rolünü yerine getirmeyi ve bebekle bağ kurmayı zorlaştırabilen; doğumdan sonraki ilk 3 ayda sıklıkla görülen, annenin duygu durumunda uzun süreli bir çöküş, kaygı ve tükenmişlik hissi ile seyreden bir durumdur.</p>
<p data-start="1242" data-end="1566">Doğum sonrasındaki dönemde kadınların duygulanımında dalgalanmalar meydana gelmekte, bu durum sıklıkla görülüp <strong data-start="1353" data-end="1372">“annelik hüznü”</strong> olarak geçmektedir. Bu durum genellikle doğum sonrası depresyon ile karıştırılmaktadır. Hafif seyirli olan bu doğum sonrası hüzün genelde herhangi bir tedavi gerektirmez ve kendiliğinden geçer.</p>
<p data-start="1568" data-end="1718">Doğum sonrası depresyonda ise aşağıdaki belirtiler <strong data-start="1619" data-end="1638">2 haftadan uzun</strong> sürmekte olup ruh sağlığı alanında bir uzmandan destek alınması önerilmektedir.</p>
<h2 data-start="1725" data-end="1767"><strong data-start="1728" data-end="1767">Doğum Sonrası Depresyon Belirtileri</strong></h2>
<ul data-start="1769" data-end="2403">
<li data-start="1769" data-end="1785">
<p data-start="1771" data-end="1785">Ağlama hissi</p>
</li>
<li data-start="1786" data-end="1812">
<p data-start="1788" data-end="1812">Bebek ile bağ kuramama</p>
</li>
<li data-start="1813" data-end="1849">
<p data-start="1815" data-end="1849">Annenin bebeğe bakmak istememesi</p>
</li>
<li data-start="1850" data-end="1875">
<p data-start="1852" data-end="1875">Bebeğe yetememe hissi</p>
</li>
<li data-start="1876" data-end="1924">
<p data-start="1878" data-end="1924">Kendini suçlama (iyi bir anne olamama hissi)</p>
</li>
<li data-start="1925" data-end="1978">
<p data-start="1927" data-end="1978">Eskiden keyif alınan aktivitelerden keyif alamama</p>
</li>
<li data-start="1979" data-end="2010">
<p data-start="1981" data-end="2010">Aşırı uyuma ya da uyuyamama</p>
</li>
<li data-start="2011" data-end="2053">
<p data-start="2013" data-end="2053">Aile ve arkadaş ilişkilerinden kaçınma</p>
</li>
<li data-start="2054" data-end="2091">
<p data-start="2056" data-end="2091">Bebeğe ya da eşe karşı ilgisizlik</p>
</li>
<li data-start="2092" data-end="2132">
<p data-start="2094" data-end="2132">Devam eden hüzün ve mutsuzluk durumu</p>
</li>
<li data-start="2133" data-end="2153">
<p data-start="2135" data-end="2153">Dikkat eksikliği</p>
</li>
<li data-start="2154" data-end="2183">
<p data-start="2156" data-end="2183">Karar almada zorluk çekme</p>
</li>
<li data-start="2184" data-end="2274">
<p data-start="2186" data-end="2274">Bebeğe veya kendisine zarar verecek düşünceler ve eylemler <em data-start="2245" data-end="2272">(acil yardım gerektirir.)</em></p>
</li>
<li data-start="2275" data-end="2294">
<p data-start="2277" data-end="2294">Ağlama krizleri</p>
</li>
<li data-start="2295" data-end="2367">
<p data-start="2297" data-end="2367">İntihar düşüncesi ve intihar girişimleri <em data-start="2338" data-end="2365">(acil yardım gerektirir.)</em></p>
</li>
<li data-start="2368" data-end="2403">
<p data-start="2370" data-end="2403">Kişisel bakımına dikkat etmemek</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="2410" data-end="2432"><strong data-start="2413" data-end="2432">Risk Faktörleri</strong></h2>
<p data-start="2434" data-end="2536">Her anne bu durumu yaşayabilir; ancak bazı koşullar doğum sonrası depresyon riskini artırabilmektedir.</p>
<p data-start="2538" data-end="3011">Doğumdan sonra düşen hormon seviyeleri, yeterince dinlenememe, daha önce depresyon geçirmiş olma, eşten yeterli desteği alamama, planlanmamış bir gebelik olması, ilk defa anne olmak, bebeğin özel gereksinimi olması, bebeğin düşük kilo ile doğması, bebeğin zor bir mizaca sahip olması, doğum sonrası bedende yaşanan değişiklikler, çevreden gelen eleştiriler, sosyal beklentiler ve ekonomik nedenler doğum sonrası depresyonunun nedenleri ya da tetikleyicileri olabilmektedir.</p>
