Hiç fark ettiniz mi, başkalarına karşı olumsuz bir durumda ne kadar nazik ve anlayışlı olabiliyoruz? Fakat iş kendimize gelince acımasız bir eleştirmene dönüşebiliyoruz. Bir arkadaşımız hata yaptığında “Boş ver, olur öyle” diyebiliriz; ama aynı hatayı kendimiz yaptığımızda kendimize, “Nasıl böyle yaparsın?” diye yüklenebiliyoruz. Hayatın koşuşturmasında kendimize karşı nazik olmayı unutmak ne kadar kolay değil mi?
Oysa kendimize şefkat gösterebilmek, hem ruhsal hem de duygusal sağlığımız için vazgeçilmez bir beceridir. Psikolog Kristin Neff’in tanımına göre öz-şefkat, zorlandığımız, hata yaptığımız ya da yetersiz hissettiğimiz anlarda kendimize destek, anlayış ve nezaket gösterebilme becerisidir.
Öz-Şefkat Nedir?
Öz-şefkat, kendine acımak ya da sorunları görmezden gelmek değildir. Tam tersine, acıyı fark edip ona yargısız bir gözle bakabilmek ve bu süreçte kendimize nazik davranabilmektir. Peki, bu şefkati günlük yaşamımıza nasıl taşıyabiliriz? Gelin birlikte inceleyelim.
Öz-şefkatin kökenine baktığımızda, kavramın Budist felsefeye dayandığını görürüz. Budizm’de şefkat, yalnızca başkalarına değil, kendimize karşı da geliştirilmesi gereken temel bir erdemdir. Modern psikoloji de bu öğretiyi bilimsel araştırmalarla destekler; yapılan çalışmalar, öz-şefkatin depresyon ve kaygıyı azalttığını, stresle baş etme becerimizi güçlendirdiğini göstermektedir.
Yani öz-şefkat, yalnızca bir “iyi hissetme” yöntemi değil, aynı zamanda ruhsal dayanıklılığımızı artıran bir beceridir.
Öz-Şefkatin Üç Temel Bileşeni
-
Bilinçli farkındalık (mindfulness) – Duygularımızı bastırmadan, abartmadan ve yargılamadan o an ne hissettiğimizi fark etmek.
-
Ortak paydaşlık (common humanity) – Zorlukların yalnızca bize özgü olmadığını, herkesin hayatın doğal akışında benzer deneyimler yaşadığını bilmek. Bu farkındalık, yalnızlık hissini azaltır.
-
Kendine nazik davranış – Hata yaptığımızda veya zorlandığımızda kendimize en yakın dostumuza gösterdiğimiz sıcaklığı gösterebilmek.
Kendimize Karşı Nasıl Daha Şefkatli Olabiliriz?
-
Duygusal acının farkında olun: Onu bastırmak yerine kabul etmek iyileşmenin ilk adımıdır. “Üzgünüm ve bu normal” demek bile yükü hafifletebilir.
-
Sıcak bir tepki verin: Kendinize, bir arkadaşınıza göstereceğiniz şefkati gösterin.
-
Felaketleştirmeyin: Küçük bir hatayı dev bir sorun gibi görmek stresi artırır.
-
Hataları deneyim olarak görün: Başarısızlık, değerinizi belirlemez; sadece öğrenme fırsatıdır.
-
Yalnızlık hissini azaltın: Sıkıntılar, insan olmanın ortak deneyimidir.
-
Mindful bir bakış açısı kazanın: Anın farkında olmak gereksiz kaygılardan korur.
-
Eksik yönlerinizle yüzleşin: Bu, öz-eleştiriyi azaltır ve gelişim alanlarınızı görmenizi sağlar.
-
Kendinize yüklenmeyin: Kendimize karşı eleştirel olmanın hiçbir anlamı yok.
-
Nazik olmayı alışkanlık haline getirin: Zorlandığımız anda kendimize karşı daha nazik olabilmek iyileşme sürecini hızlandırır.
Unutmayın: İnsan olmak, acıyı beraberinde getirdiği gerçeğiyle yüzleşmeyi gerektirir. Ve eğer zor durumlarda kendimize karşı şefkatli davranamıyorsak, bu başkalarına da şefkat göstermemizi zorlaştırır.
Günlük hayattan bir örnek: Diyelim ki iş yerinde yaptığınız bir sunum istediğiniz gibi gitmedi. İç sesiniz hemen “Berbattın, çok kötü sundun” diye bağırabilir ve acımasızca kendinize karşı bir eleştiri tufanı oluşabilir. Oysa öz-şefkatli olarak bir yaklaşım sağladığınızda şöyle olur: “Bu sefer istediğim gibi olmadı ama bundan ders çıkarabilirim.” Böyle bir bakış açısı hem motivasyonunuzu korur hem de yeni denemeler için cesaretinizi artırır.
Öz-Şefkat, kusurlarımızı yok saymak değil; onlara rağmen kendimizi sevmeyi öğrenebilmektir. Kendimize karşı ne kadar sert olursak, hayatı o kadar ağır yaşarız. Kendimize nazik davranmayı öğrenebilmek, başkalarına da aynı sıcaklığı gösterebilmenin en güçlü yoludur.
Sizce de hayat kendimizle savaşmak için fazla kısa değil mi? Bence hepimiz kendimize şefkat göstermeyi ve sevmeyi öğrenebiliriz. Kendinize sarılmayı ihmal etmeyin…
Kaynakça
Atalay, Z. Şefkat. İnkılap Yayınevi, İstanbul, 2025
https://en.wikipedia.org/wiki/Self-compassion


