<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Esra AKTAŞ &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/esraaktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 12:46:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Esra AKTAŞ &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sevilmeyen Çocuk Sendromu Algısal mı Gerçek mi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sevilmeyen-cocuk-sendromu-algisal-mi-gercek-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sevilmeyen-cocuk-sendromu-algisal-mi-gercek-mi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sevilmeyen-cocuk-sendromu-algisal-mi-gercek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 22:30:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=30855</guid>

					<description><![CDATA[“Sevilmeyen Çocuk Sendromu” klinik tanı olarak literatürde yer alan bir psikiyatrik bozukluk değildir. Ancak psikoloji literatüründe, çocuğun duygusal ihmal, reddedilme veya koşullu sevgi deneyimi yaşamasıyla oluşan bir örüntüyü anlatmak için kullanılan kavramsal bir ifadedir. Peki asıl soruya gelecek olursak eğer bu algısal mı yoksa gerçek mi? Cevap olarak denilebilir ki hem algısal hem de deneyimsel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="container">
<div id="model-response-message-contentr_e70088355e1620c0" class="markdown markdown-main-panel stronger enable-updated-hr-color" dir="ltr" aria-live="polite" aria-busy="false">
<p data-path-to-node="2">“Sevilmeyen Çocuk Sendromu” klinik tanı olarak literatürde yer alan bir psikiyatrik bozukluk değildir. Ancak psikoloji literatüründe, çocuğun duygusal ihmal, reddedilme veya koşullu sevgi deneyimi yaşamasıyla oluşan bir örüntüyü anlatmak için kullanılan kavramsal bir ifadedir. Peki asıl soruya gelecek olursak eğer bu algısal mı yoksa gerçek mi? Cevap olarak denilebilir ki hem algısal hem de deneyimsel olarak gerçektir.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Gerçekliğin Deneyimsel Boyutu</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Gerçek olabileceği bazı durumlar vardır. Çocuk gerçekten şu durumları yaşamış olabilir; sürekli eleştirilme, kardeşle kıyaslama, duygusal olarak görülmeme veya fiziksel ihtiyaçlar karşılanırken duygusal ihtiyaçların ihmal edilmesi. İhmal, bir ebeveynin çocuğun gelişimi için gerekli olan sağlık, eğitim, duygusal gelişim, beslenme, barınma ve güvenli yaşam alanları gibi durumlarda eksikliğini ifade etmek için kullanılan bir kavramdır (Özsert, 2022). Bu durumlardan bir tanesine örnek verirsek daha rahat anlaşılır. Örneğin, koşullu sevgi durumlarında çocuğa eğer başarırsan seni severim denmesi. Bu tür deneyimler, <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="617">bağlanma kuramına</b> göre çocuğun içsel çalışma modellerini etkiler. Özellikle John Bowlby’nın ortaya koyduğu bağlanma kuramı ve Mary Ainsworth’ün çalışmaları, erken dönemdeki bakım veren ilişkilerinin yetişkinlikteki ilişki kalıplarını şekillendirdiğini gösterir. Ayrıca anneye veya temel bakım veren kişilere karşı çocuğun geliştirdiği bağlanma ile çevreyi algılayış şekli ve yetişkinlik evresinde davranışlarına da etki ettiği görülmektedir diyebiliriz (Öztürk ve ark, 2020). Gerçek duygusal ihmal yaşayan çocuklar şu inançları geliştirebilir: Ben yeterince iyi değilim, sevilmek için bir şey başarmam gerekiyor ve beni olduğum gibi kimse sevmez. Bu noktada sendrom, yaşanmış deneyime dayalı bir psikolojik gerçekliktir.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Sendromun Öznel ve Algısal Boyutu</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Bu sendromun bir de öznel (algısal) boyutu da vardır. Bazı durumlarda çocuk objektif olarak sevilmiş olabilir; ancak:</p>
<ul data-path-to-node="7">
<li>
