<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Ayla Alpfidan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/ayla-alpfidan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 10:03:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Ayla Alpfidan &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geçmişin İzleri, Bugünün İlişkileri</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/gecmisin-izleri-bugunun-iliskileri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gecmisin-izleri-bugunun-iliskileri</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/gecmisin-izleri-bugunun-iliskileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayla Alpfidan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk travması]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/gecmisin-izleri-bugunun-iliskileri/</guid>

					<description><![CDATA[Hiç kendinizi bir ilişkinin içinde sürekli terk edilmekten korkarken ya da tam tersine biri size çok yaklaştığında uzaklaşmak isterken buldunuz mu? Bazen verdiğimiz tepkilerin nedeni yalnızca yaşadığımız ilişki değil, çok daha eskiye, çocukluk yıllarımıza uzanıyor olabilir. Çünkü insanın kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkinin temelleri yaşamın ilk yıllarında atılır. Çocuklukta yaşanan deneyimler, kişinin kendisini nasıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kendinizi bir ilişkinin içinde sürekli terk edilmekten korkarken ya da tam tersine biri size çok yaklaştığında uzaklaşmak isterken buldunuz mu? Bazen verdiğimiz tepkilerin nedeni yalnızca yaşadığımız ilişki değil, çok daha eskiye, çocukluk yıllarımıza uzanıyor olabilir. Çünkü insanın kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkinin temelleri yaşamın ilk yıllarında atılır. Çocuklukta yaşanan deneyimler, kişinin kendisini nasıl gördüğünü, diğer insanlara ne kadar güvendiğini ve ilişkilerden ne beklediğini önemli ölçüde etkileyebilir.</p>
<p>Çocukluk dönemi, bireyin dünyayı tanımaya başladığı ve çevresindeki insanlarla ilgili ilk deneyimlerini edindiği oldukça önemli bir süreçtir. Sevgi, ilgi ve güven ortamında büyüyen çocuklar, hem kendilerini değerli hisseder hem de diğer insanlara güvenmeyi öğrenirler. Duygularının görülmesi, ihtiyaçlarının karşılanması ve hata yaptıklarında kabul görmeleri, sağlıklı bir benlik algısının gelişmesine katkı sağlar. Ancak her çocuk bu koşullarda büyüme fırsatı bulamaz. İhmal, duygusal yoksunluk, sürekli eleştirilme, aile içi çatışmalar ya da travmatik yaşantılar, çocuğun kendisi ve çevresi hakkındaki algısını etkileyebilir.</p>
<p>Çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler, yetişkinlik dönemindeki ikili ilişkilere farklı şekillerde yansıyabilir. Örneğin, çocukluk yıllarında yeterince ilgi görmeyen bir birey, yetişkinlikte partnerinden sürekli ilgi ve onay bekleyebilir. Karşı tarafın yoğun olduğu zamanlarda bile sevilmediğini ya da terk edileceğini düşünebilir. Bu durum zaman zaman ilişkide yoğun kaygılara ve yanlış anlamalara neden olabilir. Benzer şekilde, sık sık eleştirilen veya duyguları önemsenmeyen çocuklar, ilerleyen yıllarda reddedilmeye karşı daha hassas hale gelebilirler. Basit bir tartışmayı bile ilişkinin sona ereceğine dair bir işaret olarak yorumlayabilirler.</p>
