<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Aleyna BAŞKAYA &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/aleynabaskaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 07:42:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Aleyna BAŞKAYA &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sevdiğimiz İşten Neden Soğuyoruz?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/sevdigimiz-isten-neden-soguyoruz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sevdigimiz-isten-neden-soguyoruz</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/sevdigimiz-isten-neden-soguyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna BAŞKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 07:42:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Endüstri ve Örgüt Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[İş yabancılaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Örgütsel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Otonomi]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/sevdigimiz-isten-neden-soguyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Sevdiğin işi yaparsan hayatın boyunca bir gün bile çalışmış olmazsın&#8221; cümlesi, modern çalışma hayatının en büyük illüzyonlarından biri olmaya devam ediyor. Hepimiz bu vaadin peşinden koştuk; tutkumuz olan mesleği bulalım, sabahları keyifle uyanalım ve işimizi &#8220;iş&#8221; gibi görmeyelim istedik. Peki, neden bugün birçoğumuz o çok sevdiğimiz mesleği icra ederken bile kendimizi yaptığımız işten kopmuş, tükenmiş, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Sevdiğin işi yaparsan hayatın boyunca bir gün bile çalışmış olmazsın&#8221; cümlesi, modern çalışma hayatının en büyük illüzyonlarından biri olmaya devam ediyor. Hepimiz bu vaadin peşinden koştuk; tutkumuz olan mesleği bulalım, sabahları keyifle uyanalım ve işimizi &#8220;iş&#8221; gibi görmeyelim istedik. Peki, neden bugün birçoğumuz o çok sevdiğimiz mesleği icra ederken bile kendimizi yaptığımız işten kopmuş, tükenmiş, yetersiz ve ciddi anlamda uzaklaşmış hissediyoruz?</p>
<p>Sorun belki de mesleğimizde değil, yaptığımız o mesleği içine hapsettiğimiz kurumsal dünyada olabilir. Aslında hepimiz işe bir <strong>“psikolojik sözleşme”</strong> ile başlıyoruz. Kağıt üzerinde yazan maddelerin ötesinde, kendi kendimize bir söz veriyoruz: &#8220;Ben buraya zekamı, emeğimi ve heyecanımı koyacağım; karşılığında da değer göreceğim, yaratıcılığım önemsenecek ve bu işin bir anlamı olacak.&#8221; Ancak zaman geçtikçe o sözleşme görünmez bir şekilde bozulmaya başlıyor. Sabah işe büyük bir hevesle başlıyorsun ama gün içinde o hevesini sistematik olarak törpüleyen bir şeyler oluyor. Belki ucu bucağı belli olmayan, kimsenin bir karara varmadığı o toplantılar, belki seni sadece bir &#8220;çark&#8221; gibi gören hiyerarşik duvarlar, belki de her şeyi ama her şeyi raporlamanı bekleyen o boğucu bürokrasi&#8230;</p>
<p>İnsan, <strong>otonomisini</strong>, yani işinin sahibi olma hissini kaybettiği an o işten soğumaya başlıyor. Kendi uzmanlığınla çözüm üretmek varken, her küçük adımda birinden onay beklemek, fikrinin aslında pek de bir önemi olmadığını anlamak, tutkunu sadece bir &#8220;mesai doldurma&#8221; çabasına indirgiyor. Bir süre sonra işe, yapmak istediğin şeyleri gerçekleştireceğin bir alan olarak değil, sadece bitmesi gereken bir süre olarak bakmaya başlıyorsun. Bu durum, aslında bir mesleki vazgeçiş değil; aksine, o kurumsal yapının sunduğu adaletsizliklere, liyakatsizliğe ve o <strong>&#8220;anlamsızlık&#8221;</strong> hissine karşı geliştirilen bir tür savunma mekanizması.</p>
<p>İnsan, potansiyelini beslemeyen bir iklimde uzun süre kalamaz. Organizasyonel davranış kuramları bize şunu öğretir: Birey, emeğinin karşılığını sadece maaşla değil, kurumun kültürel ikliminden aldığı değerle ölçer. Kurumsal kültür bu temel ihtiyaçları sürekli görmezden gelip seni sadece bir &#8220;kaynak&#8221; olarak görürse, sen de bir noktada duygusal olarak geri çekiliyorsun. Zira insan, makine değildir; takdir edilmediği ve sürekli bir duvarla karşılaştığı yerde kendi ışığını söndürmek zorunda kalır. Sonuçta profesyonel bir insan, aslında işinden değil; işinin anlamını elinden alan o boğucu atmosferden istifa eder. Sevdiğimiz işten soğumamızın sebebi mesleğimiz değil, o mesleği yaşamamıza izin vermeyen sistemin ta kendisidir.</p>
