<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Bengü İMİRHOR &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/benguimirhor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 09:18:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Bengü İMİRHOR &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sakız Çiğnemenin Psikolojik Etkileri</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sakiz-cignemenin-psikolojik-etkileri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sakiz-cignemenin-psikolojik-etkileri</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sakiz-cignemenin-psikolojik-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[başa çıkma stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sakız çiğneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/sakiz-cignemenin-psikolojik-etkileri/</guid>

					<description><![CDATA[Stresle karşı karşıya kalındığında bireyler farklı başa çıkma stratejileri benimseyebilirler. Nitekim bazı kültürlerde stresi azaltmanın pratik bir yöntemi olarak sakız çiğneme davranışı öne çıkmaktadır. Günlük hayatta sakız çiğneme, tükürük salınımını arttırarak sindirime yardımcı olurken aynı zamanda stresle baş etmede ve dikkati yoğunlaştırmada da kullanılan bir yöntemdir (Erkun Dolker, 2025). Modern yaşamda alınabilecek en ekonomik ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Stresle karşı karşıya kalındığında bireyler farklı başa çıkma stratejileri benimseyebilirler. Nitekim bazı kültürlerde stresi azaltmanın pratik bir yöntemi olarak <strong>sakız çiğneme</strong> davranışı öne çıkmaktadır. Günlük hayatta sakız çiğneme, tükürük salınımını arttırarak sindirime yardımcı olurken aynı zamanda stresle baş etmede ve dikkati yoğunlaştırmada da kullanılan bir yöntemdir (Erkun Dolker, 2025).</p>
<p>Modern yaşamda alınabilecek en ekonomik ve ulaşılabilir stres yönetimi araçlarından biri olsa da alan yazın incelendiğinde çelişkili bulguların olduğu görülmektedir. Bu alandaki bilimsel çalışmaların temeli, Hollingworth’un 1939 yılında çiğneme davranışının stresi azalttığını; ayrıca yazı yazma ve numaraları kontrol etme gibi bilişsel işlevlerle arasında doğrudan ilişki olduğunu göstermesiyle başlamıştır. Öte yandan çiğneme davranışının, beyindeki duygusal sistemlerle de yakından ilişkili olduğu bulunmuştur (Hasegawa ve ark., 2017).</p>
<p>Peki, sakız çiğnemenin psikolojik etkileri tam olarak nelerdir? Yapılan çalışmalar düzenli sakız çiğnemenin, iş hayatında ve genel hayatta hissedilen aşırı stres, depresyon ve kaygıyı azalttığını bulgulamıştır (Smith, 2013). Buna ek olarak, bu eylemin bireylerde konsantrasyonu ve dikkati arttırmaya yardımcı olarak uyanıklık halini desteklediği de bilinmektedir (Sasaki-Otomaru ve ark., 2011; Scholey ve ark., 2009). Sakız çiğnemenin stres azaltıcı etkilerinin altında yatan mekanizmalar, özellikle <strong>prefrontal korteksi</strong> içermekte ve bu süreç hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) ekseni ile otonom sinir sistemini aktive etmektedir (Konno ve ark., 2016). Bu aktivasyonun yanı sıra sakız çiğnerken artan tükürük salgısı, kortizol seviyesini düşürerek stresin azalmasına yardımcı olmaktadır (Tahara ve ark., 2007). Dahası, bu eylem beyindeki kan akışını hızlandırarak uyanıklığı arttırmakta ve böylece bireyin sınav, ders, ödev gibi konularda dikkatini odaklamasını kolaylaştırmaktadır (Yaman-Sözbir ve ark., 2019).</p>
<p>Öte yandan, sakız çiğnemenin psikoloji üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunan çalışmalar bulunmasına rağmen, alan yazındaki çalışmalar incelendiğinde çelişkili sonuçlar ortaya koyan çalışmalara da rastlanmıştır. Örneğin, Torney ve arkadaşları (2009) tarafından yürütülen deneysel çalışmada, sakız çiğnemenin akut stres ve kaygı düzeylerini azaltmada belirgin bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Benzer şekilde yapılan bir diğer çalışmada ise, ruh hali ve durumsal kaygı ölçümlerinin hem uygulanan stres görevinden hem de sakız çiğnemenin potansiyel etkilerinden etkilenmediği bulunmuştur (Johnson ve ark., 2011).</p>
<p><strong>Sonuç</strong> olarak, sakız çiğnemek hem fizyolojik hem psikolojik süreçlerin iç içe geçtiği karmaşık bir etki mekanizması olarak işlev görmektedir. Bireyler, kendilerini stresli, kaygılı veya depresif hissettiklerinde bunlarla baş edebilmek için sıklıkla sakız çiğneme davranışına yönelebilmektedir. Bu davranış, vücuttaki kortizol seviyesini düşürerek stresi azaltmaya yardımcı olsa da söz konusu davranışın kontrolsüz ve aşırıya kaçmaması önemli bir yere sahiptir. Zira aşırı sakız çiğneme alışkanlığı, zaman içerisinde çene eklemi sorunlarına yol açabilir; ritmik doğası bir süre sonra psikolojik bir “güvenlik davranışı” haline dönüşebilir ve bu durum bir paradoks yaratarak yeni bir stres faktörü oluşturabilir. Nihayetinde yaşanan stresin şiddetinin de belirleyici olduğu düşünüldüğünde, stres düzeyi bireyin başa çıkma kapasitesini aştığında, sakız çiğneme gibi yardımcı yöntemlerin ötesine geçilmeli ve profesyonel bir yardım arayışına girilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sakiz-cignemenin-psikolojik-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh Sağlığında Yeni Bir Paradigma: Yapay Zeka Temelli Psikoterapiler ve Tutumlar</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ruh-sagliginda-yeni-bir-paradigma-yapay-zeka-temelli-psikoterapiler-ve-tutumlar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ruh-sagliginda-yeni-bir-paradigma-yapay-zeka-temelli-psikoterapiler-ve-tutumlar</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ruh-sagliginda-yeni-bir-paradigma-yapay-zeka-temelli-psikoterapiler-ve-tutumlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 22:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka temelli psikoterapilere yönelik tutumlar.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=34594</guid>

					<description><![CDATA[Ruh sağlığı alanında bireylerin psikoterapi almasının önünde pek çok engel bulunmaktadır. Bu engeller arasında sosyal damgalanma, yüksek maliyetler ve fiziksel erişilebilirlik gibi konular yer almaktadır. Tam da bu noktada, söz konusu sorunları aşabilmek amacıyla geliştirilen yapay zeka teknolojileri, 7/24 erişilebilir olmaları ve coğrafi sınırları aşarak her yerde hizmet sunabilmeleri gibi avantajlar taşımaktadır (Keung ve So, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığı alanında bireylerin psikoterapi almasının önünde pek çok engel bulunmaktadır. Bu engeller arasında sosyal damgalanma, yüksek maliyetler ve fiziksel erişilebilirlik gibi konular yer almaktadır. Tam da bu noktada, söz konusu sorunları aşabilmek amacıyla geliştirilen yapay zeka teknolojileri, 7/24 erişilebilir olmaları ve coğrafi sınırları aşarak her yerde hizmet sunabilmeleri gibi avantajlar taşımaktadır (Keung ve So, 2025). Özellikle sosyal damgalanma korkusu yaşayan ve utanç verici deneyimlerini yüz yüze bir uzmanla paylaşmaktan çekinen bireyler için yapay zeka temelli psikoterapilerin sunduğu anonimlik, psikolojik yardım arama davranışını kolaylaştıran bir unsur olarak öne çıkmaktadır (Aktan ve ark., 2022).</p>
<p>Peki, son yıllarda sıkça duyduğumuz yapay zeka temelli psikoterapi tam olarak nedir? Aslında bu tür psikoterapiler, özellikle COVID-19 pandemisi sırasında sıklıkla kullanılmaya başlanmış ve çevrimiçi çalışma ile hizmet sunma eğiliminin artmasıyla gündeme gelmiştir. Bu süreçle birlikte, geleneksel yüz yüze psikoterapiye ek olarak çevrimiçi ortamda daha kolay ulaşılabilir bir psikoterapi anlayışı gelişmiştir. Dolayısıyla, bireylerin psikolojik destek ihtiyaçlarının sohbet robotları, mobil destekli dijital terapi uygulamaları ve fiziksel terapi robotları gibi araçlarla çevrimiçi ortamda karşılanması amaçlanmaktadır. Nitekim bu uygulamalar günümüzde giderek daha fazla kullanılmaktadır (Öztürk, 2025).</p>
<p>Bütün bunlara bağlı olarak, yapay zeka temelli psikoterapilere yönelik tutumların nasıl şekillendiği de merak konusudur. Alan yazın incelendiğinde, bu konuya ilişkin tutumların hem uzman olmayan kişiler hem de uzman kişiler tarafından değerlendirildiği görülmektedir (Öztürk, 2025). Uzman olmayan kişilerin tutumlarına bakıldığında, Aktan ve arkadaşlarının (2022) yaptığı çalışmaya göre katılımcıların %55’i yapay zeka temelli psikoterapilere yönelik olumlu bir tutum sergilemektedir. Cinsiyet ve yaşın da önemli bir rol oynadığı dikkati çekmektedir. Örneğin, bu çalışmada erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla terapiye yönelik daha olumsuz tutumlar içinde olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde, Alanzi ve arkadaşlarının (2024) yaptığı çalışmada ise 18-30 yaş arasındaki genç yetişkinlerin yapay zeka temelli psikoterapileri diğer yaş gruplarına göre daha güvenilir buldukları belirtilmiştir.</p>
<p>Uzmanların tutumlarına bakıldığında ise, çok daha karmaşık görüşlerin olduğu heterojen bir tabloyla karşılaşılmaktadır. Çoğu uzmanın ilk tepkisi temkinli ve olumsuz olsa da bazıları yapay zekanın psikoterapilerde kullanılmasını faydalı bulmaktadır (Öztürk, 2025). Ancak yapılan çalışmaların ortak paydası, bu teknolojilerin insan terapist kadar empatik olamayacağını ve insan terapistin yerini alamayacağını vurgulamaktadır (Doraiswamy ve ark., 2020; Gültekin ve Şahin, 2024). Bununla birlikte, yapay zeka danışanların tanılanmasına yardımcı olduğunda, belgeleri düzenlediğinde ve tıbbi kayıtları yönettiğinde yani bir “klinik asistan” olarak görev yaptığında daha faydalı olacağı düşünülmektedir (Doraiswamy ve ark., 2020). Sonuç olarak, yapay zekanın psikoterapideki rolü hakkında uzmanlar arasında henüz tam bir fikir birliğine varılamadığı söylenebilir.</p>
<p>Özetle, yapay zeka temelli psikoterapiler ruh sağlığı alanında giderek daha önemli hale gelmektedir. Bir yandan geleneksel psikoterapinin önündeki engellerden olan sosyal damgalanma, yüksek maliyet ve erişilebilirlik, bu teknolojilerin sunduğu anonimlik ve ulaşılabilirlik ile aşılmaktadır. Her ne kadar avantajları bulunsa da dezavantajları da bulunan yapay zeka temelli psikoterapiler, uzman ve uzman olmayan kişiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmiştir. İnsan terapistin sağlayabileceği empati ve terapötik ittifak gibi durumlar henüz bu teknolojiler tarafından tam anlamıyla karşılanamamaktadır. Bu konuda olumlu tutuma sahip olan bireyler olsa da yapay zeka temelli psikoterapiler, tanı koyma sürecini hızlandıran, terapistin yükünü hafifleten ve seans aralarında danışanı destekleyen bir klinik asistan olarak konumlandırılmalıdır. Özellikle gelecekte, yapay zeka temelli psikolojik müdahalelerin etik çerçevesinin net bir şekilde çizilmesi ve veri güvenliğine yönelik önlemler alınması, olumsuz tutumların önüne geçilmesinde önemli bir rol oynayabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ruh-sagliginda-yeni-bir-paradigma-yapay-zeka-temelli-psikoterapiler-ve-tutumlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite Öğrencilerinde Yalnızlık Deneyiminin Psikolojik Yansımaları</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/universite-ogrencilerinde-yalnizlik-deneyiminin-psikolojik-yansimalari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=universite-ogrencilerinde-yalnizlik-deneyiminin-psikolojik-yansimalari</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/universite-ogrencilerinde-yalnizlik-deneyiminin-psikolojik-yansimalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 21:15:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=30597</guid>