<p>Bazı bireyler ise tam tersine ilişkilerde mesafeli davranabilirler. Bunun nedeni çoğu zaman insanlara güvenmekte zorlanmalarıdır. Geçmişte yaşadıkları hayal kırıklıkları ya da duygusal ihtiyaçlarının karşılanmamış olması, onları kendilerini korumaya yöneltebilir. Bu nedenle yakın ilişki kurmak isteseler bile duygularını paylaşmakta zorlanabilir, yardım istemekten kaçınabilir veya karşılarındaki kişiyle aralarına görünmez bir mesafe koyabilirler.</p>
<p>Ancak çocuklukta yaşanan her olumsuz deneyimin kişinin geleceğini belirlediğini söylemek doğru değildir. İnsan psikolojisi değişime ve gelişime açıktır. Kişinin kendi duygu ve davranışlarını fark etmesi, ilişki örüntülerini anlamaya çalışması ve gerektiğinde profesyonel destek alması geçmişin etkilerini azaltabilir. Güven veren ilişkiler, bireyin hem kendisine hem de diğer insanlara yönelik bakış açısının zamanla değişmesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>İlişkilerde yaşadığımız birçok duygunun kökeni bazen bugünde değil, geçmişte saklıdır. Bu nedenle yaşadığımız sorunlara yalnızca mevcut ilişkinin penceresinden değil, kendi yaşam hikâyemizin içinden de bakmak önemlidir. Geçmişimizi değiştiremeyiz, ancak onun üzerimizdeki etkisini anlamak ve dönüştürmek mümkündür. İlişkilerde yaşadığımız zorlukları yalnızca bugünün problemi olarak görmek yerine, geçmiş deneyimlerimizin izlerini de anlamaya çalışmak hem kendimizle hem de başkalarıyla daha sağlıklı bağlar kurmamıza yardımcı olabilir. İyileşme, fark etmekle başlayan bir yolculuktur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/gecmisin-izleri-bugunun-iliskileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Oyunla Neden İyileşir ?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/cocuklar-oyunla-neden-iyilesir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocuklar-oyunla-neden-iyilesir</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/cocuklar-oyunla-neden-iyilesir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayla Alpfidan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 21:40:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun Terapisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=34674</guid>

					<description><![CDATA[Yetişkinler için oyun çoğu zaman yalnızca eğlenceli bir aktivite olarak görülür. Ancak çocuklar için oyun, kendilerini ifade etmenin en doğal yollarından biridir. Çocuklar, bazen kelimelerle anlatamadıkları duygularını, korkularını, ihtiyaçlarını ve yaşantılarını oyun aracılığıyla dışa vururlar. Bu nedenle oyun, yalnızca vakit geçirilen bir etkinlik değil; aynı zamanda çocuğun iç dünyasını anlamaya yardımcı olan güçlü bir iletişim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yetişkinler için oyun çoğu zaman yalnızca eğlenceli bir aktivite olarak görülür. Ancak çocuklar için oyun, kendilerini ifade etmenin en doğal yollarından biridir. Çocuklar, bazen kelimelerle anlatamadıkları duygularını, korkularını, ihtiyaçlarını ve yaşantılarını oyun aracılığıyla dışa vururlar. Bu nedenle oyun, yalnızca vakit geçirilen bir etkinlik değil; aynı zamanda çocuğun iç dünyasını anlamaya yardımcı olan güçlü bir iletişim alanıdır.</p>
<p>Çocukluk dönemi, duygusal ve bilişsel gelişimin yoğun şekilde devam ettiği bir süreçtir. Yetişkinler yaşadıkları olayları konuşarak ifade edebilirken, çocuklar için bu her zaman kolay olmayabilir. Özellikle kaygı, korku, öfke, kardeş kıskançlığı, aile içi çatışmalar, okul değişikliği ya da ebeveyn ayrılığı gibi zorlayıcı durumlar karşısında çocuklar hissettiklerini doğrudan anlatmakta zorlanabilirler. Ancak bu durum, çocukların hiçbir şey hissetmediği anlamına gelmez. Çoğu zaman çocuklar, yaşadıkları duygusal yükleri oyunlarının içine taşırlar.</p>