<p>Artık &#8220;işi sevmek&#8221; kadar, o işi yaparken kendimiz olabileceğimiz sağlıklı iklimleri talep etmek de boynumuzun borcu. Tutku, ancak değer gördüğü yerde yeşerebilir; aksi takdirde en sevdiğimiz iş bile bizi bir gün gelip tüketen, sadece bir var olma savaşına dönüştüren ağır bir yüke dönüşecektir. Unutmayın, gerçek profesyonellik, mesleki aşkı kurumsal çıkmazlarla takas etmemektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/sevdigimiz-isten-neden-soguyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ben mi Deliriyorum Yoksa Bir Oyunun İçinde miyim?”</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/ben-mi-deliriyorum-yoksa-bir-oyunun-icinde-miyim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ben-mi-deliriyorum-yoksa-bir-oyunun-icinde-miyim</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/ben-mi-deliriyorum-yoksa-bir-oyunun-icinde-miyim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna BAŞKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 21:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=33236</guid>

					<description><![CDATA[Sabah uyandığında omuzlarında dünyanın yükü varsa, ayakların geri geri gidiyorsa ve ofise adım attığın an o tanıdık mide bulantısı başlıyorsa; mesele yalnızca yorgunluk olmayabilir. Örgütsel psikoloji açısından bakıldığında bu yaşadığının bir adı vardır: Kurumsal gaslighting. Bu kez bir psikolog diliyle değil, aynı masada ruhu daralan bir iş arkadaşın gibi konuşalım. Çünkü bazen profesyonel tanımlar, yaşanan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-69fe4263-dff4-83eb-95bf-3b1e13898a45-9" data-turn-id-container="request-69fe4263-dff4-83eb-95bf-3b1e13898a45-9" data-testid="conversation-turn-40" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="77ff8ae5-0a6b-435c-8548-3e53efe871eb" data-message-model-slug="gpt-5-5" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert wrap-break-word w-full dark markdown-new-styling">
<p data-start="121" data-end="302">Sabah uyandığında omuzlarında dünyanın yükü varsa, ayakların geri geri gidiyorsa ve ofise adım attığın an o tanıdık mide bulantısı başlıyorsa; mesele yalnızca yorgunluk olmayabilir.</p>
<p data-start="304" data-end="402">Örgütsel psikoloji açısından bakıldığında bu yaşadığının bir adı vardır: <strong data-start="377" data-end="402">Kurumsal gaslighting.</strong></p>
<p data-start="404" data-end="577">Bu kez bir psikolog diliyle değil, aynı masada ruhu daralan bir iş arkadaşın gibi konuşalım. Çünkü bazen profesyonel tanımlar, yaşanan o ağır duygusal yükü anlatmaya yetmez.</p>
<p data-start="579" data-end="668">Gaslighting en basit hâliyle, birinin kendi çıkarı için senin gerçekliğini çarpıtmasıdır.</p>
<p data-start="670" data-end="707">Yöneticin dün onay verdiği işi bugün:</p>
<p data-start="711" data-end="783"><strong>“Böyle bir şey konuşmadık.”</strong><br />
<strong>“Sen yanlış anlamışsın.”</strong><br />
<strong>“Abartıyorsun.”</strong></p>
<p data-start="785" data-end="874">diyerek reddettiğinde, masaya yalnızca bir proje değil; senin gerçeklik algın da sürülür.</p>
<p data-start="876" data-end="985">Bu sistematik manipülasyon zamanla kişiyi yalnızca işinden değil, kendisinden de şüphe eder hâle getirebilir.</p>
<h2 data-section-id="gfydrx" data-start="987" data-end="1023"><span role="text"><strong data-start="990" data-end="1023">“Ben mi Yanlış Hatırlıyorum?”</strong></span></h2>
<p data-start="1025" data-end="1075">Bir süre sonra zihnin şu sorularla dolmaya başlar:</p>
<ul data-start="1077" data-end="1181">
<li data-section-id="lb6be8" data-start="1077" data-end="1108">“Ben mi yanlış hatırlıyorum?”</li>
<li data-section-id="bg6wxh" data-start="1109" data-end="1140">“Acaba fazla mı büyütüyorum?”</li>
<li data-section-id="1qeeia8" data-start="1141" data-end="1160">“Yetersiz miyim?”</li>
<li data-section-id="1ogzmx9" data-start="1161" data-end="1181">“Ben mi delirdim?”</li>
</ul>
<p data-start="1183" data-end="1245">İşte tam bu noktada mesele artık tekil olaylar olmaktan çıkar.</p>
<p data-start="1247" data-end="1418">Başlangıçta küçük görünen çelişkiler zamanla bireyin gerçekliği değerlendirme sistemini zayıflatır. Kişi dışsal verilere değil, içsel kaygısına dayanarak düşünmeye başlar.</p>
<p data-start="1420" data-end="1533">Bu durum, örgütsel psikoloji açısından kronik belirsizlik ve psikolojik aşınma süreci olarak değerlendirilebilir.</p>
<h2 data-section-id="xtn8sb" data-start="1535" data-end="1577"><span role="text"><strong data-start="1538" data-end="1577">Bilişsel Çarpıtmalar ve İçsel Çöküş</strong></span></h2>
<p data-start="1579" data-end="1724"><strong data-start="1579" data-end="1615">Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)</strong> açısından bakıldığında kurumsal gaslighting, kişinin otomatik düşüncelerini ve temel inançlarını hedef alır.</p>