					<description><![CDATA[Alan yazında yalnızlık deneyimi, temel olarak iki farklı boyutta ele alınmaktadır. Bunlardan ilki fiziksel yalnızlıktır; yani bireyin çevresinde fiziksel olarak kimse olmadığında bu tür bir yalnızlık yaşadığı söylenebilir. Diğer yalnızlık türü ise psikolojik yalnızlıktır. Robinson Crusoe’nin yaşadığı da bu tür bir yalnızlık olup, aslında bireyin kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissetmesi durumudur (Seçim ve ark., [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="container">
<div id="model-response-message-contentr_315383aa83ae72ab" class="markdown markdown-main-panel stronger enable-updated-hr-color" dir="ltr" aria-live="polite" aria-busy="false">
<p data-path-to-node="2">Alan yazında yalnızlık deneyimi, temel olarak iki farklı boyutta ele alınmaktadır. Bunlardan ilki fiziksel yalnızlıktır; yani bireyin çevresinde fiziksel olarak kimse olmadığında bu tür bir yalnızlık yaşadığı söylenebilir. Diğer yalnızlık türü ise psikolojik yalnızlıktır. Robinson Crusoe’nin yaşadığı da bu tür bir yalnızlık olup, aslında bireyin kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissetmesi durumudur (Seçim ve ark., 2014). Yalnızlık kavramı alan yazında çeşitli şekillerde tanımlansa da genel olarak bireyin arzu ettiği sosyal destek ile kendisine sunulan sosyal destek arasındaki uyumsuzluğun yarattığı öznel ve hoş olmayan bir duygu olarak tanımlanmaktadır (Blazer, 2002). Bu öznel deneyim, özellikle üniversite öğrencileri arasında yaygın olarak dile getirilmekte, bu bağlamda rehberlik servislerine başvurulan önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır (Koçak, 2003). Nitekim üniversite yıllarında öğrenciler pek çok stres faktörüyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu faktörler arasında aileden ayrı kalma, sosyal destek azlığı, ekonomik problemler, yeni bir akademik çevreye uyum sağlama ve gelecek kaygısı gibi durumlar yer almaktadır (Ghrouz ve ark., 2019; Ramón-Arbués ve ark., 2020). Dolayısıyla bu türden zorlayıcı yaşantılar, üniversite öğrencilerinin başa çıkma kapasitelerini olumsuz etkilemekte ve dahası yalnızlığın kronikleşmesine zemin hazırlayabilmektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Peki, Bir Süreç Olarak Başlayan Bu Yalnızlığın Psikolojik Yansımaları Tam Olarak Nasıl Olmaktadır?</b></h2>
<p data-path-to-node="4">Yalnızlık, tek başına bir belirti olmaktan ziyade, pek çok psikolojik rahatsızlığa eşlik eden veya bu belirtileri tetikleyen temel bir bileşendir. Özellikle depresyon ile çift yönde ve güçlü bir ilişkisi bulunan yalnızlık, adeta bir kısır döngü olarak işlev görmektedir. Bireyin <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="279">sosyal izolasyonu</b> arttıkça depresif belirtileri tetiklenmekte, artan depresif belirtiler ise bireyi sosyal ortamlardan uzaklaştırarak daha fazla yalnızlık hissetmesine neden olmaktadır (Cacioppo ve Hawkley, 2009). Kendisini sosyal ağlardan kopmuş hisseden üniversite öğrencisi, bu durumu “sevilemezlik” veya “yetersizlik” olarak içselleştirmekte ve sonuçta derin bir çaresizlik hissetmektedir (Xie ve ark., 2025). Yalnızlık, sadece depresyonun ortaya çıkmasına değil, aynı zamanda sosyal kaygının ortaya çıkmasına da sebep olabilmektedir (Chau ve ark., 2023). Sosyal kaygı yaşayan öğrenci, yeni ortamlara girmeye çekinirken, yalnızlığın yarattığı destek kaybı ve belirsizlik gibi durumlar da genel olarak kaygı düzeyini arttırmaktadır (Mana ve ark., 2025).</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Sonuç olarak yalnızlık, günümüzde üniversite öğrencileri arasında sıkça dile getirilen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kavram yalnızca geçici bir hüzün durumu olarak değerlendirilmemeli, öğrencinin akademik performansını, çalışma motivasyonunu, fiziksel ve psikolojik sağlıklılığını etkilediği unutulmamalıdır. Metinde de bahsedildiği gibi “yalnızlık-depresyon-kaygı” sarmalı, bu problemin erken ele alınmadığında nasıl yerleşik bir hal alabileceğini gözler önüne sermektedir. Bu sebeple, üniversitelerdeki psikolojik destek alma birimleri öğrencileri sadece belirti odaklı değil, bütüncül olarak değerlendirmeli, onları daha sosyal olmak konusunda teşvik etmeli ve buna uygun programlar düzenlemelidir. Yalnızlık, üniversite öğrencileri arasında sıkça karşılaşılan bir durum olsa da sağlıklı bir şekilde atlatılabilmesi için gençler yüreklendirilmeli ve <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="867">sosyal destek mekanizmaları</b> güçlendirilmelidir.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Kaynaklar</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Blazer, D. G. (2002). Self-efficacy and depression in late life: A primary prevention proposal. Aging &amp; Mental Health, 6(4), 315-324. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1080/1360786021000006938" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiR-aX68-2TAxUAAAAAHQAAAAAQvxA">https://doi.org/10.1080/1360786021000006938</a></p>
<p data-path-to-node="9">Cacioppo, J. T. ve Hawkley, L. C. (2009). Perceived social isolation and cognition. Trends in Cognitive Sciences, 13(10), 447-454. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1016/j.tics.2009.06.005" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiR-aX68-2TAxUAAAAAHQAAAAAQwBA">https://doi.org/10.1016/j.tics.2009.06.005</a></p>
<p data-path-to-node="10">Chau, A. K. C., So, S. H. W. ve Barkus, E. (2023). The role of loneliness and negative schemas in the moment-to-moment dynamics between social anxiety and paranoia. Scientific Reports, 13(1), 20775.</p>
<p data-path-to-node="11">Ghrouz, A. K., Noohu, M. M., Dilshad Manzar, M., Warren Spence, D., BaHammam, A. S. ve Pandi-Perumal, S. R. (2019). Physical activity and sleep quality in relation to mental health among college students. Sleep Breath, 23, 627–634. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1007/s11325-019-01780-z" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiR-aX68-2TAxUAAAAAHQAAAAAQwRA">https://doi.org/10.1007/s11325-019-01780-z</a></p>
<p data-path-to-node="12">Koçak, R. (2003). Üniversite öğrencilerinde aleksitimi ve yalnızlığın bazı değişkenler açısından karşılaştırılması ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi. Turkish Psychological Counseling and Guidance Journal, 2(19), 15-24.</p>
<p data-path-to-node="13">Mana, A., Begerano, O. D. ve Margalit, M. (2025). Loneliness experience among college students with neurodevelopmental disorders: hope, intolerance of uncertainty and anxiety as serial mediators. European Journal of Special Needs Education, 1-16. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1080/08856257.2025.2457259" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiR-aX68-2TAxUAAAAAHQAAAAAQwhA">https://doi.org/10.1080/08856257.2025.2457259</a></p>
<p data-path-to-node="14">Ramón-Arbués, E., Gea-Caballero, V., Granada-López, J. M., Juárez-Vela, R., Pellicer-García, B. ve Antón-Solanas, I. (2020). The prevalence of depression, anxiety and stress and their associated factors in college students. International Journal of Environmental Research and Public Health, 17(19), 7001. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.3390/ijerph17197001" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiR-aX68-2TAxUAAAAAHQAAAAAQwxA">https://doi.org/10.3390/ijerph17197001</a></p>
<p data-path-to-node="15">Seçim, Ö. Y., Alpar, Ö. ve Algür, S. (2014). Üniversite öğrencilerinde yalnızlık: Akdeniz üniversitesinde yapılan ampirik bir araştırma. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 13(48), 200-215. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.17755/esosder.51995" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiR-aX68-2TAxUAAAAAHQAAAAAQxBA">https://doi.org/10.17755/esosder.51995</a></p>
<p data-path-to-node="16">Xie, Z. L., Gan, K.P., Li, J., Qin, L. W. ve Wu, Y. T. (2025). Üniversite öğrencilerinde yalnızlığın depresyon üzerindeki etkisi: sorunlu internet kullanımının aracı rolü ve <b data-path-to-node="16" data-index-in-node="174">algılanan sosyal desteğin</b> düzenleyici rolü. BMC Halk Sağlığı, 25 (1), 2534.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/universite-ogrencilerinde-yalnizlik-deneyiminin-psikolojik-yansimalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Yardım Almaktan Neden Korkuyoruz? Sosyal Damgalanmanın Görünmeyen Yüzü</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/psikolojik-yardim-almaktan-neden-korkuyoruz-sosyal-damgalanmanin-gorunmeyen-yuzu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=psikolojik-yardim-almaktan-neden-korkuyoruz-sosyal-damgalanmanin-gorunmeyen-yuzu</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/psikolojik-yardim-almaktan-neden-korkuyoruz-sosyal-damgalanmanin-gorunmeyen-yuzu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 21:20:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=28200</guid>

					<description><![CDATA[Bir birey, ruhsal sağlık sorunuyla ilgili psikolojik yardım almaya karar verdiğinde karşısına pek çok engel çıkabilir. Bunlar arasında sosyal damgalanma algısı (Deane ve Chamberlain, 1994; Komiya ve ark., 2000), bir ruh sağlığı uzmanına kendini açma (Vogel ve Wester, 2003) ve tedavi korkusu (Kushner ve Sher, 1989) yer almaktadır. Bu yazı kapsamında ise yalnızca psikolojik yardım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Bir birey, ruhsal sağlık sorunuyla ilgili psikolojik yardım almaya karar verdiğinde karşısına pek çok engel çıkabilir. Bunlar arasında sosyal damgalanma algısı (Deane ve Chamberlain, 1994; Komiya ve ark., 2000), bir ruh sağlığı uzmanına kendini açma (Vogel ve Wester, 2003) ve tedavi korkusu (Kushner ve Sher, 1989) yer almaktadır. Bu yazı kapsamında ise yalnızca psikolojik yardım almaya ilişkin sosyal damgalanma konusu açıklanacaktır. Ancak konunun yardım arama davranışı üzerindeki etkisini kavrayabilmek için öncelikle kavramsal bir çerçeve çizmek gerekir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Sosyal Damgalanma Nedir?</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Sosyal damgalanma, bireyin psikolojik yardım aramaya başlama kararı vermesinden itibaren toplum tarafından sorunlu, kusurlu, sosyal açıdan kabul edilmez ve istenmedik olarak algılanması olarak tanımlanmaktadır (Corrigan, 2004). Bu kaygının temelinde bireyin sosyal olarak kabul edilmeyeceği, dışlanacağı ya da sosyal kabulünün azalacağı inancı yatmaktadır. Bu durum profesyonel <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="378">psikolojik yardım alma</b> davranışı önündeki en önemli sorunlardan biri olarak görülmektedir. Alan yazında bu olgu, toplumun bireye yönelik sergilediği tutumların niteliğine göre çeşitlilik göstermektedir.</p>
<p data-path-to-node="6">Ruhsal bağlamda sosyal damgalanma dört grup şeklinde ortaya çıkmaktadır:</p>
<ol start="1" data-path-to-node="7">
<li>
