<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Aleyna Atmaca &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<atom:link href="https://psychologytimes.com.tr/yazar/aleynaatmaca/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<description>Psychology Times Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir psikoloji platformudur.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 May 2026 14:38:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://psychologytimes.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/favicon-psychology-150x150.webp</url>
	<title>Aleyna Atmaca &#8211; Psychology Times Türkiye</title>
	<link>https://psychologytimes.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Modern İlişkilerin Bilinmeyen Terimleri: Breadcrumbing, Haunting ve Roaching</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/modern-iliskilerin-bilinmeyen-terimleri-breadcrumbing-haunting-ve-roaching/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=modern-iliskilerin-bilinmeyen-terimleri-breadcrumbing-haunting-ve-roaching</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/modern-iliskilerin-bilinmeyen-terimleri-breadcrumbing-haunting-ve-roaching/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna Atmaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 21:53:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk ve İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlişki Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[modern ilişkiler ve terimleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=35637</guid>

					<description><![CDATA[Love bombing, ghosting… Sanırım artık hepimiz bu terimleri ezberledik. Modern ilişkiler kendi sözlüğünü oluşturdu ve yaşadığımız birçok duygusal karmaşanın bile yeni isimleri var. Bazen insanlar, yaşadıkları şeyin toksik olduğunu bile sosyal medyada karşılarına çıkan bir videodan sonra fark ediyor. Açıkçası, bazen ben de kendi kendime “Keşke bunları psikoloji derslerinde de konuşsaydık” diye düşünüyorum. Çünkü günümüzde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Love bombing, ghosting… Sanırım artık hepimiz bu terimleri ezberledik. Modern ilişkiler kendi sözlüğünü oluşturdu ve yaşadığımız birçok duygusal karmaşanın bile yeni isimleri var. Bazen insanlar, yaşadıkları şeyin toksik olduğunu bile sosyal medyada karşılarına çıkan bir videodan sonra fark ediyor. Açıkçası, bazen ben de kendi kendime “Keşke bunları psikoloji derslerinde de konuşsaydık” diye düşünüyorum.</p>
<p>Çünkü günümüzde ilişkiler sadece “hoşlandım” ya da “ayrıldık” cümlelerinden ibaret değil. Artık belirsizliklerin, manipülasyonların ve duygusal karmaşaların da yeni isimleri var. Üstelik bu davranışların birçoğu sosyal medya çağında daha görünmez ama daha etkili hale geliyor. İnsanlar artık ilişkileri sadece yüz yüze değil; mesajlar, story görüntülemeleri, takipten çıkmalar ve anlık geri dönüşlerle deneyimliyor. Bu yüzden modern ilişkiler bazen duygulardan çok kafa karışıklığı yaratabiliyor.</p>
<h3>Breadcrumbing: Sevgi Kırıntılarıyla Yetinmek</h3>
<p>Breadcrumbing, yani “ekmek kırıntısı verme”, bir kişinin size tam anlamıyla yakınlık göstermeden küçük küçük ilgi kırıntıları bırakmasıdır. Bir gün yoğun ilgi gösterip ertesi gün ortadan kaybolmaları, tam uzaklaşacakken yeniden mesaj atmaları ya da sizi tamamen bırakmayacak kadar iletişim kurmaları buna örnek olabilir. Aslında burada oluşan şey, gerçek bir bağdan çok, bir belirsizlik döngüsüdür.</p>