<p data-start="1726" data-end="1738">Başlangıçta:</p>
<ul data-start="1740" data-end="1810">
<li data-section-id="1x31ix3" data-start="1740" data-end="1763">“Ben yetkin biriyim.”</li>
<li data-section-id="azwdaj" data-start="1764" data-end="1787">“İşimde başarılıyım.”</li>
<li data-section-id="w6zn13" data-start="1788" data-end="1810">“Takdir ediliyorum.”</li>
</ul>
<p data-start="1812" data-end="1851">diyen iç ses, zamanla şuna dönüşebilir:</p>
<ul data-start="1853" data-end="1921">
<li data-section-id="1evv42d" data-start="1853" data-end="1872">“Ben yetersizim.”</li>
<li data-section-id="9gc4pp" data-start="1873" data-end="1889">“Başarısızım.”</li>
<li data-section-id="1d74zw5" data-start="1890" data-end="1905">“Kusurluyum.”</li>
<li data-section-id="8i7esq" data-start="1906" data-end="1921">“Değersizim.”</li>
</ul>
<p data-start="1923" data-end="1947">Bu dönüşüm ani değildir.</p>
<p data-start="1949" data-end="2003">Bu, yavaş ilerleyen bir <strong data-start="1973" data-end="2003">bilişsel aşınma sürecidir.</strong></p>
<p data-start="2005" data-end="2099">Bir yöneticinin küçümseyen bakışı, bir toplantıdaki sessizlik ya da belirsiz geri bildirimler;</p>
<ul data-start="2101" data-end="2171">
<li data-section-id="1fiavq9" data-start="2101" data-end="2119">felaketleştirme,</li>
<li data-section-id="1ufq0bf" data-start="2120" data-end="2138">kişiselleştirme,</li>
<li data-section-id="25lgg9" data-start="2139" data-end="2152">zihin okuma</li>
<li data-section-id="10cw8b5" data-start="2153" data-end="2171">ve seçici dikkat</li>
</ul>
<p data-start="2173" data-end="2215">gibi bilişsel çarpıtmaları tetikleyebilir.</p>
<p data-start="2217" data-end="2276">Bir noktadan sonra kişi yalnızca hatalarını görmeye başlar.</p>
<p data-start="2278" data-end="2356">Her başarısızlığı kendi omzuna yükler.<br />
Her sorunu kendi karakter kusuru sanır.</p>
<p data-start="2358" data-end="2402">Ve o içsel çöküş hissi tam da burada başlar.</p>
<h2 data-section-id="10x1ye2" data-start="2404" data-end="2458"><span role="text"><strong data-start="2407" data-end="2458">Örgütsel Sistemler Gerçekliği Nasıl Çarpıtıyor?</strong></span></h2>
<p data-start="2460" data-end="2514">Bu durum yalnızca bireysel bir algı problemi değildir.</p>
<p data-start="2516" data-end="2557">Örgütsel davranış açısından bakıldığında;</p>
<ul data-start="2559" data-end="2704">
<li data-section-id="iflie1" data-start="2559" data-end="2591">güç mesafesinin yüksek olduğu,</li>
<li data-section-id="nid0ni" data-start="2592" data-end="2626">iletişimin tek yönlü ilerlediği,</li>
<li data-section-id="95ihsr" data-start="2627" data-end="2664">geri bildirimlerin tutarsız olduğu,</li>
<li data-section-id="1rtwhxi" data-start="2665" data-end="2704">performans kriterlerinin net olmadığı</li>
</ul>
<p data-start="2706" data-end="2757">yapılarda bu dinamikler çok daha sık görülmektedir.</p>
<p data-start="2759" data-end="2820">Çünkü belirsiz sistemlerde gerçeklik sürekli yeniden yazılır.</p>
<p data-start="2822" data-end="2901">Dün doğru olan bugün yanlış olabilir.<br />
Bugün istenen şey yarın inkâr edilebilir.</p>
<p data-start="2903" data-end="2976">Bu durum zamanla bireyin kendi iç referanslarını kaybetmesine neden olur.</p>
<h2 data-section-id="zln6ze" data-start="2978" data-end="3027"><span role="text"><strong data-start="2981" data-end="3027">Sosyal Öğrenme ve Normalleşen Manipülasyon</strong></span></h2>
<p data-start="3029" data-end="3142"><strong data-start="3029" data-end="3054">Sosyal öğrenme kuramı</strong> açısından bakıldığında birey, bulunduğu örgütün normlarını gözlemleyerek içselleştirir.</p>
<p data-start="3144" data-end="3161">Eğer bir kurumda;</p>
<ul data-start="3163" data-end="3239">
<li data-section-id="12sjd2w" data-start="3163" data-end="3171">inkâr,</li>
<li data-section-id="14ew43t" data-start="3172" data-end="3183">çarpıtma,</li>
<li data-section-id="1krd2mb" data-start="3184" data-end="3206">sorumluluktan kaçma,</li>
<li data-section-id="556dnt" data-start="3207" data-end="3221">suç aktarımı</li>
<li data-section-id="114w3h6" data-start="3222" data-end="3239">ve manipülasyon</li>
</ul>
<p data-start="3241" data-end="3333">normalleşmişse, birey zamanla bunu sistemin doğal işleyişi olarak kabul etmeye başlayabilir. Böylece kişi yalnızca mağdur olmaz; aynı zamanda bu yapının içinde anlam arayan bir özneye dönüşür.</p>
