<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Ayçıl Güler &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/aycilguler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 13:59:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Ayçıl Güler &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bireyden Topluma İyileşme: Psikososyal Destek</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/bireyden-topluma-iyilesme-psikososyal-destek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bireyden-topluma-iyilesme-psikososyal-destek</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/bireyden-topluma-iyilesme-psikososyal-destek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayçıl Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 21:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=32866</guid>

					<description><![CDATA[Günümüz dünyasında bireylerin ve toplumların yaşamını derinden etkileyen kaçınılmaz afetlerle karşılaşmaktayız. Depremler, yangınlar, seller ve insan kaynaklı krizlerin yol açtığı yıkım yalnızca fiziksel hasarlardan ibaret değildir. Aynı zamanda bu afetler sonucunda bireylerin güvenlik, kontrol ve düzen algısında da belirgin sarsılmalar meydana gelir. Karşılaşılan kayıplar, belirsizlikler, korku ve çaresizlik duyguları bireylerin günlük yaşam işlevselliğini önemli ölçüde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-69fc678c-e068-83eb-8cfe-e3d49a2d5126-3" data-testid="conversation-turn-10" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="5302be0a-9ca6-4848-9e9a-8c54dc74e788" data-message-model-slug="gpt-5-5" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert wrap-break-word w-full light markdown-new-styling">
<p data-start="53" data-end="406">Günümüz dünyasında bireylerin ve toplumların yaşamını derinden etkileyen kaçınılmaz afetlerle karşılaşmaktayız. Depremler, yangınlar, seller ve insan kaynaklı krizlerin yol açtığı yıkım yalnızca fiziksel hasarlardan ibaret değildir. Aynı zamanda bu afetler sonucunda bireylerin güvenlik, kontrol ve düzen algısında da belirgin sarsılmalar meydana gelir.</p>
<p data-start="408" data-end="621">Karşılaşılan kayıplar, belirsizlikler, korku ve çaresizlik duyguları bireylerin günlük yaşam işlevselliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu yüzden <strong data-start="555" data-end="577">psikososyal destek</strong>, afet sonrası süreçte kritik bir rol oynar.</p>
<p data-start="623" data-end="1134">Herkesin düşündüğünün aksine psikososyal destek bir lüks değildir. Afetlerden etkilenen bireylerin ve toplumların yeniden işlevsellik kazanıp güven duygusunu onarmasına ve sosyal bağlarını güçlendirmesine katkı sağlayan temel bir destektir. Bu süreçte tek hedef bireyin yaşadığı duygusal zorlanmayı azaltmak değildir; aynı zamanda kişinin çevresiyle, kaynaklarla ve toplumsal destek sistemleriyle yeniden bağlantı kurmasını sağlamaktır. Bu çalışmalar, afet psikolojisinin temel ilkeleriyle yakından ilişkilidir.</p>
<h2 data-section-id="1cskn4t" data-start="1136" data-end="1170"><span role="text"><strong data-start="1139" data-end="1170">Psikolojik İlk Yardım (PİY)</strong></span></h2>
<p data-start="1172" data-end="1353">Afet sonrası ilk saatler ve günler temel ihtiyaçlar ve psikolojik destek açısından oldukça kritiktir. Bu süreçte yapılabilecek en önemli şeylerden biri de Psikolojik İlk Yardım’dır.</p>
<p data-start="1355" data-end="1799">Psikolojik İlk Yardım, kısa adıyla <strong data-start="1390" data-end="1399">“PİY”</strong>, kriz sonrasında bireylere sunulan ilk destek biçimlerinden biridir. Psikolojik ilk yardım terapi değildir ve kişiyi zorla konuşturmayı, yaşadığı olayları detaylıca anlattırmayı veya hızlıca “iyileşmesini” amaçlamaz. Bunun yerine kişinin temel güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak, ihtiyaçlarını fark etmek, sakinleşmesini desteklemek ve kişiyi doğru destek kaynaklarına yönlendirmek temel hedeftir.</p>
<p data-start="1801" data-end="1860">Psikolojik ilk yardımda “Bak-Dinle-Bağ Kur” ilkesi izlenir.</p>
<h3 data-section-id="1l8zoha" data-start="1862" data-end="1873"><span role="text"><strong data-start="1866" data-end="1873">Bak</strong></span></h3>
<p data-start="1875" data-end="2162">İlk aşama “Bak”tır. Bu aşamada karşımızdaki kişinin güvenliğini kontrol etmeliyiz. Güvenliği değerlendirip kişinin fiziksel olarak güvende olup olmadığına bakmalıyız. Ayrıca temel ihtiyaçların karşılanıp karşılanmadığına ve ciddi stres tepkisi gösterip göstermediğine dikkat edilmelidir.</p>
<h3 data-section-id="1bap7w" data-start="2164" data-end="2177"><span role="text"><strong data-start="2168" data-end="2177">Dinle</strong></span></h3>
<p data-start="2179" data-end="2431">İkinci aşama “Dinle”dir. Bu aşamada kontrollü, sakin ve saygılı bir şekilde kişiye yaklaşarak kendimizi kısaca tanıttıktan sonra karşımızdaki kişiyi konuşmaya zorlamadan dinlemeli; yargılamadan sakinleşmesine ve güvende hissetmesine yardımcı olmalıyız.</p>