<p>Ne yazık ki bu durum, özellikle çocukluk döneminde yeterince sevgi, ilgi veya duygusal güven hissedememiş kişiler için çok güçlü bir manipülasyon yöntemine dönüşebilir. Çünkü sevgiye aç büyüyen insanlar, bazen o küçük ilgi kırıntılarını bile büyük bir sevgi göstergesi gibi algılayabiliyor. Psikolojide “aralıklı ödüllendirme” olarak bilinen sistem, kişiyi en çok bağımlı hale getiren dinamiklerden biridir. Sevginin bazen var olup bazen geri çekilmesi, kişinin ilişkiye daha fazla tutunmasına neden olabilir. Kişi sürekli “Belki bu sefer gerçekten beni istiyordur” düşüncesiyle o döngünün içinde kalmaya devam eder.</p>
<p>Aslında birçok insanın ilişkide bağımlılık gibi hissettiği şey, çoğu zaman aşk değil, belirsizliğin yarattığı psikolojik beklenti olabilir. Oysa sağlıklı ilişkiler sürekli kafa karışıklığı yaratmaz. Sevgi, kırıntılarla değil, tutarlılıkla hissettirilir.</p>
<h3>Haunting: Gitmiş Gibi Yapıp Tam Gitmemek</h3>
<p>Bir de haunting var. Açıkçası bu terimi ilk duyduğumda biraz komik gelmişti. Bunu, sizi ghostlayan yani aniden hayatınızdan çıkan kişinin aylar sonra hiçbir şey olmamış gibi story’lerinizi izlemeye başlaması ya da sosyal medyada yeniden ortaya çıkması gibi düşünebiliriz. Kısacası; gitmiş ama tam olarak da gitmemiştir.</p>
<p>Bu durum birçok insanda kafa karışıklığı yaratabiliyor. Çünkü karşı taraf fiziksel olarak hayatınızda olmasa bile dijital olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Özellikle sosyal medya çağında ilişkilerin tamamen bitmesini zorlaştıran şeylerden biri de bu olabilir. Eskiden bir ilişki bittiğinde insanlar gerçekten hayatımızdan çıkardı. Şimdi ise bir kişinin fiziksel olarak gitmesi, dijital olarak da yok olduğu anlamına gelmiyor. Bazen tek bir story görüntülemesi bile insanların kafasında eski duyguları yeniden canlandırabiliyor.</p>
<p>Fakat burada önemli olan nokta şu: Bir kişinin sizi izlemesi, gerçekten duygusal olarak geri dönmek istediği anlamına gelmeyebilir. Bazı insanlar sadece hâlâ erişimleri olduğunu hissetmek için bunu yapabiliyorlar. Ve evet, bazen gerçekten musallat olmuş bir hayalet gibi hissettirebiliyor.</p>
<h3>Roaching: Tek Kişilik Sandığınız İlişki</h3>
<p>Bir diğer terim ise roaching. Roaching, flört ettiğiniz kişinin aslında aynı anda birden fazla kişiyle görüştüğünü sonradan öğrenmeniz anlamına geliyor. İsmini ise şu benzetmeden alıyor: Bir hamamböceği gördüğünüzde genelde etrafta başka hamamböcekleri de vardır. Biraz sert bir benzetme kabul ediyorum ama modern dating kültürünün yarattığı güvensizlik hissini oldukça iyi anlatıyor.</p>
<p>Buradaki en büyük problem çoğu zaman sadece “başka insanların olması” değil; şeffaflığın olmaması. Çünkü kişi kendisini özel ve tek sanarken, aslında tamamen farklı bir gerçeklikle karşılaşıyor. Özellikle dating uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar bazen ilişkileri derinleşecek bir bağ olarak değil, sürekli yeni seçeneklerin bulunduğu bir alan gibi görmeye başlayabiliyor. Bu da birçok kişinin tam anlamıyla bağ kurmasını zorlaştırabiliyor.</p>
<p>Roaching’e maruz kalan kişilerde değersizlik hissi, kıyaslanma duygusu ve güven problemleri ortaya çıkabiliyor. Çünkü kişi sadece karşı tarafı değil, kendi yeterliliğini de sorgulamaya başlayabiliyor.</p>
<h3>Sonuç Olarak…</h3>
<p>Modern ilişkilerde artık sadece duygular değil, belirsizlikler de normalleşiyor gibi görünüyor. Belki de modern ilişkilerin en yorucu tarafı tam olarak budur: İnsanlar artık bir ilişki içinde ne hissettiğinden çok, karşı tarafın ne hissettiğini çözmeye çalışıyor.</p>
<p>Fakat bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığını anlamanın en önemli yollarından biri, o ilişkinin size sürekli kaygı mı yoksa duygusal güven mi hissettirdiğine bakmak olabilir. Çünkü sevgi çoğu zaman kafa karışıklığı yaratmaz. Gerçek bağlar, sürekli çözmeye çalıştığınız bir bulmaca gibi hissettirmez.</p>
