<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Elif Tunç &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/eliftunc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 08:35:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Elif Tunç &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ghosting Neden Bu Kadar Acı Veriyor? Sosyal Dışlanmanın Psikolojik Temelleri</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ghosting-neden-bu-kadar-aci-veriyor-sosyal-dislanmanin-psikolojik-temelleri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ghosting-neden-bu-kadar-aci-veriyor-sosyal-dislanmanin-psikolojik-temelleri</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ghosting-neden-bu-kadar-aci-veriyor-sosyal-dislanmanin-psikolojik-temelleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tunç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 08:35:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[belirsiz kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[dijital iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ghosting]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ruminasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal dışlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/ghosting-neden-bu-kadar-aci-veriyor-sosyal-dislanmanin-psikolojik-temelleri/</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlu yalnızca ilişki kurma değil, aynı zamanda ilişkilerinde süreklilik ve öngörülebilirlik ihtiyacı da duyar. Geçmişte fiziksel olarak gruptan dışlanmak hayatta kalmayı zorlaştırırken, günümüzde sosyal bağlardan kopmak veya aniden reddedilmek psikolojik açıdan benzer tehditler oluşturabilir. Özellikle dijital çağda sıkça karşılaşılan ghosting, yani herhangi bir açıklama yapılmadan iletişimin kesilmesi, bu nedenle basit bir “mesaj atmama” davranışından daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsanoğlu</strong> yalnızca ilişki kurma değil, aynı zamanda ilişkilerinde süreklilik ve öngörülebilirlik ihtiyacı da duyar. Geçmişte fiziksel olarak gruptan dışlanmak hayatta kalmayı zorlaştırırken, günümüzde sosyal bağlardan kopmak veya aniden reddedilmek psikolojik açıdan benzer tehditler oluşturabilir. Özellikle dijital çağda sıkça karşılaşılan <strong>ghosting</strong>, yani herhangi bir açıklama yapılmadan iletişimin kesilmesi, bu nedenle basit bir “mesaj atmama” davranışından daha fazlasını ifade eder.</p>
<p><strong>Ghosting</strong>, bir ilişkinin herhangi bir açıklama yapılmaksızın sonlandırılması ve partnerin tüm ulaşım kanallarını kapatarak bir “yok olma” eylemiyle karakterize edilen bir ifadedir (Erkan, Şık, &amp; Karataş, 2023). Esasen sosyal dışlanmanın bir çeşidi sayılabilecek bu durum, dilin esnek yapısına ayak uydurmuş ve günümüzde teknolojinin yaygınlaşmasının etkisiyle daha çok sosyal medyada “ghosting” adıyla anılmaya başlamıştır. Sosyal dışlanma, kişi veya grupların ekonomik, toplumsal, politik ve kültürel alanlara katılımlarının engellenmesi ve çeşitli haklardan yoksun bırakılması durumunu tanımlamaktadır. Bu noktada sosyal dışlanma ve ghosting arasında bir ayrım yapmak önemlidir. Sosyal dışlanma, bireyin sosyal bağlardan uzaklaştırılmasını kapsayan geniş bir kavramken, ghosting ise bu sürecin kişilerarası ilişkilerde görülen, herhangi bir açıklama yapılmaksızın iletişimin aniden kesilmesiyle karakterize edilen özgül bir biçimi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca sosyal dışlanma çoğunlukla daha görünür ve açık bir reddedilme deneyimi sunarken, ghosting çoğu zaman çatışma veya yüzleşmeden kaçınma amacıyla gerçekleştirilen, daha örtük ve belirsizlik içeren bir dışlanma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Belirsizlik</strong>, kesin bir ayrılıktan daha zor olabilir. İnsan zihni tamamlanmamış durumları açıklama