<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Buse Özdelice &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/buseozdelice/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2026 09:36:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Buse Özdelice &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sezgisel Beslenme: Diyet Kültüründen Uzaklaşıp Bedenine Güvenmeyi Öğrenmek</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sezgisel-beslenme-diyet-kulturunden-uzaklasip-bedenine-guvenmeyi-ogrenmek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sezgisel-beslenme-diyet-kulturunden-uzaklasip-bedenine-guvenmeyi-ogrenmek</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sezgisel-beslenme-diyet-kulturunden-uzaklasip-bedenine-guvenmeyi-ogrenmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Buse Özdelice]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Popüler Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sezgisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yeme tutumları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/sezgisel-beslenme-diyet-kulturunden-uzaklasip-bedenine-guvenmeyi-ogrenmek/</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde beslenme, yalnızca fizyolojik bir ihtiyaç olmaktan çıkıp çoğu zaman kurallar, yasaklar ve beden algısıyla ilişkilendirilen bir konu haline geldi. Sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan diyet listeleri, “yasaklı” yiyecekler ve hızlı kilo verme vaatleri, insanların yemekle olan ilişkisini giderek daha karmaşık bir hale getirebiliyor. Pek çok kişi artık ne zaman gerçekten aç olduğunu, ne zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde beslenme, yalnızca fizyolojik bir ihtiyaç olmaktan çıkıp çoğu zaman kurallar, yasaklar ve beden algısıyla ilişkilendirilen bir konu haline geldi. Sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan diyet listeleri, “yasaklı” yiyecekler ve hızlı kilo verme vaatleri, insanların yemekle olan ilişkisini giderek daha karmaşık bir hale getirebiliyor. Pek çok kişi artık ne zaman gerçekten aç olduğunu, ne zaman doyduğunu ya da neden yemek istediğini anlamakta zorlanıyor. Tam da bu noktada son yıllarda daha fazla konuşulmaya başlayan bir yaklaşım öne çıkıyor: <strong>sezgisel beslenme</strong>. Sezgisel beslenme, bireyin beden sinyallerine yeniden güvenmesini temel alan ve katı diyet kurallarından uzaklaşmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Buradaki temel amaç yalnızca fiziksel sağlık değil; aynı zamanda yemekle ve bedenle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.</p>
<h3>Sezgisel Beslenme</h3>
<p>Sezgisel beslenme yaklaşımı ilk olarak diyetisyenler Evelyn Tribole ve Elyse Resch tarafından geliştirilmiştir. Bu yaklaşım, kişinin dışarıdan gelen kurallara göre değil, kendi bedeninin ihtiyaçlarına göre beslenmesini savunur. Yani burada “kaç kalori alınmalı?” sorusundan çok, “Bedenim şu an neye ihtiyaç duyuyor?” sorusu önemlidir. Diyet kültürü çoğu zaman yiyecekleri “iyi” ve “kötü” olarak ayırır. Tatlı yemek “kaçamak”, karbonhidrat tüketmek ise “iradesizlik” gibi algılanabilir. Ancak bu tür katı kurallar, uzun vadede yeme davranışı üzerinde baskı yaratabilir. Özellikle sürekli kısıtlama yapan bireylerde, bir süre sonra yoğun yeme atakları ve suçluluk hissi görülebilir. Çünkü insan psikolojisi, tamamen yasaklanan şeylere karşı daha yoğun bir istek geliştirebilir.</p>