<p data-path-to-node="7,0,0">Ailenin sevgi gösterme biçimi farklıdır diğer ailelerden,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,1,0">Çocuk yüksek hassasiyetlidir,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,2,0">Kardeş dinamiği yanlış yorumlanmıştır,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,3,0">Ebeveynler sevgiyi sözle değil davranışla göstermiştir.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="8">Bu durumda sevgi vardır ama çocuk tarafından algılanmamıştır. Psikolojide önemli bir noktaya değinir bu durumlar. Önemli nokta ise şudur: Duygunun yaşanmış olması, onun psikolojik olarak gerçek olduğu anlamına gelir. Yani sevgi verilmiş olsa bile, çocuk “sevilmedim” hissiyle büyümüşse, bu duygu yetişkinlikte bağlanma kaygısı, terk edilme korkusu veya aşk bağımlılığı şeklinde ortaya çıkabilir. Görüldüğü gibi, söylenebilecek şekilde, erken dönem yaşantılarında duygusal yakınlık ve sevgi ihtiyacının karşılanması yetişkinlik döneminde sağlıklı ilişkiler için vazgeçilmez bir nedendir. Bowlby’ye göre bir bireyin ebeveynleri ile edindiği deneyimler ve yetişkinlik döneminde yaşantıladığı romantik ilişki, evlilik ve kendi çocuklarına uyguladığı ebeveynlik stili arasında bir neden sonuç ilişkisi vardır (Tüzün ve Sayar, 2006).</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Yetişkinlik Dönemindeki Yansımalar</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Peki bu sendrom kendini yetişkinlik döneminde nasıl gösterir? Bu örüntü yetişkinlikte şu beş özellikle yakından ilişkilidir: Onay bağımlılığı, aşırı fedakarlık, toksik ilişkilere çekilme, “beni seçmeyeni seçme” paterni ve son olarak engellemeye aşırı tepki (çünkü eski terk edilme yarası aktive olur). Bu tür tepkiler bazen gerçekten bugünkü olaydan değil, çocuklukta görülmeme hissinin tetiklenmesinden gelir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">İyileşme Süreci ve Şema Terapi</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Peki bu sendrom kalıcı mı? Cevap olarak hayır diyebiliriz. Ama fark edilmezse tekrar tekrar yaşanacak bir döngüye girebilir. Şema terapide bu durum <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="148">duygusal yoksunluk şeması</b> olarak geçer. Özellikle Jeffrey Young&#8217;ın geliştirdiği şema kuramında bu örüntü detaylı olarak incelenir. İyileşmeyi şu üç basamak şeklinde ilerlerken görebiliriz:</p>
<ol start="1" data-path-to-node="13">
<li>
<p data-path-to-node="13,0,0">Çocukluk hikayesini dürüstçe görmek,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,1,0">Gerçek ile algıyı ayırmak,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="13,2,0">Yetişkin benliğin içsel çocuğa yeniden güven vermesi.</p>
</li>
</ol>
<p data-path-to-node="14">Sonuç olarak kısa bir şekilde özetlersek eğer Sevilmeyen Çocuk Sendromu klinik bir tanı olarak yer almaz psikiyatrik literatürlerinde. Ama psikolojik bir gerçekliktir. Yaşanmış bir durum sonucu <b data-path-to-node="14" data-index-in-node="194">travma</b> olabileceği gibi algısal bir yorum da olabilir kişide. Ama etkilerinin gerçek olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<h2 data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">KAYNAKÇA</b></h2>
<p data-path-to-node="16">Özerk, F., Özdemir, E., Kazak, M., ve Çok, F. (2022). Üniversite Öğrencilerinin Duygusal İhmal Kavramına İlişkin Metaforik Algılar. Çocuk ve Gelişim Dergisi. 5 (10), 69-85.</p>
<p data-path-to-node="16">Öztürk, E., Türel, F., ve Oğur, E. (2020). Psikotarih ve Bağlanma Kuramı. Psikotarih, (1), 63-71.</p>
<p data-path-to-node="16">Tüzün, O., Sayar, K. (2006). Bağlanma Kuramı ve Psikopatoloji. Düşünen Adam, 19(1), 24-39.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sevilmeyen-cocuk-sendromu-algisal-mi-gercek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiziksel Çekiciliğin İlk İzlenim ve Güven Algısı Üzerindeki Rolü</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/fiziksel-cekiciligin-ilk-izlenim-ve-guven-algisi-uzerindeki-rolu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fiziksel-cekiciligin-ilk-izlenim-ve-guven-algisi-uzerindeki-rolu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/fiziksel-cekiciligin-ilk-izlenim-ve-guven-algisi-uzerindeki-rolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 23:05:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=29054</guid>