<h3 data-section-id="s74n2u" data-start="2433" data-end="2448"><span role="text"><strong data-start="2437" data-end="2448">Bağ Kur</strong></span></h3>
<p data-start="2450" data-end="2572">Üçüncü ve son aşama ise “Bağ Kur”dur. Kişiyi ihtiyaç duyduğu hizmetlere, sevdiklerine ve doğru bilgiye ulaştırmak gerekir.</p>
<p data-start="2574" data-end="2671">Unutulmamalıdır ki psikolojik ilk yardım terapi değildir; temel bir güvenlik ve destek sürecidir.</p>
<h2 data-section-id="9w687d" data-start="2673" data-end="2695"><span role="text"><strong data-start="2676" data-end="2695">İyileşme Süreci</strong></span></h2>
<p data-start="2697" data-end="2854">Afet sonrası iyileşme süreci yalnızca bireysel bir süreç değildir. İnsan sosyal bir canlıdır; bu nedenle sosyal ağların iyileştirici etkisi de devreye girer.</p>
<p data-start="2856" data-end="3120">Aile, komşuluk ilişkileri, arkadaşlık bağları ve toplumsal dayanışma bireylerin yalnız olmadığını hissetmelerine yardımcı olabilir. Yavaş yavaş günlük rutinlere dönüş, güvenli sosyal ilişkileri yeniden inşa etmek ve destekleyici çevrede bulunmak oldukça önemlidir.</p>
<p data-start="3122" data-end="3326">Bu sosyal destekler kişilerarası dayanışmayı güçlendirir ve bireyin bir topluma ait hissetmesini sağlar. Bu aidiyet hissi de afet sonrası toparlanma sürecinde travmatik stresle baş etmeyi destekleyebilir.</p>
<h2 data-section-id="1c6v7td" data-start="3328" data-end="3349"><span role="text"><strong data-start="3331" data-end="3349">Hassas Gruplar</strong></span></h2>
<p data-start="3351" data-end="3579">Afetlerden herkes etkilenebilir; ancak bazı gruplar afet sonrası süreçte daha fazla desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu gruplar arasında özellikle çocuklar, yaşlı bireyler, özel gereksinimli bireyler ve saha çalışanları bulunmaktadır.</p>
<h3 data-section-id="ywgsj0" data-start="3581" data-end="3597"><span role="text"><strong data-start="3585" data-end="3597">Çocuklar</strong></span></h3>
<p data-start="3599" data-end="3822">Çocuklar bu süreçte hem en avantajlı hem de en dezavantajlı gruplardan biridir. Bir yandan iyileşme kapasitesi yüksek olabilirken, diğer yandan yeterli destek sağlanmadığında daha ciddi psikolojik sonuçlar ortaya çıkabilir.</p>
<p data-start="3824" data-end="4076">Çocuklar yaşları ve gelişim dönemleri nedeniyle yaşananları anlamlandırmakta zorlanabilirler. Bu yüzden çocuklara güvenli bir ortam sağlamak, duygularını ifade edebilecekleri alanlar oluşturmak ve yeniden rutin kurabilmelerine yardımcı olmak önemlidir.</p>
<h3 data-section-id="1e1ki0v" data-start="4078" data-end="4121"><span role="text"><strong data-start="4082" data-end="4121">Yaşlı ve Özel Gereksinimli Bireyler</strong></span></h3>
<p data-start="4123" data-end="4259">Yaşlı bireyler fiziksel sağlık sorunları, bakım ihtiyacı veya yalnızlık sebebiyle afet sonrası dönemlerde çok daha kırılgan olabilirler.</p>
<p data-start="4261" data-end="4614">Özel gereksinimli bireyler için ise güvenli tahliye, bakım desteği ve uygun hizmetlere erişim özellikle planlanmalıdır. Afet sonrası hem yaşlıların hem de özel gereksinimli bireylerin sosyalleşmeleri oldukça önemlidir. Araştırmalar, sosyal izolasyon yaşayan bireylerin daha mutsuz olduğunu ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde düştüğünü göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="cgpp6g" data-start="4616" data-end="4640"><span role="text"><strong data-start="4620" data-end="4640">Saha Çalışanları</strong></span></h3>
<p data-start="4642" data-end="4943">Saha çalışanları da afet sonrası en çok desteğe gereksinim duyan gruplardandır. Afet sürecinde yalnızca depremzedeler değil; arama kurtarma ekipleri, sağlık çalışanları, psikologlar ve gönüllüler de yıkım ve kayıplara doğrudan tanıklık edebilirler. Bu durum “ikincil travma” olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p data-start="4945" data-end="5065">Bu nedenle psikososyal destek yalnızca afetzedelere özel olmamalı; yardım sürecinde görev alan kişileri de kapsamalıdır.</p>
<h2 data-section-id="i0pnvi" data-start="5067" data-end="5117"><span role="text"><strong data-start="5070" data-end="5117">Toplumsal Psikolojik Sağlamlık (Resilience)</strong></span></h2>
<p data-start="5119" data-end="5297"><strong data-start="5119" data-end="5153">Toplumsal psikolojik sağlamlık</strong>, afetin yarattığı yaraları yok saymadan; dayanışma, güven, aidiyet ve kurumsal destek aracılığıyla yeniden işlevsellik kazanabilme yeteneğidir.</p>
<p data-start="5299" data-end="5546">Bu yaraların kapanıp iyileşmesi zaman alır; ancak bireysel destekler, sosyal dayanışma ve doğru yönlendirilmiş psikososyal müdahaleler sayesinde toplum yeniden güçlü bir şekilde ayağa kalkabilir. Tıpkı küllerinden yeniden doğan bir anka kuşu gibi…</p>
