<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Aslı Yüksel Sipahioğlu &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/asliyukselsipahioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 09:04:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Aslı Yüksel Sipahioğlu &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşıtlar Arasında Görünmeyen Çığlıklar: Akran Zorbalığı</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/yasitlar-arasinda-gorunmeyen-cigliklar-akran-zorbaligi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yasitlar-arasinda-gorunmeyen-cigliklar-akran-zorbaligi</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/yasitlar-arasinda-gorunmeyen-cigliklar-akran-zorbaligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Yüksel Sipahioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 22:35:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=28817</guid>

					<description><![CDATA[Bazen okuluna düzenli olarak devam eden bir çocuk aniden okula gitmeyi reddedebilir; ödevlerini düzenli takip eden bir öğrenci ise defterini çantasından dahi çıkarmayabilir. Duyarlı ebeveynler çocuklarında bir sorun olduğunu fark ederek iletişim kurmaya çalışsalar da çoğu zaman net bir yanıt alamayabilirler. Bu davranış değişikliğinin birçok nedeni olabilir; bunlardan biri de akran zorbalığıdır. Günümüzde özellikle okul [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Bazen okuluna düzenli olarak devam eden bir çocuk aniden okula gitmeyi reddedebilir; ödevlerini düzenli takip eden bir öğrenci ise defterini çantasından dahi çıkarmayabilir. Duyarlı ebeveynler çocuklarında bir sorun olduğunu fark ederek iletişim kurmaya çalışsalar da çoğu zaman net bir yanıt alamayabilirler.</p>
<p data-path-to-node="4">Bu davranış değişikliğinin birçok nedeni olabilir; bunlardan biri de akran zorbalığıdır. Günümüzde özellikle okul ortamında sıkça karşılaşılan bu durum, zamanında fark edilip uygun biçimde müdahale edilmediğinde ciddi psikolojik ve sosyal problemlere yol açabilmektedir. Akran zorbalığı yalnızca bireysel bir çatışma değil; <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="324">güç dengesizliğine</b> dayanan ve sistematik biçimde sürdürülür. Bu yönüyle sıradan bir anlaşmazlıktan ayrılır.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Akran Zorbalığının Temel Unsurları</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Akran zorbalığı genellikle üç temel unsur çerçevesinde tanımlanır: kasıtlılık, süreklilik ve güç dengesizliği. Zorbalık davranışını sergileyen kişi; fiziksel saldırı, tehdit, alay etme, dışlama ya da incitici söz ve tutumlar aracılığıyla karşısındakine bilinçli biçimde zarar vermeyi amaçlar. Bu davranışlar tek seferlik değildir; belirli aralıklarla tekrar eder ve mağdur üzerinde kalıcı bir baskı oluşturur. Güç dengesizliği ise fiziksel güç, sosyal statü, yaş farkı ya da grup desteği gibi unsurlardan kaynaklanabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Cinsiyete Göre Zorbalık Türleri</b></h2>
<p data-path-to-node="8">Araştırmalar, erkek çocukların daha çok fiziksel zorbalığa maruz kaldığını; kız çocukların ise psikolojik ya da ilişkisel zorbalıkla daha sık karşılaştığını göstermektedir. <b data-path-to-node="8" data-index-in-node="173">İlişkisel zorbalık</b>; dedikodu yayma, sosyal gruptan dışlama ya da arkadaşlık ilişkileri üzerinden baskı kurma gibi davranışları içermektedir (UNICEF Türkiye, 2024).