<h2 data-section-id="167g1e8" data-start="3436" data-end="3474"><span role="text"><strong data-start="3439" data-end="3474">Peki Bu Döngüden Nasıl Çıkılır?</strong></span></h2>
<h3 data-section-id="1k81tzu" data-start="3476" data-end="3520"><span role="text"><strong data-start="3480" data-end="3520">Gerçeklik Referansını Yeniden Kurmak</strong></span></h3>
<p data-start="3522" data-end="3629">Bilişsel Davranışçı Terapi’nin temel tekniklerinden biri olan <strong data-start="3584" data-end="3602">kanıt inceleme</strong>, burada oldukça önemlidir.</p>
<p data-start="3631" data-end="3637">Zihin:</p>
<p data-start="3641" data-end="3658"><strong>“Ben yetersizim.”</strong></p>
<p data-start="3660" data-end="3712">dediğinde, bunun karşısına somut veriler konmalıdır:</p>
<ul data-start="3714" data-end="3820">
<li data-section-id="11at447" data-start="3714" data-end="3735">yazılı iletişimler,</li>
<li data-section-id="1vbvmtm" data-start="3736" data-end="3749">e-postalar,</li>
<li data-section-id="1yul8wi" data-start="3750" data-end="3769">toplantı notları,</li>
<li data-section-id="1i85vmn" data-start="3770" data-end="3793">performans çıktıları,</li>
<li data-section-id="1ru96hn" data-start="3794" data-end="3820">geri bildirim kayıtları.</li>
</ul>
<p data-start="3822" data-end="3889">Manipülasyon belirsizlikten beslenir.<br />
Netlik ise bu alanı daraltır.</p>
<h3 data-section-id="oaw510" data-start="3891" data-end="3935"><span role="text"><strong data-start="3895" data-end="3935">Duygusal Akıl Yürütmeye Dikkat Etmek</strong></span></h3>
<p data-start="3937" data-end="4038">Kurumsal gaslighting yaşayan bireylerin en sık düştüğü tuzaklardan biri <strong data-start="4009" data-end="4034">duygusal akıl yürütme</strong>dir.</p>
<p data-start="4042" data-end="4101"><strong>“Kendimi kötü hissediyorum, demek ki gerçekten yetersizim.”</strong></p>
<p data-start="4103" data-end="4163">Oysa kötü hissetmek, gerçekten kötü olduğun anlamına gelmez.</p>
<p data-start="4165" data-end="4249">Duygular çoğu zaman olayların kendisini değil, olaylara yüklenen anlamları yansıtır.</p>
<h2 data-section-id="1ckhv5l" data-start="4251" data-end="4302"><span role="text"><strong data-start="4254" data-end="4302">İşten Çıkınca da Bitmeyen Zihinsel Yorgunluk</strong></span></h2>
<p data-start="4304" data-end="4352">Günün sonunda mesai biter ve o kapıdan çıkarsın. Ama zihindeki bulanıklık çoğu zaman seninle kalır. Örgütsel psikoloji açısından bu durum, iş-yaşam sınırlarının zihinsel düzeyde ihlal edilmesiyle açıklanır. Kişi fiziksel olarak iş yerinden ayrılmış olsa bile zihinsel olarak hâlâ aynı sistemin içindedir.</p>
<p data-start="4613" data-end="4679">Zihin kapanmamış dosyalar gibi sürekli aynı sahneleri tekrar eder:</p>
<ul data-start="4681" data-end="4753">
<li data-section-id="b6v2b5" data-start="4681" data-end="4705">“Orada ne demeliydim?”</li>
<li data-section-id="3yvu78" data-start="4706" data-end="4727">“Neden böyle oldu?”</li>
<li data-section-id="hr8ob3" data-start="4728" data-end="4753">“Ben mi yanlış yaptım?”</li>
</ul>
<p data-start="4755" data-end="4811">Bu durum zamanla <strong data-start="4772" data-end="4803">ruminatif düşünme döngüsünü</strong> besler.</p>
<h2 data-section-id="1sesniy" data-start="4813" data-end="4857"><span role="text"><strong data-start="4816" data-end="4857">İş-Aile Çatışması ve Duygusal Taşınma</strong></span></h2>
<p data-start="4859" data-end="4911">Bir noktadan sonra süreç yalnızca iş yerinde kalmaz. Kişi fiziksel olarak evine dönse bile, zihinsel olarak işten çıkamamıştır. Ev artık dinlenme alanı değil; işte yaşanan gerilimlerin taşındığı ikinci bir sahneye dönüşür.</p>
<p data-start="5085" data-end="5094">Bu durum:</p>
<ul data-start="5096" data-end="5181">
<li data-section-id="1041j2o" data-start="5096" data-end="5117">dikkat dağınıklığı,</li>
<li data-section-id="1adbj7h" data-start="5118" data-end="5142">duygusal geri çekilme,</li>
<li data-section-id="1pm4sna" data-start="5143" data-end="5160">tahammülsüzlük,</li>
<li data-section-id="919nwb" data-start="5161" data-end="5181">ilişkisel kopukluk</li>
</ul>
<p data-start="5183" data-end="5195">yaratabilir.</p>
<p data-start="5197" data-end="5313">İnsan bir yandan evde var olmaya çalışırken, diğer yandan zihninde hâlâ iş yerindeki çatışmaları çözmeye devam eder.</p>
<h2 data-section-id="1312u4i" data-start="5315" data-end="5376"><span role="text"><strong data-start="5318" data-end="5376">Psikanalitik Perspektif: Yansıtma ve Duygusal Transfer</strong></span></h2>