<p data-start="5548" data-end="5637">Bu süreç yalnızca bireylerin değil, bütün toplumun birlikte iyileşmesini de mümkün kılar.</p>
<p data-start="5639" data-end="5891">Afetlerin etkisi sadece fiziksel alanlarla sınırlı değildir. Aynı zamanda bireylerin psikolojisinde, sosyal ilişkilerinde ve toplumsal güven duygusunda da derin izler bırakabilir. Bu yüzden afet sonrası iyileşme yalnızca enkazın kaldırılmasıyla bitmez.</p>
<p data-start="5893" data-end="6149" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Güvenin yeniden kurulması, temel ihtiyaçların karşılanması, sosyal bağların güçlendirilmesi ve doğru destek kaynaklarına erişim bu süreçte kritik öneme sahiptir. <strong data-start="6055" data-end="6077">Psikososyal destek</strong>, bireyden topluma doğru uzanan çok katmanlı bir iyileşme alanı yaratır.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"></div>
</div>
</div>
</section>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/bireyden-topluma-iyilesme-psikososyal-destek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fobilerin Döngüsü: Mowrer’in İki Faktörlü Modeli</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/fobilerin-dongusu-mowrerin-iki-faktorlu-modeli/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fobilerin-dongusu-mowrerin-iki-faktorlu-modeli</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/fobilerin-dongusu-mowrerin-iki-faktorlu-modeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayçıl Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 22:10:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=27403</guid>

					<description><![CDATA[Hiç acaba bir köpekten, asansörden veya karanlıktan korkma sebebimizin nereden geldiğini anlamış mıydık? Bu tarz yaygın, herkesin yaşayabildiği belli bir durum veya objeye duyulan korkular “Özgül Fobi” diye adlandırılır. Özgül fobiler bir anda ortaya çıkmış gibi gözükse de, aslında belirli bir öğrenme döngüsü sonucu ortaya çıkarlar. Bugün de bu öğrenme döngüsünün bilimsel mekanizmasını, davranışçı perspektiflerden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Hiç acaba bir köpekten, asansörden veya karanlıktan korkma sebebimizin nereden geldiğini anlamış mıydık? Bu tarz yaygın, herkesin yaşayabildiği belli bir durum veya objeye duyulan korkular “Özgül Fobi” diye adlandırılır. Özgül fobiler bir anda ortaya çıkmış gibi gözükse de, aslında belirli bir öğrenme döngüsü sonucu ortaya çıkarlar. Bugün de bu öğrenme döngüsünün bilimsel mekanizmasını, davranışçı perspektiflerden biri olan Mowrer’ın İki Faktörlü modeli üzerinden ele alacağız.</p>
<p data-path-to-node="2">Davranışçı yaklaşım, insan davranışlarının büyük ölçüde çevreyle kurdukları ilişkiler sonucunda öğrenildiğini söyler. Korku da aynı şekilde bu öğrenilmiş tepkilerden bir tanesidir. Yani fobiler doğuştan gelen rastgele korkular değildir, aksine belirli deneyimlerle beraber şekillenip ve zamanla pekişen öğrenilmiş tepkilerdir. Bu bakış açısı aslında korkunun anlaşılabilir ve değiştirilebilir bir süreç olduğunu anlamamız açısından oldukça önemlidir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Fobilerin Öğrenilmesi ve Sürdürülmesi</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Mowrer’ın İki Faktörlü Koşullanma Modeli Özgül Fobilerin nasıl edinildiğine ve nasıl devamlılığını sağladığına dair bize bilgi vermektedir.</p>
<p data-path-to-node="6">İlk aşama <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="10">“Klasik koşullanma”</b> aşamasıdır. Özgül Fobinin nasıl edinildiğine odaklanılır. Klasik koşullanma kavramı da ilk olarak Pavlov’un deneyleri ile açıklanmıştır. Nötr bir uyaran, güçlü bir duygusal tepkiyle (örneğin korku) eşleştiğinde zamanla tek başına da aynı tepkiyi üretmeye başlar. Tam olarak fobilerin de temelinde bu eşleşme mekanizması yer alır.</p>
<p data-path-to-node="7">Örneğin, köpek fobisi üzerinden gidelim. En başta köpek sizin için nötr bir uyaran iken yaşadığınız bir travmatik deneyim sonucu ister istemez köpeği tehlikeyle ilişkilendirmeye başlarsınız, yani koşullanma oluşur. Artık bu deneyimde hissedilen korku, köpeğin kendisine hissedilmeye başlanılır. Buna klasik koşullanma denir. Klasik koşullanma normalde zamanla uyarana maruz kaldıkça etkisini kaybedip söner. Normalde bu durumda köpeğe karşı hissedilen korkunun maruz kalındıkça zamanla sönmesi gerekirdi. Sizce neden hâlâ korkmaya devam ediyoruz?</p>
<p data-path-to-node="8">Aslında burada kritik nokta şudur: kişi köpekle tekrar karşılaştı mı yoksa karşılaşmadı mı? Eğer kişi bu travmatik deneyim sonrası köpeklerden hep uzak durursa, korkunun aslında bir “yanlış alarm” olduğunu test etme imkanı bulamaz ve bu yüzden de zihin hep köpeği tehlikeli olarak kodlar.</p>
<p data-path-to-node="9">İşte tam da burada Mowrer’ın İki Faktörlü Koşullanma Modeli’nin ikinci aşaması gerçekleşmektedir. İkinci aşama <b data-path-to-node="9" data-index-in-node="111">“Edimsel Koşullanma”</b> aşamasıdır. Özgül fobinin devamlılığını açıklar. Fobilerin asıl gücü korkuyu başlatan olaylardan ziyade, kaçınma davranışından gelir.</p>