<p data-path-to-node="7,0,0"><b data-path-to-node="7,0,0" data-index-in-node="0">Yardım Etmemek:</b> Ruh sağlığı sorunu yaşayan bireyin hayatından kendisinin sorumlu olduğuna inanılmasıdır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,1,0"><b data-path-to-node="7,1,0" data-index-in-node="0">Kaçınma:</b> Bu bireylere iş vermemek ve evini kiraya vermemek örnek olarak gösterilebilir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,2,0"><b data-path-to-node="7,2,0" data-index-in-node="0">Tecrit Etmek:</b> Bireyleri daha iyi tedavi alabileceklerine inandıkları ancak uzak, tenha ve ıssız yerlere göndermektir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,3,0"><b data-path-to-node="7,3,0" data-index-in-node="0">Zor Kullanmak:</b> Bireylerin doğru karar veremeyeceklerine inanıldığından zorunlu tedavi seçenekleri ve adli işlemler uygulanması durumudur (Corrigan ve ark., 2002; Corrigan ve Watson, 2002).</p>
</li>
</ol>
<p data-path-to-node="8">Bütün bunlara ek olarak yapılan çalışmalar bireyin sosyal damgalanma algısı arttıkça psikolojik yardım alma ve arama davranışının azaldığını, olumsuz tutumların arttığını bulmuşlardır (Komiya ve ark., 2000). Sosyal damgalanmanın bu engelleyici duvarlarını yıkmak ve bireylerin ruh sağlığı hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ise kolektif bir çabayı gerektirir.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Sosyal Damgalanma ile Baş Etmek için Neler Yapılabilir?</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Sosyal damgalanma ile mücadele etmek için <b data-path-to-node="10" data-index-in-node="42">ruh sağlığı okuryazarlığı</b> oranı arttırılmalıdır. Ruh sağlığı okuryazarlığı; bireyin ruhsal bozuklukları tanıması, bunlardan korunma yollarını bilmesi ve bu konuda doğru inançlara sahip olması olarak tanımlanmaktadır (Aslan ve Sezgin, 2023). Türkiye’de bu oran orta-düşük seviyede yer aldığı için sosyal damgalanmanın sürdürülmesindeki en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır (Aslan ve Sezgin, 2023). Ayrıca toplumda ruh sağlığı sorunu olan bireylere karşı kullanılan dil, bu okuryazarlığın ne kadar düşük olduğunu da gözler önüne sermektedir. “Manyak”, “deli”, “sapık”, “akıl hastası” ve “tımarhanelik” gibi kelimeler kullanmak küçümseyici ve hakaret edici bir noktada durmakta ve bu amaçla kullanılmaktadır (Malas, 2019).</p>
<p data-path-to-node="11">Sosyal damgalanma ile baş edebilmek için atılması gereken bir diğer adım ise, bu bireylerle temas etmek ve diğer insanların da bu konuda teşvik edilmesini sağlamaktır. Temasın en başarılı olduğu durum, ruh sağlığı sorunu olan bireyler ile toplumdaki diğer bireylerin eşit konumda olduğu durumlar olarak belirlenmiştir (Corrigan ve ark., 2002).</p>
<h2 data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="13">Sonuç olarak sosyal damgalanma, psikolojik yardım arama sürecinde bireyin önüne çıkan en büyük engellerden biridir. Bu engeli aşmak yalnızca bireysel farkındalıkla değil, aynı zamanda toplumdaki ruh sağlığı okuryazarlığının arttırılması ve her bireyin birleştirici bir dil benimsemesiyle mümkündür. Özellikle teknoloji kullanımının arttığı dünyada, yardım arama davranışını normalleştiren yeni yaklaşımlara ve temas olanaklarına yer verilmesi, <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="444">sosyal kabul</b> düzeyinin artmasında önemli bir rol oynayacaktır. Unutulmamalıdır ki, sosyal damgalanma toplumsal bir inşa olsa da bu inşa hakkındaki önyargıları yıkmak, bireyin kendisi hakkındaki algısını değiştirip dönüştürmek ve toplumun empati temelli değişimle şekillenmesini sağlamakla mümkündür.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Aslan, S. ve Sezgin, D. (2023). &#8220;Depresyonda mısın? Hiç dert değil!”: Reklamlarda depresyon temsilleri ve damgalama. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, (43), 161-186.</p>
<p data-path-to-node="16">Corrigan, P. (2004). How stigma interferes with mental health care. American Psychologist, 59(7), 614–625. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1037/0003-066X.59.7.614" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjI3-eb36GTAxUAAAAAHQAAAAAQ6QE">https://doi.org/10.1037/0003-066X.59.7.614</a></p>
<p data-path-to-node="17">Corrigan, P. W., River, L. P., Lundin, R. K., Penn, D. L., Uphoff-Wasowski, K., Campion, J., Mathisen, J., Gagnon, C., Bergman, M., Goldstein, H. ve Kubiak, M. A. (2002). Three strategies for changing attributions about severe mental illness. Schizophrenia Bulletin, 27(2), 187-195.</p>
<p data-path-to-node="18">Corrigan, P. W. ve Watson, A. C. (2002). The paradox of self-stigma and mental illness. Clinical Psychology: Science and Practice, 9(1), 35- 53. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1093/clipsy.9.1.35" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjI3-eb36GTAxUAAAAAHQAAAAAQ6gE">https://doi.org/10.1093/clipsy.9.1.35</a></p>
<p data-path-to-node="19">Deane, F. P. ve Chamberlain, K. (1994). Treatment fearfulness and distress as predictors of professional psychological helpseeking. British Journal of Guidance and Counseling, 22, 207–217. <a class="ng-star-inserted" href="https://psycnet.apa.org/doi/10.1080/03069889400760211" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjI3-eb36GTAxUAAAAAHQAAAAAQ6wE">https://psycnet.apa.org/doi/10.1080/03069889400760211</a></p>
<p data-path-to-node="20">Komiya, N., Good, G. E. ve Sherrod, N. B. (2000). Emotional openness as a predictor of college students&#8217; attitudes toward seeking psychological help. Journal of Counseling Psychology, 47(1), 138–143. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1037/0022-0167.47.1.138" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjI3-eb36GTAxUAAAAAHQAAAAAQ7AE">https://doi.org/10.1037/0022-0167.47.1.138</a></p>
<p data-path-to-node="21">Kushner, M. G. ve Sher, K. J. (1989). Fears of psychological treatment and its relation to mental health service avoidance. Professional Psychology: Research and Practice, 20, 251– 257. <a class="ng-star-inserted" href="https://psycnet.apa.org/doi/10.1037/0735-7028.20.4.251" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjI3-eb36GTAxUAAAAAHQAAAAAQ7QE">https://psycnet.apa.org/doi/10.1037/0735-7028.20.4.251</a></p>
<p data-path-to-node="22">Malas, E. M. (2019). Ruhsal bozukluklara karşı stigma-derleme. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(1), 1170-1188. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.33206/mjss.470932" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjI3-eb36GTAxUAAAAAHQAAAAAQ7gE">https://doi.org/10.33206/mjss.470932</a></p>
<p data-path-to-node="23">Vogel, D. L. ve Wester, S. R. (2003). To seek help or not to seek help: The risks of self disclosure. Journal of Counseling Psychology, 50, 351–361.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/psikolojik-yardim-almaktan-neden-korkuyoruz-sosyal-damgalanmanin-gorunmeyen-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayalet Deprem Sendromu: Sarsılmayan Zeminde Sallanma Hissi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/hayalet-deprem-sendromu-sarsilmayan-zeminde-sallanma-hissi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hayalet-deprem-sendromu-sarsilmayan-zeminde-sallanma-hissi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/hayalet-deprem-sendromu-sarsilmayan-zeminde-sallanma-hissi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 21:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=25338</guid>

					<description><![CDATA[Büyük ölçekli depremlere maruz kalmış bireylerde gözlemlenen ve alan yazına görece yeni giren “hayalet deprem sendromu” veya “deprem sonrası baş dönmesi sendromu” olarak adlandırılan durum, günümüzde halk sağlığı açısından giderek önem kazanan bir konu haline gelmiştir. Peki tam olarak nedir bu hayalet deprem sendromu? Aslında hayalet deprem sendromu, gerçekte herhangi bir deprem olmamasına karşın bireyin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Büyük ölçekli depremlere maruz kalmış bireylerde gözlemlenen ve alan yazına görece yeni giren <b data-path-to-node="1" data-index-in-node="94">“hayalet deprem sendromu”</b> veya “deprem sonrası baş dönmesi sendromu” olarak adlandırılan durum, günümüzde halk sağlığı açısından giderek önem kazanan bir konu haline gelmiştir.</p>
<p data-path-to-node="2">Peki tam olarak nedir bu hayalet deprem sendromu?</p>
<p data-path-to-node="3">Aslında hayalet deprem sendromu, gerçekte herhangi bir deprem olmamasına karşın bireyin yerin sarsıldığını, zeminin sallandığını, kaydığını veya titrediğini algılaması gibi öznel bir deneyimi ifade etmektedir (Acıbadem Hayat, 2025; Salduz ve Toraman, 2025). Bu durumun özellikle Türkiye ve Japonya gibi deprem riskinin yüksek ve sismik aktivitenin yoğun olduğu ülkelerdeki toplumun geniş bir kesimini etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğu kabul edilmektedir (Miwa ve ark., 2025). Öyle ki hayalet deprem sendromu, fizyolojik belirtiler ile psikolojik alarm tepkilerini etkileyen çok boyutlu bir durumdur; baş dönmesi ve denge kaybı gibi bedensel süreçlerden, beynin tehlike algısıyla tetiklenen alarm durumuna geçmesine uzanan geniş bir yelpazede ortaya çıkmaktadır (Acıbadem Hayat, 2025).</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Nedenleri ve Risk Faktörleri</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Bu sendromun ortaya çıkmasında pek çok faktör rol oynayabilmektedir. Özellikle birey;</p>
<ul data-path-to-node="7">
<li>
<p data-path-to-node="7,0,0">Göçük altında kaldıysa,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,1,0">Depremin çok sık olduğu bölgelerde yaşıyorsa,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,2,0">Şiddetli bir deprem yaşadıysa,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,3,0">Eşlik eden herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunuyorsa ve</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,4,0">Büyük ölçekli depremlerde depremi kendisi hissetmese bile duygusal olarak bu olaylardan etkilendiyse hayalet deprem sendromu için risk altında olabilir.</p>
</li>
</ul>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Belirtiler ve Günlük Yaşama Etkisi</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Bu sendromun belirtileri bireyden bireye göre farklılık olsa da yaygın olarak şu <b data-path-to-node="10" data-index-in-node="81">semptomlar</b> gözlemlenmektedir;</p>
<ul data-path-to-node="11">
<li>
<p data-path-to-node="11,0,0">Gerçekte bir sarsıntı, hareket, titreşim olmamasına rağmen sürekli sarsıntı oluyormuş hissi yaşamak,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,1,0">Sürekli tetikte olmak,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,2,0">Çevredeki seslere karşı aşırı duyarlılık göstermek,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,3,0">Araba geçmesi gibi titreşim yaratacak durumları deprem sanmak,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,4,0">Denge bozukluğu ve baş dönmesi yaşamak,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,5,0">Kolay irkilmek veya ani tepkiler vermek,</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,6,0">Yeniden deprem olacak korkusunun devam etmesi, kaygı ve endişe yaşamaya devam etmek örnek olarak verilebilir (Acıbadem Hayat, 2025).</p>
</li>
</ul>
<h2 data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Baş Etme Stratejileri ve Güncel Durum</b></h2>
