<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Dilan Bürüce &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/dilanburuce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 19:30:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Dilan Bürüce &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Neden Hep Yanlış Kişiyi Seçiyoruz?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/neden-hep-yanlis-kisiyi-seciyoruz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=neden-hep-yanlis-kisiyi-seciyoruz</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/neden-hep-yanlis-kisiyi-seciyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Bürüce]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=33169</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluk Deneyimleri ve Romantik İlişkiler Bazı insanlar romantik ilişkiler söz konusu olduğunda kendilerini bir döngüdeymiş gibi hisseder. Hayatlarına aldıkları kişiler değişir, ancak hikâyenin sonu ve hayal kırıklıkları hep birbirine benzerdir; farklı insanlar ama neredeyse her defasında aynı hikâye… Sonraki ilişkilerinde daha farklı seçimler yaptıklarını düşünseler bile, kendilerini aynı durumda ve aynı duyguları yaşarken bulabilirler. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-section-id="bej4fi" data-start="42" data-end="91"><span role="text"><strong data-start="45" data-end="91">Çocukluk Deneyimleri ve Romantik İlişkiler</strong></span></h2>
<p data-start="93" data-end="353">Bazı insanlar romantik ilişkiler söz konusu olduğunda kendilerini bir döngüdeymiş gibi hisseder. Hayatlarına aldıkları kişiler değişir, ancak hikâyenin sonu ve hayal kırıklıkları hep birbirine benzerdir; farklı insanlar ama neredeyse her defasında aynı hikâye…</p>
<p data-start="355" data-end="642">Sonraki ilişkilerinde daha farklı seçimler yaptıklarını düşünseler bile, kendilerini aynı durumda ve aynı duyguları yaşarken bulabilirler. Bu durum, ilişkiler konusunda umutlarının ve güvenlerinin zedelenmesine neden olabilir. Bu yüzden yeni bir ilişkiye başlamakta tereddüt edebilirler.</p>
<p data-start="644" data-end="905">Bu durum genellikle kötü şansla ya da yanlış kararlarla açıklansa da, psikoloji bize daha derin bir tablo sunar. Romantik ilişkilerde yaptığımız seçimler, çoğu zaman bilinçli tercihlerden çok, erken dönem yaşantılarımızın ve kendilik algımızın bir yansımasıdır.</p>
<h2 data-section-id="j5rk9s" data-start="907" data-end="956"><span role="text"><strong data-start="910" data-end="956">Bağlanma Teorisi ve İlk İlişki Deneyimleri</strong></span></h2>
<p data-start="958" data-end="1192">Bu noktada <strong data-start="969" data-end="989">Bağlanma Teorisi</strong>’ne bakmamız gerekir. <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">John Bowlby</span></span>’ye göre, çocukken ebeveynlerimizle yani bakım verenlerimizle kurduğumuz ilişki, kendimiz ve başkaları hakkında düşünme şeklimizi şekillendirir.</p>
<p data-start="1194" data-end="1503">Güvenli bağlanma geliştiren çocuklar, kendilerini sevimli ve değerli hisseder; başkalarının da güvenilir olduğunu düşünürler. Güvensiz bağlanan, yani tutarsız davranan ya da ihmal eden ebeveynlerle büyüyen çocuklar ise kendilerinin yeterince iyi olmadıklarını veya insanlara güvenilemeyeceğini düşünebilirler.</p>
<p data-start="1505" data-end="1621">“Ben yeterli değilim” ya da “İnsanlara güvenilmez” gibi inançlar, çoğu zaman çocukluk döneminde şekillenmeye başlar.</p>
<p data-start="1623" data-end="1835">Çocuğun kendisine ve insanlara yönelik geliştirdiği bu inançlar ilerleyen yaşlarda ortadan kalkmaz. Çocuk bu inançları içselleştirerek büyür ve yetişkinlikte de bu inançlar ilişki kurma biçimlerini şekillendirir.</p>