<p data-path-to-node="10">Edimsel koşullanma da davranışın sonuçlara göre şekillenmesini ifade eder. Eğer ki bir davranış bizi rahatlatıyorsa, o zaman bu davranışı tekrar etme ihtimalimiz de artar. Fobilerde de “kaçınma” davranışı tam olarak böyle çalışır.</p>
<p data-path-to-node="11">Edindiğimiz köpeğe karşı olan korkudan dolayı da “kaçınma” eyleminde bulunuruz. Kaçmak bizi kısa süreliğine rahatlatır ve beynimize “kaçmak iyi” mesajı gönderilir. Ama bu kaçma hissinin verdiği kısa süreli rahatlık aslında bir <b data-path-to-node="11" data-index-in-node="227">negatif pekiştirme</b>dir. Yani bu korkuya maruz kalmamak için kaçtığımızda, maruz kalmadığımız için korku asla sönmez, aksine hep pekiştirilip zamanla daha da büyür.</p>
<p data-path-to-node="12">Ayrıca kaçınma davranışı da yalnızca fiziksel olarak uzaklaşma şeklinde olmayabilir. Örneğin bazen kişi yanında bir güven objesi de taşıyabilir, yanında biri olmadan o korktuğu ortama girmeyebilir ya da zihinsel olarak “ya bir şey olursa” gibi kaygı düşünceleriyle kendini sürekli tetikte tutabilir. Tüm bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltırken bir yandan da uzun vadede korkunun sürmesini sağlar. Bu yüzden de terapilerde de (Özellikle Sistematik duyarsızlaştırma gibi ekollerde) kişi kademeli olarak uyarana maruz bırakılarak korkuyu yenmesi hedeflenir. Bu terapötik müdahalelerde amaç, kontrollü ve güvenli bir ortamda bu kaçınma döngüsünü kırmak.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Kısaca Mowrer’ın bu modeli fobi döngüsünü 2 aşamada açıklar. Korkunun oluşumunda bir olay korkuyu başlatır, ardından kaçınma davranışı da korkuyu besleyip döngüyü tamamlar. Bu mekanizma fobilerin nasıl oluşup yıllar boyunca devam ettiğini anlamamızı sağlar. Aynı zamanda fobilerin neden bir yandan saçma görünse de, kişi için çok gerçekçi ve güçlü olduğunu da açıklar. Çünkü unutmayın ki kaçtıkça korkumuzu yeniden öğreniriz ve pekiştiririz. Bu yüzden de fobiler, insanların günlük yaşamlarını sınırlayabilecek kadar güçlü bir hale gelebilir.</p>
<p data-path-to-node="16">Ancak unutmayın ki öğrenilen korku aynı zamanda söndürülebilirdir. Önemli olan korkunun varlığından ziyade onunla nasıl başa çıktığımızdır. Kaçmak yerine kontrollüce yüzleşildiğinde, bu öğrenilmiş korku zamanla gücünü kaybedebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/fobilerin-dongusu-mowrerin-iki-faktorlu-modeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son Zamanların Popüler Bilimi: “Psikoloji” Nedir?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/son-zamanlarin-populer-bilimi-psikoloji-nedir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=son-zamanlarin-populer-bilimi-psikoloji-nedir</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/son-zamanlarin-populer-bilimi-psikoloji-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayçıl Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 22:20:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Popüler Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=24386</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde popülerleşen Psikoloji biliminin ne olduğunu gerçekten de biliyor muyuz? Bu kadar karmaşık kavramlar sosyal medyada dolaşırken gerçekten “Psikoloji” denildiğinde aklımıza ne geliyor? Genellikle psikoloji, sosyal medyada hızlıca tüketilen bir “etiket” haline gelirken aslında bilimsel kısmı yok sayılıyor. Psikoloji kelimesi aslında köken olarak “Psykhe” ve “logos” sözcüklerinden türemiştir. Bu yüzden uzunca bir süre “Ruh [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">Son günlerde popülerleşen Psikoloji biliminin ne olduğunu gerçekten de biliyor muyuz? Bu kadar karmaşık kavramlar sosyal medyada dolaşırken gerçekten “Psikoloji” denildiğinde aklımıza ne geliyor? Genellikle psikoloji, sosyal medyada hızlıca tüketilen bir “etiket” haline gelirken aslında bilimsel kısmı yok sayılıyor.</p>
<p data-path-to-node="2">Psikoloji kelimesi aslında köken olarak “Psykhe” ve “logos” sözcüklerinden türemiştir. Bu yüzden uzunca bir süre “Ruh bilimi” olarak tanımlanmıştır ama <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="152">Psikoloji</b> bilimi fal gibi mistik şeylerle hiçbir bağlantısı olmayan, aksine bilimsel yöntemlerle davranış ve zihinsel süreçleri inceleyen bir bilim dalıdır. Günümüzde psikoloji bilimi duygu, düşünme, bellek, mottivasyon, davranış, algı gibi birçok alana yoğunlaşan geniş bir bilim alanıdır. Gözlem, deney, ölçüm ve istatistiksel analizler gibi birçok <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="503">bilimsel</b> yöntemlerle beraber ilerler. Böylece psikoloji bilimi hem bireylerin iç dünyasını anlamayı hedefler, hem de insan davranışlarını bilimsel ve nesnel veriler ile beraber açıklamayı amaçlar.