eğilimindedir. Tamamlanmayan şekiller, hikayeler, yüzler ve hatta kimi zaman hızlı geçen bir hareket, beyin tarafından halihazırda mevcut bulunan bir şema ile adlandırılır. İnsan zihni, çevresindeki olayları, nesneleri ve kişileri belirli kategorilere yerleştirerek tanır ve anlamlandırır. Bir çocuğun, babasının sakalı olduğu için tüm sakallı erkeklere “baba” demesi bu olayı anlamak için verilebilecek en basit örnek olabilir. Beynin kendini koruma mekanizması olan bu durum, gerçekleşmediğinde bireyin yaşadığı hayatı ve çevresindeki olayları anlamlandırmasını zorlaştırır ve rahatsızlık hissi veren bir belirsizlik ortaya çıkar. Zihin çekmecelerinden birine yerleştirilemeyen veri, adeta boşlukta dönüp duran bir uyduya benzer; onu bir yere yerleştirme ihtiyacı ise sürekli aynı sorular etrafında dolaşmaya sebep olabilir.</p>
<p>Bu noktada ghosting deneyiminin baş kahramanı olan belirsizlik, iletişimsizlik ve net bir neden olmaması hissi, bireyin yaşananları anlamlandırmasını güçleştirebilir. Yarım kalmış bir iletişim süreci, zihnin bu deneyimi tamamlanmış bir hikâye olarak değerlendirmesini engelleyebilir. Bu sebeple kişi, “Neyi yanlış yaptım?”, “Fark etmediğim bir şey mi oldu?” veya “Acaba geri dönecek mi?” gibi sorular etrafında tekrar tekrar düşünmeye başlayabilir. Bu da döngüyü tetikleyebilir. Süreğen hale geldiğinde bu düşünceler, ruminatif bir döngüyü besleyerek kaygı, kendini suçlama ve duygusal yükün artmasına zemin hazırlayabilir.</p>
<p>Aslında bu durum, <strong>Pauline Boss</strong> tarafından ortaya atılan belirsiz kayıp (ambiguous loss) kavramıyla da açıklanabilir. Belirsiz kayıpta kişi, fiziksel olarak hayatında olmayan ancak psikolojik olarak varlığını sürdüren bir ilişki ya da kişiyle baş başa kalır. Net bir sonun ve vedalaşmanın olmaması, yas sürecinin tamamlanmasını zorlaştırabilir ve bireyin zihinsel olarak ilişkiye tutunmaya devam etmesine sebep olabilir (Bayraktar Özgeldi ve Gölge, 2018). Ghosting deneyimi de çoğu zaman bu belirsizliğin içinde şekillendiği için, kişi yalnızca bir ilişkiyi değil, aynı zamanda cevapsız kalan soruları ve aslında yas sürecini de farkında olmadan taşımaya devam eder. Belki de ghosting’i bu kadar zor kılan şey, bir insanı kaybetmekten çok, hikayenin ne zaman ve neden bittiğini hiç öğrenememektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ghosting-neden-bu-kadar-aci-veriyor-sosyal-dislanmanin-psikolojik-temelleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığında Psikolojik Süreçlerin Gizli Gücü</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/kalp-sagliginda-psikolojik-sureclerin-gizli-gucu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kalp-sagliginda-psikolojik-sureclerin-gizli-gucu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/kalp-sagliginda-psikolojik-sureclerin-gizli-gucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tunç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 23:05:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=28832</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlık tarihi aslında doğada tek başına hayatta kalmanın değil birlik ve beraberliğin getirdiği var olma hikayesidir. Özellikle ölüm korkusuna karşın bir gruba bağlı olma ihtiyacı ilk çağlarda dahi görülmektedir. Çünkü gruba ait olmamak, sığınacak bir yerin olmaması veyahut bireyi hayvanlara karşı savunabilecek takım arkadaşlarının olmaması demekti. Bu durum günümüzde farklı varyasyonlarla izini sürdürmektedir. Günümüzde yırtıcı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">İnsanlık tarihi aslında doğada tek başına hayatta kalmanın değil birlik ve beraberliğin getirdiği var olma hikayesidir. Özellikle ölüm korkusuna karşın bir gruba bağlı olma ihtiyacı ilk çağlarda dahi görülmektedir. Çünkü gruba ait olmamak, sığınacak bir yerin olmaması veyahut bireyi hayvanlara karşı savunabilecek takım arkadaşlarının olmaması demekti. Bu durum günümüzde farklı varyasyonlarla izini sürdürmektedir. Günümüzde yırtıcı hayvanlardan kaçmak zorunda değiliz ve besin ihtiyacımızı çoğunlukla karşılayabiliyoruz. Bu durum, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üst basamaklara çıkıp sosyal bağlar kurma ihtiyacını -belki de imkanını- beraberinde getirdi. İnsanlar için anlaşılmak, kabul görmek ve bir yere ait hissetmek temel bir ihtiyaç hâline geldi.</p>
