<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Ece Pelin Güler &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/ece-pelin-guler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 May 2026 14:02:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Ece Pelin Güler &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Medyada Seçimlerimizi Biz mi Yapıyoruz, Yoksa Bize Çizilen Sınırların İçinde mi Yönlendiriliyoruz?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medyada-secimlerimizi-biz-mi-yapiyoruz-yoksa-bize-cizilen-sinirlarin-icinde-mi-yonlendiriliyoruz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sosyal-medyada-secimlerimizi-biz-mi-yapiyoruz-yoksa-bize-cizilen-sinirlarin-icinde-mi-yonlendiriliyoruz</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medyada-secimlerimizi-biz-mi-yapiyoruz-yoksa-bize-cizilen-sinirlarin-icinde-mi-yonlendiriliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ece Pelin Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 21:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[dijital bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=35188</guid>

					<description><![CDATA[Bugün parmağınızı kaydırdığınızda sosyal medyada izlediğiniz o son video, gerçekten izlemek istediğiniz şey miydi yoksa sadece parmağınızı kaydırdığınız için mi oradaydı? Bizler teknolojiyi dünyayı keşfetmek ve olan bitenden haberdar olmak için bir pencere olarak görüyoruz. Halbuki elimizdeki teknolojik cihazlar, pencere yerine sadece kendi yansımamızı gördüğümüz bir ayna olmuş durumda. Her telefona veya tablete baktığımızda, dünyaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün parmağınızı kaydırdığınızda sosyal medyada izlediğiniz o son video, gerçekten izlemek istediğiniz şey miydi yoksa sadece parmağınızı kaydırdığınız için mi oradaydı? Bizler teknolojiyi dünyayı keşfetmek ve olan bitenden haberdar olmak için bir pencere olarak görüyoruz. Halbuki elimizdeki teknolojik cihazlar, pencere yerine sadece kendi yansımamızı gördüğümüz bir ayna olmuş durumda. Her telefona veya tablete baktığımızda, dünyaya bir pencereden bakmıyoruz; dünyanın bizim için önceden filtrelenmiş ve bize göre şekillendirilmiş mini bir kopyasıyla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p><strong>“Onaylama yanlılığı”</strong> (confirmation bias), insanın kendi inandığı ve doğru bulduğu şeyleri seçme eğilimidir. Bu durum, insan zihninin kendini güvende hissetmesi için geliştirdiği eski bir savunma mekanizmasıdır. Ancak günümüzde, bu tarz savunma mekanizmaları büyük ölçekli veri merkezleri tarafından stratejik bir kontrol aracı haline getirilmiştir. Önceden “onaylama yanlılığı” bireysel olarak kişilerin ortadan kaldırmaya çalıştığı bir engeldi; günümüzde ise algoritmalar bu engeli bizler için hayat tarzı haline getirmiştir. Yani bu engeli ortadan kaldırmak, etrafımızdaki dijital ekosistem nedeniyle pek de kolay gözükmemektedir. Bu algoritmalar, bize görmek istediğimiz manzaraları gösteriyor, dinlemek istediğimiz müzikleri sunuyor. En önemlisi, düşünce tarzı bizimle aynı olan, bizim güldüğümüz şeylere gülen veya üzülen insanları önümüze getiriyor.</p>
<h2><strong>Konforlu Bir Hapishane</strong></h2>
<p>Kendinizi daima sizi onaylayan, sürekli haklı olduğunuzu belirten aynalarla çevrili bir odada olduğunuzu varsayın. Hiç kimse size karşı çıkmıyor, farklı bir bakış açısı sunmuyor. Dışarıdan bakıldığında, bu durum egoya kusursuz bir rahatlık alanı sunuyormuş gibi görünebilir. Ancak böyle bir ortamda insanın zihni nasıl gelişebilir? Sürekli aynı perspektiften beslenen zihin, yeni fikirlere karşı daha kapalı hale gelebilir. Bu durum, günümüz modern dünyasında sıkça karşılaştığımız <strong>“tahammülsüzlüğe”</strong> neden olur. Sürekli sizin düşüncelerinize benzer fikirlerle karşılaşırsanız, farklı bir düşünce ile karşılaştığınızda durum pek iç açıcı olmayabilir. Karşıt fikirler artık sizin için tahammül edilemez bir “aptallık” gibi görünebilir. Özellikle sosyal medyada hızlı yargılama eğilimlerini sıkça görebiliriz. Sanal ortamlar, bizi empatiden uzak, sadece kendi fikir ve düşüncelerini önemseyen bireylere evrimleştirmektedir.</p>