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Popüler Psikoloji’de Kavramların Yanlış Kullanılması</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Psikoloji, sosyal medyanın aksine son günlerde ağıza sakız gibi yapışan “travma” sözcüğünden ibaret değildir. Popüler psikolojinin bu kadar yaygınlaşmasının en temel sebeplerinden bir tanesi de artık bilgiye erişimin çok daha kolaylaşmasıdır. Sosyal medyada paylaşılan kısa ve bilimsel dayanağı olmayan sadece etkileşim odaklı içerikler sonucu psikolojik kavramlar bilimsel içeriklerden fazıyla kopmaktadır. Bu nedenle kişi hem kendisini hem de çevresindeki insanları hızlıca etkileme eğilimi gösterebilmektedir. Ancak psikoloji bilimi, insan davranışlarını tek bir nedene bağlamaktan ziyade çok daha boyutlu bakış açılarıyla ele alır. Bir davranışı ya da duyguyu anlamlandırabilmek için tek bir perspektiften tek bir kavramı kullanmak da mümkün değil. Bu yüzden popüler psikoloji söylemleri, bilimsel psikolojiye kıyasla çok daha farklı ve gerçekten uzaktır.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Psikolojinin Kısa Tarihi</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Kısaca tarihçesinden bahsetmek gerekirse, Psikoloji köken olarak Felsefe ile iç içe gelişmiştir. Antik çağdan bu yana filozoflar insan zihni ile davranışlarını temel ilgi odağı yapmışlardır. Ancak Psikoloji biliminin direkt ayrı bir bilim dalı olarak ortaya çıkması 19. yüzyılı bulmuştur. Bu süreçte de Wilhelm Wundt büyük bir rol oynamıştır. Wundt 1879 yılında ilk defa deneysel psikoloji laboratuvarını kurup, psikolojinin bilimsel bir disiplin olarak kabul edilmesinde büyük rol oynamıştır. Bu sayede de Wundt’un çalışmaları ile beraber psikoloji ilk defa bir sistematik gözlem ve deneye dayalı bir yapıya kavuşmuştur.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Psikolojinin Alt Dalları</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Psikoloji oldukça geniş yelpazeli bir alandır. Farklı ilgi alanlarına göre de bir çok alt dala ayrılır. Bu dallar insan davranışlarını birçok farklı perspektifle inceler.</p>
<ul data-path-to-node="12">
<li>
<p data-path-to-node="12,0,0"><b data-path-to-node="12,0,0" data-index-in-node="0">Klinik Psikoloji:</b> Klinik Psikoloji aslında psikolojinin en bilinen ve en yaygın alt dallarından biridir. Klinik psikologlar bireylerin ruh sağlığını değerlendirerek bilimsel temelli terapi ekolleriyle çalışırlar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,1,0"><b data-path-to-node="12,1,0" data-index-in-node="0">Bilişsel Psikoloji:</b> Bilişsel psikoloji daha çok düşünme, algı, dikkat, bellek ve problem çözme gibi aslında daha soyut olan zihinsel süreçlerle ilgilenir. İnsan zihninin bilgiyi nasıl işlediğini anlamaya çalışırlar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,2,0"><b data-path-to-node="12,2,0" data-index-in-node="0">Nöropsikoloji:</b> Nöropsikoloji, Bilişsel Psikolojiden farklı olarak beyin ile davranış arasındaki ilişkiyi inceler. Beyinde meydana gelen hasarlar, nörolojik hastalıklar ve bilişsel işlevler arasındaki bağlantılara odaklanırlar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,3,0"><b data-path-to-node="12,3,0" data-index-in-node="0">Sosyal Psikoloji:</b> Sosyal psikoloji ise bireyin toplum içindeki davranışlarını inceler. Daha çok grup dinamikleri sosyal etkileşimler, tutumlar ve önyargılar gibi alanlar bu alanın temelidir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,4,0"><b data-path-to-node="12,4,0" data-index-in-node="0">Gelişim Psikolojisi:</b> Bireyin doğumundan yaşlılığına kadar geçirdiği fiziksel, bilişsel, ve duygusal değişimleri inceler.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,5,0"><b data-path-to-node="12,5,0" data-index-in-node="0">Spor Psikolojisi:</b> Bu alan daha çok sporcuların performanslarını, motivasyonlarını ve psikolojik dayanıklılıklarını arttırmaya odaklı çalışan bir alandır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,6,0"><b data-path-to-node="12,6,0" data-index-in-node="0">Adli Psikoloji:</b> Adli psikoloji hukuk ile psikoloji arasındaki ilişkiyi ele alan bir köprüdür. Suç davranışı, tanık ifadeleri ve adli değerlendirmeler gibi süreçleri kapsar.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="13">Psikoloji biliminde bu kadar çeşitli alt dalların olması aslında insan davranışlarının direkt olarak tek bir değişkenle de açıklanamayacağını çok net şekilde göstermektedir. Bireyin davranışları; biyolojik yapı, bilişsel süreç, sosyal çevre ve yaşam deneyimleriyle birlikte şekil alır. Bu yüzden psikolojinin alt alanları birbirinden bağımsız olmaktan ziyade birlikte çalışan ve destekleyen disiplinlerdir. Çeşitli alt dalların sunduğu farklı bakış açılarıyla insan davranışını çok daha <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="487">derinlikli</b> şekilde anlarız.</p>