</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Erken Uyarı İşaretleri ve Belirtiler</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda çeşitli erken uyarı işaretleri gözlemlenebilir. Bu çocuklar daha sessiz ve içe kapanık bir tutum sergileyebilir; mutsuzluk, huzursuzluk ve isteksizlik gibi duygusal belirtiler gösterebilirler. Akademik başarılarında belirgin bir düşüş yaşanabilir ve daha önce istekle katıldıkları okul ya da sosyal ortamlara gitmeyi reddedebilirler. Bunun yanı sıra uyku düzeninde bozulmalar, iştah kaybı, somatik şikâyetler (karın ağrısı, baş ağrısı gibi) ve sosyal çevrede ani değişimler dikkat edilmesi gereken önemli göstergelerdendir. Bu belirtiler tek başına zorbalığın kesin kanıtı olmasa da ani ve açıklanamayan davranış değişimleri dikkatle değerlendirilmelidir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Ebeveyn ve Öğretmen Yaklaşımı</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Ebeveynler ve öğretmenler bu tür belirtiler karşısında yargılayıcı olmayan ve güven temelli bir iletişim kurmalıdır. Çocuk dikkatle dinlenmeli; yaşadıklarını anlatırken sözünün kesilmemesine özen gösterilmelidir. “Sen arkadaşını kızdırmış olabilir misin?” ya da “Hata kesin sende.” gibi kesin yargı içeren ifadelerden kaçınılmalıdır. Bu tür yaklaşımlar çocuğun suçluluk ve utanç duygularını artırarak kendini daha fazla geri çekmesine neden olabilir. Bunun yerine empatik, açık uçlu ve destekleyici bir dil tercih edilmelidir.</p>
<p data-path-to-node="13">Öğretmenler sınıf içi gözlemlerini dikkatle sürdürmeli; güç dengesizliklerini ve tekrar eden olumsuz davranışları yakından takip etmelidir. Zorbalık şüphesi durumunda bireysel görüşmeler yapılmalı, rehberlik servisi ile iş birliği sağlanmalı ve gerekli durumlarda okul yönetimi bilgilendirilmelidir.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Müdahale ve Çözüm Süreci</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Müdahale sürecinde yalnızca mağdur çocuğun değil, zorbalık davranışını sergileyen çocuğun da gelişimsel ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Zorbalık davranışı çoğu zaman dikkat çekme ihtiyacı, güç arayışı, olumsuz rol modelleri, aile içi iletişim problemleri ya da duygusal düzenleme güçlükleri ile ilişkili olabilir. Çocuk, ev ortamında deneyimlediği güç ve kontrol dinamiklerini okul ortamına taşıyabilir. Bu nedenle zorbalık davranışı yalnızca okul sınırları içinde değerlendirilmemeli; aile, öğretmen ve uzmanlar arasında iş birliği sağlanmalıdır.</p>
<p data-path-to-node="16">Çözüm süreci cezalandırmaya değil, davranışın altında yatan etkenleri anlamaya ve her iki çocuğu da desteklemeye odaklanmalıdır. Etkili bir müdahale; aile, öğretmen ve okul rehberlik biriminin koordineli çalışmasını gerektirir. Böylece hem mağdur çocuğun güvenliği ve psikolojik iyilik hâli korunur hem de zorbalık davranışı gösteren çocuğun sağlıklı sosyal beceriler geliştirmesi desteklenir.</p>
<h2 data-path-to-node="17"><b data-path-to-node="17" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="18">Sonuç olarak akran zorbalığı, bireysel bir çatışmadan öte; gelişimsel, ailesel ve çevresel etkenlerle şekillenen çok boyutlu bir sorundur. Erken farkındalık, empatik yaklaşım ve kurumsal iş birliği bu sorunun çözümünde temel unsurlardır. Unutulmamalıdır ki her çocuk güvenli, saygılı ve kapsayıcı bir eğitim ortamında büyümeyi hak eder. Akran zorbalığını önlemek yalnızca bir disiplin meselesi değil, çocukların <b data-path-to-node="18" data-index-in-node="412">ruh sağlığını</b> korumaya yönelik ortak bir toplumsal sorumluluktur.</p>
<h2 data-path-to-node="19"><b data-path-to-node="19" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="20">Türki̇ye, U. (2024, Temmuz). Akran zorbalığı nedir ve nasıl engellenir?. Uni̇cef Türki̇ye. <a class="ng-star-inserted" href="https://www.unicef.org/turkiye/hikayeler/akran-zorbal%C4%B1%C4%9F%C4%B1-nedir-ve-nas%C4%B1l-engellenir" target="_blank" rel="noopener" data-hveid="0" data-ved="0CAAQ_4QMahgKEwjhge-FqLOTAxUAAAAAHQAAAAAQ1wY">https://www.unicef.org/turkiye/hikayeler/akran-zorbal%C4%B1%C4%9F%C4%B1-nedir-ve-nas%C4%B1l-engellenir</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/yasitlar-arasinda-gorunmeyen-cigliklar-akran-zorbaligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yer Kaplamamayı Öğrenen Çocuk</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/yer-kaplamamayi-ogrenen-cocuk/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yer-kaplamamayi-ogrenen-cocuk</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/yer-kaplamamayi-ogrenen-cocuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Yüksel Sipahioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 23:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=26248</guid>