<h2><strong>İrade mi, Yoksa Bir İllüzyon mu?</strong></h2>
<p>Sizce bir cilt bakım ürünü almaya, bir fotoğrafa bakmaya veya bir düşünceyi kabul edip benimsemeye gerçekten kendi özgür irademizle mi karar veriyoruz? “Senin için önerilenler” kısmı, zihninizin kontrolünü sandığınızdan daha çok ele almış durumda. Algoritmalar (özellikle Instagram ve TikTok platformları), sadece nelerden hoşlandığımızı değil, nelerin bizi kızdırdığını, hangi tür videoları izlediğimizde ekrana daha çok baktığımızı veya sabah kahvaltısı yaparken neleri izlemeyi daha çok sevdiğimizi bizden daha iyi ve çok daha hızlı analiz edebilmektedir. Bizler bir şeyleri seçtiğimizi sanıyoruz ancak önceden belirlenen bir çerçevenin içindeyiz. “Keşfet” sekmesinde bile kendi kararlarımızı verdiğimizi düşünsek de, aslında o sekme bize çizilen bir sınır çizgisidir.</p>
<h2><strong>Duyguların Hızlı Tüketimi</strong></h2>
<p>Kesintisiz ilerleyen içerik akışı, duygusal olarak bizi sandığımızdan daha fazla etkilemektedir. Bu içerikler bir zaman sonra duygusal uyuşmaya neden olmaktadır. 10 saniye önce çok üzücü bir haber görüp, ardından komik bir videoya gülebiliyoruz. Yaşadığımız duygu geçişleri çok ani ve hızlı oluyor. Bu yüzden hiçbir şeye tam anlamıyla ne üzülebiliyoruz ne de sevinebiliyoruz. Sonuç olarak, duygularımızı eskiden olduğu gibi derin yaşayamıyoruz. Algoritmalar, duygularımızı çok hızlı tüketmemize sebep oluyor ve anlık duygu boşluklarımızı saniyelik videolarla dolduruyor.</p>
<h2><strong>Bu Labirentten Çıkış Var mı?</strong></h2>
<p>Acaba bu algoritmalardan, yani bu büyük labirentten bir çıkış var mı? Evet, fakat bu telefonumuzdaki gibi kapatma sekmesine basıp kurtulabileceğimiz bir durum değil. Bu labirentten çıkmak için zihinsel olarak bir değişim yapmak gerekiyor. Bazı şeyleri daha önceden fark edebilmek ve ardından küçük adımlar atmak önemlidir. Bu zihinsel değişimi algoritmaya sunmanız gerekiyor. Algoritmayı şaşırtın. Örneğin; hayatınızda hiç merak duymadığınız bir konuyu araştırabilirsiniz. Hiç öğrenemeyeceğinizi düşündüğünüz bir müzik aletinin nasıl çalındığının videosunu izleyebilirsiniz. Farklı görüşlere sahip bir insanın yazılarını okuyabilirsiniz. Devamlı olarak benzer içerikleri tüketmek yerine, kendinizi biraz zorlayabilirsiniz. Alışılmadık konulara yönelmek ve dijital tüketiminizi bilinçli bir şekilde sınırlandırmak oldukça faydalı olacaktır. Yapmaktan hoşlanacağınız hobiler edinmeye çalışabilirsiniz. Her sıkıldığınız anda telefona bakıp sosyal medyada zaman geçirmek yerine, birileriyle göz teması kurabileceğiniz gerçek bir sohbet ortamına kendinizi dahil edebilirsiniz. Beyninizin her gün içinde bulunduğu o konforlu ve her şeyin onaylandığı labirentten uzaklaşması gerekmektedir. Zihninizin dışarıdaki gerçek, karmaşık ve zaman zaman rahatsız edici olan oksijene sandığınızdan daha çok ihtiyacı var. Zihin, konfor alanlarında değil, zorlandığı yerde gelişir.</p>
<p>Zihninizin kontrolünü siz sağlamalısınız. Çünkü insanlar sadece kendi fikirlerinin onaylanmasıyla, kendi sesinin ve düşüncelerinin yankısıyla hiçbir şey öğrenemez ve gelişemez. Gerçek gelişim, farklı olanla karşılaşınca başlar. Gerçek özgürlük ise, sunulan sınırların ötesine geçmeyi göze aldığınızda ve alışılmışın dışına çıkmayı seçtiğiniz anda doğar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sosyal-medyada-secimlerimizi-biz-mi-yapiyoruz-yoksa-bize-cizilen-sinirlarin-icinde-mi-yonlendiriliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