<p data-start="5378" data-end="5470">Psikanalitik açıdan bakıldığında ise bu süreçte çeşitli savunma mekanizmaları devreye girer. Özellikle <strong data-start="5482" data-end="5506">yansıtma mekanizması</strong> burada oldukça sık görülür. Kişi iş yerinde yaşadığı öfke, değersizlik veya kontrol kaybını doğrudan yöneticisine ifade edemediğinde; bu duygular başka ilişkilere taşınabilir. Evde yaşanan küçük bir olay bile aslında iş yerinde biriken duygunun boşalım alanına dönüşebilir. Böylece örgütsel stres yalnızca işte kalmaz; aile ilişkilerine, sosyal yaşama ve kişinin kendilik algısına da yayılır.</p>
<h2 data-section-id="1is29xh" data-start="5904" data-end="5916"><span role="text"><strong data-start="5907" data-end="5916">Sonuç</strong></span></h2>
<p data-start="5918" data-end="5981">Kurumsal gaslighting yalnızca kötü bir yönetim biçimi değildir.</p>
<p data-start="5983" data-end="6001">Bu süreç, bireyin:</p>
<ul data-start="6003" data-end="6098">
<li data-section-id="1qcp585" data-start="6003" data-end="6024">gerçeklik algısını,</li>
<li data-section-id="1iy9b50" data-start="6025" data-end="6043">benlik değerini,</li>
<li data-section-id="begvo5" data-start="6044" data-end="6072">psikolojik dayanıklılığını</li>
<li data-section-id="114t7zh" data-start="6073" data-end="6098">ve duygusal güvenliğini</li>
</ul>
<p data-start="6100" data-end="6157">sessizce aşındıran sistematik bir manipülasyon biçimidir.</p>
<p data-start="6159" data-end="6188">Ve en tehlikeli tarafı şudur:</p>
<p data-start="6190" data-end="6247">İnsan çoğu zaman bunun içinde olduğunu çok geç fark eder. Çünkü bazı sistemler insanı doğrudan kırmaz. Önce kendisinden şüphe ettirir.</p>
<p data-start="6327" data-end="6437" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Ve bazen en büyük yorgunluk, yapılan işten değil; sürekli kendi gerçekliğini savunmak zorunda kalmaktan gelir.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/ben-mi-deliriyorum-yoksa-bir-oyunun-icinde-miyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fabrika Işıklarından Zihin Haritalarına: Hawthorne Etkisi: Bdt ve Şemalarla İş Yaşamında İnsanı Yeniden Keşfetmek</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/fabrika-isiklarindan-zihin-haritalarina-hawthorne-etkisi-bdt-ve-semalarla-is-yasaminda-insani-yeniden-kesfetmek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fabrika-isiklarindan-zihin-haritalarina-hawthorne-etkisi-bdt-ve-semalarla-is-yasaminda-insani-yeniden-kesfetmek</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/fabrika-isiklarindan-zihin-haritalarina-hawthorne-etkisi-bdt-ve-semalarla-is-yasaminda-insani-yeniden-kesfetmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna BAŞKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 01:10:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=27655</guid>

					<description><![CDATA[Karanlıktan Aydınlığa: Hawthorne Deneyleri ve İnsan Ruhunun Keşfi Bundan tam bir asır önce, 1924 yılında Chicago’daki Western Electric şirketinin Hawthorne fabrikasında başlayan deneyler, yönetim biliminde bir devrimin fitilini ateşledi. Elton Mayo ve ekibi, ışık şiddeti ile verimlilik arasındaki ilişkiyi ölçmek isterken, beklenmedik bir değişkenle karşılaştılar: “İnsan ruhu”. Araştırmacılar ışığı azaltsa da artırsa da verimlilik yükseliyordu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-path-to-node="1"><b data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">Karanlıktan Aydınlığa: Hawthorne Deneyleri ve İnsan Ruhunun Keşfi</b></h2>
<p data-path-to-node="2">Bundan tam bir asır önce, 1924 yılında Chicago’daki Western Electric şirketinin Hawthorne fabrikasında başlayan deneyler, yönetim biliminde bir devrimin fitilini ateşledi. Elton Mayo ve ekibi, ışık şiddeti ile verimlilik arasındaki ilişkiyi ölçmek isterken, beklenmedik bir değişkenle karşılaştılar: “İnsan ruhu”. Araştırmacılar ışığı azaltsa da artırsa da verimlilik yükseliyordu çünkü işçiler ilk kez &#8220;izlendiklerini&#8221;, &#8220;önemsendiklerini&#8221; ve &#8220;deneyin bir parçası olduklarını&#8221; hissetmişlerdi. Bu durum literatüre Hawthorne Etkisi olarak geçti ve organizasyonların sadece mekanik bir yapı değil, sosyal bir sistem olduğu gerçeğini gün yüzüne çıkardı.</p>
<p data-path-to-node="3">Bugün ise 21. yüzyılın karmaşık iş ekosisteminde, Hawthorne fabrikasında yakılan o meşhur ışıklar, sadece üretim bandını değil, iş yerindeki &#8220;insan ruhunu&#8221; da aydınlattı. Mayo ve ekibinin keşfettiği şey basitti ama devrim niteliğindeydi: işçi, rasyonel bir ekonomik aktör olmaktan öte, duygusal ve sosyal bir varlıktır.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Bdt Perspektifinden: Örgütsel Psikolojide İnanç Sistemi</b></h2>
