<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Buse Nur Torun &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/buse-nur-torun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 14:09:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Buse Nur Torun &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Başkalarını memnun etmeye çalışmadığında sen kimsin?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/baskalarini-memnun-etmeye-calismadiginda-sen-kimsin/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=baskalarini-memnun-etmeye-calismadiginda-sen-kimsin</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/baskalarini-memnun-etmeye-calismadiginda-sen-kimsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Buse Nur Torun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 22:20:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aleksitimi]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma stilleri]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal parentifikasyon]]></category>
		<category><![CDATA[fawn tepkisi]]></category>
		<category><![CDATA[kendini silme]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kompleks PTSD]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır koyma]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=34496</guid>

					<description><![CDATA[Büyürken, insanları sanki onlara kendilerini iade ediyormuşsunuz gibi dinlemeyi öğrendiğinizi fark ettiniz mi? Yeterince yakın hissettiren ama karmaşık olmayan karşılıklar verebilmeyi. İnsanlar sizinle yaptıkları konuşmalardan anlaşılmış hissederek ayrılırdı; siz ise çoğu zaman silinmiş hissederek kalırdınız. O zamanlar bu durum size garip gelmezdi, hatta tanıdık bir his verirdi. Çünkü duygusal olarak olgunlaşmamış ya da dengesiz ebeveynlerle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyürken, insanları sanki onlara kendilerini iade ediyormuşsunuz gibi dinlemeyi öğrendiğinizi fark ettiniz mi? Yeterince yakın hissettiren ama karmaşık olmayan karşılıklar verebilmeyi. İnsanlar sizinle yaptıkları konuşmalardan anlaşılmış hissederek ayrılırdı; siz ise çoğu zaman silinmiş hissederek kalırdınız.</p>
<p>O zamanlar bu durum size garip gelmezdi, hatta tanıdık bir his verirdi. Çünkü duygusal olarak olgunlaşmamış ya da dengesiz ebeveynlerle büyüdüğünüzde, sevgi sizin ne kadar işe yaradığınıza bağlı hale gelir. Ve siz de tam olarak bunu yaparsınız: işe yarar biri olursunuz, iyi biri olursunuz. Kendini düzenlemeyi hiç öğrenememiş insanları duygusal olarak dengelemeyi öğrenirsiniz. Ve bunu yaparken, fark etmeden kendinizi terk etmeye başlarsınız.</p>
<p>Psikoloji literatüründe buna <strong>duygusal parentifikasyon</strong> (emotional parentification) denir; çocuğun ebeveynin duygusal durumundan sorumlu hale geldiği bir rol değişimidir. Ancak daha az konuşulan şey, bunun benlik algınızı nasıl yeniden şekillendirdiğidir. Duygusal ebeveynleştirme yaşayan çocuklar sıklıkla <strong>aleksitimi</strong> geliştirir; yani kendi duygularını tanımlamakta ya da ifade etmekte zorlanırlar. O kadar dışarıya uyum sağlarsınız ki iç dünyanız bulanıklaşmaya başlar. Her şeyi hissettiğinizi sanır, ama aynı anda hiçbir şey hissetmiyormuşsunuz gibi olursunuz.</p>
<p>Yüksek empati ama düşük güvenlik içeren ortamlarda büyüyen çocuklar, &#8220;yüksek kişilerarası hassasiyet&#8221; denilen bir özellik geliştirebilir. Bu özellik, hem kompleks PTSD hem de &#8220;fawn response&#8221; yani memnun ederek hayatta kalma tepkisiyle bağlantılıdır. “Fawn response&#8221;, savaş, kaç ve don tepkilerinin yanında daha az bilinen bir travma tepkisidir.</p>
<p>Kaygılı ya da dağınık bağlanma stiline sahip insanlar, başkalarının duygularına karşı aşırı tetikte olabilir; kendilerine ait olmayan korkuları yatıştırmakta ustalaşırlar. Bu da benliğin bir hizmete dönüştüğü alışılmış bir &#8220;fawn&#8221; haline dönüşebilir; sürekli uyumlanan, sürekli var olduğu için özür dileyen bir benlik haline gelir. Bedeli ise kronik strese dönüşür. Çünkü siz sadece ruhsal olarak yorulmazsınız, görünmez bir alarm hali bedeninizi de ele geçirir. Bu nedenle, vücudun stres düzenleyicisi olan HPA ekseni sürekli aşırı aktif kalır. Bu da sakin hissetmeyi, suçluluk duymadan sınır koymayı çok daha zor hale getirir. Sonuç olarak, sinir sisteminiz hayatta kalmanın en güvenli yolunun insanları memnun etmek olduğunu öğrenir.</p>