<h2 data-start="3018" data-end="3046"><strong data-start="3021" data-end="3046">Neler Fayda Sağlıyor?</strong></h2>
<ul data-start="3048" data-end="3238">
<li data-start="3048" data-end="3092">
<p data-start="3050" data-end="3092">Annenin çevresinden sosyal destek alması</p>
</li>
<li data-start="3093" data-end="3144">
<p data-start="3095" data-end="3144">Bebeğin bakımının yalnızca anneye bırakılmaması</p>
</li>
<li data-start="3145" data-end="3210">
<p data-start="3147" data-end="3210">Annenin kendisine vakit ayırabileceği alanların oluşturulması</p>
</li>
<li data-start="3211" data-end="3238">
<p data-start="3213" data-end="3238">Psikolojik destek almak</p>
</li>
</ul>
<p data-start="3240" data-end="3515">Bu destekler doğum sonrası dönemde annelere oldukça fayda sağlamaktadır. Bu destek mekanizmaları ile annenin doğum sonrası depresyona girme riski azalabilmekte olup, uygun profesyonel yardımla doğum sonrası depresyon yaşayan kişilere etkili şekilde yardımcı olunabilmektedir.</p>
<h2 data-start="3522" data-end="3535"><strong data-start="3525" data-end="3535">Tedavi</strong></h2>
<ul data-start="3537" data-end="3637">
<li data-start="3537" data-end="3567">
<p data-start="3539" data-end="3567">Destek gruplarına katılmak</p>
</li>
<li data-start="3568" data-end="3584">
<p data-start="3570" data-end="3584">Terapi almak</p>
</li>
<li data-start="3585" data-end="3637">
<p data-start="3587" data-end="3637">Gerekli görüldüğünde doğum sonrası ilaç tedavisi</p>
</li>
</ul>
<p data-start="3639" data-end="3715">Doğum sonrası depresyon profesyonel destekle tedavi edilebilir bir durumdur.</p>
<h2 data-start="3722" data-end="3744"><strong data-start="3725" data-end="3744">Yalnız Değilsin</strong></h2>
<p data-start="3746" data-end="3971">Doğum sonrası depresyon, sanılanın aksine oldukça yaygın bir durumdur. Bu durumun <strong data-start="3828" data-end="3853">“kötü bir anne olmak”</strong> ile hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen biyolojik ve psikolojik bir süreçtir ve birçok kadın tarafından deneyimlenmektedir.</p>
<p data-start="3973" data-end="4052">Psikolojik destek alarak bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılması mümkündür.</p>
<h1 data-start="4059" data-end="4073"><strong data-start="4061" data-end="4073">Kaynakça</strong></h1>
<p data-start="4075" data-end="4545">Amen, D. G., M.D., &amp; Routh, L. C. (2003). <em data-start="4117" data-end="4149">Healing Anxiety and Depression</em> (1. bs.). Penguin Group.<br data-start="4174" data-end="4177" />Erdem, Ö., ve ark. (2009). Doğum Sonrası Hüzün ve Doğum Sonrası Depresyon. <em data-start="4252" data-end="4278">Konuralp Medical Journal</em>, 1(1), 32–37.<br data-start="4292" data-end="4295" />Şentürk, V. (2008). Gebelik ve Doğum Sonrası Dönemde Sık Görülen Ruhsal Bozukluklar. <em data-start="4380" data-end="4394">Kriz Dergisi</em>, 16(1), 25–34. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1501/Kriz_0000000270" target="_new" rel="noopener" data-start="4410" data-end="4449">https://doi.org/10.1501/Kriz_0000000270</a><br data-start="4449" data-end="4452" />Yüksel, N. (2000). <em data-start="4471" data-end="4515">Birinci Basamakta Depresyon Tanı ve Tedavi</em> (1. bs.). Çizgi Tıp Yayınevi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/anne-oldum-ama-neden-boyle-hissediyorum-dogum-sonrasi-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