<p>Bir sonraki yazımda görüşene kadar kendinizi her türlü manipülasyondan korumanızı diliyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/modern-iliskilerin-bilinmeyen-terimleri-breadcrumbing-haunting-ve-roaching/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son Dakikacı Zihin: Neden Hep Erteliyoruz?</title>
		<link>https://psychologytimes.com.tr/son-dakikaci-zihin-neden-hep-erteliyoruz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=son-dakikaci-zihin-neden-hep-erteliyoruz</link>
					<comments>https://psychologytimes.com.tr/son-dakikaci-zihin-neden-hep-erteliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna Atmaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 22:50:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[⁠Zihin ve Davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psychologytimes.com.tr/?p=25971</guid>

					<description><![CDATA[“Bu işi bugün bitireceğim.” Sabah bu cümleyle uyanırız. Akşam olduğunda ise hâlâ aynı yerdeyizdir. Kahve içilmiş, sosyal medyada biraz gezinilmiş, oda toplanmış, hatta yapılacak iş dışında her şey yapılmıştır. Ve saat ilerledikçe içimizdeki stres artar. Tanıdık geliyor mu? Erteleme davranışı çoğu zaman tembellik olarak değerlendirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında erteleme, genellikle kaygı, mükemmeliyetçilik ve değerlendirilme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="1">“Bu işi bugün bitireceğim.”</p>
<p data-path-to-node="2">Sabah bu cümleyle uyanırız. Akşam olduğunda ise hâlâ aynı yerdeyizdir. Kahve içilmiş, sosyal medyada biraz gezinilmiş, oda toplanmış, hatta yapılacak iş dışında her şey yapılmıştır. Ve saat ilerledikçe içimizdeki stres artar. Tanıdık geliyor mu?</p>
<p data-path-to-node="3">Erteleme davranışı çoğu zaman tembellik olarak değerlendirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında erteleme, genellikle kaygı, mükemmeliyetçilik ve değerlendirilme korkusuyla ilişkilidir. Yani bir işi yapmaktan kaçınmamızın nedeni çoğu zaman “istememek” değil, “yeterince iyi yapamamaktan korkmak” ya da “fazla önemsemek”tir.</p>
<h2 data-path-to-node="5"><b data-path-to-node="5" data-index-in-node="0">Ertelemenin Arkasındaki Görünmeyen Nedenler</b></h2>
<p data-path-to-node="6">Birçok danışanımdan sıkça duyduğum bir cümle var: “Yapacağım ama henüz hazır hissetmiyorum.”</p>
<p data-path-to-node="7">Bu “hazır hissetme” beklentisi çoğu zaman hiç gelmez. Çünkü mükemmel zaman diye bir şey yoktur. Ertelemenin temelinde genellikle şu düşünceler yer alır:</p>
<ul data-path-to-node="8">
<li>
<p data-path-to-node="8,0,0">“Ya başarısız olursam?”</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,1,0">“Yeterince iyi yapamazsam?”</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,2,0">“Elalem ne der?”</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,3,0">“Başkaları benden daha iyi yapıyor.”</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,4,0">“Şimdi başlarsam kusurlarım ortaya çıkar.”</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="9">Bu düşünceler kişide kaygı yaratır. Beynimiz tehdit altında hissettiğinde, doğal olarak kaçınma davranışı geliştirir. İşte erteleme, bu kaçınmanın en sık görülen biçimlerinden biridir.</p>
<h2 data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Mükemmeliyetçilik: Fazla Önemsemenin Bedeli</b></h2>
<p data-path-to-node="12">Erteleyen kişilerin büyük bir kısmı aslında oldukça sorumluluk sahibidir. Yaptığı işin iyi olmasını ister, hatta bazen gereğinden fazla önemser. Ancak bu yüksek beklenti, kişiyi hareketsiz bırakır.</p>
<p data-path-to-node="13">“Mükemmel olmazsa yapmayayım” düşüncesi, zamanla “hiç başlamayayım”a dönüşür. <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="78">Mükemmeliyetçilik</b> çoğu zaman “iyi bir özellik” gibi görülse de, kişinin üretkenliğini ve özgüvenini zedeleyebilir. Çünkü hata yapma ihtimali, harekete geçmenin önüne geçer.</p>