<p data-path-to-node="14">Depremler, bireylerde travma sonrası stres bozukluğu, akut stres bozukluğu veya yaygın kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu noktada gevşeme teknikleri ve nefes egzersizleri gibi yöntemler belirtilerin birey üzerindeki etkisini azaltmada etkili olabilmektedir (Miwa ve ark., 2025). Ayrıca; topraklama egzersizleri, denge çalışmaları, depremle ilgili haberlerin sürekli takip edilmesinin bırakılması, psikolojik destek alınması veya gerektiğinde farmakolojik tedavi alınması bu durumla baş edebilmek ve iyileşme sürecini hızlandırabilmek için önemli bir yerde durmaktadır.</p>
<p data-path-to-node="15">Nitekim, 2023 yılında ülkemizde meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinin yarattığı yıkımın yaraları henüz sarılmamışken, 2025 yılında Balıkesir/Sındırgı’da meydana gelen depremler, sarsıntılar ve dinmeyen artçılar bireyin psikolojik dayanıklılığını zorlamaya devam etmektedir. Günümüzde yalnızca afet bölgesindeki bireyler değil, farklı illerde yaşayan bireylerde en ufak sarsıntıyı deprem sanıp deprem uygulamalarını sık sık takip etmektedir. Uzmanlara göre bu durum bireylerde uyku problemi, stres artışı ve psikolojik yorgunluk gibi olumsuzluklara yol açmaktadır (Dindirek, 2025).</p>
<h2 data-path-to-node="17"><b data-path-to-node="17" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="18">Sonuç olarak, hayalet deprem sendromu afet sonrası süreçte bireylerin dünyayı “güvensiz bir yer” olarak algılamaya başladığının ve algı biçimlerinin <b data-path-to-node="18" data-index-in-node="149">travma</b> ile nasıl değiştiğinin somut bir kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum özellikle Türkiye gibi deprem riskinin yüksek olduğu ülkelerde, bu tür kavramların erken dönemde fark edilmesi ve psikososyal müdahale programlarına eklenmesi, uzun vadede psikolojik rahatsızlıkların önlenmesinde hayati bir rol oynayacaktır.</p>
<p data-path-to-node="19">Türkiye’nin bir travmalar ülkesi olduğu göz önüne alındığında, toplumun bu tür konularda eğitilmesi ve farkındalık kazanması önemli bir yerde durmaktadır. Bu vesileyle, 2023 Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybeden bireyler için rahmet, kederli aileleri için baş sağlığı diliyor; 2025 Balıkesir/Sındırgı depremlerini yaşayan bireyler içinse geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.</p>
<h2 data-path-to-node="20"><b data-path-to-node="20" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="21">Acıbadem Hayat. (2025). Hayalet deprem sendromu nedir? Sürekli deprem olacakmış gibi hissetmek nasıl önlenir? <a class="ng-star-inserted" href="https://www.acibadem.com.tr/hayat/hayalet-deprem-sendromu/" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjjkJ7fqNuSAxUAAAAAHQAAAAAQfA">https://www.acibadem.com.tr/hayat/hayalet-deprem-sendromu/</a> adresinden 5 Şubat 2026 tarihinde alınmıştır.</p>
<p data-path-to-node="22">Dindirek, H. (2025). “Hayalet deprem sendromu” stres ve kaygı bozukluğuna neden oluyor. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.aa.com.tr/tr/saglik/hayalet-deprem-sendromu-stres-ve-kaygi-bozukluguna-neden-oluyor/3748847" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjjkJ7fqNuSAxUAAAAAHQAAAAAQfQ">https://www.aa.com.tr/tr/saglik/hayalet-deprem-sendromu-stres-ve-kaygi-bozukluguna-neden-oluyor/3748847</a> adresinden 6 Şubat 2026 tarihinde alınmıştır.</p>
<p data-path-to-node="23">Miwa, T., Fujiwara, K., Matsuyoshi, H. ve Nomura, Y. (2025). Post-earthquake dizziness syndrome (PEDS): A comprehensive review of recent advances. Auris Nasus Larynx, 52(3), 253-257. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1016/j.anl.2025.04.003" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjjkJ7fqNuSAxUAAAAAHQAAAAAQfg">https://doi.org/10.1016/j.anl.2025.04.003</a></p>
<p data-path-to-node="24">Salduz, Z. İ. Y. ve Toraman, B. (2025). Phantom earthquake syndrome presenting with chronic dizziness after an earthquake: A case report. Medicine, 104(20). <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1097/MD.0000000000042554" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahcKEwjjkJ7fqNuSAxUAAAAAHQAAAAAQfw">https://doi.org/10.1097/MD.0000000000042554</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/hayalet-deprem-sendromu-sarsilmayan-zeminde-sallanma-hissi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzamış Yas Bozukluğu, Psikolojik Dayanıklılık ve Güncel Konular</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/uzamis-yas-bozuklugu-psikolojik-dayaniklilik-ve-guncel-konular/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzamis-yas-bozuklugu-psikolojik-dayaniklilik-ve-guncel-konular</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/uzamis-yas-bozuklugu-psikolojik-dayaniklilik-ve-guncel-konular/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 21:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=22740</guid>

					<description><![CDATA[Uzamış Yas Bozukluğu’nda (UYB) kişiler sıklıkla; uyumsuz bilişler, benlikler ve ölümle ilgili suçluluk duygusu yaşarlar. Bununla birlikte gelecekteki yaşam beklentisi ve yaşam hedeflerinde de azalma yaşarlar. Somatik şikayetler genellikle bu duygu ve bilişlere eşlik eder. Bunlar; sağlık bakımı ve öz bakımın azalması veya iştah değişikliği gibi durumları içermektedir. Ölen kişi ile ilgili halüsinasyon da görülebilir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="2">Uzamış Yas Bozukluğu’nda (UYB) kişiler sıklıkla; uyumsuz bilişler, benlikler ve ölümle ilgili suçluluk duygusu yaşarlar. Bununla birlikte gelecekteki yaşam beklentisi ve yaşam hedeflerinde de azalma yaşarlar. Somatik şikayetler genellikle bu duygu ve bilişlere eşlik eder. Bunlar; sağlık bakımı ve öz bakımın azalması veya iştah değişikliği gibi durumları içermektedir. Ölen kişi ile ilgili halüsinasyon da görülebilir ve bu durum normal yas sırasında da ortaya çıkabilir. UYB’nin diğer ilişkili özellikleri arasında acı, öfke, huzursuzluk, kayıp için başkalarını veya kendini suçlama, uyku miktarı ve/veya kalitesinde azalma ve artan tütün ve/veya alkol kullanımı gibi semptomlar görülebilir (APA, 2022).</p>
<p data-path-to-node="3">UYB semptomları olan kişiler, <b data-path-to-node="3" data-index-in-node="30">intihar düşüncesi</b> için yüksek risk altındadır. Yas tutan kişilerde damgalanma, izolasyon, kaçınma ve psikolojik sıkıntı, intihar düşüncesi ile ilişkilidir. Travmatik kaybı olanlar ise, travmatik kaybı olmayanlara kıyasla UYB için intihar düşüncesinde daha fazla risk altındadır. Bunlara ek olarak evlat kaybı yaşayanların da intihar için yüksek risk altında olduğu görülmektedir. Özellikle evladın 25 yaşından küçük olması bu riski arttırmaktadır (APA, 2022).</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Yas Sürecinde Dayanıklılık</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Psikolojik dayanıklılık, alanyazında pek çok araştırmacı tarafından benzer şekilde tanımlanmıştır. Fraser ve arkadaşlarına (1999) göre psikolojik dayanıklılık, kişinin yaşadığı çevreye uyum sağlaması; Bartone ve arkadaşlarına (2008) göre ise stresle mücadele etmeyi arttıran bir kişilik özelliği olarak tanımlanmıştır. Psikolojik dayanıklılığı yüksek düzeyde olan kişilerin psikolojik iyi oluşlarının da yüksek olduğu görülmüştür (Korkut Owen ve ark., 2017). Bunun yanı sıra yüksek düzeyde <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="490">psikolojik dayanıklılık</b> gösteren ve yas tutan kişilerin ölümü anlamlandırmada, bunun sonucunda yasla başa çıkma sürecinde düşük düzeyde psikolojik dayanıklılık gösteren kişilere kıyasla daha başarılı oldukları (Bonanno ve ark., 2004) ve daha az oranda uzamış yas yaşadıkları bulunmuştur (Yua ve ark., 2016).</p>
<p data-path-to-node="6">Bonanno, zorlu yaşam olaylarından sonra her zaman psikopatolojinin ortaya çıkmadığını ve birçok bireyin dayanıklılık gösterebildiğini savunmaktadır. Bonanno ve arkadaşlarının (2002) kayıp yaşamış 205 kişiyle yürüttüğü boylamsal çalışmada, en yaygın örüntünün dayanıklılık olduğu bulunmuştur. Buna dayanarak Bonanno (2005), yas sürecinde dört temel örüntü tanımlamıştır: dayanıklı, geç başlangıçlı belirti, kronik belirti ve iyileşen grup. Dayanıklı grup, kayıp sonrası düşük düzeyde belirtiler gösteren ve zamanla kötüleşmeyen bireylerden oluşurken; geç başlangıçlı grupta belirtiler zamanla artmakta, kronik grupta sürekli yüksek seyretmekte ve iyileşen grupta ise başlangıçta yüksek olup zamanla azalmaktadır. Bonanno’ya göre en yaygın örüntü dayanıklılıktır. Travmatik olaylardan sonra yapılan çalışmaların sonuçları kritik yaşam olaylarından sonra dayanıklılık gösteren kitlenin geniş olabileceğini göstermektedir. Bu ise, insanların kötü yaşam deneyimlerinden, potansiyel travmatik yaşam olaylarından sonra bile yaşamlarına devam etme gücü bulabildiklerini göstermektedir.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Yas ve Güncel Konular</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Teknolojinin gelişmesi pek çok alanı etkilediği gibi yas sürecini de etkilemektedir. Geride kalan kişiler için çevrimiçi platformlar kişinin acısını, deneyimlerini paylaşabileceği yeni bir alan oluşturmuştur (Al’Uqdah ve Adomako, 2018). Ayrıca geride kalan kişiler çevrimiçi platformlarla taziye mesajları yayınlamak, yayın açmak, resim paylaşmak gibi davranışlarda bulunabilir. Bu davranışlarla gerçek hayatta yapılan ritüeller ve yas süreçleri sosyal hayata entegre edilmeye çalışılmaktadır (Proust, 2024). Bunlara ek olarak kişiler güncel olarak yapay zekâ, sanal videoların oluşumu ve mezar taşlarına QR kodların konulması gibi uygulamalarla da yaslarını yaşayabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Yeni tanımlanan bir rahatsızlık olsa da <b data-path-to-node="10" data-index-in-node="40">uzamış yas</b>, birçok araştırmaya konu olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Aynı zamanda hayatımızda büyük değişiklikler yaratan teknoloji sayesinde yas yaşayan kişilerin ölen kişiyi anması da kolaylaşmaktadır. Tüm bu süreçlerde kişi, psikolojik olarak dayanıklılık göstermekte ve yasıyla başa çıkabilmektedir. Kişi, ölen kişinin yasıyla baş etmekte zorluk çektiğinde bir destek almaktan kaçınmamalı, profesyonel yardım alması teşvik edilmelidir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Al’Uqdah, S. ve Adomako, F. (2018). From mourning to action: African American women’s grief, pain, and activism. Journal of Loss and Trauma, 23(2), 91–98. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1080/15325024.2017.1393373" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQywg">https://doi.org/10.1080/15325024.2017.1393373</a></p>
<p data-path-to-node="13">American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. DSM-5-TR. Fifth Edition. Text Revision. APA.</p>
<p data-path-to-node="14">Bartone, P. T., Roland, R. R., Picano, J. J. ve Williams, T. J. (2008). Psychological hardiness predicts success in U.S. Army Special Forces candidates. International Journal of Selection and Assessment, 16(1), 78–81. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1111/j.1468-2389.2008.00412.x" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQzAg">https://doi.org/10.1111/j.1468-2389.2008.00412.x</a></p>
<p data-path-to-node="15">Bonanno, G. A. (2005). Resilience in the face of potential trauma. Current Directions in Psychological Science, 14(3), 135–138. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1111/j.0963-7214.2005.00347.x" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQzQg">https://doi.org/10.1111/j.0963-7214.2005.00347.x</a></p>