<p>Sinir sisteminiz, tehditleri insanların ruh halindeki, yüz ifadelerindeki küçük değişimlerde taramayı öğrenir. Hayatınız, beyninizin &#8220;hangi halim en güvenli?&#8221; sorusuna cevap aramak için biriktirdiği veri noktalarına dönüşür. Peki, beynimiz neden sevilmemeyi böylesine hayati bir tehlike olarak algılıyor? Çünkü sinir bilimsel araştırmalar, sosyal dışlanma ve fiziksel acının beyinde benzer bölgeleri aktive ettiğini gösteriyor. Bu yüzden fazla olmak bağlantıyı riske atıyor diye öğrendiğinizde, beyniniz sizi korumanın yollarını bulur. Yakınlığı tehdit eden parçalarınızı törpüler, sivri yanlarınızı düzeltir ve sığılabilir bir sürüme dönüşürsünüz.</p>
<p>Kendinizi kolay sevilebilir hale getiriyorsunuz ki terk edilme riski olmasın. Bazen bu, duygusal zeka gibi görünüyor. Bazen empati gibi. İnsanlar size nazik, düşünceli, sıcak diyor. Ama altında sürekli bir kendini düzenleme, kendini sansürleme hali var. Ve bir süre işe yarıyor; ta ki kendinizi tamamen kaybedene kadar.</p>
<p>İnsanlar, sizin bu davranışlarınızı ödüllendirmekten kendilerini alıkoyamıyor. Ne kadar sezgisel, ne kadar konuşması kolay biri olduğunuzu seviyorlar. Onların rahatı için yok olmak zorunda kalan yanlarınızı görmüyorlar. Ama nasıl görsünler ki? Siz onları kendinizi gerçekten tanıyabilecek kadar yakına hiç almıyorsunuz. İnsan bu yasını sessizce tutuyor; kolayca sevilebilir olmanın yasını. Bu yas, ihtiyaçlarınızın bir zamanlar var olduğu boşluklara yerleşiyor. Konuşmadığınız duraksamalarda, sırf huzur bozulmasın diye başkalarının sizin yerinize verdiği kararlarda. Çünkü başkalarının ihtiyaçlarında ne kadar akıcı hale gelirseniz, kendi ihtiyaçlarınızı bulmanız o kadar zorlaşıyor. Nerede sizin bittiğinizin, onların başladığının sınırını kaybediyorsunuz. Bağ kurmaya yarayan ama özgünlüğünüzü tüketen biçimlerde kendinizi sergilemeye başlıyorsunuz. Ve sonunda inşa ettiğiniz bu benlik, yüzünüze yapışan bir maskeye dönüşüyor.</p>
<p>Size gösterilen sevgi, yalnızca güvenli hissettiren parçalarınız üzerine inşa ediliyor. Böylece ilişkileriniz, kendinize yaptığınız uyarlamaların bir yansımasına dönüşüyor. Görülüyor ve tutuluyor hissediyorsunuz ama gerçekten bilinmiş ya da karşılanmış değilsiniz. Hayatınızın bir noktasında size, sevilmenin memnun etmek demek olduğu öğretildi. Ve artık yorgunsunuz. O kadar uzun süre koşullu sevildiniz ki, sadece &#8220;var olmanın&#8221; nasıl bir şey olduğunu unuttunuz.</p>
<p>Ancak gerçek şu ki, kolay sevilmek çoğu zaman ulaşılması zor biri olmak anlamına geliyor.</p>
<p>Bundan çıkış yolunun sert, soğuk ya da mesafeli olmak olduğunu söylemiyorum. Gerçi çoğu kişi bir süre bunu da denemiştir. Duvarlar örmek, kapanmak, duygularınızı korumaya almak… Sevgi bu kadar uzun süre koşullu olduğunda, sertlik bir kalkan gibi geliyor ama aynı zamanda bir hapishane gibi de hissediliyor. İnsanları uzak tutuyor ve aynı anda sizi de kendinizden uzaklaştırıyor.</p>
<p>Soğuk olmak, uyum sağlama alışkanlığını ortadan kaldırmıyor. Bu kez başkalarını memnun ederek değil, onlardan korunarak kendinizi kaybediyorsunuz. Yeni bir performans yaratıyor: güç ve mesafe performansı olarak karşımıza çıkıyor. Bu yaklaşım, kopukluk hissini daha da derinleştirebilir. Çünkü görülmek isteyen, kırılgan, karmaşık, dağınık parçalarınız daha da derine gömülüyor. Sanki bir yarayı daha kalın bir bandajla iyileştirmeye çalışmak gibi. Kanamayı durdurabilir belki ama derinin nefes alıp iyileşmesine izin vermez.</p>
<p>Onun yerine, dürüst olmayı deneyin. Elbette başkalarına karşı da, ama daha önemlisi kendinize karşı. Sessizliği hemen doldurmadan biraz daha uzun sürmesine izin verin. Bilmediğinizde &#8220;bilmiyorum&#8221; deyin. Bir şeylere ihtiyaç duymanın sorun olmadığını kabul edin. Aynı fikirde olmamaya izin verin kendinize. Sizi kendinizi terk etmeden seven insanları kabul edin. &#8220;Zor&#8221;, üzgün ya da &#8220;zahmetli&#8221; olduğunuz için sizi cezalandırmayan sevgiyi kabul edin. Sizi bir çözüm gibi değil, bir insan olarak gören insanları kabul edin. Bir benlik olarak. Siz başkasının yalnızlığını çözecek bir çözüm değilsiniz; kendi yalnızlığı olan bir insansınız.</p>
<p>Eğer yorgunsanız, bu çok anlaşılır. Maskeler ağırdır. Performans yalnızdır. Ve siz hiçbir zaman başkasının huzur ihtiyacını yansıtan bir ayna olmak için yaratılmadınız.</p>
<p>Unutmayın: sevgi, sonsuz bir şekilden şekle girme hali olmamalı ve kolay sevilmek, hiçbir zaman sevilmenin bedeli olmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/baskalarini-memnun-etmeye-calismadiginda-sen-kimsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