<h2 data-section-id="z2qts4" data-start="1837" data-end="1874"><span role="text"><strong data-start="1840" data-end="1874">Neden Tanıdık Olanı Seçiyoruz?</strong></span></h2>
<p data-start="1876" data-end="2058"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Cindy Hazan</span></span> ve <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Phillip Shaver</span></span>, romantik aşkın çocuklukta kurulan bağlanma ilişkilerinin yetişkinlikteki devamı olduğunu belirtmiştir.</p>
<p data-start="2060" data-end="2178">Bu nedenle mesafeli ya da ulaşılması zor ebeveynleri olan insanlar, aynı özelliklere sahip partnerlere çekilebilirler.</p>
<p data-start="2180" data-end="2431">Bu durum, insanların her zaman kendileri için en iyisini değil, en tanıdık olanı seçtiklerini gösterir. Kişi için sağlıklı bir ilişki örüntüsü yabancı olabilirken, duygusal olarak zorlayıcı ilişkiler “alışıldık” geldiği için daha tanıdık hissedebilir.</p>
<p data-start="2433" data-end="2585">Bu nedenle bazı insanlar, kendileri için iyi olan kişileri uzaklaştırabilir. Çünkü sağlıklı olan, bazen alışık olunmadığı için rahatsız edici gelebilir.</p>
<p data-start="2587" data-end="2629">Ancak tanıdık olan her zaman iyi değildir.</p>
<h2 data-section-id="1xpvv1c" data-start="2631" data-end="2683"><span role="text"><strong data-start="2634" data-end="2683">Tekrar Eğilimi: Aynı Hikâyeyi Yeniden Yaşamak</strong></span></h2>
<p data-start="2685" data-end="2851">Çocukken hissettiklerimiz ve öğrendiklerimiz, ilişkilerimizde bizim için iyi olmayan kalıpları tekrarlamamıza neden olabilir. Psikolojide buna “tekrar eğilimi” denir.</p>
<p data-start="2853" data-end="3061">Bu durum, kişinin çocuklukta yaşadığı tanıdık duygusal örüntüleri yetişkinlikte yeniden üretmeye çalışmasıyla ilişkilidir. Bazen kişi bilinçsiz şekilde, çözemediklerini tekrar yaşayarak “tamamlamaya” çalışır.</p>
<p data-start="3063" data-end="3154">Bu yüzden insanlar çoğu zaman kendilerini benzer ilişki dinamiklerinin içinde bulabilirler.</p>
<p data-start="3156" data-end="3270">Farklı kişiler olsa da hissedilen duygular, yaşanan kırgınlıklar ve ilişki içindeki roller birbirine benzeyebilir.</p>
<h2 data-section-id="1twkgdq" data-start="3272" data-end="3309"><span role="text"><strong data-start="3275" data-end="3309">Özdeğer ve İlişkilerdeki Denge</strong></span></h2>
<p data-start="3311" data-end="3417">Bu sorunun temelinde çoğu zaman kişinin kendisine yönelik geliştirdiği inançlar yani <strong data-start="3396" data-end="3407">özdeğer</strong> yer alır.</p>
<p data-start="3419" data-end="3632">Kendimizi değerli ya da sevgiye layık görmediğimizde, daha azıyla yetinebiliriz. Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne koyabilir, sürekli verici rolüne girebilir ve sınır koymakta zorlanabiliriz.</p>
<p data-start="3634" data-end="3679">Bu da ilişkiyi zamanla dengesiz hâle getirir.</p>
<p data-start="3681" data-end="3858">Kendimize karşı fazla katı bir tutum geliştirmiş olabiliriz. Sürekli kendimizi eleştirmek, ilişkilerde daha fazla suçluluk, utanç ve yetersizlik hissi yaşamamıza neden olabilir.</p>
<p data-start="3860" data-end="4010">Araştırmalar, kişinin kendisine karşı sert ve cezalandırıcı yaklaşımının depresyon, utanç ve ilişki doyumsuzluğu ile ilişkili olduğunu göstermektedir.</p>
<h2 data-section-id="f4kxwe" data-start="4012" data-end="4048"><span role="text"><strong data-start="4015" data-end="4048">Öz-Şefkatin İyileştirici Gücü</strong></span></h2>
<p data-start="4050" data-end="4143">Öte yandan, kendimize karşı nazik olmak yani <strong data-start="4095" data-end="4108">öz-şefkat</strong> geliştirmek iyileştirici olabilir.</p>