					<description><![CDATA[Konu bakımından sosyal psikoloji, evrimsel psikoloji ve bilişsel psikolojinin kesişiminde yer alan kuvvetli araştırma konularından biridir fiziksel çekicilik ve ilk izlenim. Birkaç temel olgu üzerinden ele alacağız yazımızda. İlk izlenim oluşumu hızı ve otomatikliği, halo etkisi, çekicilik ve güven algısı ilişkisi, sosyal avantajlar, ilk izlenimde güvenin bileşenleri, bilişsel kısa yollar, kültürler arası boyut, çekiciliğin dezavantajları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Konu bakımından sosyal psikoloji, evrimsel psikoloji ve bilişsel psikolojinin kesişiminde yer alan kuvvetli araştırma konularından biridir fiziksel çekicilik ve ilk izlenim. Birkaç temel olgu üzerinden ele alacağız yazımızda. İlk izlenim oluşumu hızı ve otomatikliği, halo etkisi, çekicilik ve güven algısı ilişkisi, sosyal avantajlar, ilk izlenimde güvenin bileşenleri, bilişsel kısa yollar, kültürler arası boyut, çekiciliğin dezavantajları ve ilk izlenim kalıcılığı gibi kavram ve olgular üzerinden şekillenecektir.</p>
<p data-path-to-node="3">Yapılan araştırmalara bakıldığında öteki insanlar hakkındaki ilk izlenimlerimiz saniyeler hatta milisaniyeler gibi kısa sürede oluşur (Güllüpunar, 2019). Bu süreç genellikle otomatik veya sezgiseldir. Örneğin; giyim, bakım, cilt sağlığı veya yüz simetrisi (Demirel, 2023). İlk izlenimlerde önemli bir nokta ise şudur: Sonradan değişebilirler ama <b data-path-to-node="3" data-index-in-node="346">çapa etkisi</b> nedeniyle kalıcı olma eğilimindedirler.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Halo Etkisi ve &#8220;Güzel Olan İyidir&#8221; Stereotipi</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Bu konunun en merkezinde yatan olgu ise <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="40">Halo etkisi</b>&#8216;dir. Halo etkisi 1920 yılında Thorndike tarafından tanımlanmış bir kavramdır (İpin ve Ünal, 2024). Kısaca açıklaması; bir kişinin tek bir olumlu özelliğinin (örneğin çekicilik) diğer özelliklerinin de olumlu algılanmasına yol açmasıdır. 1972 yılında yapılan bir araştırma olan Dion, Berscheid &amp; Walster çalışması bize &#8220;Güzel olan iyidir&#8221; gibi bir stereotipi ortaya koymuştur.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Yüz Temelli Güven Yargıları</b></h2>
<p data-path-to-node="7">İnsanlarda yüz temelli güven yargıları vardır. Yani, insanlar bir yüzü gördükten yüz milisaniye gibi kısa sürede yüze bakarak güvenebilirlik değerlendirmesi yaparlar. Güven kelimesi Golembiwski ve McKonkie’ye göre &#8220;Kişisel tecrübelere ve algılamalara dayanan olayların beklenen sonucu hakkında faydası kişisel inanç&#8221;tır (Çokgören ve Timuroğlu, 2019). Buna örnek olarak mesela; bebeksi yüz hatları, yumuşak bakışlar ve simetrik bir yüz hattı insanlarda daha güvenilir hissi yaratabiliyor. Sert çene, dar gözler ve asimetrik yüz hattı ise insanlarda tehlikeyi çağrıştırır. Buna benzer algılar genellikle yanıltıcıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Evrimsel Bakış Açısı ve Sosyal Avantajlar</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Çekiciliği evrimsel açıklama tarafından açıklarsak; çekicilik insanlara sağlık, genetik kalite ve hastalıksızlık sinyali olarak evrimsel süreçte değer görmüştür. Sağlıklı görünen bireyler, iş birliği ve üreme açısından avantaj ve güvenle ilişkilendiriliyor olabilmektedir. Araştırmalara bakıldığında fiziksel çekiciliğin birey için sosyal çevre ve ekonomik alanlarda birçok getirisi olduğu görülmektedir. Mesela işe alımlarda avantaj, daha yüksek maaş, daha fazla sosyal kabul ve daha hafif cezalar (mahkeme kararlarında bile). Bu örneklere <b data-path-to-node="9" data-index-in-node="541">çekicilik ayrıcalığı</b> denilmektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Çekiciliğin Bileşenleri ve Bilişsel Şemalar</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Fiziksel çekicilik tek başına çalışmaz, şu unsurlarla çalışmaktadır: göz teması, gülümseme, duruş, ses tonu ve giyim. Fiziksel çekicilik bu unsurlar ile çalıştığında güven algısı üzerine güçlendirici çarpan gibi bir etki yaratır. Örneğin; göz teması insanlarda samimiyet sinyali yaratır veya gülümseme tehdit algısını azaltır bireylerde. İnsan beyni enerji ile çalışır. Bu yüzden bilişsel enerji için çok kestirme yollar kullanır. Güzel olan şeyler için iyi, bakımlı şeyler için sorumluluk sahibi veya simetrik olan şeyler de sağlıklı şemalarını üretir. Bu tür şemalar birey için karar almayı hızlandırabilir ama ön yargı oluşumunda da üretkenlik gösterebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Kültürel Boyut ve Çekiciliğin Dezavantajları</b></h2>