<p data-path-to-node="5">Bu gelişim yolculuğunda bireyin karşısına dikilen engeller genellikle dışsal koşullardan ziyade, zihnin olayları işleme biçiminden kaynaklanır. <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="144">Bilişsel Davranışçı Terapi</b> (BDT) perspektifinden bakıldığında, bir çalışanın iş yerindeki motivasyonunu ve performansını belirleyen temel unsur, olayların kendisi değil, bireyin “inanç sistemidir”. İş yerinde karşılaşılan zorlu bir görev, iki farklı çalışanda bambaşka yankılar bulur; &#8220;Ben yeterliyim&#8221; inancına sahip bir çalışan için bu görev, kapasitesini genişleteceği bir meydan okumayken; &#8220;Ben yetersizim&#8221; inancına sahip bir çalışan için ise aynı görev, maskesinin düşeceği ve başarısızlığının tescilleneceği bir tehdittir. Bu noktada örgütsel katkı ve çalışan refahı için, bireyin bu bilişsel çarpıtmalarını nasıl yönettiği önemli bir konudur. Çünkü çalışanın negatif inançları kendilik algısını etkileyeceği için motivasyon ve performans düşüşüne ve örgütsel başarısızlığa sebep olur.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Görünmez Mimarlar: İş Dünyasında Şemalar</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Zihnin daha derin katmanlarına indiğimizde ise Şema Terapi’nin kavramları, iş yerindeki davranış örüntülerinin kökenine ışık tutar. Çocukluk döneminde temel ihtiyaçların karşılanma biçimiyle şekillenen &#8220;şemalar&#8221;, profesyonel hayatın görünmez mimarlarıdır. Özellikle &#8220;<b data-path-to-node="7" data-index-in-node="267">Kusurluluk/Yetersizlik</b>&#8221; şemasına sahip bireyler için iş dünyası, sürekli tetikte olunması gereken bir sınav alanıdır. Bu şema, kişi ne kadar yüksek mevkide olursa olsun veya ne kadar büyük başarılar elde ederse etsin, içsel bir &#8220;yetersizlik&#8221; hissi yaratır.</p>
<p data-path-to-node="8">Birey, kendini gerçekleştirme basamağına ulaşmaya çalışırken aslında bilinçdışında bu köklü yetersizlik şemasıyla savaşmaktadır. İş yerinde alınan her olumlu geribildirim bu şema tarafından &#8220;tesadüf&#8221; olarak elenirken, her eleştiri şemayı besleyen bir kanıt olarak kabul edilir. Bu durum, bireyin mesleki doyumuna engel olan en büyük bariyerdir. Örgütsel yapılar içinde bireyin yetkinlik ve özerklik alanlarının desteklenmesi, aslında bu şemaların işlevselliğini azaltan iyileştirici bir deneyim sunar. Yeterlilik hissi, dışarıdan verilen bir ödül değil, bireyin kendi şemalarını esnetebildiği ve işi aracılığıyla &#8220;yeterliyim&#8221; inancını yeniden inşa edebildiği içsel bir süreçtir. Bir çalışana özerklik verildiğinde ve başarısı takdir edildiğinde, bireyin &#8220;Ben becerikliyim&#8221; inancı beslenir. Ancak aşırı eleştirel bir yönetim tarzı, kişinin &#8220;Başarısızlık&#8221; şemasını tetikleyerek performans kaygısına ve &#8220;Sessiz İstifa&#8221; sürecine yol açar.</p>
<h2 data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Onay Arayıcılık Şeması</b></h2>
<p data-path-to-node="10">Bazı çalışanlar için Hawthorne etkisi bir bağımlılığa dönüşebilir. Sadece dışsal takdirle (prim, övgü) var olabilen bu bireyler, geri bildirim alamadıklarında kendilerini hızla &#8220;yetersiz&#8221; hissedebilirler.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Kusurluluk Şeması</b></h2>
<p data-path-to-node="12">İş yerindeki yapıcı bir eleştiriyi bile kişisel bir saldırı olarak algılayan çalışanlarda genellikle bu şema hakimdir. Organizasyonel iklim, eğer &#8220;hata yapmanın öğrenme süreci&#8221; olduğunu vurgulamazsa, bu bireyler defansif bir örgütsel davranış sergileyerek gelişime kapalı kalırlar.</p>
<h2 data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Görünmezlikten Tam Varoluşa: Örgütsel Psikolojinin Nihai Rotası</b></h2>
<p data-path-to-node="14">Örgütsel psikolojinin geçirdiği evrim, aslında insanın iş yerindeki &#8220;görünmezlikten&#8221; &#8220;tam varoluşa&#8221; uzanan hikayesidir. Hawthorne araştırmalarıyla başlayan o ilk kıvılcım sadece fiziksel koşulların değil, &#8220;fark edilmenin&#8221; ve &#8220;sosyal bir gruba ait olmanın&#8221; verimlilikteki asıl önemini kanıtlamıştı. Bugün ise bu anlayışa, Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi gözüyle baktığımızda, geleceğin iş dünyasında başarı, sadece kâr marjlarıyla değil, çalışanın zihnindeki yıkıcı otomatik düşünceleri ne kadar esnetebildiği ve yetersizlik şemalarını ne kadar &#8220;yeterlilik ve doyum&#8221; hissine dönüştürebildiğiyle ölçülecektir.</p>
