<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Buse Karadaş &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/buse-karadas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 15:04:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Buse Karadaş &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Öfkeye Açılan Kapı</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ofkeye-acilan-kapi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ofkeye-acilan-kapi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ofkeye-acilan-kapi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Buse Karadaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 21:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gelişim Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Aktarım]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Davranış Kalıpları]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet rolleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=36269</guid>

					<description><![CDATA[Etrafta bu kadar çok öfkeli erkek görmemizin nedeni, onların gerçekten öfkeden ibaret olması değil; onlara duygularının yalnızca bir kısmının “kabul edilebilir” olduğunun öğretilmesidir. Bir erkek çocuk düştüğünde “acıdı” demesine izin verilmez, ağladığında susturulur, üzüldüğünde dikkat başka yöne çekilir. Maksat, güçsüz görünmemesi ve “adam” olmasıdır. Ancak öfkelendiğinde, o kadar da problem edilmez. Çünkü toplum, çocuk da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etrafta bu kadar çok öfkeli erkek görmemizin nedeni, onların gerçekten öfkeden ibaret olması değil; onlara duygularının yalnızca bir kısmının “kabul edilebilir” olduğunun öğretilmesidir.</p>
<p>Bir erkek çocuk düştüğünde “acıdı” demesine izin verilmez, ağladığında susturulur, üzüldüğünde dikkat başka yöne çekilir. Maksat, güçsüz görünmemesi ve “adam” olmasıdır.</p>
<p>Ancak öfkelendiğinde, o kadar da problem edilmez. Çünkü toplum, çocuk da olsa bir erkeğin öfkesini çoğu zaman normalleştirir. Hatta bazen bunu güçlü olmakla karıştırır.</p>
<p>Zamanla birçok erkek şunu öğrenir: Üzüntü gösterilmez, kırılganlık saklanır, korku belli edilmez. Ama öfke… serbesttir.</p>
<p>Böylece içerde biriken her duygu, kendine çıkış yolu olarak en sert yeri bulur. Çünkü ona başka bir yol hiç öğretilmemiştir.</p>
<p>O yüzden gördüğümüz şey çoğu zaman sadece öfke değildir. Bazen anlaşılmamış bir çocukluk, bazen yıllarca içine atılmış kırgınlıklar, bazen de hiç ifade edilmemiş bir çaresizliktir.</p>
<p>Birçok erkek ne hissettiğini anlatarak değil, öfkeyle tepki vererek büyüyor. Çünkü küçüklükten itibaren onlara öğretilen şey, duygularını anlamak değil, bastırmak olmuştur.</p>
<p>Ve belki de en acı olan şu: Birçok erkek aslında öfkeli değil; sadece yıllardır hissettiklerini başka türlü anlatmayı hiç öğrenememiştir.</p>
<p>Bu nedenle burada en dikkat edilmesi gereken şeylerden biri, bir çocuğun içinde bulunduğu kültüre rağmen nasıl yetiştirildiği ve duygularını yaşamasına ne kadar izin verildiğidir.</p>
<p>Çünkü aslında kız çocukları da birçok kültürde “yapma”, “etme”, “ayıp”, “sus” gibi normlarla büyütülüyor. Onların da bastırıldığı, sınırlandığı çok fazla alan var. Ancak çoğu zaman kadınlar, erkeklere kıyasla duygularını ifade etmek için daha fazla alan bulabiliyor. Üzülmeleri, ağlamaları, kırılmaları toplum tarafından daha görünür kabul ediliyor. Kendi hemcinsleriyle duyguları üzerine uzun uzun konuşabiliyor, destek isteyebiliyor ve içini açabiliyorlar.</p>
<p>Erkek çocuklarında ise durum çoğu zaman daha sert ilerliyor. Duygu göstermek güçsüzlükle eş tutulduğu için, birçok duygu daha en başından bastırılmayı öğreniyor.</p>
<p>Ve bunu bazen sadece toplum değil, erkekler de kendi hemcinslerine yapıyor. Ağlayan bir erkeği küçümsemek, duygusal bir erkeğe “fazla hassas” demek, acı çekeni susturmak… aslında yıllardır öğrenilmiş o sertliğin yeniden aktarılması oluyor.</p>
<p>Bir erkek zamanla üzgün olduğunu söylemeyi unutabiliyor. Kırıldığını anlatamıyor. Yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmek bile zor geliyor. Çünkü ona yıllarca güçlü görünmenin, hissetmekten daha değerli olduğu öğretildi.</p>
<p>Belki de bu yüzden bazı erkekler, en çok yalnız kaldıklarında kendi duygularıyla karşılaşıyor. Ama onları nasıl taşıyacaklarını bilmedikleri için sessizleşiyorlar, uzaklaşıyorlar ya da öfkeleniyorlar.</p>
<p>Çünkü insan, ifade edemediği duygunun içinde sıkışıp kalıyor.</p>
<p>Ancak bastırılan hiçbir duygu gerçekten kaybolmuyor. Sadece zamanla şekil değiştiriyor.</p>
<p>Ve çoğu zaman, o çıkışın adı öfke oluyor.</p>
<p>Fakat bir noktadan sonra insanın kendi döngüsünü fark etmesi ve o zinciri kırması gerekiyor. Çünkü bastırılan duygular sadece kişinin kendisine değil, ilişkilerine, çevresine ve zamanla bütün topluma da zarar verebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ofkeye-acilan-kapi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