<p data-start="4145" data-end="4290">Öz-şefkat; kendimizi sürekli eleştirmek yerine, zorlandığımız anlarda kendimize destekleyici, anlayışlı ve şefkatli yaklaşabilmek anlamına gelir.</p>
<p data-start="4292" data-end="4412">Kendimize karşı daha yumuşak olduğumuzda, hata yapabileceğimizi ve mükemmel olmak zorunda olmadığımızı kabul edebiliriz.</p>
<p data-start="4414" data-end="4525">Bu yaklaşım, ilişkilerde daha sağlıklı sınırlar koymamıza ve kendimizi daha değerli hissetmemize yardımcı olur.</p>
<h2 data-section-id="ieb2ti" data-start="4527" data-end="4572"><span role="text"><strong data-start="4530" data-end="4572">Bağlanma Stilleri ve Romantik Yakınlık</strong></span></h2>
<p data-start="4574" data-end="4644">Romantik ilişkilerde insanlara bağlanma şeklimiz de oldukça önemlidir.</p>
<p data-start="4646" data-end="4824">Kaygılı bağlanan kişiler, çoğu zaman uzak duran veya duygusal olarak erişilmesi zor partnerlere çekilebilirler. Sürekli onay arayabilir, terk edilmekten yoğun korku duyabilirler.</p>
<p data-start="4826" data-end="4966">Kaçıngan bağlanan kişiler ise yakınlıktan kaçınabilir, duygusal mesafe koyabilir ya da bağımsızlık ihtiyacını aşırı ön plana çıkarabilirler.</p>
<p data-start="4968" data-end="5084">Bu örüntüler, çoğu zaman çocuklukta öğrenilen ilişki dinamiklerinin yetişkinlikte yeniden üretilmesiyle ilişkilidir.</p>
<h2 data-section-id="1rwizrs" data-start="5086" data-end="5118"><span role="text"><strong data-start="5089" data-end="5118">Sonuç: Değişim Mümkün mü?</strong></span></h2>
<p data-start="5120" data-end="5339">Tüm bunlar, romantik ilişkilerde bir kişiyi seçmenin yalnızca bir tesadüf olmadığını gösteriyor. Bunun nedeni çoğu zaman çocukken hissettiklerimiz, öğrendiklerimiz ve kendimiz hakkında geliştirdiğimiz düşünme biçimidir.</p>
<p data-start="5341" data-end="5376">Ancak bu kalıplar değiştirilebilir.</p>
<p data-start="5378" data-end="5603">Kalıplarımızı fark ettiğimizde, ilişkilerimizi farklı şekilde kurmaya başlayabiliriz. Kendimize karşı daha şefkatli olmak, özdeğerimizi güçlendirmek ve ilişki içindeki ihtiyaçlarımızı anlamak bu değişimin önemli parçalarıdır.</p>
<p data-start="5605" data-end="5758"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Bilişsel Davranışçı Terapi</span></span> gibi terapi yaklaşımları da kişinin düşünme ve ilişki kurma biçimlerini yeniden yapılandırmasına yardımcı olabilir.</p>
<p data-start="5760" data-end="5932">Sonuç olarak, bir döngüdeymişiz hissini yaratan kişilerden farklı bir ilişki yaşayabilmek, çoğu zaman karşımızdaki kişiden çok kendimizle ilgili hislerimizle bağlantılıdır.</p>
<p data-start="5934" data-end="6040" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Kendimizi değerli ve sevgiye layık gördüğümüzde, sağlıklı ve mutlu bir ilişki kurma olasılığımız da artar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/neden-hep-yanlis-kisiyi-seciyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh Hâli Değişimlerinden Daha Fazlası: PMDD’yi Anlamak</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ruh-hali-degisimlerinden-daha-fazlasi-pmddyi-anlamak/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ruh-hali-degisimlerinden-daha-fazlasi-pmddyi-anlamak</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ruh-hali-degisimlerinden-daha-fazlasi-pmddyi-anlamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Bürüce]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 01:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=27530</guid>