<p data-path-to-node="4">Ancak sosyal bağların bu tarihsel önemi günümüzde yalnızca psikolojik açıdan değil aynı zamanda fiziksel sağlık açısından da ele alınması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle sosyal ilişkiler günümüzde görünenden çok daha derin bir işleve sahiptir ve bize fiziksel sağlık hakkında farklı kapılar açar. Bunlardan belki de en önemlisi sosyal bağların çok zayıf olma durumu ile ilişkili olan kalp rahatsızlıklarıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">A Tipi Davranış Örüntüsü</b></h2>
<p data-path-to-node="6">İki kardiyolog olan Friedman ve Rosenman bekleme odasındaki kalp hastası insanların birtakım ortak davranışlar sergilediklerini koltukların döşemelerinin çabuk yıpranmasıyla fark ettiler. Daha sonra yaptıkları araştırmalarda bir dizi davranış örüntülerine sahip insanları A tipi ve B tipi kişilik olarak etiketlediler. A tipi bireyler çok rekabetçi ve öfkelenmeye oldukça meyilli bireylerdir. Bu bireyler kolay bağ kurabilir fakat aşırı tepki verme eğilimindedirler. Sürekli bir aciliyet duygusu ve dolayısıyla zamanla yarış hali içindedirler. Bu da aynı anda birden çok işi beraber yapmalarına yol açar. Ayrıca öfke ile bağlantılı olarak karşı taraftan gelen bir düşmanca davranışa karşı genelde saldırganlık ve zorbalıkla cevap verirler.</p>
<p data-path-to-node="7">B tipi kişilik örüntüsünden de kıyaslama adına kısaca bahsetmek gerekirse, daha rahat ve sabırlı olduklarını söyleyebiliriz. Genelde rekabet gücü düşük ve daha esnek bir yaklaşım sergilerler. Başkalarına karşı daha hoşgörülü oldukları ve zaman baskısı tarafından daha az yönlendirildikleri için de <b data-path-to-node="7" data-index-in-node="298">stres seviyeleri</b> daha düşüktür. Araştırmalar A tipi kişilik özelliklerine sahip bireylerin yüksek stres seviyeleri sebebiyle kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinin B tipi bireylere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Roseto Etkisi</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Roseto Amerika’da bir İtalya kasabasıdır. Tıp araştırmacıları yakın çevredeki diğer kasabalarda 3 katı olan kalp hastalıkları oranının Roseto’da yaşayan insanlarda gözlemlenmemesini araştırmaya başlıyorlar. Roseto sakinleri sigara içiyor, egzersiz yapmıyor ve sağlıklı beslenmiyordu. Buna karşın sonuçlar kalp hastalıklarının az görülmesinin bu mahallede yaşayan insanların <b data-path-to-node="9" data-index-in-node="374">sosyal bağlar</b> ve dolayısıyla sosyal iyi oluşlarının iyi olduklarıyla açıklandı. Roseto sakinleri geniş aile kültürüyle yaşamalarının getirdiği ortamda daha dengeli ve huzurlu bir yaşam sürmekteydi. Kasaba halkının destek için başvurabilecekleri birinin varlığı güven duygusunu pekiştiriyordu. Bu sayede kişiler duygu ve düşüncelerini, gün içinde yaşadığı iyi ve kötü olayları bastırmak yerine adeta ellerinde ufalayıp bir kenara atıyorlardı. Bu durumun sağlıklı bir zihinsel sürece katkıda bulunması daha az stres ve daha az kalp hastalıkları oranıyla ilişkilendirilebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Pozitif Yaşlanma Algısı ve Yaşam Süresi</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Kendini gerçekleştiren kehanet bir olayın veya durumun gerçekleşmesine yönelik inançların davranışları şekillendirerek o olayın