					<description><![CDATA[Bazı çocuklar vardır; ağlamaz, bir şey istemez… Odası daima topludur, fazla oyuncak talep etmez, isteklerini ağlayarak kabul ettirmeye çalışmaz. Ebeveynlerine göre ‘yormayan’, ‘üzmeyen’, ‘sorunsuz’ çocuktur. Kimseye yük olmaz; sessizce odasına çekilir ve gününü tamamlar. Oysa asıl fırtınalar, kapı kapandıktan sonra kopmaya başlar. Bu çocuk, isteklerini ve ihtiyaçlarını gökyüzüne sessizce fısıldamayı öğrenir. Bu, onun kendini ifade [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="3">Bazı çocuklar vardır; ağlamaz, bir şey istemez… Odası daima topludur, fazla oyuncak talep etmez, isteklerini ağlayarak kabul ettirmeye çalışmaz. Ebeveynlerine göre ‘yormayan’, ‘üzmeyen’, ‘sorunsuz’ çocuktur. Kimseye yük olmaz; sessizce odasına çekilir ve gününü tamamlar. Oysa asıl fırtınalar, kapı kapandıktan sonra kopmaya başlar.</p>
<p data-path-to-node="4">Bu çocuk, isteklerini ve ihtiyaçlarını gökyüzüne sessizce fısıldamayı öğrenir. Bu, onun kendini ifade etme biçimidir. Görülmediği ve duyulmadığı bir aile ortamında büyüyen çocuk, kendisine başka yerlerde alan aramaya başlar. Evde yer kaplamamayı öğrenir; üstelik bunu ona öğretenler, çoğu zaman kendi ebeveynleridir.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Peki, Psikolojide ‘Yer Kaplamamak’ ne Anlama Gelir?</b></h2>
<ul data-path-to-node="6">
<li>
<p data-path-to-node="6,0,0">Çocuk, kendi ihtiyaçlarını geri plana atar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="6,1,0">Duygularını bastırır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="6,2,0">Etrafındakilere rahatsızlık vermemeye çalışır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="6,3,0">Başkalarına alan açarken kendi varlığını yok sayar.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="7">Çocukların sessizliği tercih etme nedenleri birçok faktöre bağlıdır. Özellikle anneden yeterli ilgi ve duygusal karşılık alamayan çocukların, zamanla içe çekilerek sessizliği bir baş etme yöntemi olarak benimsedikleri görülmektedir. Bu durum, <b data-path-to-node="7" data-index-in-node="243">kaygılı bağlanma</b> stilinin gelişiminde önemli bir rol oynar.</p>
<p data-path-to-node="8">Kaygılı bağlanmaya sahip bireyler, sevdiklerinin kendilerine yeterince ilgi göstermediğine ve yeterince sevilmediklerine dair yoğun düşünceler taşırlar. Çocuk, annesine karşı hissettiği duyguların ve sergilediği davranışların karşılık bulmasını bekler ancak bu beklenti karşılanmadığında ilerleyen dönemlerde yakın ilişkilerde terk edilme korkusu geliştirebilir. Bu durum, romantik ilişkilerde ayrılığa dair yoğun kaygı ve terk edilme hassasiyetiyle kendini gösterebilir (Demir, 2024).</p>
<p data-path-to-node="9">Bir diğer önemli neden ise çocuğun aile içinde kendini ifade edememesidir. Çocuk, fikirlerini dile getirmek istediğinde sürekli ‘hayır’ ile karşılaşıyorsa zamanla yer kaplamamayı seçer. Yani susmayı, görülmemeyi öğrenir. “Sen küçüksün, ne anlayacaksın?” gibi ifadeler yerine çocuğun düşüncelerini dinlemek ve fikirlerine değer verildiğini göstermek, çocuk için güvenli bir psikolojik alan oluşturur. Aksi hâlde bu tür iletişim örüntüleri, çocuğun diyaloglarda sesinin giderek kısılmasına ve konuşma isteğinin azalmasına yol açar.</p>
<p data-path-to-node="10">Çocuk, ifade girişimlerinin karşılık bulmadığını ya da reddedildiğini deneyimledikçe, sözel iletişimi riskli bir alan olarak algılamaya başlar. Zamanla düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve duygularını dile getirmekten kaçınır; bu durum öğrenilmiş çaresizlikle ilişkili bir geri çekilme örüntüsüne dönebilir.</p>