<p>Sezgisel beslenmede ise yiyeceklerle barışmak önemli bir adımdır. Amaç, her istenilen yiyeceği kontrolsüz şekilde tüketmek değil; yiyeceklerin üzerindeki psikolojik baskıyı azaltmaktır. Bir yiyeceği tamamen yasaklamak yerine, onu dengeli bir şekilde tüketebilmek uzun vadede daha sürdürülebilir bir ilişki kurulmasına yardımcı olabilir. Bu yaklaşımın temel noktalarından biri de açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi öğrenmektir. Günlük yaşamın yoğunluğu içinde birçok kişi gerçek fiziksel açlığı fark etmekte zorlanabilir. Bazen stres, can sıkıntısı, yalnızlık ya da kaygı da yeme isteğini artırabilir. Özellikle duygusal zorlanma dönemlerinde yemek, kısa süreli bir rahatlama yöntemi haline gelebilir. Elbette zaman zaman duygusal nedenlerle yemek yemek oldukça insani bir durumdur. Ancak her zor duygunun yemekle bastırılmaya çalışılması, uzun vadede kişinin hem bedenini hem de duygularını anlamasını zorlaştırabilir. Sezgisel beslenme yaklaşımı bu noktada bireye şunu sormayı önerir: “Şu an gerçekten aç mıyım, yoksa başka bir ihtiyacımı mı karşılamaya çalışıyorum?” Bazen ihtiyaç duyulan şey yemek değil; dinlenmek, anlaşılmak, sakinleşmek ya da duygusal destek görmek olabilir. Bu farkındalık geliştirildikçe birey, yemekle kurduğu ilişkiyi daha bilinçli şekilde değerlendirmeye başlayabilir.</p>
<h3>Sezgisel Beslenme ve Beden Algısı</h3>
<p>Sezgisel beslenmenin önemli yönlerinden biri de beden algısıyla ilişkisidir. Günümüzde insanlar sürekli olarak “ideal beden” görüntüsüne maruz kalıyor. Bu durum özellikle sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte daha görünür hale geldi. Sürekli başkalarının bedenleriyle karşılaşmak, kişinin kendi bedenine yönelik memnuniyetsizlik yaşamasına neden olabiliyor. Oysa her bedenin yapısı, ihtiyaçları ve yaşam koşulları birbirinden farklıdır. Sezgisel beslenme yaklaşımı, bedeni sürekli değiştirilmesi gereken bir “proje” gibi görmek yerine, onun ihtiyaçlarını anlamaya çalışmayı destekler. Bu bakış açısı, kişinin bedenine karşı daha şefkatli bir ilişki geliştirmesine katkı sağlayabilir. Araştırmalar, katı diyet davranışlarının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ve psikolojik iyi oluş üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Buna karşılık beden farkındalığını artıran ve esnek yeme davranışını destekleyen yaklaşımlar, bireyin hem psikolojik hem fiziksel sağlığı üzerinde daha olumlu sonuçlar oluşturabilmektedir.</p>
<p>Sezgisel beslenme, kısa sürede sonuç vaat eden bir diyet yöntemi değildir. Aksine, bireyin bedenini dinlemeyi, açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi ve yemekle daha dengeli bir ilişki kurmayı öğrenmesini hedefleyen uzun vadeli bir yaklaşımdır. Modern dünyada sürekli kurallarla çevrili bir beslenme anlayışı içinde, bedenin sesini yeniden duymaya çalışmak bazen zor olabilir. Ancak kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmeye başlaması, yalnızca yeme davranışını değil; beden algısını, duygusal farkındalığını ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de dönüştürebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sezgisel-beslenme-diyet-kulturunden-uzaklasip-bedenine-guvenmeyi-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarında Artan Yeme İsteği ve Kilo Artışı: Biyopsikososyal Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/kis-aylarinda-artan-yeme-istegi-ve-kilo-artisi-biyopsikososyal-bir-degerlendirme/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kis-aylarinda-artan-yeme-istegi-ve-kilo-artisi-biyopsikososyal-bir-degerlendirme</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/kis-aylarinda-artan-yeme-istegi-ve-kilo-artisi-biyopsikososyal-bir-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Buse Özdelice]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 22:20:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=27717</guid>