					<description><![CDATA[Her ayın birkaç gününde kendinizi tanıyamayacak kadar değiştiğinizi düşünseniz&#8230; Duygu durumunuzda ciddi bir değişim, umutsuzluk ve çökkünlük hissetseniz&#8230; Takvim yaprakları her ay aynı şeyi söylerken bedeniniz bambaşka bir hikâye anlatsa; kendinize yabancılaşıp en sevdiklerinize bile tahammül edemeseniz&#8230; Ve sonra bütün bunlar bir anda kaybolsa&#8230; Kulağa oldukça yorucu gelen bu tablonun bilimsel literatürde bir adı var: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Her ayın birkaç gününde kendinizi tanıyamayacak kadar değiştiğinizi düşünseniz&#8230; Duygu durumunuzda ciddi bir değişim, umutsuzluk ve çökkünlük hissetseniz&#8230; Takvim yaprakları her ay aynı şeyi söylerken bedeniniz bambaşka bir hikâye anlatsa; kendinize yabancılaşıp en sevdiklerinize bile tahammül edemeseniz&#8230; Ve sonra bütün bunlar bir anda kaybolsa&#8230;</p>
<p data-path-to-node="2">Kulağa oldukça yorucu gelen bu tablonun bilimsel literatürde bir adı var: Premenstrüel Disforik Bozukluk, yani kısaca PMDD.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">PMDD Nedir?</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Premenstrüel Disforik Bozukluk, döngüsel seyreden ve hormonal süreçlerle ilişkili bir duygu durum bozukluğudur. Regl döngüsünün özellikle <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="138">luteal fazında</b> ortaya çıkan duygu dalgalanmaları, çökkünlük, intihar düşünceleri, yoğun irritabilite, gerginlik, anksiyete ve kişiler arası çatışma gibi belirtilerle kendini gösterir. Aynı zamanda göğüs hassasiyeti, şişkinlik, kramplar ve bedensel ağrılar gibi fiziksel belirtiler de tabloya eşlik edebilir.</p>
<p data-path-to-node="6">DSM-5’te depresif bozukluklar başlığı altında sınıflandırılmıştır ve premenstrüel sendromun (PMS) şiddetli, çoğu zaman işlevselliği bozacak derecede ağır bir formu olarak tanımlanır. Çoğu zaman “şiddetli PMS” ile karıştırılsa da PMDD’yi ayıran temel nokta, semptomların belirgin şiddeti ve günlük yaşamı ciddi biçimde etkilemesidir. Kişi yalnızca daha hassas hissetmez; çalışmakta zorlanabilir, ilişkilerinde geri çekilebilir, kendilik algısında geçici ama sarsıcı değişimler yaşayabilir.</p>
<p data-path-to-node="7">Bu belirtiler regl öncesi günlerde yoğunlaşır, menstrüasyonun başlamasıyla birlikte hızla hafifler ya da kaybolur. PMDD yaşayan kadınlar bu dönemi sıklıkla “Sanki ben ben değilim” diye anlatır ve çoğu zaman çevrelerinden “abartıyorsun” sözünü duyarlar. Oysa PMDD bundan çok daha fazlasıdır. Bu nedenle sebeplerine biraz daha yakından bakmak gerekir.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">PMDD Nedenleri</b></h2>
<p data-path-to-node="9">PMDD’nin nedenleri hakkında şu ana kadar elde edilen veriler; beyin aktivitesinde farklılıklar, travmatik yaşam öyküleri ve kronik strese maruz kalma oranlarının daha yüksek olabileceğini göstermektedir. PMDD yaşayan kişilerde luteal fazda hormonal dalgalanmalara karşı artmış nörobiyolojik duyarlılık saptandığı ve <b data-path-to-node="9" data-index-in-node="316">serotonin</b> işlevinde değişiklikler gözlendiği belirtilmektedir.</p>
<p data-path-to-node="10">Bu durum karşımıza biyopsikososyal bir tablo çıkarır; yani PMDD düşündüğümüzden daha karmaşık etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Yalnızca “hormonlar” ya da yalnızca “psikoloji” ile açıklanamaz. Genetik yatkınlık, çevresel stres faktörleri ve bireysel duyarlılık düzeyi bu tabloya katkıda bulunabilir. Bu da tedavide multidisipliner bir yaklaşımın önemini artırır. Ancak tedaviye geçmeden önce günlük hayatta PMDD’nin nasıl göründüğüne bakalım.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Günlük Hayatta PMDD</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Her ay sıfırdan bir ev inşa ettiğinizi düşünün. Bütün enerjinizi ve zamanınızı vererek kurduğunuz bu yapı, her ay derin bir sarsıntıyla yıkılıp yok oluyor. Döngünüz geçtikten sonra yeniden toparlanıyor, “Tam modumu yakaladım” diyorsunuz; ancak PMDD bir deprem gibi gelip her şeyi altüst ediyor.</p>