<p data-path-to-node="15">Örgütsel psikolojinin geleceği, bireyi sadece bir görev icracısı olarak değil, anlam arayan, bilişsel süreçlerini yöneten ve kendini gerçekleştirme amacı olan bütünsel bir varlık olarak kabul etmekten geçiyor. Organizasyonlar artık sadece maaş ödeyen yapılar değil, çalışanların kendilik algılarıyla yüzleştiği, onları dönüştürdüğü ve potansiyelini bir amaç uğruna kullandığı &#8220;<b data-path-to-node="15" data-index-in-node="377">iyileştirici ve geliştirici alanlar</b>&#8221; olmak zorundadır. Nihayetinde, Hawthorne’un o loş ışıklı fabrikasından bugünün iş dünyasına uzanan bu yolculukta değişmeyen tek bir gerçek vardır: “İnsan, sadece görüldüğü, değer bulduğu ve kendi içsel yeterliliğine dokunabildiği bir iklimde en yüksek potansiyeline ulaşır”.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/fabrika-isiklarindan-zihin-haritalarina-hawthorne-etkisi-bdt-ve-semalarla-is-yasaminda-insani-yeniden-kesfetmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maslow’un Piramidinde Kendini Gerçekleştirmek: Narsistik Liderlik, Depresyon ve Mobbing Üzerine</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/maslowun-piramidinde-kendini-gerceklestirmek-narsistik-liderlik-depresyon-ve-mobbing-uzerine/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=maslowun-piramidinde-kendini-gerceklestirmek-narsistik-liderlik-depresyon-ve-mobbing-uzerine</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/maslowun-piramidinde-kendini-gerceklestirmek-narsistik-liderlik-depresyon-ve-mobbing-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna BAŞKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 23:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Ruh Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=24692</guid>

					<description><![CDATA[İhtiyaçlar piramidi, iş yaşamında motivasyonu anlamak için işlevsel bir bakış açısı sunuyor. Bu yaklaşım, çalışanın işteki tutumunu yalnızca performans hedefleri ya da maddi kazanımlarla açıklamak yerine, güvenlikten aidiyete ve saygıya uzanan psikolojik ihtiyaçlar üzerinden düşünmemizi sağlıyor. Özellikle kendini gerçekleştirme basamağı, iş ortamında en çok idealize edilen ama aynı zamanda en kolay zedelenen alanlardan biri olarak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">İhtiyaçlar piramidi, iş yaşamında motivasyonu anlamak için işlevsel bir bakış açısı sunuyor. Bu yaklaşım, çalışanın işteki tutumunu yalnızca performans hedefleri ya da maddi kazanımlarla açıklamak yerine, güvenlikten aidiyete ve saygıya uzanan psikolojik ihtiyaçlar üzerinden düşünmemizi sağlıyor. Özellikle kendini gerçekleştirme basamağı, iş ortamında en çok idealize edilen ama aynı zamanda en kolay zedelenen alanlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<h2 data-path-to-node="2"><b data-path-to-node="2" data-index-in-node="0">Maslow’un İhtiyaçlar Piramidi ve iş Yaşamında Motivasyon</b></h2>
<p data-path-to-node="3">Maslow’un ihtiyaçlar piramidi, iş dünyasında motivasyonel süreçleri anlamak açısından hâllâ güçlü ve açıklayıcı bir çerçeve sunmaktadır. Bu kuram, çalışanın iş yaşamındaki motivasyonunu yalnızca maddi kazanımlar ya da performans hedefleriyle sınırlamaz. Güvenlikten aidiyete, saygıdan kendini gerçekleştirmeye uzanan çok katmanlı bir psikolojik sürece işaret eder. Özellikle piramidin en üst basamağı olan kendini gerçekleştirme, iş yaşamında çoğu zaman idealize edilen ancak pratikte en kırılgan ihtiyaç alanlarından biridir. Maslow’un yaklaşımı bir motivasyon teorisidir ve iş yaşamında bu ihtiyaçların karşılanma düzeyi, doğrudan çalışanın verimliliği ve psikolojik iyi oluşu ile ilişkilidir.</p>
<h2 data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Güvenlik İhtiyacı: iş Güvencesi ve Psikolojik Emniyet</b></h2>
<p data-path-to-node="5">En temel düzeyde, çalışanın kendini güvende hissetmesi uzun vadeli motivasyonun yapı taşlarından biridir. İş güvencesinin olmadığı, belirsizliğin ve keyfi uygulamaların hâkim olduğu ortamlarda çalışan enerjisini üretkenliğe değil, kendini korumaya yöneltir. Buna karşılık güven duygusunun tesis edildiği iş ortamlarında birey, korku yerine sorumluluk alır, bu da sürdürülebilir bir verimlilik iklimi yaratır.</p>
<h2 data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Aidiyet İhtiyacı: iş Yerinde Sosyal Bağlar</b></h2>