					<description><![CDATA[Giriş Kış aylarının gelmesiyle birlikte birçok kişi daha fazla yemek yeme isteği, özellikle tatlı ve yağlı yiyeceklere yönelme ve kilo artışı deneyimlediğini ifade eder. Yaz aylarında daha hafif beslenirken hatta bazı günler iştahın belirgin şekilde azalabildiği görülürken, kışın tam tersi bir tablo ortaya çıkabilmektedir. Üstelik fiziksel aktivitenin azalması da bu süreci destekler. Kilo artışı ise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-path-to-node="1"><b data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">Giriş</b></h2>
<p data-path-to-node="2">Kış aylarının gelmesiyle birlikte birçok kişi daha fazla yemek yeme isteği, özellikle tatlı ve yağlı yiyeceklere yönelme ve kilo artışı deneyimlediğini ifade eder. Yaz aylarında daha hafif beslenirken hatta bazı günler iştahın belirgin şekilde azalabildiği görülürken, kışın tam tersi bir tablo ortaya çıkabilmektedir. Üstelik fiziksel aktivitenin azalması da bu süreci destekler. Kilo artışı ise bazı bireylerde beden memnuniyetsizliği ve depresif duygudurumla birleşerek psikolojik yük oluşturabilir. Peki bu durum bir yeme bozukluğu mudur? Yoksa <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="549">biyolojik</b> ve mevsimsel temelli bir <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="584">adaptasyon</b> süreci midir? Bu yazıda kış aylarında artan yeme isteğini biyolojik, psikolojik ve çevresel boyutlarıyla ele alacağız.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Gelişme </b></h2>
<h3 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">1. Biyolojik ve Evrimsel Temeller</b></h3>
<p data-path-to-node="5">İnsan davranışları yalnızca bilinçli tercihlerle şekillenmez; evrimsel süreçlerin izlerini de taşır. University of Exeter ve University of Bristol araştırmacılarının bulgularına göre insanlar, tarihsel olarak kıtlık dönemlerine hazırlık amacıyla enerji depolamaya eğilimli olabilirler. Kış mevsimi, geçmişte besin kaynaklarının azaldığı bir dönem olduğundan, vücudun yüksek kalorili besinlere yönelme eğilimi adaptif bir özellik olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p data-path-to-node="6">Soğuk hava koşulları da metabolik süreçleri etkiler. Vücut ısısını korumak için enerji harcaması artabilir ve bu durum iştahı yükseltebilir. Bunun yanında gün ışığının azalması melatonin ve serotonin düzeylerini etkiler. Serotonin düzeylerindeki değişimler hem ruh halini hem de karbonhidrat isteğini etkileyebilmektedir. Karbonhidrat tüketiminin geçici olarak serotonin artışıyla ilişkili olduğu bilinmektedir (Wurtman &amp; Wurtman, 1995).</p>
<p data-path-to-node="7">Son yıllarda yapılan çalışmalar, ışık süresindeki değişimlerin yalnızca ruh halini değil, metabolizma ve yağ depolama süreçlerinde etkileyebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kış aylarında artan yeme isteğinin yalnızca irade zayıflığı/eksikliği ile açıklanamayacağını ortaya koymaktadır.</p>
<h3 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">2. Psikolojik ve Nörolojik Etkenler</b></h3>
<p data-path-to-node="9">Kış aylarında gün ışığının azalması bazı bireylerde duygu durum değişikliklerine yol açabilir. Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (Seasonal Affective Disorder – SAD), özellikle sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkan depresif belirtilerle karakterizedir (Rosenthal et al., 1984). Bu tabloda enerji düşüklüğü, uyku artışı ve iştah artışı sık görülür.</p>
<p data-path-to-node="10">Ruh halindeki düşüş, “konfor yeme” olarak adlandırılan davranışı tetikleyebilir. Kişi stres, yalnızlık veya mutsuzluk hissettiğinde yiyeceği bir düzenleme aracı olarak kullanabilir. Özellikle akşam saatlerinde artan yeme atakları, gün içindeki duygusal yükün bir boşaltım yolu haline gelebilir.</p>
<p data-path-to-node="11">Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Kışın artan iştah çoğu zaman biyolojik ve çevresel temelli geçici bir değişimdir. Ancak yeme davranışı kontrol kaybı ile birlikte seyrediyor, yoğun suçluluk ve utanç duyguları eşlik ediyor ve tıkınırcasına yeme atakları yaşanıyorsa, Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (Binge Eating Disorder) açısından değerlendirme gerekebilir (American Psychiatric Association, 2013).</p>