<p data-path-to-node="13">İşiniz, insan ilişkileriniz ve günlük ruh hâliniz düzene girmişken yeniden sarsılabiliyor. Çünkü yoğun bir depresif duygu durum, ruh hâlinde çöküş, ilişkilerde çatışmalar, iş ve sosyal hayattan geri çekilme ve zaman zaman intihar düşünceleri yaşayabiliyorsunuz. Bu belirtiler o denli belirgin olabilir ki bazı çalışmalar, PMDD yaşayan kadınlarda intihar düşüncesi ve girişimi riskinin genel popülasyona göre daha yüksek olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-path-to-node="14">Tüm bu psikolojik belirtilere; şişkinlik, göğüs hassasiyeti, kas-iskelet ağrıları, kramp ve spazmlar gibi fiziksel belirtiler de eşlik eder. Yani kişi hem zihinsel hem bedensel bir yük taşır.</p>
<h2 data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">PMDD Tanısı</b></h2>
<p data-path-to-node="16">PMDD’yi PMS’ten ayıran en önemli fark; günlük işlevselliğin belirgin biçimde bozulması, iş ve sosyal yaşama devam etmekte zorlanma ve bu durumun döngüsel olarak tekrar etmesidir. PMDD bazen depresyon ile karıştırılabilir; ancak ayırt edici özellik, belirtilerin regl başladıktan sonraki birkaç gün içinde belirgin biçimde azalması ya da tamamen ortadan kalkmasıdır.</p>
<p data-path-to-node="17">Daha önce de belirttiğimiz gibi PMDD, PMS ya da depresyon gibi başka tablolarla karışabilir. Bu nedenle dikkatli ve ayrıntılı bir değerlendirme süreci gereklidir. Tanı genellikle en az 2–3 ay boyunca tutulan <b data-path-to-node="17" data-index-in-node="208">semptom günlüğü</b>, fiziksel değerlendirme ve psikiyatrik görüşme ile konur. Döngüsel örüntünün net biçimde ortaya konması tanı açısından kritik öneme sahiptir.</p>
<p data-path-to-node="18">Buraya kadar tablo umutsuz görünebilir; ancak PMDD tedavi edilebilir bir bozukluktur.</p>
<h2 data-path-to-node="19"><b data-path-to-node="19" data-index-in-node="0">PMDD Tedavisi</b></h2>
<p data-path-to-node="20">PMDD için önerilen multidisipliner yaklaşım; psikiyatrist, kadın doğum uzmanı (jinekolog) ve klinik psikolog/psikoterapist iş birliğini içerir.</p>
<p data-path-to-node="21">Genellikle ilk başvurulması önerilen uzman psikiyatristtir. Klinik değerlendirme, tanı koyma ve gerekli durumlarda ilaç tedavisini planlama sürecini yönetir. Bazı vakalarda antidepresan tedaviler etkili olabilir ve bu tedavi bazen yalnızca luteal fazda uygulanabilir.</p>
<p data-path-to-node="22">Kadın doğum uzmanı hormonal süreçleri ve olası jinekolojik eşlik eden durumları değerlendirir. Gerekli görüldüğünde hormonal düzenlemeler planlanabilir.</p>
<p data-path-to-node="23">Klinik psikolog ya da psikoterapist ise duygu düzenleme, ilişki çatışmaları, öfke ve irritabilite yönetimi, kendilik algısındaki dalgalanmalar ve stresle baş etme konularında destek sağlar. Psikoterapi, kişinin döngüsünü tanımasına, tetikleyicileri fark etmesine ve daha sağlıklı baş etme stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilir.</p>
<p data-path-to-node="24">Yaşam tarzı düzenlemeleri — düzenli uyku, egzersiz, stres yönetimi ve dengeli beslenme — tedavi sürecini destekleyici unsurlar arasındadır.</p>
<p data-path-to-node="25">En önemlisi şudur: PMDD kader değildir. Doğru tanı, uygun uzman desteği ve düzenli takip ile belirtiler büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Her ay yeniden yıkılan o “ev”, doğru destekle daha sağlam temeller üzerine inşa edilebilir. Yardım istemek zayıflık değil, iyileşmenin ilk adımıdır. PMDD ile yaşamak zor olabilir; ancak yalnız değilsiniz ve destek mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ruh-hali-degisimlerinden-daha-fazlasi-pmddyi-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