gerçekten yaşanmasına sebep olması durumudur. Çevremizdeki olaylara bakış açımız yani algıların kendini gerçekleştiren kehanet ile bağlantılı olarak bireyin yaşam süresini dahi etkilediğini görüyoruz. Levy’nin araştırmalarına göre daha olumlu öz saygıya sahip olan bireylerin, olmayanlara kıyasla ortalama 7,5 yıl daha fazla yaşadığı bulunmuş. Ayrıca yaşlı bireylerin olumlu ve olumsuz yaşlanma klişelerine maruz bırakıldıkları bir deneyde olumsuz yaşlanma klişelerine maruz kalanlar olumlu yaşlanma klişelerine maruz kalanlara göre kalp ile ilgili ölçümlerde strese karşı daha yüksek bir kardiyovasküler yanıt verdiler. Bu durum olumlu yaşlanma klişelerinin stres faktörünü azaltması ve dolayısıyla kalp hastalıkları riskini de önlemesine destek olabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="13">Görüldüğü üzere kalp sağlığı yalnızca biyolojik süreçlere indirgenemez; psikolojik süreçler ve sosyal çevre kritik bir rol oynar. İnsanların sosyal bağlarının güçlü olması aynı zamanda bu çevrenin yanlış ve doğru davranışlardaki destekleyici tutumları da psikolojik iyi oluşu ve beraberinde güven duygusunu daha da önemlisi “yalnız değilim” hissini beraberinde getirir.</p>
<p data-path-to-node="14">Bu güvenli ortam A tipi kişilikteki fevri davranışları ve öfke patlamalarını azaltabilir. Çerçeveleme ile hayata karşı daha dengeli ve olumlu bir bakış açısı kazanmayı kolaylaştırabilir. Destekleyici bir sosyal çevre kalp hastalıklarında görünmez bir role sahip olabilir ancak güçlü bir koruma mekanizması görevi görebilir. Dolayısıyla kalp sağlığı açısından baktığımızda biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları kapsayan <b data-path-to-node="14" data-index-in-node="423">bütüncül bakış açısı</b> ile yaklaşmak bu hastalıklara karşı korunmaya bizi bir adım daha yaklaştırabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="16">Gutkin, C. (2009). Outliers: Extended families, better health outcomes: Why everyone should have a family doctor. Canadian Family Physician, 55(7), 768. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2718612/" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjm1tDXvLOTAxUAAAAAHQAAAAAQRA">https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2718612/</a></p>
<p data-path-to-node="17">Kihlstrom, J. F. (2007). Social relationships and health. In Encyclopedia of Human Behavior (2nd ed.). Elsevier. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.sciencedirect.com/science/chapter/pii/B9780123739476001872" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjm1tDXvLOTAxUAAAAAHQAAAAAQRQ">https://www.sciencedirect.com/science/chapter/pii/B9780123739476001872</a></p>
<p data-path-to-node="18">Levy, B.R., et al. (2000, July). Reducing cardiovascular stress with positive self-stereotypes of aging. The Journals of Gerontology Series B: Psychological Sciences and Social Sciences. 55(4), P205–P213. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1093/geronb/55.4.p205" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjm1tDXvLOTAxUAAAAAHQAAAAAQRg">https://doi.org/10.1093/geronb/55.4.p205</a></p>
<p data-path-to-node="19">Levy, B.R., et al. (2002, Agust). Longevity increased by positive self-perceptions of aging. J Pers Soc Psychol. 83(2):261-70. doi: 10.1037//0022-3514.83.2.261. PMID: 12150226.</p>