<h3 data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">3. Davranışsal ve Çevresel Faktörler</b></h3>
<p data-path-to-node="13">Kış aylarında fiziksel aktivitenin azalması, kilo artışının önemli bir belirleyicisidir. Soğuk ve karanlık hava koşulları yürüyüş ve açık hava aktivitelerini sınırlar. Evde geçirilen sürenin artması, atıştırmalıklara erişimi kolaylaştırır.</p>
<p data-path-to-node="14">Ayrıca sosyal davetler, tatiller ve ev içi zamanın artması da kalori alımını yükseltebilir. Kışın daha yoğun ve sıcak yiyeceklere yönelme eğilimi kültürel olarak da desteklenmektedir.</p>
<p data-path-to-node="15">Bu nedenle kışın kilo artışı çoğu zaman üçlü bir etkileşim sonucu ortaya çıkar:</p>
<ul data-path-to-node="16">
<li>
<p data-path-to-node="16,0,0">Artan kalori alımı</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="16,1,0">Azalan fiziksel aktivite</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="16,2,0">Ruh hali değişiklikleri</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="17">Bu noktada önemli olan, mevsimsel değişimlerin farkında olarak yeme davranışına daha bilinçli yaklaşabilmektir. Kış aylarında artan iştahı bastırmaya çalışmak ya da bunu bir irade meselesine indirgemek çoğu zaman ters etki yaratır. Bunun yerine, düzenli öğün planı oluşturmak, gün ışığından mümkün olduğunca faydalanmak, hafif de olsa fiziksel aktiviteyi sürdürmek ve duygusal ihtiyaçları yiyecek dışındaki yollarla karşılamayı öğrenmek koruyucu bir rol oynar. Özellikle akşam saatlerinde artan yeme isteği, gün içinde biriken stresin ve duygusal yükün işareti olabilir. Bu nedenle yalnızca “ne yediğimiz” değil, “neden yediğimiz” sorusu da önemlidir. Yeme davranışını bir baş etme mekanizması olarak kullanıp kullanmadığımızı fark etmek, sağlıklı bir denge kurmanın ilk adımıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="19">Kış aylarında artan yeme isteği ve kilo artışı, çoğu birey için biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan doğal bir mevsimsel adaptasyondur. Vücudun enerji depolama eğilimi, gün ışığına bağlı hormon değişimleri ve fiziksel aktivitedeki azalma bu süreci destekler.</p>
<p data-path-to-node="20">Bu durum her zaman bir yeme bozukluğu anlamına gelmez. Ancak yeme davranışı üzerinde belirgin kontrol kaybı, yoğun suçluluk, tekrarlayan tıkınırcasına yeme atakları veya belirgin depresif belirtiler varsa profesyonel destek almak önemlidir. Kışın artan iştahı bir “başarısızlık” olarak görmek yerine, bedensel ve psikolojik süreçleri anlamaya çalışmak daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. <b data-path-to-node="20" data-index-in-node="390">Farkındalık</b> geliştirmek, düzenli hareketi sürdürmek ve duygusal ihtiyaçları yiyecek dışında yollarla karşılamayı öğrenmek, bu dönemi daha dengeli geçirmek için koruyucu faktörler arasında yer alır.</p>
<h2 data-path-to-node="22"><b data-path-to-node="22" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="23">American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.).</p>
<p data-path-to-node="24">Rosenthal, N. E., et al. (1984). Seasonal affective disorder: a description of the syndrome and preliminary findings. Archives of General Psychiatry, 41(1), 72–80.</p>
<p data-path-to-node="25">Wurtman, R. J., &amp; Wurtman, J. J. (1995). Brain serotonin, carbohydrate-craving, obesity and depression. Obesity Research, 3(4), 477S–480S.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/kis-aylarinda-artan-yeme-istegi-ve-kilo-artisi-biyopsikososyal-bir-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