<p data-path-to-node="16">Kapanış olarak şunu söyleyebilirim ki, psikoloji biliminin gündelik hayatta daha fazla yer bulması aslında ruh sağlığı alanına dair farkındalık açısından çok önemli bir gelişmedir ancak bu ilginin de bilimsel bir temelden kopmaması ve bu bağlamda sürdürülmesi gerekmektedir. Psikoloji sadece popüler kavramlardan ibaret değildir, insan davranışını farklı yönlerde ele alan çok kapsamlı bir bilim dalıdır. Bu yüzden de psikolojiye dair bilgileri de değerlendirirken eleştirel bir bakış açısı geliştirmek kritik bir önem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/son-zamanlarin-populer-bilimi-psikoloji-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Multitasking: İnsan Beyni Gerçekten Aynı Anda İki İş Yapabilir mi?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/multitasking-insan-beyni-gercekten-ayni-anda-iki-is-yapabilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=multitasking-insan-beyni-gercekten-ayni-anda-iki-is-yapabilir-mi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/multitasking-insan-beyni-gercekten-ayni-anda-iki-is-yapabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayçıl Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 22:05:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişsel Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=17775</guid>

					<description><![CDATA[Multitasking dendiğinde çoğumuz, bir kişinin birden fazla işi aynı anda yapabilmesi anlamını düşünürüz. Ancak bu durum gerçekten böyle midir?Sanılanın aksine multitasking kavramı insanlardan ziyade ilk kez 1965 yılında IBM tarafından yayımlanan teknik bir belgede bilgisayar sistemleri için kullanılmıştır.Buradaki tanım, bilgisayarın görevler arasında çok hızlı geçiş yaparak aynı anda çalışıyormuş izlenimi vermesi anlamına geliyordu. Aslında insan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<article class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" tabindex="-1" data-turn-id="request-6909d09a-3e08-8329-97e4-c127e8dc3728-28" data-testid="conversation-turn-140" data-scroll-anchor="true" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:--spacing(4)] thread-sm:[--thread-content-margin:--spacing(6)] thread-lg:[--thread-content-margin:--spacing(16)] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] thread-lg:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" tabindex="-1">
<div class="flex max-w-full flex-col grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="48188977-353f-4540-851e-9af5228826f8" data-message-model-slug="gpt-5">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[1px]">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full break-words light markdown-new-styling">
<p data-start="125" data-end="583">Multitasking dendiğinde çoğumuz, bir kişinin birden fazla işi aynı anda yapabilmesi anlamını düşünürüz. Ancak bu durum gerçekten böyle midir?<br data-start="266" data-end="269" />Sanılanın aksine <strong data-start="286" data-end="302">multitasking</strong> kavramı insanlardan ziyade ilk kez <strong data-start="338" data-end="358">1965 yılında IBM</strong> tarafından yayımlanan teknik bir belgede <strong data-start="400" data-end="425">bilgisayar sistemleri</strong> için kullanılmıştır.<br data-start="446" data-end="449" />Buradaki tanım, bilgisayarın görevler arasında çok hızlı geçiş yaparak <strong data-start="520" data-end="563">aynı anda çalışıyormuş izlenimi vermesi</strong> anlamına geliyordu.</p>
<p data-start="585" data-end="801">Aslında insan beynine yönelik olarak “multitasking” terimi o dönemde kullanılmasa da, psikolog <strong data-start="680" data-end="697">William James</strong>, <em data-start="699" data-end="736">The Principles of Psychology (1890)</em> adlı eserinde dikkat konusunda benzer bir noktaya değinmiştir:</p>
<p data-start="804" data-end="858">“Bir kişi dikkati aynı anda iki şeye tamamen veremez.”</p>
<p data-start="860" data-end="935">Bu düşünce, modern multitasking araştırmalarının temellerini oluşturmuştur.</p>
<h2 data-start="942" data-end="1004"><strong data-start="945" data-end="1004">EPIC Modeli: İnsan Zihninde Multitasking Nasıl İşliyor?</strong></h2>
<p data-start="1006" data-end="1304">Multitasking kavramını insan zihnine sistematik biçimde uyarlayan ilk çalışmalardan biri <strong data-start="1095" data-end="1120">Meyer &amp; Kieras (1997)</strong> tarafından geliştirilmiştir.<br data-start="1149" data-end="1152" />Araştırmacılar, <strong data-start="1168" data-end="1216">EPIC (Executive-Process Interactive Control)</strong> modelini ortaya koyarak beynin görevler arasında nasıl geçiş yaptığını açıklamışlardır.</p>
<h3 data-start="1306" data-end="1344"><strong data-start="1310" data-end="1344">EPIC Modelinin Temel Bulguları</strong></h3>
<ul data-start="1346" data-end="2110">
<li data-start="1346" data-end="1449">