<p data-path-to-node="16">Bonanno, G. A., Wortman, C. B., Lehman, D. R., Tweed, R. G., Haring, M., Sonnega, J., Carr, D. ve Nesse, R. M. (2002). Resilience to loss and chronic grief: A prospective study from preloss to 18-months postloss. Journal of Personality and Social Psychology, 83(5), 1150–1164. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1037/0022-3514.83.5.1150" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQzgg">https://doi.org/10.1037/0022-3514.83.5.1150</a></p>
<p data-path-to-node="17">Bonanno, G. A., Wortman, C. B. ve Nesse, R. M. (2004). Prospective patterns of resilience and maladjustment during widowhood. Psychology and Aging, 19(2), 260–271. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1037/0882-7974.19.2.260" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQzwg">https://doi.org/10.1037/0882-7974.19.2.260</a></p>
<p data-path-to-node="18">Fraser, M. W., Richman, J. M. ve Galinsky, M. J. (1999). Risk, protection, and resilience: Toward a conceptual framework for social work practice. Social Work Research, 23(3), 131–143. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1093/swr/23.3.131" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQ0Ag">https://doi.org/10.1093/swr/23.3.131</a></p>
<p data-path-to-node="19">Korkut Owen, F., Demirbaş Çelik, N. ve Doğan, T. (2017). Üniversite öğrencilerinde iyilik halinin yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 16(4), 1461-1479. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.17755/esosder.300405" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQ0Qg">https://doi.org/10.17755/esosder.300405</a></p>
<p data-path-to-node="20">Proust, V. (2024). By sharing our loss, we fight: Collective expressions of grief in the digital age. Media, Culture &amp; Society, 46(2), 393-403. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1177/01634437231207760" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQ0gg">https://doi.org/10.1177/01634437231207760</a></p>
<p data-path-to-node="21">Yua, N. X., Chanb, C. L. W., Zhangc, J. ve Stewart, S. M. (2016). Resilience and vulnerability: Prolonged grief in the bereaved spouses of marital partners who died of AIDS. AIDS Care, 28(4), 441-444. <a class="ng-star-inserted" href="https://doi.org/10.1080/09540121.2015.1112354" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwiK5qeU64qSAxUAAAAAHQAAAAAQ0wg">https://doi.org/10.1080/09540121.2015.1112354</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/uzamis-yas-bozuklugu-psikolojik-dayaniklilik-ve-guncel-konular/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Spektrum Bozukluklarında Bilişsel Davranışçı Terapi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-spektrum-bozukluklarinda-bilissel-davranisci-terapi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sizofreni-spektrum-bozukluklarinda-bilissel-davranisci-terapi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-spektrum-bozukluklarinda-bilissel-davranisci-terapi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 11:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=20358</guid>

					<description><![CDATA[Şizofreni, genellikle geç ergenlik veya erken yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan ve kişinin gerçeklikle bağlantısının koptuğu bir psikoz deneyimiyle karakterize edilen ciddi bir psikiyatrik rahatsızlıktır (Nevid ve ark., 2020). Bu duruma genellikle varsanılar veya sanrılar eşlik etmektedir. Hastalığın başlangıcı bazı olgularda akut olabilir ve semptomlar aniden ortaya çıkabilir. Ancak, diğer bazı olgularda semptomların yıllar içinde yavaş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="flex flex-col text-sm pb-25">
<article class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" tabindex="-1" data-turn-id="request-WEB:717dac87-5f93-4622-a193-bfbd41edbceb-6" data-testid="conversation-turn-14" data-scroll-anchor="true" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:--spacing(4)] @w-sm/main:[--thread-content-margin:--spacing(6)] @w-lg/main:[--thread-content-margin:--spacing(16)] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" tabindex="-1">
<div class="flex max-w-full flex-col grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="39c0b481-5797-487c-bba2-2f2ecd75e704" data-message-model-slug="gpt-5-2">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[1px]">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full break-words light markdown-new-styling">
<p data-start="69" data-end="363">Şizofreni, genellikle geç ergenlik veya erken yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan ve kişinin gerçeklikle bağlantısının koptuğu bir psikoz deneyimiyle karakterize edilen ciddi bir psikiyatrik rahatsızlıktır (Nevid ve ark., 2020). Bu duruma genellikle varsanılar veya sanrılar eşlik etmektedir.</p>
<p data-start="365" data-end="600">Hastalığın başlangıcı bazı olgularda akut olabilir ve semptomlar aniden ortaya çıkabilir. Ancak, diğer bazı olgularda semptomların yıllar içinde yavaş yavaş geliştiği ve etkisinin daha uzun sürdüğü görülmektedir (Comer ve Comer, 2022).</p>
<h2 data-start="607" data-end="644"><strong data-start="610" data-end="644">Şizofreninin Temel Belirtileri</strong></h2>
<p data-start="646" data-end="824">Şizofreninin anlaşılması açısından üç temel belirti kümesi bulunmaktadır. Bunlar; <strong data-start="728" data-end="750">Pozitif Belirtiler</strong>, <strong data-start="752" data-end="774">Negatif Belirtiler</strong> ve <strong data-start="778" data-end="802">Psikomotor Yavaşlama</strong> olarak ayrılmaktadır.</p>
<ul data-start="826" data-end="1201">
<li data-start="826" data-end="974">
<p data-start="828" data-end="974"><strong data-start="828" data-end="850">Pozitif Belirtiler</strong> içinde halüsinasyonlar, sanrılar, düzensiz konuşma ve algılardaki hassasiyet artışı gibi deneyimler örnek gösterilebilir.</p>
</li>
<li data-start="975" data-end="1105">
<p data-start="977" data-end="1105"><strong data-start="977" data-end="999">Negatif Belirtiler</strong> ise konuşma yoksulluğu, düz duygulanım, istek kaybı ve sosyal geri çekilme gibi durumları içermektedir.</p>
</li>
<li data-start="1106" data-end="1201">
<p data-start="1108" data-end="1201"><strong data-start="1108" data-end="1132">Psikomotor Yavaşlama</strong> ise katatoni adı verilen, sabit ve uygunsuz duruşu ifade etmektedir.</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="1208" data-end="1245"><strong data-start="1211" data-end="1245">Şizofreniye Farklı Yaklaşımlar</strong></h2>
<p data-start="1247" data-end="1426">Şizofreninin açıklanması ve tedavisi için pek çok farklı yaklaşım önerilmiştir. Bu yaklaşımlar arasında biyolojik görüş, psikolojik görüş ve sosyokültürel görüşler yer almaktadır.</p>
<ul data-start="1428" data-end="1815">
<li data-start="1428" data-end="1562">
<p data-start="1430" data-end="1562"><strong data-start="1430" data-end="1450">Biyolojik görüşe</strong> bakıldığında, genetik faktörlerin, beyindeki anormalliklerin veya viral sorunların etkin olduğu söylenebilir.</p>
</li>
<li data-start="1563" data-end="1686">
<p data-start="1565" data-end="1686"><strong data-start="1565" data-end="1585">Psikolojik görüş</strong> ise psikodinamik açıklamaların yanı sıra <strong data-start="1627" data-end="1650">bilişsel davranışçı</strong> açıklamaları ön plana çıkarırken;</p>
</li>
<li data-start="1687" data-end="1815">
<p data-start="1689" data-end="1815"><strong data-start="1689" data-end="1714">Sosyokültürel görüşte</strong> çok kültürlü faktörlerin, sosyal etiketlemenin ve işlevsiz ailelerin önemli olduğu belirtilmektedir.</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="1822" data-end="1874"><strong data-start="1825" data-end="1874">Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şizofreni</strong></h2>
<p data-start="1876" data-end="2347">Bu metin kapsamında, <strong data-start="1897" data-end="1932">şizofreni spektrum bozuklukları</strong>nın tedavisinde <strong data-start="1948" data-end="1981">bilişsel davranışçı terapinin</strong> (BDT) nasıl uygulanabileceği detaylıca ele alınacaktır. Bilişsel davranışçı terapiye göre, bireyin duyguları, düşünceleri ve davranışları birbirini etkilemektedir. Bu bağlamda, bireyin yaşadığı olaya yüklediği anlam önemli bir yer tutar. Tedavi sürecinde birey, kendi düşüncelerinin farkına varmayı öğrenir ve bu düşüncelerdeki bilişsel çarpıtmaları görmeye başlar.</p>
<p data-start="2349" data-end="2608">Şizofreninin bilişsel davranışçı görüşle açıklanmasında iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan ilki edimsel koşullama ilkelerini baz almakta, diğeri ise olağandışı düşüncelere odaklanarak yanlış yorumlamaların üzerinde durmaktadır (Comer ve Comer, 2022).</p>
<h2 data-start="2615" data-end="2673"><strong data-start="2618" data-end="2673">BDT’nin Şizofreni Tedavisinde Kullanılan Yöntemleri</strong></h2>
<p data-start="2675" data-end="2842">Şizofreni tedavisinde iki tür bilişsel davranışçı terapi tekniği kullanılmaktadır: <strong data-start="2758" data-end="2777">Bilişsel Onarım</strong> ve <strong data-start="2781" data-end="2841">Halüsinasyonların Yeniden Yorumlanması Ve Kabul Edilmesi</strong>.</p>
<h3 data-start="2844" data-end="2870"><strong data-start="2848" data-end="2870">1. Bilişsel Onarım</strong></h3>
<p data-start="2872" data-end="3101">Bu yöntem, planlama, dikkat ve hafıza güçlüklerine odaklanır. Bireyler, bilgisayardaki bilgi işleme görevlerini kolaydan zora doğru tamamlar. Bu görevler başlangıçta hastaların dikkat becerilerini geliştirmek için tasarlanmıştır.</p>
<p data-start="3103" data-end="3236">Bireyler görevleri hızlıca tamamladıkça daha karmaşık görevlere geçmekte, bu yöntemde iyileşme oranı ise orta düzeyde gözlenmektedir.</p>
<h3 data-start="3238" data-end="3305"><strong data-start="3242" data-end="3305">2. Halüsinasyonların Yeniden Yorumlanması ve Kabul Edilmesi</strong></h3>
<p data-start="3307" data-end="3719">Bu yaklaşım, “bireylerin garip duyumları anlamlandırmaya çalışırken, dış kaynaklardan ses geldiği ya da kötülük görecekleri gibi yanlış birtakım sonuçlara varmasıyla şizofreniye giden yolun şekillendiği” görüşünü savunmaktadır. Bu yanlış yorumlar aslında halüsinasyonlardır. Klinisyenler, bu yanlış yorumlamaların önüne geçmeye çalışmakta, bireyde oluşan korku ve kafa karışıklığını gidermeyi hedeflemektedirler.</p>
<p data-start="3721" data-end="4063">Bu amaçla, klinisyenler şizofreni hastalarına halüsinasyonların biyolojik nedenlerini açıklamakta, hastaların kendi halüsinasyonlarının nasıl ortaya çıktığı ve kaybolduğu hakkında daha fazla bilgi toplamalarına yardımcı olmakta, bu yanlış yorumlara meydan okumakta ve rahatsız edici halüsinasyonlarla başa çıkma tekniklerini öğretmektedirler.</p>
<h2 data-start="4070" data-end="4108"><strong data-start="4073" data-end="4108">Şizofreni Spektrum Bozuklukları</strong></h2>
<p data-start="4110" data-end="4428">Şizofreni spektrum bozuklukları arasında kısa psikoz bozukluk, şizofreniform bozukluk, şizoaffektif bozukluk ve sanrılı bozukluk gibi diğer rahatsızlıklar da yer almaktadır. Bu rahatsızlıkların her birinin tanımı birbirinden farklılaşsa bile, hepsinin ortak noktası psikoz kümesi etrafında birleşmeleridir (APA, 2022).</p>
<h2 data-start="4435" data-end="4447"><strong data-start="4438" data-end="4447">Sonuç</strong></h2>