<h2 data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">Beynimiz Neden Kolayı Seçer?</b></h2>
<p data-path-to-node="16">Beynimiz kısa vadede rahatlatan seçenekleri tercih etmeye programlıdır. Sosyal medyada gezinmek, dizi izlemek ya da küçük işler yapmak bize anlık rahatlama sağlar. Zor bir işe başlamak ise zihinsel enerji gerektirir.</p>
<p data-path-to-node="17">Bu nedenle beyin, “şimdi biraz rahatla, sonra yaparsın” mesajını verir. Ancak “sonra”, çoğu zaman gelmez. Erteleme kısa vadede rahatlatır, uzun vadede ise stres ve suçluluk yaratır.</p>
<h2 data-path-to-node="19"><b data-path-to-node="19" data-index-in-node="0">“Son Dakikada Daha İyiyim” İnancı</b></h2>
<p data-path-to-node="20">Bazı kişiler “Ben baskı altında daha iyi çalışırım” diyerek ertelemeyi savunur. Gerçekten de son anda motive olan insanlar vardır. Ancak bu durum çoğu zaman yoğun kaygı, uykusuzluk ve tükenmişlikle birlikte gelir.</p>
<p data-path-to-node="21">Son dakikada yapılan işler genellikle kişinin gerçek potansiyelini yansıtmaz. Sadece “yetiştirilmiş” olur.</p>
<h2 data-path-to-node="23"><b data-path-to-node="23" data-index-in-node="0">Ertelemeyi Azaltmak için Küçük Adımlar</b></h2>
<p data-path-to-node="24">Erteleme alışkanlığı değiştirilebilir. Bunun için büyük hedefler koymak yerine küçük adımlarla başlamak çok daha etkilidir.</p>
<ol start="1" data-path-to-node="25">
<li>
<p data-path-to-node="25,0,0">Mükemmel hissetmeyi beklemeyin. Motivasyon çoğu zaman başladıktan sonra gelir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="25,1,0">İşi parçalara ayırın. “Bitireceğim” yerine “10 dakika başlayacağım” demek daha gerçekçidir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="25,2,0">Kendinizle daha şefkatli konuşun. “Yine yapamadım” yerine “Deniyorum” demeyi öğrenin.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="25,3,0">15 dakika telefonu elinize almamayı deneyin. Küçük bir mola bile dikkatinizi toparlamaya yardımcı olabilir.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="25,4,0">Baby steps (bebek adımları) atın. Bir sayfa yazmak, bir mail atmak, 5 dakika odaklanmak… Hepsi ilerlemedir.</p>
</li>
</ol>
<h2 data-path-to-node="27"><b data-path-to-node="27" data-index-in-node="0">Sonuç: Başlamak Cesaret İster</b></h2>
<p data-path-to-node="28">Erteleme çoğu zaman isteksizlik değil, yetersizlik korkusunun sessiz bir yansımasıdır. İnsan, kendini güvende hissetmediği alanlarda geri durur. Ancak gelişim, konfor alanının dışında başlar.</p>
<p data-path-to-node="29">Birçok insan için “elalem ne der” düşüncesi, iç sesinden bile daha baskındır. Kendi ihtiyaçlarını, yorgunluğunu ve sınırlarını ikinci plana atar. Kendisiyle sert, başkalarıyla ise anlayışlıdır.</p>
<p data-path-to-node="30">Oysa psikolojik iyi oluşun temelinde <b data-path-to-node="30" data-index-in-node="37">öz-şefkat</b> vardır. İnsan, kendisine ne kadar anlayışlı yaklaşabiliyorsa, harekete geçmesi de o kadar kolaylaşır. Hata yapmaya izin veren bir zihin, ertelemeye daha az ihtiyaç duyar.</p>
<p data-path-to-node="31">Belki de asıl soru şudur: Biz mi hayatımızı yaşıyoruz, yoksa başkalarının beklentilerine göre mi şekilleniyoruz?</p>
<p data-path-to-node="32">Öz-şefkat, toplumsal baskı ve “elalem” düşüncesinin ruh sağlığımız üzerindeki etkisini ilerleyen zamanlarda daha detaylı konuşabiliriz. Eğer tekrar eden döngüleri bugün fark edebiliyorsanız, bu artık eski <b data-path-to-node="32" data-index-in-node="205">farkındalık</b> mekanizmanızın sizi yönetmediğini gösterir. Fark etmek, değişimin başlangıcıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psychologytimes.com.tr/son-dakikaci-zihin-neden-hep-erteliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