<p>Bir çocuğun oyuncak bebekleri sürekli kavga ettirmesi, aynı hikâyeyi tekrar tekrar kurması ya da oyunda sürekli bir karakteri kurtarmaya çalışması, aslında iç dünyasına dair önemli ipuçları verebilir. Çünkü çocuk için oyun, gerçek yaşamın küçük bir yansıması gibidir. Çocuk, bazen korkularını bir oyuncağa yükler, bazen de yaşadığı güçsüzlük hissini oyunda kontrol kurarak telafi etmeye çalışır. Bu nedenle çocukların oyunlarını dikkatle gözlemlemek, onların duygusal ihtiyaçlarını anlamada oldukça önemli olabilir.</p>
<p>Oyun aynı zamanda çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Çocuk, oyun sırasında kendi dünyasını kurar ve o dünyanın kurallarını belirler. Gerçek yaşamda kontrol edemediği durumları oyun içinde yeniden canlandırabilir. Böylece yaşadığı olayları anlamlandırmaya ve duygularını düzenlemeye çalışır. Özellikle stresli yaşam olayları yaşayan çocuklarda oyun, rahatlatıcı ve düzenleyici bir alan hâline gelebilir.</p>
<p>Psikoloji alanında yapılan birçok çalışma da oyunun çocuk gelişimi üzerindeki olumlu etkilerini desteklemektedir. Oyun; çocuğun duygusal gelişiminin yanı sıra sosyal ilişkilerini, problem çözme becerilerini, yaratıcılığını ve iletişim kurma kapasitesini de destekler. Bir çocuk oyun oynarken yalnızca eğlenmez; aynı zamanda öğrenir, keşfeder, ilişkiler kurar ve duygularını işlemeye çalışır.</p>
<p>Bu noktada oyun terapisi yaklaşımı da önemli bir yere sahiptir. Oyun terapisi, çocukların duygularını ve yaşadıkları deneyimleri oyun aracılığıyla ifade etmelerine alan tanıyan terapötik bir yöntemdir. Çocuklar çoğu zaman yetişkinler gibi uzun uzun konuşamazlar. Ancak oyun sırasında seçtikleri oyuncaklar, kurdukları hikâyeler ve tekrar eden senaryolar terapötik süreçte anlamlı hâle gelebilir. Terapist için oyun, çocuğun iç dünyasını anlamaya yardımcı olan bir köprü görevi görür.</p>
<p>Elbette her oyun doğrudan bir problemin göstergesi değildir. Çocukların hayal kurmaları, farklı senaryolar üretmeleri ve oyun içinde çeşitli roller denemeleri gelişimlerinin doğal bir parçasıdır. Ancak bazı durumlarda yoğun tekrar eden temalar, aşırı saldırgan içerikler ya da belirgin korku senaryoları, çocuğun duygusal olarak zorlandığına işaret edebilir. Bu nedenle çocukların oyunlarına yalnızca “oyalanma” gözüyle bakmamak önemlidir.</p>
<p>Günümüzde teknolojinin artmasıyla birlikte çocukların serbest oyun alanlarının giderek azalması da dikkat çekmektedir. Oysa serbest ve yaratıcı oyun, çocukların duygusal gelişimi için oldukça değerlidir. Sürekli yönlendirilen ya da ekran karşısında pasif kalan çocuklar, duygularını ifade etme ve içsel dünyalarını ortaya koyma konusunda daha sınırlı alan bulabilirler. Bu nedenle çocukların özgürce oyun kurabilecekleri güvenli alanlara ihtiyaçları vardır.</p>
<p>Bazen bir çocuk yaşadığı duyguyu anlatamaz; ancak oynar. Yetişkinlerin fark etmekte zorlandığı birçok duygu, oyun sırasında sessizce görünür hâle gelir. Bu yüzden çocukları anlamanın yollarından biri, onların oyunlarına biraz daha dikkatle bakabilmektir. Çünkü oyun, çocuk için yalnızca eğlence değil; aynı zamanda anlaşılmanın, ifade edilmenin ve bazen de iyileşmenin en doğal yollarından biridir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/cocuklar-oyunla-neden-iyilesir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