<p data-start="1348" data-end="1449">Beynin hangi işi ne zaman yapacağını planlayan bir bölüm vardır: <strong data-start="1413" data-end="1446">Executive Cognitive Processes</strong>.</p>
</li>
<li data-start="1450" data-end="1617">
<p data-start="1452" data-end="1617">İnsan beyni tıpkı bilgisayarlar gibi görünür biçimde iki işi aynı anda yapmaz; sadece <strong data-start="1538" data-end="1586">milisaniyeler içinde görevler arasında geçiş</strong> yaparak bu izlenimi yaratır.</p>
</li>
<li data-start="1618" data-end="1755">
<p data-start="1620" data-end="1755">Her görevin kendi <strong data-start="1638" data-end="1673">talimat seti (production rules)</strong> bulunur. Beyin bu kuralları hafızada tutar ve gerektiğinde hızlıca aktive eder.</p>
</li>
<li data-start="1756" data-end="1883">
<p data-start="1758" data-end="1883"><strong data-start="1758" data-end="1801">Algısal ve motor kapasitemiz sınırlıdır</strong>: Görme, işitme, konuşma ve hareket sistemleri aynı anda sınırsız görev yapamaz.</p>
</li>
<li data-start="1884" data-end="1979">
<p data-start="1886" data-end="1979">Beyin görevler arasında <strong data-start="1910" data-end="1939">önceliğe göre geçiş yapar</strong>, tıpkı bir bilgisayar işlemcisi gibi.</p>
</li>
<li data-start="1980" data-end="2110">
<p data-start="1982" data-end="2110">Ancak insan beyninin multitaskingi, bilgisayarınkine <strong data-start="2035" data-end="2067">benzese de kusursuz değildir</strong>; hata ve gecikme oranı çok daha yüksektir.</p>
</li>
</ul>
<h2 data-start="2117" data-end="2159"><strong data-start="2120" data-end="2159">Beyin ve Bilgisayar Arasındaki Fark</strong></h2>
<p data-start="2161" data-end="2448">İnsan beyni ile bilgisayar arasındaki temel fark, <strong data-start="2211" data-end="2260">görev değişiminde yaşanan bilişsel maliyettir</strong>.<br data-start="2261" data-end="2264" />Bilgisayarlar görevler arasında geçiş yaparken <strong data-start="2311" data-end="2335">neredeyse sıfır hata</strong> ve <strong data-start="2339" data-end="2353">gecikmeyle</strong> çalışır.<br data-start="2362" data-end="2365" />Ancak insan zihninde her geçişte <strong data-start="2398" data-end="2413">zaman kaybı</strong> ve <strong data-start="2417" data-end="2440">bilişsel yük artışı</strong> oluşur.</p>
<p data-start="2450" data-end="2683">Yani, beynimiz görevler arasında geçiş yaptıkça enerji harcar; dikkat bölünür, performans düşer.<br data-start="2546" data-end="2549" />Bu da “aynı anda iki işi yapıyor gibi görünsek de” aslında <strong data-start="2608" data-end="2667">dikkatimizi bir görevden diğerine çok hızlı taşıdığımız</strong> anlamına gelir.</p>
<h2 data-start="2690" data-end="2759"><strong data-start="2693" data-end="2759">Multitaskingin Performansa Etkisi: Buser &amp; Peter (2012) Deneyi</strong></h2>
<p data-start="2761" data-end="2897">Araştırmacılar <strong data-start="2776" data-end="2800">Buser &amp; Peter (2012)</strong>, multitasking’in performans üzerindeki etkisini incelemek amacıyla üç farklı grup oluşturmuştur:</p>
<ol data-start="2899" data-end="3178">
<li data-start="2899" data-end="2975">
<p data-start="2902" data-end="2975"><strong data-start="2902" data-end="2926">Tamamen Sıralı Grup:</strong> Görevleri tek tek, sırayla yapan katılımcılar.</p>
</li>
<li data-start="2976" data-end="3062">
<p data-start="2979" data-end="3062"><strong data-start="2979" data-end="3010">Zorunlu Multitasking Grubu:</strong> İki görevi aynı anda yapmak zorunda bırakılanlar.</p>
</li>
<li data-start="3063" data-end="3178">
<p data-start="3066" data-end="3178"><strong data-start="3066" data-end="3093">Serbest Planlama Grubu:</strong> İstedikleri gibi organize olan, ister sırayla ister multitasking yapan katılımcılar.</p>
</li>
</ol>
<h3 data-start="3180" data-end="3205"><strong data-start="3184" data-end="3205">Deneyin Bulguları</strong></h3>
<ul data-start="3207" data-end="3472">
<li data-start="3207" data-end="3271">
<p data-start="3209" data-end="3271">En kötü performansı <strong data-start="3229" data-end="3259">zorunlu multitasking grubu</strong> gösterdi.</p>
</li>
<li data-start="3272" data-end="3345">
<p data-start="3274" data-end="3345">En iyi performans ise <strong data-start="3296" data-end="3319">tamamen sıralı grup</strong> tarafından elde edildi.</p>
</li>
<li data-start="3346" data-end="3472">
<p data-start="3348" data-end="3472"><strong data-start="3348" data-end="3374">Serbest planlama grubu</strong>, beklentinin aksine <strong data-start="3395" data-end="3459">zorunlu multitasking grubuna yakın derecede düşük performans</strong> sergiledi.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="3474" data-end="3619">Bu sonuç, insanların serbest bırakıldığında <strong data-start="3518" data-end="3541">zamanı kötü yönetme</strong> eğiliminde olduklarını ve <strong data-start="3568" data-end="3596">gereksiz görev geçişleri</strong> yaptıklarını gösterdi.</p>