<p data-path-to-node="20">McLeod, S. (2024, January 29). Type A Personality (Vs Type B). Simply Psychology. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.simplypsychology.org/personality-a.html" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjm1tDXvLOTAxUAAAAAHQAAAAAQRw">https://www.simplypsychology.org/personality-a.html</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/kalp-sagliginda-psikolojik-sureclerin-gizli-gucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Algı mı Gerçek mi? Zihnin Küçük Oyunları</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/algi-mi-gercek-mi-zihnin-kucuk-oyunlari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=algi-mi-gercek-mi-zihnin-kucuk-oyunlari</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/algi-mi-gercek-mi-zihnin-kucuk-oyunlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tunç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 14:38:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişsel Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=26267</guid>

					<description><![CDATA[Algı, duyusal bilginin alınması, yorumlanması ve seçilmesi olarak tanımlanabilir (Wikipedia contributors, t.y.). Örneğin duyduğumuz sesler duyusal bilgi ve bu sesleri insan, hayvan veya makine gibi kategorileştirmemiz ise algıdır. İnsanlar dış dünyayı algıları yoluyla tanır; gördüğümüz renkler, arkadaşımızla sohbet ederken kullandığımız dil, huzurlu bir bahçede duyduğumuz kuş sesleri ve daha fazlası gerçekliğe açılan bir pencere gibidir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Algı, duyusal bilginin alınması, yorumlanması ve seçilmesi olarak tanımlanabilir (Wikipedia contributors, t.y.). Örneğin duyduğumuz sesler duyusal bilgi ve bu sesleri insan, hayvan veya makine gibi kategorileştirmemiz ise algıdır. İnsanlar dış dünyayı algıları yoluyla tanır; gördüğümüz renkler, arkadaşımızla sohbet ederken kullandığımız dil, huzurlu bir bahçede duyduğumuz kuş sesleri ve daha fazlası gerçekliğe açılan bir pencere gibidir. Eğer bir duyu organımız dış dünyadan bilgi alamıyorsa o duyu organımızın işlevini kaybettiğini kabul etmemiz de bu fikri pekiştirir.</p>
<p data-path-to-node="4">Ancak burada çok mühim bir soru ile karşılaşıyoruz: Algıladığımız dünya bizim algıladığımız gibi midir yoksa zihnimiz bize gerçekliğin yorumunu, yansımasını mı sunar? Bu sorunun ortaya gelmesinin sebebi zihnimizin bilgiyi işlerken aktif bir role sahip olmasıdır. Dış dünyadan içeriye nüfuz eden bilgileri alır, yorumlar, kategorileştirir, bazen kalıcı hâle getirmek isteyip <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="374">konsolidasyon süreci</b> ile uzun süreli belleğe aktarır bazen ise aktarmaz. Dolayısıyla algıladığımız deneyimler aslında beynimizin o esnada görme ihtimalimiz olan bir duyumun kategorisine benzettiğinden dolayı o duyumu farklı algılaması şeklinde gerçekleşiyor olabilir mi?</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Gestalt Ekolü</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Algı yanılsamaları başta bilişsel psikoloji olmak üzere birçok psikoloji alanında tartışılan bir konudur. Bununla ilgili akla ilk gelecek olanlardan biri Gestalt Ekolüdür. Bu ekole göre bütün, parçaların toplamından daha büyüktür ve zihnimiz parçalara göre bütünü tamamlar. Bu tamamlamalar çeşitli ilkelere göre yapılabilir: Uyaranlar eğer birbirine yakın ise kişinin uyaranları gruplayarak algılayacağı yakınlık ilkesi, aynı uyaranların ve durumların gruplanma ihtimalinin daha yüksek olduğu aynılık ilkesi, aynı yönde hareket eden öğelerin gruplanarak algılandığı iyi devamlılık ilkesi ve uyaranın karmaşık ve belirsiz biçimde olması durumunda şekillerin algılanmasında şekil ve zeminin otomatik olarak belirlenmesini içeren <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="727">şekil-zemin ilkesi</b> şeklindedir (Altepe &amp; Yusra, t.y.). Ancak yakınlık ilkesinin savunduğu durumun aslında günlük hayatta çoğu zaman geçerliliği olmayabilir. Birbirine yakın olan uyaranları gruplayarak algılamak çeşitli ortamlarda çeşitli sorunlara yol açabilir örneğin tıp alanında. Dolayısıyla duyu aldığımız esnada algının yanıltıcı olabileceğinin farkında olmalıyız.