<p data-path-to-node="7">Güven ihtiyacının ardından aidiyet ihtiyacı gelir. İş ortamında ekip çalışması, iş arkadaşlarıyla kurulan olumlu ilişkiler, destekleyici iletişim ve sosyal etkileşimler, çalışanın kuruma bağlanmasını sağlar. Aidiyet duygusu güçlendikçe çalışan yalnızca bireysel performansına değil, kolektif başarıya da yatırım yapar. Ancak aidiyetin yalnızca söylemlerle değil, gerçek ilişki biçimleriyle kurulduğunu unutmamak gerekir.</p>
<h2 data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Saygı ve Değer Görme İhtiyacı</b></h2>
<p data-path-to-node="9">Bir diğer önemli basamak saygı ve değer görme ihtiyacıdır. Her çalışan yaptığı işin fark edilmesini, görülmesini ve adil biçimde değerlendirilmesini ister. Geri bildirim almak, başarının takdir edilmesi ve emeğin görünür kılınması motivasyonu besleyen güçlü unsurlardır. Saygı görmeyen çalışan, zamanla kendi yetkinliğini sorgulamaya başlar ve bu durum performanstan çok psikolojik yük üretir.</p>
<h2 data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı ve Liderlik Tarzı</b></h2>
<p data-path-to-node="11">Maslow’un piramidinin en üst basamağında yer alan kendini gerçekleştirme, bireyin tüm potansiyelini kullanabilmesi, yaratıcılığını ortaya koyabilmesi ve kişisel gelişimini sürdürebilmesi anlamına gelir. Ancak iş yaşamında bu basamak, yöneticilik tarzından bağımsız değildir. Özellikle narsistik liderlik örüntülerinin hâkim olduğu ortamlarda, kendini gerçekleştirme alanı çoğu çalışan için sistematik biçimde daralır.</p>
<p data-path-to-node="12">Narsistik yöneticileri birleştiren temel unsur, liderliklerinin empatik bir kaygıdan ziyade kendi güç, hayranlık ve üstünlük ihtiyaçları tarafından yönlendirilmesidir. Bu liderler için yönetim, çalışanların gelişimini destekleyen bir süreç olmaktan çok, kendi aşırı yüceltilmiş benliklerini besleyen bir araç işlevi görür. Freud’un ve Horney’nin de vurguladığı gibi, dışarıdan güçlü ve özgüvenli görünen narsistik yapı, çoğu zaman derin bir benlik kırılganlığının savunmasıdır.</p>
<p data-path-to-node="13">Kernberg’in tanımladığı narsistik kişilik örüntüsünde empati yoksunluğu, aşırı takdir ihtiyacı, başkalarını idealleştirme ve değersizleştirme arasında gidip gelen ilişkiler dikkat çeker. Bu özellikler, iş ortamında çalışan için güvenli bir gelişim alanı açmak yerine, sürekli bir onay ve görünürlük mücadelesi yaratır. Çalışanın başarısı, yöneticinin benliğini tehdit ettiği noktada değersizleştirilebilir hata ise cezalandırılabilir.</p>
<h2 data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Kendini Gerçekleştirmenin Engellenmesi: Depresyon ve Mobbing</b></h2>
<p data-path-to-node="15">Bu dinamik uzun vadede çalışanda yoğun stres, tükenmişlik ve depresif belirtilere yol açabilir. Narsistik liderin empati yoksunluğu, çalışanın duygusal ihtiyaçlarını görünmez kılar. Sürekli eleştirilme, küçümsenme ya da görmezden gelinme, çalışanın özsaygısını zedeler ve psikolojik iyi oluşunu bozar. Böylece iş ortamı, kendini gerçekleştirmeye hizmet eden bir alan olmaktan çıkar bireyin benliğini savunmak zorunda kaldığı bir mücadele sahasına dönüşür.</p>
<p data-path-to-node="16">Bu süreç çoğu zaman mobbing davranışlarıyla iç içe geçer. <b data-path-to-node="16" data-index-in-node="58">Mobbing</b>, iş yerinde gücün sistematik biçimde kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkan psikolojik şiddet biçimidir. Dışlama, iletişimi kesme, aşağılayıcı söylemler, görevlerin kasıtlı biçimde zorlaştırılması ya da değersizleştirme gibi davranışlar, narsistik liderlik altında daha görünür hale gelir. Bu tür uygulamalar yalnızca çalışanın iş performansını değil, ruhsal bütünlüğünü de tehdit eder.</p>
<p data-path-to-node="17">Sonuç olarak Maslow’un ihtiyaçlar piramidi, iş yaşamında yalnızca motivasyonu değil, psikolojik riskleri de anlamak için de önemli bir çerçeve sunmaktadır. Kendini gerçekleştirme basamağı, destekleyici ve etik liderlik altında bir gelişim alanıyken narsistik liderlik koşullarında <b data-path-to-node="17" data-index-in-node="281">depresyon</b> ve mobbing için elverişli bir zemine dönüşebilmektedir. Bu nedenle iş yerlerinde <b data-path-to-node="17" data-index-in-node="372">verimlilik</b> kadar ruh sağlığını da merkeze alan yönetim anlayışları, bir tercih değil, yapısal bir gereklilik olarak ele alınmalıdır.</p>
<h2 data-path-to-node="18"><strong>Kaynakça</strong></h2>
<p data-path-to-node="18">Rosenthal, S. A., &amp; Pittinsky, T. L. (2006). Narcissistic leadership. The leadership quarterly, 17(6), 617-633.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/maslowun-piramidinde-kendini-gerceklestirmek-narsistik-liderlik-depresyon-ve-mobbing-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