<p data-path-to-node="13">Çekiciliğin birçok kriteri vardır. Ama bazıları evrensel olabilmektedir. Örneğin; yüz simetrisi, cilt sağlığı veya oran–orantı&#8230; Ancak bazıları ise kültürel olabiliyor; ten rengi tercihleri, kilo idealleri veya estetik müdahaleler gibi&#8230; Güven algısı gibi bir kavram da kültürel normlara göre değişebilmektedir. Fiziksel çekiciliğin bireyler için avantajları olduğu gibi bazı dezavantajları da vardır. Yani her zaman avantaj sağlamayabilir. Örneğin; çok çekici bireyler bazen daha az güvenilir algılanabiliyor özellikle rekabetin olduğu ortamlarda, kadınlarda &#8220;yetkin ama soğuk&#8221; ön yargısı görülebiliyor ya da erkeklerde &#8220;fazla rahat playboy&#8221; algısı oluşturabiliyor. Çekiciliğin dezavantajlarının oluşum nedenleri genellikle rol beklentilerine olan çatışmalardan kaynaklanmaktadır.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Medya ve Sosyal Medyanın Etkisi</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Fiziksel çekiciliğin medya veya sosyal medya üzerinde de birçok etkileri olduğunu görüyoruz. Olumlu veya olumsuz. Olumlu etkilerinden biri olarak bu örnek verilebilir: filtreler ve estetik uygulamaların çekicilik standartlarını yükseltmesi. Olumsuz tarafına ise iki örnek vererek açıklamak akıllarda kalabilir. Birinci örnek olarak; karşılaştırma yapılarak kişilerde beden memnuniyetsizliğinin oluşması, ikinci örnek olarak ise &#8220;ideal beden&#8221; algısı yaratarak kadın ve erkeklerde psikolojik baskı yaratması birer örnektir.</p>
<h2 data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">Ölçüm Yöntemleri ve Değerlendirme</b></h2>
<p data-path-to-node="17">Gördüğünüz üzere fiziksel çekiciliği birçok alanda olumlu ve olumsuz etki yaratarak merkeze yatan bir sebep olarak görüyoruz. Genel olarak olumlu özelliklerden bahsedecek olursak; kişilerde yüksek öz saygı, sosyal fırsatlar ve pozitif geri bildirim vb. örnekler arasındadır. Olumsuz özelliklerinden de bahsedecek olursak eğer; nesneleştirilme, kıskançlık hedefi olma, yeteneklerin küçümsenmesi gibi örnekler verilebilir. Fiziksel çekiciliğin bireylerde ne seviyede olduğunu tespit edebilmemiz için ve sınıflandırma yapabilmek için birkaç ölçüm ve araştırma yöntemleri bulunmuştur. Fotoğraf derecelendirme ölçekleri, simetri analizleri, yüz morfolojisi yazılımları ve göz izleme kullanılan ölçüm ve araştırma yöntemlerindendir.</p>
<h2 data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="19">Sonuç olarak fiziksel çekiciliğin çok boyutlu bir kavram olduğu gerçeği ile göz gözeyiz. Biyolojik, kültürel ve bilişsel temellere dayandığını verdiğimiz örneklerle öğrenmiş olduk. Fiziksel çekicilik ilk izlenim ve güven algısı üzerinde pek çok etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Halo etkisinin yardımıyla bireyde sosyal avantaj üretir. Ancak unutulmamalı ki mekana göre dezavantaj da yaratabilir bazı durumlarda bireyde.</p>
<h2 data-path-to-node="21"><b data-path-to-node="21" data-index-in-node="0">KAYNAKÇA</b></h2>
<p data-path-to-node="22"><b data-path-to-node="22" data-index-in-node="0">Çokgören, Ö., ve Timuroğlu, M. (2019).</b> Örgütsel Güven Algısı ve Örgütsel Vatandaşlık Davranışı İlişkisi. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 23(4), 1767-1783.</p>
<p data-path-to-node="23"><b data-path-to-node="23" data-index-in-node="0">Demirel, F. (2023).</b> Influencer Özelliklerinin Tüketicilerin Davranışsal Niyetleri Üzerindeki Etkisi. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 77, 219-223.</p>
<p data-path-to-node="24"><b data-path-to-node="24" data-index-in-node="0">Güllüpunar, H. (2018).</b> İlk İzlenimlerin Şehre Dönük Genel Algıya Etkisi: Gümüşhane Örneği. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 11(59).</p>
<p data-path-to-node="25"><b data-path-to-node="25" data-index-in-node="0">İpin, Y., ve Ünal, H. (2024).</b> Kararları Etkileyen Bilinçsiz Bir Ön Yargı: Sporda Hakem Değerlendirmelerinde Halo Etkisi. Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Dergisi, 11(112), 2063-2075.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/fiziksel-cekiciligin-ilk-izlenim-ve-guven-algisi-uzerindeki-rolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