<p data-start="4449" data-end="5160">Sonuç olarak, şizofreni genetik geçişi güçlü olan bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Bununla birlikte çevresel olaylar sonucunda da ortaya çıkabilir. Belirtileri pozitif, negatif ve psikomotor yavaşlama olarak üçe ayrılmaktadır. Günümüze kadar pek çok farklı görüş bu rahatsızlığı açıklamaya ve tedavi etmeye çalışmıştır. Bu çabalar arasında <strong data-start="4788" data-end="4818">bilişsel davranışçı terapi</strong> önemli bir yer tutmaktadır. <strong data-start="4847" data-end="4866">Bilişsel onarım</strong> ile <strong data-start="4871" data-end="4931">halüsinasyonların yeniden yorumlanması ve kabul edilmesi</strong> başlıkları altında şizofreni hastalarına yardım edilmeye çalışılmaktadır. Bu bozukluk toplumun daha az bir kesiminde gözlense bile, bireyin işlevsellik düzeyini ciddi ölçüde etkileyebildiğinden, tedavisi büyük önem taşımaktadır.</p>
<h2 data-start="5167" data-end="5183"><strong data-start="5170" data-end="5183">Kaynaklar</strong></h2>
<p data-start="5185" data-end="5363">Amerikan Psikiyatri Birliği. (2022). <em data-start="5222" data-end="5298">Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı, gözden geçirilmiş baskı</em> (5. Baskı) (DSM-5-TR). (E. Köroğlu, Çev.). Esenkal Yayıncılık.</p>
<p data-start="5365" data-end="5476">Comer, R. J. ve Comer, J. S. (2022). <em data-start="5402" data-end="5434">Anormal psikolojinin temelleri</em> (9. Baskı). (O. Yorulmaz, Çev.). Nobel.</p>
<p data-start="5478" data-end="5608" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Nevid, S. J., Rathus, S. A. ve Greene, B. (2020). <em data-start="5528" data-end="5565">Değişen dünyada anormal psikolojisi</em>. (A. Durak Batıgün, Çev.). Palme Yayınevi.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sizofreni-spektrum-bozukluklarinda-bilissel-davranisci-terapi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyonda Maske Takmak: Maskeli Depresyon</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/depresyonda-maske-takmak-maskeli-depresyon/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=depresyonda-maske-takmak-maskeli-depresyon</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/depresyonda-maske-takmak-maskeli-depresyon/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 21:25:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=18343</guid>

					<description><![CDATA[Duygudurum Bozukluklarından Majör Depresif Bozukluk, belirtilerini günlük hayatımızda diğer bireylerden duyduğumuz ve sıkça karşımıza çıkan bir rahatsızlıktır. Klinik olarak daha kolay saptanabilir belirtilere sahiptir ve bireyin hayatındaki etkileri daha kolay fark edilebilirdir. Ancak “Maskeli Depresyon” kavramı, diğer duygudurum bozukluklarına nazaran daha az karşımıza çıkan bir kavram olmakla birlikte, bu rahatsızlıkta sadece tipik depresyon belirtileri görülmemekte, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="487" data-end="1024">Duygudurum Bozukluklarından Majör Depresif Bozukluk, belirtilerini günlük hayatımızda diğer bireylerden duyduğumuz ve sıkça karşımıza çıkan bir rahatsızlıktır. Klinik olarak daha kolay saptanabilir belirtilere sahiptir ve bireyin hayatındaki etkileri daha kolay fark edilebilirdir. Ancak <strong data-start="775" data-end="798">“Maskeli Depresyon”</strong> kavramı, diğer duygudurum bozukluklarına nazaran daha az karşımıza çıkan bir kavram olmakla birlikte, bu rahatsızlıkta sadece tipik <strong data-start="931" data-end="944">depresyon</strong> belirtileri görülmemekte, kendine başka şekillerde ifade bulmaya çalışmaktadır.</p>
<p data-start="1026" data-end="1121">Peki nedir bu Maskeli Depresyon? Kendisini nasıl göstermektedir? Tedavisinde neler yapılabilir?</p>
<h2 data-start="1128" data-end="1159"><strong data-start="1131" data-end="1159">Maskeli Depresyon Nedir?</strong></h2>
<p data-start="1161" data-end="1406">Maskeli Depresyon; anksiyete, depresyon ve somatizasyonun birleşimi gibi düşünülmekte, ön planda ağrı, <strong data-start="1264" data-end="1275">somatik</strong> yakınmalar ve hipokondriyak uğraşların karakterize olduğu bir depresyon alt türüdür (Güleç ve Köroğlu, 1997; akt., Kesebir, 2004).</p>
<p data-start="1408" data-end="2138">Ibor’un 1972 yılında verdiği konferansta anlatılan vaka, bu rahatsızlığın en güzel örneklerindendir. Bu vakaya göre Antonia, L. adındaki bir kadın 30 yaşındaydı. Evlilik, eş, ekonomi, cinsellik, çocuk vb. gibi konularda herhangi bir sorunu yoktu. Geçmişinde rahatsızlık yaşamamıştı ve önemli olarak görülebilecek bir durum saptanmamıştı. Hastanın söylediği tek cümle, birkaç ay öncesinde başlayan baş ağrılarıydı. Bir gün, oğlunu okula bırakıp günlük alışverişini tamamladıktan sonra eve gelip annesine “Saçımı yıkamak için banyoya gidiyorum” diyerek banyoya girdi. Annesi belli bir süre su sesi duydu, ancak su sesi kesilip banyodan gürültü geldiğinde, Antonia L.’nin kendisini naylon bir çamaşır ipiyle asmaya çalıştığını gördü.</p>
<p data-start="2140" data-end="2547">Bunun ardından psikiyatri kliniğine yatırılan kadının depresyon belirtileri ne ailesi ne aile hekimi ne de kendisini muayene eden nörolog tarafından fark edilmişti. Anlatılan vakadan da anlaşılacağı üzere, maskeli depresyon klinik olarak saptanmakta zorlanılan bir rahatsızlıktır. Bununla birlikte depresyonla örtüşen bazı belirtileri olsa da kendine özgü de bazı belirtileri bulunmaktadır. Bunlar arasında;</p>
<ul data-start="2548" data-end="2826">
<li data-start="2548" data-end="2580">
<p data-start="2550" data-end="2580">Uykuda artış/belirgin azalma</p>
</li>
<li data-start="2581" data-end="2621">
<p data-start="2583" data-end="2621">Cinsel istekte artış/belirgin azalma</p>
</li>
<li data-start="2622" data-end="2638">
<p data-start="2624" data-end="2638">Öfkede artış</p>
</li>
<li data-start="2639" data-end="2685">
<p data-start="2641" data-end="2685">Fiziksel ağrıların olması ve ağırlık hissi</p>
</li>
<li data-start="2686" data-end="2709">
<p data-start="2688" data-end="2709">Yalnız kalma isteği</p>
</li>
<li data-start="2710" data-end="2746">
<p data-start="2712" data-end="2746">Kaygıda, stres ve endişede artış</p>
</li>
<li data-start="2747" data-end="2826">
<p data-start="2749" data-end="2826">Üzgün olduğunu ifade etmeme ve iyi olduğunu söyleme hali (Katırcıoğlu, 2025).</p>
</li>
</ul>
<p data-start="2828" data-end="3294">Aynı zamanda “Gizli Depresyon” olarak da anılan bu rahatsızlıkta, birey duygularını ifade etmekte güçlük çektiği için fiziksel semptomlara odaklanılmakta ve altta yatan nedenler gözden kaçırılabilmektedir (Acıbadem Hayat, 2025). En fazla görüldüğü dönem yetişkinlik dönemi olup fazla sorumluluk yükü altında olduğunu düşünen bireylerde görülmektedir. Özellikle kadınlar ve bedensel şikayetlerle hastanelere başvuran bireyler bu gruba dahildir (Acıbadem Hayat, 2025).</p>
<p data-start="3296" data-end="4002">Maskeli depresyonun nedenleri arasında bireyin kişilik özellikleri, stresle başa çıkabilme becerisi, yaşam tarzı, genetik ve çevresel faktörler yer almaktadır. Özellikle yoğun iş temposunda çalışmak ve kendine vakit ayıramamak, düzensiz uyku ve beslenme düzeni bireyin dengesini bozmaktadır. Uzun süreli strese maruz kalmak, bu rahatsızlığın temel hazırlayıcılarındandır. Aynı zamanda aşırı sorumluluk alan, duygularını kendine saklayan bireylerde de sıkça gözlenmektedir. Dışadönük gibi görünen ancak iç dünyasını bastıran bireylerde zamanla fiziksel belirtilerin ortaya çıkması olasıdır (Acıbadem Hayat, 2025). Bu sebeple dikkatli olunmalı, bireylerin duygularını dinlemeye ve anlamaya önem verilmelidir.</p>
<h2 data-start="4009" data-end="4046"><strong data-start="4012" data-end="4046">Tedavisinde Neler Yapılabilir?</strong></h2>
<p data-start="4048" data-end="4664">Maskeli depresyonun tedavisinde majör depresif bozukluk tedavisinde kullanılan yöntemler kullanılabilir. Bireyin psikolojik destek alması ve bu yönde teşvik edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda sosyal olarak da aktif olmasına önem verilmeli, davranışsal aktivasyon içeren etkinlikler özendirilmelidir. Bazen depresyonu olan danışanlar için antidepresanlar da önerilmekte, doktor kontrolünde kullanmaları semptomlarında azalmaya yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte bireyin hayatındaki stres kaynakları belirlenmeli ve o konular üzerinde de çalışma yapılmalıdır, bireyin başa çıkma yetenekleri gözden geçirilmelidir.</p>
<h2 data-start="4671" data-end="4683"><strong data-start="4674" data-end="4683">Sonuç</strong></h2>
<p data-start="4685" data-end="5328">Maskeli Depresyon, karşımıza çok sık çıkan bir rahatsızlık olmasa da toplumumuzun bu rahatsızlığın belirtileri hakkında bilinçlenmesi gerekmektedir. Majör depresif bozukluk ile benzerlikler gösterse de kendine özgü belirtileri de bulunan gizli depresyon, yetişkinlik döneminde karşımıza daha çok çıkmaktadır. Bireyin yaşamındaki fazla stres ve kaldıramayacağı yükler buna sebep olmakla birlikte, genetik olarak da yatkınlığı bu rahatsızlığa sebep olabilir. Bireylerin bu konuda iyi gözlemlenmesi ve destek ağının güçlendirilmesi gerekmektedir. Psikolojik destek almaktan kaçınmamalı, belirtiler dikkatle izlenmeli ve psikoloğa başvurulmalıdır.</p>
<h1 data-start="5335" data-end="5349"><strong data-start="5337" data-end="5349">Kaynakça</strong></h1>
<p data-start="5351" data-end="5506">Acıbadem Hayat. (2025, 11 Haziran). Maskeli depresyon nedir? Belirtileri ve tedavi yöntemleri.<br data-start="5445" data-end="5448" /><a class="decorated-link" href="https://www.acibadem.com.tr/hayat/maskeli-depresyon-nedir/" target="_new" rel="noopener" data-start="5448" data-end="5506">https://www.acibadem.com.tr/hayat/maskeli-depresyon-nedir/</a></p>
<p data-start="5508" data-end="5607">Güleç, C. ve Köroğlu, E. (Ed). (1997). <em data-start="5547" data-end="5572">Psikiyatri Temel Kitabı</em> (1.Baskı). Hekimler Yayın Birliği.</p>
<p data-start="5609" data-end="5743">Ibor, J. J. L. (1972). <em data-start="5632" data-end="5689">Masked Depressions: The Forty-fifth Maudsley Lecture&#8230;</em> The British Journal of Psychiatry, 120(556), 245-258.</p>
<p data-start="5745" data-end="5857">Katırcıoğlu, B. (2025, 16 Nisan). Maskeli depresyon nedir?<br data-start="5803" data-end="5806" /><a class="decorated-link" href="https://madalyonklinik.com/maskeli-depresyon-nedir/" target="_new" rel="noopener" data-start="5806" data-end="5857">https://madalyonklinik.com/maskeli-depresyon-nedir/</a></p>
<p data-start="5859" data-end="5936">Kesebir, S. (2004). Depresyon ve somatizasyon. <em data-start="5906" data-end="5925">Klinik Psikiyatri</em>, 1, 14-19.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/depresyonda-maske-takmak-maskeli-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİNİ OBSESYON VE KOMPULSİYONLARIN GÖLGESİNDE OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/dini-obsesyon-ve-kompulsiyonlarin-golgesinde-obsesif-kompulsif-bozukluk/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dini-obsesyon-ve-kompulsiyonlarin-golgesinde-obsesif-kompulsif-bozukluk</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/dini-obsesyon-ve-kompulsiyonlarin-golgesinde-obsesif-kompulsif-bozukluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 09:22:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=16024</guid>