<p data-path-to-node="11">Bu örüntü yalnızca çocukluk döneminde değil; okul yaşamında, akademik ortamlarda, iş hayatında ve sosyal ilişkilerde de kendini gösterir. Birey, fikirlerini ifade etmekte zorlanabilir, sınır koymakta güçlük yaşayabilir ya da tamamen geri çekilebilir. Özellikle otorite figürleriyle kurulan ilişkilerde pasif bir tutum geliştirilmesi ve onay ihtiyacının ön plana çıkması sıkça gözlemlenir. Uzun vadede bu durum; düşük <b data-path-to-node="11" data-index-in-node="417">benlik algısı</b>, sosyal kaygı ve değersizlik duygularıyla ilişkilendirilmektedir.</p>
<p data-path-to-node="12">Ebeveynler ve hatta bazı öğretmenler tarafından bu çocuklar çoğu zaman “kolay” çocuklar olarak tanımlanır. Ancak bu algı, çocuğun içsel dünyasını yansıtmaktan uzaktır. Aksine, bu çocuklar psikolojik olarak “zor” çocuklardır. Zorluk, davranışsal görünümde değil; duygusal erişimde ortaya çıkar.</p>
<p data-path-to-node="13">Bu çocukların iç dünyalarına ulaşmak güçtür. Çünkü erken dönemde maruz kaldıkları tutumlar sonucunda, duygularını ve ihtiyaçlarını ifade ettiklerinde başkalarına rahatsızlık vereceklerine dair bir inanç geliştirirler. Bu inanç zamanla içselleştirilir ve çocuk, kendi varlığını sınırlaması gerektiğini düşünerek duygusal geri çekilme davranışları sergiler. Böylece sessizlik, çocuğun kendini koruma stratejisine dönüşür.</p>
<p data-path-to-node="14">Bu çocuklar susarlar; çünkü sessiz kalmanın kabul edilmenin ve sevilmenin bir koşulu olduğuna inanırlar. Zamanla duygularını ifade etmenin ilişkiyi riske atacağına dair bir beklenti geliştirirler. Bu nedenle ihtiyaçlarını bastırmayı, görünmez olmayı ve çevresindekileri rahatsız etmemeyi güvenli bir baş etme yolu olarak benimserler. Sessizlik, çocuk için bir tercih olmaktan çıkar; ilişkisel bağın korunması adına geliştirilen bir <b data-path-to-node="14" data-index-in-node="432">savunma mekanizması</b> haline dönüşür.</p>
<p data-path-to-node="15">Bu öğrenilmiş çaresizlik, zamanla çocuğun ev içindeki varlığını da görünmez kılar. Çocuk, evde ne kadar az yer kaplarsa o kadar az sorun çıkaracağına ve böylece ilişkilerin zarar görmeyeceğine inanır. İhtiyaçlarını dile getirmemek, duygularını bastırmak ve geri planda kalmak ev içinde kabul görmenin bir yolu hâline gelir. Böylece ev, çocuğun kendini ifade ettiği bir alan olmaktan çıkar; varlığını minimize etmeyi öğrendiği bir mekâna dönüşür.</p>
<h2 data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">Sonuç</b></h2>
<p data-path-to-node="17">Evde yer kaplamamayı öğrenen çocuklar, dışarıdan uyumlu ve sorunsuz görünseler de iç dünyalarında yoğun bir bastırma ve görünmez olma çabası taşırlar. Sessizlikleri bir kişilik özelliğinden ziyade, erken dönem ilişkilerde öğrenilmiş bir baş etme stratejisidir. Çocuk, sevgi ve kabulün koşullu olduğu bir ortamda büyüdüğünde, varlığını minimize ederek ilişkileri sürdürmeye çalışır. Bu durum, ilerleyen yaşam dönemlerinde kendini ifade etme güçlüğü, sınır koyamama, sosyal kaygı ve düşük benlik algısı gibi psikolojik sonuçlarla ilişkilendirilebilir.</p>
<h2 data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">Öneriler</b></h2>
<p data-path-to-node="19">Ebeveynlerin ve eğitimcilerin, çocuğun sessizliğini ‘uyum’ ya da ‘kolaylık’ göstergesi olarak değerlendirmek yerine, bu sessizliğin altında yatan duygusal ihtiyaçları fark etmeleri önemlidir. Çocuğun düşüncelerini ifade etmesine alan açmak, duygularını küçümsemeden dinlemek ve varlığını koşulsuz olarak kabul etmek güvenli bağlanmanın temelini oluşturur. Ev ortamında çocuğa söz hakkı tanınması, ihtiyaçlarının doğal olduğunun hissettirilmesi ve duygusal tepkilerinin karşılık bulması, çocuğun kendini değerli hissetmesine katkı sağlar. Gerekli durumlarda ailelerin psikolojik destek almaları, bu öğrenilmiş sessizlik örüntüsünün kuşaklar arası aktarımını önlemede önemli bir koruyucu faktör olacaktır.</p>
<h2 data-path-to-node="21"><b data-path-to-node="21" data-index-in-node="0">Kaynakça</b></h2>
<p data-path-to-node="22">Demi̇r, M. (2024). Kaygılı bağlanma nedir? Nasıl başa çıkılır?. Doktor Takvi̇mi̇.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/yer-kaplamamayi-ogrenen-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