<h3 data-start="3621" data-end="3668"><strong data-start="3625" data-end="3668">Cinsiyet Farklılıkları Üzerine Bulgular</strong></h3>
<p data-start="3670" data-end="3866">Deneyde zorunlu multitasking durumunda <strong data-start="3709" data-end="3755">kadınlar da erkekler kadar kötü etkilendi.</strong><br data-start="3755" data-end="3758" />Böylece sıkça dile getirilen “Kadınlar multitaskingde daha iyidir.” ifadesi <strong data-start="3834" data-end="3863">bilimsel olarak çürütüldü</strong>.</p>
<p data-start="3868" data-end="4125">Bu genellemenin altında biyolojik bir üstünlükten ziyade, <strong data-start="3926" data-end="3972">toplumsal roller ve sorumluluk dağılımları</strong> yatmaktadır.<br data-start="3985" data-end="3988" />Günlük yaşamda kadınların çoklu görevleri yürütmek zorunda kalması, onların multitasking’e daha alışkın görünmesine yol açmış olabilir.</p>
<p data-start="4127" data-end="4370">Ayrıca kadınların <strong data-start="4145" data-end="4217">serbest planlamada multitaskinge erkeklere kıyasla daha az yöneldiği</strong> de saptanmıştır.<br data-start="4234" data-end="4237" />Yani kadınlar, görevleri organize etmede daha temkinli davranırken, erkekler daha çok aynı anda çok şey yapma eğilimi göstermiştir.</p>
<p data-start="4372" data-end="4419">Araştırma genel olarak şunu ortaya koymuştur:</p>
<p data-start="4422" data-end="4517">Multitasking verimliliği artırmaz, aksine <strong data-start="4464" data-end="4517">performansı ve odaklanmayı ciddi şekilde düşürür.</strong></p>
<p data-start="4519" data-end="4672">Basit bir örnekle, “Arkadaşınız telefona bakarken gerçekten sizi verimli bir şekilde dinliyor mu?” sorusunun cevabı büyük olasılıkla <strong data-start="4652" data-end="4661">hayır</strong> olacaktır.</p>
<h2 data-start="4679" data-end="4733"><strong data-start="4682" data-end="4733">Sonuç: Multitasking Bir Üretkenlik İllüzyonudur</strong></h2>
<p data-start="4735" data-end="5027">Sonuç olarak, <strong data-start="4749" data-end="4765">multitasking</strong> zannedildiği gibi “birden fazla işi aynı anda yapmak” değildir.<br data-start="4829" data-end="4832" />Aslında bu, beynin dikkati <strong data-start="4859" data-end="4915">çok hızlı biçimde bir görevden diğerine taşımasıdır.</strong><br data-start="4915" data-end="4918" />Bu geçişler milisaniyeler içinde gerçekleşir, ama her geçişte <strong data-start="4980" data-end="5016">enerji kaybı ve dikkat bölünmesi</strong> yaşanır.</p>
<p data-start="5029" data-end="5319">Multitasking kısa vadede üretkenlik hissi yaratabilir, ancak uzun vadede <strong data-start="5102" data-end="5125">verimliliği azaltır</strong>, <strong data-start="5127" data-end="5158">bilişsel yorgunluğu artırır</strong> ve <strong data-start="5162" data-end="5196">odaklanma kapasitesini düşürür</strong>.<br data-start="5197" data-end="5200" />Bu nedenle günlük yaşamda “aynı anda birçok şey yapmak” yerine, <strong data-start="5264" data-end="5301">görevleri sıralı şekilde yürütmek</strong> daha etkilidir.</p>
<h2 data-start="5326" data-end="5342"><strong data-start="5329" data-end="5342">Kaynaklar</strong></h2>
<ul data-start="5344" data-end="5855" data-is-last-node="" data-is-only-node="">
<li data-start="5344" data-end="5480">
<p data-start="5346" data-end="5480"><strong data-start="5346" data-end="5380">Buser, T., &amp; Peter, N. (2012).</strong> <em data-start="5381" data-end="5396">Multitasking.</em> Experimental Economics, 15(4), 641–655. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1007/s10683-012-9318-8" target="_new" rel="noopener" data-start="5437" data-end="5478">https://doi.org/10.1007/s10683-012-9318-8</a></p>
</li>
<li data-start="5481" data-end="5618">
<p data-start="5483" data-end="5618"><strong data-start="5483" data-end="5504">James, W. (1890).</strong> <em data-start="5505" data-end="5535">The Principles of Psychology</em> (Vol. 1, pp. 381–384). Henry Holt and Company. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1037/10538-000" target="_new" rel="noopener" data-start="5583" data-end="5616">https://doi.org/10.1037/10538-000</a></p>
</li>
<li data-start="5619" data-end="5855" data-is-last-node="">
<p data-start="5621" data-end="5855" data-is-last-node=""><strong data-start="5621" data-end="5662">Meyer, D. E., &amp; Kieras, D. E. (1997).</strong> <em data-start="5663" data-end="5777">A computational theory of executive cognitive processes and multiple-task performance: Part 1. Basic mechanisms.</em> Psychological Review, 104(1), 3–65. <a class="decorated-link" href="https://doi.org/10.1037/0033-295X.104.1.3" target="_new" rel="noopener" data-start="5814" data-end="5855" data-is-last-node="">https://doi.org/10.1037/0033-295X.104.1.3</a></p>
</li>
</ul>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/multitasking-insan-beyni-gercekten-ayni-anda-iki-is-yapabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