					<description><![CDATA[Bireyler, yaşamları boyunca birçok endişe yaşamakta ve bunun sonucunda takıntılar geliştirebilmektedir. Ancak bazı bireyler için bu durum, işlevselliklerini bozacak düzeye ulaşabilmekte ve günlük hayatlarına ciddi biçimde etki edebilmektedir. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), DSM-5’ten (2013) önce Anksiyete Bozuklukları başlığı altında yer alırken, daha sonra bağımsız bir kategori olarak tanımlanmıştır (Himle ve ark., 2011). Takıntılar (obsesyonlar) ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<article class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" tabindex="-1" data-turn-id="request-68f0a8b0-4990-832f-89d5-09b73e86ef74-14" data-testid="conversation-turn-40" data-scroll-anchor="true" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:--spacing(4)] thread-sm:[--thread-content-margin:--spacing(6)] thread-lg:[--thread-content-margin:--spacing(16)] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] thread-lg:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" tabindex="-1">
<div class="flex max-w-full flex-col grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="d9fb6757-0aa4-4430-8393-0d531d06678f" data-message-model-slug="gpt-5">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[1px]">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full break-words light markdown-new-styling">
<p data-start="93" data-end="527">Bireyler, yaşamları boyunca birçok endişe yaşamakta ve bunun sonucunda takıntılar geliştirebilmektedir. Ancak bazı bireyler için bu durum, işlevselliklerini bozacak düzeye ulaşabilmekte ve günlük hayatlarına ciddi biçimde etki edebilmektedir. <strong data-start="336" data-end="372">Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)</strong>, DSM-5’ten (2013) önce Anksiyete Bozuklukları başlığı altında yer alırken, daha sonra bağımsız bir kategori olarak tanımlanmıştır (Himle ve ark., 2011).</p>
<p data-start="529" data-end="789">Takıntılar (<em data-start="541" data-end="554">obsesyonlar</em>) ve zorlantılar (<em data-start="572" data-end="588">kompulsiyonlar</em>) olarak iki temel belirti ile karakterize edilen bu rahatsızlıkta, <strong data-start="656" data-end="676">dini obsesyonlar</strong> yaşadığımız coğrafyada sıkça karşımıza çıkmaktadır. Peki nedir bu dini obsesyonlar ve davranışsal zorlantılar?</p>
<h2 data-start="791" data-end="832"><strong data-start="794" data-end="832">DİNİ OBSESYONLAR VE KOMPULSİYONLAR</strong></h2>
<p data-start="834" data-end="1096">Dini obsesyon ve kompulsiyonda, belirli bir dine mensup bireylerin zihinlerine istemsiz biçimde ve yineleyen şekillerde inançlarıyla çelişen bazı düşünceler üşüşmekte; bu düşüncelerin etkisini azaltmak amacıyla <strong data-start="1045" data-end="1065">dini davranışlar</strong> yapılmaktadır (Yağcı, 2006).</p>
<p data-start="1098" data-end="1321">Bu durum; obsesif bir biçimde dini şüpheler, kutsal değerlere hakaret içeren düşünceler veya imgeler, kompulsif biçimde yapılan ritüeller, onay arama ve kaçınma davranışlarını da içermektedir (Abramowitz ve Jacoby, 2014).</p>
<p data-start="1323" data-end="1361">Bazı yaygın dini obsesyon örnekleri:</p>
<ul data-start="1362" data-end="1786">
<li data-start="1362" data-end="1410">
<p data-start="1364" data-end="1410">Günaha girip girmediğine dair aşırı şüpheler</p>
</li>
<li data-start="1411" data-end="1471">
<p data-start="1413" data-end="1471">Farkında olmadan ahlaksız davranışlar yaptığını düşünmek</p>
</li>
<li data-start="1472" data-end="1522">
<p data-start="1474" data-end="1522">Tanrı’ya veya imana bağlılık hakkında şüpheler</p>
</li>
<li data-start="1523" data-end="1559">
<p data-start="1525" data-end="1559">Cehenneme gideceğine dair endişe</p>
</li>
<li data-start="1560" data-end="1617">
<p data-start="1562" data-end="1617">Dürtülerini kontrol edemeyip günah işleyeceği korkusu</p>
</li>
<li data-start="1618" data-end="1681">
<p data-start="1620" data-end="1681">Allah veya dini kişileri içeren cinsellik temalı düşünceler</p>
</li>
<li data-start="1682" data-end="1744">
<p data-start="1684" data-end="1744">İbadet sırasında akla gelen küfür, cinsel içerikli imgeler</p>
</li>
<li data-start="1745" data-end="1786">
<p data-start="1747" data-end="1786">Şeytanla iş birliği yapma düşünceleri</p>
</li>
</ul>
<p data-start="1788" data-end="1850">Bunlara ek olarak gözlemlenen kompulsif davranış örüntüleri:</p>
<ul data-start="1851" data-end="2253">
<li data-start="1851" data-end="1904">
<p data-start="1853" data-end="1904">Aşırı düzeyde ibadet etme, dua okuma, zikir çekme</p>
</li>
<li data-start="1905" data-end="1936">
<p data-start="1907" data-end="1936">Aşırı temizlik davranışları</p>
</li>
<li data-start="1937" data-end="2013">
<p data-start="1939" data-end="2013">Dinine zarar vereceğini düşündüğü kişilerden veya mekânlardan uzak durma</p>
</li>
<li data-start="2014" data-end="2087">
<p data-start="2016" data-end="2087">Günaha girip girmediğini anlamak için sürekli soru sorarak onay arama</p>
</li>
<li data-start="2088" data-end="2125">
<p data-start="2090" data-end="2125">Kendini cezalandırma davranışları</p>
</li>
<li data-start="2126" data-end="2253">
<p data-start="2128" data-end="2253">İbadetin kabul edilmediğini düşünüp tekrar tekrar aynı ibadeti yerine getirme (örneğin sürekli namaz kılma veya oruç tutma)</p>
</li>
</ul>
<p data-start="2255" data-end="2505">Tek ve Ulug’un (2001) Türkiye örnekleminde yaptığı araştırmada, dini obsesyona sahip birey oranı %42 olarak bulunmuştur. Kültür, dini uygulamalar ve dinsel öğretilerin biçimi de OKB’nin oluşumuna ve seyrine etki etmektedir (Steketee ve ark., 1991).</p>
<p data-start="2507" data-end="2851">Örneğin, Müslüman ülkelerde <strong data-start="2535" data-end="2581">dinsel içerikli obsesyon ve kompulsiyonlar</strong>ın daha yaygın olduğu bildirilmiştir (Greenberg ve Huppert, 2010). Ayrıca bu rahatsızlığa sahip bireyler, dini öğretileri tam olarak yerine getiremediklerinde <strong data-start="2740" data-end="2749">kaygı</strong>, <strong data-start="2751" data-end="2767">vicdan azabı</strong> ve <strong data-start="2771" data-end="2783">suçluluk</strong> duygularıyla karşı karşıya kalmaktadır (Gonsalvez ve ark., 2010).</p>
<h2 data-start="2853" data-end="2898"><strong data-start="2856" data-end="2898">TEDAVİSİNDE NASIL BİR YOL İZLENEBİLİR?</strong></h2>
<p data-start="2900" data-end="3280">OKB tedavisinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış <strong data-start="2954" data-end="2990">Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)</strong>, dini obsesyon ve kompulsiyonlarla baş etmede de kullanılmaktadır. Bu yaklaşımda bireyin işlevselliğinin artırılması, <strong data-start="3109" data-end="3135">bilişsel çarpıtmaların</strong> daha gerçekçi düşüncelerle yer değiştirmesi ve terapist eşliğinde <strong data-start="3202" data-end="3230">maruz bırakma teknikleri</strong> ile korkulan düşünceye yaklaşılması hedeflenir.</p>
<p data-start="3282" data-end="3512">Ayrıca birey, dini faktörleri başa çıkma sürecinde işlevsel biçimde kullanabilir. Bunlar arasında dini ibadetler, cemaat desteği, dini öğretiler, maneviyat ve teslimiyet temelli yaklaşımlar yer almaktadır (Sezen ve Çınar, 2024).</p>
<p data-start="3514" data-end="3681">Her ne kadar dini öğeler rahatsızlığın bir parçası olarak ortaya çıksa da, doğru yönlendirme ve destekle bu kaynakların terapötik bir şekilde kullanılması mümkündür.</p>
<h2 data-start="3683" data-end="3695"><strong data-start="3686" data-end="3695">SONUÇ</strong></h2>
<p data-start="3697" data-end="3982">Dini içerikli obsesyonlar ve kompulsiyonlar, özellikle <strong data-start="3752" data-end="3776">Müslüman toplumlarda</strong> diğer ülkelere kıyasla daha sık gözlenmektedir. Birey, dini görevlerini yerine getirmeye çalışırken zihninde beliren rahatsız edici düşüncelerle baş edebilmek için bazı kompulsif ritüellere başvurabilir.</p>
<p data-start="3984" data-end="4316">Tedavi sürecinde <strong data-start="4001" data-end="4019">BDT teknikleri</strong>nin yanı sıra, bireyin dini referanslarını ve inanç sistemini dikkate alan bütüncül yaklaşımlar etkili olabilir. Aynı dinden ve güvenilir kaynaklardan alınan telkinler, “fiile dönüşmeyen düşünceler günah sayılmaz” gibi dini çerçevede güven veren öğretiler, bireyin <strong data-start="4284" data-end="4313">anksiyetesini azaltabilir</strong>.</p>
<p data-start="4318" data-end="4514">Sonuç olarak, kişi inandığı dinin gerekliliklerini yaşamakta özgürdür; ancak bu süreçte <strong data-start="4406" data-end="4440">günlük işlevselliğini koruması</strong> ve dengeyi sürdürmesi, ruhsal sağlık açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<h3 data-start="4516" data-end="4532"><strong data-start="4519" data-end="4532">Kaynakça</strong></h3>
<p data-start="4534" data-end="6176" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Abramowitz, J. S. &amp; Jacoby, R. J. (2014). <em data-start="4576" data-end="4655">Scrupulosity: A cognitive–behavioral analysis and implications for treatment.</em> Journal of Obsessive-Compulsive and Related Disorders, 3(2), 140–149.<br data-start="4725" data-end="4728" />American Psychiatric Association. (2013). <em data-start="4770" data-end="4825">Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders</em> (5th ed.). American Psychiatric Publishing.<br data-start="4869" data-end="4872" />Gonsalvez, C. J., Hains, A. R. &amp; Stoyles, G. (2010). <em data-start="4925" data-end="4981">Relationship between religion and obsessive phenomena.</em> Australian Journal of Psychology, 62(2), 93-102.<br data-start="5030" data-end="5033" />Greenberg, D. &amp; Huppert, J. D. (2010). <em data-start="5072" data-end="5138">Scrupulosity: A unique subtype of obsessive-compulsive disorder.</em> Current Psychiatry Reports, 12(4), 282-289.<br data-start="5182" data-end="5185" />Himle, J. A., Chatters, L. M., Taylor, R. J. &amp; Nguyen, A. (2011). <em data-start="5251" data-end="5385">The relationship between obsessive-compulsive disorder and religious faith: Clinical characteristics and implications for treatment.</em> Psychology of Religion and Spirituality, 3(4), 241–258.<br data-start="5441" data-end="5444" />Pollard, C. A. <em data-start="5459" data-end="5482">What is scrupulosity?</em> <a class="decorated-link cursor-pointer" target="_new" rel="noopener" data-start="5483" data-end="5561">https://iocdf.org/wp-content/uploads/2014/10/IOCDF-Scrupulosity-Fact-Sheet.pdf</a> (Erişim tarihi: 31 Temmuz 2025).<br data-start="5594" data-end="5597" />Sezen, B. E. &amp; Çınar, H. A. (2024, Ekim 10–11). <em data-start="5645" data-end="5715">Obsesif kompulsif bozukluk ve din faktörü üzerine bir değerlendirme.</em> [Tam metin bildiri]. İlahiyat ve Beşerî Bilimler Lisansüstü Öğrenci Sempozyumu, Sivas, Türkiye.<br data-start="5811" data-end="5814" />Steketee, G., Quay, S. &amp; White, K. (1991). <em data-start="5857" data-end="5894">Religion and guilt in OCD patients.</em> Journal of Anxiety Disorders, 5(4), 359–367.<br data-start="5939" data-end="5942" />Tek, C. &amp; Ulug, B. (2001). <em data-start="5969" data-end="6041">Religiosity and religious obsessions in obsessive–compulsive disorder.</em> Psychiatry Research, 104(2), 99–108.<br data-start="6078" data-end="6081" />Yağcı, H. Y. (2006). <em data-start="6102" data-end="6131">Saplantılı dini davranışlar</em> [Yüksek lisans tezi, Uludağ Üniversitesi].</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/dini-obsesyon-ve-kompulsiyonlarin-golgesinde-obsesif-kompulsif-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekânın Psikopatolojilerle İlişkisi</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/yapay-zekanin-psikopatolojilerle-iliskisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yapay-zekanin-psikopatolojilerle-iliskisi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/yapay-zekanin-psikopatolojilerle-iliskisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bengü İMİRHOR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 21:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=13629</guid>