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Top-Down And Bottom-Up Processing (Yukarıdan Aşağı ve Aşağıdan Yukarı İşlemleme)</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Ayrıca EJ Gibson tarafından ortaya atılan aşağıdan yukarı ve yukarıdan aşağı işlemleme yaklaşımı da algı yanılsamalarına farklı bir pencereden bakmamızı sağlar. Aşağıdan yukarıya işlemlemede süreç duyu organlarından gelen ham verilerle başlar. Daha çok yeni bir şey öğrenirken ve tanımadığımız nesnelerle karşılaştığımızda kullanırız. Örneğin yeni bir dil öğrenirken harfleri tek tek incelemek gibi. Yukarıdan aşağı işlemlemede ise süreç geçmiş deneyimler, bilgiler ve beklentiler ile gerçekleşir. Hızlı karar vermemiz gerektiğinde, tanıdık durumlarda ve bağlamın güçlü olduğu durumlarda kullanırız (Cherry, 2023). Örneğin açık kapının önünden hızlıca geçen birini arkadaşınızla aynı renk giydiği için o olduğuna neredeyse emin olabilirsiniz. Halbuki o kişi arkadaşınız olmayabilir. Bu noktada da yine algının çok kısa sürede dahi yanıltılabileceğini görmekteyiz.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Goril Deneyi</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Chabris ve Simon 1999’da bu konu hakkında etkisini hâlâ sürdüren bir deney yaptı. Deneyde beyaz ve siyah tişört giyen iki grup mevcut. Kendi grupları arasında basketbol topunu birbirlerine atıyorlar ve kişiden istenen beyaz tişörtlü grubun kaç kez paslaştığını sayması. İlgili video izletildikten sonra kişi cevabı verir ve doğrudur. Ancak paslaşma esnasında grupların arasından geçen goril kostümlü bir kişiyi araştırmacılar bunu söyledikten ve tekrar izledikten sonra fark eder. Goril kostümlü kişi çok hızlı veya çok yavaş geçmemiştir. Bu deney bize dikkatimizi tek bir noktada yoğunlaştırdığımızda gözümüzün önündeki en bariz durumları bile algılama süreçlerimize dahil etmediğimizi gösterir. Hatta bazen duyuyu almış olsak bile zihnimiz bu bilgiyi işlenmeye değer bulmayabilir. Dolayısıyla bakmak her zaman görmek demek değildir. <b data-path-to-node="10" data-index-in-node="835">Bilinç düzeyi</b> seviyesine taşınmayan duyu bilgisi algı yanılsaması sebebi ile var veya yok olarak kabul edilebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Belki de gerçeklik gördüklerimizden, gördüğümüzü sandığımız şeylerden çok daha fazlası olabilir. Zihnimiz bazen eksik parçaları tamamlıyor bazen de baktığımız nesneyi göremiyor. Bu yüzden dış dünyanın yalnızca algılarımızın bize sunduğu kadarıyla sınırlı olmadığını hatırlamak hem kendimizi hem de çevremizi daha iyi tanımamızı sağlayabilir. Duyular dış dünyayı bize anlatan hikayelerdir ve algılar aynı hikayenin farklı yorumcularıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Altepe, Y., &amp; Yusra, G. (t.y.). Bir algı yanılgısı: Gestalt. Onto Dergisi. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.ontodergisi.com/sayilar/bir-algi-yanilgisi-gestalt" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiJscbMhe2SAxUAAAAAHQAAAAAQrQ0">https://www.ontodergisi.com/sayilar/bir-algi-yanilgisi-gestalt</a></p>
<p data-path-to-node="16">Cherry, K. (2023, July 10). What is top-down processing? Definition and examples. Verywell Mind. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.verywellmind.com/what-is-top-down-processing-2795975" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiJscbMhe2SAxUAAAAAHQAAAAAQrg0">https://www.verywellmind.com/what-is-top-down-processing-2795975</a></p>
<p data-path-to-node="17">Wikipedia contributors. (t.y.). Algı. Wikipedia. Erişim tarihi: 18 Şubat 2026, <a class="ng-star-inserted" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Algı" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiJscbMhe2SAxUAAAAAHQAAAAAQrw0">https://tr.wikipedia.org/wiki/Algı</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/algi-mi-gercek-mi-zihnin-kucuk-oyunlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