					<description><![CDATA[Teknolojinin ilerlemesi pek çok alanı etkilemektedir. Bu gelişmelerden etkilenen belki de en önemli alanlardan ikisi psikiyatri ve psikoloji alanlarıdır. Günümüzde hepimizin az çok aşina olduğu yapay zekâ teknolojileri, bireylerin psikolojisini de etkilemekte; bazen psikoterapist gibi bazen arkadaş gibi bazen de öğretmen gibi kullanılmalarına sebep olabilmektedir. Peki yapay zekâ nedir? Psikopatolojiler ile ilişkisi nasıl açıklanabilir? Yapay [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="293" data-end="741">Teknolojinin ilerlemesi pek çok alanı etkilemektedir. Bu gelişmelerden etkilenen belki de en önemli alanlardan ikisi psikiyatri ve psikoloji alanlarıdır. Günümüzde hepimizin az çok aşina olduğu <strong data-start="487" data-end="501">yapay zekâ</strong> teknolojileri, bireylerin psikolojisini de etkilemekte; bazen psikoterapist gibi bazen arkadaş gibi bazen de öğretmen gibi kullanılmalarına sebep olabilmektedir. Peki yapay zekâ nedir? <strong data-start="687" data-end="707">Psikopatolojiler</strong> ile ilişkisi nasıl açıklanabilir?</p>
<h2 data-start="743" data-end="767"><strong data-start="746" data-end="767">Yapay Zekâ Nedir?</strong></h2>
<p data-start="768" data-end="1118">Yapay zekâ, makinenin bilişsel olarak insanlardaki algılama, akıl yürütme, mantıklı düşünme, karar verme ve problemleri çözme becerilerini taklit etme yeteneği olarak tanımlanmaktadır (Jeong, 2020). Aynı zamanda insan müdahalesinin en az olduğu ve akıllı davranışın modellendiği makine kullanımı anlamına da gelmektedir (Delanerolle ve ark., 2021).</p>
<p data-start="1120" data-end="1590">Yapay zekâ ile ilgili araştırmaların başlangıç tarihi Alan Turing adındaki İngiliz mantık ve matematikçisine kadar gitmektedir. Turing, 1950 yılında yayınladığı <em data-start="1281" data-end="1312">Bilgisayar Makineleri ve Zekâ</em> [Computing Machinery and Intelligence] isimli makalesinde “Makineler düşünebilir mi?” sorusuyla bu alandaki çalışmaların başlamasına öncülük etmiştir (Öz, 2023). O zamandan itibaren arada durgunluk dönemleri yaşansa da bu alandaki çalışmalar günümüzde artmaya devam etmektedir.</p>
<h2 data-start="1592" data-end="1666"><strong data-start="1595" data-end="1666">Yapay Zekâ Destekli Sohbet Robotlarının Psikopatolojilerle İlişkisi</strong></h2>
<p data-start="1667" data-end="2206">Psikoloji alanında yapay zekânın kullanımıyla pek çok avantaj ve dezavantaj ortaya çıkmıştır. Avantajları arasında erken teşhis, psikolojik desteğin sağlanması, ilaç geliştirilmesinde yardımcı olması ve ruh sağlığı alanında çalışanlar için eğitim programları oluşturması örnek olarak gösterilebilirken (Konyalı ve ark., 2025); dezavantajları arasında verilerin gizliliğinin korunması ve güvenliğinin sağlanması konusunda sorunların olması, sorumluluk ve hesap verebilirlik konularının belirsiz olması örnek gösterilebilir (Singil, 2022).</p>
<p data-start="2208" data-end="2636">Bütün bunlara rağmen <strong data-start="2229" data-end="2243">yapay zekâ</strong>, ruh sağlığı alanında gittikçe artan bir kullanıma sahiptir. Bazen psikoterapistlere yardımcı kaynak görevi görürken, bazen kendi başına psikoterapist gibi davranarak doğrudan hizmet verebilmektedir (Fiske ve ark., 2019). Lim ve arkadaşlarının 2022’de yaptığı çalışmada, <strong data-start="2515" data-end="2535">sohbet robotları</strong> psikoterapide kullanılmış, bu sayede yetişkinlerde anksiyete ve depresyonun azaldığı gözlenmiştir.</p>
<p data-start="2638" data-end="2733">Psikoterapide yapay zekâ destekli pek çok sohbet robotu kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları:</p>
<h3 data-start="2735" data-end="2748"><strong data-start="2739" data-end="2748">ELIZA</strong></h3>
<p data-start="2749" data-end="2973">1960’lı yıllarda Rogeryan yaklaşımı benimseyerek geliştirilen bu yapay zekâ teknolojisi, soru-cevap formatında, Roger’ın empatik iletişim tarzını taklit ederek danışanlara hizmet vermekteydi (Weizenbaum, 1966; Luxton, 2014).</p>
<h3 data-start="2975" data-end="2988"><strong data-start="2979" data-end="2988">PARRY</strong></h3>
<p data-start="2989" data-end="3268">Bu program, Turing Testi’ni geçen ilk program olarak da bilinmektedir ve paranoid şizofreni hastalarının simülasyonu olarak programlanmıştır. Yapay paranoid şizofreni durumları oluşturularak, ruh sağlığı profesyonellerinin kendini bu alanda eğitmesi amaçlanmıştır (Luxton, 2014).</p>
<h3 data-start="3270" data-end="3284"><strong data-start="3274" data-end="3284">Woebot</strong></h3>
<p data-start="3285" data-end="3450">BDT’de kullanılan yöntemleri günlük konuşma tarzına uyarlayarak bireyin duygularını, davranışlarını ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktadır (Eltahawy ve ark., 2024).</p>
<h3 data-start="3452" data-end="3468"><strong data-start="3456" data-end="3468">Mobilyze</strong></h3>
<p data-start="3469" data-end="3695">Depresyon için çok yönlü tedavi edici araç olarak tasarlanmıştır. BDT tekniklerinden faydalanan programı kullanan bireylerin, majör depresif bozukluk ve kaygı belirtilerinde azalmalar olduğu gözlenmiştir (Burns ve ark., 2011).</p>
<h3 data-start="3697" data-end="3713"><strong data-start="3701" data-end="3713">DDT Koçu</strong></h3>
<p data-start="3714" data-end="3910">Diyalektik Davranış Terapisinin ilkelerini kullanmaktadır. Sınırda kişilik bozukluğu ve madde kullanım bozukluğunda terapötik ittifakı güçlendirmek amacıyla programlanmıştır (Rizvi ve ark., 2011).</p>
<h3 data-start="3912" data-end="3929"><strong data-start="3916" data-end="3929">TSSB Koçu</strong></h3>
<p data-start="3930" data-end="4128">Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşayan bireylerin “yeniden yaşama” semptomları ortaya çıktığında BDT ilkelerini kullanarak başa çıkmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştır (Kuhn ve ark., 2014).</p>
<p data-start="4130" data-end="4230">Bununla birlikte SARA, TESS, Deprexis, Moodcare olmak üzere pek çok <strong data-start="4198" data-end="4215">sohbet robotu</strong> bulunmaktadır.</p>
<h2 data-start="4232" data-end="4244"><strong data-start="4235" data-end="4244">Sonuç</strong></h2>
<p data-start="4245" data-end="4850">Gittikçe büyüyen ve büyürken avantaj ve dezavantajları da beraberinde getiren <strong data-start="4323" data-end="4337">yapay zekâ</strong> teknolojileri, psikoloji ve psikiyatri alanındaki kullanımıyla gündemdeki yerini almıştır. Pek çok insan yapay zekâ destekli sohbet robotlarını psikoterapist gibi kullanmaya başlasa da bu teknolojilerin terapiye alternatif kaynaklar olduğu unutulmamalıdır. Zira yapay zekâ, bir insanın vereceği duygusal tepkileri veremeyebilir, karmaşık <strong data-start="4676" data-end="4696">psikopatolojiler</strong> üzerinde insana özgü anlayış ve empatik beceriyi gösteremeyebilir. Kullanımında dikkatli olunmalı ancak bilgisinden de yeri geldiğinde faydalanılmalıdır.</p>
<h2 data-start="4852" data-end="4868"><strong data-start="4855" data-end="4868">Kaynaklar</strong></h2>
<p data-start="4869" data-end="7558">Burns, M. N., Begale, M., Duffecy, J., Gergle, D., Karr, C. J., Giangrande, E. ve Mohr, D. C. (2011). Harnessing context sensing to develop a mobile intervention for depression. <em data-start="5047" data-end="5089">Journal of Medical Internet Research, 13</em>(3).<br data-start="5093" data-end="5096" />Delanerolle, G., Yang, X., Shetty, S., Raymont, V., Shetty, A., Phiri, P., Hapangama, D. K., Tempest, N., Majumder, K., Shi, J. Q. (2021). Artificial intelligence: A rapid case for advancement in the personalization of gynaecology/obstetric and mental health care. <em data-start="5361" data-end="5381">Women’s Health. 17</em>, 1-20.<br data-start="5388" data-end="5391" />Eltahawy, L., Essig, T., Myszkowski, N. ve Trub, L. (2024). Can robots do therapy?: Examining the efficacy of a CBT bot in comparison with other behavioral intervention technologies in alleviating mental health symptoms. <em data-start="5612" data-end="5663">Computers in Human Behavior: Artificial Humans, 2</em>(1), 100035.<br data-start="5675" data-end="5678" />Fiske, A., Henningsen, P. ve Buyx, A. (2019). Your robot therapist will see you now: Ethical implications of embodied artificial intelligence in psychiatry, psychology, and psychotherapy. <em data-start="5866" data-end="5908">Journal of Medical Internet Research, 21</em>(5).<br data-start="5912" data-end="5915" />Jeong, G.H. (2020). Artificial intelligence, machine learning, and deep learning in women’s health nursing. <em data-start="6023" data-end="6067">Korean Journal of Women Health Nursing. 26</em>(1), 5-9.<br data-start="6076" data-end="6079" />Konyalı, A., Naipoğlu, C., Güner, S., Bakkal, İ. ve Çelik, A. R. (2025). Psikolojide yapay zekâ kullanımı ve uygulamaları. <em data-start="6202" data-end="6258">Journal of Kocaeli Health and Technology University, 3</em>(1), 1-17.<br data-start="6268" data-end="6271" />Kuhn, E., Greene, C., Hoffman, J., Nguyen, T., Wald, L., Schmidt, J., Ramsey, K. M. ve Ruzek, J. (2014). Preliminary evaluation of PTSD coach, a smartphone app for post-traumatic stress symptoms. <em data-start="6467" data-end="6491">Military Medicine, 179</em>(1), 12–18.<br data-start="6502" data-end="6505" />Lim, S. M., Shiau, C. W. C., Cheng, L. J. ve Lau, Y. (2022). Chatbot-delivered psychotherapy for adults with depressive and anxiety symptoms: A systematic review and meta-regression. <em data-start="6688" data-end="6710">Behavior Therapy, 53</em>(2), 334–347.<br data-start="6723" data-end="6726" />Luxton, D. (2014). Artificial intelligence in psychological practice: Current and future applications and implications. <em data-start="6846" data-end="6898">Professional Psychology: Research and Practice. 45</em>(5).<br data-start="6902" data-end="6905" />Öz, Ş. M. (2023). İnsan-yapay zekâ dönüşümü: Akıllı haz makineleri [Yüksek lisans tezi, Karabük Üniversitesi].<br data-start="7015" data-end="7018" />Rizvi, S., Dimeff, L., Skutch, J., Carroll, D. ve Linehan, M. (2011). A pilot study of the DBT coach: An interactive mobile phone application for individuals with borderline personality disorder and substance use disorder. <em data-start="7241" data-end="7263">Behavior Therapy, 42</em>(4), 589-600.<br data-start="7276" data-end="7279" />Singil, N. (2022). Yapay zekâ ve insan hakları. <em data-start="7327" data-end="7378">Public and Private International Law Bulletin, 42</em>(1), 121-158.<br data-start="7391" data-end="7394" />Weizenbaum, J. (1966). ELIZA-A computer program for the study of natural language communication between man and machine. <em data-start="7515" data-end="7545">Communications of the ACM, 9</em>(1), 36-45.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/yapay-zekanin-psikopatolojilerle-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
